Kadının üzerindeki esas sömürü çarkı birinci dünya savaşından sonra başlar. Burjuvazi gereksinimi olan işgücü açığını kapatmak için kadını da çalışma yaş***** katarak sömürüyü iki misline çıkartmıştır. O güne kadar evde oturup çocuk yapan, ev işinden sorumlu olan kadın, bir anda kendisini fabrika dişlileri arasında buluvermiştir. Tüm gün fabrikada çalışan kadın akşam tükenmiş vaziyette evine geldiğinde bu seferde ev işlerinde çalışmaya başlamıştır. Bu durum bu günde farklı değil. Üstelik katmerleşerek artmıştır. Kadınlar genel olarak erkeklerle aynı işleri yapmasına rağmen, erkekler kadar ücret alamamakta.İşletme yönetimlerinde, politikada söz sahibi olamamaktadırlar. Bu cinsiyet ayırımı tüm dünyada böyle olmakla birlikte, bizim gibi geri bıraktırılmış ülkelerde daha bariz biçimde görülmektedir.

Evde baba-koca, işyerinde patron

Tekstil atölyelerinde çalışan kadınların çilesi akşam eve geldiklerinde de bitmiyor, aynı sömürü evde de sürüyor Kadın işçilerinin dertleri, paydos ziliyle bitmiyor hiçbir zaman. Ev işleri, çocukların bakımı, yemek, ev temizliği de mesaiye dahil. Sabah atölyede başlayan sömürünün ağırlığı, akşam ev işleriyle birleşince daha da çökertiyor kadının omuzlarını. “Fabrikada çalıştığımız yetmiyormuş gibi bir de eve gidince çalışıyoruz” diyen kadın işçilerin çoğu sigortasız çalışıyor. Asgari ücret civarında aldıkları ücretlerle ailelerini geçindirmeye çalışan işçiler, hiçbir sosyal haklarının olmadığını, iş güvencelerinin patronların iki dudakları arasında olduğunu anlatıyorlar.

Kadın Bedeninin Sömürüsü Üzerine...

Tarihçesi Üzerine…

Tarih sahnesi sınıflı toplumları bağrında yaşatmaya başladığı andan itibaren kadının yüzyıllar boyunca süren, ezme-ezilme ilişkisine dayanmayan egemenliği son bulmuş, yerini mülkiyet ilişkilerine bırakan ve erkeğin kadını ezdiği, mülk edindiği ve hâkimiyet kurabildiği bir düzene terk etmiştir. Sınıflı toplumların ilk köleleri kadınlar olmuş, kadının ise önce bedeni köleleştirilmiştir. Kadın bedeni aynı zamanda erkeğin egemen zihniyetin de bir zevk aracı olarak görülmüş, kadının cinsel kimliği erkek egemen zihniyetin beğenileri üzerinden şekillenerek kadına günümüze kadar gelen toplumsal roller biçilmiştir. İki tür kadın var edilmiştir toplumsal hayat İçinde: iyi kadın ve kötü kadın. İyi kadın Erkeğinin sözüne itaat eden, sadece Erkeğine ait olan, erkeğinin çocuklarına ve Erkeğine en iyi şekilde bakan kadın, kötü Kadın yine erkek zihniyetine itaat eden ama iyi kadınlardan farkı şehveti ve zevki Erkeğin beğenisine sunan kadındır. Her iki Kadının ortak yanı ise erkek egemen ideolojinin Hizmetine sunulur olabilmesinden gelmektedir. Kadın bedenin cinsel zevk Aracı olarak köleleştirilmesi tarih sahnesinde Her zaman yerini bulmuş ve erkek Egemen ideoloji kadın bedeninin cinsel Sömürüsünü dönemine uygun kılıflara Kurtuluş büründürerek toplum nezdinde kendi meşrutiyetini sağlamıştır. Bu kılıf bazen geleneklere dayanarak evlik nedeniyle alınan başlık parası olmuş, bazen egemen ve iktidar olmanın avantajları (derebeylik dönemlerin de derebeylerinin ilk gece hakkı) kadın bedenini kullanma hakkı doğurmuş, bazen de ekonomik-ticari kar elde etme kaygıları ile mal ve mülkün birleşmesi uğruna yine evlilik yoluyla kadın bedenin alınıp-satılır bir mal haline getirilmiş, en vahşi ve çıplak olanı ise hiçbir kılıf ihtiyacı olmaksızın kadın bedenin satılıyor ve üzerinden