Enaniyet Sonucu Oluşan Tavır Bozuklukları


Enaniyet hastalığına kapılan bir kişi hangi tavırları deşifre eder?


Bir kısmı masum gibi görünen bu tavırlar insana ne gibi zararlar verir?


Enaniyetli bir insan hatalı tavırlardan nasıl kurtulabilir?


Enaniyet şeytanın en belirgin karakteridir. Enaniyetli insanlar her zaman en seçkin, en farklı, en güçlü, en üstün, en dikkat çeken kişi olmak isterler. Ancak enaniyetli bir tavrın insanlar üzerinde olumsuz bir etki uyandıracağını, doğal bir öfkeye sebep olacağını bildiklerinden şeytani bir zekayla davranışlarını kontrol altında tutmaya çalışırlar. Bu tip kişiler insanların rızasına son derece önem verdikleri için, onların beğenisini kaybetmemek amacıyla mütevazı bir tavır göstermeye çalışırlar. Oysa tüm sapkınlıkların ve azgınlıkların kökeni olan enaniyetlerini ne kadar saklamaya çalışsalar da bazı karakter özellikleri ile kendilerini belli ederler.

1-Kendi Akıllarını Beğenmeleri

Kendi aklını beğenen insanların özelliklerinden biri "bence" ile başlayan ve "ben bilirim" üslubu altında kibir taşıyan cümlelerdir. Aslında bu tür cümlelerin altında yatan düşünce genellikle karşısındakine kendi fikrinin doğru olduğunu zorla kabul ettirme çabasıdır. Bu insanlar gerçekte son derece bozuk mantık örgülerine sahip oldukları halde karşısındakilere mutlaka düşüncelerini kabul ettirmek için tartışmaya girer, bu uğurda küser, darılır ve çocuklanırlar.

Şeytan Takipçilerini Azaba Sürükler

Bir insanın ilgi çekme çabası, Kuran ahlakına hiçbir şekilde uymadığı ve şeytani fikirlere dayandığı için hiçbir zaman istenilen sonuçları vermeyecektir. Aksine nefsin destekçisi olan, insanlara kötülüğü ve çirkin davranışları emretmekle görevli olan şeytan, iman etmeyen ya da zayıf imanlı insanlara fısıldadığı bu tavırlar ile kendisi gibi, kendisine uyan insanları da cehennem azabına sürükler. Bu tür kişilerin içine düştükleri zavallı durumu Yüce Allah bir Kuran ayetinde şöyle haber verir:

"Dinlerini bir oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla hatırlat ki, bir nefis kendi kazandıkları ile helake düşmesin; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar kazandıkları dolayısıyla helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azap vardır." (En'am Suresi, 70)

2- Kendi Prensiplerinin Olması

Enaniyetli insanlar, tüm hayatlarını Allah rızasının olmadığı birtakım ideolojiler üzerine kurarlar ve buna 'hayat felsefesi' adını verirler. Bu ideolojilerinin doğru olduğuna ve kendilerinin asla hata yapmayacaklarına öylesine inanmışlardır ki sonunda onlara doğrular gösterildiğinde dahi enaniyetlerinden dolayı bu ideolojilerinden ve hayat felsefelerinden vazgeçmezler. Konunun daha iyi anlaşılması için kitlesel bir örnek vermek gerekirse, evrimciler bu tür hayat felsefelerine körü körüne inanan grupların başında gelirler. Tüm kanıtlar canlılarda evrimin olmadığını göstermesine ve çoğu evrimci de bu gerçeği itiraf etmesine rağmen enaniyetlerinden dolayı Allah'ın varlığını ve O'ndan başka İlah olmadığını kabul etmek istemezler. Oysa Yüce Allah bir Kuran ayetinde bu tür enaniyetli kişilerin cehenneme boyun bükmüş kişiler olarak sürüleceklerini şöyle bildirir:

"Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir." (Mümin Suresi, 60)

3- Övünmeleri

Enaniyetli insanların gözlerinde büyüttükleri, gurur meselesi yaptıkları zenginlik, güzellik, mevki, eğitim durumu, kültür, mal ve çocuklar gibi birçok konu vardır. Söz konusu kişiler bu konuları sık sık gündeme getirip kendi aralarında bir övünme aracı olarak kullanırlar. Ancak sahip oldukları herşey, Allah'ın kendileri için belirlediği kaderleri doğrultusunda gelişmektedir. Bundan dolayı gurura kapılmak, gerçekte haksız yere büyüklenmek olur. Çünkü sahip oldukları herşeyi onlara Yüce Allah bir imtihan konusu olarak vermektedir. Ahirette de hepsinden tek tek hesaba çekileceklerdir. Bir ayette bu tür kimseler şöyle haber verilir:

"Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, 'bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar." (Nisa Suresi, 49)

4- İlgi Çekmeye Çalışmaları

Enaniyetli insanlar toplum içinde değer kazanmak için açık açık "Ben bundan daha iyisine layığım", "Bana herkesten fazla sevgi gösterilsin, herkesten daha üstün olduğum hissettirilsin" gibi ifadelerle bu düşüncelerini dile getirmezler. Ancak değişik hayat tarzları, farklı konuşma üslupları kullanır veya gençliklerini, güzelliklerini, zenginliklerini, iyi eğitim gördüklerini, yabancı dil bildiklerini hareket ve konuşmalarına yansıtarak kendilerini diğer insanlardan farklı göstermeye çalışırlar. Oysa asıl beğenisi kazanılacak ve hoşnut edilecek tek varlık Yüce Allah'tır. Ancak bu kimseler insanların ilgisini çekmeyi ve onların sevgisini kazanmayı amaç edinirler. Aslında bu kendi nefislerinin kıskançlık ve kibirini tatmin etmek için kullandıkları bir acizlik göstergesidir. Şeytan, kendi nefsini ilah edinen (Yüce Allah'ı tenzih ederiz.) bu insanları bu gizli yöntemle etkilemektedir. Çünkü şeytan bu biçimde ilgi çekmeye çalışan insanları sadece insanların beğenisini kazanacak davranışlar geliştirmeye yönlendirir. Onları Allah'ı düşünmekten alıkoyar, Allah'ın hoşnut olacağı Kuran ahlakından uzak yaşamaları konusunda onlara telkinlerde bulunur.

