2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 14 Toplam: 14

Sizcede bu satırlar mehdiyemi yazıldı

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Sohbet Forumunda Bulunan Sizcede bu satırlar mehdiyemi yazıldı Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Bendenize yazılmıştır. Ancak sadece tarafıma yazıldığını düşünmüyorum. Zamanın sahibinden bahsedilmekte. Zamanın sahiplerinde benlik yoktur benlik yani ikilik söz konusu olmadığından ...

  1. #11
    Ziyaretci
    Misafir..

    Cevap: Sizcede bu satırlar mehdiyemi yazıldı

    Bendenize yazılmıştır. Ancak sadece tarafıma yazıldığını düşünmüyorum. Zamanın sahibinden bahsedilmekte. Zamanın sahiplerinde benlik yoktur benlik yani ikilik söz konusu olmadığından dolayı görünen Allah'ın tecellisidir. Yani ben diye tabir edebileceğim bir şey olmasa bile ancak emanetçi olarak betinlenebilir. Yıllarca aynaya baktım ama hiç bir zaman kendimi göremedim bunun nedenini çok sorguladım ta ki bu gerçeği kavrayana kadar. Evet dostlar şunu bilin ki zaman yaklaştı geçmiş nesillerden gelen birikim ve emekler bugünde toplanacak. Zaten her devrin bir efendisi mevcuttur bu böyle olmasaydı kalpler kararırdı, insanlar çok kötü vaziyette olurlardı. Bu halde olan çok insan var ama aydınlanan insanların sayısı da çok fazla. Gerilim artıyor şiddet artıyor daha çok isyan ediliyor bunlar şeytanın son çırpınışlarıdır. Kıyamet yaklaşmıştır bu sebeple şeytan insanları doğru yoldan saptırmak ve başına ne geleceğini bildiğinden dolayı eskisinden daha çok çabalamakta. İnsanların bir kurtarıcı beklemesi kendi geleceklerinin ellerinden akıp gitmesine sebep olmakla birlikte kurtarılmaya olan yakarışın seside gürleşmekte. Bundan dolayı beklentimiz hiç kaybolmamalı azalmamalı fakat bu beklenti Allah'ın hidayeti olmalıdır. Sevgi ve aydınlık insanların kalplerinden devamlı olarak birbirine akar ve rezonansa girerek daha çok kuvvetlenir. Tek emelimiz arınmak ve Allah'a layık bir kul olabilmek. Allah'ı uzakta değil kendi içinizde arayın hiç yılmadan arayın, bulana kadar aramaya devam edin. Başka kurtuluş yolu yok. Kim kimi neyden kurtaracak? İnsanın kurtuluşu ancak kendisinin aydınlanması ile mümkün olabilir. Kıyamet son değil başlangıçtır, hiçbir zaman son yoktur. Ahiret bile son gideceğimiz yer değildir. Herşey bir film gibi. Her şey sadece bir tek şeyi anlatıyor. Anlatan ve dinleyen şahit olan hepsi bir. Bir şey aradığınızda sonuca varamazsınız, aramayı kestiğiniz vakit aslında aradığınız bir şey olmadığını görürsünüz. Kendinizden uzaklaştığınızı anlarsınız. Anlamaya çalışmayın sadece yaşayarak deneyimleyin. Deneyimlemenin en kestirme yolu sevgidir.

  2. #12
    - Çevrimiçi
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Cevap: Sizcede bu satırlar mehdiyemi yazıldı

