Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    320
    Rep Gücü
    10732

    Kutsi hadis gerçekleri.

    Günümüzde üzerinde çok konuşulan ve geleneksel İslam ın çok önemsediği bir konu olan, kutsi hadis inancını sizlerle konuşmak ve Kur’an ışığında değerlendirmek istiyorum. Rabbim bakın Kur’an ile ilgili bizlere neler söylüyor önce onları hatırlayalım.

    Ali imran 79: Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz.


    Ahzap 2: Rabbinden sana vahyedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.

    İbrahim 52: İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah'ın tek ilah olduğunu bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.

    Araf 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.


    Nisa 174; Ey insanlar, bakın size Rabbinizden kesin bir delil geldi; size açık bir nur indirdik. 175. ayet; Allah'a inanıp O'na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.


    Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.


    Yukarıdaki ayetlere örnek onlarca, hatta yüzlerce verebiliriz. Ne diyor Rabbim? Size indirdiğimiz kitaba sarılın, onun emirleri uyarınca Rabbe halis kullar olun. Kur’an sizlere bir tebliğdir, sizlere indirilen Kur’ana uyun, ondan başka velilerin sözlerine sakın uymayın. Sizlere Kur’an ile kesin, açık ve her türlü örneği değişik ifadelerle verdik, bu tebliği okuyup ona uyarsanız, Rahmanda sizi dosdoğru yola kılavuzlayacaktır, diye ayetlerinde çok açık anlatıyor ve bizleri uyarıyor.



    Şimdide gelelim konumuza, günümüzde neredeyse Kur’an ayetleri mertebesinde görülen, onunla eş tutulan kutsi hadis konusu üzerinde çok düşünmemiz gerektiği kanısındayım. Sizlerden şunu düşünmenizi rica edeceğim, yukarıda okuduğunuz ayetlerden sizler, Kur’anın bizlere Rahmana ulaşabilmemiz ve onun doğru yolundan gidebilmemiz için yeterli olamayacağını mı anladınız? Eğer evet Kur’anın bizlere yetmeyeceğini anladım diyorsanız, yazının devamını lütfen okuma zahmetine girmeyiniz. Hayır, Kur’an da her konudan nice örnek verdiğini söyleyen Rabbim, Kur’ana sarıldığımızda Rabbe ulaşacağımızı anladım diyorsanız, birlikte düşünmeye devam edelim.


    Önce şunu iyice anlayalım, kutsi kelimesi ne anlama geliyor? Kutsi sözcük anlamı mukaddes, kutsal anl***** geliyor. Şimdide birlikte düşünelim kutsal, mukaddes olan, yani hiç şüphelenmeden kabul edeceğimiz kaynağın ne olduğunu söylüyordu Rabbim? Elbette Kur’an, hatta hadi bir benzerini getirsinler diye nasıl meydan okuduğunu hatırlayın. Peki, kutsi kelimesi ile hadislerin içinden ayrım yaparak, bir kısmını Rabbin kelamıyla eş tutup, ona kutsallık vererek nakledilmesi sizce ne kadar doğru? Bizlere, bazı hadisleri yüce Rabbin mertebesine oturtup, onlara tıpkı Kur’an gibi kabul ettirmelerine niçin ses çıkarmıyoruz, hiç bunu düşündünüz mü?

    Konuya devam etmeden önce bir Cuma vaazında müftünün yaptığı bir konuşmadan bahsetmek istiyorum. Bu kişi herhangi bir kişi değil, devletin müftüsü bunu da unutmayalım. Hadisler konusunda şu sözleri söyledi.


    ( Bizler Kur’an ayetlerinden bir tanesini nasıl kabul etmediğimizde, gerçek iman etmemiş sayılıyorsak, hadislerde aynen öyledir. Eğer bir hadisi, ben kabul etmiyorum derseniz, gerçek iman etmemiş sayılırsınız.)


    İşte bizlere İslam ı anlatan kişiler ve sözleri. Bu düşünceyle, inançla, Kur’ana şirk koştuğunun sanırım farkında bile değil. Eğer bunları söyleyen tahsil, terbiye, eğitim görmüş bir insan ise, eğitim görmemiş bir insan neler yapar, neler söyler ve İslam ı nasıl yaşar düşünmek bile istemiyorum. Bu sözleri söyleyenlerin, toplumu yanlış bir inanç doğrultusunda yönlendirenlerin hükmünü, Rabbim verecektir.


