1. Sayfa, Toplam 7 123 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 70

Kanıt Problemi

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Sohbet Forumunda Bulunan Kanıt Problemi Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Tanrı'nın varlığına inanan insanlar inançlarını destekleyen kanıtlar ileri sürmüş ve ateistlerin bu konudaki iddialarını boşa çıkarmışlardır. Ateistler de Tanrı'nın varlığı ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914

    Kanıt Problemi

    Tanrı'nın varlığına inanan insanlar inançlarını destekleyen kanıtlar ileri sürmüş ve ateistlerin bu konudaki iddialarını boşa çıkarmışlardır. Ateistler de Tanrı'nın varlığı lehinde ileri sürülen kanıtları reddetmiş ve kendi düşünce-lerinden vazgeçmemişlerdir. Ancak bunu yaparken de sadece eleştiri getirmiş, kötülüklerin varlığı gibi bir iki konu hariç kendi iddiaları lehinde orijinal bir fikir ileri sürmemişlerdir. Kaldı ki Tanrı'nın varlığı için ileri sürülen ve bir anlamda ateizmi yanlışlayan kanıtların eleştirilebilmesi de onların çürütülmesi ya da içeriğinin yanlışlığı anl***** gelmemektedir.

    Ateistlerin düşündüğü gibi Tanrı'nın varlığını reddetmek o kadar basit bir konu değildir. Reddetmek için pek çok teorik riskin ve mantıksızlığın göze alınması gerekecektir. Çünkü lehlerinde birçok kanıt olmasına rağmen inananlar eleştirilebiliyorsa, ellerinde somut hiçbir kanıt bulunmayan ateistleri tenkit etmek daha kolay ve sıradan bir iş olacaktır. Bu yüzden Tanrı'nın varlığını reddetmenin, kabul etmekten daha zor olduğu işin başında açıkça ortaya çıkmaktadır. Sadece kâinat Tanrı'nın varlığına doğrudan bir kanıttır. Dolayısıyla Tanrı'yı inkâr etmeye ve bunun için gerekçeler uydurmaya çalışmak bir nehri tersine akıtmak kadar imkân-sızdır.


    Tanrı'nın varlığını iddia edenler birtakım kanıtlar ileri sürmüş bizleri düşündüren ve aklımıza yatan fikirler ortaya koymuşlardır. Herhangi bir ön yargı, saplantı ya da ideolojik bir kabulle konuyu geçiştirmemişlerdir. Meselâ önümüzde duran âlemin kendi başına var olamayacağını iddia etmiş, bir yaratıcıya ve düzenleyiciye gereksinim olduğunu belirtmişlerdir. Dolayısıyla teistlerin ellerinde herkesçe anlaşılır ve kabul edilebilir deliller bulunmaktadır. Bu somut deliller üzerinde hiç kimse onlara niçin böyle düşünüyorsunuz da diyemez. Çünkü insan aklının ve mantığının vardığı sonuç budur. Aklın düşünmesini ya da varlığımızla ilgili muhakeme yapmasını da engellemek mümkün değildir.


    Ateistlerin yaptığı iş inananların tezlerini eleştirmekten veya reddetmekten ibarettir. Yapmış oldukları eleştiriler ise mü'minlerin kanaatlerini yanlış çıkarmaya yetmemektedir. Sadece onların dile getirdiği kanıtların teorik açıdan karşıtını dile getirmekten ibarettir. Ancak bir şeyin teorik açıdan karşıtını düşünmek o şeyin pratikte de öyle olabileceği anl***** gelmez. Zaten bir insan inanmak istemezse kendine göre birtakım gerekçeler bulmakta gecikmeyecektir. Dolayısıyla ateistin Tanrı'nın varlığını yalanlaması sadece kendini bağlayan bir durumdur. Bu sonuç da inanan insanın muhakemesine ve kanaatine en küçük bir olumsuzluk getirmeyecektir.


    Aslında bazı teistler açısından ateistin itirazlarını ya da Tanrı kavramıyla ilgili olumsuz düşüncelerini dikkate almamak da mümkündür. Çünkü bir şeyle ilgili itirazlar öncelikle o şeyin varlığının kabulüyle birlikte anlamlı olacaktır. Bu ateistler için de söz konusudur. Sonuçta onlara göre ateistlerin Tanrı'nın varlığını kabul etmeden dışarıdan konuşmaları ve Tanrı kavramıyla ilgili eleştiri getirmeleri başlı başına bir tutarsızlık olacaktır.


