Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    320
    Rep Gücü
    10732

    Kıyamet Alametleri ve Hz. İsa nın Geleceği Konusu.

    Bugün Kur’an dan birlikte araştıracağımız konu, günümüzde çok konuşulan kıyamet alametleri konusu olacaktır. Kur’an bu konuda bizlere hangi bilgileri verir? Ayrıca bu konuda bizlere rivayetler yoluyla ulaşan diğer bilgiler nelerdir, onları da Kur’an ile karşılaştırıp, doğruluğunu araştıralım.

    Bu yazıyı yazmama sebep olan Zühruf suresi 61. ayeti önce hatırlatmak istiyorum. Bizler Allahın açıkça söylemediği sözlere ilaveler yaptığımızda, kendi düşünce ve fikirlerimizi ilave ettiğimizde, bakın güzelim İslam dini ne hale geliyor, önce Diyanet İşleri Başkanlığının mealini alalım, daha sonrada diğer meallerden örnekler verelim ki, konu daha iyi anlaşılsın.

    Diyanet İşleri başkanlığı: Zühruf 61: Biliniz ki o kıyamete ait bir bilgidir. Sakın ondan şüphe etmeyiniz ve bana tabi olunuz. Bu dosdoğru yoldur.

    Ali Bulaç: Zühruf 61: Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiç bir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.

    Yaşar Nuri Öztürk: Zühruf 61: Hiç kuşkusuz o, kıyamet saati için bir bilgidir. O halde sakın o saat hakkında şüpheye düşmeyin; bana uyun. Dosdoğru yol budur.

    Elmalı Hamdi: Zühruf 61: Gerçekten o (İsa) saat için bir ilimdir (kıyametin yaklaştığım gösteren bir bilgidir). Onun için sakın kıyametin geleceğinden şüpheye düşmeyin de bana uyun, işte tek doğru yol ancak budur.

    Yukarıdaki aynı ayetin, değişik meallerdeki verilişini sizlerle paylaştım. Elmalı Hamdi Yazır ın verdiği mealde, dikkat ederseniz o zamirinden Hz. İsa dan bahsediyor diyerek, parantez içine düşüncesini de belirtmiş. (Elmalının orijinal mealinde parantez içinde ki İsa kısmı kesinlikle yoktur daha sonraki Türkçeleştirme yapanların maharetidir bilginize) Bu şekilde birkaç meal var onu da belirtmeliyim.

    İşte Kur’an ın Türkçe mealini yazarken, parantez içine kendi düşüncelerimizi de yazmamız, bizleri nasıl yanlışlara götürebiliyor, onu da burada bir kez daha görme şansımız olacak. Allah yanıltmasın inşallah. Bu ayette anlatılmak istenen, kıyametin hak olduğu, Kur’an da bilgilerin verildiğini anlatarak, müşriklere ve inananlara bir kez daha şüpheye düşmeden, buna inanmaları hatırlatılmaktadır.

    Hıristiyanlar kendi inançlarına göre, kıyamet kopmadan Hz. İsa nın geleceğini ve tüm insanlığı kurtaracağına inanırlar. İşte bu inanç ne yazık ki yukarıdaki ayeti açıklarken, Allah ın Kur’an da asla söz etmediği, hiç bahsetmediği, açıklamadığı halde bu şekilde yazılıp anlatılarak, bizlerin yani İslam’ın da içine girmiştir.

    Günümüzdeki birçok tarikatlar ve cemaatler Hz. İsanın geleceğine inanırlar. Ayette geçen (O) zamirinden Hz. İsa yı kastediyor, düşüncesine kapılmalarının nedeni, bu ayetten birkaç ayet öncesinde Hz. İsa dan bahsederek ondan örnekler vermesi olarak açıklanıyor, gerçekten yanılgıya sebep bu olsa gerek. Bahsettiğimiz ayetten iki ayet sonra gelen 63. ayete bakalım şimdide.

    Zühruf 63: İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Hz. İsa topluma hitap ederken, sizlere açık delillerle, yani ayetlerle geldim diyor. Sizlere hikmet i ilmi, getirdim diyor. Bu bilgiler sizin ayrılığa düştüğünüz konularda açıklama yapacak ve sizleri bilgilendirecektir, açıklamasını yapıyor. Bundan dolayı da kendisine itaat edilmesini istiyor. Lütfen çok iyi düşünelim, bu ayet ve öncesindeki ayetleri okuduğunuzda sizler, kıyamet kopmadan Hz. İsa nın geleceğini Allah söylüyor diyebilir misiniz? Bunumu anladınız Rabbin sözlerinden? Elbette hayır, bunu anlamak için kâhin olmak gerekir. Buda zaten İslam ın kabul etmediği bir konudur, ayrıca Kur’an ın ayetleri indirme şekline de, tamamen ters düşer. Allah ne diyordu hatırlayalım ayetler için? Biz her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız. Biz ayetlerimiz açık, anlaşılır bir şekilde indirdik.

    Bu konuyu Diyanet İşleri başkanlığına sorduğumda, çok şükür Hz. İsa nın tekrar geleceğini kabul etmediği gibi, Kur’an ın bu bilgiye onay vermediği konusunda bir cevap aldım. Diyanet İşleri Başkanlığı Hz. İsanın kıyamet alameti olarak geleceğini kesinlikle kabul etmiyor. Çok doğru, çünkü bunu kabul etmek, Kur’an ın birçok ayetlerine ters düşer. Tabi Diyanetin sağı solu belli olmaz, birisi çıkıp tam tersini söyleyebilir. Başkanlar değişince, bu ülkede dininin bile değiştiği örneklerini çok gördük. İşte bizler İslam ı böyle öğreniyor ve yaşıyoruz, Rabbim yardımcımız olsun. Gerçektende buna inanmakla, bakın nelere inanmamış ya da gözden kaçırmış oluyoruz, şimdide Kur’an dan birlikte araştıralım.

    Ahzap 40: Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; O, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi gereğince biliyor.

    Eğer kıyamet kopmadan Hz. İsa gelecektir sözlerine inanırsak, bunu kabul edersek, bu ayete iman etmiyoruz demektir. Önce bunu aklımızdan hiç çıkarmayalım. Çünkü Açıkça peygamberimizden sonra hiçbir peygamber, hangi konuda olursa olsun gelmeyecek diyerek, bizlere Allah ın ayetini tebliğ almadık mı?
    Şimdide kıyamet bizlere nasıl gelecek, bu konuda Kur’an dan bilgilere bakalım, acaba bizlere nasıl bir açıklama yapıyor? Şimdi yazacağım ayet üzerinde, biraz düşündüğümüzde aslında her şey anlaşılıyor sanırım.

    (Araf 187: Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O'dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O size ansızın gelecektir, başka değil." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar.)

    Şimdi bu ayet üzerinde biraz düşünelim. Peygamberimize kıyamet hakkında sorular sorulunca, Rabbim açıklama yapıyor ve onun vaktini yalnız ben bilirim, vakti geldiğinde onu belirginleştirecek benim diyor. Vakti geldiğinde onu gerçekleştirecek Allah tır dedikten sonra, aslında çok önemli bir açıklama yapıyor, bu açıklamaları daha sonra yazacağım ayetlerde de, üstüne basa basa söylüyor Rabbimiz.

