Selam

Çocuklarımızın normal okul eğitimi dışında; özellikle de yurt dışında yaşıyorsak, kimliklerini koruma ve sağlıklı müslümanlar olmaları için ilkokuldan itibaren dini eğitimlerini de almaları gerekiyor. Bu eğitimin sağlanması için yıllar önce gelmiş müslümanlar çok güzel camiler, Pazar okulları düzenlemişler.

Amerika zaten bildiğiniz gibi sonradan oluşmuş bir milletler topluluğu o yüzden orda insan kendisini yabancı hissetmiyor, çünkü herkes yabancı. İngiltere yine aynı şekilde özellikle ikinci dünya savaşından sonra ülkeyi yeniden yapılandırmak için Pakistan, Hindistan, İrlanda, Amerika, Canada, Avustralya aklınıza gelecek birçok ülke Malezya, Afrika`ya kadar ülkeden insanlar gelip yerleşmişler. O yüzden de bir camiye gittiğiniz zaman her ülkeden insanı birarada görmek mümkün..

İki ülkedede genellikle Pazar günleri bu camilerde her yasa uygun sınıflarda hem islami bilgiler, hem de Kur`an okuma dersleri veriliyor. Ancak maalesef bu enternasyonel camilerde Türkleri görmek pek mümkün olmuyor. Eğer bir alternatif Türk camisi varsa sadece oraya gidiyorlar. Türk camileri ise daha çok kültür merkezi niteliğinde. Tabiki dini eğitim veriliyor, ama Kuran derslerinde diğer camilerde verilen kaliteyi bulmak çok zor. Yani Kur`an`ı bir Mısırlı yada Arap hocadan öğrenmek daha original oluyor, tecvid kurallarını sesleri tam duymak büyük zenginlik.

Sağolsun Hintli bir müslümanla evli olan Türk arkadaşım sayesinde böyle bir Pazar okuluna çocukları götürmek nasip oldu. Böyle karışık bir topluluğu ilk defa birarada görüyordum. Heryerden müslümanlar camide tek bir seviyede diz dize oturmuş hoş bir sedayla sürekli selamlaşıyorlardı, inanılmaz güzel bir atmosfer…

Şimdi bizim Tüklerin neden zorlandıklarını anlıyordum. Disiplin hiç yoktu. Çocuklar ortalıkta koşuyor, namazlar çocuklar kucakta kılınıyor, tam anlamıyla cümbür cemaat. Türkiye`nin okullarında, camilerindeki disiplini görünce, burdaki bu rahatlık insana batıyordu.
Yine de bu okyanuslar ötesi memlekette çocuklara islami eğitimi araplarla verme şansına inanmak zordu. Ben onları bir saat kadar uzaklıkta okula götürüp orda beklerken, kendimce iyi şeyler yapmalıyım deyip, bir köşede Kur`an okumaya başladım. O süre içerisinde 1 cüz okuyabiliyordum. Benim için inanılmaz bir rekordu bu, çünkü ben de ancak okul tatillerinde camilerden Kur`an okumayı öğrenmiş biriydim ve okurken hep yavaştım. Bu rekoru kimseyle paylaşmadan sevinç içinde 3-4 hafta devam etmiştim ki, bir gün omuzumda bir el hissettim. Selam veren okulun müdüresi Mısırlı hanım, “bizim sınıflarda gönüllü çalışacak elemanlara çok ihtiyacımız var, yardımcı olur musunuz “dedi. Ee artık farz olmuştu. Normal okula evet demiştik, buna nasıl hayır diyebilirdim ki. Nerdeyse -full time- öğretmen asistanı oldum. Hafta içi, hafta sonu. Ama baştan çok gönülsüzdüm. Kur`an okuyamayacaktım.

Bizim sınıf 5 yaş için sadece sürelerin öğretildiği, öğretmeni Afrika kökenli bir müslüman hanımdı. Tahtaya süreleri inanılmaz bir zerafet içerisinde arapça yazıyordu. Ben de hayran hayran seyrediyordum. Ama sınıftaki öğrenciler inanılmaz disiplinsiz, yaramaz çocuklardı. Birkaç hafta derse yardım ettikten sonra normal okuldaki gibi çocuklarla özel ilgilenmeye başladım. Göz irtibatı vs. dersler biraz daha sakin yürümeye başlamıştı. Zaten hepsi çok şekerdi, yüzlerine çok bakınca, şımartıyordum sanki ama zamanla bu şımarıklığı takdire, saygıya, muhabbete dönüştürmüştük. Müdür belli aralıklarla desrsleri ziyaret ediyordu. Bizim sınıfta uzun kaldı ve sonunda tebrik etti. “Hiçbir sınıfta bu düzen ve huzur yok “dedi. Öğretmen de benim katkımı söyleyince “Ben de görüyorum, seneye kendisine sınıf vereceğim” dedi. Yok dedim artık o kadar da değil.

”Sen yeter ki kabul et, 9 tane asistanın olacak, 1. sınıflara hem Kur`an dersi, hem de islami bilgiler vereceksin” dedi. Ben “olmaz “dedikçe, o “olmaz olmaz” diyordu. Mecburiyetten kabul ettim. Bu defa öğretmenliğe başlayınca, öğretmenlere ücretsiz Arapça ve Tevcid dersleri veriliyor dediler. Kaydoldum. Daha sonra Kur`an ezber kursu dediler. İyi dedim, uyanıklık yapıp en azından kayıt olurum, süre sınırı yok, olduğu kadar. Gerçekten de bizim müslüman çocukları her sınıfta çok disiplinsiz ve yaramazdılar. Sınıfa hep geç geliyorlardı. Çantalar, defterler vs. çoğu zaman eksikti. Ama eksik gelenleri kapıdan geri çevirmeye başlayınca hepsi çok güzel bir disiplin içerisine girdiler. Eksik olan bizim klasik otoriter düzendi. Veliler bu geri çevrilmeleri gülerek karşılıyor ve “bizim hatamız” diyorlardı. Onların da çabasıyla biz de artık huzur içerisinde kapıda öğrencileri tek tek göz selamıyla karşılamış olduk.

Gerçekten de 9 tane asistanım vardı ve dersler çok kolay yürüyordu. İslami bilgiler ve iki rekat namazın nasıl kılındığını uygulamalı, öğrenmenin yanında herkesin Kur`an okuma seviyesine göre gruplar oluşturmuştuk. Benim de bir kaç öğrencim vardı. Onlara öğrendiğim kuralları öğretiyordum. Yazın da yetişkinlere ders verdim ve acemi olarak girdiğim kurstan sağ olsunlar, onların zorlamaları ve talepleriyle en çok ben kazançlı çıkmıştım.

Tecvidle Kur`an okumanın zevkini tarif bile edemem, bana sunulmuş en güzel hediyeydi.
Son olarak kardeşlerime tavsiyem eğer Tecvid bilmiyorsanız, kendinizi bu zevkten daha fazla mahrum etmeyin. Hemen öğrenin. O zaman ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Selamlar, sevgiler…
M.BLACKHILL

America Kotku Women's Association