Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    320
    Rep Gücü
    10732

    Kıyamet bizlere okadar yakın ki, Ah bir farkında olabilsek.

    Bugün sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, kıyamet konusunda olacak. Elbette her zaman yaptığımız gibi, bu konuya da, kur’an ışığında bakarak anlamaya çalışalım Allahın izniyle.

    Kıyamet konusu günümüzde çok konuşulan, üzerinde fikirler yürütüp, birçok rivayetleri anlattığımız, aslında koskoca bir bilinmeyen, detay verilmeyen, ama Rahmanın bazı ipuçları verdiği konudur. Gelin önce Rabbim kıyamet konusunda elçisine neler söylemiş ona bakalım, daha sonrada aldığımız bilgiler ışığında düşünelim.

    Araf 187: Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O'dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O size ansızın gelecektir, başka değil." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar.

    Aslında yukarıdaki ayet üzerinde biraz düşündüğümüzde, günümüzde bizlere anlatılan kur’an ın hiç bahsetmediği, onca rivayetin ne derece doğru olabileceği konusunda, çok net açıklama yapıyor. Düşünebiliyor musunuz Allah elçisine ne söylüyor, bizler bu apaçık ayetleri gördüğümüz halde, peygamberimizin üzerinden nakledilen, onun adını kullanarak, kur’anın vermediği onca bilgiye nasıl olurda hiç düşünmeden inanıyoruz, işte bunu anlayamıyorum.

    Kur’an a baktığımızda Allah kıyametin çok yakın olabileceğinden bahseder bizlere. Peki, bu sözlerle ne anlatmak istiyor olabilir? Gelin bunu anlamaya çalışalım. Önce şu ayette geçen hükmü unutmayalım. Bakın Allah ne diyor?

    Lokman 34: O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. O, rahimlerde olanı da bilir. Hiçbir benlik yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah Âlim’dir, Habîr'dir.

    Demek ki kıyamet saati konusunda, kur’anın açıkladıklarından başka, söylenecek hiçbir söze, bilgiyi kesin kabul edip, iman etmemiz mümkün değildir. Hatta kıyamet saati konusunda Allah açıklama yapmadığı halde, bu konuda tartışma yapıp konuşanlara, fikirler yürütenlere bakın ne söylüyor.

    Şura 18: Ona inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler. İman ederlerse ondan ürperirler ve bilirler ki o haktır. Dikkat edin, kıyamet saati hakkında tartışıp duranlar, geri dönüşü olmayan bir sapıklığın tam içindedirler.

    Şimdi hatırlatacağım ayette geçen sözler üzerinde düşünelim şimdide.

    Ahzap 63: İnsanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona ilişkin bilgi Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de o saat yakındır.

    Şura 17: Gerçeğe ilişkin Kitap'ı ve adalet ölçüsünü indiren o Allah'tır. Nereden bileceksin, belki de kıyamet saati çok yakındır.

    İşte dikkatle düşünmemiz gereken ayetlerdeki cümleler. (Ne bilirsin, belki de o saat yakındır.) Allah elçisine, sana soranlara söyle, belki de kıyamet saati çok yakındır de diyor, iki ayette de aynı sözleri kullanıyor. Allah bir söz söylüyorsa, sırf kullarını tehdit etmek ve korkutmak adına söylemez. Her söylediklerinde mutlaka bir hikmet vardır. Bizde Rabbin bu sözlerinden kasıt ne olabilir, düşüncelerimizi onun üstüne yoğunlaştırarak, kur’an ışığında anlamaya çalışalım.

    Önce şunu düşünelim. Acaba bizlerin yaşadığı Dünya üzerindeki zamanın akışı ile Rabbin bahsettiği zaman arasında fark var mıdır, önce onu anlamaya çalışalım. Zaman kavramı konusunda bilimsel bir araştırma yaptığımızda, gerçekten uzayda bulunan gezegenler arasında dahi, zaman farklılığının olduğunu görüyoruz. Peki, Allah kendi katındaki zaman ile bizlerin yaşadığı zaman arasındaki farkı bizlere söylemiş mi, gelin şimdi de ona bakalım ki, aradığımız konu hakkında ipuçlarını elde edelim.

