"Âyâ, üstünüzdeki semaya bakmıyor musunuz ki,





biz ne keyfiyette, ne kadar muntazam,





muhteşem bir surette bina etmişiz.











Hem görmüyor musunuz ki;





nasıl yıldızlarla, Ay ve Güneş ile tezyin etmişiz,





hiçbir kusur ve noksaniyet bırakmamışız.











Hem görmüyor musunuz ki,





zemini size ne keyfiyette sermişiz,





ne kadar hikmetle tefriş etmişiz.





O yerde dağları tesbit etmişiz,





denizin istilâsından muhafaza etmişiz.











Hem görmüyor musunuz,





o yerde ne kadar güzel, rengârenk herbir cinsten çift hadrevatı,





nebatatı halkettik; yerin her tarafını o güzellerle güzelleştirdik.











Hem görmüyor musunuz,





ne keyfiyette sema canibinden bereketli bir suyu gönderiyoruz.





O su ile bağ ve bostanları, hububatı, yüksek leziz meyveli hurma gibi ağaçları halkedip





ibadıma rızkı onunla gönderiyorum, yetiştiriyorum.











Hem görmüyor musunuz;





o su ile ölmüş memleketi ihya ediyorum.





Binler dünyevî haşirleri icad ediyorum.











Nasıl bu nebatatı, kudretimle bu ölmüş memleketten çıkarıyorum;





sizin haşirdeki hurucunuz da böyledir.











Kıyamette arz ölüp, siz sağ olarak çıkacaksınız."











Sözler