direk kar elde edilmesinde kendini bulmuştur. Hangi tarihsel dönem de ve hangi biçim de yaşanırsa yaşansın tüm tarihsel zamanlar kendini kadın bedenin sömürüsü üzerinde kurgulamıştır. Antik Yunan çağında kadın bedenin cinsel istismarı üç kola ayrılmıştı. Kutsal, ücretli ve entelektüel "fuhuş". Kutsal olan tapınaklarda, ücretli olan genel evlerde, entelektüel olan ise üst düzey erkeklerin bulunduğu mekânlarda yapılırdı. Seks işçisi olan kadınlar toplumun diğer kadınlarından farklı giyinmek zorundaydılar.Hatta bu dönemde seks işçisi kadınların kalifiyeleşmesi için özel okullar bile açıldı. Yunan ordusu kendi ekonomik yapısına katkı sağlamak amacıyla devlet tarafından işletilen genelevler açıldı. Roma devletinde ise kadının durumu Yunan antik çağından farklı değildi. Eski Roma bağrında 32 bin kadını seks işçisi olarak yaşatıyordu. İÖ 180 yılında ilk çalışma belgesi ise Roma Devleti tarafından verildi. Kıta Avrupa'sında ise dağınık ve gizli yapılan kadın ticaretini kontrol altına almak ve bundan nemalanmak ilk olarak kiliselerin keşfiydi. Derebeylik dönemlerinde köylülerin mülkü hatta kişisel hakları bile derebeylerine ait sayılırken, kadının üzerindeki hakkı ise tartışmasızdı. Bu hakkı derebeyi olmaktan gelirdi, orta çağda her şey ama önce kadınlar derebeylerine aitti. Derebeyleri tutsakların ve yanında çalışanlarının üzerinde sınırsız etkisi bulunuyordu. On sekiz yaşına gelmiş erkekler ve on dört yaşına gelmiş kızları evlendirmek derebeyinin hakkı idi. Evlenecek çiftleri derebeyi seçerdi.Evlenen çiftlerde ilk gece hakkı derebeylerinin olur, izin verirse yakın adamlarına da bu hakkı tanırdı. Köylüler bu haktan ancak vergi ödeyerek (kızlık vergisi, yatak vergisi) kurtulabilirlerdi. şehirlerin meydana gelmesiyle buralar da yoğun bir insan gücüne ihtiyaç duyulmaya başlanır. Özellikle derebeylerin zulmünden kaçan yoksul köylüler ve tutsakların şehirde yaşaması için başlangıçta birçok kolaylıklar sağlanır. Çok kıssa bir zaman da şehirler köylüler ve tutsaklar tarafından doldurulur. Bir süre sonra olumlu gibi gözüken bu durum tersine dönecektir. Şehirlerde yaşayan eski zanaatçılar bu durumdan hoşnut olmazlar ve hükümete bu konuda baskılar yapılır. Yoksul köylülere ve tutsaklara tanınan avantajlar bir anda geri alınır. Hükümetçe yeni gelenlere karşı setler yapılır, yeni iş kurmak isteyenlere ağır vergiler getirilir, konut hakları kaldırılır.Köylüler ve tutsaklar derebeyi ve hükümetin zulmü arasında sıkışıp kalırlar. Derebeylerinin yanında çalışan tutsaklar serbest yaşayabilmek için dilenciliği, hırsızlığı ve ormanda yaşamayı tercih etmek zorun da kalarak serseriliğe itilirler. Bu yaşam tarzı ise şehirlerde ciddi bir huzursuzluk ve karmaşayı doğurur. Bu karmaşa ve kaosun bedelini öncelikli ve en ağır olarak kadınlar öder. Kadınlar sadece bu karmaşanın değil lüks, tembellik ve safahat içinde yaşayan papazların ve şövalyelerinde tehdidi altında kalırlar. Papazlar cinsel isteklerini kanun dışı ollarla karşılarlar. Bir dönem öyle bir hale gelir ki köylüler karılarını ve kızlarını korumak için bekâr papazları köylerine almak istemezler.Bu durum karşısın da papazlar ise köylülere 'metres vergisi' çıkartarak bu durumdan kurtulurlar.Manastırlar ise insani olmayan yollarla çocuk düşürmenin, cinayetlerin en yoğun yaşandığı yerler haline gelir. Bu durumu ise hiç kimse duymaz, bilmez ve görmez. Ortaçağ'da