Merhaba!

Sunuş

Önsöz

Birinci Bölüm
Olağandışı Şuur Hallerinin İyileştirici Ve Höristik Potansiyeli

İkinci Bölüm
İnsan Psişesinin Kartografisi:
Biyografik, Perinatal Ve Transpersonel Alanlar

Üçüncü Bölüm
Duygusal Ve Psikosomatik Bozuklukların Mimarisi

Dördüncü Bölüm
Ani Ruhsal Açılım: Dönüşüm Krizlerinin Anlayışı Ve Tedavisi

Beşinci Bölüm
Psikoterapi Ve Öz Keşifte Yeni Perspektifler

Altıncı Bölüm
Ruhsallık Ve Din

Yedinci Bölüm
Ölüm Ve Ölme Deneyimi: Psikolojik, Felsefi Ve Spiritüel Perspektifler

Sekizinci Bölüm
Kozmik Oyun: İnsan Şuurunun En Derin Bölgelerinin Keşfi

Dokuzuncu Bölüm
Şuur Evrimi Ve İnsanın Hayatta Kalması: Küresel
Kriz Hakkında Transpersonel Perspektif

Yazar Hakkında
Referanslar

SUNUŞ

20. yüzyıl bilimin her alanında olduğu gibi psikoloji ve psikiyatri alanlarında da birçok değişimlere sahne olmuştur. Her zaman olduğu gibi bir avuç yürekli insan gözlemiş oldukları gerçekleri her ne pahasına olursa olsun ortaya koyma yürekliliğini göstermiş ve standart olarak kabul edilen kuramlara meydan okumuşlardır.

Elinizdeki kitabın yazar Stanislav Grof da kendi alanında bu bir avuç insandan birisi olarak tarihteki yerini almıştır. Kırk yılı aşkın bir süre olağandışı şuur halleriyle ilgili araştrmalar yapan Grof, Transpersonel ya da kişilik ötesi psikolojinin kurucularından ve önde gelen kuramcılarından biridir.

Grof bu eserinde şimdiye kadar yapmış olduğu tüm çalışmaları özet halinde sunmakta ve insan şuurunun derin yönleriyle ilgili elde ettiği bulguları paylaşmaktadır.

Transpersonel Psikoloji ve benzeri ekoller, psikolojinin yakın gelecekte mekanik anlayıştan kurtulup, gerçek statüsüne kavuşarak hakiki anlamda "ruh-bilim" haline geleceğini müjdelemektedir.

Stanislav Grof'u daha önce Kozmik Oyun kitabıyla sizlere tanıtmıştık. Geleceğin Psikolojisi'nin konuyla ilgili amatör ve profesyoneller için bir kaynak ve başvuru kitabı olacağını düşünüyoruz.

ÖNSÖZ

Kırk yılı aşkın bir süre önce, saat zamanıyla yalnızca birkaç saat süren güçlü bir deneyim, özel ve profesyonel yaşamımı büyük ölçüde değiştirdi. Genç bir psikiyatrist olarak, tıp fakültesinden mezun olduktan sadece birkaç ay sonra, Basel’deki Sandoz eczacılık laboratuarlarında İsviçreli kimyager Albert Hofmann tarafından bulunan güçlü psikoaktif özelliklere sahip bir madde olan LSD ile yapılan bir deneye gönüllü olarak katılmıştım.

Bu oturum, özellikle çok güçlü ve anlatılmaz bir kozmik şuur deneyimi yaşadığım doruk dönemi, bende olağandışı şuur hallerine yönelik yaşam boyu süren yoğun bir ilgi uyandırdı. O zamandan beri, klinik etkinliklerim ve araştırma etkinliklerimin büyük çoğunluğunu bu hallerin terapötik, dönüştürücü ve evrimsel potansiyelinin sistematik incelemesi oluşturdu. Şuur araştırmaları yaptığım bu kırk yıl benim için olağanüstü bir keşif ve öz keşif serüveni oldu.

