Merhaba

Kimse size ayrılık acısını geçirecek bir ilaç ya da hızlı çözüm söyleyemez. Böyle bir yöntem henüz bulunmadı. Ayrılık acısının bilinen tek çaresi zamandır.



Ancak ayrılık acısını tanıyıp, onu hayatınızda nasıl avantaja çevireceğinizi öğrenirseniz, yaşadıklarınıza fazlasıyla değer katmış olursunuz.

Ayrılık, duygusal bir değişim süreci yaşamanıza sebep olur. Bu acı, en şiddetli ruhsal sıkıntılardan biridir. Eğer bir ilişki bittiyse, yaşadığınız tüm kötü hislere rağmen; bu olayı lehinize çevirmelisiniz.İç dünyanızı düzenleme, duygularınızı yönlendirme ve bu durumu ruhsal bir aydınlanma olarak görme şansına sahipsiniz.

Yaşadığınız aşkın sonunda gelen bu acıyı, uzun süre hiçbir anlam katmadan çekmek ve geçen zamanı çöpe atmak istiyorsanız; yani “bana dokunma, zaten hayat boş, onsuz nefes alamam” gibi sözcüklerin arkasına sığınıp, boşa vakit kaybetmek istiyorsanız, muhtemelen bu yazı izin için bir anlam ifade etmeyecektir.

Ancak, ayrılığın da aşk gibi bir erdemi olduğuna inanıyor; her ne kadar yüreğiniz kanasa da, bir gün geçeceğini ve tekrar seveceğinizi biliyor; geçmişi ileride tebessüm ederek anmak istiyorsanız, okumaya devam edin!

İşe kabullenmekle başlayın! Ne yaşanmış ve paylaşılmış olursa olsun, bundan siz de keyif aldınız ki, bu güne kadar getirdiniz. Sizi gülümsetecek anıları cebinize koyun ve bu birikimin ne kadar değerli olduğunu kavrayın.

Kalbinizin birisini, sonunda acı çekebilecek kadar sevmiş olması, sevmeyi öğrendiğinize işaret eder ki, bu da diğer zenginliğinizdir.

Bir ilişki bitiyorsa, her iki tarafın da katkısı vardır. Bazen çok iyi niyetle yapılmış hareketler bile, karşı taraf için, size olduğu kadar büyük bir anlam içermeyebilir. İki yabancı insanın bir araya gelerek, hayatının bir kısmını birbirine adamış olması son derece büyüleyicidir. Fakat geçen zaman içinde, kişiler aynı uyuşmayı gösteremeyebilirler. İnsan dediğin değişir. Bir saat, bir gün, bir ay veya daha uzun bir süre içinde ama değişirler. Bu değişim süreci, fikirlerin, beğenilerin ve isteklerin de değişmesini içine aldığından, geçen vakit artık bu ilişkinin sürmesine izin vermemektedir. Bunun kendiniz için de bir hak olduğunu bilin.

Yapmanız gereken, tüm yaşadıklarınızı sandığınıza koyarak, içinden almanız gereken dersleri çıkarıp, gelecek hedeflerinize doğru adım atmaktır. Elbette bu süreçte ağlamaya, söylenmeye, saçmalamaya hakkınız var ancak unutmayın ki, ne kadar çabuk yaşamın rutinine dönerseniz, o kadar karlısınız.

Bu durumun mutlaka zamana ihtiyacı olduğunu kabul edeceksiniz. Ayrılık acısı da, diğer tüm acılar gibi, vakit geçtikçe soğuyup küllenecektir.



Eğer yaşadıklarınıza daha doğru gözlerle ve uzaktan bakmayı becerebilirseniz; bu ayrılıktan fazlasıyla karlı çıkacaksınız.

İlişkinin neden bittiğini düşünün. Muhtemelen karşı taraf sizden fazla hatalıydı. En azından şimdi böyle düşünüyorsunuz. Defterinize bu tarihi ve düşüncenizi not alın, bakalım ileride de aynı fikri savunuyor olacak mısınız?

Eğer, saçınızı süpürge ettiğinizi, ona kul köle olduğunuzu ama yine de yaranamadığınızı dile getirecekseniz; siz hatanın büyük kısmını üstünüze almaya hazır olmanız gerektiğini söylemem gerekir. Gerektiğinden fazla ödün vermek, abartılı fedakarlık, tüm iyi niyetinize rağmen, karşı tarafa şu mesajı verecektir: “Ben kişiliksiz biriyim!” Sizce kişiliği zayıf ve silik biri ne kadar süre sevilebilir?

Her istediğinizi yapan, çevrenizde sürekli köpek yavrusu gibi dolaşan, sevilmeye muhtaç ve sadece siz sevin diye hayatından, fikirlerinden ve kendinden vazgeçen birini, siz sever miydiniz yoksa ona acır mıydınız? Belki de içinizdeki acıma duygusu vicdanınızla karışıp, size kendini bir müddet sevgi gibi gösterirdi ama bir müddet..

İlişkilere bakış açıları, davranış biçimleri ve algılama türleri aynı olmadığından; sizin yaptığınız hareketleri, sizin gibi anlamasını beklemek, biraz havada kalan bir istek olacaktır. Bunu şöyle bir örnekle açıklarsam daha iyi olacak sanırım:

Bir apartman düşünün. Üçüncü katında sevdiğiniz kişi, dördüncü katında ise siz oturuyor olun. Her ikinize de camdan bakıp gördüğünüz manzarayı anlatmanızı istesem, mutlaka farklı bir tablo anlatırdınız. Sevdiğiniz kişi sokağa daha yakın olduğu için belki insanları ve mahalleyi tasvir eder, siz ise önünüzdeki binanın çatısı ütünden gördüğünüz denizi ve gün batımını anlatırsınız. Oysa aynı apartmanda oturuyordunuz, değil mi?

İşte, kadın ve erkeğin aynı olaya farklı bakmaları da buna benzer bir sebepten kaynaklanır. Ayrılığınızda bu detayları düşünün. İlişkide size ait hataları tespit edin. Onun kendiyle ilgili özeleştiride bulunup bulunmaması, onun sorunudur. Siz, kendiniz için elinizden gelenin en iyisini yapın. İleride yeniden sevip, bir ilişki yaşadığınızda, avantaja çevirdiğiniz bu ayrılık süreci için belki de teşekkür edeceksiniz.

Yaşadığımız her kötü şey, aslında kötü olmayabilir. Bunu düzenlemek ve sizin için en faydalı hale getirmek, yine sizin elinizdedir. Hepsinin toplamında şunu unutmayın: “Bir sevgiliyi kaybetmek elbette acı vericidir ancak hiçbir zaman sevginin kendini kaybetmek kadar büyük bir zarar olamaz!”

Candan Ünal