Merhaba
Tarihi biraz gecmis olsa da sonderece onemli bir yazi olugunu dusunerek
Foruma ekliyorum.

Mekkeden cikan ordunun basindaki zamanin arabasi olan
Develerden birinin uzerinde Aise ra vardi.
Ve Halifa Ali ra taraftarlariyla savasa gidiyordu.

Konu ile baglantisi:Islamda kadin araba kullanir/kullanamaz.

Herhalde bugunku Mekkenin erkekleri soyle bir defans yapmazlar.
"Aise anamizin devesini ozel soforu kullaniyordu"
Yoksa derler mi?.................
Arap devrimleri, Suriye'de yaşanan huzursuzluklar, Türkiye'de yapılan seçimler… Tüm bu hengamenin arasında unutulan yine her zamanki gibi tek bir kesim var: Kadınlar. 17 haziran'da Suudi Arabistan'da başlayacak olan protesto dalgası kimsenin gündeminde değil. Siyasetin 'ataerkil' doğasında, kadınların varlığı yazık ki ikinci plana atılıyor. Her seferınde 'şimdi olmaz, daha önemli meseleler var' diyerek geçiştiriliyor onların talepleri. Oysa Onlar, var olma savaşı veriyor. Oyunu erkeklerin yazdığı, kuralları onların belirlediği bir dünyada, 'biz de varız!' demeye çalışıyor kadınlar... İşte Suudi Arabistan'da 17 Haziran bu nedenle önemli. Çoğu insan için sıradan bir gün olan bu tarih, Suudi kadınlar için belki de bir milad.. Onlar aylardır bu gün için hazırlanıyor. Herkesin gözü kulağı başka başka yerlerdeyken Onlar, mücadeleye sessizce ve yılmadan devam ediyor..

Kimilerine göre son derece ve hala basit bir mesele de olsa, Suudi Arabistan'da kadınların araba kullanması yasak. Daha kötüsü, ulaşım araçları da erkeklere tahsis edildiğinden kadınlar onları da kullanamıyor. Kısaca sistem kadınlara 'evlerinde oturmalarını' öğütlüyor! Kadınların varlığına değil siyasette, trafikte dahi tahammül edemeyen ataerkil bir zihniyet... Toplumsal ve siyasi hayattaki gücünü ve hakimiyetini 'kadınları eve kapatarak' kurabilen, varlığını onların 'yok'luğuyla sağlayabilen aciz bir sistem… Daha acı olansa bunu yaparken İslamı alet etmesi... Var olan uygulamaların hepsi İslami bir kılıfa geçiriliyor ülkede. Böylece değil kadınların, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği keyfi kurallar ortaya çıkıyor. Bu kurallarsa ne yazık ki hep ve her zaman kadınları mağdur ediyor. Araba kullanma yasağı bunlardan en bariz'i ve aslında en 'basit'i. Yasak gücünü, Suudi Arabistan'da dönemin en büyük dini otoritesi (grand mufti) Abdulaziz Bin Baz'ın 1990'dan sonra verdiği bir fetvadan alıyor. Buna göre kadınlar, ''yeryüzüne fitne ve fesat yayan tehlikeli varlıklar.'' Araba kullanmaları, ya da aslında yalnızca evden çıkmaları bile, 'fitne ve fesadın topluma yayılması' demek. Kadınların araba kullanması, 'çok daha kötü ve tehlikeli aşamaları beraberinde getirecek olan sembolik bir adım.' İşte bu fetva, islamın yanlış ve tehlikeli ellere geçtiğinde ne kadar zarar görebileceğini, özünden ne kadar uzaklaşabileceğini açık ve acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu hastalıklı sistem, yazık ki hem islamı zehirliyor, hem de kadınlara hayatı zindan ediyor..