    ( O size ansızın gelecektir.)

    Evet, en önemli ve üzerinde durmamız gereken konu sanırım bu olsa gerek. Kıyametin ansızın, habersiz geleceği. Ayetin devamında da çok ilginç ve düşünmemiz gereken sözler var. Allah, sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar diyor ve peygamberimizin de bu konuda asla bir bilgisi olmadığını belirtiyor Rahman bizlere.

    Tam burada şunları düşünmemiz gerektiği kanısındayım, Kur’an da hiç bahsedilmeyen, açıklanmayan birçok kıyamet alametlerinin doğruluğu, sizce ne kadar geçerlidir? Bu sözler Kur’an da hiç bahsedilmeyen, peygamberimizin kıyamet alametleri ile ilgili sözleridir diyenler, ne kadar haklı olabilir dersiniz? Yorum sizlerin. Eğer Hz. İsa kıyametten önce gelecek olsaydı, kıyametin ansızın kopacağı, ayetleriyle uyuşuyor olur muydu? Böyle bir bilgi olsaydı, Rabbim her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdim dediği halde, bizlere bunu da açıkça söylemez miydi?

    Kur’an kıyamet konusunda, bakalım daha neler söylüyor bizlere.

    (Lokman 34: O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. O, rahimlerde olanı da bilir. Hiçbir benlik yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah Alîm'dir, Habîr'dir.)


    Dikkat ederseniz ayette (O) zamirini kullanıyor ve burada da anlatılmak istenen kıyamet zamanının vaktini hatırlatılmasıdır. Yukarıda yazdığımız Zühruf 61. ayette de Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Sözlerinden Kur’an ın bizlere açıkladığı, o anın geleceğini hem iman edenlere, hem de müşriklere açıklamaktadır. Allah Zühruf 61. ayette eğer söylenildiği gibi Hz. İsa’dan bahsetmiş olsaydı ve bunun kıyamet alametleri olduğunu bizlere anlatıyor olsaydı, açıkça söylerdi. Bakın Allah ben ayetlerimi nasıl açıklarım diyor, lütfen dikkat edelim ve hatırlayalım. Allah ın Kur’an da açıklamadığı, kıyametten önce Hz. İsa nın geleceğine inandığımızda, şimdi yazacağım ayetlere iman etmemiş oluruz, bunu da unutmayalım.


    Kehf Sur54. ayet; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.


    İsra suresi 89. ayet; Yemin olsun, biz bu Kuran'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.


    Nisa Suresi 174. ayet; Ey insanlar! Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir. Biz size, her şeyi açık seçik gösteren bir ışık gönderdik. 175. ayet; Allah'a inanıp O'na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.


    Şimdi lütfen düşünelim, Allah her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduğunu söylüyor. Her benzetmeden nice örnekleri sıraladık açıklamasını yapıyor, ama bizler Rabbin hiç bahsetmediği, sözünü bile kullanmadığı halde (O) işaret zamirinden, ayetten Allah Hz. İsa dan bahsediyor aslında diyerek, işin içinden çıkabiliyoruz. Birde kendimizce hüküm verip, Hz. İsa kıyametten önce gelip, bizleri uyaracak, diyebiliyoruz.

    Hani her benzetmeden değişik örnekler vardı, neden Allah kıyamet alametlerin den bahsederken Hz. İsa gelecek demediği halde, bizler aslında Allah bundan bahsediyor diyerek, kendi düşüncelerimizi, inançlarımızı Kur’ana ilave yapıyoruz? Hiç korku duymadan, söylenmeyen, açıklanmayan bir sözün ardına nasıl düşüp, ona iman edebiliyoruz, doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.

    Bunu söyleyen ve savunan Hıristiyanlardır, hala uyumaya devam mı edeceğiz? En son peygamberimiz dururken, neden ondan önceki peygamber gelsin diye demi düşünemiyoruz? Aklımız, beynimiz bu kadar mı uyuştu bizlerin?

    Hani Allah ne diyordu bizlere;

    ( Size Rabbinizden apaçık, çok parlak ve güçlü bir kanıt gelmiştir. Biz size, her şeyi açık seçik gösteren bir ışık gönderdik.)
    Bakın bu ayete eğer iman ediyorsak, Zühruf 61. ayette geçen (O) işaret zamirine asla, Allah ın söz etmediği bir anlam yükleyerek, burada aslında Hz. İsa dan bahsediyor diyemeyiz. Kur’ana danışmaya devam edelim, acaba kıyametin kopuşu hakkında daha neler söylüyor Rahman.

    Hac 55: İnkâr edenler ise kıyamet ansızın başlarına patlayıncaya kadar yahut kısır bir günün azabı kendilerine gelip çatıncaya kadar, o Kuran'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.

    Zühruf 66: Hiç farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden başka neyi bekliyorlar.

    Bu ayetler ve onlarca ayet, kıyametin ansızın geleceğini açıklıyor bizlere. Şimdide bu ayetlerle Hz. İsa nın geleceğini söyleyen ve inananlara şu soruyu soralım. Allah hiç farkında olmadığımız bir anda geleceğini söylediği kıyametin, nasıl olurda Hz. İsa’yı tekrar gönderip, insanlara büyük bir zaman verip hepsinin iman etmesini sağlar?

    Hani ansızın başımıza patlayacaktı, hani hiç farkında bile olmayacaktık? Tekrar şu soruyu soralım buna inananlara; Acaba Hz. İsa geldiğinde onu nasıl tanıyacağız? Madem gelecek Allah onu nasıl tanıyacağımızın işaretini de vermeli değil mi bizlere Kur’an da?

    Nasıl emin olacağız onun olduğuna? Hatırlayın Papaya kurşun sıkan Ağca ne dedi? Ben İsa Mesih im demedi mi? Hatta birçok Hıristiyan bile inandı buna. Sormak isterim Hz. İsa nın geleceğine inananlar, acaba buna inandı mı? Yaksa akıllarından acaba diye bir sorumu geçti?

    Öyle hesaplar yapılıyor ki, peygamberimizin sözleri diye aktarılanların içinde, Onun gelişinin 1500. yıllarında, Hz. İsa ve deccalın geleceğini söyleyenler, bu tarihin bu yüzyılda gerçekleşeceğine inananlar var aramızda. Peygamberimizden bu yana yaklaşık 1400 yıl geçti, o zaman bu önümüzdeki yüzyılda hem deccal gelecek, hem de Hz. İsa gelecek ve kıyamet kopacak diyorlar ve inanıyorlar.

    Araf 187. ayette ne diyordu hatırlayalım Rabbim.

    (." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar.)