    Hac 47: Senden aceleyle azabı istiyorlar: Allah, vaadine asla ters düşmez. Şu da bir gerçek ki Rabbinin katındaki bir gün, sizin saymakta olduğunuzun bin yılı gibidir.

    Şimdi en önemli bilgiyi aldık rehberden. Demek ki Yaratan kıyamet belki de çok yakındır derken, kendi zaman dilimi içinde ve bizlerin yaşamının akışı konusunda bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Tam kavrayamadığımız bu konuda bizleri düşünmeye sevk ediyor. Allahın verdiği bu ayetinden yola çıkarsak, peygamberimizin yaşadığı dönem ile günümüz arasında, Rabbin katındaki zaman ölçüsüne göre, yaklaşık bir buçuk gün geçmiş demektir, ne kadar dikkat çekici ve düşündürücü değil mi sizce?

    Bu konuyu daha net anlayabilmemiz için, daha başka bilgilerden de yararlanalım. Hatırlayınız Allah kur’an da ölümü anlatırken, bizlere uyku örneğini verir. Aslında her uyuduğumuzda ölümü yaşadığımızı anlatır ve vakti dolmayanları iade eder, yani uyandırırız der bizlere. Bilimsel bir bilgiyi de tam bu anda sizlerle paylaşmak istiyorum. Uykumuzda gördüğümüz uzunca ve detaylı rüyalarımızı araştıran ilim adamları, gördüğümüz ve bizlerin çok uzun sandığı rüyaları, aslında bizler çok kısa bir zaman içinde, saniyelerle gördüğümüzü tespit etmişler. Bakın Rabbin verdiği ayetle nasılda aynı sonuçları alıyoruz. Demek ki uyku geçici ölüm halimiz, zaten bunu kur’an söylüyor, yani uykuya dalışımızla, Rabbin katındaki zamanın akışına tabi oluyoruz demek ki uykuda.

    Yaşadığımız hayatı lütfen bir an düşünün. Geçen onlarca yılın farkına varanımız var mı? Nasıl geçti 50–60 yıl, farkında mıyız bugün? İşte hızla akan zamanın zerre kadar farkında olmayan bizler, artık boşa geçen zamanın farkına varmamızın, almamız gereken önlemleri almamızın, yapmamız gerenleri yapmamızın zamanı sizce de gelmedi mi?

    Şimdide sizlere tekrar bir hatırlatma yapmak istiyorum. Din adına her konuda yaptıkları gibi, bu konuda da uydurulan onca hurafelere karşı, bakın Rabbim yine nasıl uyarıyor bizleri.

    Fussulet 40: Ayetlerimiz hakkında eğri ile doğruyu birbirine katanlar, bize gizli kalmazlar. Şimdi, ateşin içine atılan mı hayırlıdır, kıyamet günü güven içinde gelen mi? Dilediğinizi yapın. O, yapıp ettiklerinizi iyice görmektedir.

    Uyarıya bakar mısınız lütfen. Ayetlerimiz hakkında, eğri ile doğruyu birbirine katanlar hakkında neler söylüyor Rahman. Hala aklımızı başımıza getirmeyecek miyiz? Hala zerre kadar aklımızı kullanmayacak mıyız? Buradan da anlaşılıyor ki, bu konularda alacağımız bilgiler, emin kaynak sizce hangi kitap olabilir?

    Gelelim konumuza. Allah gerçekten kıyametin belki de çok yakın olduğundan bahsederken, ne demek istemiş onu daha iyi anlamak adına, kur’an a bakmaya ondan feyiz almaya devam edelim. Bakın Allah, kıyametin kopmasından sonra, hesabın sorulacağı o gün geldiğinde, çağrıya uyup kalkan bizler neler söyleyecekmişiz. Sanırım bu ayetlerden alacağımız önemli bilgi var.

    İsra 52: Sizi çağıracağı gün, onu hamt ederek çağrısına derhal uyacaksınız. Ve sadece az bir süre kaldığınızı düşüneceksiniz.

    Rum 55: Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkârlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı.