    Alıntı Ziyaretci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bendenize yazılmıştır. Ancak sadece tarafıma yazıldığını düşünmüyorum. Zamanın sahibinden bahsedilmekte. Zamanın sahiplerinde benlik yoktur benlik yani ikilik söz konusu olmadığından dolayı görünen Allah'ın tecellisidir. Yani ben diye tabir edebileceğim bir şey olmasa bile ancak emanetçi olarak betinlenebilir. Yıllarca aynaya baktım ama hiç bir zaman kendimi göremedim bunun nedenini çok sorguladım ta ki bu gerçeği kavrayana kadar. Evet dostlar şunu bilin ki zaman yaklaştı geçmiş nesillerden gelen birikim ve emekler bugünde toplanacak. Zaten her devrin bir efendisi mevcuttur bu böyle olmasaydı kalpler kararırdı, insanlar çok kötü vaziyette olurlardı. Bu halde olan çok insan var ama aydınlanan insanların sayısı da çok fazla. Gerilim artıyor şiddet artıyor daha çok isyan ediliyor bunlar şeytanın son çırpınışlarıdır. Kıyamet yaklaşmıştır bu sebeple şeytan insanları doğru yoldan saptırmak ve başına ne geleceğini bildiğinden dolayı eskisinden daha çok çabalamakta. İnsanların bir kurtarıcı beklemesi kendi geleceklerinin ellerinden akıp gitmesine sebep olmakla birlikte kurtarılmaya olan yakarışın seside gürleşmekte. Bundan dolayı beklentimiz hiç kaybolmamalı azalmamalı fakat bu beklenti Allah'ın hidayeti olmalıdır. Sevgi ve aydınlık insanların kalplerinden devamlı olarak birbirine akar ve rezonansa girerek daha çok kuvvetlenir. Tek emelimiz arınmak ve Allah'a layık bir kul olabilmek. Allah'ı uzakta değil kendi içinizde arayın hiç yılmadan arayın, bulana kadar aramaya devam edin. Başka kurtuluş yolu yok. Kim kimi neyden kurtaracak? İnsanın kurtuluşu ancak kendisinin aydınlanması ile mümkün olabilir. Kıyamet son değil başlangıçtır, hiçbir zaman son yoktur. Ahiret bile son gideceğimiz yer değildir. Herşey bir film gibi. Her şey sadece bir tek şeyi anlatıyor. Anlatan ve dinleyen şahit olan hepsi bir. Bir şey aradığınızda sonuca varamazsınız, aramayı kestiğiniz vakit aslında aradığınız bir şey olmadığını görürsünüz. Kendinizden uzaklaştığınızı anlarsınız. Anlamaya çalışmayın sadece yaşayarak deneyimleyin. Deneyimlemenin en kestirme yolu sevgidir.
    Allah Akıl Fikir versin ne diyeyim...:))

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450

    Cevap: Sizcede bu satırlar mehdiyemi yazıldı

    selam ederim;

    çok beğendim, içten ve oldukça akılcı merak etmeyin. kim kendinde ne hissediyorsa o kişi odur. kutlarım sizi sevgi ve saygılar sevgili ziyaretçimize.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  4. #14
    Ziyaretci
    Misafir..

    Cevap: Sizcede bu satırlar mehdiyemi yazıldı

    Mesnevi'den alıntı:

    Cilt 2

    810. Ben, bu çalışıp çabalama dünyasında iyi huydan daha iyi bir ehliyet görmedim.
    Fazileti, mahareti,hüneri bir tarafa bırak. Bu yolda hizmet ve iyi huy işe yarar.
    Allah,mihnet ve ıstıraplarla hasetler meydana çıksın diye peygamberleri vasıta etti.
    Çünkü Allahdan kimse arlanmaz, Allahya kimse hasedetmez.
    Fakat, halk, Peygamberi de kendisi gibi bir adam sanır, o yüzden ona hasededer.
    Fakat peygamberin büyüklüğü tahakkuk etti mi, artık ona kimse haset edemez, ona herkes uyar.

    815. Şu halde her devirde peygamber yerine bir veli vardır, bu sınama kıyamete kadar daimidir.
    Kimde iyi huy varsa kurtulmuştur; kimin kalbi sırçadansa sınmıştır.
    İşte diri ve faal imam, o velidir; ister Ömer soyundan olsun, ister Ali soyundan!
    Ey yol arayan, Mehdi de O’dur, Hadi de O. Hem gizlidir, hem senin karşında oturmakta.
    O, nura benzer; akıl onun Cebrail’idir. Ondan aşağı olan veli de onun kandilidir.

