İş hayatında “ben de varım” diyen kadınlar bazı eşleri deliye döndürüyor. Eşiyle rekabet eden erkekleri tanıyor musunuz?


Artık kadınlar sadece evde oturup ev işleri ve çocuk bakımıyla meşgul olmuyorlar. İş hayatında kariyer basamaklarını birer birer tırmanıyorlar. Ama bir dakika, bu birileri için sorun mu yaratıyor yoksa? Birilerinden kasıt, eşler ya da sevgililer elbette. Bazı erkekler, sevgililerinin veya eşlerinin başarılarını kıskanıyor veya bundan rahatsızlık duyuyor. Neden acaba, bir bakalım?

Rekabette yenik düşme korkusu
Bir ilişki düşünün. Herkesin hayranlıkla baktığı, her şeyin yolunda gittiği… Ancak zamanla bir çıtırtı duyuluyor. Tabii sadece kadının içinde bir yerlerde. Erkek, hiçbir şeyin farkında değil. Çünkü sorunu yaratan kendisi.

Karısının ya da sevgilisinin işinde başarılı olmasına, bir başka bilgi alanı olmasına, kendisinin bu alanda bilgisinin olmamasına içten içe hayıflanıyor. Kadınının karşısında sönük kaldığını düşünüyor. İlişkide ters giden bir şeyler yok gibi ama aslında erkeğin kafasında yarattığı bu “rekabette yenik düşme korkusu”, ara ara gerilimlere yol açabiliyor. Belki kadın bu sorunu fark ettiğini söylese, erkek kabul etmeyecek. Peki, burada sorulması gereken sorular neler? Erkek hep en güçlü, en başarılı olmak zorunda mı? Bu duyguyu hissetmesi içgüdüsel bir durum mu?

Kadın aklıyla da üretmek istiyor
Galiba cevap, kadın ve erkeğin değişim süreçlerinde saklı. Artık büyükannelerin kaderini kabullenmek istemiyor kadınlar. Sadece bedenen değil, akıl yoluyla da ‘yaratan’, ‘üreten’ olmak istiyorlar. Erkekler ne mi yapıyor? Tabii aklıyla var olmak isteyen kadınları kendi iktidarları için tehdit olarak algılıyorlar. Artık beyniyle ve bilgisiyle “Ben de buradayım” diyen kadın karşısında şaşkınlar.

İçten içe başarıyı çekemeyen erkekler
‘Erkek adam’ işlerini yapmaya alıştırılmış, güçlü olması, kadının önünde olması öğretilerek büyümüş bir erkek için kadının da eşit koşullarda olması kabul edilir bir şey değil. Siz bakmayın, pek çok erkeğin, “Ben karımın başarılı olmasından mutluyum” demesine… İçten içe kafasında yarattığı rekabette geride kalma korkusu öyle büyüktür ki aslında. Her şeyde, diğer kadın ve erkeklerden daha önde olan bir kadınla birlikte olmak ha? “Kadın her yerde güçlendi, tamam da, benim karım niye…?” demiyor mu sanıyorsunuz erkek kafasında…

Rekabetçi erkekle başa çıkabilirsiniz
Erkeğin daha çok güç arayışı, geleneksel bakış açısının kodlarında saklı. Biraz da içgüdüsel olduğu söylenebilir. Ama unutmamak gerekiyor ki içgüdüler her zaman denetlenebilir. İnsan olmanın da biricik ölçüsü budur zaten. Dışarıdaki zorlu güç savaşları yetmiyormuş gibi bir de aynı çatı altında bu savaşı vermeye ne gerek var, öyle değil mi? İşte burada devreye sevginin gücü çıkıyor. Erkeğin kadınıyla rekabet duygusunu yenmesinin en önemli yolu sevgiden geçiyor.

Haydi rekabetçi erkekler, karınızı rakip olarak görmekten vazgeçip, sizin seçtiğiniz ve sizi seçen kadınla birlikte daha bir güçlü hissetmeye var mısınız? Ve siz sevgili hanımlar! Kafanızdaki ‘işim mi aşkım mı?’ tereddütünü bir kenara bırakarak, erkeğinize sevgiyle yaklaşıp, yolunuzdan taviz vermeden, güç savaşı içinde sizin de var olduğunuzu vurgulamaya ne dersiniz?

pudra.com