1. Sayfa, Toplam 7 123 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 65
  1. #1
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022

    "30 yıldır ateisttim artık inanıyorum"

    İnsanın DNA şifresini çözerek bilim tarihine geçen Francis Collins, “Laboratuvarda çalışırken Tanrı’nın varlığını hissettim” dedi



    Dünyanın en büyük genetik uzmanlarından biri olarak gösterilen ve sekiz yıl önce çalışma arkadaşı Craig Venter’le birlikte insan DNA’sının şifresini çözerek büyük şöhret yakalayan Dr. Francis Collins, “imana geldi.”

    Venter, bilim dünyasında büyük ses getiren buluşlarının ardından çalışmalarını ilerleterek, laboratuvarda “yapay canlı” üretmeye çalışırken, Collins ise yeni kitabıyla bilim ve din arasında yeni bir tartışma yaratacak gibi gözüküyor. Eylül’de piyasaya çıkaracağı “Tanrı’nın Dili” adlı kitabıyla ilgili İngiliz The Times gazetesine konuşan 56 yaşındaki Collins, 30 yıl öncesine kadar ateist olduğunu ancak artık Tanrı’ya inandığını söyleyerek, “Tanrı’nın var olduğuna dair rasyonel bir temel var ve bilimsel gelişmeler insanı Tanrı’ya daha da yaklaştırıyor” dedi. Amerikalı bilim adamı artık mucizelere ve meleklere inandığını belirterek, “Laboratuvarda çalışırken Tanrı’yı hissettim. Kesinlikle bizden daha büyük bir güç var ve ben ona inanıyorum. DNA’nın şifresini çözmek beni Tanrı’ya biraz daha yakınlaştırdı. Hastalıktan kırılan insanlar gördüm. Bilim onlardan umudunu kesmişti. Ama mucizevi olarak hayata döndüklerini gördüm. Bu da Tanrı’nın işidir” diye konuştu. İnsan genini çözmenin de kendisine Tanrı’nın eserini görme fırsatı verdiğini söyleyen Collins, “Önemli bir buluş yaptığınızda o bilimsel coşku anını yaşarsınız, çünkü onu araştırmış ve keşfetmişsinizdir. Keşfettiğim şey öyle bir şeydi ki, bu bilgiye daha önce hiçbir insan sahip olamamıştı. Fakat Tanrı onu her zaman biliyordu” dedi.

    TARİHE GEÇTİLER

    İnsan vücudunun genetik kodları olan DNA’nın şifresini çözen iki bilim adamı, bu çalışmalarıyla bilim tarihine geçmişlerdi. DNA’nın dizilimi ve kodlarının çözülmesi dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’in eş zamanlı açıklamalarıyla dünyaya duyurulmuştu.

    VATAN

  2. #2
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Bir ara Kaptan Kusto için de aynı şey söylenmişti.
    Bunun doğru olup olmadığı kendisine sorulduğunda;
    Gülerek ''ben bilim adamıyım'' diye cevaplamıştı.
    Bu da öyle bir şey olmasın.

    Kim bilir, böyle bir açıklama için belkide yüklü miktarda para almıştır.
    Buda başka bir ihtimal..
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #3
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    heheh otuz yıldır dindardım ateist oldum deseydi tepkiniz böyle olmazdı sn sosyalist.
    kaldıki bu tek örnek değil sekseninden sonra tanrı var mış yanılmışım diyen bilim adamlarıda mevcut biliyorsunuz.
    yüklü para karşılığı bunu söylemiştir demekte,bilimin bir ahlakı yoktur demek anl***** mı geliyor.O zaman bilime nasıl güveniyorsunuz.

  4. #4
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Sayın Ümmi

    Adam müslümanlığa değil hristiyanlığa inanmış. Şimdi hristiyanlığın baba, oğul, kutsal ruhu doğru o zaman ne dersiniz?

