Kur’an, Allahın katından gelen, eşi benzeri olmayan, biz Rabbin kulları içinde, bir yaşam rehberi, güneşi, gönül gözüdür.

Bu kadar önemli, eşsiz bir kitabın, Allah tarafından gönderiliyor ve kullarına doğru yolu gösteriyor olması, daha da önemlisi, Allah bu kitaptan bizleri sorumlu tuttuğunu söylemesi, sizce hesabımızı vereceğimiz bu Kur’anın, nasıl bir kitap, nasıl bir rehber olmasını gerektirir? Böyle bir kitabın özellikleri, nasıl olmalıdır? Anlaşılması zor mu, yoksa Rabbimin hesap soracağı kitap, anlaşılması kolay mıdır?


İşte bu soruyu lütfen nefsimize önce bir soralım, Kur’an a bakalım, acaba Kur’an kendisi hakkında neler söylüyor, daha sonrada hiçbir etki altında kalmadan, düşünelim. Eğer bizlere öğretilenler ile Kur’an ve mantığımız uyuşuyorsa, sorun yok demektir. Ya anlatılanlar, öğretilenler Kur’an ile uyuşmuyorsa? İşte o zaman imtihanımızın en zor bölümü, başlıyor demektir. Cevabını herkes kendisi verecektir, tabi sonucuna da katlanacağımızı, asla unutmayalım.


Allah bizlere rehber olsun diye gönderdiği kitap için, birçok kez yemin ederek bakın neler söylüyor. Sizce çok açık ve net değil mi? Kur’anın en büyük özelliği, aşağıdaki ayetlerden anlaşılmıyor mu?


Kamer 17: Andolsun biz, Kuran'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?


Kamer 22: Andolsun biz Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?



Kamer 32: Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?


Kamer 40: Andolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?



Allah yemin ederek, kendi garantisini vererek, bizlerin iman adına sorumlu olduğu Kur’anı, birçok kez tekrarlayarak, öğüt alabilmemiz için kolaylaştırdığını apaçık söylediği halde, bizler hala Rahman ın kitabına sanki inatla, onun ayetlerini görmezden gelerek, beşerin öğretisini doğrulamak adına, bakın neler söylüyoruz?


-Kur’anı herkes anlayamaz. -Kur’anı veli insanlar anlar. -Kur’an da her şey yoktur, özet bilgileri içerir. -İslam ı doğru ve tam anlayabilmek için, fıkıh kitaplarından faydalanmalıyız.


İşte bu sözlere inandığımızda, Kur’an devre dışı kaldı bile, Rabbim korusun. Onun yerini alan beşerin kitapları ise, bu güzelim dini bölüp, parçalayıp neler yaptığını, sanırım anlatmaya gerek yok. Birçok yazımda bu konuyu, bıkmadan usanmadan gündeme getirdim, getirmeye devam da edeceğim, Allah ın izniyle. Çünkü gerçekten çok önemli bir konu. Bugün bizleri Kur’an dan uzaklaştıran bu inanç, bizleri bilinmeyene yönlendiren, yaptığımız büyük bir yanlıştır. Eğer bu yanlışın farkına varamaz isek, yanlış yoldan gitmeye devam ediyoruz demektir.


Yüce Rabbim sen bizleri affet ne olur. Gözlerimizdeki bu perdeyi kaldır bizlerden. Kulaklarımızdaki ve gönlümüzdeki mührünü kır ne olursun. Rabbim sen neler söylüyorsun bizlere gönderdiğin rehber için, biz kulların neler söylüyoruz. Senin yemin ederek kolaylaştırdığın kitabı, dini bizler ellerimizden geldiği kadar, ciltlerce dolusu beşeri hükümlerle, bunlarda Allah katındandır diyerek zorlaştırdık. Şimdide neyin doğru, neyin yanlış olduğunun içinden çıkamaz haldeyiz. Kendi yalanlarımıza kendimiz inanır olduk. Ne olur affet bizleri.



Kur’an ın nurundan uzak bizler, İslam ı öyle zorlaştırdık ki, çocuklarımıza gerçek İslam ı anlatamaz, yaşatamaz olduk. Gelecek nesiller bu yolla Kur’an dan uzaklaştıkça uzaklaşıyor. Senin halis, katıksız kolaylaştırılmış dininden öyle uzaklaştık ki bizler, yaşadığımız toplumda ne huzur kaldı, nede mutluluk. Ne olursun bizleri affet, doğruyu görmemizi sağla bizlere Rabbim.