    Şimdide bu sözler üzerinde tekrar düşünelim. Allah bu bilginin kimsede olmadığını söylemesine rağmen, günümüzde uydurulan ve Kur’an ın hiç bahsetmediği, kıyamet alametlerini hatırlayalım. Öyle şeyler uyduruluyor ki, peygamberimizin Hz. İsa nın geleceğini söylediğini söylemekte, hiçbir kusur görmüyorlar. Hâlbuki Peygamberimiz kendisinin en son peygamber olduğunu bizlere bildirmemiş miydi Kur’an da? Kur’anın hiç bahsetmediği deccal konusuna gelelim şimdide. Bundan Kur’an asla bahsetmez, ama peygamberimizin hadisidir diye, bizlere çok detaylı anlatırlar bu konuyu. Bakın deccal konusunu, Diyanet İşleri başkanlığına sordum ve nasıl bir cevap aldım aynen aktarıyorum.

    (DECCÂL: Kıyamete yakın bir dönemde çıkıp İslâm dinini ve ümmetini ifsad edip kötülüklere sürükleyecek olan ve aynı zamanda kıyametin alametlerinden sayılan biri.

    Deccâl'in çıkması haktır. Deccâl, belli bir şahıs olup, Cenâb-ı Allah onunla, kullarını imtihan edecektir. Deccâl olsun, diğer kıyamet alâmetleri olsun bizim için gaybdır. Bunlar hakkında bilgi edinmemiz ancak nakil (Kur'ân ve hadis)le mümkün olur. Akılla verilebilecek bilgilerin isabet etmeme ihtimali büyüktür. Öteden beri kıyâmet alâmetleriyle ilgili olarak çok te'vîller yapıla gelmiştir. Herhangi bir dayanağı olmayan bu te'villerin geçerliliği de yoktur. Ayrıca bunlar, akılla ulaşılamayacak bilgiler olduğundan, yapılacak te'viller, halkı yanlış bilgilendirme vebâline sevk edecektir. Aynı yanılgı ve vebâl bunun için de söz konusudur.

    Hz. Peygamber de ümmetini Deccâl'e karşı uyarmıştır. Zira Deccâl, bazı harikalar gösterecek ve tanrı olduğunu iddia edecektir. İmansızlarla, bazı zayıf imanlılar, ona kanacaktır. İmanı kuvvetli olanlar ise kanmayacaklardır.
    Dünya, imtihan yeridir. İnsanlar bu dünyada imtihana tabi tutulmaktadırlar. Deccâl da bir imtihan vesilesidir. Allah'ın kendisine verdiği güçle birtakım hârikalar gösterecektir. Deccâl'in göstereceği harikalara "istidrâc" denir. İstidrâc, "inançsız ve şerîr kimselerin arzularına uygun olarak gösterdikleri hârikalara" denir.)

    Yukarıdaki yazı Diyanetin bana verdiği cevap, dikkat ederseniz bu konuyla ilgili Kur’an dan tek bir bilgi yok. Bu konuda fazla bir şey yazmak istemiyorum, ama doğrusu Dini bizlere anlatmakta görevli bir makamın şu sözleri beni çok üzdü.

    ( Deccâl'in çıkması haktır.)

    Bir insanın dinde HAK olduğunu söylemesi için, Kur’an ın yani Rahman ın emretmiş olması gerekir. Ama düşünebiliyor musunuz, Allah bahsetmediği halde, buna HAK tır iman etmemiz gerekir denebiliyor. Diyanet bu, sağı solu belli olmuyor demekten başka, elimden bir şey gelmiyor.

    Peygamberimizin deccala karşı bizi uyardığını söyleyen Diyanete, şunu sormak isterim. Acaba Yüce Rabbimiz, bizi deccala karşı uyarmadı da, bu görevi peygamberimize mi bıraktı dersiniz? Hani Kur an bizim için rehberdi, hani her şeyden nice örnekler vardı orada. Bakın sözler Kur’an ın süzgecinden nasılda geçmiyor. İşte İslam ın günümüzdeki durumuna acı bir örnek. Buna benzer o kadar dine ilaveler var ki. Deccalın belirli bir şahıs olduğunu söylüyorlar ve bizleri Rabbin imtihan edeceğini belirtiyor. Allah bunu her zaman yaptığını ve yapacağını zaten Kur’an da söylemiyor mu? Bu Dünyada hepimiz, her gün imtihanda değil miyiz?

    Yine yazıda bu bilgilerin gaibi bilgiler olduğunu söylüyor ve bu bilgileri ancak Kur’an ve hadislerden öğrenileceği açıklamasını yapıyor. Şimdi sormak isterim bunu yazanlara, Kur’an bilgisi tamam, bu konuda hiçbir sorun yok, ama Kur’an ın onay vermediği, hiç bahsetmediği hadis bilgileri kesin doğru diyebilir miyiz? Eğer cevap, evet hadis bilgilerinin hiç şüphe etmeden hepsine kesinlikle güvenebiliriz ise, neden birkaç yılda bir yüzlerce hadisin hurafe olduğunu ilan edip, İslam dininden çıkarıyor Diyanet İşleri Başkanlığı? Şuanda iman ettiğimiz hadisleri daha sonra hurafe diye çıkarmayacaklarına kimler garanti verebilir, var mı garanti verecek beşer aramızda? İşte Allah ın kitabını rehber almadığımızda, sonuç nerelere gidiyor. Diyanet İşleri geçmiş yıllarda böyle çalışmaları vardı. Bu dönemde böyle çalışmalar duymuyoruz. Kim bilir belki de hurafe diye iptal edilenlerin bir kısmı, geri gelmiş bile olabilir.

    Şimdide sizlere, bazı ayet örnekleri vermek istiyorum. Bakın peygamberimize kıyametin ne zaman kopacağını soranlara, Allah ın cevabı nasıl olmuş.

    (Ahzap 63: İnsanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona ilişkin bilgi Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de o saat yakındır.)

    (Şura 17: Gerçeğe ilişkin Kitap'ı ve adalet ölçüsünü indiren o Allah'tır. Nereden bileceksin, belki de kıyamet saati çok yakındır.)

    Bu iki ayeti düşünelim şimdi de. Yazımızın başında verdiğimiz ve Hz. İsa nın kıyamet kopmadan geleceğini işaret ettiğini söylediklerinin, doğru olmadığı bu iki ayetten bile anlaşılmıyor mu sizce?

    Dikkat ediniz lütfen Allah, peygamberimiz yaşıyorken dahi, kıyametin belki de kopabileceğini söylüyor. Eğer Kıyamet kopmadan Hz. İsa gelecek ise peygamberimizin durumu ne olacaktır. Buradan da anlıyoruz ki, Hz. İsa nın kıyametten önce geleceğini düşünmek, büyük hata olur. Bunu kabul etmek Kur an ın ayetlerine tamamen ters düşer. Bakın kıyamet konusunda peygamberimizin ne demesini istiyor Rabbim.

    (Tur 31: De ki: "Bekleyin! Doğrusu sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim.)

