2. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci 1234 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 58
  1. #11
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Böyle olmadığını nrden biliyorsunuz, aynen burada anlattığınız şeyleri yapmıştır.
    mekkenin sahibi ve hicret etmeden önce bana kaç kişiyle evli olduğunu getirin bakim ve mal varlığını getirin ltf nelere sahipmiş ne kadar altını ve ne kadar variyeti varmiş

  2. #12
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Sayın Kapkale İşte mal varlığı ile ilgili bilgi;

    *Çok zengin bir kadın olan Hatice'den miras kalanlar
    *Ebubekir'in sağladığı mallar
    *Medinelilerin sağladığı mallar
    *Düşünülemeyecek kadar çok ganimetler: Medine yakınlarındaki Hurmalıklar; Hayber Hurmalıkları; Fedek Hurmalıkları bkz Sahih-i Buhari tecrid: 1288 nolu hadis ve Kamil Mirasın açıklamaları)
    *Humus (savaş ganimetinin beşte bir payı)
    *Ayetnip (Bazı savaş ganimetlerin tümü. Örnek: Nadiroğullarından Fedek Halkından elde edilen ganimet böyle olmuştur. F.Razi: 29/284; Kurtubi 18/19 )
    *Ayetnip hakkında nüzul olan HAŞR SURESİ 6.AYET:6 - Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir.

    Haşr Suresi 6. ayetin Tefsiri: Elde edilmesinde zorluk olmayan ganimete de fey' adı verilmiştir. Şer'an da fey', kâfirlerin mallarından müslümanlara dönen ganimet ve haraç gibi gelirler demektir. Denilmiştir ki ganimet, harb esnasında kâfirlerden üstünlük ve galibiyyetle alınan şeylerdir. Hükmü, Enfâl Sûresi'nde geçen "Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Resulüne..." (Enfâl, 8/41) âyeti gereğince beşte birdir. Fey' ise harp bittikten ve feth edilen yer Dar-ı İslâm olduktan sonra onlardan alınan mallardır. Hükmü, beşe bölünmeksizin hepsi müslümanların menfaatlarına uygun olan yönlere sarf edilir." âyette geçen zamirinden maksat, yurtlarından sürülen kâfirler, yani Benî Nadir'dir. Onlardan Resulullah (s.a.v)'a ganimet olarak verilenler de, bırakmış oldukları taşınır ve taşınmaz malların ganimet olmak üzere Resulullah'ın eline verilmesi ve tasarrufuna geçirilmesi demektir.

    SÜNNETE BAKALIM: Nadir Oğulları'nın malları, elde edilmesinde fazla zorluk çekilmeyen ganimet kabilinden bir fey' olarak kalmıştı. Sahâbîler bunun, Bedir'de olduğu gibi Enfâl Sûresi'de bulunan âyetlerin hükmü gereğince beşe bölünerek kalanın taksim edileceğini sanmışlardı. İşte bu âyetle bunun bilhassa Resulullah'a aid bir fey' olduğu beyan edilerek buyuruluyor ki, Allah'ın yurtlarından çıkarmakla perişan ettiği o kâfirlerden fey' olarak Resulü'ne iâde buyurduğu mala gelince siz ona ne at oynattınız ne de deve.

    HADİSE BAKALIM TEKRAR: Buharî, Müslim Tirmizî, Nesaî ve diğer kaynaklarda rivayet edildiğine göre, Hz.Ömer demiştir ki, "Nadir Oğulları'nın malları, Allah Teâlâ'nın, Resulü'ne ganimet olarak verdiği, elde edilmesi hususunda müslümanların ne at ne de deve sürmediği ganimet malı idi ve Resulullah'a mahsustu. Hz.Peyamber bu maldan ehlinin bir senelik nafakasını ayırdı, kalanını silah ve hayvanat ile Allah yolunda hazırlanmak için sarfetti. Nadir Oğulları'na karşı yapılan kıtal da ehemmiyetsizdir." (sÜNNET VE hADİS DIŞINDA yukarıdaki Ayet tefsiri Elmalılı Hamdi Yazırdan alıntılandı)

