Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    ''ALLAH'' bir ''Tanrı'' değildir.

    FARKIN FARKINDA MISINIZ: “ALLAH” BİR “TANRI” DEĞİLDİR


    İslam dinini bildiren Hazreti Muhammed kutsal kitap Kur’an-ı Kerim ile “TANRI” kavramını reddeder; “Tanrı” nın varolmayıp “sadece ALLAH’ın mevcud” olduğunu vurgular!. Bu gerçeğin farkında mıyız?
    Bu bölümde, Kur’an-ı Kerim‘in bildirdiği “ALLAH” kavramının bütün inançlardaki “TANRI” kavramından niçin son derece farklı olduğunu açık seçik göreceksiniz…
    * * *
    En ilkelinden gelişmişine kadar, hemen herkesin, düşüncesinde bir “TANRI” kavramı vardır… O’na kızar, O’nu sever, O’nu yargılar, Zaman zaman yaptığı yanlış (!) işleri yüzünden O’nu itham eder; adeta O’nu yukarıda bir yıldızda ya da galaksinin herhangi bir yerinde boşlukta oturmakta olan tonton bir dede, ya da celalli bir sultan gibi hayal ederiz!..
    Biraz daha geniş düşünenler ise, bu hayalimizde var kabul ettiğimiz “TANRI”nın gerçekte varolmasının mümkün olmadığını belirterek; “biz tanrıya inanmıyoruz” derler ve bu yüzden de “ateist-tanrı tanımaz” olarak adlandırılırlar…
    Oysa gerçekte, ne tanrı tanımazların (ateistlerin), ne de duyduklarına göre hiç düşünmeden şartlanma yollu bir tanrı var sananların; Hz. Muhammed‘in açıkladığı “ALLAH“tan haberleri yoktur!
    Bu yüzdende “Tanrı” ile “ALLAH” kavramlarını aynı zannedip hatta sanki iyi bir iş yapıyor sanısı ile “ALLAH” yerine dillerine “TANRI” kavramını dolarlar… Aslında yaptıkları doğrudur; zira onlar gerçekten “ALLAH“tan ve “ALLAH” kavramından sözetmeyip, hayallerinde varsaydıkları “TANRILARINDAN” bahsetmektedirler…
    Şunu kesinlikle bilelim ki…
    Rasulullah Muhammed Mustafa aleyhisselam ve Kur’an-ı Kerim şu çok önemli gerçeği vurgulamaktadır;
    ÖTEDE ya da ÖTENDE bir TANRI yoktur; SADECE “ALLAH” vardır!..
    “ALLAH”ı hakkıyla idraka çalışmadılar…(Hac: 74)
    Ayeti bizim bu konudaki ihmalimize işaret eder…
    Biline ki…
    Dilimizdeki “TANRI“, “İLAH“, “MABUD” kelimeleri ile bunların İngilizce’deki karşılığı olan “GOD, Fransızca’da karşılığı olan “DIEU“, Almanca’da karşılığı olan “GOT” kelimeleri hep “TAPINILACAK bir varlık” kavramını ifade eden kelimelerdir…
    Yani, insanlar, bu kelimeler ile ÖTEDEKİ bir mabuda, ilaha, tanrıya işaret ederler!..
    “ALLAH” kelimesi ise ÖZEL olarak bir varlığın ismidir!..Ki biz, O varlığa işaret etmek ve O varlığı tanıtmak için, ya çeşitli vasıflarıyla tarif ederiz; ya da bu vasıflarını çeşitli isimlerle işaret ederiz…Ancak, bütün bu isimler, hep, O varlığın, sadece ve sadece çeşitli vasıflarına işaret eder; ve o vasfı yönünden O‘nu tarif eder…
    Mesela, bu fakire “HULUSİ” derler…Bu isim, O’nun özel ismidir…Herhangi bir lisana bu ismi çeviremezsiniz…İngilizce de olsa, Fransızca da olsa hep gene “HULUSİ” denmek zorunluluğu vardır…
    İşte bunun gibi, “ALLAH isminin de, ÖZEL bir varlığın ÖZEL ismi olması nedeniyle, başka bir kelimeye çevrilmesi, veya başka bir kelimeyle anılması mümkün değildir…
    Esasen, yukarıda belirttiğimiz gibi, diğer kelimeler “tanrısallık kavr*****” işaret ederken; “ALLAH” kelimesi ise tamamiyle ÖZEL bir VARLIĞA işaret eden ÖZEL bir isimdir…
    Bu sebebledir ki, tanrısallık ifade eden hiç bir kelime, asla “ALLAH” kelimesinin yerini tutamaz!..