    Sanırım bu iki ayeti de okuduktan sonra Allahın, kıyamet saatini belki de çok yakındır sözüyle ne anlatmak istediğini daha iyi anladınız. Ben anladığımı yazmak istiyorum. Bizlerin ölümü ile kıyametin kopması arasında çok ama çok yakın bir zaman olduğunu söylüyor Rahman. Uyku halimizi hatırlayınız, uyuduğumuz anda, mekânımız değişiyor ve zaman akışı da farklılaşıyor. Buradan yola çıkarak, öldüğümüz andan itibaren de, bizler Allahın katındaki zaman dilimine tabi olduğumuza göre, ölümümüz ile kıyamet arasında ki zaman, o kadar yakın ki, bunu hatırladığımda, zamanımızın çok az olduğunu ve kur’an a bir an evvel, dört elle sarılmamız gerektiğini, çok daha iyi anlıyorum.

    Allah kur’an da bizler için öyle örnekler vermiş ki, bizler beşerin sözlerine bakmaktan, kur’anı devre dışı bırakmışız. Elbette onun nuruyla da nurlanmadığımızdan, ne yapacağımızı bilmez halde, bir oyana bir bu yana koşturup duruyoruz. Kur’anın yarıdan fazlası kıssalar ve örneklerle doludur. Allah bu konuda verdiği güzel örneğinde, mağarada uykuya yatırıp, tam 309 yıl uyutup, tekrar uyandırdığı, ibret almamız içinde kur’an da yer verdiği kıssası, acaba bizlere ne kadar ders veriyor dersiniz? Allah yardımcımız olsun. Bizler günümüzde o kadar büyük bir yanılgının içindeyiz ki, farkında bile değiliz. Allahın sözlerinin üstünü örtme, anlamını değiştirme, kur’an da her şeyin olmadığını kanıtlama yarışı içine girmiş, çırpınıp duruyoruz. Allah ın apaçık sizleri bu kitaptan sorumlu tutuyorum dediğini duyan, o kadar az Müslüman kalmış ki, onlarda din düşmanı ilan edilmişler. Allaha iftira edip, Rabbin dinine, halis katıksız, doğru sözlerine, öyle eğri sözler, hurafeler katmışlar ki, artık toplum kur’anı bir kenara koyup, beşerin kitapları ile iman ettiğinden, nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu fark edemez olmuş.

    Rabbim ne olursun bizlere yardım et. Bizleri uyardığın gibi zamanımız çok kısa. O çetin gün çok yakın, ne olur bunun farkında olmamızı sağla bizlerin. Öyle bir meçhule, bilinmeze kürek çekiyoruz ki, burnumuzun dibindeki tehlikenin farkında bile değiliz. Ne olur farkında olmamızı sağla Rabbim. Sen affedicisin, bağışlayıcısın, bizleri bağışla.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

  2. #2
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    162
    Rep Gücü
    40
    Son Günlerin 6 alameti,

    1-DEPREMLER
    “Büyük depremler olacak” (Luka 21:11).

    7.0 şiddetindeki deprem 2010 yılının Ocak ayında Haiti’yi vurduğunda 300.000”den fazla kişi hayatını kaybetti. Ayrıca 1.3 milyon insan bir anda evsiz kaldı. Ancak Haiti’de yaşanan bu deprem istisna değildi. Nisan 2009 ile Nisan 2010 tarihleri arasında dünya çapında en az 18 büyük deprem meydana geldi.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?
    Günlerimizde daha çok deprem olmuyor, sadece modern teknoloji sayesinde insanlar eskiye nazaran depremlerden daha fazla haberdar oluyorlar.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?
    Şu gerçeği göz önünde bulundurun: Kutsal Kitap son günlerde meydana gelecek depremlerin çokluğunu vurgulamaz. Birçok yerde büyük depremler olacağını söyler.
    Siz de günümüzde büyük depremlerin yaşandığını görüyor musunuz?

    2-AÇLIK
    “Kıtlıklar görülecek” (Markos 13:8).

