Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Mesaj
    15
    Rep Gücü
    5

    Unknown Beden ölünce ruh yaşar mı - ölür mü?ı

    Bu konuyu genel olarak dinler adı altında ele almak herhalde daha yerindedir. Çünkü bütün dinlerin ortak noktası aynıdır. Örneğin bir dinde reenkarnasyon inancı varsa, önce ruhun ölmemesi gerekir. Cennet, cehennem, nirvana inancı varsa, yine önce ruhun insan öldükten sonra yaşaması gerekiyor ki, arkası gelsin.

    İnsanlar dini konuları tartışırken, bir yandan da birçok konuda aynı ortak değerlere sahipler. Bunu insanların bedensel olarak aynı ortak yapılara sahip olması gibi düşünebiliriz.

    Hemen hemen bütün inançlar da ortak yanlar var. Bunların başında da ruhla ilgili konular geliyor.

    İster Hıristiyan, ister Hindu, ister Müslüman ya da başka bir inançtan olan kişiler olsun, bunların hepsi ruh konusunda aynı şeyleri iddia ediyorlar. Ya da inançları böyle.

    İddia ve inanç şu: İnsanın bedenden ayrı yaşayabilen bir ruhu vardır.

    Bunun ne olduğuna ise genellikle bir cevap verilmiyor. Yalnızca ruhun insan öldükten sonra da yaşamaya devam ettiği inancı yaygın. Dinler farklı olsa da bu kural geçerli. Hepsinde ölen kişinin ruhu öbür alemde yaşamaya devam ediyor diye söyleniyor.

    Ruhun ölümden sonra yaşadığını söyleyenler, bunu inançlarının dışında da bir şekilde destekleyebiliyorlar mı?

    Ben duyduklarımdan bazılarını sıralayayım:

    Rüyalarda ölen kişilerin görülmesi

    Bazı kişilerin astral seyahat diye tanımlanan deneyimleri yaşamaları

    Nadiren görülen bazı vizyonlarda bu yöndeki destekler

    Bu konu neden önemli bir konudur? Çünkü cehennem konusu olsun, cennet konusu olsun hep öncelikle bu ruh konusuna dayanır. Ruhun cehenneme ya da cennete gideceği konusu öncelikle ruhun öldükten sonra yaşamasıyla bağlantılıdır.

    Soru şu: İnsan ölünce ruhuna ne oluyor?

    ASTRAL YOLCULUK *Prof.Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK * - YouTube

    Var mı cevabı olan?

    Bu konuda bazı terimler de varmış: İnsilah, İnsilah-i külli, Tayyi mekan, Astral seyahat.

  2. #2
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nerden
    İst.
    Mesaj
    404
    Rep Gücü
    13435
    Soru şu: İnsan ölünce ruhuna ne oluyor?
    Cevap : Beden elbisesini giymeden önceki hâline dönüyor .

    Tek fark;
    Mükafat yada mücazat almaya istihkak kesb etmiş olarak.

  3. #3
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Mesaj
    15
    Rep Gücü
    5
    Ölüme yakın deneyimleri araştıran bazı ünlü doktorlar var. Bunlardan birisi de aşağıdaki kişi. Bunlar da bedenin bir elbise gibi bir şey olduğunu söylüyorlar. Diyor ki,

    Beden ruhun giydiği bir elbise gibidir, ölünce bunu çıkarırsın ve ruhunla var olmaya devam edersin.

    Doğru mu?

    Alıntı yazı:

    Ölume Yakin Deneyimleri Arastiran Doktor ile Yapilan Roportaj

    "...

    Ölüme Yakın Deneyimleri Araştıran Doktor ile Yapılan Röportaj
    Çalışmalarınızın doğruluğu hakkında hiç mi şüpheye düşmediniz? Ya ben insanları yanıltıyorsam demediniz...

    - Hayır hiç. Bu sorular geride kaldı. Ölüme Yakın Deneyim’lerin gerçekliği konusunda hiç şüphe duyulmuyor artık. 10 hastanede, 344 kalp hastası üzerinde, 2 ila 8 yıllık takip süresiyle araştırmalar yapıldı. Ve yaşanmış bütün o Ölüme Yakın Deneyim’lerin, ‘oksijen yetmezliği’yle açıklanmasının mümkün olmadığı kanıtlandı...

    İçiniz ve vicdanınız tamamen rahat yani...

    - Elbette. Bulduğum her şeyi sürekli, tekrar tekrar kontrol ettim. Olabildiğince tarafsız ve objektif kalmamı garantilemek amacıyla Ölüme Yakın Deneyim yaşayanlar için önemli olan insanlarla da (karısı, kocası, komşusu, ona sağlık hizmeti veren görevliler) görüştüm. Ne görmüşlerdi? Onların izlenimleri neydi? Bununla da yetinmeyip bulgularımı, ülkemin diğer eyaletlerindeki başka insan gruplarıyla da karşılaştırıp, kontrol ettim. Birinci elden saha araştırması yaparak geçirdiğim 26 yıl boyunca bulgularımı bu şekilde tekrar tekrar kontrol etmeyi hiç bırakmadım... Haliyle vicdanım rahat!

    Peki kendi Ölüme Yakın Deneyim’inizle ilgili görüşünüz nedir?

    - Ölüme Yakın Deneyim yaşayanlar, deneyim sonrasında ‘Ölüm yok, yaşam sonsuz,’ diyorlar. Ben de farklı değilim. Şöyle bir noktaya geliyorsunuz: ‘Yaşam sonsuzsa.... Ölümden sonrasından veya doğumdan öncesinden söz etmek niye?’ Belki de yeniden tanımlamamız gereken şey ölüm değil, yaşamdır!