    Tanrı'nın varlığı sadece kanıt meselesi olmayıp sonuçta bir iman konusudur. İman da yüce bir varlığa, bir yaratıcıya inanmak, ona aklen, zihnen ve kalben bağlanmaktır. İnsanla yaratıcısı arasında içi aşk ve sevgi dolu bir bağ oluşturmaktır. Bu da düşünce gerektiren, cesaret isteyen ve bir şekilde adım atılarak mesafe alınan bir şeydir. Dolayısıyla Tanrı inancı ve bu inançla ilgili muhakemeler ateistlerin eleştirilerinde görüldüğü gibi birtakım basit mantık oyunlarının ve fikrî saplantıların ötesinde bulunmaktadır. Bu konu, insanın yaşamı, var oluşu, duygusu, şuuru ve benliğiyle ilgili bir problemdir.


    Tanrı'nın varlığının kanıtlanması konusunda İslâm ile diğer dinî inançlar arasında bâriz farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar da tartışmalara yansımaktadır. Meselâ bir Hıristiyan için teslisi ya da enkarnasyonu anlamak ve başkalarına anlatmak o kadar kolay olmayacaktır. Aynı şekilde o kişinin ateiste karşı ikna edici cevaplar vermesi de zordur. Dolayısıyla onun yapabileceği tek şey bu konunun inanç meselesi olduğunu söylemek ve tartışmaya girmemektir.


    Tanrı'nın varlığı sonuç itibariyle inanç konusa da olsa bir müslüman inancını rahatlıkla anlayabilmekte ve anlatabilmektedir. Onun hakkında muhakemeler yürütebil-mekte ve kanıtlar bulabilmektedir. Bir anlamda dış dünya ile inandığı kavram arasında uyumlu bir karşılık kurabil-mektedir. Sonuçta da yaratıcı ve yaratılan ilişkisini ve bundan kaynaklanan bir dünya görüşünü zihninde kolayca şekillendirebilmektedir.


    Şimdi ateistlerin iddialarını boşa çıkaran ve Tanrı'nın varlığını ispatlamak amacıyla inananların dile getirdiği kanıtlara göz atabiliriz. Ele alacağımız kanıtların pek çoğu filozoflar tarafından uzun uzadıya tartışılan ve hâlâ da üzerinde konuşulan konulardır. Kanıtları ele almadan önce bunların ortaya konuş gayesiyle ilgili birkaç hususa değinmekte fayda vardır. Bunları şeylece sıralayabiliriz: Öncelikle Tanrı'nın varlığı lehinde ileri sürülen kanıtların temelde felsefî olması sıradan bir insanın da benzeri sonuçlara varamayacağı ya da aynı şeyleri düşünemeyeceği anl***** gelmez. Her insanın kendi iç dünyasında derin düşüncelere daldığı ve çevresine bakarak birtakım fikirler yürüttüğü göz önünde bulundurulursa benzeri delillerin çoğu kişi tarafından paylaşıldığı da görülecektir.


    Tanrı inancı konusunda önceki bölümlerde de ifade edildiği gibi insanlar (inananlar) büyük oranda aklî bir tutum içerisindedirler. Bu onların temelsiz konuşmadıklarına ve söz konusu alanda doğmatik bir tavır sergilemediklerine işarettir. Kısacası müminler Tanrı inancını rasyonel yönü bulunan bir inanç olarak ortaya koymaktadırlar.(41)


    Tanrı inancının rasyonel olmasıyla Tanrı'nın varlığının akılla bilinebileceği iddiası aynı şeyler değildir. Dolayısıyla inancın rasyonel boyutundan bahsederken onun tamamiyle aklî olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü müminler için Tanrı'nın varlığı meselesi kanıtlanmaya gerek duyulmayan bir durumdur. İleri sürülen ispatlar ise bu inancın kabulden sonra açıklanması ve izah edilmesi olayıdır. Müminlerin çoğu yaratıcıya inanmak için öncelikle bir kanıt bulma arayışında değildir. Çünkü onlar yaratıcının varlığından şüphe etmezler. İçlerinden gelen sese ve tecrübe ettikleri âlemin çağrısına kulak verirler.