Bizler Allahın rehberini anlaşılması zor kabul edip uzak kaldığımız, beşerin kitaplarını anlaşılır yapıp, rehber aldığımız sürece, Allahın hışmından, cezalarından asla kurtulamayacağımızı bilmeliyiz.


Huzuru mahşerde, hesap günü yüzlerimizin gülmesini istiyorsak, Allahın şu ayeti üzerinde, çok dikkatle düşünmeliyiz.


Zümer 69: Yeryüzü, Rabbinin nuru ile aydınlanır, kitap ortaya konulur, peygamberler ve şahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez.


Allah hesabın görüleceği gün geldiğinde, peygamberleri şahit olarak çağıracağını ve kitabın ortaya konacağını söylüyor. Onlara hakkaniyetle hüküm verilecektir diyor. Bizler, hesabımızın görüleceği kitaba karşı söylediklerimizi, isterseniz çok dikkatle bir kez daha düşünelim. Çünkü geri dönüşü olmayan yola girdiğimizde, son pişmanlık fayda vermeyecektir. Elçilerini de şahit olarak çağıracak Rabbim, acaba onları neyin şahitliği için çağıracaktır dersiniz? Elbette gönderdiği kitapların tebliği adına, şahitlik yapacakları çok açıktır.



Bugün bizler, Kur’an da her hüküm yoktur, bir kısmına peygamberimiz hüküm vermiştir diyenlere inandığımızda, ortaya konacak Kitaba uygun iman etmiş mi oluyoruz dersiniz? Hatırlayınız Allah Hz. İsa ya, sen mi insanlara Allahın oğlu olduğunu söyledin dediğinde, verdiği cevaptan bizler hiçbir ders almadığımız anlaşılıyor. Hz. İsa, Rabbim hâşâ ben böyle bir söz söylemedim, söyleseydim sen bunu bilirdin demesi, çok düşündürücüdür.



Bugün bizler yaptığımız yanlışların ve peygamberimizin üzerinden söylenen sözlere, Kur’an süzgecinden geçirmeden, kayıtsız şartsız inanmamızın sonucunda, peygamberimizde mahşerde aynı sorular ile karşılaşacağı açıktır. Sizce Allah elçisine, bazı lafları bizim sözümüzdür diye ortaya sürseydi, onun şah damarını keserdik dedikten sonra, Kur’an da hükmü olmayan bir konuda peygamberimiz hüküm verir miydi? Bakın Allah Araf sur. 6. ayetinde ne diyor.



Araf 6: Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz.


Allah elçi gönderdiği kullarını da, elçilerini de hesaba çekeceğini söylüyor. Peki, nereden ve ne maksatla hesaba çekecek diye, bir an düşünelim. Allah biz kullarını gönderdiği rehber Kur’an dan hesaba çekeceğini çok açık söylüyor. Peki, elçileri nereden hesaba çekecek dersiniz? İşte yukarıda Kur’an da örneği geçen Hz. İsa kıssası, birçok konuda da gerçek olacağı bu ayetten de anlaşılıyor.



Bu bilgiler ışığında, şimdide şöyle düşünelim. Bizlere Kur’an da her şey yazmaz, birçok konuda da hüküm verme, helal haram koyma yetkisini de elçisine vermiştir diye inandığımızı düşünelim. Rabbimde hesap günü peygamberimize bu soruyu sorarak, Resulüm sen mi söyledin kullarıma, bende Kur’an da olmayan hükümler koyma, helal haram yapma yetkisine sahibim diye dediğinde, sizce Allah resulü, ne cevap verecektir dersiniz? Bunun cevabı da Kur’an da çok açık veriliyor. Merak eden, işini garantiye almak isteyen, anladığı dilden Kur’anı bolca okur ve hesabın görüleceği gün yüzleri gülenlerden, ak olanlardan olur. Çünkü Allah Kur’an da hüküm vermediği halde, bunlarda Allah katındandır diyenlerin halini, bakın mahşerde nasıl olacağını söylüyor.



Zümer 60: Allah'a yalan isnat edenleri, kıyamet günü yüzleri simsiyah halde görürsün. Kibirliler için cehennemde bir barınak mı yok.



Gözlerinde perde olmayan, gönülleri Kur’an nuruyla parlayan, her şeyi çok açık anlayacaktır. Dilerim Rabbim cümlemizi, kıyamet günü yüzleri ak olan, cennetin kalıcı kulları yapar. Dilerim Rabbim e yalan isnat eden, kullarına tabi olmayan, aklıyla Kur’an ı birleştiren, kullarından oluruz.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK