1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 16
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Mesaj
    5
    Rep Gücü
    8

    TÜRK NE DEMEKTİR.. TÜRK= Kötülüğü Terk Eden Adam Demektir

    İslam dinine göre Allah göre Peygambere göre
    Türk demek: kötülüğü terk eden adam demektir
    TÜRK= arapça Terkten
    neyi Terk etti
    Kötülüğü
    Ahlakın Dinin Mananın Aklın Vicdanın İnsaniyetin örfün Cemiyetin Kalbin Aşkın Allahın
    Sev-me-di-ği Neler varsa Hepsini terk etmiş TÜRK denmiştir.
    bu isim yalnız sana verilmiştir..
    HOşuna gitmedi mi ?
    hoşuna gitsin diye yazdım bu bilgiyi

    saygılar

  2. #2
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    manası itibarıyla güzel çok hoş ama eger anlatılmak istenen üstün bir ırk kutsal bir ırksa bişey ifad etmez islamda herkes arap,türk,ermen,azeri,amerikalı,avrupalı hepsi eşittir üstünlük sadece takvadadır

  3. #3
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    IRKÇILIĞIN her türlüsü ne kadar iğrenç heleki bizim TÜRK ırkçılığı bambaşka, NuH A.S ın soyuna bağladılar kağan ailelerini, yetmedi MU adası diye ada arıyorlar, Hani bunca yıldır biz kuvvetli mert felan gibi şeyleri biliyodukda TERK EDEN olduğunu şimdi öğrendik...


    Amerika yı ilk bunlar bulmuş, Kızılderililer aslında TÜRK müş, vs.vs.vs......

    Ya kısaca kardeşim aslında ADEM A.S da türk dü dolayısı ile yeryüzünde ki tüm insanlar TÜRK, tüm topraklar TÜRK lerin, en üstün ahlak, en üstün cesaret, en üstün,zeka en üstün vs.vs.vs.... ne varsa hepsi TÜRK ve TÜRK e aiit...

    Yok artık yavaş gelin biraz ya yavaş....!!!!

  4. #4
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Mesaj
    5
    Rep Gücü
    8
    İslam kaynaklarında TÜRK= TERK'dendir

    Şu yazıdaki bilgilerde. TÜRK demek müslüman demek olduğunu pek güzel açıklıyor

    Türk kimliğinin tarihsel olarak izhar ettiği ikinci kimlik dinî kimliktir. Bu anlamıyla Türk demek "Müslüman" demektir. Türk topluluklarının İslam'ı kabul etmesinden sonra Türk kimliği ile Müslüman kimliği arasında bir özdeşleşme oluşur. Bu özdeşleşmenin iki ana nedeni vardır. Birincisi Türk topluluklarının zamanla ezici çoğunluğunun Müslümanlaşmasıdır. Öyle ki Müslüman olmayan Türk topluluğu çok azdır. Mesela Arap etnik-ırki kimliğine mensup olan topluluklarda orantılı olarak Müslümanlaşmayanların sayısı daha fazladır. Türkler kadar ezici çoğunluğu Müslümanlaşmış olan başka bir etnik-ırki topluluk neredeyse yoktur. Özdeşleşmenin ikinci nedeni ise Türklerin özellikle Osmanlı İmparatorluğu ile İslam'ın bayraktarlığını yapmış olmasıdır. 16. yüzyıla gelindiğinde Türk kimliği ile Müslümanlık özdeşleşmesi tamamlanmıştır. Artık Türk demek Müslüman, Müslüman demek de Türk demektir. Türkler on dokuzuncu yüzyıl ortalarına kadar kendilerini Türk'ten ziyade Müslüman olarak görürler. Aidiyeti oluşturan en önemli bileşen İslam'dır. Dil, ülke ve etnik köken duygusal bağ oluşturmanın ötesinde bir önemi haiz bileşenler değildir. Dahası "Türk"ün muadili Rum, Ermeni, İngiliz, Arap, Fransız gibi etnik-ırki topluluklar değildir, "gavur" yani Müslüman olmayandır. "Türk-gavur" zıtlığı Türk-Müslüman özdeşleşmesinin ne kadar içselleştirildiğinin göstergesidir. Bunun günümüzde bile etkisini sürdürdüğünü görüyoruz. Mesela benim babam için bir insan ya Türk'tür ya da gavurdur. Türk-Müslüman özdeşleşmesini Avrupa'da da görürüz. 12. yüzyıldan itibaren Avrupalılar için Türk sözcüğü Müslüman sözcüğü ile eşanlamlıdır. Müslüman olan bir Avrupalı için 'Türkleşti' ifadesi kullanılır. Müslümanlaşma Osmanlı İmparatorluğu sınırları dışında, örneğin Isfahan'da olsa bile Türkleşmek deyimi kullanılır. Osmanlı İmparatorluğu da zaten bir Türk imparatorluğu olarak değil, bir İslam imparatorluğu olarak algılanır. Türk ve Müslüman sözcükleri öylesine özdeşleşmiştir ki, 'Hıristiyan Arap' sözcüğü anlamlı bulunurken, 'Hıristiyan Türk' sözcüğü anlamsız ve kendi içinde çelişkili görülür.
    Bizde deriz ki: Türk Milleti kadar AŞIK olduğumuz bu güzel dinimize HİZMET etmiş dünyada başka hiç bir millet yoktur
    O hiç bir milete nasip olmayan Hizmet AŞKI için Ona imrenek
    yani onun gibi olmak isteyerek NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE deriz