    Bir de inanmaya başlarken sorduğu sorular;

    I had to admit that the science I loved so much was powerless to answer questions such as "What is the meaning of life?" "Why am I here?" "Why does mathematics work, anyway?" "If the universe had a beginning, who created it?" "Why are the physical constants in the universe so finely tuned to allow the possibility of complex life forms?" "Why do humans have a moral sense?" "What happens after we die?"
    Kaynak CNN, USA

    Hayatın anlamı nedir?
    Niye burdayım?
    Matametik neden her koşulda işler?
    Eğer evrenin bir başlangıcı varsa, kim yarattı?
    Neden evrende kompleks yaşam formlarının oluşumuna izin verecek fiziksel koşullar bu kadar az?
    Neden insanların ahlaki hisleri vardır?
    Biz ölünce ne olacak?

    Gibi sorular. Bu sorular ile ilgili yorum bile yapmayacağım.

    Saygılar

  5. #5
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Çürük insanlar ve istisnalar kaideyi bazmaz sn. ümmi.
    Bu durum karşısında takdir edersiniz ki ne bilimin ahlakı bozulur ne de bilime olan güven sarsılır.
    Değil mi yani?
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  6. #6
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    efenim Allah fikrine ulaşmış geriside gelir inşaallah.Allah hidayet versin diyelim .bu sorularla Allah inancına kadar gelmiş.
    sırada;bu yaradıcı nasıl bir İlah (tevhidmi,teslis mi..?)
    beni yaratma amacı ne?
    gibi sorularla garezsiz ivazsız devam ederse doğruyu bulacaktır inşaallah.

    nitekim eski bir ateist olan Roger Graudey bunu başarmış
    Yarım asırdan fazla süren bir araştırma devresinden sonra, 1981'de 68.yaşında Müslüman oldu. 1913'de Marsilya'da doğdu. Dinsiz bir ailenin çocuguydu. Fakat o, "Protestan Gençlik Teşkilatı nın başkanlığım yapmış, aynı yıllarda (1933) Fransız Komünist partisi'ne de üye olmuştu.

    1956'da Komünist Partisi Siyasî Büro Şefi oldu. Marksist Araştırma ve İncelemeler Enstitüsü'nün Müdürlüğünü yaptı. Marksist felsefeyi çeşitli yönleriyle araştıran çok sayıda .eserler yayınladı.


    "İslam İstikbalimize Yerleşecek kitabımla ilgili olarak Cenevre'ye konferans vermeye davet edildiğim zaman, Avrupa muhiti içinde canlı bir İslam tablosu gördüm. Gerçi Cezayir, Fas, Endonezya, Mısır ve Irak gibi Müslüman ülkeleri gezmiştim. Bilhassa Cezayir'deki ikametim, bana hayli tesir etmişti. Fakat Müslümanlarla, beşerî münasebetlerim pek olmamıştı."

    Garaudy, aydın Müslümanları tanımasının da Müslüman oluşundaki payını dile getiriyor ve "Niçin Müslümanım" yazısında da İslamı seçişinin temel fikrî sebeplerini açıklıyor. Ona göre, "îslamı seçmek çağı seçmektir. Çünkü İslamiyet bu çağın yegane dinidir. Çağın ümididir."
    Le Monde gazetesinin birinci sayfasında yayınlanan ve büyük yankılar yapan yazısında İslamî düşüncelerini şöyle özetliyor:

    "Batı dışı kültürleri incelediğim sırada, İslamın özel potansiyelinin şuuruna vardım. Ani bir keşif değildi bu îslam, Arap medeniyeti üzerine ilk coşkulu yazımı 1946'da Şeyh îbrahimî'yle çok önem taşıyan karşılaşmamdan sonra yazmıştım. Ama şimdi îslam, hayatımın sorularına cevap getiriyordu.

    "Bu asrın tenkidi şuurunu ilgilendiren başlıca üç noktada.

