2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 15 Toplam: 15

Efsane Pilotlar

Araba ve Otomobil Kategorisi Otomobil Sporları Forumunda Efsane Pilotlar Konusununun içerigi kısaca ->> Michael SCHUMACHER Doğum Tarihi: 3 Ocak 1969 Doğum Yeri :Hürth-Hermülheim (Almanya) Katıldığı Yarış: 250 Podyum: 150 Toplam Puan: 1354 Pol ...

  1. #11
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Efsane Pilotlar


    Michael SCHUMACHER


    Doğum Tarihi: 3 Ocak 1969
    Doğum Yeri :Hürth-Hermülheim (Almanya)
    Katıldığı Yarış: 250
    Podyum: 150
    Toplam Puan: 1354
    Pol Pozisyonu: 67
    Zafer: 91

    Michael Schumacher 7 defa dünya şampiyonu olmuş Alman Formula 1 pilotudur. Yarışmaya babasının 6 yaşında çim biçme makinesinden yaptığı karting aracıyla başladı ve formula 1'e girene kadar birçok karting şampiyonluğu ve diğer formula serilerinde şampiyonluklar elde etti.

    Michael Schumacher ilk Formula 1 yarışına, Bertrand Gachot adlı bir pilotun Londra' da bir taksi sürücüsüyle kavga etmesi ve bu kavga sonucu hapsedilmesi nedeniyle boşalan Jordan GP koltuğunda 1991 Belçika Gp' nde çıktı. Sürücülük yeteneklerini ön plana çıkaran bir pist olarak tanınan Spa-Franchorchamps adlı pistte yapılan bu yarışa daha önce burada hiç yarışmamış deneyimsiz bir pilot olarak geldi. Yarış öncesinde pisti tanımak için bir bisikletle pist üzerinde sadece 1 tur atmasına rağmen, sıralama turları esnasında 11 yıllık Formula 1 deneyimine sahip takım arkadaşı Andrea de Cesaris' i de geride bırakarak 7. en iyi zamanı elde etti. Ancak yarışın daha ilk turunda bir mekanik arıza nedeniyle yarışı terk etmek zorunda kaldı.

    1991 Belçika Gp'nde gösterdiği bu muhteşem başarının ardından tüm dikkatleri üzerine çekti ve yarışın hemen ardından Ford motoruyla yarışan Benetton takımıyla bir anlaşma imzaladı.



    1992 yılında geçirdiği ilk tam Formula 1 sezonunda kariyerinin ilk yarışını yine Belçika Gp ' nde kazandı. Bu yıl aynı zamanda sürücüler klasmanında da 3. oldu.

    1993 yılında Portekiz Gp'sini kazanmasına rağmen aracının yetersizliği nedeniyle, teknik anlamda çok daha üstün Williams takımına karşı şampiyona için mücadele edemedi.


    Şampiyonada rekabet etmesi beklenen ve Williams adına yarışan Ayrton Senna' nın, San Marino Gp ' nde Roland Ratzenberger ile birlikte hayatını kaybetmesi sonucu, bir başka Williams pilotu olan Damon Hill ile sezon sonuna kadar mücadele etti.

    Sezonun ilk 7 yarışından 6 altısını kazanarak sezona iyi bir başlangıç yapan ve büyük bir puan farkı oluşturan Schumacher, sezon ortasında bir takım cezalar alması nedeniyle bu avantajını kaybetti. Britanya Gp ' nde, ısınma turunda önündeki pilotu geçerek siyah bayrak ile yarıştan çıkartıldı. Ancak bunu umursamayıp yarışa başlamak isteyen Schumacher, bir sonraki yarış için de ceza aldı. Belçika Gp ' ni kazanmasına rağmen, yarış sonrasında aracında yapılan inceleme sonucunda, aracının alt kısmında bulunan tahta parçanın kurallara aykırı olduğu anlaşıldı ve birinciliği iptal edildi.

    Sezonun son yarışı olan Avusturalya Gp ' nde rakibi Damon Hill' in arkadan yaptığı atağı görmeyerek virajda içeriye kırması sonucu rakibine çarptı ve takla atarak yarış dışı kaldı. Ancak bu kazada aracı hasar alan Damon Hill yarışa devam edemedi ve böylelikle Schumacher, 1 puan fark ile kariyerinin ilk şampiyonluğunu kazandı.

    1995 yılında, Benetton takımı Renault motoruna geçiş yaptı.