    Müslüman olan bir Avrupalı için 'Türkleşti' ifadesi kullanılır
    Büyük Önder ATATÜRK bunu biliyordu NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyerek bu işin inceliğini duyurmuşlardır

    Türk fıtri dini islamdır..
    İslamiyet Asırladır özledikleri mi maşuke gibi karşılarına çıktığı zaman. TÜRKLER aşk ile koşa koşa akın akın dairei islamiyet girmişlerdir
    İslamiyette onları birden bire yükseltmiştir. birden bire Koca AKDENİZİ havuz yapmışlardır
    asırlardır düzinelerce milleti idare etmişlerdir avrupayı ilm-i irfan hakimeyetinde yaşatmışlardır
    islamiyet arabistanda doğmuş olduğu halde o şulenin müştak olan kalbler türkistanda bulmuştur

  5. #5
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Post

    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    IRKÇILIĞIN her türlüsü ne kadar iğrenç heleki bizim TÜRK ırkçılığı bambaşka, NuH A.S ın soyuna bağladılar kağan ailelerini, yetmedi MU adası diye ada arıyorlar, Hani bunca yıldır biz kuvvetli mert felan gibi şeyleri biliyodukda TERK EDEN olduğunu şimdi öğrendik...


    Amerika yı ilk bunlar bulmuş, Kızılderililer aslında TÜRK müş, vs.vs.vs......

    Ya kısaca kardeşim aslında ADEM A.S da türk dü dolayısı ile yeryüzünde ki tüm insanlar TÜRK, tüm topraklar TÜRK lerin, en üstün ahlak, en üstün cesaret, en üstün,zeka en üstün vs.vs.vs.... ne varsa hepsi TÜRK ve TÜRK e aiit...

    Yok artık yavaş gelin biraz ya yavaş....!!!!

    tarihte Türkler kadar başarı ve zafer elde edebilmiş
    Türkler kadar mucize yaratabilmiş bir millet daha yoktur

  6. #6
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Türk Tarihi ne bak, biz, Türklerin İSLAM ile olan ilişkisi genel hatları en güzel ancak şöyle açıklanabilir...

    [13] Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.

    [14] Bedevîler "İnandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir HUCURAT SURESİ


    Şimdi izah boyutuna geçelim, İSLAM ı kabul eden ilk türk devleti KARAHANLILAR' dan İSLAM ın bize öğretildiği şekli ile zirveye ulaştığı OSMANLI DEVLETİNE kadar tüm TÜRK kökenli devletlerdeki İSLAM anlayışı nasıldı...?

    Öylesine yüksek anlam ve mekam da idi ki ilk TÜRKÇE KUR'AN MEALİ 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde yazılıyor, bu ne demektir SATUK BUGRA HAN (922-955) dan hatta İSLAM olduğumuzun öve öve anlatan tarihi kaynaklara baktığımızda 751 TALAS SAVAŞI ile KARLUK TÜRKLERİ İSLAMI KABUL etmiş bakalım şimdi...

    1923-922= 1001 (vay be tesadüfe 1001 gece masalı gibi)
    1923-751=1172
    yani 10 asır koskoca 10 asır boyunca halk kendi dilinde KUR'AN bile bilmiyor, kabaca tabiri ile tıpkı KANDİLLERDE görmeye alıştığımız bir tablo ile ARAPÇA OLARAK OKUNAN KUR'AN AYETLERİNİ OKURKEN SALYA SÜMÜK BŞRBŞRŞNE KARIŞMIŞ AMCALARIMIZ, KUR'AN OKUYANIN SESİNE VE NAMASİNE KAPILIP HÜZÜNLENİYOR İKEN..AYNI AMCAYA O AZ ÖNCE OKUDUĞU AYETİ ALIP TÜRKÇE ANLAMINI AKTARDIĞINDA KILI BİLE KIPIRDAMIYOR..

    YANİ;

    الم

    Elif, lâm, mim.

    ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ

    Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn

    الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

    Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn

    والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik ve bil âhireti hum yûkınûn(yûkınûne).

    أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

    Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn

    Diye okuduğunda bide Tilavet ile sesde güzelse SALYA SÜMÜK, aynı adama

    [1] Elif. Lâm. Mîm.

    [2] O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.

    [3] Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.

    [4] Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.

    [5] İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

    BAKARA SURESİ



    Kılı bile kıpırdamaz...