    Dünya çapında neredeyse her 7 kişiden 1’i günlük yiyecek ihtiyacını karşılayamıyor. Afrika’da durum daha da vahim. Sahra’nın güney bölgesinde 3 kişiden 1’i sürekli açlık çekiyor. Anne baba ve bebekten oluşan bir aileyi düşünün. Eğer sadece 2 kişiden birine yetecek kadar yitecek varsa kim aç kalacak? Bu orada yaşayan ailelerin her gün vermesi gereken bir karar.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?
    Yeryüzünde herkese yetecek kadar besin bulunmaktadır. Tek yapılması gereken dünyadaki kaynakların daha iyi şekilde idare edilmesidir.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?
    Evet, bugün çiftçiler hiç olmadığı kadar ürün yetiştirip çeşitli yerlere ulaştırabiliyor. Yönetimlerin dünya besin kaynaklarını açlık sorununu çözecek şekilde idare etmesi iyi olurdu. Ancak onlarca yıldır gösterilen tüm çabalara rağmen bunu başaramadılar.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
    Markos 13:8 deki sözler bugün gerçekleşiyor mu?
    Teknoloji alanında yaşanan ilerlemelere rağmen kıtlık insanları küresel çapta etkiliyor mu?

    3- HASTALIKLAR
    “ Salgın hastalıklar olacak.” ( Luka 21:11)

    Günümüzde alt solunum yolu enfeksiyonları, ishalle seyreden hastalıklar, HIV/AIDS, verem ve sıtma insanlığa en çok zarar veren hastalıklar arasındadır. Geçtiğimiz yıllardan birinde bu beş tür hastalık yüzünden tahminen 10.7 milyon kişi hayatını kaybetti. Başka bir deyişle bu hastalıklar nedeniyle yıl boyunca yaklaşık her 3 saniyede 1 kişi öldü.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?
    Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte hastalık vakaları da doğal olarak artıyor.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?
    Dünya nüfusu hızla artıyor. Fakat aynı zamanda hastalıkları teşhis, tedavi ve kontrol altına alma konusunda da ilerlemeler kaydediliyor. O halde mantıksal olarak hastalıkların ve etkilerinin gittikçe azalıyor olması gerekmez mi?

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
    Kutsal Kitabın önceden bildirdiği gibi insanlar korkunç hastalıklar nedeniyle acı çekiyorlar mı?

    4- SEVGİ EKSİKLİĞİ
    “İnsan sevgisinden mahrum olacaklar.” ( 2.Timoteos 3:3-5)

    Bir Afrika ülkesinde hemen hemen her 3 kadından 1’i çocukken cinsel istismara uğruyor. Aynı ülkede yapılan bir ankete göre erkeklerin üçte birinden fazlası kadınlara şiddet uygulanmasını doğal karşılıyor. Fakat aile içi şiddet kurbanı olanlar sadece kadınlar değil. Mesela Kanada’da her 3 erkekten 1’i eşi tarafından dövülüyor ya da kötü muameleye maruz kalıyorlar.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?
    Aile içi şiddet her zaman vardı, ama bu tür olaylar günümüzde daha çok göz önünde.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?
    Son yıllarda insanların aile içi şiddet olaylarının daha çok farkında olduğu doğru. Ancak insanların artık sorunların farkında olması yaşanan bu şiddet olaylarını hiç azaltmadı. İnsanlarda sevgi eksikliği hiç olmadığı kadar çok görülüyor.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
    Sizce birçok kişi ailesine bile duyması gereken sevgiden yoksun değil mi?

    5- YERYÜZÜNÜN MAHVEDİLMESİ
    “ Tanrı yeryüzünü mahvedenleri mahvedecek” (Vahiy 11:18)

    YAŞANANLAR NE GÖSTERİYOR?

    Bazı uzmanlara göre her yıl okyanuslara 6.5 milyon ton çöp dökülüyor. İnsanlar doğayı kirletmekle kalmayıp doğal kaynakları da ürkütücü bir hızla tüketiyorlar Araştırmalara göre insanların 1 yılda tükettiğini doğa 1 yıl 5 ayda yerine koyabiliyor. Avustralya’da yayımlanan bir gazete şöyle diyor: “ Eğer nüfus ve tüketim bu hızla artmaya devam ederse 2035 yılında iki dünyaya ihtiyacımız olacak”. ( Sydney Morning Herald)

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?
    İnsanlar sorunlara çözüm bulabilecek kadar akıllıdır. Bu gidişatı tersine çevirip dünyayı kurtarabiliriz.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?
    Çok sayıda kişi ve grup insanları çevre konusunda bilinçlendirmeye çalışıyor. Buna rağmen dünya büyük çapta kirletilmeye devam ediliyor.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
    Gezegenimizin mahvedilmesini önlemek için Tanrı’nın buna müdahale etmesi gerekmez mi?