    Akıl insanı her konuda düşünmeye sevkeder. Özellikle yaşam ve evren üzerinde derin fikirlere dalmasına yol açar. Bu süreçte insanın Tanrı inancı güçlenir ve kendi iç dünyasında tatminkâr olmasını sağlar. Dolayısıyla akıl Tanrı inancını temellendirir, böyle bir inancın hurafe, uydurma ya da yapay olmadığına karar verir. İnancın mantıkî açıdan tatminkâr dayanaklarını ortaya kor. Bu dayanaklar da her şeyden önce aklın, mantığın ve insan düşüncesinin ortaya koyduğu ve olmazsa olmaz dediği şeylerdir. Çünkü Tanrı'nın varlığı sonuç itibariyle iman konusu da olsa böyle bir inancın ya da bu inanca temel olan dayanakların elbetteki bir açıklaması olacaktır. Akıl da insana böyle bir açıklama imkânı sağlamaktadır.


    Tanrı'nın varlığını kanıtlamakla amaçlanan diğer bir konu inanan insanların bilinçli ve kararlı olmalarını temin etmektir. Çünkü bir şeye sadece inanmak, fikrî açıdan rahatlığı garantilemez. Dolayısıyla inanan kişiler gerek kendi içlerinde gerekse başkalarının zihinlerinde doğabilecek şüpheleri gidermek amacını da gütmüşlerdir. Meselâ Tanrı'ya inanan bir insanın aklına bazan istemediği ve arzulamadığı düşünceler gelebilir. Nitekim gelmektedir de. Ancak Tanrı inancı da zihinde oluşan herhangi bir vesveseyle ya da sorgulamayla yok olacak kadar temelsiz bir konu değildir. Hz. Peygamber dahi bu konuda problemi bulunduğunu söyleyen bir insana hoşgörüyle yaklaşmış ve endişeye gerek olmadığını vurgulamıştır. Hatta o kişinin zihninde oluşan kuşkuları imanın güçlenmesine işâret olarak değerlendirmiştir.(42)


    İnsanların bazı zamanlarda istemedikleri halde karışık düşüncelere daldıkları ve onlara saplanıp kaldıkları görülmektedir. Doğrusu bunda anormal görülecek bir durum bulunmamaktadır. Teorik olarak insan zihninin sınırsız sayıda fikir üretmesi ve düşüncelere dalması mümkündür. Ancak bilinmesi gereken durum zihnen tartışılan şeylerin, hatta akla gelen bazı saçma fikirlerin inanca bir zarar vermediğidir. Çünkü Tanrı inancı vesveseyle ya da anlamsız bir iki saçma fikirle yok olacak kadar basit bir şey değildir. Dolayısıyla ortada endişelenecek bir şey olmadığı gibi insanın bu tür düşüncelere düşme korkusuna da gerek yoktur. Yapılması gereken şey anlamsız fikirlerin üzerine giderek onları test etmek ve yanlışta olsa iddialarını tartışmaktır.


    İnsanda Tanrı'nın aklen ve mantıken var olması gerektiği kanaatinden daha güçlü bir düşünce olamaz. Gözlerimizi kamaştıran âlem karşısında O'nun varlığını reddetmek mümkün değildir. Her şeye rağmen insanın önüne inançsızlık dahi çıksa onu fazla büyütmemek ve problem etmemek gerekir. İnsan aklı bazı dalgalanmalardan sonra doğruda karar kılacak ve şüpheyle yaşanamayacağını anlayacak güçtedir. Yeterki şartlandırılmasın. Bunu yaparken de (inançsızlığı sorgularken) dış dünyada görülen her şey yaratıcının lehine kanıtlık yapacaktır.