    * "De ki, ganimetler Allah ve Peygambere aittir. (Enfal, 8/1),
    * Muhammedin şahsi zengiliğinin DİĞER işaretleri: 60'tan fazla kölesi, 20 cariyesi; Karılarından Ayşe'nin bir andını bozması üzerine KENDİSİNE AİT OLANLARDAN 40 köle birden AZAD etmesi (Buhari; tecrid hadis no: 699 ve dev***** dair kamil Miras'ın İzahı)
    * Veda Haccı öncesinde kendi hazinesinden 100 deve kuban kestiren, hatta bir kısmını da kendi kesen; bir kısmını da damadı Ali'ye kestirEBİLECEK bir dünyalığa
    sahip olması (Buhari ve Müslim'de Kitabu'l-hac'ca bkz).
    * Rukye: Nefes etme ve okuma sonucu Teda vi ettiği-yani E't-Tıbbün-nebevi'yi uyguladığı vakalarla doludur Kütub-u Sitte. Her defasında Rukye adı altında ücret aldığın: koyun sürüleri, kurutulmuş, yoğurt, et artık 'Şifa bulan'ın gönlünden ne koparsa, gücü ne kadarsa ÜCRET almıştır Muhammed (s.a.v). Uhruc duası ile (''Uhruc adevullah, ene resullullah!'') diyerek Cin çıkaran da bu Muhammed Mustafa'dır.
    * El-Müellefetül Kulüb ve ganimetlerin büyüklüğüne örnek:
    Hevazin-Huneyn savaşında ganimet olarak elde edilenler Buhari'nin e's-Sahih'inde sayılıp dökülür: 6 bin kadın; 24 bin deve; 40 bin davar; 4 bin okiyye gümüş. Taberi ve Ceziri'ye göre düpedüz RÜŞVET VEREREK kabilenin ileri gelenlerinin Kalplerine İslama Isındıran (Yaşar Nuri terminolojisi ile) da bu Zat. EbuSüfyan'dan-Hars oğlu Ala'ya kadar 15 kişilik putataparlara İslama gelsinler diye 100'ER (YÜZ'ER) deve verende O. Kurana El-Müellefetül Kulüb diye de girmiş bu olay.

    Sahihi Buhari'de ve İbni İshak'da Cabir b. Abdullah rivayetine göre şunları okuyoruz:

    ''Benden evvel hiç kimseye (diğer nebilere) verilmedik beş şey, hep birden bana verilmiştir:
    1-) Düşmanın kalbine korku salmak
    2-) Yeryüzü bana namazgah kılındı
    3-) Cihad yolu ile bana ganimet helal edildi (''Ganaim bana helal edildi'' Halbuki benden evvelki Nebilere helal değildi)
    4-) Bana Şafaahat verildi
    5-) Bütün kavimlerin peygamberi sayılmak (''Benden evvel her nebi hassaten kendi kavmine ba's olunurken; ben umum-ı nasa ba's olundum'') Buhari c.II s. 223

    * Enfal suresi: 1 - Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. (Elmalılı Meali)

    * De ki; enfâl (ganimet), Allah ve Resulünündür. Yani enfâl hakkında hüküm vermek Allah'a ve Resul'e mahsustur. Bunda kimsenin oyu ve onayı yoktur. Allah nasıl emrederse Resul de onu öylece tebliğ ve icra eder (Elmalılı Tefsiri)

    * Enfal suresi: 41- Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir. Eğer siz Allah'a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herşeye kâdirdir. (Elmalılı Meali)

    Kendi payından 1/5'den fakir fukara & garip gurebayı doyurmakla mükellef iken Seyyid-i Kainat genellikle bunları kendisine ve aile efradına sarfederdi:

    Örnek 1-) Hayber fetinden sonra hayber arazisinden çıkan bütün meyve, hububat cinsi ürünlerin önemli bir kısmını (Öksüz, yoksul, fakir ve gariplere d e ğ i l) Hane-i saadetine -kadınlarına kullanımlık- için göndertmiştir. Buhari: e's-Sahihlerden Abdullah İbn Ömer rivayetidir C VII Hadis no: 1052

    Örnek 2-) Beni Nazır yahudilerindenele geçirdiği malları kendi ailesinin geçimine ayırmıştır. Sahih-i Buhari Cilt VII. S 332.