    6-KÜRESEL BİR DUYURU FAALİYETİ
    “Krallığın bu iyi haberi dünyanın her yerinde duyurulacak.” ( Matta 24:14)

    YAŞANANLAR NE GÖSTERİYOR?
    İyi haber en küçük adalar da dahil olmak üzere dünyanın her yerine ulaşıyor. Yehova’nın Şahitleri sadece 2010 yılında dünyanın 236 ülke ve adasında iyi haberi duyurarak 1.6 milyardan fazla saat harcadı. Bu her bir Şahidin günde ortalama 30dk duyuru işine katılması demektir. Geçtiğimiz on yılda Şahitler tarafından Kutsal Kitaba dayalı 20 milyardan fazla yayın basıldı ve dağıtıldı.

    YAYGIN OLAN KARŞIT GÖRÜŞ NEDİR?
    Kutsal Kitabın mesajı zaten binlerce yıldır duyuruluyor.

    BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?
    Birçoklarının Kutsal Kitabın mesajı hakkında bazı şeyler duyurduğu doğrudur. Fakat çoğu bunu sadece kısa bir zaman boyunca ve kısıtlı bir ölçüde yaptı. Yehova’nın Şahitleri ise küresel çapta teşkilatlanmış bir faaliyet yürütüyorlar ve yüz milyonlarca kişiye ulaşıyorlar. Şahitler gördükleri güçlü ve acımasız muhalefete rağmen duyuru işini sürdürüyorlar. Üstelik bu işi para karşılığında da yapmıyorlar. Hatta zamanlarını gönüllü olarak bu iş için harcayıp tüm yayınlarını ücretsiz olarak dağıtıyorlar. Onların tüm faaliyetleri gönüllü bağışlar ile destekleniyor.

    SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
    Matta 24:14’te geçen “İyi haber dünyanın her yerinde duyurulacak” ayetinin günümüzde gerçekleşiyor olması bizi iyi bir geleceğin beklediğini gösteriyor olabilir mi?

    GÜZEL GÜNLER ÖNÜMÜZDE
    “ Az kaldı ! Artık kötüler olmayacak… Fakat yumuşak başlılar yeryüzünü mülk edinecek, barış bolluğunda mutluluk bulacaklar”(Mezmur 37:10,11)

    Yukarıda alıntılanan ayetin gerçekleştiğini görmek istemez miydiniz?
    Şüphesiz isterdiniz. Aslında bu sözlerin yakında gerçekleşeceğine inanmamız için sağlam nedenler var.
    Yukarıda ele alınan konular son günlerde yaşıyor olduğumuzu gösteren işaretleri ele aldı.

    Tanrı, bizim ümide sahip olmamız için Kutsal Kitap yazarlarına bu olayları önceden yazdırmıştır.
    Bu alametlerin günlerimizde gerçekleşiyor olması karşılaştığımız sorunların çok yakında biteceği anl***** gelir.

    Son günlerin ardından ne olacak?
    Tanrı’nın yönetimi insanlık üzerinde hüküm sürecek. Kutsal Kitap o zaman dünya koşullarının nasıl olacağını şöyle anlatır.

    *Açlık ortadan kalkacak. “ Yeryüzünde tahıl bolluğu olacak, dağların tepesi ekinlerle dolup taşacak.” ( Mezmur 72:16)
    *Hastalıklar ortadan kalkacak. “ Hiç kimse hastayım demeyecek.” ( İşaya 33:24)
    *Yeryüzü yenilenecek. “ Çöl ve çorak yer sevinçten coşacak.bozkır neşelenecek, çiğdem gibi çiçeklenecek.” ( İşaya 35:1)
    (1 Mayıs 2011 Gözcü Kulesi dergisinden alınmıştır.)

    Devamı: http://www.supermeydan.net/forum/for...#ixzz1i2viPHoy

  3. #3
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    “Büyük depremler olacak” (Luka 21:11).

    7.0 şiddetindeki deprem 2010 yılının
    Bakınız Sn.Merkür bunu bizim JEOLOGLARIMIZ da 1999 depremi , hatta daha öncesinde dahi söylediler....Bırakın insanları korkutarak bir yerlere çekelemeyi de sadede gelin....NE DİYORSUNUZ onu söyleyin....Çünkü sizin teşkilatınızın iddialarına göre basitçe...;

    - Son günlerin başlangıcı 1799 yılıdır.

