GTA’yı ne kadar övsek azdır. Şu ana kadar çıkmış, kendisini başlı başına bir oyun türü haline getirmiş, adını duyurmadık yer bırakmamış en iyi oyundur desek yalan olmaz. PC’den, PlayStation’a koştu. Ardından Play Station 2’de rekorlar kırdı. Şimdi de Sony’nin son harikası olan taşınabilir PSP oyun konsolu için, yine oyunun babası Rockstar firması son bombayı patlattı. İşte karşımızda, sade ve sadece PSP için çıkan ve diğer oyun konsollarını için çıkmayacak olan Grand Theft Auto: Liberty City Stories.

Oyunumuz geldi!

Oyundan önce, oyunun kutusu ve paket içeriği hakkında bilgi vereyim. Jelatini heycandan kopartıp yere atarken, bir yandan da PSP’min bitmiş olan pilini değiştiriyordum. Kutuyu açtım. Gözüme sadece UMD oyun diski takıldı. Gözüm başka hiçbir şey görmez oldu. Daldırdım elimi kutuya. Çıkarttım oyunu. Aldım PSP’yi elime. Yavaş ve nazik bir şekilde oyun soktuğumuz bölümü açtım ve oyunu yerleştirdim. Hazır oyun açılırken kutunun içinde başka ne olabilir düşüncesiyle yerden kutuyu kaldırdım. Orjinal GTA alanlar bilir. Kutunun içinden mutlaka oyunun tüm bölümlerinin yer aldığı detaylı bir harita çıkar. Hatta arkasında güzel bir kız resmi yer alır (hep ben ilk ona bakarım(!) ). Haritayı açınca şaşırdım. Gözüme çok büyük göründü. 3 kocaman, birbirine bağlı, GTA III’e benzeyen adadan oluşuyormuş oyun. Zaten oyunu takip edenler, oyunun GTA III’ün üzerine yapıldığını fakat temel görünümler hariç her şeyin değiştiğini bilir. Kutudan haritadan başka bir de gazete çıkıyor. Evet yanlış okumadınız, gazete! Yapımcılar oyunun kullanma klavuzunu, hikayesini ve diğer her türlü oynanış bilgisini çok güzel bir gazete tasarımında oyunculara sunmuşlar. Gerçekten çok güzel olmuş. Ellerine sağlık Rockstar. Daha oyuna başlamadan, GTA kalitesi yine konuşturdu.

Loading…

Bir anda çalan, gerçekten güzel bir müzikle irkildim. Arkama döndüm. PSP’min o dayanılamaz tasarımi çekiciliği, GTA’nın loading ekranıyla birleşmiş ve beni büyülemeye başlamıştı. Dünya umurumda değildi. Artık ona yaklaşmalı ve bir an önce GTA dünyasına gitmeliydim.

Dünya ile ilişkilerime bir süre ara veriyorum.

Toni Cipriani adlı, tüm GTA’lardaki gibi ana karakteri canlandırıyoruz. Salvatore Leone amcamızın işlerini halletmekle başlıyoruz oyuna. Oyunun başında şehre geri dönüyoruz. Döner dönmezde Salvatore amcamızın yanında soluklanıyoruz. Onun bir nevi sağ kolu olup çeteleri dağıtıyor, bize yamuk yapanları çiziyor, kızını da istediği yere götürüp getiriyoruz.

Full modifiyeli GTA III

GTA III oynadıysanız, Liberty City Stories’de tanıdık yüzler, yerler göreceksiniz. Bazı yerleri tanıyamaya bilirsiniz çünkü ekip o kadar usta ki, aynı yeri sanki bambaşka bir yer gibi değiştirmiş. Dolayısıyla GTA III’ü bitirdiyseniz bile, bu oyun size apayrı bir oyun gibi gelecek (ki zaten öyle).

Bu oyun bitmez!

Eğer oyunu bir seferde bitirmeyi kafanıza koyduysanız, lütfen PSP şarz aletinizi takın. GTA: Liberty City Stories size tam 18 saat, net görev tamamlama süresi sunuyor ki bu süre, biz oyuncular için 25 saati buluyor. Net süre demek, hiç ölmeden, ara videoları izlemeden ve hiç loading yapmadan oyunu bitirebileceğiniz süre oluyor. Normal bir GTA’cı bu oyunu 25 saatten kısa bir sürede bitiremez demek oluyor bu. Ek görevler, serbest dolaşma ve bir görevi tekrar tekrar deneyipte oyunu bitirmenin süresi 40 saat (çünkü ben bizzat böyle yaptım).

Use the analog Anakin!

Gelelim oyunun kontrollerine. Tartışıldığı kadar zor değil. Hatta alıştınız mı çok da kolay. Analog ile karakteri yönlendiriyoruz. L tuşumuz kamerayı sabitliyor ki bu tuş çok işe yarıyor. PS2 ve PC’deki gibi kolay kontrol edemiyorsunuz görüş alanınızı fakat oyun otomatik olarak en iyi görüş açısını size sunmayı çabalıyor. Tabi ki arada yapay zeka, insan zekasından altta kalıyor ve kamerayı L tuşuyla ayarlamanız gerekiyor. Bunun dışında görüntüde sıkıntımız yok.