    Nasıl yani?

    - Ölüm, benim için artık içinden geçtiğim bir ‘kapı’ veya bir ‘bilinç değişimi’ haline geldi. Ben de diğer milyonlarca insan gibi bu deneyimler sırasında ve sonrasında, bir bedenden ibaret olmadığımı, yaşayan bir ruh olduğumu, yani ebedi olduğumu fark ettim. Ölümden korkum yok, çünkü ölmekte korku yok, devamlılık var. Son duraklar yok. Yalnızca büyüme, kendimizi yetkinleştirme ve Yaratıcı ile birlikte oluşturma potansiyelimizi gerçekleştirme söz konusu.

    Yaşadığınız bu 3 Ölüme Yakın Deneyim’de sizi en çok etkileyen şey neydi ?

    - ‘Başka Hiç Bir Şeye Benzemeyen Ses’ diye adlandırdığım şey. Bugün bile o sesi ne zaman hatırlasam, ta ruhumda duyuyorum, gözlerim doluyor. Bir eşini daha duymadım. Bunun, Tanrı’nın sesi olduğunu hissettim ve kalbimin en derinine işledi. Ölüme Yakın Deneyimler ve bu deneyimleri yaşayan insanları araştırmamı bana söyleyen de bu sesti. Aynen şunları söyledi: ‘Açıklananları test et. Araştırma yapacaksın. Her bir ölüm için bir kitap.’ Bunun ne anlama geldiğini bana gösterdi, ikinci ve üçüncü kitapların adlarını verdi ama birinci kitabınkini vermedi. Her kitapta neler olacağını gösterdi ama bunları nasıl yapacağımı ve bunları yapmamın ne kadar zaman alacağını göstermedi. Başka Hiç Bir Şeye Benzemeyen Ses’i hiç sorgulamadım. Beni sürekli hareket halinde tutan ‘yakıt’ haline geldi. Bu işi üstlenmeye söz verdim ve bu sözümden hiç dönmedim. Hiç!

    Dr. P.M.H. ATWATER

    23/07/07 News Week Dergisinde bulunan Ölümden Dönüş adlı makaleyi okuyabilirsiniz. Ölüme Yakın Deneyim’lerin (ÖYD) dünyadaki en önemli isimlerinden biri. Üç kere Ölüme Yakın Deneyim yaşadı. Bu konu üzerine yazılmış 9 kitabı var (sonuncusu, The Big Book of Near-Death Experiences: The Ultimate Guide to What Happens When We Die

    19 Ekim Tarihinde yurt dışında satışa çıkarılacak.

    We Live Forever: The Real Truth About Death.) ÖYD yaşayan yetişkin ve çocuklarla yaptığı görüşmelerin sayısı 4000’e ulaştı. Uluslararası Ölüme Yakın Deneyim Araştırmaları Birliği’nin (IANDS) başkan yardımcılığını yaptı.

    Kendisi 2005 yılında İstanbulda yapılan Parapsikoloji konferansına katıldı.

    P.M.H. Atwater, L.H.D., Ph.D. (Hon.), 1977 yılında 3 kez yakın ölüm deneyimine sebeb olan 3 olüm olayına tanık oldu. Kendisi yakın ölüm fenomen deneyimleri arastırmacılarından biri olarak, görevine 1978 yılında başladı. Bugün bu çalışmalara katkısı (yakın ölüm deneyimleri araştırması) Raymond Moody ve Ken Ring kadar eşittir.

    Raymond Moody P.M.H Atwater gibi yakın ölüm deneyimi araştırmacısıdır. Raymond Moody’nin 11 kitabı vardır, Ken Ring ise Ay’a bakarak hava tahmini yapmaktadır.

    P.M.H Atwater’ın Ilk iki kitabı, Coming Back to Life (Hayata Donüş) ve Beyond the Light (Işığın Ötesinde) Yakın Ölüm Deneyimler’inin İncili sayılır.

    Future Memory’nin ( İleriki Bellek ) basımıyla birlikte çalışmalarını beynin bölümlerinin gelişimi üzerinde ele aldı. (transformasyon kısalığı)

    Yakın Ölüm Deneyimleri’nden After Effects (Sonradan Gelen Tesir) ve Common Elements (Genel Unsurlar) üzerine derin araştırmalar yaptı.

    Yakın Ölüm Deneyimi yaşayan çocuklar üzerinde de ayrıntılı araştırmalar yaptı.

    The Complete Idiot’s Guide to NDE (Aptallar icin Eksiksiz Yakın Ölüm Deneyimi) Yakın Ölüm Deneyimi ile ilgili günümüzde en kapsamlı kitaptır.

    Ölüm Nasıl Bir Duygu

    İçgüdüsel olarak yaşamak için savaşıyorsunuz. Bu otomatiktir. Bu bilinçli zihnin aklının alamayacağı bir şey, yani dünyanın dışındaki bir gerçeğin var olmasının mümkünatı. Madde dünyanın zaman ve boşlukla sınırlandırılmış olması. Biz buna alıştık. Biz doğduğumuzdan beri yaşamak ve gelişmek için eğitildik. Biz kendimizi bildiğimiz bileli harici uyarıcı alırız.

    Hayat bize kim olduğumuzu söyler bizde kabul ederiz. Bu çok otomatik ve çok beklendiktir.

    Vücudunuz yumuşar, kalbiniz durur, hava akımı olmaz, görme yeteneğini, hissiyatı, hareket yeteneğini kaybedersiniz, duyma hissi en son kaybedilmesine rağmen. Kimliğiniz sona erer.

    Bir zamanlar siz olduğunuz sadece hatırada kalır.