    * Cihad etmeden (at sürmeden) ele geçirilen ganimetleri HİÇ PAYLAŞMAZDI:

    Haşr suresi: 6 - Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir. (Meali)
    Haşr 6:. Buharî, Müslim Tirmizî, Nesaî ve diğer kaynaklarda rivayet edildiğine göre, Hz.Ömer demiştir ki, "Nadir Oğulları'nın malları, Allah Teâlâ'nın, Resulü'ne ganimet olarak verdiği, elde edilmesi hususunda müslümanların ne at ne de deve sürmediği ganimet malı idi ve Resulullah'a mahsustu. Hz.Peyamber bu maldan ehlinin bir senelik nafakasını ayırdı, kalanını silah ve hayvanat ile Allah yolunda hazırlanmak için sarfetti." (Alusi Tefsiri)

    * Savaşa katılmış olan k a d ı n l a r a ganimetten (Ganaim) pay ayrılmaz (!). Bu konuda kadınlara hak tanınmamıştır. Buna karşılık savaşa katılan a t l a r a hak tanınmıştır.
    Örnek: Abdullah İbn-i Ömerden rivayetine göre Muhammed ganimet alınan mallardan her bir süvariye bir ''sehm'' (pay); ve süvarinin sahip bulunduğu ''AT'' için ise 2 ''sehm'' (pay) ayrılmasını öngörmüştür; böylece süvarilere 3 pay üzere ''nasib'' kılınmalarını sağlamıştır. Sahih-i Buhari Hadis no: 1635. C: X.

    * Bu ganimet konusu çok hassas bir mevzuudur: Bu ''Ganimet Siyaseti'' İslama taraftar ve saha kazandırmak açısından son derece yararlı olmuştur. Muhammed taraftarları Çete saldırıları, baskın, Mukatele ve Kıyımda meşruiyet ve ç ı k a r görerek kılıç sallamışlardır.

    * Ganimet derken tam olarak ne kastediliyor ve bu savaş ve Kıyımlar sonunda üleştirilen nedir. Bakalım neymiş:

    * Köle (Kadın ve çocuklar)
    * Cariye
    * Hurmalıklar, verimli-verimsiz bütün topraklar
    * Deve, at, koyun, kuzu ve her türlü davar
    * Gümüş - altın - gibi tüm mücevheratlar
    * Ele geçirilen silahlar

    * ''Hicri 3. yılda Muhayrık adındaki Sahabisi Muhammede vasiyet yoluyla 7 (y e d i ) Hurma bahçesi bağışlar'' (Muhammed Hamidullah; İslam peyga
    mberi) Bunları beyt-ül Mal'e (devlet bütçesine katıp fakir fukara-garip gurebayı doyuracak yerde, Kullanımı hane-i saadetine devretmiştir. Kadınları ve ev ahalisi ve kendisi bundan sebeplenmiştir.

    * Mealen bu yazılanlara Hilafen rivayet edilmiş Hadislerden Örnekler:

    1-) ''Peygamber öldüğünde, zırhı, bir yahudi'de 30 dirhem karşılığında rehin imiş'' Sahih-i Buhari
    2-) ''Biz peygamber karılarının evinde 2-3 ay bazen geçerdi de evde ateş yanmaz, sıcak aş pişmez idi. '' E's-Sahihlerde Hz Ayşe'den rivayet edeilir.
    3-) ''İki kara nesne ile yaşıyorduk: Hurma ve su. Peygamberin Medineli komşuları vardı bunların sağılan koyunları vardı. Sağdıkları koyun sütünden Nebiiye armağan gönderirlerdi. Peygamber bize de içirirdi.
    (Buhariden yine Hz Aişe rivayet eder).

    Bunları okuyan, işitenler ağlarlar camilerde. Veda Haccında 100 deve kişisel servetinden kestiren; Bayramlarda 2şer koç kestiren bir Nebii nerede ise yarı aç-yarı tok yaşar ve karnına ''açlıktan taş basarmış''...

    * E's-Sahihlerden (Buhari hadislerinden) son çarpıcı bir örnek:
    ''Adamın biri peygambere gelip istekte, yardım talebinde bulunuyor. Peygamberde o kişiye ''iki dağın'' arasını dolduracak kadar çok koyun verdi.'