    Anlatmaya çalıştığım inandığı şey nedir, ne isteniyor, ne yapılmalı daha bilmediği bir şeyi belli insan guruplarının tekeline bırakmış, İSLAM ı hep anlatıldığı üzre anlamış özünü anlamamış, anlamayada çalışmadan geçen 10 asır..Gelinen nokta koca koca Prof yaftalılar bile İMAN nedir tanımını yapamıyor,
    İMANI her gurup, Cemaat, millet, Irk kendince yorumluyor bu nasıl olur diye sorulduğunda da CAHİL adam

    " işte bu İSLAMIN evrenselliğinin delilidir " diyecek kadar temsilcisi olarak ekranlarda arzı endam ettiği İSLAM dan bi haber...bu toplu işte böyle insanların elinde geçirdiği 10 koca asırda İSLAM ı ne kadar yaşamış olabilir ki...Nasıl yaşayamadığı bir İNANCIN EN YÜKSEK UÇLARDA TEMSİLCİSİ OLABİLİR..?

    Anlayışımız o kadar üst düzeydeki ŞEHİT kavramının içini bile Demokrasi Şehidi, Basın Şehidi, Trafik Şehidi, Falan Şehidi, Filan Şehidi diye dolduruyoruz, LAİK olduğumuz iddasındayız Ölen ASKER' lerimize İSLAM ŞERİATININ ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLEN MÜMİNLERE verdiği İSİM ile HİTAP ediyoruz ŞEHİT...

    İSLAM ın en Yüce koruyucusu ilan ediyoruz kendimizi, FATİH SULTAN MEHMET çıkıp KARDEŞ KATLİ CAİZ dir diyor, bu insan EVLİYA ilan ediliyor, KABE yi karşısında görmeden NAMAZ dahi kılmadığı anlatılıyor..


    ....Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.......MAİDE 32


    Açın YAVUZ BAHADIROĞLU' nun kitabını BİZ OSMANLIYIZ .... Adam Anasının doğduğu andan itibaren bir kerecik olsun FATİHİ Abdestsiz emzirmediğini anlatıyor, TARİHİ KAYNAKLAR, Anasının Hristiyan olduğunu ve Anasının Hatrına gidip Geldiği Kiliseyi dahi yıktırmadığından bahsediyor...

    Bu nasıl MÜSLÜMANLIK...?

    Ya Edebiyat derslerini Hatırlayın arkadaşlar

    DİVAN EDEBİYATI ( ÜST TABAKA SARAY ERKANI)
    HALK EDEBİYATI

    Bu milletin Üst Tabakası Hitap Ettiği milleti ile bile ayrı edebiyat geliştirmiş o deönem Saraylısı yada elit Tabak ile Sıradan vatandaş birbiri ile anlaşamıyor, aynı ırka mensup olmasına rağmen, Nitekim Gazneliler, Selçuklular gibi İSLAM devletleri bizzat kendi Tebaaları tarafından yıkılmıştır..Bizzat devleti kuran an kitle OĞUZLAR SULTAN SENCERİ kendi elleri ile devirmişlerdir...

    O yukarda alıntıladığın yazıda tamamen Hayal dünyasında kendi fantezilerini yaşayanların masalları..

    Biz NE MUTLU TÜRKÜM dersek adamda Ne Mutlu Arabım, Ne Mutlu Çerkezim, Ne Mutlu Kürdüm, Ne mutlu Ermeniyim der ve kendi sloganımız ile Devleti 72 bucuk millete kendimiz böleriz..

    Evet bu topraklar Hepimizin devletimizin adı TÜRKİYE CUMHURİYETİ bu topraklarda bu isim altında hep beraber yaşamak durumundayız, bırakalım böyle şeyleri...


    İslamiyet Asırladır özledikleri mi maşuke gibi karşılarına çıktığı zaman. TÜRKLER aşk ile koşa koşa akın akın dairei islamiyet girmişlerdir
    İslamiyette onları birden bire yükseltmiştir. birden bire Koca AKDENİZİ havuz yapmışlardır
    asırlardır düzinelerce milleti idare etmişlerdir avrupayı ilm-i irfan hakimeyetinde yaşatmışlardır
    islamiyet arabistanda doğmuş olduğu halde o şulenin müştak olan kalbler türkistanda bulmuştur
    Hele şu iddalar yavaş gel dedirtecek düzeyde....

    Sana
    islamiyet arabistanda doğmuş olduğu halde o şulenin müştak olan kalbler türkistanda
    Şu sözüne istinaden Temsil ettiğin dinin temel esaslarından KULLUK nedir desem tarifini yap desem sonuç ne olur bekliyorum ibret ile...?

    Hele şu söze ne demeli ...?
    Hıristiyan Arap' sözcüğü anlamlı bulunurken, 'Hıristiyan Türk' sözcüğü anlamsız ve kendi içinde çelişkili görülür.
    Gülüyorum ya şu cümleleri kurabilen neyse...