    Ölüm anında hiçbir acı yoktur. Sadece huzurlu bir sessizllik, durgunluk ve huzur. Fakat halen daha varsın, nitekim, daha kolay daha rahat. Süresiz olarak nefes almama, nefes almaktan daha doğal.

    Bir çok İnsana ölüm en büyük sürpriz ölümün hayatın sonu olmadığını farketmektir. sonrasında ister beyaz ışık olsun ister karanlık yada pozitif & negatif başka bir olay veya beklenen ve beklenmeyenin ortasında bir yer. En büyük sürpriz ise sizin yine kendiniz oldugunuzu anlamanızdır.

    Halen hatırlayabilir, görebilir, hareket edebilir, duyabilir, hissedebilir, sorgulayabilir, merak edebilir, şaka yapabilirsiniz (isterseniz tabii ki), son doğduğunuzdan bu yana halen daha hayattasınız, hemde fazlasıyla.

    Halen daha hayattasınız hem de fazlasıyla. Ölümden sonra son doğduğunuzdan bu yana çok daha fazla hayattasınız. Sadece daha farklı çünkü siz o şeffaf olmayan bedeni çeşitli filtre ve büyütmek, bakım geçerli gösterge için kullanmıyorsunuz. Sizlere her zaman birinin yaşaması için bedene ihtiyacı var diye öğretildi.

    Eğer ölmeyi umut ediyorsanız öldüğünüz zaman hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

    Tek şey ölüm bir bakıma kurtuluştur, deri değiştirmektir, giydiğiniz çeketi çıkarıp atmaktır. (Burada ceket beden anlamında kullanılmıştır) öldüğünüz zaman sadece bedeni kaybedersiniz. Başka bir kayıp olmaz.

    Siz bedeninizde değilsiniz, o sadece sizin bir süreliğinize giydiğiniz bir şeydi, çünkü dünya alemi. onun süslü kurallarını örtüğünüz zaman son derece anlamlı daha kapsamlıdır.

    ..."

    Öte aleme geçiş otomatiğe mi bağlanmış?

    Dirilme farklı birşey mi?

  4. #4
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Mesaj
    15
    Rep Gücü
    5
    Ölüme Yakın Deneyim şöyle açıklanıyor:

    ---------------

    Şuur, Şuurluluk ve Ölüme Yakın Deneyimler

    ÖYD: Ölüme Yakın Deneyim

    "ÖYDler ilk kez 1970in birinci yarısında Dr. Raymond Moody ve Dr. Michael Sabom tarafından yüzlerce hasta ile görüşmeler, titiz sorgulamalar, istatistikler sonucu Amerikan kamuoyunun ve insanlığın dikkatine sunulmuştur.

    ÖYD sırasında bedeninden uzaklaşan ruh varlığı için bedensel acılar sona erer. Birey, doktoruna veya yakınlarına kendisini duyurmak isteyip de duyuramadığını anladığı zaman ölmüş olduğunu idrak etmeye başlar. Yakınlarına, ölmediğini söylemek ister ama bir türlü irtibat kuramaz. Daha sonra, uzak, ucunda parlak ışık bulunan bir tünelden geçerek, aşkın bir aleme (şuur durumuna) varabilir. Tümüyle farklı bir gerçeklik düzeyine gerçek bir yolculuk yapar. Burada, daha önce ölmüş akrabaları, dostları ve kişilerin algılamalarına göre değişen ışıklı ruhsal varlıklarla karşılaşabilir. Araştırmalar, yaşanan her ÖYDnin birbirine benzer noktaları olabildiği gibi, birbirinden farklı deneyimleri de kapsayabildiğini ortaya koymuştur.

    Birey, içinde bulunduğu ortamda öylesine rahat ve sükûnet halindedir ki bedenine geri dönmek istemez. Ancak, kimi zaman henüz zamanı gelmediğine ikna edilerek, kimi zaman en sevdiği çocuğunu veya eşini bir daha göremeyeceği hatırlatılarak bedenine dönmesi sağlanır. Çünkü bu varlıkların doğmadan önce yaptıkları hayat planına göre henüz yapmayı planladıkları işleri bitirmemiştir. Bir başka ifade ile dünyadan ayrılma zamanı gelmemiştir. ÖYD yaşayan birey kendi derin şuurunun farkına varır ve gerek kendi derin şuurundan gerekse rehber varlıklardan bilgi alarak gerçekte kim olduğunun ve niçin yeryüzünde bulunduğunun ayrımına varır. ÖYD, gel geç dünya değerlerine gömülmüş bir varlığın uyanması için meydana gelmiş bir yardımdır adeta.

    ÖYD yaşayan kişilerin hayata karşı olan tutumlarının derinliği ve yönü değişir. Ölüm endişesi tamamen yok olmasa da azalır. Ölüm dediğimiz geçişin ne olduğunu önceden görmek ayrıcalığına ulaştıkları için anlayış ve kişiliklerinde tamamen pozitif yönde bir değişim olur. Tüm varlıkların sevilmeye layık olduğunu kavrarlar. Sevgi ve evrensel bilginin, ruhsal bilginin, hayattaki tek önemli şey olduğunu anlarlar. Önemli olanla önemsiz olanı ayırt etmeyi öğrenirler."

    ----------------

    Aşağıdaki örnekler ÖYD (Ölüme Yakın Deneyim) yaşamış kişilerin başlarından geçenlerle ilgili:

    ----------------

    Yaşanmış Bir Gerçek Ölüme Yakın Deneyim (Ölüm Son Değil...)


