" Rabbimizin Zat-ı uluhiyetinin muhasebesinden uzaklık haddinde bir bend vardır muhakkak…

Ne ayrıdır ne gayrı…tecellideki ihatanın ünsiyeti ile varlık içinde bir varla kavuşmak önünde ne var ki..

Edep dediğin ilmin ..Allahın isteyin vereyim dediğinin..isteyememek kadar geri durmakmı…

Al kullan dediği letaifi ..hiç eline almadan istimal etmeden kapalı bırakmakmı…

Bu kendini bilmek nedirki..kendini bilmekteki bilmemenin korkusuyla hep geri durmakmı…



Bu kendini bilmekle ilgili Veysel karani hazretlerinin bir münacatını nakl etmekle bismillahi ya fettah deyip o marifetin kapısını çalıyoruz…

Ve çekinmiyoruz..Çevir gözünü bak diyen basiret sahibine karşı baktım demek için bakıyoruz…

Düşün dediği için düşünüyoruz…

Hikmet verdiklerimiz dediği için hikmet nedir soruyoruz…

Evet;

Üveys demiş;

İlâhî! Sen benim Rabbimsin, ben Senin kulunum. Sen Hâlıksın, ben mahlûkum. Sen Rezzaksın, ben merzûkum. Sen Mâliksin, ben memlûküm. Sen Azizsin, ben zelîlim. Sen Ganîsin, ben fakirim. Sen Hayysın, ben meyyitim. Sen Bâkîsin, ben fâniyim. Sen Kerîmsin, ben leîmim. Sen Muhsinsin, ben âsiyim. Sen Gafûrsun, ben günahkârım. Sen Azîmsin, ben hakîrim. Sen Kavîsin, ben zayıfım. Sen Mu'tîsin, ben dilenciyim. Sen Emînsin, ben korkudayım. Sen Cevâdsın, ben muhtacım. Sen Mücîbsin, ben duacıyım. Sen Şâfîsin, ben hastayım.
Sen benim günahlarımı mağfiret et. Beni cezalandırma. Hastalıklarıma şifa ver, yâ Allah, yâ Kâfi, yâ Rabbi, yâ Vâfî, yâ Rahîm, yâ Şâfî, yâ Kerîm, ya Muâfî. Benim bütün günahlarımı bağışla. Benim bütün dertlerime âfiyet ver. Beni ebediyen rızâna mazhar et. Rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn.

Bu bilmektir asl olan..Bu bilmek içinde haddini bilmekte ondan bir fasl olan…

Nefsini bilen Rabbini bilir dediğinde..burada bilinecek nedir de insan bunu hangi bahane ile geri bırakabilir…

Enfusi bilmekler..Afaki bilmek..Bilmeni isteyene karşı bilmemek kalmayı hangi had belirler…

İnsan Allahın isim ve sıfatlarına ayinedir…İnsan bütün esmayı gösterir bir mirattır…İnsan kendinde olan ölçücüklerle üveysi bir taharri ve araştırmacı ve dikkatli bir nazar ve basiretle o mütecelli halıkını kendi miksasında aramaktır…

Gözü veren Basir..Kulağı veren Semi’..hayatı veren Hayy…gibi gibi…Muhabbeti veren Mahbub…Merhameti veren Rahim…Seven sevdiren Vedud ilaahir…

Güzeli yaradan güzel..Cemil…Konuşmayı veren Mütekellim…Gibi gibi…Hayat ve sanat kudret ve icad gibi Alemi okumakla her şeyle Allahın huzurda olamnın sıcacık ve mutluluk dolu halini hangi halle değiştireceğiz ki o hal halden addedilmeyecek…

Murşid koyun gibi olmalı..O yavrusuna süt verir…Kuş gibi olmamalı o kay verir…Denir…
Nice zatlar var ki;onlar Allahın hizmetkarlarıdırlar…Onlarda büyüklük tevazu ile görünür…

Nice zatlar vardır ki;onlarda küçüklük tekebbürle görünür…

Nice zalimler vardır hakkı hak görür insaf etmez..doğruya doğru demez…
Nice cahiller vardır yerinden kımıldayıp kimse için göz yaşı dökmez…

Nice şefkat zanları vardır ki;Yarab vücudumu öyle büyüt ki..benden başka hiçbir mümin girip yanmasın diyen “Ebu bekirden bahsederde..Bir kimse için kalbi acımaz…

Nice akıllar vardır ki cesaret edip meydana çıkmaz…

Nice gönüller vardırki himmetten çıra yanmaz…

Allah’ı tanımayan O’nu sevemez…O’nu sevemiyen O’na itaat edemez…

O’nun varlığının yakınlığından bi haber hissiz ruhsuz yaşanamaz…İnanmak ayrı kabul etmek ayrıdır…

Evet insan ve her şey onu anlatan birer mektuptur..Kainattaki cereyan eden kanunlar onun emrine itaale faaliyette bulunan nevamistir…O’nur dur bütün nurların nurudur..Nur sadece ışık değildir..hayat bir nurdur..İlim bir nurdur…Fikir bir nurdur…Sevinç bir nurdur..Elemde bir nurdur…

Hayat ve içindekiler her şey onundur…Ne isteyeceksen ondan iste.Vesileleri ile birlikte çünkü vesilelerde onundur...İstersen vesilesiz iste çünkü Kudret odur…Laşerikeleh…

İlim bir manada Allah için bilmektir…

Ya nice okuyan bırak oyalansın vesselam…

Murat Safitürk

Eser sahibinin izni ile yayınlanmıştır.