    1. Hz. Muhammed (a.s.m.), hiçbir zaman yeni bir din ihdas etme iddiasında bulunmadı. Bize Hz. ibrahim'in temel inancını tebliğ etti. Kur'an'da Hz. Musa ve îsa, îslamın peygamberleridir. Dünya, onun içinde Yahudi. Hıristiyan, Müslüman birligini kurabilir.

    2. îslam, ilmi hikmetten, hikmeti de imandan ayırmaz. Müslüman ilim, Kurtuba Üniversitesi'nin en parlak döneminde. sebeplerin araştırılmasıyla gayelerin araştırılmasını birbirinden ayırmıyordu. Bu da ilmin ve tekniğin, ilim ve teknik bürokrasisine; politikanın Makyevelizme dönüşmesini engeller. Sadece "nasıl" değil, "niçin" sorusunu da sormaya zorlar.

    3. islam, inançla politika arasındaki (insanın iki boyutu) ilişkiler mes'elesinin ortaya atılmasını sağlar ve onları kilise ile devlet arasındaki ilişkilerle (iki kurum illşkisi) karıştırmaz Fransa ve Avrupa'da çok sık olduğu gibi.

    Bu idealleştirdigimiz İslam, nerede mevcut diyeceksiniz? Hiçbir yerde. Doğru. Bir Kitapta ve insan yüreklerinde var sadece. Hıristiyan toplumlarında hiçbir zaman mevcut olmadığı gibi.

    Garaudy, bu ideal îslam toplumunun.tarihteki tek ve emsalsiz örneğinin Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından Medine'de kurulduğunu söylüyor. Böylece islam, Hıristiyanlıktaki bir boşluğu doldurmuş, topluluğun teşkilatlanmasını gerçekleştirmiştir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) oluşturduğu topluluk ne belirli bir kan, ne belirli bir toprak, ne belirli.. bir pazar, ne de belirli bir kültür üzerine kurulmuştur. Bir imanda birlik üzerine kurulmuştur, ve herkese açıktır. İşte bana bu, insancıl bir toplumun temeli olarak görüldü.'

    "Ancak, tarih boyunca bir tek örnek İslam için az değil midir, derseniz, ben de, Hıristiyanlıkta. Yahudilikte ve sosyalizmde o bir tek örnek dahi yoktur, derim. Evet, böyle örneksiz bir dünyada bir tek örnek bile çoktur ve önemlidir."

    İslam nedir? sorusuna ise şu cevabı vermektedir:

    "Bana göre islam şudur: îslamın büyük Peygamberi, 'yarın ölecekmiş gibi ahirete, hiç Ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışın' derken, her şeyi anlatmıştır, İslam, anlaşılıyor ki, hem maddeye, hem de manaya hükmetmiştir. Öyle ise, bunların ikisi birbirinden koparılamaz. Nasıl koparılamaz: 'îlim Çin'de bile olsa gidip alınız, çünkü ilim ve hikmet Müslümanın kaybolmuş malıdır, ara bul' diyor, islam... îlmin, çalışmanın burada sınırı yoktur, islam, dünyayı sarsan bu iki olaya sınır koymadıgına göre, dünyayı sarsmıştır. Nasıl sarsmıştır?

    "Getirdiği sistemle. "Bu sistem nasıldır?

    "insanı, yaratılmışların en olgunu ve en şere'flisi olarak kabul ederken, onun sömürülemeyeceğini anlatmıştır. israf, gösteriş ve lüksü tamamen yasaklıyan, kazancı, alınterindeki damlacıklarda arayan, biriken sermayeyi fakire ölçülü ve ahlak kaideleri içinde aktaran, faizi, tembelliğe ve fakiri ezmeye ittiği için yasaklayan ve gayr-ı meşru serveti bu kaideyle imha eden bir sistemler manzumesidir islam...