    "Zehirlenmişim, yanlış birşey yemiştim... ve inanın ruhumun bedenimden nasıl çıktığını yaşadım ve çıktığında ölü bedenimi yukardan izledim ve gittim. orası o kadar güzeldi ki, ezrail ve cebraili gördüm. onların uzun bembeyaz elbise vardı üstlerinde ve orda kalmak istedim. bir kısa köprü vardı, gitmek istedim oraya, orda bir ışık, bir nur vardı. o kadar rahatlatıcı, o kadar güzel anlatamam sizlere. ama vaktim gelmediği için beni geri gönderdiler... ruh bedenden çıktığında sanki bir 10 katlı binanın altından çıkmış gibi oluyor. ve orası çok çok ama çok güzel... iyi niyetli, iyi kalbli olalım birbirimize... gideceğimiz yerde güzel olsun, ve inanın orası var. benim kalbimin durup öldüğüme raporum var ve geri gelmemi doktorlar mucize olarak gördüler."
    --------

    "nedenini bilmiyorum ama hep böyledir. gidip gelenlerin çoğu aynı şeyleri söyleyip anlatıyorlar. gerek netten okuduklarım ve gerekse çevremdekiler buna benzer aynı güzel şeyleri yaşıyorlar.

    Sadece müslümanlardan değil de hristiyan olanlardan da okuyup bizzat duyduğum oldu"
    --------

    "bana da bir kez oldu... inanıyorum anlattıklarına. burda konunun birinde yazmıştım hatta. benim penisiline alerjim var verildiği an en fazla 15 dakikam var, kalbime vuruyor. bir nedenle ameliyat olmuştum. fakat kanımda iltihap olduğundan dolayı penisilin verdiler. allahdan hastanedeydim. hapı içtim, yaklasık 5 dakika sonra boğazımı hissetmemeye başladım. kalbim yerinden fırlıyacaktı sanki. hemen birşeylerin yanlış gittiğini anladım. son hamlede zile bastım. hemşirenin içeriye girdiğini en son hatırlıyorum. sesleri duyuyordum ama reaksiyon yoktu bende. bağırmalar vs vs. hepsini duydum. ama gerçek diyom yalansız, bir baktım ki tavandayım ben. aşağıya bakıyorum ve ben orda yatıyordum. bir ses vardı uğultu desem uğultu değil, ama hala ne olduğunu bilmiyorum. kocaman ışık, ama burdaki ışıklar gibi değil. hiç görmediğim renk çeşitleri vs vs. kendime bakıp durdum iyi hatırlıyorum. sonra rahmetli annemi gördüm birden. yanıma sakın gelmeeeee dedi. bir duvar gibi birşey vardı, ordan girecem, birşey beni itiyordu. ama her yer beyaz mı, krem rengi mi değişik ti yani. sonra bir baktım ki uyandım. titt tittttt sesleri var, her yanımda hortumlar. elektrik şoku ile kendime getirilmişim. anammmm o göğüs bölgem bir ağrıyordu ki o şokdan sonra, 8 dakika mı ne demişti doktor, yanlış olmasın tam hatırlamıyorum, ama o kadar bu dünyadan gidip gelmişim."
    --------

    Ölüme Yakın Deneyim Yaşayan Var mı - Sayfa 2

    "bende bunlara benzer bir deneyim yaşadım. sene 2003 çok ağır bir boğaz enfeksiyonu geçirdim ve hastaneye kaldırılmışım, hatırlamıyorum bile. ateşimi düşürememişler, 40 derecenin üzerinde. en son gözümü açtım ve babama baktım. sonrasında ise şarkılar mırıldanmaya başlamışım. derken aniden susmuşum. karanlık bir yolda, hatta tünel gibi bir yerde idim. sonunda kocaman pasparlak bir ışık vardı. ve oraya doğru yürümeye başladım. derken bir adam ki azrail olduğunu düşünüyorum. bu kişi yanıma yaklaştı ve bir ışıkla, bana yaşadıklarımı sanki bir tv gibi gösterdi. yaşadığım iyi veya kötü herşey unuttuğum herşeyi orda izledim. çok şaşkındım. aniden yatağımın üzerinde havada bedenimi, babamı ve dayımı gördüm, ağlıyorlardı. doktorlar kalp masajı yapıyorlardı. annemi aradım ve o kapının dışında yere yığılmış, hemşireler de onu uyandırmaya çalışıyorlardı. sesleniyorum ama duymuyorlardı. derken öldüğümü anladım. o karanlık tünele geri döndüm. azrail olduğunu düşündüğüm varlığa, ben öldüm mü, ama daha çok gençtim ben dedim. işin enteresan yanı, daha öncede imdadıma yetişen ve herkese yaşamı boyunca çok zor anlarında yardımcı olan hızır efendimizi yine aynı kılıkta gördüm. o bana yine aynı gülümsemesini yaptı. ve aniden geri döndüm. besmele çektim ve annemi çağırmalarını istedim. herşey havada iken gördüğüm gibi idi. çok garip bir deneyim idi. ve geri döndüğümde hayatın değerini anladım."
    --------

    Gerçekten söylendiği gibi bütün bu deneyimler, bedenin ruha giydirilmiş bir elbise gibi birşey olduğunu mu gösteriyor?

    Yoksa bütün bu yaşanan deneyimlerin arkasında daha başka şeyler mi yatıyor?

    Acaba bazı kötü ruh varlıklar, insanları yalanlara inanmaları için bunlara neden mi oluyorlar?

    Gerçekten de, "Astral Seyahat" adı verilen bu tür deneyimler birçok insanı ruhun ölümsüz olduğuna inandırtmıştır.