    Hadisleri kendilerince tasnif edip, bir kısmını kutsallaştırıp bizlere Rabbin emri gibi gösterenlere, neden şu soruyu sormuyoruz lütfen düşünün?


    Acaba Allah Kur’an da her şeyden nice örnekler verdim ona sarılın, sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum dedikten sonra, hâşâ bazı konuları, Kur’ana yazdırmadan mı peygamberimize nakletmiştir?

    Elbette böyle mantıksız bir soruyu kimseye sormaya cesaret edemiyoruz, peki neden inanmaya devam ediyoruz? İşte bu soruya da cevap veren ne yazık ki yok. Kutsi hadis sözleri öyle büyük bir silah ki, adeta Kur’ana şirk koşmak ve Kur’anın karşısına, kaynağı bilinmeyen bir Kur’an koymaktan farksızdır, herhalde bunun ŞİRK olduğunu hepimiz biliyoruz. Kutsi hadis diye nakledilen hadisleri inceleyin en önemli özelliği, peygamberimizden değil, Rahmandan nakledilen bir sözmüş gibi anlatılmasıdır, işte en büyük tehlikede budur zaten. Elbette bu hadisler içinde de kur’an dan ilham alınarak söylenen doğru hadislerde vardır, ama buradaki hata bu sözleri sanki Allah söylemiş gibi nakletmektir. Çünkü o kadar yanlış bilgiler bu yolla içimize girmiş ve kabul görmüş ki, zarar çok büyük olmuştur.

    Kutsi hadislere dikkat ettiğinizde, sözlerdeki hitaplar Rabbin elçisine ve kullarına hitap ediş şeklindedir, tıpkı Kur’an ayetlerinde ki hitap şeklinde olduğu gibi. Örnek vermek gerekirse;

    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir. Fakat oruç böyle değildir. O, sırf benim (rızam) için yapılan ibadettir. Onun (sayısız) mükâfatını bizzat ben vereceğim.”

    Her kim dünya için hüzünlenir ve kederlenirse bana kızmış gibidir. Kim bir musibetten şikâyette bulunursa benden şikâyette bulunmuş olur.

    Her kim bir zenginin yanına çıkar ve ona sırf zenginliği sebebiyle tevazuda bulunursa dininin üçte biri gider.

    İşlerde şaşırırsanız kabirler ehlinden yardım isteyiniz.

    Allah rızası için lütfen düşünün, eğer Rabbim bu sözleri söylemiş olsaydı, neden sorumlu olduğumuz Kur’ana dâhil ettirmesin tüm bunları? Neden Rabbim yukarıda yazdığım ayetlerde olduğu gibi, bizlere Kur’ana sarılın desin? Kutsi hadis diye nakledilen Rahmana atıfla nakledilen sözler içinde, kur’an dan ilhamla söylenmiş doğrular olduğu gibi, asla Rabbin Kur’an da hiç bahsetmediği konular ve hükümler de vardır.

    Ne yazık ki doğruların içine öyle yanlış inançlar, itikatlar yerleştirilmiş ki, ayır ayırabilirsen. Yukarıdaki kutsi hadis örneklerini lütfen inceleyiniz, Kur’an ile karşılaştırınız, değerlendirmesini herkes kendi nefsinde yapsın. Bakın Rahman bizleri nereden hesaba çekecekti hatırlayalım.

    Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.

    Rabbim apaçık sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim diyor, ama birileri kutsi hadis olarak bizlere Allah ın sözüdür diyerek, birçok Kur’an dışından bilgileri de tıpkı Kur’an ile eş değerde tutup naklediyorlar, ne yazık ki bizler bu sözleri Kur’an ile karşılaştırmadan, onun süzgecinden geçirmeden kabul ediyoruz. Bu sözlerin, doğruluğunun garantisini kim, ya da kimler veriyor diye soran bile yok.