    "Halife île kölenin eşit hakka sahip olmasını mecbur kılmıştır. Bir deve olayı vardır ki, bu kralların kılıçlarından daha keskin bir hadisedir. Hz. Ömer île kölesi bir şehirden bir şehire giderken deveye sıra île binerler. Zaman zaman devenin yularını halife ceket, zaman .zaman da köle. İşte adalet ve hukukta aklın devrimidir bu."îslamiyetle diğer dinler arasındaki farkı da şöyle açıklıyor:

    "Fark şudur: Bana göre İslam, çağları arkasında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. Yani islam dışındaki bütün dinler, zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar. çağlara göre tahrif edildi. Kur'an ise indirildiği günden beri hep zamana hükmettim O, zamanı değil, zaman onu takip etti. Zaman yaşlandıkça, O gençleşti. işte aradakl fark budur.

    "Bu, çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç sosyal, siyasî ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır bu..."

    "Marksizm, kapitalizm ve îslam arasındaki fark nedir?", sorusu ise şöyle cevap buluyor: "Biri insanı devlete karşı esir eder. Diğeri ise, sermayeye karşı. Yani marksizm ile kapitalizmin ikisi de insanı sömüren sistemlerdir demek istiyorum. Ama İslam bunlara karşı, insana prestijini iade eden bir sistemdir."

    "Dünyanın içinde bulunduğu büyük bunalımdan ancak Kur'an'la kurtulabiliriz" diyen Garaudy, bu kurtuluşun başlamış olduğuna da inanıyor "Batı'da İslam güneşi doğmuştur. Müslümanların sayısı da hızla artmakta ve bu durum Batıyı ürkütmektedir. Ne var ki.

    bildiğiniz gibi, korkunun ecele faydası yoktur. Ben ve benim gibilerin vazifesi, kokuşmuş- Batıya, îslamı gerçek manasıyla tebliğ etmek ve îslamın müjdesini vermektir. Müslümanlar, Batılılaşma eğilimini bir an önce bırakmalıdırlar. Çünkü, Batı iflas etmiştir ve hastadır. Sağlıklı bir kişinin hastayı taklit etmesi ise manasızdır.

    Müslümanların vazifesi nedir? Bunalımdan çıkabilmek için ne yapmalıdırlar: "Müslümanlar, içinde bulundukları bunalımlı ortamdan, Kur'an-ı Kerîmin mesajını tam manasıyla anlayıp uygulamaya soktukları zaman kurtulabilirler." Zira: "İslam. Allah'a, dünyaya. insana, ilimlere, san'atlara bakışı ile her insan ve her cemiyet için ayrılması mümkün olmayan İlahî ve beşerî temellerin her ikisine birden istinat eden yeni bir dünyanın inşa projesini mükemmelen vermektedir."

    Fakat biz ne yapmıştık Türkiye'de? Garaudy. Fransa'daki merkeziyetçilikten şikayet edince bir derginin yazan suçlanıyor:

    "Ne yazık ki, biz de tüm kamu yönetim sistemimizi Fransa'dan kopye ettik."

    Garaudy ise cevaplıyor: "Bana öyle geliyor ki, siz, çağdaşlaşma ile Batılılaşmayı birbirine karıştırmışsınız."

    "Halbuki bu özendiğimiz Batı, öyle bir Batı ki, diyor, ben bu Batı'da doğu felsefesi. İslam medeniyeti hakkında tek kelime bilmeden otuz sene profesörlük ettim."

    Böyle bir Batıya ve bütün insanlığa karşı Müslümanın görevi ve sorumluluğu nedir? Sayıca çoğalmak, paraca üstünleşmek, maddî bakımdan gelişmek, silah bakımından modernleşmek mi? Hayır!... Müslüman, ancak çağın problemlerine cevap bulabildiği ve bunu her vasıtadan yararlanarak dünyaya anlatabildiği ölçüde vazifesini yapmış olacaktır: "Batı'nın çözüm getiremediği, içinden çıkamadığı' meselelere İslam çözüm getiriyor. Müslümanlar olarak, bu meselelere çözüm bulmak üzerimize düşeri bir vazifedir. Müslüman olarak bizlerin vazifesi, Sovyetvari, ya da Amerikanvari değil. İlahî kaidelere dayalı, yeni, özel bir ekonomik gelişme modeli sunmaktır...