Bu sürenin neredeyse yarısını ilk olarak Çekoslovakya’da Prag’daki Psikiyatrik Araştırmalar Enstitüsü’nde, sonra da ABD’deki son psikodelik araştırma progr***** katıldığım Baltimore’daki Maryland Psikiyatrik Araştırmalar Merkezi’nde psikodelik maddelerle terapi yaparak geçirdim. 1975 yılından beri, eşim Christina ile birlikte geliştirdiğim etkili bir terapi ve kendini keşif yöntemi olan holotropik solunum çalışmasıyla çalıştım. Yıllar boyunca, psikospiritüel krizler ya da Christina ile benim verdiğimiz adla “ani ruhsal açılımlar” (spiritual energencies) geçiren birçok kişiye de destek verdim.

Bu üç durumun ortak paydası olağandışı şuur durumları ya da daha özelde bunların holotropik dediğim önemli bir alt kategorisini içermeleridir. Psikodelik terapide, bu durumlar LSD, psilosibin, ibogain, triptamin ya da amfetamin türevleri gibi zihinsel durumu değiştiren maddelerin verilmesiyle başlatılır. Holotropik solunum çalışmasında bilinç hızlı soluma, evokatif müzik ve enerjiyi serbest bırakan vücut çalışmasından oluşan bir kombinasyonla değiştirilir. Ani olarak ortaya çıkan ruhsal fenomenler ya da holotropik şuur halleri günlük yaşamın ortasında kendiliğinden meydana gelir ve nedeni genellikle bilinmez.

Ayrıca, olağandışı şuur halleriyle az ya da çok doğrudan ilişkili olan birçok bilim dalıyla da daha yüzeysel olarak uğraştım. Dünyanın çeşitli bölümlerinde yerli kültürlerin kutsal törenlerine katıldım, Kuzey Amerika, Meksika ve Güney Amerika şamanlarıyla temas kurdum ve birçok antropologla bilgi alış verişi yaptım. Ayrıca, Vipassana, Zen ve Vajrayana Budizmi, Siddha Yoga, Tantra ve Hristiyan Benedictine grubunun da aralarında bulunduğu çeşitli spiritüel disiplinlerin temsilcileriyle de yoğun temasım oldu.

Dikkatimi çokça çekmiş olan bir başka alan ölüme yakın deneyimleri ve ölümle ölmenin psikolojik ve spiritüel yönlerini inceleyen genç bir bilim dalı olan tanatoloji olmuştur. 1960’ların sonlarıyla 1970’lerin başlarında kanser yüzünden ölmekte olan kişilerde psikodelik terapinin etkilerini inceleyen büyük bir araştırma projesine katıldım. Bunlara, çağımızın büyük psişikleri ve parapsikologları, şuur hakkında laboratuvar araştırmaları başlatan öncüler ve olağandışı şuur halleri meydana getiren etkili deneysel terapi biçimleri geliştiren ve uygulayan terapistlerden bazılarıyla kişisel olarak tanışma ve birlikte olma ayrıcalığını yaşadığımı da eklemeliyim.

Olağandışı hallerle ilk karşılaşmam oldukça güç ve entelektüel açıdan olduğu kadar duygusal açıdan da zorlayıcıydı. Psikodeliklerle laboratuar ve klinik araştırmalarımın ilk yıllarında, tıp ve psikiyatri eğitimimin beni hazırlamadığı deneyim ve gözlemlerle her gün bombardımana uğruyordum. Aslında, yetiştirilmiş olduğum bilimsel dünya görüşü bağlamında imkansız olarak görülen ve olması beklenmeyen şeyler yaşıyor ve görüyordum. Yine de bu açıkça imkansız şeyler her zaman oluyordu.

Baştaki kavramsal şoku ve aklımın başında olup olmadığına dair kuşkularımı atlattıktan sonra, sorunun gözlemleme kapasitem ya da eleştirel yargımda değil, Batı biliminin monistik materyalist paradigmasının ve geçerli psikolojik ve psikiyatrik kuramlarının sınırlılığında olabileceğini fark etmeye başladım. Doğal olarak, bu farkındalığa varmak benim için kolay olmadı, çünkü akademik kurumlar, bilimsel otoriteler ve etkileyici akademik kimliklerle ünvanlar konusunda bir tıp öğrencisi ya da yolun başındaki bir psikiyatristin hissettiği korkuyla karışık saygı duygusuyla mücadele etmek zorundaydım.