    Bu bonkörlüğün sebebi: 'ganaim'. Haydan gelen (mal-mülk); Huy'a gider

  3. #13
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    bakın çok cahilce bir laf,
    hay: allahın ismi
    hu:allahın ismi
    haydan gelen huya gider
    ==allahtan gelen allaha gider

    mekkelilerin vaad ettikleri mallar mekkenin anahtarı ve en güzel kızlar dururken kendinden büyük hz haticeyle bu mal ve mekkenin anahtarı ve güzel kızları bırakmak acaba hz haticenin bunlrın yanında olan devede kulak serveti içinmi iyi düşünün

    bakın ganimetlerin hepsini ihtiyaç sahiplerine dağıtmıştır ve znginlerin müslüman olurken hediye ettiği malları hepsini fakirlere dağıtmış zengin müslümanların deil mal bağişlama ona olan sevgisinden ((anam babam sana feda olsun ya rasulallah))demeleri çok akıl düşündürücü bir şey

    efenim o kadar mal sahibi biri neden hurma suyla pişmeyen aşla zaman geçirsinki isterse sofralar kurar davetler verir neler yapmazki

    __insanın verilen malı ihtiyaç sahibine dağıtmasımı iyidir yoksa onu sadece kendine kullanmasımı sizce

  4. #14
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    ganimetler gelipte,müslümanlar refaha ermeye başlayınca,rasulullahın hanımlarıda biraz bizde rahat etsek diye kendisine teklif edince,bir ay kadar eşlerinden ayrı durarak,kendisini veya dünya malını tercih hususunda onlara teklifte bulunmuştur.Mescidin ortasına yığılan malları hiç birşey kalmayana kadar ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı.
    İbn-i Abbas -radıyallâhu anh- Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in cömertliğini şöyle anlatır:

    “Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- insanların en cömerdi idi. O’nun cömertliğinin coşup taştığı zamanlar da Ramazan’da Cebrâîl -aleyhisselâm-’ın, kendisi ile buluştuğu vakitlerdi. Cebrâîl -aleyhisselâm-, Ramazan’ın her gecesinde Peygamber Efendimiz ile buluşur, (karşılıklı) Kur’ân okurlardı. Bu sebeple Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Cebrâîl ile buluştuğunda, hiçbir engel tanımadan esen rahmet rüzgârlarından daha cömert davranırdı.” (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 5, 6, Savm 7; Müslim, Fedâil 48, 50)

    İbn-i Abbas ve Âişe -radıyallâhu anhümâ- şöyle rivâyet ederler:

    “Ramazan ayı girdiğinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bütün esirleri serbest bırakır ve kendisinden bir şey isteyen herkese ihtiyâcını verirdi.” (İbn-i Sa’d, I, 377)

    Hazret-i Câbir -radıyallâhu anh-’ın beyânı vechile:

    “Kendisinden bir şey istendiğinde, «hayır» dediği vâkî değildi.” (Müslim, Fedâil, 56)

    Peygamber Efendimiz’in ahlâkından biri de, isteyeni reddetmemek, hiçbir imkân yok ise, güler yüz ve güzel sözle onun gönlünü almaya çalışmaktır.

    Şu misâl, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in cömertliğini ne güzel sergilemektedir:

    “Küçük bir çocuk Rasûlullâh’ın huzûruna geldi. Annesinin bir gömlek istediğini arz etti. O sırada Rasûlullâh’ın sırtındakinden başka gömleği yoktu. Çocuğa başka bir zaman gelmesini söyledi. Çocuk gitti. Tekrar gelip, annesinin Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sırtındaki gömleği istediğini söyledi. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de Hücre-i Saâdet’e girdi ve sırtındaki gömleği çıkarıp çocuğa uzattı.

    O sırada Bilâl -radıyallâhu anh- ezân okuyordu. Fakat Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sırtına alacak bir şey bulamadığı için cemaate çıkamadı. Ashâbın bir kısmı, merak edip Hücre-i Saâdet’e girdiler ve Rasûlullâh’ı gömleksiz olarak buldular.” (Vâhidî, s. 294-295)

    Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kendisini bir infak memuru olarak vasıflandırır, her şeyin asıl sahibinin Allah olduğunu ifâde ederdi.
    Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden Safvan bin Ümeyye, müslüman olmadığı hâlde Huneyn ve Tâif gazâlarında, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanında bulunmuştu.

    Cîrâne’de toplanan ganimet mallarını gezerken Safvan’ın buradaki sürülerin bir kısmına büyük bir hayranlık içinde baktığını gören Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

    “–Pek mi hoşuna gitti?” diye sordu. “Evet.” cevabını alınca da:

    “–Al hepsi senin olsun!” buyurdu.