X tuşuna basılı tutarak hızlı koşabiliyoruz. Araç içinde ise X tuşu gaz oluyor. Kare tuşu yürürken zıplama, araç içinde fren. O tuşu yürürken yumruk/tekme; elinizde silah varsa silahı ateşliyor, araç içinde ise hiçbir işe yaramıyor. Eğleniyorsanız basın. Üçgen tuşu araca binme/araçtan inme. R tuşu ise en önemli tuş. Nişan alma. PS2’deki nişan sistemi aynen PSP’ye aktarılmış. R tuşuna basılı tuttuğunuzda en makul hedefe kilitleniyorsunuz ve O tuşuyla ateş etmeniz, hedefi indirmenizi sağlıyor. Hedefi de “R” tuşuna basılı tutarken sağ/sol tuşlarıyla değiştirebilirsiniz. Araç içinde sağ/sol tuşu radyo kanallarını değiştiriyor.

Bang bang! Dışın Dışın! Boooommmmm!!!

Silahsız GTA, kaskosuz otomobile benzer. Liberty City’de de, Vice City ve San Andreas’ta bulunan silahların büyük bir kısmı mevcut. Tabanca, Shotgun, Roketatar, El bombası, Molotof kokteyi, Sniper, Kalaşnikof… say say bitmez. Kısaca San Andreas’ta kullanılan tüm silahlar var diyelim.

Yakarız bu gezegeni, yakarısss!

GTA serilerinin büyük bir kısmında hep yok etme ve sınırsız özgürlük duygusu ağır basmıştır. Çoğu zaman görev yapmaz, halkın kafasını keser, araçları çarpıştırır, polisleri ezer, hatta bazen trafik kurallarına uygun olarak araç kullanmayı bile deneriz. Böyle geniş çaplı bir simülasyon türünün tek örneği olan GTA’yı bu kadar popüler ve liste başı kılan, bu özellikleridir herhalde. Elinizde silah, altınızda son model arabanız, koskoca bir şehirdesiniz. Katliamdan başka ne yapılabilir ki? Bu arada oyun ile belirtmek istediğim iki önemli nokta var. Bunlardan birincisi araçlar. Otomobil, motorsiklet, gemi, yat ve helikopter bulunuyor. İkinci önemli nokta ise oyunda yüzememeniz. San Andreas’tan alışanlar dikkat! Gördüğünüz her suya atlamayın, boğulursunuz.

Topla arkadaşlarını, multiplayer GTA partisi yap!

GTA: Liberty City Stories’i diğer GTA’lardan ayıran en büyük farklardan biri de 6 kişiye kadar kablosuz (wireless) çoklu oyuncu desteği vermesi. Hemde mod’larla beraber. Bu mod’lardan bazıları, arkadaşlarınızla araba yarışı yapabilirsiniz. Birbirinizi öldürebilirsiniz. Çetelere ayrılıp, takım halinde birbirinize girebilirsiniz. Hatta hep beraber şehirde terör estirebilirsiniz. İnşallah yeni GTA’da, Pro Evolution Soccer gibi futbol oynayabilecek, NBA Live gibi de basketbol karşılaşmaları düzenleyebileceğiz(!)

Biri grafik mi dedi?

Grafikler mükemmel. GTA serisi ve Rockstar’a yakışıyor. Oyun loading’leri (yüklemeler) kısa ama çok. Oyun ara videoları özenle hazırlanmış ve seslendirilmiş. Oyunu sıradan taşınabilir oyun konsollarındaymış gibi kıyaslamayın. Video ve oyunun içinde de seslendirmeler mevcut. Gameboy gibi sırf altyazı yok. Liberty City Stories’in tek kötü yanı Frame Rate dediğimiz görüntü yenilenmesi. Yani hareket ve aksiyon yaptığınızda, arkanızda hafif izler kalıyor. Bu PSP’deki tüm oyunlarda yaşanan ve görmezden gelinmesi beklenen, doğal bir kötülük. Bunun haricinde fazla göze batan sıkıntı yok. Oyun hızı da iyi ayarlanmış.

Music make you lose control…

GTA’nın vazgeçilmez olaylarından biri de radyo kanallarıdır. Libery City Stories’de de çok sayıda radyo bulunmakta. Herkesin tarzına uygun türler mevcut. Klasik müzikten, hip hop’a kadar her şey var. Bildiğiniz GTA klası.

Damlaya damlaya göl olur.

Rockstar firması, bu güne kadar piyasaya sürdüğü tüm oyunlardan kazandığı deneyimleri göstermeyi çok iyi başarıyor. Her çıkarttığı yeni oyun, bir eskisini aratmıyor. GTA: Liberty City Stories’de bunlardan en önemlisi. En önemlisi diyorum çünkü şu ana kadar kimse Sony PSP’ye bu kadar derin, bu kadar gerçekçi, bu kadar dopdolu, bu kadar eğlenceli, bu kadar müzik dolu ve bu kadar veriyi; tek UMD’ye sığdıran bir oyun yapamamıştı. Rockstar her zaman sahip olduğu zirveyi koruyor ve bize uzun mu uzun, sıkıntısız günler sunuyor. Darısı PC, PS2 ve X-Box sahiplerine…