    Demek ki bu konuda peygamberimizin de hiçbir bilgisi yok, hatta belki de kıyamet kopabilir, diye o dahi bekliyor. Şimdide Diyanetin deccal konusunda bizlere, hadisler yoluyla gelen bilgilere bakalım. Allah belki de kıyametin yakında kopacağını söyleyen ayetlerini okudunuz, bu durumda peygamberimiz yaşarken de kıyamet kopabileceği anlatılıyor. Bu durumda peygamberimiz acaba deccalın geleceğini söyler miydi? Elçisi yaşarken böyle birinin çıkıp insanları kandırmaya çalışmasını söyler mi sizce? Zaten o devirde iman etmeyen, binlerce insan ile mücadele ediyor, hatta savaşıyordu Peygamberimiz. Bunlardan iyi deccal mı olur. Bakın tüm bu sözlerde, Kur’an süzgecinden geçmiyor.

    Şimdide Kur’an ın kıyamet alametleri olarak bahsettiği bazı konulara bakalım.

    ( Duhan 10: Artık sen göğün açıkça izlenen bir duman getireceği günü gözle.)

    (Hac 1: Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet saatinin zelzelesi gerçekten çok büyük bir şeydir.)

    (Abese 33: . Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,)

    (Tur 9: O gün gök bir çalkanışla çalkanır. 10: Ve dağlar bir yürüyüşle yürür.11: Vay hallerine o gün, yalanlayanların.)

    (Kamer 1: Saat yaklaştı, Ay yarıldı.)

    (Enbiya 96: Ye'cûc ve Me'cûc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler. 97: Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkâr edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik!" derler.)

    Yukarıdaki ayetlere dikkat ederseniz, kıyametin kopmasına çok yakın anların belirtileri anlatılıyor. Gökyüzünde dumanın belirmesi, tozu dumana atacak bir olayın belirtisidir. O an büyük depremlerin olacağı, kulakları sağır eden sesin oluşacağı, göğün ve yerin çalkalanması, dağların bile hareketlendiği, ayın yarıldığı bir an tasvir edilmektedir.

    Enbiya suresinde geçen yecüc, mecüc konusu ise Kur’an da bir başka ayetinde, düzen bozucu bir kavimden bahsedilerek örnek verilir. Bu toplum kıyametin kopacağı güne kadar, diğer insanlardan ayrıldığını, aralarına engel konduğu açıklanıyor Kur’an da. Yani bu toplum, kıyametin kopması ile serbest kalacağı belirtiliyor. Dikkat ediniz bu toplum, kıyamet kopmadan çok önce serbest kalmayacak.

    Bizler ne yazık ki inancımızı, Kur’an merkezli yaşamak yerine, rivayet ve sanıya endekslemiş yaşıyoruz. Daha doğrusu Allah ın dinini, kendi hurafelerimize uydurmuş yaşayıp gidiyoruz.

    Dilerim hesabını verebilenler arasında oluruz. Yine dilerim, Kur’an ın ipine sarılan, onu anlamak için yine Kur’an dan yardım alan, Rabbin halis kullarından oluruz.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

  2. #2
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    320
    Rep Gücü
    10732
    Daha önceki Diyanet İşleri Başkanlığı dönemlerinde, Hz. İsa nın geleceği konusunun Kur’an da geçmediğini ve Kur’an dan onay almadığını söylemişlerdi. Fakat yeni atanan başkanımız, sanırım bu düşünceye katılmıyor ki, Diyanet sitesinde Hz. İsa nın geleceği konusu, kıyamet alametleri arasında geçiyor. İşte bizlere dini anlatmakla görevli makamların üzücü ve bir o kadarda düşündürücü hali. Bizler İslam ı böyle öğreniyor ve yaşıyoruz, Rabbim yardımcımız olsun.

  3. #3
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40
    SON GÜNLERİN ALTI ALAMETİ

    1-DEPREMLER

    “Büyük depremler olacak” (Luka 21:11).

    7.0 şiddetindeki deprem 2010 yılının Ocak ayında Haiti’yi vurduğunda 300.000”den fazla kişi hayatını kaybetti. Ayrıca 1.3 milyon insan bir anda evsiz kaldı. Ancak Haiti’de yaşanan bu deprem istisna değildi. Nisan 2009 ile Nisan 2010 tarihleri arasında dünya çapında en az 18 büyük deprem meydana geldi.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?

    Günlerimizde daha çok deprem olmuyor, sadece modern teknoloji sayesinde insanlar eskiye nazaran depremlerden daha fazla haberdar oluyorlar.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?

    Şu gerçeği göz önünde bulundurun: Kutsal Kitap son günlerde meydana gelecek depremlerin çokluğunu vurgulamaz. Birçok yerde büyük depremler olacağını söyler.
    Siz de günümüzde büyük depremlerin yaşandığını görüyor musunuz?

    2-AÇLIK

    “Kıtlıklar görülecek” (Markos 13:8).

    Dünya çapında neredeyse her 7 kişiden 1’i günlük yiyecek ihtiyacını karşılayamıyor. Afrika’da durum daha da vahim. Sahra’nın güney bölgesinde 3 kişiden 1’i sürekli açlık çekiyor. Anne baba ve bebekten oluşan bir aileyi düşünün. Eğer sadece 2 kişiden birine yetecek kadar yitecek varsa kim aç kalacak? Bu orada yaşayan ailelerin her gün vermesi gereken bir karar.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?

    Yeryüzünde herkese yetecek kadar besin bulunmaktadır. Tek yapılması gereken dünyadaki kaynakların daha iyi şekilde idare edilmesidir.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?

    Evet, bugün çiftçiler hiç olmadığı kadar ürün yetiştirip çeşitli yerlere ulaştırabiliyor. Yönetimlerin dünya besin kaynaklarını açlık sorununu çözecek şekilde idare etmesi iyi olurdu. Ancak onlarca yıldır gösterilen tüm çabalara rağmen bunu başaramadılar.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

    Markos 13:8 deki sözler bugün gerçekleşiyor mu?

    Teknoloji alanında yaşanan ilerlemelere rağmen kıtlık insanları küresel çapta etkiliyor mu?

    3- HASTALIKLAR

    “ Salgın hastalıklar olacak.” ( Luka 21:11)

    Günümüzde alt solunum yolu enfeksiyonları, ishalle seyreden hastalıklar, HIV/AIDS, verem ve sıtma insanlığa en çok zarar veren hastalıklar arasındadır. Geçtiğimiz yıllardan birinde bu beş tür hastalık yüzünden tahminen 10.7 milyon kişi hayatını kaybetti. Başka bir deyişle bu hastalıklar nedeniyle yıl boyunca yaklaşık her 3 saniyede 1 kişi öldü.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?

    Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte hastalık vakaları da doğal olarak artıyor.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?

    Dünya nüfusu hızla artıyor. Fakat aynı zamanda hastalıkları teşhis, tedavi ve kontrol altına alma konusunda da ilerlemeler kaydediliyor. O halde mantıksal olarak hastalıkların ve etkilerinin gittikçe azalıyor olması gerekmez mi?

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

    Kutsal Kitabın önceden bildirdiği gibi insanlar korkunç hastalıklar nedeniyle acı çekiyorlar mı?