    820. Bu kandilden daha aşağı derece de olan veli de kandil konan yerimizdir. Nura mertebe bakımından
    dereceler vardır.
    Çünkü Allah nurunun yedi yüz perdesi vardır. Nur perdelerini bu kadar kat bil!
    Her perdenin ardında bir kavmin durağı var. İmam’a kadar bu perdeler saf saftır.
    Son saftakilerin gözleri, zayıflıktan ön saftakilerin nuruna tahammül edemez.
    Ön saftakilerin gözleri de görüş zayıflığı yüzünden daha ön saftakilerin nuruna takat getirmez.

    825. İlk saftakilerin hayatı olan aydınlık, bu şaşının ruhuna azap ve âfettir.
    Şaşılıklar yavaş, yavaş azalır; adam yedi yüz dereceyi geçti mi deniz kesilir.
    Demiri, yahut altını sâf bir hale getiren ateş, terü taze ayva ve elmaya yarar mı?
    Ayva ve elmanın da az bir hamlığı olabilir, fakat demire benzemezler, hafif bir hararet isterler.
    Halbuki o hararet, o şuleler, demir için kâfi değildir. Çünkü demir, ejderha gibi olan ateşin yalımını ister.

    830. O demir, meşakkatlere tahammül eden fakirdir. Çekicin altında, ateşin içinde kıpkırmızı bir hale gelir;
    ondan hoşlanır.
    Bu çeşit fakir, ateşin vasıtasız perdecisidir, vasıta ve vesile olmaksızın ateşin ta ortasına kadar girer.
    Fakat su ve su oğulları; hicap olmaksızın, bir vasıta bulunmaksızın ne ateşten olgun bir hale gelirler, ne ateşin
    hitabına mazhar olurlar.
    Ayağa, yürümek için nasıl ayakkabı lâzımsa bunlara da ateşten feyz almak için bir tencere; yahut tava
    lâzımdır.
    Yahut da ortada bir yer gerektir ki hava ısınsın, kızsın da harareti suya müessir olsun.

    835. Fakir ona derler ki şûlelerle vasıtasız rabıtası vardır.
    Hakikatte âlemin gönlü odur. Çünkü ten (gibi olan âleme) bu gönül vasıtasıyla feyz gelir, ten (gibi olan cihan),
    bu gönül yüzünden işe yarar.
    Gönül olmasa ten, konuşmayı ne bilir? Gönül aramasa ten, araştırmadan ne anlar?
    Demek ki şûlelerin nazargâhı o demirdir. Şu halde Allah’nın nazargâhı da gönüldür, ten değil!
    Sonra bu cüzi olan gönüller de hakikî maden olan gönül sahibinin gönlüne nispetle ten gibidir.

    840. Bu söz, çok misal ister, çok şerh ve izah ister. Fakat avamın anlayışı sürçer diye korkuyorum.
    Bu suretle iyiliğimiz kötülük olmasın.. İyilik yapıyoruz diye kötülükte bulunmayalım, bu söylediğim de ancak
    kendimde olmadığından,ihtiyarım elimde bulunmadığından.
    Çarpık ayağa çarpık ayakkabı daha iyi, yoksulun eli ancak kapıya varır.

Benzer Konular

  1. Andımız kim tarafından yazıldı ?
    dogangunes Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 03-10-2013, 10:34 PM
  2. Yorum: 1
    Son mesaj: 25-01-2012, 11:46 PM
  3. Fahişeliğin kitabı yazıldı
    dogangunes Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 17-03-2009, 09:19 PM
  4. Sizcede abartmıyormuyuz?
    Go[rk]eM Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 06-10-2007, 03:16 PM
  5. sizcede öle değilmidir?
    girdapsedef Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 12-05-2007, 01:17 PM
Yukarı Çık