    Bunun üzerine Safvan kendisini tutamayarak:

    “–Peygamber kalbinden başka hiçbir kalb bu derece cömert olamaz.” diyerek şehâdet getirdi ve müslüman oldu. (Vâkıdî, II, 854-855)

    Kabilesine dönünce de:

    “–Ey kavmim! (Koşun,) müslüman olun! Çünkü Muhammed, fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunuyor.” dedi. (Müslim, Fedâil, 57-58; Ahmed, III, 107-108)
    Yine birisi geldi. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den bir şey istedi. Peygamber Efendimiz’in o an ona verecek hiçbir şeyi yoktu. O kişiye, borçlanmasını söyleyip ken*disinin o borcu ödeyeceğini taahhüd etti.[47]

    Ceddi İbrâhim -aleyhisselâm- gibi hiçbir yemeği misafirsiz, yalnız başına yemezlerdi. Vefât edenlerin borçlarını ödettirir veya öderdi. Ödenmeden cenâze namazlarını kılmazlardı. Bir hadîs-i şerîfte:

    “Cömert insan, Allâh’a, cennete ve insanlara yakın; cehennem ateşine uzaktır. Cimri ise, Allâh’a, cennete ve insanlara uzak; cehennem ateşine yakındır!” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Birr, 40/1961)

    Diğer bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyurmuşlardır:

    “Gerçek mü’minde şu iki haslet aslâ bulunmaz: Cimrilik ve kötü huy!..” (Tirmizî, Birr, 41/1962)

    Kendisine düşen bir ganîmet hissesini dağıtıp bitirinceye kadar huzur ve sükûna ermezlerdi. Ebû Saîd -radıyallâhu anh- şöyle der:

    “Ensâr’dan ihtiyaç sahibi bâzı insanlar Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den bir şeyler isterlerdi. O da yanındaki mallar bitene kadar her isteyene ihtiyâcını verirdi. Yanındaki her şeyi kendi elleriyle infâk edip bitirince de şöyle buyururdu:

    «Yanımda olan bir şeyi sizden kesinlikle gizlemem! Kim iffetli olmak isterse Allah onu iffetli kılar. Kim sabretmek isterse Allah ona sabrı kolaylaştırır. Kim müstağnî olmak isterse Allah onu müstağnî kılar, kendisine gönül zenginliği lutfeder. Size sabırdan daha hayırlı ve daha faydalı bir şey ihsân edilmemiştir.»” (Buhârî, Rikâk, 20)

  5. #15
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ganimetler gelipte,müslümanlar refaha ermeye başlayınca,rasulullahın hanımlarıda biraz bizde rahat etsek diye kendisine teklif edince,bir ay kadar eşlerinden ayrı durarak,kendisini veya dünya malını tercih hususunda onlara teklifte bulunmuştur.Mescidin ortasına yığılan malları hiç birşey kalmayana kadar ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı.
    İbn-i Abbas -radıyallâhu anh- Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in cömertliğini şöyle anlatır:

    “Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- insanların en cömerdi idi. O’nun cömertliğinin coşup taştığı zamanlar da Ramazan’da Cebrâîl -aleyhisselâm-’ın, kendisi ile buluştuğu vakitlerdi. Cebrâîl -aleyhisselâm-, Ramazan’ın her gecesinde Peygamber Efendimiz ile buluşur, (karşılıklı) Kur’ân okurlardı. Bu sebeple Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Cebrâîl ile buluştuğunda, hiçbir engel tanımadan esen rahmet rüzgârlarından daha cömert davranırdı.” (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 5, 6, Savm 7; Müslim, Fedâil 48, 50)

    İbn-i Abbas ve Âişe -radıyallâhu anhümâ- şöyle rivâyet ederler:

    “Ramazan ayı girdiğinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bütün esirleri serbest bırakır ve kendisinden bir şey isteyen herkese ihtiyâcını verirdi.” (İbn-i Sa’d, I, 377)

    Hazret-i Câbir -radıyallâhu anh-’ın beyânı vechile:

    “Kendisinden bir şey istendiğinde, «hayır» dediği vâkî değildi.” (Müslim, Fedâil, 56)

    Peygamber Efendimiz’in ahlâkından biri de, isteyeni reddetmemek, hiçbir imkân yok ise, güler yüz ve güzel sözle onun gönlünü almaya çalışmaktır.