Yıllar içinde, şuur ve insan psişesiyle ilgili akademik kuramların yetersizliği hakkındaki başlangıçtaki kuşkum, hem binlerce klinik gözlem hem de kişisel deneyimlerle beslenip pekişerek giderek kesinliğe döndü. Bu noktada, olağandışı şuur halleri araştırmalarından edinilen verilerin günümüzde psikoloji, psikiyatri, psikoterapi ve diğer birçok bilim dalında hakim olan bilimsel paradigma için ciddi bir kavramsal meydan okumayı temsil ettiği konusunda hiç kuşkum yok.

Bu kitap, sistematik ve kapsamlı bir şekilde, radikal bir revizyon gerektiren alanlara dikkat çekmek ve gerekli değişimlerin yönünü ve yapısını ortaya koyma girişiminde bulunmaktadır. Şuur araştırmaları tarafından sunulan kavramsal meydan okuma oldukça temeldir ve küçük bir kavramsal yama ya da birkaç geçici hipotezle çözülemez. Bence, psikoloji ve psikiyatrinin karşı karşıya olduğu kavramsal krizin doğası ve kapsamı yirminci yüzyılın başında Michelson-Morley deneyiyle fizikçilere sunulan duruma benzetilebilir.

Bu kitabın açılış bölümü olağandışı şuur halleri, bunların insanlığın ritüel, spiritüel ve kültürel yaşamında oynadığı rol ve Batı biliminin monistik materyalist dünya görüşü için ortaya koyduğu zorlu mücadelelerle ilgili genel bir tartışma sunmaktadır. Bu bölüm, başlıca kavramsal mücadelelerin gerekli olduğu alanların bir taslağıyla kapanır ve kısaca önerilen alternatiflerin doğasının taslağını verir. Bunlar daha sonra kitabın ilerleyen kısımlarında ayrıntılı ve derinlemesine incelenmektedir.

Sonraki bölüm bu alanların ilki -şuurun doğası ve kökenleri ile insan psişesinin boyutları- üzerine odaklanır. Şuur araştırmalarından edinilen gözlemler, materyalist bilimin günümüzdeki, şuurun maddenin bir epifenomeni, beyindeki nörofizyolojik süreçlerin bir ürünü olduğu şeklindeki mitini ortadan kaldırır. Şuurun varoluşun birincil bir niteliği olduğunun ve beynin olasılıkla yapamayacağı birçok etkinliği gerçekleştirebileceğini göstermektedir. Yeni bulgulara göre, insan şuuru tüm varoluşun içine işleyen kozmik şuurun daha geniş, evrensel bir alanının bir parçasıdır ve ona katılır.

Geleneksel akademik psikiyatri ve psikoloji aynı zamanda biyoloji, doğum sonrası biyografi ve Freud’çu bireysel şuurdışı ile sınırlı olan bir psişe modeli kullanır. Holotropik durumlarda oluşan fenomenlerin tümünü açıklamak için, insan psişesinin boyutlarıyla ilgili anlayışımız keskin bir şekilde genişletilmek zorunda olacaktır. Bu kitapta ana hatları verilen psişenin bu yeni kartografisi iki yeni alan içermektedir: perinatal (doğum travmasıyla ilişkilidir) ve transpersonel [kişilik ötesi] (soysal, ırksal, kolektif ve filogenetik anılar, karmik deneyimler ve arşetipik dinamikleri kapsar).