    Kanıt konusunda diğer bir hatırlatma da bulunursak şunları söyleyebiliriz: Öyle görünüyor ki ateistlerin büyük bir kısmı ileri sürülen kanıtları ciddi bir şekilde düşünmeden karar vermiştir. Felsefî çevrelerin dışındaki ateistlerin büyük çoğunluğu ideolojik, psikolojik, sosyolojik ve birtakım pratik gerekçelerden dolayı bir anda kendini dinsiz bir ortamda bulmuş ve Tanrı'ya karşı olumsuz bir tavır takınmıştır. Ateist bir atmosferde, kendini inançsız bulan bazı kişiler olanca gayretleriyle bu anlamsız ve sonuçsuz işin savunmasına girişmiş, dogmatik ideolojileri uğruna güçlü kanıtları görmemeye çalışmışlardır


    İnançsızlığın sonsuza kadar gitmesi mümkün değildir. Her şeye rağmen ateist bir insanın edindiği tecrübelerle tekrar düşünmesi ve Tanrı konusunu tekrar gözden geçirmesi mümkündür. Zihnindeki yapay problemleri çözmesi ve birtakım ideolojileri aşması onun için zor olmayacaktır. İnsan hayatının her safhası böyle bir gelişme için kaçırılmamış fırsattır. Yaşamının bir kesitinde bazı gerekçelerle ateizmi tercih eden bir insanın ilerleyen yıllarda karşılaştığı daha güçlü gerekçelerle bu tercihini değiştirmesi hiç de zor değildir. Nitekim bu olgunluğu gösteren pek çok kişi vardır.


    Tanrı, insanlardan kendine iman etmelerini isterken, onlara her türlü imkân ve avantajı sağlamış önlerine değişik seçenekler koymuştur. Bu nedenle düşünen ve gerçekçi olan bir insanı, bütün yollar Tanrı'ya götürmektedir. Dolayısıyla Tanrı inancı insanların önünde bir bilmece ya da şans oyunu gibi durmamaktadır. Zaten Tanrı insanları karışık ve karmaşık bir problem karşısında bırakmamış, onları akıl, kalp ve vicdan gibi özelliklerle donatmış önlerine de, kendi varlığına işaret olarak muhteşem kâinatı sermiştir. Bundan sonrası insanlara kalmaktadır

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    319
    Rep Gücü
    1762
    İnsanda Tanrı'nın aklen ve mantıken var olması gerektiği kanaatinden daha güçlü bir düşünce olamaz. Gözlerimizi kamaştıran âlem karşısında O'nun varlığını reddetmek mümkün değildir. Her şeye rağmen insanın önüne inançsızlık dahi çıksa onu fazla büyütmemek ve problem etmemek gerekir. İnsan aklı bazı dalgalanmalardan sonra doğruda karar kılacak ve şüpheyle yaşanamayacağını anlayacak güçtedir. Yeterki şartlandırılmasın. Bunu yaparken de (inançsızlığı sorgularken) dış dünyada görülen her şey yaratıcının lehine kanıtlık yapacaktır.

    demişsin.bumu kanıt.buna kanıt mı diyosun?
    yokluğu elbet birgün net olarak kanıtlanacak ama varlığı hiç birzaman kanıtlanamaz.bu ancak öldükden sonra anlaşılır ki o zamanda kimseye anlatamıyosun)))

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    heheh yokluğu kanıtlanabilirmiş bi gün.varlığı kanıtlanamaz mış.Lafa bak hizaya gel.Ölmeye gerek yok efenim.gözünü aç burdayken görürsün.
    zuhurunun şiddetinden gaiptir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    319
    Rep Gücü
    1762
    siz zaten hizadasınız destur biat ,bak yarattı allah tabiat,var orada huri vede ebediyat meyvalar da var akar içkiler ..avuntularını kim bırakmak ister kolay kolay.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Server Bedii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    239
    Rep Gücü
    8199
    Tanrının varlığına illaki onu gözünle görüp inanacaksan çok beklersin...veya somut bir örnek...Tanrı ile kul arasında ki mesele! Kimse bir başkasına anlatamaz(sonrasında hatırlayamaz şuuru o anın içinde kalır!)ama öyle şeyler yaşar ki iman eder bu da tek tek bireyler halinde olur!Tıpkı özgürlük gibi...
    Onun varlığını ispat için uğraşmak bilemiyorum nasıl olur?Bence her kuluna kendini varlığını hissettiriyor anlayana

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Anlayana değil, inanana. Tıpkı nuel babanın, diş perisinin ve gulyabaninin kendisini hissettirmesi gibi.