    4- SEVGİ EKSİKLİĞİ

    “İnsan sevgisinden mahrum olacaklar.” ( 2.Timoteos 3:3-5)

    Bir Afrika ülkesinde hemen hemen her 3 kadından 1’i çocukken cinsel istismara uğruyor. Aynı ülkede yapılan bir ankete göre erkeklerin üçte birinden fazlası kadınlara şiddet uygulanmasını doğal karşılıyor. Fakat aile içi şiddet kurbanı olanlar sadece kadınlar değil. Mesela Kanada’da her 3 erkekten 1’i eşi tarafından dövülüyor ya da kötü muameleye maruz kalıyorlar.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?

    Aile içi şiddet her zaman vardı, ama bu tür olaylar günümüzde daha çok göz önünde.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?

    Son yıllarda insanların aile içi şiddet olaylarının daha çok farkında olduğu doğru. Ancak insanların artık sorunların farkında olması yaşanan bu şiddet olaylarını hiç azaltmadı. İnsanlarda sevgi eksikliği hiç olmadığı kadar çok görülüyor.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

    Sizce birçok kişi ailesine bile duyması gereken sevgiden yoksun değil mi?

    5- YERYÜZÜNÜN MAHVEDİLMESİ

    “ Tanrı yeryüzünü mahvedenleri mahvedecek” (Vahiy 11:18)

    YAŞANANLAR NE GÖSTERİYOR?

    Bazı uzmanlara göre her yıl okyanuslara 6.5 milyon ton çöp dökülüyor. İnsanlar doğayı kirletmekle kalmayıp doğal kaynakları da ürkütücü bir hızla tüketiyorlar Araştırmalara göre insanların 1 yılda tükettiğini doğa 1 yıl 5 ayda yerine koyabiliyor. Avustralya’da yayımlanan bir gazete şöyle diyor: “ Eğer nüfus ve tüketim bu hızla artmaya devam ederse 2035 yılında iki dünyaya ihtiyacımız olacak”. ( Sydney Morning Herald)

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?

    İnsanlar sorunlara çözüm bulabilecek kadar akıllıdır. Bu gidişatı tersine çevirip dünyayı kurtarabiliriz.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?

    Çok sayıda kişi ve grup insanları çevre konusunda bilinçlendirmeye çalışıyor. Buna rağmen dünya büyük çapta kirletilmeye devam ediliyor.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

    Gezegenimizin mahvedilmesini önlemek için Tanrı’nın buna müdahale etmesi gerekmez mi?

    6-KÜRESEL BİR DUYURU FAALİYETİ

    “Krallığın bu iyi haberi dünyanın her yerinde duyurulacak.” ( Matta 24:14)

    YAŞANANLAR NE GÖSTERİYOR?

    İyi haber en küçük adalar da dahil olmak üzere dünyanın her yerine ulaşıyor. Yehova’nın Şahitleri sadece 2010 yılında dünyanın 236 ülke ve adasında iyi haberi duyurarak 1.6 milyardan fazla saat harcadı. Bu her bir Şahidin günde ortalama 30dk duyuru işine katılması demektir. Geçtiğimiz on yılda Şahitler tarafından Kutsal Kitaba dayalı 20 milyardan fazla yayın basıldı ve dağıtıldı.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?

    Kutsal Kitabın mesajı zaten binlerce yıldır duyuruluyor.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?

    Birçoklarının Kutsal Kitabın mesajı hakkında bazı şeyler duyurduğu doğrudur. Fakat çoğu bunu sadece kısa bir zaman boyunca ve kısıtlı bir ölçüde yaptı. Yehova’nın Şahitleri ise küresel çapta teşkilatlanmış bir faaliyet yürütüyorlar ve yüz milyonlarca kişiye ulaşıyorlar. Şahitler gördükleri güçlü ve acımasız muhalefete rağmen duyuru işini sürdürüyorlar. Üstelik bu işi para karşılığında da yapmıyorlar. Hatta zamanlarını gönüllü olarak bu iş için harcayıp tüm yayınlarını ücretsiz olarak dağıtıyorlar. Onların tüm faaliyetleri gönüllü bağışlar ile destekleniyor.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

    Matta 24:14’te geçen “İyi haber dünyanın her yerinde duyurulacak” ayetinin günümüzde gerçekleşiyor olması bizi iyi bir geleceğin beklediğini gösteriyor olabilir mi?

    GÜZEL GÜNLER ÖNÜMÜZDE

    “ Az kaldı ! Artık kötüler olmayacak… Fakat yumuşak başlılar yeryüzünü mülk edinecek, barış bolluğunda mutluluk bulacaklar”(Mezmur 37:10,11)

    Yukarıda alıntılanan ayetin gerçekleştiğini görmek istemez miydiniz?

    Şüphesiz isterdiniz. Aslında bu sözlerin yakında gerçekleşeceğine inanmamız için sağlam nedenler var.

    Yukarıda ele alınan konular son günlerde yaşıyor olduğumuzu gösteren işaretleri ele aldı.

    Tanrı, bizim ümide sahip olmamız için Kutsal Kitap yazarlarına bu olayları önceden yazdırmıştır.
    Bu alametlerin günlerimizde gerçekleşiyor olması karşılaştığımız sorunların çok yakında biteceği anl***** gelir.

    Son günlerin ardından ne olacak?

    Tanrı’nın yönetimi insanlık üzerinde hüküm sürecek. Kutsal Kitap o zaman dünya koşullarının nasıl olacağını şöyle anlatır.

    *Açlık ortadan kalkacak. “ Yeryüzünde tahıl bolluğu olacak, dağların tepesi ekinlerle dolup taşacak.” ( Mezmur 72:16)

    *Hastalıklar ortadan kalkacak. “ Hiç kimse hastayım demeyecek.” ( İşaya 33:24)

    *Yeryüzü yenilenecek. “ Çöl ve çorak yer sevinçten coşacak.bozkır neşelenecek, çiğdem gibi çiçeklenecek.” ( İşaya 35:1)

    (Yehova'nın Şahitlerinin 1 Mayıs 2011 Gözcü Kulesi dergisinden alınmıştır.)

  4. #4
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    üzgünümki henüz büyük depremler başlamadı, açlık ve salgın hastalıklar aynı afrikada olduğu gibi bütün dünyayı saracak. insanlar afrika halkından özür dilemeliler onların yoksulluğunun sebebi diger insanların aç gözlülüğündendir. bolluk ve bereket insan için değil gayb alemi için olacak namaz ve dualar dünyanın heryerinde icra edilecek. dünya ulu Allahın emri ile insanları üzerinden sirkeleyip atacak. sağ kalanlar guruplar halinde önlem almaya çalışacak ama ekin ekecek toprak bulamayacaklar. sular kıtaları kaplayacak. en güvenli ülke onca deprem olmasına rağmen türkiye olacak çünkü kara parçasında sular yükselmeyecek. henüz yaşanmadı fakat mehdinin zuhurundan sonra insanların onun getirdiği habere verecekleri olumsuz tepkiler şiddetin artmasına neden olacak. bilim adamları susacak din adamları susacak. bütün dünya mehdiyi kabul edecek ama çok geç anlayacaklar. islamiyet dünyada fetih yapacak. başka din kalmayacak birleşecekler. bize bildirilende budur. doğrusunu ulu Allah bilir ve biz bugün yarın ortaya çıkmasını bekliyoruz ardından bu üzücü hareketlerde başlayacak. tek tavsiyem namazlarımızı kılıp af dilememizdir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    sn. Haluk bey;
    Yazinizdan dolayi sizi kutlarim.