Kitap ilerledikçe, bu genişletilmiş psişe anlayışı organik bir temeli olmayan (“psikogenik psikopatoloji”) çeşitli duygusal ve psikosomatik bozukluklara uygulanmaktadır. Bu koşulları açıklamak için psikiyatri bebeklik ve çocukluk dönemleriyle yaşamın ilerleyen dönemlerindeki doğum sonrası biyografik travmalarla sınırlanan bir model kullanır. Bu yeni anlayış bu tür bozuklukların köklerinin çok daha derinlere ulaştığını ve psişenin transpersonel alanıyla perinatal düzeyden önemli katkılar içerdiğini ileri sürmektedir.

İnsan psişesinin boyutlarıyla ilgili bu yeni anlayışın en önemli sonuçlarından biri çağdaş psikiyatrinin patolojik olarak gördüğü ve baskılayıcı ilaçlar vererek ele aldığı birçok durumun aslında iyileştirici ve dönüştürücü potansiyele sahip psikospiritüel krizler, “ani ruhsal açılımlar” (spiritual emergency) olduğunun farkına varılmasıdır. Bu koşulların doğası, bunları başlatan durumlar, görünüm biçimleri ve yeni terapötik stratejilerin tartışılmasına özel bir bölüm ayrılmıştır.

Sonraki bölüm insan psişesi ile ilgili yeni gözlemlerin pratik imalarını incelemektedir. Holotropik durumları kullanan psikoterapi ilkelerini ve deneysel kendini keşif süreci perinatal ve transpersonel düzeylere ulaştığında mümkün olan iyileştirme mekanizmalarını tartışır. Bu bölümün özel bir kısmı holotropik solunum çalışması kuram ve uygulamasını tartışmakta, bu yeni ilkelerin nasıl kendini gösterdiğini ve bu deneysel terapi biçiminde nasıl yararlanıldıklarını göstermektedir.

Holotropik durumlardan edinilen gözlemler materyalist düşünüşün temel yapı taşını, maddenin önceliğine ve varoluşun dokusunda spiritüel boyutun olmadığı inancını yerinden oynatmaktadır. Spiritüalitenin insan psişesinin ve olayların evrensel düzeninin kritik ve meşru bir niteliği olduğuna dair doğrudan deneysel ve ampirik kanıtlar ortaya çıkarır. Bu önemli konuya kitapta özel bir ilgi gösterilmiştir. Uygun biçimde anlaşıldığında spiritüalite ve bilimin çatışma içinde olmadığı ve olmayacağı, varoluşa yönelik iki tamamlayıcı yaklaşımı temsil ettiklerini savunmaktadır.

Kitapta özel bir bölüm ölme ve ölümün psikolojik, felsefi ve spiritüel yönlerine ayrılmıştır. Bu tür sorunları psikoloji için ölümün önemi, ölüme yakın deneyimler, ölümden sonra şuurun varlığını sürdürme olasılığı, karma ve reenkarnasyon, ölülerle ilgili antik kitaplar ve ölüm için hazırlık ve deneysel eğitim biçiminde inceler. Bu bölümün dayandığı gözlemler diğerlerinin yanı sıra bu bölümde ayrıntılarıyla anlatılan ve tartışılan ölümcül kanser hastalarıyla yapılan kapsamlı bir psikodelik terapi çalışmasından çıkmıştır.

Holotropik durumlarla ilgili araştırmalardan çıkan en kapsamlı metafizik içgörüler “kozmik oyun” bölümünde özetlenmiştir. Doğanın gerçekliği, kozmik yaratıcı ilke ve onunla ilişkimiz, yaratılışın dinamikleri, gerçek kimliğimizi bilmeye karşı tabu ile iyi ve kötü sorunu gibi konular ele alınmıştır. İnsan varoluşuyla ilgili bu temel sorunlara verilen, holotropik durumlarda kendiliğinden ortaya çıkan, yanıtların şaşırtıcı biçimde sadece Aldous Huxley tarafından betimlendiği biçimiyle “daimi felsefe” hakkındaki literatürde bulunanlarla değil, aynı zamanda yeni paradigma biliminin devrimsel bulgularıyla da benzer olması çok ilginçtir.