    Sosyal, kültürel ve öteki sahalarda da bu sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmeliyiz. İslam, bizim bugünümüzü ve geleceğimizi aydınlatan, onu yönlendiren değerler bütünüdür. Bunu anlatmak istiyorum."

    Yıllarca akıl hocalığı ve "ruh mimarlığı" yaptığı Marksistler, Garaudy'nin bu fikirleri karşısında şaşkına dönüyorlar. Onlar, daha önce yazdığı eserleri hemencecik Türkçeye tercüme edip hatmederler ve Garaudy'yi üstad bilirlerdi. Oysa şimdiki eserlerine karşı büyük bir ilgisizlik ve lakaytlık göstermeye çalışıyorlar. Çünkü onlar, "Garaudy'nin tutarsızlıkları, aklını oynatmış olabileceği gibi fantezilerle uğraşmayı yeğlediler." Bu tesbitin yapıldığı Cumhuriyet Gazetesi, konuyu şöyle noktalıyor:

    "Bu yabancılaşmanın son halkası İslamiyeti Garaudy'den öğrenme çabasıdır. Garaudy'nin son kitaplarının Türkçeye kazandınlması ne kadar olumlu ise, islamiyet'i Garaudy'den öğrenmeye kalkmak da o kadar saçmadır ve aslında öğrenmemek demektir."

    Ancak unutulmamalıdır ki, ülkemizde hala Avrupa üflemekte, bizler oynamaktayız. Bu açıdan da Garaudy'nin bilhassa sol çevrelerde İslamiyeti yeniden keşfetmeye vesile olduğunu kabullenmek zorundayız.

    Elbette, îslamı bir bütün olarak yeni kabul etmiş bir insanın çelişkileri olacaktır. Anadan doğma Müslümanların dinlerini Garaudy'den öğrenmeye ihtiyaçları da yoktur. Ama, îslamiyti öğrenmeye çok muhtaç aydınlarımız bulunduğu, Garaudy dolayısayla bir kere daha anlaşılmıştır. Zaten Garaudy'nin de Müslümanlara îslamiyti öğretmek diye bir iddiası yoktur. Bunu îstanbul'daki basın toplantısında şöyle ifade eti:

    "Benim kitabım Müslümanlar için değildir. Bunu Müslümanlara akıl vermek için değil, kendi vatandaşlarıma îslamı duyurmak için Yazdım. Bu bakımdan da asıl da, îslam bizim geleceğimizdir."

    Garaudy'ye, yine aynı toplantıda, "çok değiştiniz, İslam sizin için bir son olacak mı?" diye de soruldu. O da, "benim yapım değişmekle varlığını devam ettirir, değişmezse ölür. Ancak, aranan doğru bulunmuşsa, o zaman değişme, başkalaşma, değil; bulunan doğruda derinleşme olur" demişti.

    Dileğimiz, Garaudy'nin bulduğu doğruda derinleşmesi ve yarım asırlık marksist kültürünün etkilerinden yüzdeyüz kurtularak Hakka hizmet etmesidir.

    Diğer Müslümanlara düşen ise, Garaud'ye de ufuk açıcı seviyede çalışmalarla îslamın ilmî, fikrî temellerini, gerçeklerini gün ışığına çıkarmaktır. Yoksa, bazılarının yaptığı gibi, biraz elli yıllık marksist kültürünün te'siri. biraz nefis müdafaası, biraz da îslam hakkındaki bilgi noksanı sebepiyle, onu içinde bulunduğu yanlışlarla itham etmek değil... Hele gidip sünnetine takılmak hiç değil...