    - İnsanlığın 6000 yıllık dönemi 1872'de son bulmuştur.

    - İsa Mesih'in ikinci gelişi 1874 yılında gerçekleşti,

    - İsa Mesih 1878 yılında tahta geçerek kral oldu ve yönetmeye başladı,
    Birinci diriliş 1878 yılında gerçekleşti,

    - Babil, yani Hristiyanlık alemi 1878 yılında yıkıldı ve yerine Russell'in teşkilat atandı,
    1881 yılında büyük göksel çağrı son buldu.

    - Dünyanın sonu ve Cennetin yeryüzünde kurulacağı yıl 1914 yılıdır.
    Sadık ve basiretli köle C.T.Russell'in kendisidir.

    - Tanrısal ışık veya gerçeklerin tam olarak açığa kavuşacağı dönem Russell'in dönemidir.

    - Üçlü-Birlik yoktur. İsa Mesih, ilk olarak yaratılmış baş melek Mikael'dir. Kutsal Ruh ise Tanrısal bir kişilik değil, ama Tanrı'nın bilinçsiz, faal bir gücüdür.

    - Cehennem ve insan canının ölmezliği bir Şeytan icadıdır.

    - Mısır'daki piramitleri Tanrısal kökenlidir ve Tanrı'nın taşlardan oluşan şahididir.

    - Bedeni İsrail halkının Tanrı'nın planında özel bir yeri olup son zamanlarda Tanrı'nın halkı olarak yeniden devreye girecektir.
    İlginç olan durum şudur ki, asırlardan beri gizlide olup, son zamanlarda Rabbin planı uyarınca Kutsal ruh aracılığıyla Russell'e açıklanmış olan bu gerçeklerin çoğu şimdi tamamen değiştirilmiş veya yanlış bulunarak bırakılmıştır! Russell'in 1874 yılı için bildirdiği Mesih'in ikinci gelişi şimdi 1914 yılına atfedilmiştir. Birinci dirilişin gerçekleştiği yıl 1878 değil ama 1918 yılıdır. Mesih'in tahta geçerek krallığı ele alması 1878 değil ama 1914 yılıdır. Son günlerin başlangıcı 1799 değil ama 1914 yılıdır. 1914 yılı için öngörülen dünyanın sonu ve cennetin yeryüzünde kurulacağı peygamberliği de tamamen yanlış çıkmıştır. Sadık ve basiretli köle Russell değil ama grup olarak bu teşkilattır. Son zamanlar için öngörülen tam bilgi veya artmış bilgiler Russell'e değil ama Cemiyete özellikle 1918 yılında Mesih'in tapınağına gelişiyle verilmeye başlanmış!!!

    HZ.İSA NEREDE....???????????????????????????????????????? ?????????????

    Yoktur ,şöyledir , böyledir,"kem - küm " dediğinizde YALANCI OLACAKSINIZ....Belki de oldunuz...Bunu böyle biliniz....Yok biz yalancı değiliz diye iddia ediyor iseniz , bırakın iddiayı da SOMUT VERİLER koyun önümüze...." Gönül gözü " zırvasını da GEÇİN....!!!!

    Sağlıcakla kalınız....

  4. #4
    Tecrübeli Üye sevmekesas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Nerden
    İstanbuL
    Mesaj
    409
    Rep Gücü
    5445
    Merkür'den çıt yok.. Acaba Merkür tutulması mı yaşıyoruz?

Benzer Konular

  1. Yorum: 0
    Son mesaj: 15-04-2010, 11:53 AM
  2. Farkında mısınız
    SEHERYELİ Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-03-2010, 01:19 AM
  3. Farkında mısınız?
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 23-02-2010, 02:29 AM
  4. Şimdiden kıyamet kopardı (Kıyamet 2012 )
    İnci Tarafından Sinemalar Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 26-11-2009, 02:31 PM
  5. Kıyamet senaryoları Kıyamet ne zaman Kıyamet günü ne kadar yakın
    sadece ben Tarafından Komplo Teorileri Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 22-10-2009, 02:05 AM
Yukarı Çık