İlk olarak 1991 yılında Phoenix’te bir Lotus 102B ile yarışan Mika, yeteneklerini gösterme imkanını iyi kullandı. Mika Hakkinen, karting ve Opel Lotus Euroseries’in ardından British F3 şampiyonluğunu aldı. Hakkinen 1992’de yeni Lotus 107 ile göze batan sonuçlara imzasını koydu ve sezon sonunda Ron Dennis tarafından McLaren’e getirildi. Ancak 1993 boş bir yıl olacaktı. McLaren Ayrton Senna ve Michael Andretti ile yarışıyordu ve Mika için yarış koltuğu yoktu. Andretti’nin Eylül ayındaki İtalya GP’si sonrası F1’den ayrılmasına dek test sürüşlerinde direksiyon başındaydı.



Hakkinen yarış koltuğuna geçtiğinde Portekiz GP’sinde sıralamalarda Senna’yı geçti ve bu Senna için bir motivasyon kaynağı oldu. McLaren’in yeterince mücadeleci olmaması Senna için hayalkırıklığıydı. Mika, Senna’yı bir daha hiç yenemedi ancak potansiyelini kanıtlayacak derecede iyi sonuçları elde etmeyi başardı. Senna, 1993 yılında Williams ile anlaştıktan sonra 1994 ve 1995 yıllarında takıma liderlik etme görevi Mika’nın oldu. Ancak bu yıllar McLaren için çok iyi yıllar değildi. Peugeot motoru ilk once Ford ile daha sonra Ford motoru Mercedes-Benz ile değiştirildi.1994 yılındaki sorunların ardından 1995 yılında, Suzuka’da en iyi sonuçlarını elde etti. Bir yarış sonra Adelaide’da yapılan son Avustralya GP’sinin practice turlarında bir lastiğini kaybetmesi sonucu büyük bir kaza yaptı ve ölümden döndü.

Hakkinen kış süresinde toparlandı ve geri geldi.Geri döndüğünde hakkındaki şüpheleri kırması gerekiyordu ve ilerleme kaydettikçe takımdaki yeri yeniden sağlamlaştı. 1997 yılında McLaren ve Mercedes kazanma potansiyeline sahip bir araba oluşturdu. Avustralya’daki sezon açılışında Coulthard galip gelirken, Hakkinen galibiyeti biraz daha beklemek zorunda kaldı ve kimsenin beklemediği bir anda kariyerinin ilk galibiyetini aldı. Schumacher ve Villeneuve’ün tartışmalı biçimde çarpıştığı 1997 Jerez GP’sinde galip geldi. Bu tarihi andan itibaren bir daha asla arkasına bakmadı. 1998 yılında ilk Dünya Şampiyonluğu’nu kazanırken 16 yarıştan 8 tanesini kazamıştı. 1999 daha zorlu bir yıl oldu, İtalya’da yaptığı hatalar galibiyetine mal oldu, ancak son yarışta tacını korumayı başardı. Michael Schumacher ile mücadele edebilme potansiyeline sahip olan tek pilot olduğunu kanıtladı.

2000 yılında Ferrari yıllardır hiç olmadığı kadar iyiydi ve Hakkinen İspanya, Fransa, Avusturya, Macaristan ve Belçika’da kazanmasına rağmen şampiyonluk Michael Schumacher’in oldu. 2001’in açılışında Avustralya’da büyük bir kaza geçirdikten sonra, sezon sonunda F1’e bir yıl ara verme kararını açıkladı ve İngiltere ve A.B.D.’de birincilik aldı. Ara verdiği dönemde F1’e geri dönecekmiş gibi bir görüntü çizmedi. Ve McLaren, 2002 Monaco GP’sinden sonra Mika için bir koltuk ayırabilecek durumda değildi. Mika emekliye ayrıldığını ilan etti ve 2003 ile 2004 yıllarında yarışmadı. Ancak 2005 yılında Mercedes-Benz ile DTM’de yarışmak için anlaştı.