    ALLAH” yerine “TANRI” kelimesini kullananlar, bunu ya cahillikten, bilgisizlikten kullanmaktadırlar; ya da kavranış yani idrak yetersizliğinden konuyu değerlendirmedikleri için yapmaktadırlar…
    İşte, böyle özel bir ismi olan ve “CÜZ” kavramından dahi münezzeh bulunan varlığa kişi “ALLAH” dediği zaman, bu kavram yanısıra bir de “CÜZ tasavvur ederse; ya da bir “CÜZ kabul ederse, bu hangi isim ve kavram altında olursa olsun, o kişi “ALLAH“a şirk koşmuş olur; yani “ALLAH” gerçeğini örtmüş ve bir “TANRI” kabullenmiş olur!..
    Ki bu durumda da şu ayetle uyarılır:
    - ALLAH YANISIRA TANRI OLUŞTURMA!..
    Sonra aşağılanmış ve kendi başına bırakılmış olursun… (İsrâ: 22)
    İşte bu konuda ikinci bir uyarı daha:
    - “ALLAH” YANISIRA TANRI EDİNME!. (Kasas: 88)
    Yani varolan gerçek mutlak varlık “ALLAH” iken; sen “ALLAH” kavramından gaflete düşüp, “ALLAH” ismiyle işaret edilen varlığı ötende bir TANRI sanıp; böylece bir TANRI edinmiş durumuna düşme!..
    Ötede, ya da ötende bir tanrı kabul etmek suretiyle, farkında olmadan “ALLAH” kavramı ve anlamı dışına çıkarak “tanrı” kavramı içine girersin…
    Böylece de Kur’an-ı Kerim’in açıklamış olduğu “vahdet” idrakından kendini mahrum etmiş olursun…
    Ve böylece de “nefsine en büyük zulmü yapmış olursun”
    Hazreti Muhammed aleyhisselam, “ALLAH RASULU” olduğunu, almış olduğu vahiy sonucu olarak açıklayıp, artık insanların tanrıya tapmaması için elinden gelen gayreti göstermeye başladı…
    “TANRI YOKTUR, SADECE ALLAH VARDIR” mesajıyla insanlara gerçeği anlatmaya başlayan Hazreti Muhammed’in vurguladığı bu gerçek, KELİME-İ TEVHİD şeklinde formüle edilmişti…
    İslam Dininin temelini, “LA İLAHE İLLALLAH” sözünün manası oluşturur.
    “La İlahe İllallah” ne demektir?
    Bu söz basit olarak ele alınırsa;
    “TANRI yoktur sadece ALLAH vardır” anlamında değerlendirilir…
    Eğer kelimelerin anlamı üzerinde durursak…
    “La İlahe”; “La” yoktur; “İlahe”, TANRI demektir, yani tapınılacak tanrı yoktur, demektir.
    Şimdi burada şu noktaya dikkat edelim…
    Kelime-i Tevhid, “La ilahe” ile başlıyor… Ve başlangıçta, kesin bir hüküm vurgulanıyor. “Yoktur tapınılacak varlık!”; “la ilahe”!..
    Akabinde, bir açıklama geliyor… “İlla” “sadece”, “ALLAH” vardır!..
    “İLLA ALLAH” yani “sadece ALLAH”!..
    Birinci mana olarak, bu cümleden açığa çıkan gerçek şudur…
    “Tapınılacak TANRI yoktur”… Evet, burada, kesin olarak, tapınılacak bir öte tanrı olmadığını vurguladıktan sonra, “İLLA ALLAH” diyor…
    İLLA“, yukarıda açıklamaya çalıştığımız üzere, “ancak” manasına anlaşılabileceği gibi, buradaki kullanım şeklinde görüldüğü üzere “SADECE” anlamında dahi kullanılır…
    Evet, “İLLA“,”ALLAH” kelimesiyle birarada kullanıldığı zaman kesinlikle “SADECE” anlamında algılamak zorundadır; zira “ALLAH“tan gayrı vücud sahibi yoktur ki, “ALLAH” ona kıyaslansın veya o şeyle benzer kefeye konarak ona nisbetle tarif edilsin!.. Bu hususu da geniş şekilde Hz. “MUHAMMED NEYİ OKUDU” isimli kitabımızda açıkladık.
    İşte bu sebebten dolayıdır ki, “İLLA” kelimesi “ALLAH” ismiyle yanyana kullanıldığı zaman bunu daima “SADECE” kelimesiyle tercüme etmek zorundayız…
    Nitekim bu mana İngilizceye tercüme edilirken:
    “There is no god BUT ALLAH”
    şeklinde değil;
    “There is no god ONLY ALLAH”