    Bulgarlar, Macarlar, Gagavuzlar, ne oluyor acaba, külliyen Şaman olanlara ne demeli Altay Türkleri Hiç yakışıyormu İSLAM ın en büyük koruyucusu bir kavmine....
    Konu Ammar tarafından (29-09-2010 Saat 12:37 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    KPR - Osmanllarda Din-Devlet likisi - Sleyman Uluda


    Osmanlıyı İSLAM DEVLETİ diyenler, ŞERİAT DEVLETİ DİYENLER...

    Alın tarihi gerçekler, hayal dünyası ile taban tabana zıt olabilir şaşırmayı sakın

  8. #8
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Bu belgenin içeriğinde ise OSMANLI - ARAP ihtilafının iç yüzü bakalım ARAPLAR bizi gerçekten sırtımızdan mı vurmuşlar....?

    .. Mezheb-i Vehhabiye’ye ait bir vesikada Suud b. Ablülaziz’in Şam Valisi genç Yusuf Paşa’ya gönderdiği mektuptur..

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

    Şam ve Trablus’un hakimi Yusuf Paşa’ya Allah için bir hediyedir. Kamil manada selam ,tahiyyat ve ikram , salat ve selamın en faziletlisi üzerine olan beşerin efendisi Muhammed (s.a.v)’e arz edilir. İmdi, Cenab-ı Mükerrem ve Habib-i Muhterem Yusuf Paşa’nın , Allah hayırda onu arzu ettiği yüksek derecelere ulaştırsın, bilginize arz ediyoruz. Beytullahi’l-Haram ‘a gelen kafile ile gönderilen mektubunuzun ihtiva ettiği mesajları aldık. Muhakak suretle onlar selametle oraya vasıl oldular, dalayısıyla bu yüce makamlarda görmeyi arzu ettikleri hususlar onlar için vaki oldu.. haclarını eda ederek hedeflerine ulaştılar. Hüsn-i ihtitam ve ihtiram bakımından diledikleri şeyler; tarafımızdan mümkün hale getirildi ve biz onlara hak ettikleri ikramlarla muamelede bulunduk . Dini hükümleri gerçekleştirme ve nebevi sünnetleri diriltme hususunda bulunduğumuz mevki hususunda teemmül ettiler. Hamd nimetleriyle Salih amelleri tamamlayan Allah’adır. ‘‘Rabbimizin hidayet ve tevfiki olmasaydı, biz bu nimetlere nail olamazdık. Vallah! Rabbimizin peygamberleri hakku sıdk olarak geldi’’.(Araf 7/43)

    Allah bize bu dini ihsan etmeden önce cehaletin ve aşikar bir dalaletin son sınırındaydık. Allah bize din-i İslam’ı gönderdi ve böylece onunla bizi dalaletten kurtardı ve bize cahilliğimizi gösterdi. Bizi ayrıldıktan sonra bir araya getirdi. Allah şirki fasadı izale etti, böylece dini yerleşti, dinini kullarında ve beldelerinde meydana çıkardı. Yakında veya uzakta mevcut olan tebanın bütünü üzerinde , zulm ve fasadı izale ederek , adaleti ikame etmede bize yardımını ihsan etti. Nihayet Allah’a hamd olsun , hak üzere olmada eşit hale geldiler. Böylece beldeler sukunete erdi, yollar zulum ve fesaddan ari oldu. Hamd bizden daha evla olan Allah’adır ve şükürde bize verdiklerinden dolayı Allah içindir.Bizim ifa ettiklerimiz ve insanları kendisine çağırdığımız şey size ulaştı. Ancak bazen haberlerin naklinde fazlalık veya eksiklik vaki oluyor. Biz kat’ılık içeren davetimizin mahiyetiyle lakalı olarak bize uymanız amacıyla size şu an hakikati açıklıyoruz. Temenni edilir ki siz de bu dini ikame hususunda bize yardımcı olursunuz. Bizim üzerinde olduğumuz ve insanları kendisine çağırdığımız şeyin özü sadece Allah’a ibadette ihlastır. Kurbanı ancak Allah için keser , ancak Allah’tan ümit eder, ondan korkar ve sadece ona tevekkül ederiz. Şüphesiz biz Resul(s.a.v)’e tabi olur, mükelleflerin tamamının O’na ibadet etmesini gerekli görürüz. Onun sünnetiyle amel eder, Allah’ın hidayetiyle hidayetlenir,ancak ona kulluk ederiz. Ona Kur’ani nasslar ve Sünnet-i Nebeviyye’nin delalete ettiği şeyden ancak Resul-i Ekrem ‘in lisanı üzere vazedilen şeyle yaklaşırız. Bu iki asıl Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulu olduğuna şehadetin gerçek anlamıdır. Mabud olarak sadece Allah vardır. Eğer bir kimse ibadetten herhangibi bir şeyi Allah’tan başkasına yaparsa , Allah’l birlikte O’nu ilah edinmiş olur. Allah Sübhanehu peygamberlerini tevhide davetle göndermiştir.