    Kur'an'da
    Isa as'in gelecegi YAZMAZ!
    Deccal varligi YAZMAZ!
    Mehdi YAZMAZ!
    Kiyamet alametleri YAZMAZ!

    Bunlar sn.Merkurun misyonerligini yaptigi dinden
    Mesihatci hadislerle Tasavvufcu hocalar tarafindan
    ISLAMA monte edilmeye calisilan bilgilerdir.

    Zaten bunlar olsaydi
    KIYAMET ANSIZIN GELECEKTIR!
    Ayetleri YALAN olurdu.

    Kur'an'da celiski yoktur.
    BILGI'sizlikten baglam ayetleri bilmemekten
    Boyle sallamalari iddaa edenler vardir!

    not:
    Kiyamet gunu olacaklarla ilgili ayetler vardir!!!

  6. #6
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    sayın halukta bu konu hakkında açıklama yapma gereği duydum. yaptığınız yorumlara bakınca kendi fikirlerinizle çeliştiğinizi görüyorum, bu konuyu madem açtınız masaya yatıralım doğrusu neymiş;

    ilk olarak yorumunuzda gözüme çarpan şey şu oldu,

    Bu yazıyı yazmama sebep olan Zühruf suresi 61. ayeti önce hatırlatmak istiyorum. Bizler Allahın açıkça söylemediği sözlere ilaveler yaptığımızda, kendi düşünce ve fikirlerimizi ilave ettiğimizde, bakın güzelim İslam dini ne hale geliyor,
    İşte Kur’an ın Türkçe mealini yazarken, parantez içine kendi düşüncelerimizi de yazmamız, bizleri nasıl yanlışlara götürebiliyor,
    kendi düşüncelerimizi, inançlarımızı Kur’ana ilave yapıyoruz?

    şimdide bu açıklamalar üzerine yorumunuza bakalım;

    Ahzap 40: Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; O, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi gereğince biliyor.

    Eğer kıyamet kopmadan Hz. İsa gelecektir sözlerine inanırsak, bunu kabul edersek, bu ayete iman etmiyoruz demektir. Önce bunu aklımızdan hiç çıkarmayalım. Çünkü Açıkça peygamberimizden sonra hiçbir peygamber, hangi konuda olursa olsun gelmeyecek diyerek, bizlere Allah ın ayetini tebliğ almadık mı?
    nerede yazıyor "hangi konuda olursa olsun gelmeyecek diyerek" bunu ben göremedim gören varsa yazsın şuraya rica ediyorum." hangi konuda olursa olsun gelmeyecek diyerek" şimdi bu yorum değil de ne? bu nasıl bir çelişkidir sayın halukta?

    son peygamber sevgili muhammeddir diyor, burada sevgili isa peygamberimizin gelişi yeni bir dinmi getirecek? onu göreceğiz. burada yanlış yorum var kendi fikirlerinizi yazıp ayetle kanıtlamaya çalışmanız ardına parantezle gelmeyecek sonuncusu gelmiştir demeniz büyük hatadır. savunduğunuz anlayışa ters bir harekettir. isa peygamberin tekrar gelişi sizde yeni bir din yeni bir peygamber düşüncesi yaratıyor, fakat ya islamiyete çağırmak için geliyorsa? şimdi ne olacak?

    hala uyumaya devam mı edeceğiz? En son peygamberimiz dururken, neden ondan önceki peygamber gelsin diye demi düşünemiyoruz? Aklımız, beynimiz bu kadar mı uyuştu bizlerin?
    bunun sebebi sevgili isa peygamberin kendi ümmetine son cağrıdır. ulu Allah'ın merhametidir. o insanları islamiyete davet ediyor. ve o yeni bir peygamber değilki? sevgili muhammed peygamberimizden sonra gelip yeni bir din getirsin. son peygamber sevgili muhammedimiz diye önceki peygamberimizin kendi ümmetini islama davet etmesi yeni bir dinin başlangıcı olmuyorki.

    Zühruf 66: Hiç farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden başka neyi bekliyorlar.
    o an bugünkü zamandır. orada gayb aleminde gün dediğinizde buradaki gün saati gibi değildir, vakiti sembol eder.

    Araf 187. ayette ne diyordu hatırlayalım Rabbim.

    (." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar.)

    Şimdide bu sözler üzerinde tekrar düşünelim. Allah bu bilginin kimsede olmadığını söylemesine rağmen, günümüzde uydurulan ve Kur’an ın hiç bahsetmediği, kıyamet alametlerini hatırlayalım. Öyle şeyler uyduruluyor ki, peygamberimizin Hz. İsa nın geleceğini söylediğini söylemekte, hiçbir kusur görmüyorlar
    "Allah bu bilginin kimsede olmadığını söylemesine rağmen" bu nasıl bir yorum böyle, hani yorumlar insanları yanlış bilgiye sürüklüyor diyordunuz? insanlar bilmiyorlar mı diyor ? okudugunuzu anladığınıza eminmisiniz? insanların çoğu bilmiyor demek bir kısım azınlığında bunu bildiğine işarettir. isterseniz birdaha okuyun ayeti. burada yine sizin başta uyarmak için açtığınız hatayı yapmış kendinizce yorumlamışsınızdır ayeti.

    doğrusu Dini bizlere anlatmakta görevli bir makamın şu sözleri beni çok üzdü.
    neden üzüldünüz? düşünüp inandığınız şeye tabi olmadıkları içinmi?

    ama burada aynı makamın açıklamasına sevinmiştiniz? bakalım neymiş;

    Bu konuyu Diyanet İşleri başkanlığına sorduğumda, çok şükür Hz. İsa nın tekrar geleceğini kabul etmediği gibi, Kur’an ın bu bilgiye onay vermediği konusunda bir cevap aldım.
    yani işimize geleni kabul gelmeyeni red öylemi?

    Şimdide bu ayetlerle Hz. İsa nın geleceğini söyleyen ve inananlara şu soruyu soralım. Allah hiç farkında olmadığımız bir anda geleceğini söylediği kıyametin, nasıl olurda Hz. İsa’yı tekrar gönderip, insanlara büyük bir zaman verip hepsinin iman etmesini sağlar?
    büyük bir zaman yok ortada ulu Allah'ı zaman ve mekandan tenzih ediyoruz değil mi? verilen süre 7 yıldır uzun bir zamanda değildir açıkçası. isa peygamberimizin tebliği inmiştir insanlara.