    Asıl yapılması gereken Garaudy'lere de yol gösterici ve ufuk açıcı çalışmalar ve araştırmalar yapmaktır. Onun deyimiyle, îslamın bugünkü problemlere çare ve çözüm olabileceğini isbatlayan çabalar gereklidir. Bunu gösterebildiğimiz, yayabildiğimiz müddetçe daha çok Garaudy'ler "kelime-i şehadet"i söylemekte tereddüt etmeyecektir.

  7. #7
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    221
    Rep Gücü
    0
    arkadaşlar, müslümanlar hiç bir konuyu metodolojik olarak ortaya koymayı beceremezler.
    bırakın bu onların alışkanlığı olarak kalsın.
    biz eleştirimizi ya da tespitimizi metodolojik olarak ortaya koymaktan vazgeçip onlara benzemeyelim.

    collinsin para alıp almadığını tartışmak bize yakışmaz, öyle bile olsa biz onun para alırken çekilmiş fotoğraflarına sahip olmadığımıza göre , bize düşen iddialarını tahlil etmektir..

    times dergisine yaptığı konuşmanın başlıklarını tek tek ele alıp kendi analizimi yapmayı tercih ederim.

    şimdide collins saçmalığını deşifre edeyim.

  8. #8
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    İstersen buraya inançlıyken ateist olanları da ekleyelim, nasıl olur sizce? Garaudy'nin müslüman olmasını incelemişsiniz güzel, peki diğer fikirlerini de incelediniz mi?

  9. #9
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    221
    Rep Gücü
    0
    collins konuşmasına şöyle başlamış.

    ''Evrimi savunanlar insanın genetik yapısının yüzde 99’unun maymunlarla aynı olduğunu vurgulayıp duruyor. Ancak farelerle ve yüzlerce farklı türle de yüzde 90 oranında aynı genetik yapıyı paylaşıyoruz.''

    evrim olgusunu ve evrim teorisini biraz olsun bilen bir kişi bile , bu argümanın bilim adamlarına karşı değil doğrudan halkı etkilemek üzere politik olarak söylendiğini anlar.
    neden mi.

    zaten fareyle insanın genlerinin %90 ortak olması bizim teorimizi red etmez tam tersine ispat eder de ondan.
    fare de memelidir.yani insanla aynı ortak atadan gelmektedir.
    ancak bu çok uzak bir ortak ata olduğu için ortaklık şempanzeye göre daha azdır.
    %10 luk farkın ne kadar büyük anlamı olduğunu her bilim adamı gi,bi collinse de bilmesine karşın, tamamen halkı yönlendirecek ancak bilimsel açıdan cehalet örneği olan bu sözü söylemesi ilginç.
    birbirine en uzak iki türde bile genler %60 civarında ortaktır.
    çünkü en uzak iki tür dahi sonuçta ortak atadan gelmektedir.

    %1.4 lük fark şempanze ile insanın farkını ortaya koyarken, %10 luk farkın fare ile insanın farkını ortaya koyduğu zaten evrimcilerin redetmek bir tarafa teorilerinin bir gereğidir.

    açıktır ki bir bilimadamından bu tarz bir demogoji, üstelik diğer bilim adamlarınca kaale alınması beklenerek değil de ümmi gibi sıradan tipler düşünülerek üretilmiş bir demogojinin gelmesi çok ilginç.

    ''DNA ve genetik dizilim üzerine yaptığımız yüzlerce araştırmanın sonucunda “İnsanlar neden Tanrı’ya inanıyor?” sorusunun cevabını bulamadık. Mükkemel genetik yapımızda bizi Tanrı’ya inanmaya iten biyolojik bir yapı bulunmuyor. ''


    yine bilimsel bir literatür gözetilerek değil tamamen halk gözetilerek yapılmış sıradan bir demogoji.
    o sorunun cevabını zaten bulamazdınız ki.
    bulsaydınız zaten o zaman ortaya çıkardıki insan tamamen genetik koşullanma ile tanrıya inanıyor.
    halbuki böyle bir şeyi kimse iddia etmedi.
    biz insanların neden tanrıya inandığına dair başka teorilere sahibiz.
    bu teoriler biyolojik değil.
    sosyolojik ve psikolojik.
    ancak buna biyolojik temel bulunamadığını iddia etmek diğer temellerin doğru olmadığını ispatlamışmıdır.