    Allah: ‘‘ Ya Muhammed! Senden evel hiçbir peygamber göndermedik ki ona ‘’ ‘ benden başka ilah yoktur, mühhasıran bana ibadet ediniz! Diye vahyetmeyelim’’ Enbiya 21/25)

    Allah: ‘‘Dinde ihlasla Allah’a ibadet ete. Şaibey-i şrkten ari olan din , Allah içindir’’(Zümer39/2-3)

    Tevhide davet peygamberlerin dinidir. Zira onlar sadece Allah’a çağırırlar. Allah’ın dediği gibi:

    ‘‘Mescidler Allah’ın ibadetine mahsustur. Orada O’dan başkasına ibadet etmeyiniz’’. (Cin 72/18)

    Sadık ve mesduk olarak Peygamberden(s.a.v) gelen bir hadiste Peygamberimiz ‘‘dua ibadetin özüdür’’ buyurmuşlardır. Sonra Peygamberimiz şu ayeti okudu:

    ‘‘Rabbiniz bana ibadet ediniz, size sevab vereyim . İbadetimde istikbar edenlerde hakir ve zelil olarak cehenneme gireceklerdir!’’(Mümin 40/60)

    ‘‘Kim Allah’tan başkasına dua eder , felaketlerin def’i ve menfaatlerin celbi için ondan başkasından yardım dilerse şüphesiz Allah’a ortak koşmuş olur. Allah müşriklere mağrifet etmez’’ Allah Mesih’ten hikaye ettiği ayette şöyle diyor : ‘Allah’a şirk koşanı Allah cennetinden mahrum etti’’.(Maide 5/72)

    Allah: ‘‘Kafirlerin Allah’ı bırakıpta dua ve ibadet ettikleri putlar ancak çukurdaki suyun kendiliğinden ağzına yetişmesi için , ellerini çukurun kenarına koyan ve halbuki su ağzına yetişmeyen kimsenin isticabesi gibidir.Kafirlerin putlarından isticabeleri dalal u hasardan başka bir şey değildir.(Rad 13/14)
    Yine Allah buyuruyor ki: ‘Allah’tan başka bir ilah iddia edenin , bu davasını isbat için , burhanı yoktur. Onun hesap ve cezası, Rabb indindedir. Kafirler felah bulmazlar’’.(Mü’minun 23/17)

    ihtiyaçlarını karşılamak ve üzüntülerini gidermek için kim Allah’tan başka bir ilaha dua eder ve ölüden yardım dilerse , muhakak yerin ve göğün rabbiyle beraber bir ilah edinmiş olur.

    Allah: ‘‘Benim namazım ibadetim , hal-i hayat ve mematım için ihtiyar ettiğim imanım Rabbe’l Alemin olan Allah içindir. Şeriki olmayan Rabbu’l alemine mahsusutur’’.((Enam 6/162-163)

    ‘‘Rabbin’e namaz kıl ve de kurban et’’.(Kevser 108/3)

    Allah yine şöyle buyuruyor: ‘‘Onlardan(şeytanlardan) korkmayınız; eğer mümin iseniz benden korkunuz’’(Al-i İmran 3/175)

    ‘‘Onlar ancak Allah’tan korkarlar’’(Tevbe 9/18)

    ‘‘O’na itaat edene itaat ediniz(Al-i İmran 3/51) ‘

    Eğer mümin iseniz Allah’a metevekkil olunuz’’.(Maide 5/23)

    Tevhid’e gelince , o resullerin dininin temelidir. İnsanların davet ettikleri ilk şeydir. Yalnızca Allah’tan yardım dileyin ve ibadette ihlaslı olan , kendisine farz kılanı yapan yapan kimse bizim Müslüman kardeşimizdir. Onun lehine olan şey bizim de lehimize, aleyhine olan şey bizimde aleyhimize olur.

    Bu hususa dikkat etmeyen şirkini meydana koyar . Biz onu küfre nisbete der ve Allah’ın şu ayetinde emrettiği gibi onunla savaşırız:

    ‘‘Ey müminler ! Şirk ortadan kalkıp din-i İslam ‘dan başka din kalmayıncaya kadar kafirlerle mukatele et!’’ (Enfal8/39)