    Acaba Hz. İsa geldiğinde onu nasıl tanıyacağız? Madem gelecek Allah onu nasıl tanıyacağımızın işaretini de vermeli değil mi bizlere Kur’an da?
    sevgili isa peygamber müslümanlara tebliğ için gelmiyorki müslümanlara bildirilsin. bu konuda KUR'AN da var olan bilgileri paylaşan sizlersiniz ancak görmek istemediğinizden bu işareti göremiyorsunuz. gerekli işaretler mevcuttur hıristiyan alimleride sizlere sunduğumuz yazıları okuduğunda tanıyacaklar onu. isa peygamber müslümanlar için gelmedi o kendi ümmeti için bir rahmettir. "onun çağrısı haydi islamiyetedir" müslümanlara bir çağrı ancak sevgili muhammedimizden gelmiştir "el ele verin birlik ve beraberlik içinde namazlarınızı kılın"
    Bakın deccal konusunu, Diyanet İşleri başkanlığına sordum ve nasıl bir cevap aldım aynen aktarıyorum.

    (DECCÂL: Kıyamete yakın bir dönemde çıkıp İslâm dinini ve ümmetini ifsad edip kötülüklere sürükleyecek olan ve aynı zamanda kıyametin alametlerinden sayılan biri.

    Deccâl'in çıkması haktır. Deccâl, belli bir şahıs olup, Cenâb-ı Allah onunla, kullarını imtihan edecektir.
    decchal bir şahıs değildir. o cehaletin adıdır. yine bu açıklamayıda beğenmemiş kendi yorumunuzu altına eklemişsiniz. madem yapılan açıklamaları beğenmiyorsunuz ne diye habire diyanete soru soruyorsunuz onuda anlamış değilim.

    Kur’an süzgecinden geçmiyor.
    KUR'AN süzgeç değildir, süzgeç olan şey akıldır. akıldan geçemeyen hiçbiryerden geçemez zaten, düşünmek için bilgi sahibi olmak ve tarafsız bir bakış gerekir. KUR'AN bilgidir bu onu okuyanlarda mevcuttur fakat konuya tarafsız yaklaşma eksikliği vardır onu okuyanlarda. dünyadaki bütün bilgileri KUR'AN dan geçirmeye çalışmak ne büyük haksızlıkdır islamiyete. oysa bilimde ulu Allah'ın ilmidir. mevzu isa peygamber olursa veya bir başka şahıs sevgili muhammedimizin üzerinde önünde duracağı düşünülerek istenmeden taraflı olunabiliyor bu insanlarımızın ona duyduğu sevgiden kaynaklanıyor elbette, fakat bu kişilerin gelişi sevgili muhammedimizin islamiyet anlayışını yeşertecek ve aslına döndürecek anlayışlara vesile olacağından. sevgili muhammedmizde bu meseleden razı ve mutludur. bunu size açıkça söyleyebilirim. hedeflenen yer muhammedimiz ile insanlara bildirilen anlayıştır. selam olsun herbir peygamberimize.

    Eğer Kıyamet kopmadan Hz. İsa gelecek ise peygamberimizin durumu ne olacaktır. Buradan da anlıyoruz ki, Hz. İsa nın kıyametten önce geleceğini düşünmek, büyük hata olur. Bunu kabul etmek Kur an ın ayetlerine tamamen ters düşer
    burası düşündürücü ve yine yanlış bir yorum, yine kendi aklına ters düşeni KUR'AN'a ters diye genellemek. ozaman şöyle yazın kapansın mesele bana ters olan şey islama tersdir, öyle ise çıkın peygamberliğinizi ilan edin? bu sözlerimin aynısı sayın mopsy içinde geçerlidir. kendi fikir ve yorumunun yanına bunu göremeyen islama terstir nokta demek ne mana taşıyor? ama anlayışlar öyle değilki? herbir çevirenin birbiri ile tezat düştüğü hatta diyanetin bile zaman zaman kendi içinde tezat düştüğünü söyleyen sizlersiniz. görüyoruzda zaten örnekleri. eğer kıyamet koparda hz isa gelirse peygamberimizin durumu ne olacak? gelmedi işte peygamberimizin bugünkü durumu ne halde? peygamberlerin hallerini düşünmek içinmi iniyor onca kitap? hepsi İNSANLIK İÇİN geliyor. bu kadarda ulu Allah'ın hesabına karışıp olur olmaz yorumlar yapıp sınırı geçme gereği neden? ulu Allah düşünemiyormu peygamberimiz yaşarken hz isa gelirse onun durumu ne olacakda siz neden kaygı ediyorsunuz sevgili haluk bey? Allah her işi vakti ve saatine göre veren değilmi? bu konuda insanların uyanık olmaları her an kıyamet olacakmış gibi ibadet edip çalışmaları için bu bilgi gizlenmiştir. elbette ne zaman kopacağını kimse bilmiyorki? ama kopacağına dair işaretleri zaten herkez görüyor. buna en büyük delil bugünkü insanlığın insanlığını yitirip kaybolmasıdır. buna alıştıgımız sadece bugünkü manşetlerden küçük örneklerler vereyim;
    Milliyet - Kan donduran haber annesinin kafasını kesip poz verdi
    Milliyet - 187 kişi bunun için sıra bekliyor!
    Milliyet - Çin'de tepki çeken görüntü
    Suriye'deki olaylarda 70 kişi öldü - Sabah - 04 Mart 2013
    Yemen'de intihar saldırısı: 10 ölü, 15 yaralı - Sabah - 05 Mart 2013

    ama hakkını yemeyelim görünce şaşırsakda insanlıkdan nasibini almışlarda var içimizde;
    Milliyet - 3 aydır maaş alamayan temizlik işçisinden insanlık dersi

    ama malesef artık şaşırır olduk yapılması gereken insanlığı yapana yalansa yalan deyin?

    Eğer Hz. İsa kıyametten önce gelecek olsaydı, kıyametin ansızın kopacağı, ayetleriyle uyuşuyor olur muydu?
    ansızın; beklenmedik bir anda! manası budur. kıyametin süresinin ne kadar süreceği bilgisi yok burada. volkanlar patlar toz duman olur yeryüzü ve depremler başlar bunların süresinin ne kadar olduğu uzunluğunun nekadar süreceğini kimse bilmiyor. insanlık son bulacak yada ulu Allah'ın rahmeti ile az bir gurupla devam edecek. burada isa peygamberin sesleniş sebebi kendi ümmetininde imanla namaza başlamasıdır. bu yorumunuz hiçbirşeyi kanıtlamıyor malesef. hem ansızın kopacağı bilgisi verilmiş hemde bu kıyametin içerdiği bilgiler hakkında bilgi yok diyorsunuz KUR'AN da. (decchal mesih mehdi vs.) bu sebeple ansızın olma ihtimali olabilirmi aceba? ansızının manası beklenmedik anda demektir şu an bekliyormusunuz? hayır. ben nediyorum? isa peygamber insanlara seslendi ve islama çağırdı. insanlar duydumu bu çağrıyı duymadımı bilemiyorum elimden geldiğince insana yere makama yazdım, gökyüzünden zembille inecek değil değil mi? 3-5bin kişiye ulaşabildim elimden geleni yaptım insanlar anlamış anlamamış ben ne yapabilirim? yerimde başkası olsa ne yapabilir? ulu Allah ol deyince olacaktır elbet. herkez bir gecede duyacaktır.