    İNSANLAR KENDİLERİNDEN GEÇEREK BAYILDIKLARINDA, UYKU İLE UYANIKLIK OLARAK ADLANDIRILAN ZİHİNSEL BİR EVREYE GİRERLER. BU EVRE TAM UYKU EVRESİ DEĞİLDİR.

    TAM BU ESNADA ZİHİNLERİNDE GÖRDÜKLERİNİ GERÇEK OLARAK ALGILARLAR. BU OLAYI TAM UYKU ESNASINDA GÖRECEK OLSALARDI RÜYA OLARAK ALGILAYACAKLARDI.

    BU YÖNTEM, İNSANLARI RUHLARININ ÖLMEDİĞİNE İNANMALARI İÇİN YAPILAN BİR ZİHİN KONTROLÜ YÖNTEMİDİR. İNSANLARIN RUHLARININ ÖBÜR ALEMDE YAŞAYACAĞINA İNANDIRTMAK AMACINI TAŞIYAN BİR ALDATMACADIR.


  5. #5
    Ay hatun
    Misafir..

    Cevap: Beden ölünce ruh yaşar mı - ölür mü?ı

    merhaba.
    Yaklaşık bir buçuk yıl önce seker komasına girdim ve tip 1 diyabet tanısı aldım . Hastalığa ve insülinlere alışmamda epey zaman Aldı . Fiziksel bütünlüğümü tehdit eden kronik bir rahatsızlığım olduğu içinde ölümü saplantı haline getirdim . Acaba Ölümle varlığımız basitçe son mu buluyor yoksa bir devamı var mı ? Ruh var mı ? Vs ..
    Gelgelelim bir hafta önce 3. Kez insülin miktarını ayarlayamamam sebebiyle hipoglisemiye girdim ve . Kez bayıldım ... Gözümü ilk açtığımda ambulansta ikincisinde ise acilde sedyede yatıyordum . O ara çok kopuk . Hiç bişey hatırlamıyorum . Velhasıl muhtemelen ölmekte böyle bişey , hiçlikte sonsuzuz. Bilinçlilik yok , beden yok , ve galiba bi ruh yok

  6. #6
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Beden ölünce ruh yaşar mı - ölür mü?ı

    Alıntı Ay hatun´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Velhasıl muhtemelen ölmekte böyle bişey , hiçlikte sonsuzuz. Bilinçlilik yok , beden yok , ve galiba bi ruh yok
    Öncelikle çok geçmiş olsun.
    Umarın en kısa sürede sağlığınıza kavuşursunuz.

    Evet, RUH dene şey yoktur.
    Aklen de yoktur, mantıken de yoktur, bilimsel olarak da yoktur.

    RUH denilen kavram, aklımızdır, bilincimizdir, düşüncelerimizdir, algılarımızdır, hislerimizdir vs.
    Tüm bunlar da beynimizin fonksiyonlarıdır.
    Beyin yoksa, bu saydıklarımız da yok demektir.
    O nedenle, RUH denen şey bedenimizden, beynimizden bağımsız değildir ve böyle olunca da dolayısıyla RUH denen şeyin ortaya çıkması mümkün değildir ve yoktur.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  7. #7
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    33
    Mesaj
    861
    Rep Gücü
    0

    Cevap: Beden ölünce ruh yaşar mı - ölür mü?ı

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı
    Aklen de yoktur, mantıken de yoktur, bilimsel olarak da yoktur
    aklın ermiyorsa, mantığın yetmiyorsa, bilimin öğrenmemişse biz n'apalım? Olmadığını nasıl ispatlkadın?
    RUH ...., beynimizden bağımsız değildir
    N'alaka? Ruhun hissettiklerinin beyinle alakası yok. Beyni çok çalışanın hissiyatı daha fazla ruhu daha engin demek değildir.
    Bilip bilmediğin konularda kendini "şeyh" yerine koyarak fetva verirken; yapacağın hatalardan dolayı birilerinin azaba sürüklenmesini umursamaz mısın?

  8. #8
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40

    Cevap: Beden ölünce ruh yaşar mı - ölür mü?ı

    Ölümle ilgili merak edilen sorulara Kutsal Kitabın verdiği yanıtlar...

    Ölünce Bize Ne Oluyor?

    1-3. (a) İnsanlar ölümle ilgili hangi soruları soruyor? (b) Bu sorulara hangi cevaplar veriliyor?

    KUTSAL KİTAP şöyle der: “Artık ölüm olmayacak” (Vahiy 21:4). Fidye sayesinde sonsuz yaşama erişebileceğimizi 5. bölümde öğrendik. Ancak insanlar ölmeye devam ediyor (Vaiz 9:5). Ölüm şu anda hayatımızın bir parçası olduğu için şu sorunun cevabını merak ediyoruz: “Ölünce bize ne oluyor?”

    2 Bu soru, özellikle sevdiğimiz biri öldüğünde önem kazanır. Şunları düşünebiliriz: “O şimdi nerede, bizi görüyor mu? Mutlu mu yoksa acı mı çekiyor? Onun ruhu için yapabileceğimiz bir şey var mı? Onu bir daha görebilecek miyiz?”

    3 Her dinde bu sorulara farklı cevaplar veriliyor. Bazılarına göre iyilik yapanlar göğe gider, kötülük yapanlar cehennemde yanar. Başkaları ise insan öldükten sonra ruhunun yaşamaya devam ettiğini ve daha önce ölmüş olan aile üyelerine katıldığını söyler. Başka bir inanış da ölen insanın yargılandıktan sonra bir insan ya da hayvan olarak tekrar doğduğu, yani farklı bir bedenle hayata geldiğidir.