    1995 yılı, yine Renault motoruyla yarışan Williams pilotu Damon Hill ile daha çekişmeli bir mücadeleye sahne oldu. Britanya ve İtalya Gp ' nde Damon Hill' in geçiş hamlesi esnasında yaptığı arkadan çarpma sonucunda iki pilot da yarış dışı kaldı.

    Belçika Gp' nde sıralama turlarında 4. olmasına rağmen aldığı ceza nedeniyle yarışa 16. sıradan başladı. Yağmur altında yapılan yarışta, ıslak zemin lastiği kullanan rakiplerine karşı kuru zemin lastikleriyle mücadele ederek Sezon sonunda en yakın rakibi Damon Hill ile arasında 33 puan fark oluşturarak şampiyonluğu elde etti. Bu yıl aynı zamanda 9 yarış kazanarak Nigel Mansell' a ait olan "bir sezonda en fazla yarış kazanma rekoru" na da ortak oldu.

    Bu iki sezon boyunca Schumacher 31 yarışın 17'sini kazanmış ve 21 kere podyumda yarış tamamlamıştı. Sadece bir kez,1995 Belçika Gp' nde, 4.lükten kötü bir sıralama turu derecesi (16. sıra) elde etti, ancak o yarışta da birinci gelmeyi başardı.

    Schumacher, 1996 yılında Ferrari takımıyla bir kontrat imzaladı. Bu Ferrari takımının o dönemki durumuna bakılırsa riskli bir karardı. Ferrari takımı 1979 yılından beri şampiyonluk kazanamamıştı.



    1996'da Ferrari, Schumi ile toparlanma dönemine girdi ve bu sezona dek yarıştığı 12 silindirli motordan vazgeçerek 3 litre 10 silindirli motora geçti. Bu sezonu Williams Renault pilotu Damon Hill kazanırken Schumi ise sezonu 59 puanla 3. bitirirken 3 yarış (Belçika, İtalya ve yağışlı İspanya yarışları) kazandı. F1 otoriteleri kazanılan yarışların Ferrari’ nin sorunlarına rağmen Schumi’ nin tamamen ferdi basarısı olduğunu söylerler.

    1997'de Sezonun son yarışına sampiyonada lider olarak girdi. Ancak son yarışta o yılların en iyi ekibi Williams Renault pilotu Villeneuve’ e kasıtlı çarpinca sampiyonluktan oldu ve FIA tarafindan ceza alarak sezon içi tüm puanlari silindi. Schumi sezonu 5 zaferle kapatırken Villeneuve ise sezonu Schumi’ nin sadece 1 puan önünde şampiyon bitirdi.




    1998 yılında sezonu 86 puanla 2. sırada kapatırken 6 yarış kazandı. Bu sezon yaklaştığı şampiyonluğu Hakkinen’ e kaybetmesinde en önemli dönüm noktası Belçika’ da Coulthard’ a tur bindirirken çarpışmasıydı ki Coulthard yıllar sonra hatalı olduğunu kabul ederek Schumi’ den özür dileyecekti. Ama nafile zira sezon sonunda takım arkadaşı Hakkinen 100 puanla sampiyon oldu.

    1999'da sezon başında İngiltere GP’ sinde geçirdiği kaza nedeniyle tam 7 yarışa katılamadı ve muhtemel dünya şampiyonluğunu bu sebeple kaybetti. F1 otoriteleri o sezon için şayet yarışabilmiş olsaydı Schumi’ nin dünya şampiyonu olacağını dile getirirler. İyileşip pistlere geri döndüğünde 2 yarış kazanarak sezonu 44 puanla 5. sırada tamamladı. Bu sezonun şampiyonluğunu ise Mika Hakkinen 86 puanla kazanırken son yarışa kadar sürpriz biçimde lider olan Ferrari’ nin diğer pilotu Eddie Irvine, Suzuka’ da Hakkinen’ den geride kalınca şampiyonluğu da son yarışta rakibine teslim etti ve 84 puan toplarken 2 puanla hayatının ödülünü kaybetti.

    2001'de sezonu 123 puanla ve 9 zaferle 4. kez dünya şampiyonu olarak kapatırken Coulthard 67 puanla 2. geldi. Mika Hakkinen ise bu sezon 37 puanla ancak 5. olurken sezon sonu F1’ e veda etti.