    şeklinde tercüme edilmelidir…
    Ki böylece, İslam Dini’nin getirmiş olduğu VAHDET-TEKLİK inanç veya düşünce sistemi farkedilebilsin.
    Evet, sadece “ALLAH” vardır ki, “O ALLAH, tapılacak bir tanrı değildir”, anlamı mevcuttur bu açıklamada…Çünkü başta, kesin olarak “LA İLAHE” yani “tapılacak TANRI yoktur”; hükmü veriliyor!..
    Öyle ise “ALLAH“, İnsanın dışında, ötesinde; ve hatta bu vargördüğümüz varlıkların dışında ve ötesinde tapınılacak bir TANRI değildir!..
    ALLAH“ın “AHAD” olşunu şayed iyice idrak edersek, görürüz ki -basiretle-, bir ALLAH, bir de, yanısıra kainat gibi, iki ayrı yapı mevcut değildir!
    Yani bir “ALLAH” var, bir de alemler mevcut, değil!..
    Başka bir deyişle, bir içinde yaşadığımız alemler, kainat mevcut; bir de bunların ötesinde, bunlardan ayrı, bunların dışında bir “TANRI mevcut” anlayışı, tümüyle batıldır!..
    Hazreti MUHAMMED’İN açıkladığı “ALLAH” bir TANRI değildir !..
    Hazreti MUHAMMED’in açıkladığı “ALLAH”, AHAD’dır!..
    Hazreti MUHAMMED’in açıkladığı ALLAH, sonsuz manalara sahip olup, her an bunları seyir halindedir!..
    İSLAM‘ın “Tevhid” inancı, yani, Hazreti Muhammed‘in açıkladığı inanç sistemi, TAPILACAK TANRI OLMADIĞI; ALLAH’ın AHAD olduğu vedolayısıyla bir TANRI’nın mevcut olmadığı; insanların, bütün yaşamları boyunca kendilerinden meydana gelecek fiillerin neticelerine katlanacağı esasına dayanır!..
    Nitekim Kur’an-ı Kerim‘in çeşitli ayetlerinde hep, insanın bilfiil kendi çalışmalarının, yaptıklarının karşılığını alacağı şöyle vurgulanır:
    “İnsan için kendi çalışmalarının karşılığı dışında hiç birşey yoktur!..” (Necm: 39)
    “Yaptıklarınızdan başka bir şeyden dolayı karşılık göremezsiniz.” (Sâffât: 39)
    “Yaptıklarınızın karşılığına (neticesine) ereceksiniz.” (Yâsîn: 54)
    “Herkes için yaptıklarına göre dereceler vardır. Bu da kendilerine haksızlık edilmeyerek, çalışmalarının karşılığını almaları içindir.” (Ahkaf: 19)
    “Siz çok büyük ızdırap verecek azabı tadacaksınız; ancak bu, yaptıklarınızın neticesi olarak başınıza gelecektir!..” (Sâffât: 39)
    Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü üzere, insan dünyada yaptığı çalışmalarının karşılığını göreceğine göre, acil olarak ilk yapması gereken şey ölümötesi yaşamın ne olduğunu araştırmak ve “ALLAH“ın ne olduğunu idrak etmektir…
    Hazreti Muhammed aleyhisselama “ALLAH nedir” diye soranlara cevap, “ALLAH” tarafından bizzat veriliyor Kur’an-ı Kerim‘de, “İHLAS” Suresinde:
    “De ki, O ALLAH AHAD’dır;
    ALLAH SAMED’dir;
    LEM YELİD ve LEM YULED’dir;
    ve LEM YEKUN LEHU KÜFUVEN AHAD’dır!..”
    “Hz. MUHAMMED’İN açıkladığı ALLAH”ın ne olduğunu açıklayan bu surede öncelikle, kelimelerin geniş manası üzerinde duralım… Ve sonra da bu manaların getirmekte olduğu sonuçlar üzerinde düşünmeye başlayalım…
    ALLAH AHAD“dır…Yani, sınırsız, sonsuz, cüzlere ve zerrelere bölünmesi sözkonusu olmayan TEK‘dir…
    Şimdi bu tanımlamayı iyi düşünelim!..
    Cüzlere, zerrelere bölünüp parçalanması mümkün olmayan “AHAD“, ya sonlu sınırlı bir tektir, ki bu takdirde evrenin herhangi bir yerinde oturmaktadır (!); ya da sonsuz, sınırsız cüzlere ayrılmaz TEK‘tir ki, bu takdirde de ancak ve sadece, tekrar ediyorum ancak ve sadece “KENDİSİ” mevcuttur!..