    mesela ben diyorum ki, ,insan ölümlü olduğu fikrini kabul edemediği için bir tanrı yaratmıştır.böylece kendi tyarattığı o tanrı eliyle kendini ahirette sonsuza kadar yaşayacağı masalına inandırabilmiş ve ölüm korkusunu bu uyuşturucu sayesinde aşmıştır.

    collinsin buna verecek cevabı var mı.tabi ki yok.

    '' VMAT2 adlı gene sahip olanların daha inançlı olduğu ortaya çıktı. Buna “Tanrı geni” adı verildi. Bu geni aktif olmayanların ise inançsız olduğu ifade edildi. Fakat şimdiye kadar yaptığımız araştırmalarda VMAT2’nin aktif hale gelmesini sağlayan dış bir etken bulamadık. Ne çevrede olan değişiklikler ne de kalıtsal nedenler VMAT2 üzerinde etkili oluyor. Tanrı geninin mucizevi bir şekilde aktif hale gelip insanlarda inanç olgusunun meydana geldiğini düşünüyoruz. Yani ancak Tanrı’nın isteğiyle inanç geni harekete geçiyor. VMAT2’nin gizemini çözeceğiz. Böylece Tanrı’nın varlığını ilk kez bilimsel olarak kanıtlamış olacağız. ''

    bu neperhiz bu ne lahana turşusu.
    bir üstteki başlıkta tanrı inancının biyolojik temeli olmadığını söyleyen bilimadamımız bir sonraki başlıkta kendini inkar etmiş.

    eğer sözkonusu bu gen inananlarda daha çok görülüyorsa adı neden tanrı geni olsun ki.
    bu gen pavlovun koşullanması etkisi yapan bir gen olmasın.
    ne de olsa inananlar kendi aileleri tarafından şartlandırıldıkları için inanıyorlar çoğunlukla.
    ebeveyne itaat eden türlerin daha çok hayatta kalma şansları olduğu zaten evrimciler tarafından ortaya konulmuştur.

    toparlayalım.

    collins kendi konuşmasında kesinlikle bilimsel bir iddiayla ortaya çıkmadığı gibi, bilimadamlarına bir duyuru niteliğinde de konuşmuyor.
    tamamen halka dönük konuşuyor.
    cümleleri ise hem birbiriyle çelişkili hem de demogojik.

    farelerle ilgili sözleri ise evrimi bilen bir bilim adamından çok HY mantığı.

    coolinsin konuşması bir bütün olarak hiç bir yeni şey söylemiyor.
    bilimsel hiç bir argüman içermediği gibi, bilimsel çevrelere kanıt vermeye de çalışmıyor.

    ya ne diyor tanrıyı hissettim.
    evet ölümü hissetti ve tırstı.
    belki dolarları hissetniş de olabilir.
    ama burdan evrim olgusunun reddine dair tek argüman çıkmaz.

    dindarların demogojilerle kendilerini kandırmaya ve gerçeği araştırıp merak etmek yerine retorklerini geliştirmeye çalıştıklarına dair argüman çıkar.

    bu konuyu tartışmaya devam edeceğiz.
    hem de daha derinleştireceğiz.

    müslümanlar bu tartışma için, hiç olmazsa biraz ön hazırlık yapsınlarda, evrimmi yaratılış mı başlığında düştükleri aciz duruma düşmes,nler.
    önceden uyarmadı demeyin.