    Biz namaz kılmayı, emrimiz altında bulunan tebamızın tam***** gerekli görürüz. Zekat vermeyi ve sure-i Bera’da zikredilen şer’i ihtiyaçlara mutakıp olarak sarf etmeyi, Ramazan orucunu tutmayı ve Beytullah el-Haram’ı haccetmeyi emrederiz. Allah’ın faziletini, cömertliğini ve hakkaniyetini bilmeyi emrederiz. Zina hırsızlık içki içmek , esrar ve ona benzeyen kötülüklerden ve haksız yere insanların mallarını yemekten nehyederiz. Ve ihdas edilen kötü bidatleri ortadan kaldırırız. Biz itikada sahabe ve tabiınden oluşan selef-i Salih ve doğru akide üzereyiz. Allah kendisini kitabında vasettiği şekilde ve Resulünün lisanı üzere teşbih, temsil, tahrif ve ta’tilden ari olarak vasfeder ve onun için her türlü eksiklikten münezzeh olduğunu ikrar ederiz . Sıfatlardan Allah’ın kendisi için isbat ettiğini isbat eder, mahlukata benziyenleri ondan nefyederiz. Ehl-i İslam ‘dan hiç kimseyi günahları sebebiyle küfre nisbete etmeyiz. Allah’ı ve Resulünü inkar etmeyiz. Bir kimse Allah’a ortak koşar ihtiyaçlarını karşılamak , meşakkatlerini gidermek ve üzüntülerini izale için Allah’tan gayrısından yardım isterse Allah’ın müşriklerden ve dinin kurallarını terke edenlerden savaşılması emrettiği kimselerle savaşırız.

    Allah şöyle buyuruyor: ‘‘Ahidlerini nakzeden müşrikleri her nerde bulursanız katl, esir ve muhasara ediniz ve etrafa dağılmamaları için yollarını bekleyiniz.Şirkten tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse onlara taarruz etmeyiniz’’.(Tevbe9/5)

    Sahihayn’da Peygamber şöyle buyuruyor: ‘‘İnsanlarla Allah’tan başka ilah olmadığına , Muhammed’in Allah’ın resulu olduğuna şehadet edinceye , namaz kılıncaya ve zekatı verinceye kadar savaşmakla emronuldum. Bunları yapanlara kanlarını ve mallarını benden korurlar Diğer hesapları ise Allah’a aittir’’

    Resulullah (S.A.S ) himaye etmeyi İslam dininin iki temeli olan iki şeyin şahitliğine ve namaz ve zekattan oluşan vecibelerin yerine getirilmesine bağımlı kıldı. Kim bu vecibeleri yerine getirmese kanı ve malı koruma altında olmaz . Kimde bunları yerine getirirse o da Allah’a teslim olmuştur. Müslümanlar için söz konusu olan her şey onun içinde söz konusudur.. Bu da zikrettiğimiz gibi üzerinde olduğumuz gerçekliktir. Biz insanları ona çağırıyoruz ve bu din için bize hidayet edene hamdediyoruz ve Peygamberlerin efendisinin sünetini örnek almakla bizi donattı . ve sen Allah’ın koruması ve himayesi altındasın. Amin

    Hamd kendisine itaat ederek boyun eğeni aziz kılan , emrine itaat etmeyeni ve ehli ta’ati onun rızasıyla amel etmek için muvaffak kılana isyan edeni rezil rüsvay eden ve kazasıyla takdir ettiği masiyet ehli üzerine tahakkuk eden Allah’tır. Allah’dan başka ilah olmadığına şehadet ederim bizim için ondan başka ilah yoktur. Ancak ona ibadet ederiz. Muhammed onun kulu ve resuludür. Suud bin Abdulaziz’den Şam veziri Cenab-ı Hz. Yusuf Paşa’ya. Selam hidayete tabi olanlar üzerinedir. İmdi seni ortağı olmayan tek Allah’a davet ediyorum: Peygamberimizin dediği gibi: ‘‘müslüman ol selamet bul. Allah sana ecrini iki defa versin’’Allah tebarek ve Te’ala Muhammed’i gönderdi ve dini onun lisanı üzere kemala erdirdi.

    Allah kitabında ‘‘Resule itaat eden Allah’a itaat etmiş olur’’(Nisa 4/80)

    gerçeğini haber verdi. Nebi’nin davet ettiği ilk şey ortağı olmayan tek Allah’a ibadet etmek ve O’ndan başkasına ibadeti terk etmektir.

    Allah şöyle buyuruyor: ‘‘Her ümmete peygamber gönderdik. Allah’a ibadet ve şeytandan münacebet ediniz! Dedik’’(Nahl 16/36)

    Yine Allah şöyle buyuruyor: ‘‘Ya Muhammed! Senden evvel hiçbir peygamber göndermedik ki, O’na :Benden başka ilah yoktur, münhasıran bana ibadet ediniz! Diye vahyetmeyelim’’.(Enbiya 21/25)

    ‘‘Senden evvel gönderdiğimiz peygamberlerin ümmetlerinden sual et. Biz onlara Rahman’dan başka ilahlara ibadet etmelerini emrettik mi?’’(Zuhruf 43/45)

    ‘‘Allah’dan başka hiç kimse onlara herhangi bir şekilde icabet etmez ‘’. (Yusuf 13/14)

    ‘‘Allah’tan başkasına tapandan daha azgın kimdir?’’.(Ahkaf 46/5)