    AHAD” olan “ALLAH“ın dışında herhangi bir varlığın mevcudiyetini ileri sürmek önce akıl ve mantığa, sonra da iz’an ve insafa sığmaz!..
    Düşünelim…
    Şayed “ALLAH“tan ayrı, “ALLAH”ın dışında bir varlık var ise… Bu varlık ile “ALLAH” arasındaki sınır nerededir?.. Bu sınırı nerede çizeceksiniz?..
    Ya varlık, mevcud, sınırsız sonsuz TEK‘tir, ikinci bir varlık yoktur!..
    Ya da sınırlı sonlu, evrenin içinde bir yerde, veya evrenin dışında MEKANI OLAN bir TANRI mevcuttur (!)..?
    Burada idrak edilmesi en önemli olan şey “SINIRSIZLIK-SONSUZLUK” kavramıdır…
    Şimdi bu “sınırsızlık-sonsuzluk” kavramını en – boy – derinlik olarak değil, boyutsal olarak kavramaya çalışalım…
    GERÇEKTE, mevcud olan TEK, bölünmez, parçalanmaz, sınırsız-sonsuz olan TEK‘tir!.. AHAD‘dır!.. Eşi, misli, benzeri, mikro ya da makro planda kendisinin dışında hiç birşey olmayan “ALLAH AHAD“dır!..
    Ancak biz, mevcut algılama araçlarımıza bağımlı olarak, o TEK yapıyı, çok parçalardan oluşmuş bir bütün gibi değerlendirme yanılgısı içindeyiz!.. Çünki, beynimiz kesitsel algılama araçlarına göre hüküm vermekte!..
    Oysa beyin, kesitsel algılama araçlarının yani beş duyusunun son derece sınırlı değerlendirme kapasitesi ile kayıtlı kalmasa… Bu sınırlar içinde algıladığı verileri, sadece, evrendeki sayısız varlıklardan birer kesit veya birer örnek kabul etse…
    Sonra derin bir tefekkür ile, algılayabildiği örneklerden; daha nelerin mevcut olabileceğini tespit edebilse… Ve sonra, onların yapısal derinliklerine doğru, boyutsal bir seyahat yaparak, evrensel ÖZ ile karşılaşsa… Ve nihayet kendi “ben”liğinin dahi o evrensel “ÖZ” içinde “yok” oluşunu farkedebilse…
    İşte bu işin çok önemli bir yanı…
    Konunun ikinci önemli yanı da şurası…
    Hazreti MUHAMMED’in açıkladığı ALLAH“, “AHAD” yani sınırsız-sonsuz, zerrelere ayrılmaz olduğuna ve bu durum her yöne ve her BOYUTA şamil bulunduğuna göre; bu takdirde O‘nun varlığı yanısıra, varolabilecek ikinci bir varlık, nerede, hangi BOYUTTA veya hangi başlangıç noktasında O‘nun varlığına bir sınır çizerek, kendine yer açabilecektir?!..
    AHAD ALLAH” dışında var kabul edilecek ikinci bir varlığın, TANRI’nın yeri neresidir?..
    ALLAH“ın içinde mi, yoksa dışında mı?!..
    ALLAH“, sonsuz-sınırsızdır, dedik…
    “ALLAH”ın sınırsız-sonsuz oluşu dolayısıyla bir MERKEZİ olması da muhaldir!..
    Bir şeyin merkezi olması için, onun sınırları olması, bu sınırların köşelerinin kesiştiği noktanında merkez kabul edilmesi gerekir…
    Halbuki, “ALLAH”ın sınırı yoktur…
    Sınırı olmayan şeyin, merkezi de olmaz!.. Merkezi olmayan şeyin özü, içi ve dışı da olmaz!..
    Bizim beş duyusal yaşamımıza ve beş duyudan ileri gelen madde kabulümüze göre, bir nesnenin içi ve dışı vardır; özü vardır kabuğu vardır!.. Oysa, merkezi olmayan şeyin özü ve kabuğundan, içi ve dışından sözedilemez!..
    Nitekim bu mana Kur’an-ı Kerim’de bir ayette şöyle vurgulanmaktadır:
    “HU ve’l evvelü vel ahirü ve zahiru vel batın”
    “O, evvel, ahir, zahir, batın’dır”
    Yani, Zahir, Batın, Evvel ve Ahir diye bildiğin hep “O“dur!.. Bunlar, gerçekte TEK bir şeydir!.. Yani, zahir ve batın diye iki ayrı şey yoktur!.
    “Evvel, Ahir, Zahir, Batın” kelimeleri ile işaret ettiğin şey hep “O“dur!..