Aslında 17 Haziran, sisteme başkaldıran kadınların ilk atağı değil. Araba kullanma yasağını protesto etmek için daha önce de birçok eylem yapıldı ülkede. Fakat bu denli büyüğü ve kapsamlısı ilk kez olacak. Kadınların araba kullanmasını teşvik etmek ve onları güçlendirmek amacı ile başlatılan 'Women2Drive' kampanyası, sosyal medyada büyük destek ve katılım görüyor. İnternet ortamındaki rakamlar caddelere de yansırsa, 17 Haziran günü binlerce kadını direksiyon başında göreceğiz. Fakat bunun çok kolay bir şekilde gerçekleşeceğini, kadınların rahatça araba kullanacağını söylemek zor. Nitekim 17 haziran tarihi yaklaştıkça artan tutuklama ve sindirme operasyonları, yaşanacaklar hakkında ipucu veriyor. Yalnızca mayıs başından bugüne Suudi Arabistan'da onlarca kadın tutuklandı ve göz altına alındı. Bunlardan belki de en önemlisi Mana El Şerif'ti. Kampanyanın en aktif isimlerinden biri olan ve 'büyük gün'e kadar kadınlara direksiyon dersleri veren Şerif, bir sosyal paylaşım sitesine koyduğu videodan ötürü 21 mayısta tutuklandı. Serbest bırakılmasının ardından 'toplumun düzenini bozduğu' gerekçesiyle bir kez daha tutuklandı ve on gün göz altında tutuldu. Ardından 'bir daha benzer bir eylemi yapmayacağına dair' bir belge imzalayarak serbest bırakıldı! Ne yazık kı Şerif yaşadığı bu zor dönem sonrası kampanyadan çekilmek zorunda kaldı. Ancak binlerce hemcinsi 'yol'una devam ediyor...

Sosyal medyada 17 Haziran için hazırlanan tek grup kadınlar değil! Suudi erkekler de araba kullanmak için sokaklara dökülecek binlerce kadına karşı örgütlenmiş durumda! 'İqal Kampanyası' adı altında erkekleri bir araya getiren bu hareket, kadınlar taleplerinden vazgeçene kadar onlara fiziksel olarak zarar verme üzerine kurulu. Binlerce destekçisi olan kampanyanın sloganı, ''direksiyon başına geçerlerse onlara vurun!'' şeklinde. Hatta bir arap gazetesinin verdiği bilgiye göre kampanya gereği cop ve sopa satışları son aylarda artış gösterdi. Yani Suudi erkekler, resmen kadınları 'dövmeye' hazırlanıyor!

Tüm bunlar aslında çok da şaşırtıcı gelişmeler değil; Suudi Arabistan'da tarih tekerrür ediyor. 1990 yılında da büyük bir protesto düzenlenmiş, ve ardından günümüzdekine benzer olaylar yaşanmıştı. O zaman da Suad El Mana önderliğindeki 47 kadın, 6 kasım sabahı Riyad caddelerinde araba kullanmış, sonrasında Mana El Şerif'in yaşadıklarından çok da farklı olmayan bir tabloyla karşı karşıya kalmıştı. Olayın kahramanı 47 kadın, yalnızca göz altına alınmakla kalmamış, işlerinden de çıkarılmış ve toplumun büyük saldırısına maruz kalmıştı. Cami duvarlarına isimleri asılan, aleyhlerinde cuma vaazları verilen bu kadınlar, kendi ülkelerinde adeta lanetlenmişti. Geçen sene tanışma şansı yakaladığım Suad El Mana bana hikayesini anlatırken, 90'lı yıllarda yaşanan bir hikayeyi dinlediğimi sandım. Bugün, olaydan tam 21 sene sonra Suudi Arabistan'ın hala aynı yerde olduğunu gördüm ve O'nu bir kez daha andım. Suudi Arabistan'da birşeylerin değişmesinin ne kadar sancılı ve zaman alıcı olduğunu söylediğinde ne demek istediğini şimdi anlıyorum. Bu yazı, o devrimci 47 kadına, ve 17 haziranda 'var olma savaşı verecek olan binlercesine' gelsin. Kadınların araba kullanma talebini 'şımarıklık' olarak gören, çok daha önemli meselelerin olduğu bir zamanda bu konuyu tartışmanın yersiz olduğunu söyleyen erkeklere de bir hatırlatma yapalım: Evet, haklısınız! İnanın bu tartışmanın ne yeri ne de zamanı.. 21. yüzyılda, sizler uzaya çıkarken, hala kadınların araba kullanmasını tartışıyor olmamız utanç verici.. Bu meseleyi konuşmak için çok ama çok geç.. Ama lütfen, bir kez olsun sağa çekin, ve asırlardır oturduğunuz şoför koltuğunu bırakın. Şunu unutmayın ki, kadınlar hiçbir alanda 'arka koltuğa' mahkum değil...

Feyza Gümüşlüoğlu
haber@timeturk.com