    Şu misâl, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in cömertliğini ne güzel sergilemektedir:

    “Küçük bir çocuk Rasûlullâh’ın huzûruna geldi. Annesinin bir gömlek istediğini arz etti. O sırada Rasûlullâh’ın sırtındakinden başka gömleği yoktu. Çocuğa başka bir zaman gelmesini söyledi. Çocuk gitti. Tekrar gelip, annesinin Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sırtındaki gömleği istediğini söyledi. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de Hücre-i Saâdet’e girdi ve sırtındaki gömleği çıkarıp çocuğa uzattı.

    O sırada Bilâl -radıyallâhu anh- ezân okuyordu. Fakat Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sırtına alacak bir şey bulamadığı için cemaate çıkamadı. Ashâbın bir kısmı, merak edip Hücre-i Saâdet’e girdiler ve Rasûlullâh’ı gömleksiz olarak buldular.” (Vâhidî, s. 294-295)

    Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kendisini bir infak memuru olarak vasıflandırır, her şeyin asıl sahibinin Allah olduğunu ifâde ederdi.
    Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden Safvan bin Ümeyye, müslüman olmadığı hâlde Huneyn ve Tâif gazâlarında, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanında bulunmuştu.

    Cîrâne’de toplanan ganimet mallarını gezerken Safvan’ın buradaki sürülerin bir kısmına büyük bir hayranlık içinde baktığını gören Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

    “–Pek mi hoşuna gitti?” diye sordu. “Evet.” cevabını alınca da:

    “–Al hepsi senin olsun!” buyurdu.

    Bunun üzerine Safvan kendisini tutamayarak:

    “–Peygamber kalbinden başka hiçbir kalb bu derece cömert olamaz.” diyerek şehâdet getirdi ve müslüman oldu. (Vâkıdî, II, 854-855)

    Kabilesine dönünce de:

    “–Ey kavmim! (Koşun,) müslüman olun! Çünkü Muhammed, fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunuyor.” dedi. (Müslim, Fedâil, 57-58; Ahmed, III, 107-108)
    Yine birisi geldi. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den bir şey istedi. Peygamber Efendimiz’in o an ona verecek hiçbir şeyi yoktu. O kişiye, borçlanmasını söyleyip ken*disinin o borcu ödeyeceğini taahhüd etti.[47]

    Ceddi İbrâhim -aleyhisselâm- gibi hiçbir yemeği misafirsiz, yalnız başına yemezlerdi. Vefât edenlerin borçlarını ödettirir veya öderdi. Ödenmeden cenâze namazlarını kılmazlardı. Bir hadîs-i şerîfte:

    “Cömert insan, Allâh’a, cennete ve insanlara yakın; cehennem ateşine uzaktır. Cimri ise, Allâh’a, cennete ve insanlara uzak; cehennem ateşine yakındır!” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Birr, 40/1961)

    Diğer bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyurmuşlardır:

    “Gerçek mü’minde şu iki haslet aslâ bulunmaz: Cimrilik ve kötü huy!..” (Tirmizî, Birr, 41/1962)

    Kendisine düşen bir ganîmet hissesini dağıtıp bitirinceye kadar huzur ve sükûna ermezlerdi. Ebû Saîd -radıyallâhu anh- şöyle der:

    “Ensâr’dan ihtiyaç sahibi bâzı insanlar Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den bir şeyler isterlerdi. O da yanındaki mallar bitene kadar her isteyene ihtiyâcını verirdi. Yanındaki her şeyi kendi elleriyle infâk edip bitirince de şöyle buyururdu:

    «Yanımda olan bir şeyi sizden kesinlikle gizlemem! Kim iffetli olmak isterse Allah onu iffetli kılar. Kim sabretmek isterse Allah ona sabrı kolaylaştırır. Kim müstağnî olmak isterse Allah onu müstağnî kılar, kendisine gönül zenginliği lutfeder. Size sabırdan daha hayırlı ve daha faydalı bir şey ihsân edilmemiştir.»” (Buhârî, Rikâk, 20)

    ya en çok kızdım taraf hade inanç sahibi deilsiniz inanmıyorsunuz tamam itirazımız yok ama bu kadar hadsi kendi düşüncesine yorumlayıp karalamkt pess dorusu yani ya


    ___mal isteyen dünyayı isteyen bir insanın saraylarda yaşamasına engel olmamasına ramen hasır üzerinde yatması nasıl yorumlnır ya pesss