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye atom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    306
    Rep Gücü
    3649
    tek bir ve her şeyi vareden yaratıcının olması imkansızdır.
    kanıtmı istiyorsunuz "hiç bir şey kendi kendine varolamaz.bir iğnenin bile ustası vardır,o halde yaratıcının ustasız varolabilmesi imkansızdır".

    soruya mantıklı cevap verin.
    "o zamandan ve mekandan münezzehtir" gibi şeyler söylemeyin.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Server Bedii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    239
    Rep Gücü
    8199
    benim sizi inandırmak gibi bir derdim yok dinini yaymak her müslümanın görevidir ama milyonların içinde size bir diyeceğim yok çünkü tartışmak istiyorsunuz bense dinimi tartışmak istemiyorum

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı atom´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    tek bir ve her şeyi vareden yaratıcının olması imkansızdır.
    kanıtmı istiyorsunuz "hiç bir şey kendi kendine varolamaz.bir iğnenin bile ustası vardır,o halde yaratıcının ustasız varolabilmesi imkansızdır".

    soruya mantıklı cevap verin.
    "o zamandan ve mekandan münezzehtir" gibi şeyler söylemeyin.
    sayın atom aklın şuurun ve iradenin valığını kanıtlayabilirmisiniz

    bazı arkadaşlar derki beynin fonksiyonu açın bakın beyne yada tomoğrafisinde bakın beyinden geçen bir düşünceyi görebilirmi aklı okuyabilirmi hayır kesinlikle okunamaz akıl sadece sahibi olan insan düşünceyi okuyabilir beyin sadece akıl şuur ve iradenin vücutla iletişimini sağlayan istasyondur...

    akıl allahtandır ruhla beraber bedene üflenmiştir yani onun bir parçasıdır nasılki aklı göremessen allahıda göremessin çünkü allah görönör deildir o akıl gibi bir ilimdir insandaki akıl sadece onun zerre kadar bir parçasıdır bu zerre kadar parça insana neler yaptırıosa ilim kaynağı olan alllahın aklın kaynağı olan allahın yapacaklarını tahmin edin

    akıl inkar edilemez ama var ve görönmez o halde allah vardır ve görölmez

    aklın sadece vücuda yaptırdığı fonksiyonları görebilirsin allahta böledir efenim yarattıklarına bakarak var olduğunu anlarsın

    aklın bana evvelini nerden geldiğini söleyebilirmisin başlangıcını söleyebilirmisin hayır o halde allahında başlangıcını söleyemessin ne başlangıcı nede sonu vardır

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye atom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    306
    Rep Gücü
    3649
    beyfendi aklın nerden geldiğini sormadım.akıl ile konunun alakası yok.
    siz demiyormusunuz "hiç bir şey kendi kendisine oluşamaz" .

    şimdi bana allah ın kendi kendine nasıl varolabildiğini izah edin.
    allah ı iğne ile bir tutuyoruz ve ikisi içinde aynı soruyu soruyoruz "sizin ustanız kim? kim sizi yoktan var etti?


    benim sizi inandırmak gibi bir derdim yok dinini yaymak her müslümanın görevidir ama milyonların içinde size bir diyeceğim yok çünkü tartışmak istiyorsunuz bense dinimi tartışmak istemiyorum
    siz istemiyorsunuz ama başlığı açan arkadaşınız istiyor.konuya hem cevap vermiş,hemde cevap vermek istemediğinizi vurgulamışsınız.bir gücün etkisi altında cevap verdiğinizi düşünüyorum.keşke kendi iradenizi kullanabilip cevap vermeseydiniz.

1. Sayfa, Toplam 7 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Atların Evrimine 700.000 Yıllık Kanıt!
    SOSYALİST Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 28-05-2014, 06:22 PM
  2. Çoklu Evrenlere Somut Kanıt Bulunmuş Olabilir Mi?
    SOSYALİST Tarafından Astronomi Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-05-2013, 12:36 PM
  3. Darwin'i Doğrulayan On Beş Kanıt
    SOSYALİST Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-10-2009, 07:03 PM
  4. 200. Yılında Darwini Çökerten 100 milyon Kanıt
    kaanansay Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 21-04-2009, 01:52 PM
  5. MK portal Dil Problemi
    wdred Tarafından Diger Portallar (CMS) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-10-2006, 03:41 PM
Yukarı Çık