    Sen, “O“na, ister “Zahir” de, ister de, “Batın” de, ister “Ahir” de, ister “Evvel” de; dediğin, işaret ettiğin, tarif ettiğin hep “O“dur!..
    Zira, “zahir-batın” ayırımı senin beş duyundan doğmaktadır!.. Beş duyu ile algılayabildiğine “zahir” diyorsun, algılayamadığına “batın!..
    Oysa altı, yedi, oniki duyu ile algılama durumundan olsaydın, senin için zahirler de değişecekti, batınlar da!.. Ve sen, bugün zahir dediğine batın, batın dediğine zahir demek durumunda olacaktın.
    ALLAH” ise sınırsız-sonsuz TEK olması hasebiyle, “ZAHİR“VE”BATIN” kavramlarından beridir, münezzehtir!..
    Evet, merkezi, içi-dışı, zahiri-batını, başı-sonu olmayan; bu gibi anlamlardan ve oluşlardan beri olan varlığın, bir yerde son bulup; o noktadan sonra, ikinci bir ayrı varlığın başlamasından sözedebilir misiniz?..
    Elbette hayır!..
    İşte, bu yüzden farkederiz ki, düşünebilen, hayal edebilen her noktada, tüm özellikleriyle; ve “ZAT“ıyla ve dolayısıyla tüm özellikleriyle ancak ve ancak, sadece ve sadece KENDİSİ yani, “AHAD” olan “ALLAH” mevcuttur!..
    O“nun dışında, ikinci bir varlığın vücudundan sözeden ise, tümüyle derin düşünce yetersizliğinden doğan yanılgı içerisindedir!.. Ki bu durumun dindeki adı da “ŞİRK“tir!..
    ALLAH“, “AHAD” olduğuna göre… Kendi varlığı yanısıra ikinci bir varlıktan sözedilemez!..
    Ve gene, “O“nun zerrelere ayrılması şeklinde zaman boyutuna girmesi de sözkonusu değildir…
    “ALLAH SAMED’dir”…
    SAMED” kelimesinin anlamında derinlemesine bir araştrma yaparsak, şu manalar ile karşılaşırız bilebildiğimiz kadarıyla:
    “Hiç boşluğu olmayan, eksiksiz, gediksiz, deliksiz, nüfuz edilemiyen… Bir şey girmez, bir şey çıkmaz!.. Som…” Hani som altın deriz ya; işte öyle… Yani bir diğer ifade ile “sırf“!..
    Görüldüğü gibi bütün bu manalar esas itibariyle “AHAD” isminin manasını bütünleyen, ışıklayan, açıklamalar şeklindedir.
    Öyle ise “ALLAH DOĞURMAMIŞTIR” uyarısı hangi manalarda anlaşılacaktır?
    İlk anlıyacağınız mana şudur:
    ALLAH” kendisinden ikinci bir varlık meydana getirmemiştir!..
    Ya da başka bir ifade şekliyle; “ALLAH“ın varlığından meydana gelmiş ikinci bir varlık mevcut değildir!..
    Çünki O, cüzlere, zerrelere bölünmesi parçalanması mümkün olmayan TEK‘tir, yani “AHAD”tır!..
    1- Sınırsız sonsuzdur ki, bu yüzden ikinci bir varlığı kendi içinde veya dışındameydana getirmesi sözkonusu olamaz.
    2- “AHAD” oluşu dolayısıyla cüzlere, zerrelere ayrılmaz ki, O’ndan meydana gelen ikinci bir parça olsun!..
    İşte bu yüzden, “ALLAH”tan meydana gelmiş, O’nun doğurduğu, O’nun özellikleri ile de olsa, ikinci bir varlığın mevcudiyetinden asla sözedilemez!
    Netice…
    “ALLAH” ne başka bir varlık tarafından doğurulmuş yani meydana gelmiştir; ne de O’nun doğurduğu, yani O’nun varlığından meydana gelmiş ikinci bir varlık mevcuttur!..
    Bu arada açıklamadığımız bir husus daha var…
    Onu da görelim…
    Şimdi de “LEM YULED“i anlayalım…
    Doğmamıştır” dendiğine göre burada bize şu idrak ettirilmek isteniyor demektir.
    “ALLAH, başka bir varlıktan meydana gelmemiştir!..”
    ALLAH“ın başka bir varlık tarafından meydana getirilmesi nasıl düşünülebilir ki?.. Zira O, “AHAD“dır!..
    Yani, sınırsız-sonsuz, cüzlere bölünme kabul etmez TEK‘tir!..