    bende sizlere bir açıklama yapayım;

    KUR'AN ayetlerini öğrenip kendi düşüncemize inandığımız doğrultuda açıklama yapmamız, yanlış değildir. ama kimse unutmasınki herkezin bir görüşü anlayışı var herbir ayette farklı farklı. her işin sonunda doğrusunu ulu Allah bilir demekde hayır vardır. ayetleri kendi düşünce ve inancımıza göre istediğimiz yerde kullanmamız bizi çıkmaza sürüklüyor malesefki. hertürlü görüş ve fikire açık olmak kafirlik değil toplum ruhunun harekete geçip doğrusunu bulmada bir araçtır bizlere. bize düşen kapı ve pencerelerimizi yeni fikir ve önerilere açık tutmaktır. mevzu KUR'AN dahi olsa bu böyledir. ortadaki örnek çok güzel mevzu yine KUR'AN ama diyanette bile fikir ayrılıkları varsa temkinli olmakda fayda vardır. diyanet dediğimiz yerde bir kişinin tek elinde değil koskoca heyetler din alimleri vasıtası ile açıklamalar yapmaktadırlar.

    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selam!


    Zaten bunlar olsaydi
    KIYAMET ANSIZIN GELECEKTIR!
    Ayetleri YALAN olurdu.
    ulu Allah'ın sünnetinde varmı uyarmadan helak etmek? uyarıyı göremeyenler için ansızın geleceği doğrudur.




    saygılar.
    Konu tansxx tarafından (05-03-2013 Saat 01:59 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  7. #7
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    ayrıca ekleyelim;

    Elmalı Hamdi: Zühruf 61: Gerçekten o (İsa) saat için bir ilimdir (kıyametin yaklaştığım gösteren bir bilgidir). Onun için sakın kıyametin geleceğinden şüpheye düşmeyin de bana uyun, işte tek doğru yol ancak budur.

    Hıristiyanlar kendi inançlarına göre, kıyamet kopmadan Hz. İsa nın geleceğini ve tüm insanlığı kurtaracağına inanırlar.

    Günümüzdeki birçok tarikatlar ve cemaatler Hz. İsanın geleceğine inanırlar. Ayette geçen (O) zamirinden Hz. İsa yı kastediyor, düşüncesine kapılmalarının nedeni, bu ayetten birkaç ayet öncesinde Hz. İsa dan bahsederek ondan örnekler vermesi olarak açıklanıyor, gerçekten yanılgıya sebep bu olsa gerek. Bahsettiğimiz ayetten iki ayet sonra gelen 63. ayete bakalım şimdide.

    Zühruf 63: İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

    Hz. İsa topluma hitap ederken, sizlere açık delillerle, yani ayetlerle geldim diyor. Sizlere hikmet i ilmi, getirdim diyor. Bu bilgiler sizin ayrılığa düştüğünüz konularda açıklama yapacak ve sizleri bilgilendirecektir, açıklamasını yapıyor. Bundan dolayı da kendisine itaat edilmesini istiyor.


    günümüzde yahudilerinde inancında aynı şey vardır. bunların hepsi bir araya geldiğinde inanan bir grup insanı temsil ederler. buna inanmayanların yanında inananların azlığı ortadadır. buna görede ayete tekrar bakalım; Araf 187.
    " Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar.)

    demekki azınlıkta kalan bir grup insan birşeylerin farkında demek oluyor. fakat siz bu mevzuyu anlatırken sıklıkla "malesefki" kelimesini kullanmışsınız. anlamadığım şey şu, neden malesef? isa peygamberimizin gelecek olması yada bu fikir sizi neden üzüyor? insanlar dinden cıkacak diyemi korkuyorsunuz? kaygınız nedir? bu meselenin gerçek olduğunu bir düşünelim, hıristiyan alemi namaza çağırılıyor sevgili isa peygamber tarafından, ve islamiyet işaret ediliyor bunun neresi sizi üzüyor? bugün inananların bile namazı terketmesi, yanlış yollarda gezmesi sizi üzmüyorda sıra bu meseleyemi geldi? kendinize güveniniz çoksa bu konu etrafında neden geziniyorsunuz? amacınız doğruyu yerine koymaksa haklısınız, ama ortaya koyduğunuz anlayışınız oldukça uzaklarda geziyor gerçeklerden. daha kelimeye dökerken kendi çelişkileriniz işin içersine giriyor, üzüldüm sevindim, heyecanlandım, koltuktan düştüm gibi. ehh bence bu meselede yapılacak en güzel iş, ulu Allah'ın dediği olacaktır deyip kendi yoluna bakmaktır. onun bunun yoluna göz koyup kendi anlayışını sunup ardına yorumsuz demek klasikleşti. neden ayetlerden kendinize pay çıkarmıyorsunuzda işiniz gücünüz insanların inancı ile çekişip durmak? daha kendi içinizde bile ayetlerin anlamları konusunda bütünlük sağlayamamışken, nasıl oluyorda her yorumunuzun ardına KUR'AN apaçık bildirmiştir diye ayet vardır deyip, ap açık olan şeye kendi yorumunuzu ekliyorda birbiriniz ile çelişiyorsunuz? mademki ap açık bir ayet, neden üzerinde 5 farklı ses 10 farklı yorum çıkıyor?

    nedeni çok üzücü aslında;

    hep benim deyen ve bir araya gelemeyen hocalar, alimler, tarikat liderleri bu karmaşayı çıkarıyorlar. kendi içinde bir araya gelemeyen bir grup insan nasıl olacakta aralarına yenilerini davet edecek? davet edilen hangi mezhebe gidecek? başlı başına işin içinden çıkılmaz hale geldi bu mesele. zaten ulu Allah merhamet edipde bu SUR'u indirmeseydi 1000 yıl daha geçse şeytanın yanlış olduğunu, decchalin cehalet olduğunu, islamiyetinde insaniyet ilmi olduğunu biz insanlar bulup ortaya çıkaramazdık.
    Konu tansxx tarafından (05-03-2013 Saat 12:41 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

Benzer Konular

  1. kıyamet alametleri
    dogangunes Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 31-01-2012, 10:41 AM
  2. Gerçekleşen kıyamet alametleri
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 21-08-2010, 07:58 PM
  3. 3 Dinde Kıyamet Alâmetleri
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-11-2009, 02:17 AM
  4. Kıyamet Alametleri - Tam Metin
    ahmetsecer Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-03-2009, 03:01 PM
  5. 1979'dan 2006'ya Gerçekleşen Kıyamet Alametleri
    dogangunes Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-08-2007, 10:25 PM
Yukarı Çık