5- Hata Yapmaktan Korkmaları

Enaniyetli insanların sahip oldukları büyüklük gururu, hata yapınca küçük düşecekleri, insanların gözünde değer kaybedecekleri düşüncesini doğurmuştur. Bu nedenle kendilerini her türlü hatadan soyutlamaya çalışır, hiçbir hatayı kendilerine yakıştırmaz, kabul etmez, asla hata yapmayacaklarını düşünürler. Bu tutumları ile sürekli negatif bir hava oluşturdukları için de, kimse yanlarında rahat edemez; herkes onlarla beraber olmaktan huzursuzluk duyar.

Müminler ise Allah'a karşı acizliklerini bildikleri ve dünyada onlara verilen eksiklikleri kabul ettikleri için hata yapmaktan korkmazlar. Büyüklük iddiası ile ortaya çıkmadıkları için eksiklikleri, yanlışları olması onları etkilemez, kusur işlediklerinde ya da kendilerine hataları söylendiğinde hemen boyun eğer ve Allah'tan bağışlanma dilerler. Çünkü insanlara karşı "prestijlerini korumak" gibi bir endişeleri yoktur; tek amaçları Allah'a kul olmak, O'nu razı etmektir. Yüce Allah Kuran'da müminlere şöyle dua etmelerini emreder:

"... Rabbimiz, unuttuklarımızdan ya da yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et." (Bakara Suresi, 286)

6-Eleştirilmekten Hoşlanmamaları

Eleştirilmek, kibirli ve gururlu insanların hiç hoşlanmadıkları bir durumdur. Bu tip insanlara eleştiri yapıldığında prestijlerini kaybetme endişesiyle mimiklerinin doğallığı bozulur, ses tonlarında ani iniş çıkışlara rastlanır, doğal hallerinde bulunmayan "tikler" ortaya çıkar. Bu hal içerisinde rahatlığı, huzuru bir türlü yakalayamazlar. Enaniyet sahiplerinin aksine müminler ise, kendilerine özellikle ayetlerle bir hatırlatma yapıldığında hemen boyun eğerler. Nitekim Secde Suresi'nde müminlerin bu özelliği imanın bir göstergesi olarak bildirilmiştir:

"Bizim ayetlerimize, ancak onlarla kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayanlar iman eder." (Secde Suresi, 15)

7- Aşağılık Kompleksi İçinde Olmaları

Enaniyet her zaman gurur ve büyüklenme olarak düşünülmesine rağmen gerçekte aşağılık kompleksi veya eziklik de bir enaniyet göstergesidir. Bu tip insanlar kendilerini sürekli olarak diğer insanlardan daha aşağı konumda görür ve bunun ezikliğini yaşarlar. Aslında bu da kendine benlik vermenin bir çeşididir. Çünkü güzel olmadığını, fakir olduğunu düşünen kişi kendisinde var olan bu eksikliğin yine kendinde olan bir özellikten kaynaklandığını zannederek bunu bir eksiklik ve bir kusur olarak görür. Bunu düşünürken aslında tüm bunları verenin Yüce Allah olduğunu unutur. Müminler ise Allah'ın verdiğine her zaman razı olurlar ve fiziki özelliklerini ne eziklik ne de enaniyet konusu yaparlar. Bedenlerinin, mallarının gerçek sahibinin Allah olduğunu, bunlarla denendiklerini, önemli olanın insanın ruhu ve Yüce Allah'a olan samimi yakınlığı olduğunu bilirler.

8- Sonuç: Enaniyet Şeytanın Özelliğidir

Kibir şeytanın en önemli özelliklerinden biridir. Allah'ın huzurundan da kibiri ve itaatsizliği yüzünden kovulmuştur. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

"Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. (Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?"" (Sad Suresi, 74-75)

Şeytan, bu hastalığını insanlara bulaştırmak ve mümkün olduğu kadar çok insanı Allah'ın yolundan saptırıp kendisiyle birlikte cehenneme sürüklemek ister. İnsanları cehenneme sürüklemek için onların nefislerindeki büyüklenme arzusunu kullanarak yaklaşır. Bu hastalığa yakalanan bir kimsenin aklı örtülür, şuuru kapanır ve Allah'ın dosdoğru yolundan uzaklaşır.

İnsanın, şeytanın vasfı olan kibirden kurtulması, "kovulmuş şeytandan Allah'a sığınması", Allah'ın sonsuz gücünü düşünüp kavraması, bu güç karşısında kendi küçüklüğünü, acizliğini anlaması ve Allah'a duyduğu saygı dolu korkunun artması ile mümkündür.

İşte bu insanlar Kuran'da bildirilen "temiz akıl sahipleri" olan müminlerdir. Allah onlara "doğruyu yanlıştan ayıran bir anlayış" vermiştir (Enfal Suresi, 29). Bu anlayış ile müminler, dünya hayatının çok kısa olduğunu, ahiret için, cennete kavuşmak için hazırlık yapmaları gerektiğini fark ederler. Böylece nefislerindeki büyüklenme arzusunu da tamamen engeller, Allah'ın izniyle şeytanın enaniyetinden arınırlar. (makale harun yahya)