    ALLAH“ı, meydana getirecek bir varlık düşünebilmek için, “ALLAH“ın ister yönsel, ister BOYUTSAL bir SINIRI olması gerekir ki; o sınırın ötesinde O‘nu meydana getirecek ikinci bir varlık olsun!!!.. Ve sonra da o ikinci varlık kendisinden “ALLAH“ı meydana getirsin!!!..
    ALLAH“, “AHADdır!..
    “AHAD” olan “ALLAH” ise, sınırsız-sonsuz, zerrelere bölünmezdir…
    Bu sebeble de, kendisinin bir noktada bitip, o noktadan sonra ikinci bir varlığın başlamasından sözedilemez!..
    Bu yüzden de “ALLAH“ı meydana getiren, DOĞURAN, ikinci bir varlıktan bahsedilemez, böyle bir şey düşünülemez!..
    İşte, “LEM YULED” uyarısının bize anlatmak istediği, anlayışımız kadarıyla budur…
    * * *
    Geldik bu tarif metnindeki son uyarıya…
    “LEM YEKUN LEHU KÜFUVEN AHAD”
    “O’nun dengi, misli, mikro ya da makro benzeri mevcut değildir, AHAD’tır.”
    Burada şu ayeti de hatırlayalım:
    “…LEYSE KEMİSLİHİ ŞEY’A…” (Şûrâ: 11)
    “İster mikro, ister makro planda O’nun misli olabilecek hiç bir şey mevcut değildir.”
    Bu arada, konuya vukufu olmayanların düşecekleri bir hatayı önleme amacıyla, şu hususu da belirtmeden geçmeyelim…
    Kur’an-ı Kerim’de çeşitli yerlerde “İlahımız“, “İlahınız” gibi ifadeler geçmekte; ancak akabindede “İLAH“ın, “ALLAH” olduğu vurgulanmaktadır…
    Peki bu duruma göre, “ALLAH“ın, bir “İlah” yani “tanrı” olduğu ileri sürülemez mi?
    Sürülemez!..
    Bu gibi tanımlamalar, “İlah“a yani “tanrı“ya tapanlara yapılan açıklamalardır.
    Yani onlara denilmektedir ki;
    “Sizin, İLAH sandığınız, TANRI dediğiniz şey mevcut değildir; gerçekte var olan SADECE “ALLAH”tır!.. Sizin ve bizim “İlah”ımız hep aynı ve tektir…Ve dahi, O da “ALLAH”tır..”
    Evet, bu açıklamalardan gaye, o kişilerin belirli bir “tanrı” varsayımından kurtulup, “ALLAH“ı idrak etmeye çalışmalarıdır…
    Şimdi, elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim…
    Varlığına iman ettiğimiz, ya da inanmadığımız, ancak her iki halde de “ALLAH” adını verdiğimiz TANRI ile; burada tarif edilen Hazreti MUHAMMED’in açıkladığı “ALLAH” aynı mıdır?..
    Hazreti MUHAMMED’in açıkladığı “ALLAH” için “TANRI” kelimesi kullanılabilir mi, ya da “TANRILIK” mefhumu kabul edilebilir mi?..Düşünülebilir mi?!..
    Yani, gerçekte, dün – bugün – yarın varolan ve sonsuza dek varolmakta devam edecek olan, “BAKİ” “VECH”tir.
    “VECH”in perdesi olan yegane şey ise, o şeye ait olan “İSİM“dir…Ki o isim, sonradan “VECH“in bir manası üzerine konmuş bir perdedir… Perdedin ardındaki varlık ve onu meydana getiren manalar ise “ALLAH” isimlerinden varlıklarını alırlar…
    Sonuç olarak şunu kesinlikle bilelim ki…
    Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Muhammed’in açıkladığı “ALLAH” kavramında ötede ya da ötende, yani senin dışında bir tanrı kavramından sözedilmeyip; sadece kendisi var olan sonsuz-SINIRSIZ “TEK” farkettirilmeye çalışılmaktadır.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    NOT: Yazarın unuttuğu ! salavatı biz unutmayarak,Allah'ın habibinin ismini her zikredişimizde ona salavat getiriyoruz inş.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  3. #3
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Allah, 611 den önce arap paganlarının, 611'den sonra da müslümanların tanrısının adıdır. Elbette ki bir din kendi tanrısını üstün kılabilmek için tanrısının ismi ile tanrı kavramını ayırmak ister.