    ___dünya ve malını isteyen bir insanın evde nasıl olurda etler butlar bulunması gerekirken hurma ve sudan başka bir şey bulunmaz ya pesss

    ___aklı güzel kadınlarda olan bir insan nasıl olurda yaşlı hanımlarla evlenir ya üstelik dul bunlar ya pesss

  6. #16
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Alıntı kapkale´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ya en çok kızdım taraf hade inanç sahibi deilsiniz inanmıyorsunuz tamam itirazımız yok ama bu kadar hadsi kendi düşüncesine yorumlayıp karalamkt pess dorusu yani ya


    ___mal isteyen dünyayı isteyen bir insanın saraylarda yaşamasına engel olmamasına ramen hasır üzerinde yatması nasıl yorumlnır ya pesss

    ___dünya ve malını isteyen bir insanın evde nasıl olurda etler butlar bulunması gerekirken hurma ve sudan başka bir şey bulunmaz ya pesss

    ___aklı güzel kadınlarda olan bir insan nasıl olurda yaşlı hanımlarla evlenir ya üstelik dul bunlar ya pesss
    Sayın Kapkale

    Siz inanmak istediğiniz fikre inam edip inanıyorsunuz, sizin aklınızdaki peygamber kavramı ile gerçek peygaber arasında dağlar kadar fark vardır. Daha küçük yaşta aklınızda mükemmelleştirilen ve bunu bir sürü sahte yazıyla pekiştiren ilam alemi gerçekleri gizlemek için elinden geleni yapar.

    Size ayetlerle yanıt veriyorum, siz gelmiş hadis adı altında anlatılan hikayelerle cevap veriyorsunuz. Yahu hurma ve sudan başka birşey oladığını nereden çıkartıyorsunuz, araştırın bakalın en sevdiği yemekler nelermiş.

    Zengin olmak, seyahat etmek ve çevresi tarafından kabul görmediği için hatiçeyle evlenmiştir. Hatice ölünce ne yapmış? Hafsa ile Ayşe de 60 larındamıymış? Zeynep'i zeydden boşatıp niye evlenmiş?

    Ya hacı sen islamı alatıyorsun değil mi, budadan felan bahsetmiyorsun?

    İnandığın inanç sistemini azıcık araştır, bunun bana değil sana bir yararı olur.

  7. #17
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı Bilge Engin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın Kapkale

    Siz inanmak istediğiniz fikre inam edip inanıyorsunuz, sizin aklınızdaki peygamber kavramı ile gerçek peygaber arasında dağlar kadar fark vardır. Daha küçük yaşta aklınızda mükemmelleştirilen ve bunu bir sürü sahte yazıyla pekiştiren ilam alemi gerçekleri gizlemek için elinden geleni yapar.

    Size ayetlerle yanıt veriyorum, siz gelmiş hadis adı altında anlatılan hikayelerle cevap veriyorsunuz. Yahu hurma ve sudan başka birşey oladığını nereden çıkartıyorsunuz, araştırın bakalın en sevdiği yemekler nelermiş.

    Zengin olmak, seyahat etmek ve çevresi tarafından kabul görmediği için hatiçeyle evlenmiştir. Hatice ölünce ne yapmış? Hafsa ile Ayşe de 60 larındamıymış? Zeynep'i zeydden boşatıp niye evlenmiş?

    Ya hacı sen islamı alatıyorsun değil mi, budadan felan bahsetmiyorsun?

    İnandığın inanç sistemini azıcık araştır, bunun bana değil sana bir yararı olur.
    be arkadaşım mekkenin anahtarı diyoruz sayısız genç ve güzel kız diyoruz kim bu teklif karşısında kendinden çok büyük haticeye bakar ya bu kadar cahil olmayın ya

    sevdiği yemekmiş benimde sevdiğim çok yemek var her sevdiğim yemeği soframda buluyormuyum

    sofraların donatıldığını nerden biliyorsunuz fotorafınımı çektiniz o kadar emin konuşuyorsunuz

    çevresii tarafından kabul görmemek sadece dinini yaydığı içindir ve mekkelilerin teklifini red ettiği içindir aksi halde el emin olarak herkes ona güvenir ve her kararda danışılır olmuş bir insan açında az okuyun gelip direk mantığınızla karalamaya girmeyin bay felsefeci

    bu kadar dünyanın önde gelen insanları hz muhammed hayranlıklarını bildirirken siz daha iki satır okuyarak gelmiş burda sadece putlaşmış mantığınızla karalama faliyetine giriyorsunuz

    bir insanı karalamak için ondan iyi yönleriniz olmalı ondan üstün yönleriniz olmalı aksi halde eksi konumda olur ve bu haakkı taşıyamassınız