    4. Dinlerde ölümle ilgili hangi ortak düşünce vardır?

    4 Ölümden sonrasıyla ilgili inanışlar birbirinden farklı görünebilir. Ancak hepsinde ortak bir düşünce vardır: İnsan öldüğünde ruhu yaşamaya devam eder. Peki bu doğru mu?


    ÖLÜNCE BİZE NE OLUYOR?


    5, 6. Ölünce bize ne oluyor?

    5 Öldüğümüzde bize neler olduğunu bilen Yehova Tanrı’dır. O, insan öldüğünde hayatının sona erdiğini söyler. Ölüm yaşamın tam tersidir. O halde bir insan öldüğünde ruhu başka bir yerde yaşamaya devam etmez.* Öldükten sonra göremeyiz, duyamayız, düşünemeyiz, hissedemeyiz ve hatırlayamayız.

    6 Nasıl bir televizyonun çalışması için elektrik gerekliyse, bedenin de ruha ihtiyacı vardır. Elektrik gibi, ruh da kişilik özelliği olmayan bir güçtür. Televizyonun kablosunu prizden çektiğimizde kapanır. Öldüğümüzde de benzer bir durum yaşanır. Süleyman peygamber ‘ölüler hiçbir şeyin farkında değildir’ diye yazdı. Onlar sevgi ya da nefret hissetmez, bir iş ya da plan yapamaz, düşünemezler (Vaiz 9:5, 6, 10’u okuyun). Mezmur 146:4 ayetinde ölen biri hakkında şöyle okuruz: “Bütün düşünceleri o gün biter.”


    İSA’NIN ÖLÜM HAKKINDA SÖYLEDİKLERİ



    Bahçede oturarak bir çiçeğe hayranlıkla bakan bir karı koca


    Yehova insanları yeryüzünde sonsuza dek yaşamaları için yarattı

    7. İsa ölüm hakkında ne söyledi?

    7 Yakın arkadaşı Lazar öldüğünde İsa öğrencilerine “Dostumuz Lazar dinlenmeye çekilmiştir” dedi. Öğrencileri onun “uykuda dinlenmekten bahsettiğini” düşününce İsa açıkça “Lazar öldü” dedi (Yuhanna 11:11-14). Bu sözlerle ölümü derin bir uykuya benzetti. Lazar’ın göğe gittiğini ya da ölmüş olan yakınlarının yanında olduğunu söylemedi. Onun cehennemde acı çektiğini ya da başka bir insan veya hayvan olarak tekrar doğduğunu da söylemedi. Evet, Lazar sanki derin bir uykudaydı. Başka ayetlerde de ölüm uykuya benzetilir. Kutsal Kitap İsa’nın öğrencilerinden İstefanos öldürüldüğünde onun ‘ölüm uykusuna daldığını’ söyler (Elçiler 7:60). Elçi Pavlus da İsa’nın bazı takipçilerinin ‘ölüm uykusuna daldığını’ yazmıştı (1. Korintoslular 15:6).

    8. Tanrı’nın insanları ölümlü yaratmadığını gösteren nedir?

    8 Tanrı Âdem ve Havva’yı bir süre yaşayıp ölmeleri için mi yarattı? Kesinlikle hayır! Yehova onları kusursuz bir sağlıkla, ölmeden yaşamak üzere yarattı. Onların içine sonsuza dek yaşama arzusu koydu (Vaiz 3:11). Hiçbir anne baba çocuklarının hastalanıp ölmesini istemez, Yehova da bizim için aynı şeyi hisseder. Peki Tanrı bizi sonsuza kadar yaşamak üzere yarattıysa neden ölüyoruz?


    NEDEN ÖLÜYORUZ?


    9. Yehova Âdem’e hangi emri verdi? Bu emir neden yerindeydi?

    9 Cennet bahçesinde Yehova Âdem’e şöyle dedi: “Bahçenin her ağacının meyvesinden dilediğin gibi yiyebilirsin. Fakat iyiyi kötüyü bilme ağacının meyvesinden kesinlikle yemeyeceksin, çünkü ondan yediğin gün mutlaka ölürsün” (Başlangıç 2:9, 16, 17). Emir net ve açıktı, buna itaat etmek zor değildi. Ayrıca Yehova’nın Âdem ve Havva’ya neyin iyi neyin kötü olduğunu söylemeye hakkı vardı. Onlar Yehova’ya itaat ederek O’nun otoritesine saygı duymuş olacaklardı. Aynı zamanda verdiği her şey için ne kadar minnettar olduklarını da göstereceklerdi.

    10, 11. (a) Şeytan Âdem ve Havva’nın itaatsizlik etmesine nasıl yol açtı? (b) Âdem ve Havva’nın yaptığı yanlışın neden mazereti yoktu?

    10 Maalesef Âdem ve Havva Yehova’ya itaatsizlik etmeyi seçti. Şeytan Havva’ya şunu dedi: “Tanrı gerçekten bahçedeki her ağacın meyvesinden yemeyeceksiniz mi dedi?” Havva şöyle cevap verdi: “Bahçedeki ağaçların meyvesinden yiyebiliriz. Fakat bahçenin ortasındaki ağacın meyvesi hakkında Tanrı, ‘Ondan yemeyeceksiniz, ona asla dokunmayacaksınız, yoksa ölürsünüz’ dedi” (Başlangıç 3:1-3).

