Yardımlaşma delili

Şu âleme dikkat ile baktığımızda varlıkların birbirinin yardımına koştuklarını görürüz. Atomlar hücrenin hücreler organların organlar bedenin bulutlar bitki ve hayvanların hayvanlar insanların... her şey birbirinin yardımına koşar ve birbirinin işini tamamlar.

Hâlbuki başkasına yardım edebilmek için ilk önce yardım edenin iradesi olmalı ve yardım etmeyi yardım etmemeye tercih edebilmelidir. İradenin yanında kudreti de olmalıdır. Kudreti olmazsa yardım edemez. Bunun yanında yardıma muhtaç olanı tanıyabilecek bir ilmi onun çağrısını duyabilecek bir işitmesi onu görebilecek bir gözü ihtiyacını hissedebilecek bir şuuru ve daha bunlar gibi onlarca sıfatı olmalıdır.

Hâlbuki birbirlerinin yardımına koşan mahluklarda irade kudret işitme ve görme gibi sıfatlar yoktur. Hatta bir kısmının hayatları bile yoktur. O hâlde bu varlıkların bu yardımlaşmayı kendi başlarına ve kendi kendilerine yapmaları mümkün değildir. Demek onları yardıma koşturan perde arkasında bir zat vardır ve olmalıdır.

Kâinattaki bütün hayat sahiplerini bir tarafa ayırsak bu takdirde ortada hayatsız şuursuziradesiz ve kudretsiz bir topluluk kalır. Bu durumda zenginin fakire kuvvetlinin zayıfa yardım etmesi misali hayat sahibi olanların da hayatsız olanlara yardım etmeleri gerekir.

Hâlbuki hakikat bunun tam tersidir. Cansızlarcanlılara yardım ederler. Hayatsız ve iradesiz bir şeyin kendi hesabına yardım etmesi mümkün olmadığına göre demek hepsi birer memurdur ve Allah'ın emriyle hareket ederler.

Mesela bulutlar yağmurları ile yeryüzü ahalisinin yardımına koşarlar ve onları sularlar. Bu hadisede üç kaziyeden birisini kabul etmemiz gerekir:

1- Bulutlar; insanları hayvanları ve bitkileri tanırlar ve merhamet göstererek onlara yağmur yağdırırlar. Tabi bunu yapabilmek için hayatirade kudret ve ilim gibi sıfatlara sahip olmaları gerekir.

2- Buluta yağmuru yağdırtan insanın kudretidir. İnsan buluta yağmur yağdırmasını emreder ve bulut da yağmuru yağdırır.

Bu iki şık da kabul edilebilir değildir. Aklını kaybetmeyen hiç kimse bu iki şıktan birini kabul edemez. O hâlde geriye sadece 3. şıkkı kabul etmek kalır.

3- Bulut Allah'ın bir memurudur. O'nun emri ile yeryüzü ahalisini sular. Yağmuru yapan dayeryüzü ahalisine merhamet gösteren de Allah'tır.

İşte bulutların yeryüzünün yardımına koşmaları gibi bütün eşya da birbirinin yardımına koşarlar. Şuursuz hayatsız iradesiz ilimsiz kudretsiz... mahlukların kendi kendilerine bu şefkatli yardımı yapabilmeleri mümkün değildir. İşte onların bu yardımlaşmayı yapmaktaki âcziyetleri ispat eder ki perde arkasında bir zat vardır ve onları birbirlerinin yardımına koşturan O zattır.

Âlemde gözüken yardımlaşma hakikatinin misalleri saymakla bitmez. Biz sadece numune olması için bir misal verip Allah'ı inkâra yeltenen kişiye bazı sorular soracağız:

Kökün iki tane vazifesi vardır. Birisi ağacı ayakta tutmaktır. Diğeri ise ağaca lazım olan maddeleri topraktan almaktır. Lakin iğne yapraklı ağaçların (ardıç çam gibi) yetiştiği topraklar asit karakterli olduğundan kök lazım olan maddeleri topraktan alamaz. İşte ağaç bu sıkıntı içinde kıvranırken birden bir mantar gider ve ağacın köküne yerleşir. Ağaca lazım olan maddeleri onun için hazırlar ve ağaca takdim eder. Ağaç da bu iyiliğe karşı ürettiği şekerin bir kısmını ona verir.

Şimdi ey Kâfir! Anlatılan bu yardımlaşma hakikatinin faili olan Allah'ı kabul etmezsen şu sorularımıza cevap ver de görelim!

1- Mantar ağacın bu sıkıntısını nereden biliyor? Elbette bunu bilmesi mümkün değildir. Zira bilmek ilim sıfatına sahip olmak ile mümkündür. Mantarın ise ilmi yoktur. Yoksa sen kendinden dahi haberi olmayan mantarın İbni Sina kadar ilmi olduğunu mu iddia ediyorsun? Gerçi bunu o bile yapamazdı.

2- Hadi ilmi var ve ağacın sıkıntısını biliyor diyelim. Lakin ağaca yardım etmek merhametin eseridir. Merhameti olmayan yardım etmez. Hâlbuki mantarın merhameti yoktur. Yoksa senmantarda hadsiz bir merhametin varlığını da mı kabul ediyorsun?

3- Haydi ilim ile beraber merhameti de var diyelim. Acaba kökün yapamadığı işi o nasıl yapıyor ve ağaca lazım olan maddeleri nasıl üretiyor? Yoksa mantarın sonsuz bir kudreti mi var bunu da mı kabul ettin?

4- Evvela acaba mantar ağaca lazım olan maddeleri nereden biliyor? Hangi mektepte botanik okumuş? Mesela sen ağaca hangi maddelerin lazım olduğunu biliyor musun? Eğer bilmiyorsan şu soruyu sorabiliriz: Acaba mantar senden daha mı akıllı?

5- Acaba ağacın bu iyiliğin altında kalmayıp ürettiği şekerin bir kısmını mantara sunması onun minnettarlığının bir eseri midir? Yani bu ağaç iyiliğin altında kalmayacak kadar izzetli bir ağaç mıdır?

Daha bunlar gibi onlarca soru sorabiliriz. Herhâlde artık anlaşılmıştır ki Allah'ı inkâr eden işte bu kadar hezeyanları kabul etmek zorunda kalır.
(alıntı ilmedavet)