    ‘‘Çünkü bu kimse Allah’ı bırakıp kendine zarar ve nef’i olmayan şeye ibadet eder; bu ise haktan uzak daladir. O kimse zararı za’m ettiği nef’i olmayan şeye icabet eder; bu ise haktan uzak dalaldir. O kimse zararı za’m ettiği nef’i olmayan şeye ibadet eder. Billah! Tapılan da kötü, tapanda kötüdür’’.(Hac 22/12-13) ‘‘

    Allah’a şirk koşanı, Allah cennetinden mahrum etti; onun me’vası ateş-i cahimdir’’(Maide 5/72)

    ‘‘Allah kendisine şirk koşmayı yargılamaz; şirkin dışındaki günahları dilediği kimse için yargılar’’(Nisa 4/116)

    Allah resulüne itaati emretti. Din Allah’ın ve Resulü’nün emrine ittiba etmeye mebnidir. Bu iki asılda (ihlas ve ona tabi olma) bizimle insanlar arasındaki ihtilafların birincisi şirkin nefyi, ikinciside bidatlerin nefyidir. Allah şöyle buyuruyor:

    ‘‘Rabb’e mülaki olmak arzu eden amal-i salihada bulunsun ve ibadette Rabb’e kimseyi işrak etmesin’’ ( Kehf 18/110)

    Allah’ın kitabı nezdinde , ihtilaflı durumda olanlar çerçevesinde bu tartışmanın tafsilatı şudur: Biz insanları dine raptolmaya çağırıyoruz. Buda Allah’a samimiyetle ibadet etme , farz kıldıklarını yerine getirme , şirki ve ona tabi her türlü kötülüğü nefy etme tarzında , Muhammed(s.a.v)’in , insanları davet ettiği Allah’ın kitabı ve dinin aslı hususundadır. Bu da tafsilat açısından yeter. Muhakkak Allah’ın hidayet etmesi bir hayırdır. Bu ise seni hazırlar. Böylece dünya ve ahiret saadetini kazanmış olursun. Size ancak Allah’ın vacip kıldığı ve sizin batıl olarak tasdik ettiğiniz şeyler yasaktır. Muhakkak iş size müşkil geldi ve münazara talep ettiniz. Bizde bunu muvafık gördük ve sizinle münazarada bulunduk. Ne varki uygun gördüğünüz şekilde kabul ettiniz. Ancak bize göre münazara ; şayet Allah’a karşı küfrü reddeder, hidayet yerine dalaleti seçerseniz hadise Allah’ın şu ayette:

    ‘‘(Onlar) i’raz ederlerse sizden ayrı düşmüş olurlar . ‘‘Allah sana kifayet ve seni onlardan sıyanet etti Allah semi’u alimdir’’(Bakara 2/137)

    ‘‘Ey kıyamet gününün maliki ya Allah, münhasıran sana ibadet eder ve münhasıran senden yardım dileriz!(Fatiha 1/4-5)

    ‘‘O ne güzel mevla ve ne güzel nasirdir!’’(Enfal 8/40)

    buyurduğu gibi deriz.


    Gördüğünüz üzre İSLAM' en büyük temsilcilerini EVLİYALAR, TÜRBELER, edinmeleri, Bu türbelerde ibadet ve adaklar adamaları vs.vs.vs.... gibi ŞİRK ihtiva eden eylemleri sebebiyle yani İSLAM ile alakası olmayan şeyler yaptıklarını ve TEVHİD e davet var bu tarihi vesikada..

    Allah Allah ya bu araplar bizi sırtımızdan vurmamışmıydı.. oysa sırttan vurmak böyle değil güvenilen bir grubun beklenmedik bir anda zor duruma düşen kardeşine içinde bulunduğu sıkıntılı dönemden faydalanıp kendi çıkarına kardeşini aldatması düşaman ile işbirliği yapması değilmi...?

    Birisi yalan söylüyor acaba kim ...?

    TARİHİ GERÇEKLER mi...?

    YUKARDAKİ GİBİ yazılar yaznlarmı...?

  9. #9
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    TARİHİ BELGELER iLE DEVAM EDELİM;

    1.DÜNYA SAVAŞI YILLARI

    Sultan II. Abdulahmidin bu konu ile ilgili çok acı hatıraları nakledilir.Japon İmparatorluk ailesine mensup bir Prens, kendisini ziyarete gelir. İmparatorundan özel bir mektup getirir. Ondan İslam dininin muhtevasını, iman esaslarını, gayesini, felsefesini, ibadet kaidelerini açıklayacak güçte bir dînî ilmî heyet ister. Sultan, Japonyada İslamın yayılması için maddi sahada mümkün olan her şeyi yapar ama İmparatorun istediği dinî-ilmî heyeti gönderemez. O, Sultanın içinde hicran olmuş bir hatıradır. Bunun sebebini şu cümlelerle ifade eder: Düşündüm ki, Japon İmparatorunun istediği müslüman din âlimleri kendi ülkemizde olsa ve onları ben bulabilseydim Japonlardan evvel kendi milletimin ve halife olarak İslam âleminin istifadesini temin ederdim. Sultana göre o alimlerin ilmî kudretleri kadar dünyayı algılama tarzları da İslamın geleceği üzerinde bu kadar büyük etki yapacak bir konuyu ele almaya ve sonuçlandırmaya müsait değildir. O, bunun sebebini şöyle açıklar: Japon İmparatorunun istediği müslüman din alimlerini yetiştirecek feyyaz menbâlar da artk mevcut değildi. Medreselerimiz birer ilim-irfan kaynağı olmaktan mahrumdu..