    11 O zaman Şeytan şöyle söyledi: “Kesinlikle ölmezsiniz. Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesinden yediğiniz gün gözleriniz açılır, iyiyi kötüyü bilerek Tanrı gibi olursunuz” (Başlangıç 3:4-6). Şeytan Havva’nın, neyin iyi neyin kötü olduğuna kendisinin karar verebileceğine inanmasını istedi. Aynı zamanda Havva’nın ölmeyeceğini söyledi. İtaatsizlik ettiğinde neler olacağıyla ilgili de yalan söyledi. Bunun üzerine Havva meyveden yedi ve kocasına da verdi. Âdem ve Havva Yehova’nın meyveden yemelerini yasakladığını biliyorlardı. O meyveden yiyerek çok net ve mantıklı bir emri çiğnemeyi seçmiş oldular. Gökteki sevgi dolu Babalarına saygı duymadıklarını gösterdiler. Yaptıkları yanlışın mazereti yoktu!

    12. Âdem ve Havva’nın Yehova’ya itaatsizlik etmesi neden çok üzücüdür?

    12 İlk anne babamızın Yaratıcılarına böylesine saygısızlık etmesi ne kadar üzücü! Diyelim ki büyük emeklerle büyüttüğünüz çocuğunuz size karşı geldi. Onu açıkça uyardığınız halde kendisine zarar verecek bir şey yaptı. Bu durumda ne hissedersiniz? Acı duymaz mısınız?


    Âdem’in topraktan yaratılışı


    Âdem topraktan yaratıldı ve toprağa döndü

    13. Yehova’nın “toprağa döneceksin” demesi ne anlama geliyordu?

    13 Âdem ve Havva itaatsizlik ettiğinde sonsuza kadar yaşama fırsatını kaybetti. Yehova Âdem’e şöyle dedi: “Topraksın, yine toprağa döneceksin” (Başlangıç 3:19’u okuyun). Bu Âdem’in yaratılmadan önceki gibi, tekrar toprak olacağı anlamına geliyordu (Başlangıç 2:7). Âdem günah işledikten sonra öldü, yani o artık yoktu.

    14. Neden ölüyoruz?

    14 Eğer Âdem ve Havva itaat etmiş olsaydı bugün hâlâ hayatta olacaklardı. Ancak itaatsizlik ettiklerinde günah işlediler ve sonunda öldüler. Günah ilk anne babamızdan bize kalıtım yoluyla geçen korkunç bir hastalık gibidir. Hepimiz günahkâr doğduk, bu yüzden ölüyoruz (Romalılar 5:12). Ancak insanların ölmesi Tanrı’nın amacı değildi. Kutsal Kitap ölümü yok edilecek bir “düşman” olarak adlandırır (1. Korintoslular 15:26).


    GERÇEĞİ BİLMEK BİZİ YALANLARDAN KURTARIR


    15. Gerçeği bilmek bizi hangi şeyden kurtarır?

    15 Ölüm hakkındaki gerçeği bilmek bizi yanlış fikirlere aldanmaktan kurtarır. Kutsal Kitap bize ölülerin acı ya da üzüntü duymadığını öğretir. Onlarla konuşmamız mümkün değildir, onlar da bizimle konuşamaz. Onlara yardım edemeyiz, onlar da bize yardım edemez. Bize zarar veremezler, bu yüzden onlardan korkmamıza gerek yok. Oysa birçok din ölülerin ruhlarının bir yerlerde yaşadığını ve insanların onlara yardım edebileceğini öğretir. Buna inanan insanlar ölenlerin ruhuna dua okumaları için din adamlarına para verir. Ancak ölüler hakkındaki gerçeği bilirsek bu yalanlara kanmayız.

    16. Birçok din ölülerle ilgili ne öğretir?

    16 Şeytan insanları, ölenlerin bir şekilde yaşamaya devam ettiği yalanına inandırmak için sahte dinleri kullanıyor. Sizin şimdiye kadar öğrendiklerinizin temelinde bu düşünce mi var, yoksa Kutsal Kitabın öğrettiği gerçekler mi var?

    17. İnsanları cehennemde yaktığı iddiası neden Yehova’ya hakarettir?

    17 Şeytan insanları Yehova’dan uzaklaştırmak için başka yalanlar da kullanıyor. Örneğin birçok din kötü insanların sonsuza dek cehennemde yanacağını öğretir. Bu korkunç yalan Yehova’ya bir hakarettir! O insanlara asla işkence etmez (1. Yuhanna 4:8’i okuyun). Bir çocuğa ceza vermek için ellerini ateşte yakan biri hakkında ne düşünürsünüz? Onun çok gaddar biri olduğunu düşünmez misiniz? Herhalde onu tanımak bile istemezsiniz. İşte Şeytan Yehova hakkında böyle yanlış düşünmemizi istiyor.

    18. Ölülerden korkmak ya da yardım istemek neden anlamsızdır?

    18 Bazı dinler ölen insanların ruhlarından yardım isteyebileceğimizi ve onlara saygı duymamız gerektiğini öğretiyor. Bazıları ise bu ruhların bize zarar verebileceğini, onlardan korkmamız gerektiğini öğretiyor. Her iki inanışta da insanlar ruhları memnun etmeye çalışarak aslında onlara tapınmış oluyor. Oysa daha önce gördüğümüz gibi ölüler bir şey hissedemez ya da yapamaz. Bu yüzden onlardan korkmanın ya da medet ummanın anlamı yoktur. Sadece Yaratıcımız Yehova’dan yardım istemeli ve O’na tapınmalıyız (Vahiy 4:11).

    19. Ölümle ilgili gerçeği bilmek bize ne açıdan yardım eder?

    19 Ölüler hakkındaki gerçeği bilmek bizi sahte dinlerin yalanlarından korur. Ayrıca Yehova’nın bize verdiği harika vaatleri, örneğin dirilme ümidini anlamamıza yardım eder.

  9. #9
    İrem Durmaz
    Misafir..