    2002 yılında ise formula 1 in kurallarının değişmesine sebep olan ve tarihin en hızlı F1 aracı olan F2002 ile sezona fırtına ile girdi.17 yarışlık sezon boyunca hep kürsüde oldu.Monaco Gp' nde monaca nun dar sokaklarında yapılan yarışta coulthard ı geçemediği için muhtemel birinciliği kaçırmış oldu.Özellikle bu sezonda Barrichello' nun Schumacher e son metrelerde birinciliği hediye etmiş olması büyük tartışma yaratmış, FIA' nın takım emirleri konusunda kural çıkarmasına neden olmuştu. Sezonu 144 puanla ve 11 zaferle 5. kez dünya şampiyonu olarak kapatırken artik iyice rakipsizdi. Şampiyonluğu kazandığında ise 17 yarışlık sezonun bitimine daha 7 yarış vardı.

    2003'te Sezonu 93 puan ve 6 zaferle 6. kez dünya şampiyonu olarak kapatırken en yakın rakibi 91 puanla Raikkonen’ di. Bu sezon yeni puan sistemiyle ve sıralama formatıyla da tanışıldı.

    2004'te ise sezonu 148 puan ve 13 zaferle 7. kez dünya şampiyonu olarak kapatırken yine rakipsizdi. Kazandığı 13 zaferle de en fazla zafer kazanan ve en fazla puan toplayan pilot oldu.

    2005 yılında ise sadece bir yarış kazandı ve sezonu 62 puanla 3. sırada bitirdi. Kazandığı yarış sadece 6 otomobilin katıldığı olaylı İndianapolis Gp'siydi.

    2006 yılında ise sezonun son yarışına kadar şampiyonluğu kovaladı ancak kazanamadı ve 2006 Brezilya Gp'sinin ardından Formula 1'den ayrıldı. Bu yıla Damgasını vuran bir diğer olay ise Schumi'nin Monaco'daki sıralama turlarında otomobilini yolun ortasına park etmesiydi. Schumi 90. birinciliğini kazandığı İtalya Gp'sinde emeklilik kararını açıkladı ve Brezilya Gp'sinin ardından yarışmayı bırakarak, Ferrari'de Takım patronu Jean Todt'un asistanlığını yapmaya başladı.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #12
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Efsane Pilotlar


    MİKA HAKKINEN
    İlk olarak 1991 yılında Phoenix’te bir Lotus 102B ile yarışan Mika, yeteneklerini gösterme imkanını iyi kullandı. Mika Hakkinen, karting ve Opel Lotus Euroseries’in ardından British F3 şampiyonluğunu aldı. Hakkinen 1992’de yeni Lotus 107 ile göze batan sonuçlara imzasını koydu ve sezon sonunda Ron Dennis tarafından McLaren’e getirildi. Ancak 1993 boş bir yıl olacaktı. McLaren Ayrton Senna ve Michael Andretti ile yarışıyordu ve Mika için yarış koltuğu yoktu. Andretti’nin Eylül ayındaki İtalya GP’si sonrası F1’den ayrılmasına dek test sürüşlerinde direksiyon başındaydı.

    Hakkinen yarış koltuğuna geçtiğinde Portekiz GP’sinde sıralamalarda Senna’yı geçti ve bu Senna için bir motivasyon kaynağı oldu. McLaren’in yeterince mücadeleci olmaması Senna için hayalkırıklığıydı. Mika, Senna’yı bir daha hiç yenemedi ancak potansiyelini kanıtlayacak derecede iyi sonuçları elde etmeyi başardı. Senna, 1993 yılında Williams ile anlaştıktan sonra 1994 ve 1995 yıllarındatakıma liderlik etme görevi Mika’nın oldu. Ancak bu yıllar McLaren için çok iyi yıllar değildi. Peugeot motoru ilk once Ford ile daha sonra Ford motoru Mercedes-Benz ile değiştirildi.1994 yılındaki sorunların ardından 1995 yılında, Suzuka’da en iyi sonuçlarını elde etti. Bir yarış sonra Adelaide’da yapılan son Avustralya GP’sinin practice turlarında bir lastiğini kaybetmesi sonucu büyük bir kaza yaptı ve ölümden döndü.

