Merhaba



Değişim rüzgarları esmekte. Buna ister "yeni çağ", ister "aydınlanma çağı" deyin, ne derseniz deyin - ama kesin olan birşey var: gerek ABD'de gerekse dünyada, holografi ve holografik prensipler toplumsal bilinçte giderek yerleşmeye başlıyor.

Yörelere mahsus geleneksel kültürel felsefeler giderek yerlerini holografik "model"e bırakmakta. Hologramın kendisi bir gerçek modeli hizmeti görmekte.

Bu teoriler ve kavramların kökü Amerika'nın Batı Kıyısında 1950 ve 60'larda filizlenmeye başladı. O dönemin sanatçıları, şairleri ve filozofları holografik modelin ilk savunucularıydı. Çoğu Doğu felsefelerine (ki bu akımın asıl köküdür) inanıyordu. Bu bir "pop" kültürü değil, avangard ve bohem kültürün karmasıydı. Düşünenlerden oluşuyordu.

Bahsettiğimiz bu fikir ve felsefeler nelerdir? Bazıları buna birbirimizle ve evrenle olan ilişkimizin farkına varmak diyorlar. Kesintisiz bir bütün. Bölünmüş düşünce yöntemlerimizde bir değişim. Hiç bir hareketin diğer herşeyi etkilemeden yapılamayacağı fikri... A ve B noktaları arasında yer ve zaman olmaksızın bir bağlantı oluşması.

Bu fikirlerin çoğunu anlatabilmek için bir izah modeli olarak hologram kullanılmaktadır. Bir hologramın bir sürü parçaya ayrılabilmesi, yine de her parçanın resmin tamamını gösteriyor olması fiziksel bir anlatım şekli olarak çok başarılı.

Bir fikir de beynin işleme şeklinin holografik olduğunu söylemekte. Beyin tüm verileri, özellikle anıları, tüm yaşamı boyunca depolar. Arasından bir bölümü çıkartmak sadece tüm resmi "karaltır", bir kısmını yok etmez. Her tür deneyimimiz, katı nesneler dahil, atomlara, bunun da altında frekanslara veya titreşimlere indirgenebilir. Beyin bu frekansları yorumlar ve matematiksel olarak "katı" gerçek olarak yeniden yapılandırır.

Holografik teoriye göre, A noktasından B noktasına giderken, ikisi arasındaki yer ve zamanı geçmek zorunda kalmıyor olmak şu fikre yol açtı: Telepatide iki özne arasında transfer edilen enerjinin saptanamıyor olmasının sebebi, telepatinin gerçekleştiği boyutta fiziksel bir yerden geçme zorunluluğu zaten kalmayışıdır.

Deneyler "temel parçacıkların" birbirleri ile anında çok büyük mesafelerden iletişim kurma yeteneğinin olduğunu göstermektedir. Günümüzde artık son derece sarsıcı olmayan bu tek bulgu, belki de 20.yüzyılın en önemli keşfi olabilir. Bunu bize zaman gösterecek.

Frank De FREITAS Çeviri: Leyla BROWNE

WebNaturel