    Mesela zerdüştlükte de Ahura Mazda ile tanrı farklı kavramlardır. Çünkü Ahura mazda bir tanrı değil Ahura Mazda'dır.

    Dini sohbet tartışma içerisinde dinleri yüceltmek diğerlerinden ayırmak yerine din felsefesi olarak tartışmanın daha mantıklı olacağını iletmek isterim. Zira islam dininin tanrısı denildiği zaman bile böyle başlıklar açıp islam fikrinin PROPOGANDA'sını yapmış olursunuz.

    Bu propoganda da FORUM KURALLAR'ına aykırıdır.

    Saygılar

  4. #4
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Alıntı Bilge Engin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah, 611 den önce arap paganlarının, 611'den sonra da müslümanların tanrısının adıdır. Elbette ki bir din kendi tanrısını üstün kılabilmek için tanrısının ismi ile tanrı kavramını ayırmak ister.

    Mesela zerdüştlükte de Ahura Mazda ile tanrı farklı kavramlardır. Çünkü Ahura mazda bir tanrı değil Ahura Mazda'dır.

    Dini sohbet tartışma içerisinde dinleri yüceltmek diğerlerinden ayırmak yerine din felsefesi olarak tartışmanın daha mantıklı olacağını iletmek isterim. Zira islam dininin tanrısı denildiği zaman bile böyle başlıklar açıp islam fikrinin PROPOGANDA'sını yapmış olursunuz.

    Bu propoganda da FORUM KURALLAR'ına aykırıdır.

    Saygılar
    Yazıdan duyduğunuz rahatsızlık, Allah'ın yüceltildiği düşüncesi ise,Allah'ın yüceliği tasdiklidir,bunun için bu yazıya gerek yoktur.
    Yok,başkalarının tanrılarını yok sayma eğilimi taşıyor diye rahatsızım diyecekseniz,bilakis tanrıların varlığının reddedilmediği aşikardır.

    Dini Sohbet Tartışma Kategorisi adı üzerinde din içerikli konuların sohbetinin ve tartışılmasının fırsatını sunuyor bizlere...
    Sizler de zaman zaman bu başlık altında kendi inanç ya da inançsızlıklarınızın sunumunu yapabiliyorsunuz.
    Dolayısyla propaganda nitelemenizi sizin kişisel sorununuz olarak değerlendirebilceğim ancak.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  5. #5
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesaj
    6
    Rep Gücü
    8
    önemli olan inanmaktır,tanrı veya Allah(c.c.) demek pek değişmez arkadaşımız rahat olsun,biz tanrı derken zaten Allah(c.c.)dan bahsediyorsak bir sıkıntı olmiyacaktır,ayetlerde ise Allahtan başka bir tanrı edinmeyiniz' emri Allah(c.c.)'dan başka bir şeye tapınmamak içindir,yani Allah(c.c)'a tanrı demek bir cahillik değildir,benim inandım,iman ettiğim yani benim tanrım Allah(c.c.)tır,bunun bir sakıncası yoktur kanımca bu konulardan çok başka konulara eğilmesini tavsiye ederim,saygılar...