    Hakkinen kış süresinde toparlandı ve geri geldi.Geri döndüğünde hakkındaki şüpheleri kırması gerekiyordu ve ilerleme kaydettikçe takımdaki yeri yeniden sağlamlaştı. 1997 yılında McLaren ve Mercedes kazanma potansiyeline sahip bir araba oluşturdu. Avustralya’daki sezon açılışında Coulthard galip gelirken, Hakkinen galibiyeti biraz daha beklemek zorunda kaldı ve kimsenin beklemediği bir anda kariyerinin ilk galibiyetini aldı. Schumacher ve Villeneuve’ün tartışmalı biçimde çarpıştığı 1997 Jerez GP’sinde galip geldi. Bu tarihi andan itibaren bir daha asla arkasına bakmadı. 1998 yılında ilk Dünya Şampiyonluğu’nu kazanırken 16 yarıştan 8 tanesini kazamıştı. 1999 daha zorlu bir yıl oldu, İtalya’da yaptığı hatalar galibiyetine mal oldu, ancak son yarışta tacını korumayı başardı. Michael Schumacher ile mücadele edebilme potansiyeline sahip olan tek pilot olduğunu kanıtladı.

    2000 yılında Ferrari yıllardır hiç olmadığı kadar iyiydi ve Hakkinen İspanya, Fransa, Avusturya, Macaristan ve Belçika’da kazanmasına rağmen şampiyonluk Michael Schumacher’in oldu. 2001’in açılışında Avustralya’da büyük bir kaza geçirdikten sonra, sezon sonunda F1’e bir yıl ara verme kararını açıkladı ve İngiltere ve A.B.D.’de birincilik aldı. Ara verdiği dönemde F1’e geri dönecekmiş gibi bir görüntü çizmedi. Ve McLaren, 2002 Monaco GP’sinden sonra Mika için bir koltuk ayırabilecek durumda değildi. Mika emekliye ayrıldığını ilan etti ve 2003 ile 2004 yıllarında yarışmadı. Ancak 2005 yılında Mercedes-Benz ile DTM’de yarışmak için anlaştı.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Efsane Pilotlar

    DAMON HİLL

    Damon Hill, aynı babası Graham gibi geç bir başlangıç yaptı. İlk yıllarda motor yarışlarına katılan Damon, 1983 yılında arabalara geçti. Yirmili yaşlarının ortasındaydı ve bu dönemdeki performansları pek parlak değildi. Ancak bir anda kendini Formula Ford’da buldu ve 1986 yılından F3 serisine geçti. 1987’de iyi işler yapmasına karşın ilerleyen yıllar pek iyi geçmedi ve F3000 serisine geçti. Damon her zaman mali sorunlar yaşadı.

    Ancak 1990’da gerçek potansiyelini gösterebildi. 1991’de çok hızlıydı ama mekanik sorunlar Hill’i engelledi. Hill’in performansları Frank Williams’ın kendisine test pilotluğu için öneride bulunmasına yetecek derecede iyiydi. 1992 yılında F1’de yarışmaya başladı. Nigel Mansell’in şampiyon olduğu sezonda Brabham ekibi ile yarıştı. BT60B iyi bir araba değildi ama Hill yine de iyi işler yaptı.

    Mansell’in Williams’tan ayrılıp Indycar serisine gittiği 1992 sonu Hill için yeni bir başlangıç oldu. Frank Williams ve Patrick Head, Alain Prost’un takım arkadaşı olarak Damon Hill’i takıma getirdi. Bu imkanı iyi kullanan Damon, lider götürdüğü Britanya ve Almanya GP’lerinde teknik arızalar sebebiyle damalı bayrağı göremedi. Ancak ilk galibiyetini Macaristan’da almayı başardı. Ve bu galibiyeti Belçika ve İtalya’daki galibiyetler izledi. Sezonu üçüncü sırada kapattı.

    Prost emekliye ayrıldıktan sonra Ayrton Senna ile takım arkadaşı oldular ancak bu arkadaşlık fazla uzun sürmedi ve Senna Imola’da yaşamını yitirdi. Bir anda takıma liderlik etme görevi Hill’in olmuştu. Michael Schumacher ile son yarışa dek mücadelesini sürdürdü ve Adelaide’da Schumacher’in kendisini yolun dışına itmesi sonucu şampiyonluğu kazanamadı. Hill 1995 yılında favoriydi ve sezona iyi başlamıştı ama Schumacher, Hill’in sezon içinde yaşadığı sorunları çok iyi değerlendirdi. Hill’in kontratı 1996 sonunda bitiyordu ve Williams takımı Heinz-Harald Frentzen ile anlaşmıştı.

    Hill bu andan itibaren performansının zirvesine çıktı ve 1996 sezonunda sekiz yarış kazanarak şampiyonluğunu ilan etti. Ancak Willams’ta kalmak için artık çok geç olmuştu ve Arrows takımına katıldı. Felaket bir sezon geçirdi. Sadece Macaristan’da gerçek hızını gösterebildi.