    not: 30 yıldır ateisttim geyiğine girmesem de bir ufak eklemede bulunayım.
    hayatının hiç bir döneminde benim anladığım anlamda ateist değildi.
    gençliği bıyunca bir hristiyan kulüp üyesi olduğu söyleniyor.
    dine karşı ilgisiz di.
    şimdi daha ilgili.
    ilgisi artınca ise tek yaptığı demogoji üretmek olmuş.
    ilginç olan asıl bu.
    dindarlaşmak demogoji hastalığı üretiyor.
    Konu diamat tarafından (15-10-2010 Saat 02:02 PM ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    efenim collins sizin karalamanızla bilim adamlığından tenzili rütbe edilecek değildir.ate iken bilim adamıydıda iman edince mi tu kaka oldu.
    rasulullah zamanındada benzer olaylar yaşanmıştı.Demek ki insanlar hiç değişmiyor dem bu dem.
    yahudilerin bilginlerinden Abdullah ibni selam iman edince,rasulullaha,;"benim iman ettiğimi haber vermeden beni yahudilere sorun dedi.kendi aktarımından nakledelim;
    "Ya Rasûiüliah! Yahudiler iftiracı ve batılla uğraşan bir mil*lettir. Yahudilerin ileri gelenlerini evine davet etmeni ve beni oda*larından birinde saklamanı, sonra onlar müslüman olduğumu öğren*meden önce onların yanındaki itibarımı sormanı ve daha sonra da on*ları İslâm'a davet etmeni rica ediyorum. Çünkü onlar müslüman ol*duğumu öğrenirlerse, beni kusurlu bulurlar ve bana yapmadıkları'if*tira kalmaz...»

    Rasûlüllah (s.a.v.) beni odalarından birine aldı. Yahudi ileri ge*lenlerini de evine davet etti. Onları İslâm'a davet etmeye, imanı sev*dirmeye, kendi kitaplarından bildikleri durumunu onlara hatırlatmaya başladı...

    Onlar da batıl (asılsız) şeylerle ona karşılık vermeye ve hak ko*nusunda onunla münakaşa etmeye başladılar. Ben de dinliyordum. Ra*sûlüllah (s.a.v.) onların iman etmelerinden ümidini kesince şöyle sor*du :

    «— El-Husayn ibn-i Selâm'ın aranızdaki itibarı nasıldır?»

    «__O efendi, çok efendi bir kimsedir. Alimdir, çok alimdir».

    — Eğer o müslüman olursa ne dersiniz? Siz de müslüman olur

    musunuz?»

    _ Allah korusun. O asla müslüman olmaz.. Allah onu müslü*man olmaktan korusun». Ben de odadan çıkıp yanlarına vardım:

    „— Ey yahudîler! Allah'tan korkun. Muhammed'in size getirdiğini kabul edin. Siz onun Allah'ın elçisi olduğunu biliyorsunuz ve onun kitabınız Tevrat'ta adıyla ve sıfatıyla yazılı olduğunu görüyorsunuz...

    Ben onun Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ediyorum».

    .<— Sen yalan söylüyofsun. Sen kötüsün, çok kötüsün. Cahilsin çok cahilsin» dediler. Böylece bana yakıştırmadıkları ayıp kalmadı. Rasûlüllah'a (s.a.v.) şöyle dedim:

    «— ben sana demedim mi? Yahudiler iftiracı ve batıl şeylerle uğraşan bir millettir. Onlar hain ve yalancı kimselerdir».

1. Sayfa, Toplam 7 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Dün "canım" olan yarın "düşmanım" olmaz benim...
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 17-09-2010, 09:02 PM
  2. "Gerçek Mümin" ile "Çakma Müslüman" arasındaki farklar
    elosia Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 31
    Son mesaj: 09-02-2010, 04:39 PM
  3. "Hayır demesini bilmeyenin "evet"inin de bir anlamı yoktur."
    İnci Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-06-2009, 11:48 AM
  4. "Evin"siz ("oikos"suz) Ekoloji"= "Sözde çevrecilik!"
    kalemsör Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2009, 04:04 PM
  5. <font color="#000000" size="4" face=
    m_cumur Tarafından windows (xp,vista) Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 04-02-2008, 09:41 PM
Yukarı Çık