  8. #18
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    madem o kadar eminsin bir araştır bakalım
    hatice ile evlendiğinde peygamberiniz kaç yaşındaydı?
    peygamberlik kaç yaçında indi?
    mekkenin anahtarı kendisine kaç yaşında teklif edildi?
    Hatice ile evlenmeden önce kimleri istedi, kimden istedi, niye verilmedi?
    El Emin olan kişi 25 yaşına kadar hangi mesleğin ucundan tuttu?

  9. #19
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    engin bilgisi olduğunu vehmeden mösyö ebucehil ;
    islamı sizden öğrenecek değiliz.Attığınız iftiralar ancak seviyenizin göstergesi olabilir bizim nazarımızda.Güneş balçıkla sıvanmaz.Siz islamı ilhan arselle turan dursundan ve oryantalistlerin,müsteşriklerin kitaplarından okursunuz,biz kaynağından.
    Sahih kaynaklarımızla ilgili bir problemimizde yoktur.hepsi kabulümüzdür.Ne sizi ne başkasını ilgilendirir.
    sizinle laf yarıştırmaktan sıkıldım.her attığınız taşı kuyulardan toplamak zorunda değiliz.kendinize görev addedip günde onlarca mesajla topa tuttuğunuz kuyuları temizlemekten yorulduk.Sizi Allaha havale ediyorum.
    tüm vesvasların şerrinden Allaha sığınırım.
    selametle efenim.

  10. #20
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    engin bilgisi olduğunu vehmeden mösyö ebucehil ;
    islamı sizden öğrenecek değiliz.Attığınız iftiralar ancak seviyenizin göstergesi olabilir bizim nazarımızda.Güneş balçıkla sıvanmaz.Siz islamı ilhan arselle turan dursundan ve oryantalistlerin,müsteşriklerin kitaplarından okursunuz,biz kaynağından.
    Sahih kaynaklarımızla ilgili bir problemimizde yoktur.hepsi kabulümüzdür.Ne sizi ne başkasını ilgilendirir.
    sizinle laf yarıştırmaktan sıkıldım.her attığınız taşı kuyulardan toplamak zorunda değiliz.kendinize görev addedip günde onlarca mesajla topa tuttuğunuz kuyuları temizlemekten yorulduk.Sizi Allaha havale ediyorum.
    tüm vesvasların şerrinden Allaha sığınırım.
    selametle efenim.
    Sayın Ümmi

    Zaten bu sorulara cevap verebilecek kapasitede olduğunuz kanaatinde değilim. Sizler olmayan varlıklara, hikaye ve masallara inanıyorsunuz. İşinize gelmeyen noktalarda da standart laflarla kaçıyorsunuz.

    Sizin bilgi seviyeniz muattap alınacak düzeyde değil. Ben bu soruları cevaplayabilecek kapasitedeki insanlara bu soruları soruyorum.

    Size de önerim eğerki inanıyorsanız, bu sorulara cevap verebilir duruma gelmeniz gerekmektedir. Zira ineğin kutsallığını savunan hindudan, taşın kutsallığını savunan pagandan ve ateşin kutsallığını savunan şamandan farkınız kalmaz.

    İnek niye kutsaldır; kutsaldır işte niye sorguluyorsun
    Taş niye kutsaldır; kutsaldır işte niye sorguluyorsun
    Ateş niye kutsaldır; kutsaldır işte niye sorguluyorsun
    kuran niye kutsaldır; kutsaldır işte niye sorguluyorsun

2. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci 1234 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Hadis ve Sünnet arasındaki ayrım
    mopsy Tarafından Dini Videolar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-09-2011, 10:09 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 12-12-2009, 01:13 AM
  3. Yorum: 5
    Son mesaj: 01-11-2009, 12:39 PM
  4. Ehl-i sünnet kitaplarında uydurma hadis yoktur
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-06-2009, 04:23 PM
  5. Hadis-Kuran çelişkileri
    simqe Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 16-12-2008, 04:30 PM
Yukarı Çık