derebeylerinin, şövalyelerin kuralsız ve zorla kadın değiştirme zevki ve ahlaksızlığını şehirlerde yaygınlaşması ve derebeylerin zulmünden kaçan tutsaklar ve köylülerin şehirlerde oluşturduğu başıboş erkek topluluklarının oluşturabileceği riskler yeni bir kar kaynağının yani kadın ticaretinin yaygınlaşmasının en büyük bahanesi olarak tarih sayfasında yerini alır.Kurtuluş durumlarda ahlak zabıtası kesilir. Yoksul bir kızın duyguları üzerinden yaşadığı bir birlikteliği ise en acımasızca cezalandırabilir. Evli bir kadının çocuk düşürmesi ya da bir başka erkekle birlikte olması ise ölümle eş değerdir. Tarih artık kadın bedeninin cinselliğinin nasıl yavaş yavaş kurumsallaşarak ve toplumda meşrulaştırılarak hiçbir kılıf ihtiyacı duymadan en çıplak biçimde sömürülmesine tanıklık etmeye başlar.Kadın bedeninin cinselliğinin sömürülmesi her yeni toplumsal sistemde varlığını korumuş ve geliştirmiştir. Burjuva toplumunda da kadın bedenin sömürüsü daha da karmaşık, organize hale getirilerek varlığını sürdürür. Burjuva toplum da evlilik kurumu en kutsal birliktelik olarak görünürken, bu birliktelikte ise erkek cinsi her zaman ayrıcalıklarını korumuştur. Burjuva aydınları fuhuşu bir zorunluluk olarak Dr. F.F "İlerleyen uygarlık, fuhuşa, giderek daha zarif bir elbise giydiriyor. Ama fuhuş ancak kıyametle birlikte kalkacak" Prof. M.Rubner "Kadının fuhuşu her ulusta ve her dönemde vardır. Bunun önüne geçilemez.Çünkü fuhuş cinsel ihtiyacı karşılar. Hatta bazı kadınlarda doğuştan bu yetenek vardır…" Leipzig'in polis doktoru J.Kuehn "Fuhuş yalnız üstü örtülecek bir sorun değil, gerekli bir kurumdur. Namuslu kadınları aldatmaktan kurtarır, Erdemi korur." Dr. Severus "Fuhuşun devlet tarafından yönetimi, sosyalizme karşı bir çare ve burjuva sisteminin korunmasıdır". Dönemin burjuva aydınları kadın ticaretinin kendi sistemlerinin devamı için ne kadar gerekli olduğunu birebir itiraf ederken, var olan ahlak anlayışının ise ne kadar insanlık dışı olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadırlar. Bu fikirlerin sahipleri kendi sistemlerinin ve birebir kendilerine ait erkek dünyasının kadına sadece cinsel birobje, kar aracı olarak baktıklarının açıkça ifadesidir. Kapitalizm kadın bedeninin sömürüsünden elde edilen karın, kendi sistemine kazandırdığı "nimetlerin" o kadar farkındadır ki medyasından topluma ve tüm kurumlarını kadın ticaretinin devamını sağlayacak şekilde düzenlemiştir. Seks işçiliği 1970'lı yıllardan bu güne dünya çapında küresel bir endüstri haline gelmekle kalmadı, bu endüstrinin kolları, araçları, sunuluş biçimleri de bir hayli çeşitlendi. Kadın ve çocuk pornografisi, eskort servisleri, cep telefonu ve internet pornografisi, gibi iletişim-medya aracılığıyla insan yaşamının günlük hayatına tüm hücreleriyle nüfuz etmiştir. İşsizliğin ve açlığın baş gösterdiği ülkeler olmaktadır. Rusya, Moldova, Güney Asya, Lituanya, Tayland, Kombaçya, Brezilya vb. ülkeler kadın ticaretinin yoğunluklu yaşandığı yerler olarak dikkat çekiyor. İşsizliğin çok yoğun olduğu Brezilya'da evlilik ya da iş bulma vadiyle kadınlar yurtdışına çıkartılarak kadın ticareti zincirine ekleniyor. Avrupa'da 75.000,Latin Amerika'da 5000, Amerika'da 900 Tayland'a ise çocuk seks köleliği ön plana çıkıyor. Birçok ülkeden Tayland'a seks turizmi düzenleniyor.Tayland en önemli ve tek geliri sayılabilecek ekonomik gelirini ise kadın ve çocuk bedenin