    F1’deki son iki sezonunu Jordan’da geçirdi. 1998 yılında takımın tarihindeki ilk birinciliği Spa’da kazandı. 1999 yılında motivasyonunu tamamen yitirmişti ve emekliye ayrılacağını çok defalar dile getirdi. Takımın sponsorlarından Benson&Hedges, Hill’in devam etmesini istiyordu ve Hill sezon sonuna dek yarışmayı sürdürdü. Suzuka’da üç yıl öncesinde şampiyon olan Hill’den çok uzakta bir görüntü çizerek emekliye ayrıldı.


    MIKE HAWTHORN

    Mike Hawthorn 1950’lerin başında Stirling Moss ve Peter Collins ile birlikte motorsporlarındaki en ünlü İngiliz sürücülerden biriydi. Mike herkes için dikkat çekici bir rakipti ancak bazen istikrarsız sürüşleri oluyordu. İşler iyi gittiğinde “yenilmesi zor” bir pilot oluyordu. 1953’te Fransa GP’sinde Ferrari ile birinci olduğunda Juan-Manuel Fangio’yu uzun süre ardında tutmayı başarmıştı. İlerleyen dönemlerde Hawthron İngiliz gazetelerine “asker kaçağı” başlığı altında konu oldu. Gerçekte ise 1954 Syracuse GP’sinde yaşadığı kaza nedeniyle göreve “yetersiz” bulunmuştu. 1957 ve 1958’de Ferrari’de, yakın arkadaşı Peter Collins ile takım arkadaşı olmaktan çok mutluydu. Ancak Collins’in 1958 Almanya GP’sindeki ölümü Hawthron’un da kariyerini noktalamasına yol açtı. Sezon sonunda şampiyon oldu ve hemen emekliye ayrıldı. 1959 yılının başlarında Guildford geçişinde yaptığı kazada yaşamını yitirdi.


    PHIL HILL

    Direksiyon başında destansı konsantrasyonu ve kokpit dışında alçakgönüllü tavırları ile tanınan Phil Hill, 1950’lerin başında Avrupa’ya geldi ve 1955 Le Mans yarışında Ferrari adına yarıştı.
    Bu ünlü dayanıklılık yarışını üç defa kazandı ve 1958’de Ferrari F1 takımına geldi. Mike Hawthorn’un şampiyonluğunda kilit rollerden birini üstlendi. Fas GP’sinde arkasındaki rakiplerini yavaşlatarak Hawthorn’un Vanwall sürücüsü Stirling Moss’un ardında ikinci olmasına yardım etti.

    1961’de Ferrari yeni kurallara en iyi şekilde hazırlanan takımdı ve Phil bundan epey yarar sağladı. Belçika ve İtalya’da zafer elde eden Phil bu sezonu şampiyon bitirdi.


    JAMES HUNT

    James, hayattan keyif alan biriydi ve asla kibirli davranışlarda bulunmak hatasına düşmedi. James, “Hunt the Shunt” -F3’teki korkunç kazalar dizisi yüzünden kendisine takılan- lakabını üzerinden attığında Grand Prix arenasına çıkmaya imkan buldu. Hemen ardından Lord Hesketh’in bağımsız F1 takımına katıldı ve Zandvoort’taki Hollanda GP’sini Lauda’nın önünde lider bitirdi.
    1976’da McLaren takımına geçti ve Emerson Fittipaldi’nin mirasçısı olarak iyi bir sezon geçirdi. Britanya GP’sinde diskalifiye olmasının ardından şampiyonluk mücadelesini bırakmadı. Lauda’nın Nurburgring’deki kazası sebebi yokluğundan yararlanan Hunt, Fuji’deki son yarışa kadar şansını korudu. Yarışı üçüncü sırada bitirdi ve Lauda’yı bir puanla geride bırakarak şampiyon oldu.
    Bu James’in yarış kariyerinin zirvesiydi ancak 1979 yılında emekliye ayrıldı. Kariyerini televizyon yorumcusu olarak sürdürdüğü dönemde kalp krizi geçirerek 45 yaşında yaşamını yitirdi.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #14
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Efsane Pilotlar