Kitabın kapanış bölümü bu yeni bulguların günümüz küresel krizine yönelik imaları ve şuur araştırmaları ve transpersonel psikolojinin bunun hafiflemesine katkıda bulunabilme biçimleri üzerinde odaklanmaktadır. İnsanlık tarihine hakim olmuş ve hızlı teknolojik ilerlemeler yüzünden gezegenimiz üzerindeki yaşamın devamı için ciddi bir tehlike haline gelmiş iki güç olan kötücül saldırganlık ve doymak bilmez açgözlülüğün psikospiritüel köklerini inceler. Holotropik şuur halleriyle çalışma yalnızca insan psişesindeki bu tehlikeli öğelerle ilgili yeni bir anlayış sunmakla kalmaz, aynı zamanda bunlarla yüzleşme ve bunları dönüştürme konusunda etkili yollar da gösterir.

Holotropik hallerin ve sistematik biçimde incelenmesiyle geçen kırk yıllık araştırmalarım beni insanlığın kökten içsel dönüşümünün ve yüksek bir şuur düzeyine çıkmanın gelecek için tek gerçek umudumuz olabileceği sonucuna götürmüştür. İçsel yolculuğa başlamak üzere ya da zaten bu yolu katetmekte olan kişilerin bu kitabı ve içinde sunulan bilgileri bu zorlu serüvenlerinde yararlı bir rehber olarak göreceklerine inanmak istiyorum.

State University of NewYork Press’in yeni kitaplar editörlüğünü yapan Jane Bunker’e minnettarım; o olmasaydı bu kitap yazılamazdı. Okuyucularımın olağandışı şuur halleriyle ilgili araştırmalarımdan çıkan en önemli içgörüleri bir ciltte toplayacak bir çalışmayı beğeniyle karşılayacaklarını ileri süren kişi de Bunker’dir. Onun rehberliğiyle birlikte, araştırmamda incelediğim başlıca alanların hepsi hakkında kapsamlı bilgi sağlayacak bir şekilde bu kitabı yazmış bulunmaktayım.

Bölümlerde tartışılan belirli konulara ilgi duyacak olan okuyucular bu genel incelemeyi belirli konularda daha derinlemesine bir tartışma sunan diğer kitaplarım için bir giriş olarak kullanabilirler. Aşağıda her bölümde incelenmiş olan temalar hakkında fazladan bilgi kaynağı olarak kullanılabilecek yazılarım ya da onların parçalarından oluşan bir referans listesi verilmiştir.

Bölüm I. Psikodeliklerin höristik ve terapötik potansiyeli hakkında daha ayrıntılı bilgi özel olarak bu konuya ayrılmış olan LSD Psychotherapy adlı kitabımda ve The Adventure of Self-Discovery’nin psikodelik maddelerin ritüel ve terapötik kullanımı üzerinde odaklan ek bölümünde bulunabilir. Olağandışı şuur halleri şamanizm, geçiş ritleri, antik ölüm ve yeniden doğum gizli ayinleri ve büyük spiritüel geleneklerdeki rolü ise eşim Christina ile birlikte yazdığımız The Stormy Search for the Self’de tartışılmaktadır.

Bölüm 2. İnsan psişesinin yeni kartografisi ayrıntılı bir şekilde özellikle Realms of the Human Unconsciousness ve The Adventure of Self-Discovery’de incenlenmektedir. Bu kitaplar COEX sistemlerin dinamikleri, perinatal matrisler ve çeşitli transpersonel deneyim biçimlerini birçok açıklayıcı örnekle birlikte anlatmaktadır. Hal Zina Bennett ile birlikte yazdığımız Holotropic Mind ise transpersonel alanlara yeni gelen kişiler için yazılmış, psişenin genişletilmiş bir haritasına oldukça temel bir giriştir.

Bölüm 3. Araştırmamın duygusal ve psikosomatik bozukluk tanı ve tedavisi ile genel anlamda psikiyatri ve psikoloji için imaları Beyond the Brain’de incelenmektedir. Bu kitap aynı zamanda bu yeni bulgularla uyumlu olan çağdaş bilimde devrim niteliğindeki çeşitli gelişmelerle ilgili bir tartılşmayı da içermektedir. Meslek dışından ilgilenen kişiler de bundan yararlanabilmekle birlikte, bu kitap öncelikle profesyonel izleyicilere hitap etmektedir.