    Hadisler konusunda bu ayrım ve tasnif elbette ne dört halife devrinde, nede mezheplerin ilk kurulduğu zamanlarda yoktu. Çok daha sonraları toplumu istedikleri ölçüde yönlendirmek, dine sokulan hadislerin kabul edilmesini kolaylaştırmak ve garantiye almak adına, ne yazık ki hadis silahını güçlendirmek için kutsi hadis, yani asla şüphelenmeyeceğimiz, Kur’an ayetleri ile eş değerde hadisler yaratılmıştır.

    Bazı hurafe hadis üretenler, din düşmanları, ya da dini kendi menfaatlerine kullananlar, Peygamberimizi kullanmak onlara yetmemiş, Yüce Rabbim i de kullanmaktan, onun adına sanki Allah emretmiş gibi sözler söylemekten çekinmemişlerdir. Kur’an dan uzaklaştırılan toplum da, tüm söylenenlerin doğruluğunu kontrol etme gücü ellerinde olmadığı için, inanmak zorunda kalmıştır.


    Hemen açıklık getirelim, tüm bunları söylemekle, hadisleri devre dışı bırakalım demiyorum elbette. Kur’anın tastiklediği her söz ve bilgiden yararlanmak, bizlere fayda sağlayacaktır, bunda hiç şüphe yok. Burada anlatmak istediğim, yapılan en büyük yanlış, hadisler arasında tasnif yaparak, bir kısmını rabbin kitabıyla eş tutup, kutsi hadis silahıyla topluma istediklerini kabul ettiren düşüncenin, yanlışlığını anlatmaya çalışmaktır amacım.


    Rabbim elçisi kanalıyla gönderdiği her vahiy, her söz, her bilgi bizlere Kur’an ile nakledilmiştir. Bunun dışından başka bir sözün, bilginin, hükmün Allah katından geldiğini söylemek Kur’ana şirk koşmaktır. Rabbim sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim diyorsa, bizleri bağlayan tüm bilgiler Kur’an da yazılı olanlardır, bunu asla unutmayalım. Bunun tersini düşünmek ve inanmak Kur’an ayetleri arasında çelişki yaratılmasını sağlayacaktır. Sizlere yazacağım şu ayet üzerinde lütfen çok iyi düşününüz.



    Maide 67: Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.


    Maide suresi 67. ayette Rabbim elçisine bakın ne diyor? Sana indirdiğimi tebliğ et. Burada eğer sana ayrıca Kur’an dışından ilettiklerim diye bir açıklama var mı? Ayetin devamındaki uyarı çok önemli. Eğer bunu yapmazsan görevini yerine getirmemiş sayarım diyor. Şimdi bizlere kutsi hadis ismiyle Rabbin sözleri diye aktarılan bilginin de Allah sözü olduğunu düşünelim. Bu durumda Rabbim ben Kur’anı koruma altına aldım diyordu, peki Kur’an dışından gelen bu sözlerden neden bahsedilmiyor, onlarda mı koruma altında? Rabbim sizleri Kur’an dan sorumlu tutacağım diyordu, acaba daha sonra bizlere aktarılan kutsi hadislerden de sorumlu tutar mı?

    Madem kutsi hadisler Rabbin sözleri, neden Kur’ana geçirilmemişte, sözlü rivayetler yoluyla iletilmiş, yoksa HÂŞÂ Kuran eksik mi toplanmış? Doğrusu bu soruları kendimize sorduğumuzda aslında her şey ortaya çıkıyor, ama acaba farkında olabiliyor muyuz, işte bu çok önemli. Bizler Rabbin ayetlerine gözlerimizi kapayıp yeni dinler, yeni kitaplar ediniyoruz farkında bile değiliz. Artık uyanmanın, aklımızı başımıza almanın zamanı geldi de geçiyor bile.


    Bizler ne yazık ki Kur’anı yeterli görmeyip, bizlere anlatılanları, öğretilenleri Kur’an da bulamadığımızda, söylenenlere inanma hatasını yapıyoruz. Rabbim Yemin ederek bu kitabı, dini kolaylaştırdığını söylemesi, bizlerin çok fazla dikkatini çekmemiş bile. Kur’anı anlamak için yıllarca eğitim alınması gerektiğini söyleyerek, toplumu Kur’an dan uzaklaştırdığımızın farkında bile değiliz. Allah herkesin anlayamayacağı bir kitap gönderip, daha sonra bu kitaptan hesap sorar mı sizce?