    İlk FIA Formula 1 Dünya Şampiyonu Giuseppe Farina döneminin popular sürücülerinden biri değildi. Siyaset bilimleri dalında doktora yapan Farina zengin bir gençlik geçirdi ve 1932’de yarışmaya karar verdi. Aşırı derecede cesur olmasıyla tanındı. Ancak bu durum birçok kaza yapmasına ve kariyeri boyunca hastaneleri düzenli olarak ziyaret etmesine neden oldu. Birçok sürücünün kazalarda öldüğü bir dönemde çok sayıda kazadan sağ olarak kurtuldu ve “yokedilemez” bir görüntü çizdi.
    Farina’nın iki rakibinin ölümüne de sebebiyet verdiği çeşitli kazalar yaptığı konuşuldu. Enzo Ferrari’nin 1983 yılında yazdığı “Piloti, che gente…” isimli kitabında Farina’nın suçluluğunu reddettiğine dair söylentiler mevcut. İtalyan amatör sürücüleri arasında çabuk yükselen Farina 1930’larda Maserati ile yarıştı. 1938 ve 1939 sezonlarında Alfa Romeo’da yarıştı.



    İkinci Dünya Savaşı sonrası Farina kendi Maserati arabası ile yarıştı ve daha sonra Alfa Romeo’ya tekrar davet edildi. Jean-Pierre Wimille’nin 1949 başında ölmesi ile takıma liderlik etti. 1950’de Dünya Şampiyonu olduğunda çok büyük üstünlük kurdu. Ancak mücadele 1951’de kızıştı ve Juan-Manuel Fangio sezonu şampiyon olarak kapattı. Bunun üstüne Farina, Ferrari takımına geçti. Fakat bu takımda kendisini Alberto Ascari’nin gölgesi altında buldu. 1955 sonuna dek yarıştı ve emekliye ayrıldı. Birçok büyük kazadan kurtulan Farina, 1966 Fransa GP’sini izlemeye giderken geçirdiği kazada yaşamını yitirdi.


    ALBERTO ASCARI

    1920’lerde Alfa Romeo takımının yıldızı olan ve 1925’te Montihery’de ölen Antonio Ascari’nin oğlu olan Alberto, bir gün babasını geçebilmek isteğini içinde taşıyordu. Yarış kariyerine motorsiklet yarışları ile başladı ve 22 yaşında arabalara geçti. 1940’ta ilk defa Millie Miglia’da yarıştı. Ancak patlak veren İkinci Dünya Savaşı sebebiyle kariyerine ara vermek zorunda kaldı ve 30 yaşına kadar hiç yarışmadı.

    Gigi Villoresi’nin desteği ile 1948’de babasının eski takımı Alfa Romeo’ya katıldı. 1949’da Maserati’ye gitti ve daha sonra Villoresi ile beraber Ferrari’ye katıldı. Alfa Romeo’nun iki yıllık hakimiyetinin ardından Ferrari F500 esas önemsenmesi gereken güç haline geldi. 1952 ve 1953’de Ascari rüzgarı vardı. 1952’de katıldığı tüm yarışları kazandı ve dokuz yarışlık galibiyet serisi rekoru halen kırılamadı.

    İki Dünya Şampiyonluğunun ardından Ascari için işler çok iyi gitmedi. Lancia takımına katıldı ve tek galibiyet Mille Miglia’da geldi. Takımın F1 için hazır olmadığı belli oldu. Ascari bir Maserati arabası ile birkaç başarısız yarış daha çıkarmak zorunda kaldı. Sezon sonuna doğru Lancia D50 geldi ve Ascari bu araba ile ilk yarışında İspanya’da pole pozisyonu elde etti ancak lider götürdüğü yarışı teknik arızalar sebebiyle kazanamadı.

    Lancia 1955 yılında iyi bir noktadaydı. Ascari’nin en büyük rakibi Juan-Manuel Fangio sezonun ilk üç yarışını, Mercedes-Benz ile kazanmıştı. Monaco’da Ascari yaptığı hata sonucu limana çarptı ancak bir zarar görmedi. Bu olaydan bir hafta sonra, Monza’da Ferrari’nin bir spor arabası için test sürüşü yaparken şimdi ismini taşıyan virajda yaptığı kazada öldü. Kazanın hiçbir görgü tanığı yoktu ve hiçbir zaman kesin olarak açıklığa kavuşturulamadı.


    JODY SCHECKTER
    22 yaşında McLaren kokpitine geçen Jody yüksek araba kontrol yeteneği ve cesareti ile döneminin gelecek vaadeden genç yarışçılarındandı. Ancak Jody, F1 kariyerine 1973 Britanya GP’nin ilk turundaki kazası sebebiyle bir süre ara vermek zorunda kaldı.

    1974 yılında Tyrrell takımına geçiş yaptı. Jackie Stewart’ın emekliye ayrıldığı dönemdi ve bir önceki sezonun sonunda Francois Cevert’in ölümü gerçekleşmişti.

    1976 sonuna kadar Tyrrell takımında kaldı ve bu süre zarfında 6 tekerlekli P34’ü kullandı. Bu ilginç araba tek galibiyetini İsveç GP’nde kazandı ve Jody 1976’da şampiyonada üçüncü oldu.

    Ardından Wolf takımına geçti ve 1977 sezonunu Niki Lauda’nın ardında ikinci olarak bitirdi. 1979 yılında Ferrari ile şampiyonluğa ulaştı. 1980’de emekliye ayrıldıktan sonra ABD’ye giden Jody, FATS isimli bir sektöre girdi, ateşli silahlar için eğitim simülasyonu üretimi yaptı. Daha sonra şirketi büyük bir paraya sattı ve dikkatini iki oğlunun yarış kariyerlerine yöneltti.


    JOCHEN RINDT

    Jochen Rindt 1964’te F2 arabaları için Crystal Palace’da yapılan London Trophy yarışındaki zaferiyle uluslararası yarış sahnesine çıktı. Graham Hill, Jim Clark ve Danny Hulme gibi yarışçıları geride bıraktığı bu yarış Rindt’e Grand Prix yolunu açtı.

    1965’te Cooper ile anlaştı. Üç yıl boyunca iyi sürüşler göstermesine karşın hiç galibiyet alamadı. 1968’de Rindt, Brabham-Repco takımına geçti. Ancak sezon teknik arızalarla gölgelendi. Sonuç olarak 1969’da Colin Chapman’ın Lotus takımına geçti. Rindt ilk GP galibiyetini 1969 sezonunun sonlarında ABD’de kazandı.

    Ardından 1970 sezonunda Monaco’da son virajda kazandığı yarışla atağa geçti, kullanmakta olduğu Lotus 72 iyi bir arabaydı ve bu sezonda dört yarış daha kazandı. Rindt Monza’daki İtalya GP’sinin antrenman turlarında yaşamını yitirdi ve o sezon Motorsporları tarihine “öldükten sonra” şampiyon olan ilk pilot olarak adını yazdırdı.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #15
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Efsane Pilotlar


    KEKE ROSBERG

    Keke ilk yarış deneyimini Formula Vee serisinde yaşadı. Ardından Formula 2’ye geçti ve 1978’deki yağmurlu Silverstone International Trophy yarışında Theodore-Ford ile galibiyete ulaştı.

    1980 ve 1981’de Fittipaldi takımı adına yarıştı ancak ikinci sezonun ortalarında ayrılmaya karar verdi. Paul Ricard’da Williams testlerine katılmaya yetecek kadar dikkat çekmeyi başarmıştı.

    Alan Jones'un emekliye ayrıldığı bu dönemde Rosberg direksiyonu kaptı. Carlos Reutemann ile takım arkadaşıydı ve ikinci pilot rolünü üstlenmesi bekleniyordu ama Arjantinli pilot iki yarış sonra sporu bırakınca takım liderliği görevi Keke’nin oldu. 1982 sezonunda Cosworth motorlu Williams FW08 ile şampiyonluğa uzandı. Bu sezonda sadece bir yarış kazanabildi. Sıradışı bir sezondu, çünkü hiçbir yarışçı iki yarıştan fazla kazanma başarısı gösteremedi.


    1986 sonunda emekli oldu ve birkaç yıl Mika Hakkinen’in kariyerine yol gösterdi. Sonraki yıllarda Almaya’daki yarış takımlarına katıldı. 2002’de Gary Paffett ile Almanya F3 şampiyonluğunu kazandı. Şu dönemde, Formula BMW serisini kazandıktan sonra Williams adına yarışan oğlu Nico Rosberg’in kariyeri ile ilgileniyor.


    EMERSON FITTIPALDI

    Popüler Brezilyalı’nın Avrupa’ya ilk gelişi 1969 yılında Formula Ford yarışları ile gerçekleşti. Jochen Rindt’in Monza antrenman turlarında yaptığı kazada yaşamını yitirmesinin ardından Team Lotus’un bir numaralı koltuğunda 1970 İtalya Grand Prix’inde yarıştı.

    Bu zamandan 1980’de F1 pistlerinden emekli olana dek 144 yarışa katılan Fittipaldi bunların 14’ünde zafere ulaştı. 1972’de Lotus takımıyla ve 1974’te McLaren takımıyla şampiyonluk yaşadı. Hassasiyeti ve yaklaşımları ile kendine özel bir yer edindi.

    1975’in sonunda McLaren’den ayrılan Emerson, büyük kardeşi Wilson’ın yeni kurduğu ve Brezilya merkezli şeker ve alkol üreticisi Copersucar tarafından sponsorluğu üstlenilen F1 takımı Fittipaldi Automotive takımına katıldı. Bu acele karar onun F1’deki pilotluk kariyerini çok çabuk bitirmesine neden oldu. 1978 Brezilya GP’sindeki ikincilik Fittipaldi takımının parlak anlarından birisiydi ama takım 1982 yılında faaliyeti durdurdu. 1980lerin ortasında Emerson Amerika’ya gitti ve burada WIT Indycar takımı adına yarıştı. Sakatlanan Chip Ganassi’nin yerine Patrick Racing ekibine katıldı ve 1980lerin sonu ile 1990ların başında bu takımda kaldı. 1989 ve 1993’te Indianapolis 500 yarışını kazandı ve 1989 yılında CART şampiyonu oldu. 1990 yılında Penske takımına katılan Fittipaldi 1995 yılına dek bu takımla yarışlar kazandı. Yıl sonunda Roger Penske ve Carl Hogan yeni bir takım olan Penske Hogan Racing takımını kurdu ve Fittipaldi bu yeni takıma geçti. Sezon ortasında Michigan International Speedway’de kötü bir kaza geçirdi ve omurlarından biri kırıldı.

    Emerson 1997 sonbaharında bir ciddi sakatlık daha yaşadı. Araraquara, Brezilya’da kendisinin sahip olduğu mevye tarlasının yakınlarında sürüş yaparken bir hafif uçağa çarptı ve bunun sonunda Fittipaldi’nin yarış kariyeri tamamen son buldu. Fittipaldi sporla bağlantısını koparmadı ve Brezilya’daki CART televizyon haklarını aldı. 2003 yılında spora dönüşünü açıkladı ve CART serisinde mücadele edecek olan Fittipaldi-Dingman Racing takımında 29 yaşındaki iş adamı James Dingman ile ortaklık yaptı.


    MARIO ANDRETTI
    Mario Andretti’nin hayat hikayesi, klasik Amerikan Rüyası’nın tüm niteliklerine sahipti. İkinci Dünya Savaşı’nın ilk aylarında Trieste yakınlarında doğan Andretti, 1955’te Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmeden önce, hayatının ilk yedi yılını, savaş nedeniyle ülkesini terkeden ailesi ile birlikte mülteci kamplarında geçirdi.

    Çocukluğu Mille Miglia’da Alberto Ascari’yi izleyerek geçen Andretti’nin yarışma isteği de bu şekilde ateşlendi. Andretti, 1965’te ilk olarak Indianapolis 500 yarışına katıldı ve dört yıl sonra bu yarışı kazandı. 1968’de Lotus 49B ile Watkins Glen’deki US Grand Prix’inde pole pozisyon kazanan Andretti, ilk Grand Prix zaferini 1971’de Güney Afrika’da bir Ferrari’nin direksiyonunda elde etti.
    Tüm zamanların en yetenekli ve çok yönlü pilotlarından biriydi. Düzenli olarak F1, Champcars zaferleri kazandı. 1978’de Lotus 79 ile Dünya Şampiyonluğu’nu kazandı ve 1982 yılının sonuna dek aralıklarla F1’de yarışmaya devam etti. 1993 yılında son Champcar yarışını Phoenix, Arizona’da kazandı. 60’ıncı yaşını kutladığı 2000 yılında halen Le Mans’ta viraj alıyordu.

    Andretti pistlerde bulunmayı sürdürdü ve oğlu Michael’in takımı için 2003 yılında testlere katıldı ama büyük bir kaza, O’nu artık durması gerektiğine ikna etti yine de bu durum O'nu yarış dünyasından uzaklaştırmadı. Şu anda, Aralık 2006’da Honda için testlere katılan torunu Marco Andretti’nin kariyerine yön vermesine yardımcı oluyor.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. Efsane A-teist
    mopsy Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-09-2011, 07:21 PM
  2. Efsane Saatler
    mopsy Tarafından Erkek Modası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-03-2010, 06:30 PM
  3. Efsane ce....
    mopsy Tarafından Mitoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-12-2009, 11:45 AM
  4. Efsane HÜSNÜ
    ankara kalesi Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 01-02-2009, 08:32 PM
  5. Katliamcı pilotlar Konya'da eğitiliyor
    güney Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-12-2008, 03:02 AM
Yukarı Çık