Bölüm 4. Ani olarak ortaya çıkan ruhsal fenomenler (spiritual emergency) kavramı ve şuur araştırmalarının psikozların anlaşılması ve tedavisine yönelik imalarıyla özel olarak ilgilenen kişiler eşim Christina ile birlikte yazdığımız The Stormy Search for the Self ve Spiritual Emergency başlıklı iki kitapta daha fazla bilgi bulacaklardır. Bu kitapların ilki psikoza alternatif yaklaşımlar konusunda kendi ayrıntılı ve kapsamlı tartışmamızdır, ikincisi ise bu konuya hitap eden çeşitli yazarların makalelerinden oluşan bir yapıttır.

Bölüm 5. Olağandışı durumların terapötik potansiyeli birçok kitabımın konusudur. Özellikle ilgi çekici olanı The Adventure of Self-Discovery’nin holotropik solunum çalışması uygulamasını ve olağandışı şuur hallerinde işleyen terapötik mekanizmaları anlatan ikinci yarısıdır. Beyond the Brain’de de çeşitli psikoterapi ekollerinin yanında ve karşısında olan özelliklerinin tartışıldığı ve terapinin açığa çıkarma ve ele alma yöntemlerinin tartışıldığı pasajlar da konuyla ilgilidir. LSD Psychotherapy özellikle psikoterapide psikodeliklerin kullanımını tartışan bir el kitabıdır, The Stormy Search for the Self ise psikotik durumlardaki alternatif terapötik stratejileri incelemektedir.

Bölüm 6. Spiritüalite ve din arasındaki ilişki The Cosmic Game’de bütün ayrıntılarıyla tartışılmaktadır. Bu konuyla ilgili bilgiler The Stormy Search for the Self’de de bulunabilir.

Bölüm 7. Ölüm ve ölmenin psikolojik, fizyolojik ve spiritüel yönleri Joan Halifax ile birlikte yazdığımız Baltimorde’daki Maryland Psikiyatrik Araştırmalar Merkezi’nde iki yüzü aşkın kanser hastasıyla yaptığımız bir psikodelik terapi araştırma projesini anlatan The Human Encounter with Death’de tartışılmaktadır. Ayrıca, bu çalışmanın kültürel dallarını inceleyen ve zengin bir örnekleyici nitelik taşıyan iki kitap da yazdım: Books of the Dead ve eşim Christina ile birlikte yazdığımız Beyond Death.

Bölüm 8. Araştırmamın felsefi, metafizik ve spiritüel yönleri başka bir cildin The Cosmic Game’in konusudur. (Kozmik Oyun, Stanislav Grof, Çev. Levent Kartal, Ege Meta Yayınları) Bu kitap holotropik şuur hallerinden edinilen deneyim ve içgörülere dayarak insan varlığı ve gerçekliğin doğasını incelemektedir. Bu görüşün hem Aldous Huxley’in “daimi felsefe”si hem de çağdaş bilimde yeni ya da ortaya çıkan paradigma olarak bilinen devrim niteliğindeki ilerlemelerle aralarındaki şaşırtıcı benzerliğe işaret etmektedir.

Bölüm 9. Holotropik durumlarla ilgili çalışmanın daha geniş küresel imaları hakkında fazladan bilgi Beyond the Brain’in epilogunda ve The Cosmic Game’de bulunabilir. Ayrıca, bu önemli konuda önde gelen çeşitli yazarların makalelerinden oluşan bir yapıt olan Human Survival and Consciousness Evolution adlı kitabın editörlüğünü de yaptım.

Gönderme yaptığım yukarıdaki kitapların tümü aynı zamanda ilgi duyan okuyucuları literatürde başka yazarların yazdığı ilişkili konulara yönlendirecek olan kapsamlı bibliyografyalar da içermektedir.

http://www.egemeta.com/Trk/Books/gel...sikolojisi.asp