    Rabbim İsra suresi 36. ayette, hakkında bilgin olmayan sözlerin ardına gitmeyin, sorumlu olursunuz dediğini bile duymaz olmuşuz. Rivayetler, Kur’an dışı bilgiler, Kur’anın hiç bahsetmediği onca konular, karşımıza çıkmış ve din adına söz sahibi olmuş adeta, ama rehber Kur’an dan çok uzak yaşar olmuşuz, farkında bile olmadan. Yanlışlar ruhumuza, kanımıza öyle bir girmiş ki, doğru bilgi artık yanlış görünür olmuş bizlere. Rabbin bizleri uyarısı olan, mahşerde peygamberimizin söyleyeceği o acı uyarı bile kendimize getirmemiş bizleri.

    ( Benim kavmin bu kur’anı devre dışı bıraktılar)

    Kimse üzerine bile alınmamış bu uyarıyı, herkes ben doğru yoldayım nasıl olsa diye. Uzaklaşmışız Rabbin kelamından, emrettiği dininden, ama farkında olan bile yok.


    Gelin artık gözlerimizi açalım, uyanalım gaflet uykusundan. Bırakalım onun bunun sözlerini, kulak verelim Rabbin sözlerine. Aklımızı devreye sokalım, anlamak için Kur’anı. Bizlerin imtihan olacağı kitap, anayasa, kanun KUR AN olduğunu söyleyen Rabbim e kulak verelim. Bakın hesap günü kurulacak imtihan meydanını nasıl anlatılıyor Rabbim, dikkatle düşünelim bu sözler ve örnek üzerine.


    Zümer 69: Yeryüzü, Rabbinin nuruyla parıldamış, Kitap ortaya konmuş, peygamberler, tanıklar getirilip aralarında hakla hüküm verilmiştir. Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.


    Rabbim hesap günü geldiğinde kitabın yani KUR AN IN ortaya konacağını söylüyor ve peygamberler tanık olarak gelip Kur’an dan yargılanacağımız apaçık bizlere anlatılıyor, ama bizler bunları bile görmekten aciz, kendimizi düşünmeden ateşe atıyor, bir bilinmeyenin ardı sıra gidiyoruz.


    Rabbim bizlere Kur’anı verdin, sana çok şükür, ama bizler onun kıymetini ne yazık ki bilmiyoruz, bizleri affet. Sana yalvarıyorum Rabbim, bizlerin gözlerindeki bu kara perdeyi kaldır artık. Kulaklarımızdaki pası sök at ne olur. Taşlanmış, hissetmeyen kalbimize his ver de duyalım artık, hissedelim tüm Kur’an gerçeklerini. ÂMİN

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

  2. #2
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Geçekten ÇARPICI iki paragraf...;

    [QUOTE]Konuya devam etmeden önce bir Cuma vaazında müftünün yaptığı bir konuşmadan bahsetmek istiyorum. Bu kişi herhangi bir kişi değil, devletin müftüsü bunu da unutmayalım. Hadisler konusunda şu sözleri söyledi.


    ( Bizler Kur’an ayetlerinden bir tanesini nasıl kabul etmediğimizde, gerçek iman etmemiş sayılıyorsak, hadislerde aynen öyledir. Eğer bir hadisi, ben kabul etmiyorum derseniz, gerçek iman etmemiş sayılırsınız.)[/QUOTE]

    Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
    Sağlıcakla kalınız...

Benzer Konular

  1. Yorum: 4
    Son mesaj: 19-12-2009, 06:21 AM
  2. Yorum: 5
    Son mesaj: 01-11-2009, 12:39 PM
  3. Hadis-Hadis Çelişkileri
    simqe Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 17-12-2008, 01:51 PM
  4. Bir mevsimin acı gerçekleri
    BOBMARLEY Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-07-2008, 07:19 PM
  5. Ahmet Kutsi Tecer'in Hayatı (1961 - 1967)
    Nil@y Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-11-2007, 11:02 PM
Yukarı Çık