    Cevap: Beden ölünce ruh yaşar mı - ölür mü?ı

    İnsanlar ölünce yaşar mı

  10. #10
    Ziyaretci99
    Misafir..

    Cevap: Beden ölünce ruh yaşar mı - ölür mü?ı

    Her şeyi çözdüğümüzü anladığımızı sanıyoruz. Devamlı düşünür kendimi zorlarım ancak bilsek bile yaşamak tanık olmak bambaşka bir şeydir. Aslında size uzaylı gördüm diye konu açsaydım ve gördüğüme inansanız bile aynı heyecanı tutkuyu size veremezdim. Aynı şekilde bir şeyler yaşamış görmüş olsakta tekrar o anı yaşayana kadar yine yaşanmamış gibi oluyor ne yazık ki.

    Aslında üstünde durup düşünmek ve nasıl bir şey olduğunu merak etmek dahil insanoğlu için gelip geçici heves benzeri bir şey oluyor. Yeniden keşfetmek mi yoksa kendimize bir sınır koymamak adına mı bunu yapıyoruz emin değilim.
    Bir sihirbaz bizlere numaralarını gösterir, işin perde arkasını pek merak etmeyiz. Aslında bir sihir olmadığını bilsek bile sadece göründüğü şekli ile görmeyi tercih ederiz.
    Yaşadığımız hayatında böyle olduğuna inanıyorum. Eğer içimizde bir yerlerde gerçekleri bilmiyor olsaydık eminim kimse bu hayata katlanmazdı. Öfkeleniriz, isyan ederiz, korkarız, utanırız, kırılırız, azap çekeriz ama pek uzun sürmez bunlar sonra tekrar kaldığımız yerden devam ederiz.

    Size bu hayatı çözdüğümü söyleyebilirim ama aslında çözülecek bir şeyde yoktur, sonsuzluk içerisinde bir deneyim kazanmak için yaşarız. Çözülecek bir şey olsaydı zaten önümüze altın tepsi ile sunulurdu eminim. Bence her şeyin ilki daha güzel olduğu için yeniden keşfettiğimizi sanıyoruz her şeyi. Aslında öylede, dünyada yapacaklarımız sınırlı olsa da yaptıklarımız aynı görünse de ruhumuzda farklı pencereler açıyoruz devamlı surette. Dışarıdan bakılan bir insan beyni hep aynı boyuttadır ancak içinde devamlı yeni bilgiler yeni hayaller barındırır.

    Bana göre bu hayat bir gurbet, gurbette yaşamak her zaman zordur çünkü aslını özlersin. Ait olduğun öze karşı savaş vermezsin çünkü içinde bilirsin ki senin için en güzeli bu şekildedir.
    Geçen gün içim çok daraldı, huzursuzluk sıkıntılar sanki bana bir kafes olmuş gibi içimi daraltıp beni boğuyordu. Kurtulmak istedim bu durumdan, aslında her zaman zaten bu durumu yaşıyoruz ve kurtulmak gibi bir derdimizde pek nadir oluyor. Dış dünya ile temasımı kesmiştim gözlerimi kapatmıştım, beni sıkan şeyler biranda düşman gibi karşıma dikilmişti. Bense sadece ondan uzaklaşmak istedim, suyun altında boğulan birisi gibi yüzeye çıkmak için kaçmaya başladım.

    Bu çırpınış yada savaş fazla sürmedi iki yada üç dakika kadar devam etti. Daha sonra bir patlama yaşadım desem güzel bir benzetme olur sanırım. Bir yıldız gibi sadece parlıyordum, ışık saçıyordum. Bedenimle olan temasım hissiyatım kaybolmuştu tamamen. Ya bedenimden kopmuştum yada bu hissiyatı kalbimde yaşıyordum. Tam emin değilim çünkü yaşadığım bu deneyim birkaç dakika sürdü. Ancak tarif edilemez bir şeydi. Korku, ızdırap endişe kader hepsi biranda kayboldu. Bense sadece bir ışıktan ibarettim. Sanki nereye istersem gidebilecek gibiydim. Bütün sorular tamamen yitip gitmişti, merak duygumdan ise eser yoktu. Sadece bir ışık kümesine benzeyen saf bir bilinç vardı.

    Yaşadığım bu deneyim hayal, rüya yada halüsinasyon değildi. Aslında o anı yaşadıktan sonra sizlere kesin bir ifade ile şunu diyebilirim, yaşadığımızı sandığımız şeyler bir rüyadan ibaret. Düşünüyorum da acaba tekrar yaşamak ister miyim. Bu yaşadığım sanki alacağım bir ödülün habercisiydi, zamanı gelince nasıl olsa tekrar yaşayacağımı biliyorum bundan dolayı üstünde durup düşünmeye gerek bile duymuyorum. Ancak bu tecrübe belkide bana bir ders niteliği taşımakta, kendimizi karamsarlığı o kadar soktuk ki hedeflerimizi de bundan dolayı unutuyoruz ve isteklerimizin azmimizin önüne kendi elimizle engeller döşüyoruz. Kendi kendimizi boş yere engelliyoruz.

    alıntı
    http://www.r10.net/off-topic/1350711...yildizmis.html

Benzer Konular

  1. Beden ölür ruh yaşar mı
    Karekent Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 05-06-2013, 02:15 AM
  2. Ölür Sol Yanım
    kasev Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-11-2009, 12:36 AM
  3. aşk bu ,doğar yaşar ve ölür...
    sempatikman Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-03-2009, 11:53 PM
  4. Balıklar Ölünce
    dogangunes Tarafından Evcil Hayvanlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-10-2007, 07:46 PM
  5. Aşk tokluktan ölür...
    Nil@y Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 11-02-2007, 08:03 PM
Yukarı Çık