  6. #6
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yazıdan duyduğunuz rahatsızlık, Allah'ın yüceltildiği düşüncesi ise,Allah'ın yüceliği tasdiklidir,bunun için bu yazıya gerek yoktur.
    Yok,başkalarının tanrılarını yok sayma eğilimi taşıyor diye rahatsızım diyecekseniz,bilakis tanrıların varlığının reddedilmediği aşikardır.

    Dini Sohbet Tartışma Kategorisi adı üzerinde din içerikli konuların sohbetinin ve tartışılmasının fırsatını sunuyor bizlere...
    Sizler de zaman zaman bu başlık altında kendi inanç ya da inançsızlıklarınızın sunumunu yapabiliyorsunuz.
    Dolayısyla propaganda nitelemenizi sizin kişisel sorununuz olarak değerlendirebilceğim ancak.
    Sevgili Rabia

    İslamın tanrısı; yani islamın isimlendirmesiyle allah, islam inanışına göre zaten tek tanrıdır. islamın tanrısı haricinde bir tanrı zaten islam inanışına göre bulunmamaktadır. Dolayısıyla islamist bir yazıyla yazıldığında islamın tanrısının yukarıda saydığınız özelliklere sahip olması kadar doğal bir şey olamaz.

    Başka bir tabirle islam söyleminde ''Ahura Mazda'da iyi bir tanrıdır ama allah daha büyüktür'' demez. Sadece bizim tanrımız yani Allah vardır der. Bundan daha doğal bir yaklaşım olamaz.

    Ayrıca diğer tanrıları yok sayıyorsunuz. Çünkü yazdığınız gibi ''la ilahe'' diyorsunuz. Bu durumda tek tanrı allahtır başka tanrı yoktur söyleminizin diğer dinlerin tanrılarını yok saymanız demek olduğu aşikardır.

    Tek tanrının islamın tanrısı olduğunu, diğer tanrıların olmadığını söylemek ve tamamen buna yönelik bir yazı yazmanız da islam dininin propogandasını yaptığınızı gösteriyor.

    Sayın Rabia

    Bu yazım sizi eleştirme amaçlı değildir. Mutlaka inandığınız dini yüceltme anlamında bir çaba harcıyacaksınız. Alıntılama yaptığınız yazının sahibi Ahmet Hulisi yazıları çürütülebilir, tersi yazılabilir Kadıyanilik yöntemiyle yazılar yazan siyonizm uşağıdır. Bu yüzden de sizin tarafınızdan ciddiye alınarak alıntılama yapmanız bana garip geldi

    Saygılar...

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: ''ALLAH'' bir ''Tanrı'' değildir.

    Selam!
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    FARKIN FARKINDA MISINIZ: “ALLAH” BİR “TANRI” DEĞİLDİR

    Dilimizdeki “TANRI“, “İLAH“, “MABUD” kelimeleri ile bunların İngilizce’deki karşılığı olan “GOD“, Fransızca’da karşılığı olan “DIEU“, Almanca’da karşılığı olan “GOT” kelimeleri hep “TAPINILACAK bir varlık” kavramını ifade eden kelimelerdir…
    Yani, insanlar, bu kelimeler ile ÖTEDEKİ bir mabuda, ilaha, tanrıya işaret ederler!..

    kaynak[/RIGHT]
    Bismillâhir rahmânir rahîm.
    114.1.Kul eûzu
    De ki:ben sığınırım
    114.3.İlâhin nâs
    İnsanların İlâhına

    Ve

    2.163.Ve ilâhukum ilâhun vâhid, Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır.
    lâ ilâhe illâ huver rahmânur rahîm

    Ve

    16.2.La ilahe illa ene
    Benden başka ilah yoktur
    SADAKALLAH!

Benzer Konular

  1. Musa-İsa-Muhammed ve Allah (ya da 3 Tanrı)
    Parlayan Yıldız Tarafından Komplo Teorileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-01-2015, 12:26 PM
  2. Allah gökte değildir, Atatürk evliyadır
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 26-11-2014, 10:02 AM
  3. Hz. İsa Allah değildir, Allah'ın bir tecellisidir
    ahmetsecer Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 20-09-2011, 01:54 AM
  4. Allah cc tanrı'nın belasını versin...
    sükut-u hayal Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 21
    Son mesaj: 05-06-2011, 07:31 PM
  5. Haremlik-selamlık uygulaması allah’ın bir emri değildir
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 28
    Son mesaj: 15-10-2010, 10:12 PM
Yukarı Çık