sömürüsü üzerinden sağlıyor. GSMH yaklaşık %15, devlet bütçesinin ise %60 kadın ve çocuk bedenin cinsel sömürüsü üzerinden sağlanıyor. Bu durum ise tüm dinler tarafından kutsanan cennet kavramını Tayland'a yakıştırıyor. Kadın ve çocuk seks cenneti… Unıcef açıklamalarına göre çocuk pornografisi ve çocuk bedeninin cinsel sömürüsü üzerinden dünya geneli 6 milyar Euro gelir elde ediyor. Avrupa da 200 bin kadının seks ticaretinde kullanıldığı tahmin ediliyor. Bu kadınların birçoğu ise üçüncü dünya ülkelerinden çeşitli yollarla kandırılarak getiriliyor. Almanya gibi gelişmiş bir ülke ise kadın ticaretini suç olmaktan çıkartan yasalar yürürlüğe koyuyor. Hatta işsiz kadınlara iş imkânı olarak kadın ticareti yapan evler gösteriliyor. Fuhuşun Almanya'ya bıraktığı kar ise 14 milyar Euro olduğu sadece tahmin edilebiliyor. Her yıl Almanya'dan 400 bin Alman seks turizmine katılmak için yurt dışına çıkıyor.Türkiye, Arnavutluk İtalya gibi ülkeler de daha çok uluslar arası kadın ticaretinin geçiş noktaları olarak kullanılıyor Türkiye'ye 2000-2001 yılları arasında Rus Mafyası tarafından 120 bin kadın gönderiliyor. Sadece 2000 yılında bu kadınlar İstanbul'da 3 milyar dolar gelir elde ediyor. Bu geliri ise Rus Mafyasına aktarıyor…



Nasıl Yapmalı? Yazımızın başın da bahsettiğimiz gibi kadının cinsel sömürüsünün tarihi; özel mülkiyetin, sınıflı toplumların, ataerkilliğin tarihidir. Tarih boyunca ortaya çıkan ve ezen-ezilen ilişkisi üzerine kurulu tüm toplumsal sistemler kadın cinsinin ikincilliğini ve bu ikincilliğin yarattığı ezilmişliği beslemekle kalmamış, var oluşlarının temellerinden birini de kadın cinsinin ezilmişliği üzerine kurmuştur. Kapitalizmin "modern zamanları"na dışarıdan bakanlar kadının da erkekle eşit haklara sahip olduğunu, eğer isterse erkekler kadar özgür yaşayabileceğini beyinlerimize kazımaya çalışsa da, yukarıdaki örneklerde yoruma yer vermeksizin kapitalizmin kadına bakışını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Yapılan önlemler, önlem olmanın ötesine geçmezken seks cenneti olarak yaratılan ülkelere turlar en önce AB ve BM üyesi ülkelerinden düzenleniyor. Kaçırılan kadınlar bu ülkelerde seks kölesi olarak çalıştırılıyor. Dünya zenginleri ve gelişmiş devletler silah ve uyuşturucu ticaretinden sonra üçüncü büyük kar kaynağın kadın cinselliğinin sömürüsü üzerinden en kirli şekilde kazanıyor. Bu yüzdendir ki hiçbir devlet kadın ticaretine karşı, geçici, hatta çoğu kez uygulanması imkânsız hale gelen tedbirlerin dışına çıkmıyor. İnsanlık tarihi göstermiştir ki dünden bugüne tarih sahnesinde kadın bedeninin cinsel sömürüsüne karşı verilen mücadeleler önemsiz olmamakla birlikte gerçek anlam da kadın kurtuluşunu istenilen düzeyde ilerletememiştir. Kadının gerçek anlamda kurtuluşu ise ezme-ezilme ilişkisinin tarihsel olarak yok edildiği, en geniş demokrasi düşüncesinin egemen olduğu toplumsal yaşam içinde gerçekleşebilir. Bu yaşama giden yol ise hiç kuşkusuz sosyalizm mücadelesidir. Bizler mücadelemizin temelinde işçi sınıfının ideolojisi sosyalizmi temel alırken, önceliği işçi kadınlardan olmak üzere en geniş kadın kitlelerinin katılımını sağlayarak bugünden yarına kadını köleleştiren her türlü gericilikle mücadele etmeli, bu anlamda var olan mücadeleleri desteklemeli, bugüne kadar verilen mücadele deneyimlerini referans alarak yeni mücadele yöntemlerini tartışmalıyız.
Bayanpinar.com