2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 12 Toplam: 12
  1. #11
    redyellow
    Misafir..
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    efenim dinimizde tecessüs haramdır.Yani casus gibi başkalarının gizli ayıplarını araştırmak.Nerde kaldı ortaya dökmek.
    Başkalarının ayıplarını araştırıp ortaya dökeni Allah evinin içindede olsa rezil eder.
    Gizli yapması zaten onun utandığını gösterir.Ortaya çıkınca kişinin haya perdesi yırtılıp açıktanda aynı hataları işlemeye devam edebilir.Ayrıca toplumun yozlaşmasına neden olur böyle insanların ayıplarının ortaya dökülmesi.
    En doğrusu ve faydalısı kişinin kendi ayıplarıyla uğraşmasıdır vesselam.Öbür dünyada bize başkalarının ayıplarından değil kendi ayıplarımızdan soracaklar.


    Karaman: Günah kamuoyunu ilgilendiriyorsa teşhir edilir

    T24- Yenişafak yazarı İlahiyat Profesörü Hayrettin Karaman, son günlerde patlak veren seks kasetleriyle ilgili "gizlenen kusur ve günah kamuyu ilgilendiriyor ve bilinmemesi kamuya zarar veriyorsa devreye "zaruret" girer ve gerektiği kadar teşhir edilir" yorumunu yaptı.

    Medya ve siyaset dünyasında ortaya çıkan gizli kamera görüntüleri ve ses kayıtları için fetva geldi. Yenişafak yazarı Hayrettin Karaman, "Günah kasetleri/teşhiri" başlıklı yazısında kamuoyuna malolmuş kişilerin ortaya çıkan gizli görüntüleri ve ses kayıtlarını İslami açıdan değerlendirdi.

    İslam ahlakına göre de insanların gizledikleri davranışlarını bilmek ve görmek için teşebbüste bulunmanın menedildiğini kaydeden Karaman, "ama gizlenen kusur ve günah kamuyu ilgilendiriyor ve bilinmemesi kamuya zarar veriyorsa devreye "zaruret" girer ve zaruri olarak tespit ve gerektiği kadar teşhir edilir" diye yazdı.

    İşte Karaman'ın köşesinde yayımlanan (12 Mayıs 2011) yazısı şöyle:

    Günah kasetleri/teşhiri

    İnsanların halktan gizleyerek özel mekanlarda işledikleri günahlar ve ayıpları görenler ne yapacaklar?

    İslam ahlakına göre "ayıp ve günahlarını gizleyenleri teşhir etmek, bunları örtmek yerine açmak ve haberini yaymak" makbul bir davranış değildir. Ama bunun manası ayıba ve günaha müdahale etmemek de değildir. Çünkü müminlerin bir de "iyiyi yayma ve yaşatma, kötüyü engelleme ve düzeltme" vazifeleri vardır.

    Şöyle bir misal verilir:

    Bir mümini meyhanenin sokağına girerken görürsen "orada meşru bir işi vardır" de; meyhaneye girerken görürsen "orada birini arıyordur" de, masaya oturup içmeye başladığını görürsen "eyvah, kardeşim günaha girdi, onu bundan nasıl vazgeçirebilirim" diye düşünmeye başla, ıslahı için dua et ve elinden gelen başka ıslah tedbirlerine de başvur.

    Eğer ayıp ve günahını gizleyerek işleyen bir mümin kamu görevlisi veya kamu görevine talip biri ise bu takdirde "halkı onun zararından koruma" vazifesi, ayıbı örtme vazifesinin önüne geçer ve ilgililere durum açıklanır; yani bu durumda ayıp ve günah gizlenemez.

    Kamu görevi dışında iki kişi arasındaki bazı ilişkiler de ayıp ve günahın açıklanmasını gerekli kılabilir. Mesela dindar bir ailenin kızına talip olan, kendini de dindar gösteren, halbuki gizli gizli günah işleyen birini düşünelim; bunu bilen kimseye sorulduğunda durumu açıklamazsa soranların güvenlerini kötüye kullanmış, onları yanlış yola sevk etmiş olur. Bu misalde günahın ve ayıbın açıklanması daha dar bir sınır içinde kalır.

    Kanunların izinsiz dinleme ve görüntüleri kaydetmeyi yasaklaması durumunda -aksine bir zaruret bulunmadıkça- bu yasağa uymak gerekir. İslam ahlakına göre de insanların gizledikleri davranışlarını bilmek ve görmek için teşebbüste bulunmak (tecessüs) menedilmiştir. Ama gizlenen kusur ve günah kamuyu ilgilendiriyor ve bilinmemesi kamuya zarar veriyorsa devreye "zaruret" girer ve zaruri olarak tespit ve gerektiği kadar teşhir edilir.
    Ülkemizde ve dünyada zaman zaman gizliliklerin ortaya çıkarıldığı, rezaletlerin haber veya görüntü olarak teşhir edildiği oluyor. Bu teşhirler, yukarıda açıklanan kurallara uygun -bu manada meşru- ise denecek bir şey yoktur; gereken yapılmıştır. Uygun değilse elbette yapılan da ayıptır, günahtır. Bu "ayıp ve günah" ifade edilirken yapılanın sükutla geçiştirilmesi de tasvib edilemez; şahıslar anılmasa bile yapılan ayıpların ve günahların mahkum edilmesi, ahlaksızlığa prim verilmemesi ayrı bir ahlaki ödevdir.

    Dikkatimiz çeken husus şudur: Adam kamu hizmetine talip, kendini namuslu, iffetli, dürüst... gösteriyor, halbuki öyle değil ve bu da birleri tarafından tespit edilip açığa konuyor. Bu durumda insanlar ikiye ayrılıyor: Bir grup yalnızca skandalı diline dolayıp bundan faydalanmaya bakarken diğer grup da yalnızca tespit ve teşhir edenleri kınamakla meşgul oluyor.

    Doğrusu olaylara daha geniş bir çerçeveden bakmak, tarafsız olmak, hakkın ve erdemin gerektirdiği gibi davranmaktır.
    Karaman: Günah kamuoyunu ilgilendiriyorsa teşhir edilir - T24

  2. #12
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    değerli kardeşim kimseye arka çıktığım yok. son olaylardan dolayıda söylemedim.konu başlığına uygun olarak dinimizin bu konudaki görüşünü belirttim.Sadece zandan bahsedilmiyor yukardaki ayette "tecessüs etmeyin" kısmını atlamışsınız.
    Alenen işlenen edepsizliklere dinin tavrı bellidir.edepsizlik ortaya çıkmışsa cezasıda bellidir.
    başkalarının GİZLİ ayıplarını ortaya dökmek için casusluk(tecessüs) haramdır yukardaki ayete göre.

Yukarı Çık