    a- Sultan Reşadın savaş ilanı ile ilgili beyannâmesinin son bölümünde yer alan ifadeler: Hak ve adl bizde zulüm ve udvan düşmanlarımızda olduğundan düşmanlarımızı kahretmek içün Cenabı âdili mutlakın inâyeti samadâniyesi ve Peygamberi zîşânımızın imdâdı maneviyesinin bize yâr u yaver olacağında şüphe yoktur. Bu ifadeyi şöyle sadeleştirebiliriz: Biz haklı ve dürüst, düşmanlarımız ise zalim ve saldırgan olduğundan düşmanlarımızı yere sermek için adaleti şaşmaz olan Allahın yüce desteğinin ve şanlı Peygamberimizin manevi yardımının bize yar ve yardımcı olacağında şüphe yoktur...

    b-Başkumandan vekili Enver Paşanın beyannamesi şu ifadelerle başlamaktadır: Allahın inayeti, Peygamberimizin imdâdı ruhâniyesi ve mübarek Padişahımızın hayır duasıyla ordumuz düşmanlarımızı kahredecekdir. Beyannâmenin orta kısımda şu ifadeler vardır: Hepimiz düşünmeliyiz ki, başımızın ucunda peygamberimizin ve sahabei güzîn efendilerimizin ruhları uçuyor. Bu ifadeler şöyle sadeleştirilebilir: Allahın desteği, Peygamberimizin ruhânî yardımı ve mübarek Padişahımızın hayır duasıyla ordumuz düşmanlarımızı yere serecektir. Hepimiz düşünmeliyiz ki, başımızın ucunda Peygamberimizin ve onun seçkin arkadaşlarının ruhları uçuyor..

    c- İslam ülkelerini cihada davet beyannamesi: Bu beyanname Meclisi Alii İlmî Yüksek ilim Kurulu tarafından hazırlanmış ve Halife sıfatıyla Sultan Reşad tarafından imzalanmıştır. Beyannamenin altında en üst seviyeden toplam 34 alimin imzası da vardır. Bunların arasında üçü eski birisi görevde olmak üzere dört şeyhülislam ve Fetva Emini Ali Haydar Efendi de vardır. Beyannamenin dördüncü paragrafı şu ifadelerle bitmektedir: Dîni mübîni ilâhîsi n***** cihada şitâbân olan müslimîni her bir hususta mazharı fevz ve nusret buyuracağı inâyet ve eltâfı celîlei samâdânîden mevûd ve şeriatı garrâyı Ahmediyenin ilâyı şânı içün fedâyı cân ve mal eyleyen ümmeti nâciyesine zahîr ve destgîr olmak içün ruhâniyeti mukaddesei nebeviyye hazır ve mevcuddur. Beyannâmenin son paragrafı da şöyledir: Ey mücâhidîni İslâm Cenabı Hakkın nusret ve inâyeti ve Nebiyyi muhteremimizin mededi ruhâniyetiyle adâyı dîni kahr ve tedmîr ve kulûbi müslimîni sermedî seâdetlerle tesrîr eylemeniz vadı celîli İlâhî ile müeyyed ve mübeşşerdir. Bu ifadeleri şu şekilde sadeleştirebiliriz: Allahın açık dini adına hızla savaşa çıkan müslümanları her konuda başarılı kılıp yardım edeceğine onun yüce lutuflarıyla söz verilmiştir. Hz. Ahmedin aydınlık şeriatını yüceltmek için canını ve malını feda eden ümmeti nâciyesine arka çıkıp elinden tutmak için Hz. Peygamberin muhakaddes ruhu hazır ve mevcuttur. Ey İslam mücahitleri Allah teâlânın yardımı ve desteği, muhterem Peygamberimizin ruhaniyetinin yardımı ile din düşmanlarını yere serip yok etmeniz ve müslümanların kalplerini sonsuz mutluluklarla sevindirmeniz Yüce Allahın verdiği söz ile teyid edilmiş ve müjdelenmiştir.


    OYSA GERÇEKLER İSLAMIN GERÇEKLERİ BAKALIM NASIL...?


    Eğer Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve onun seçkin arkadaşları hayatta olsaydı elbette bundan çok memnun olur ve müslümanların başarısı için ellerinden gelen her şeyi yaparlardı. Ama artık onlar ölmüşlerdir. Bizim yapmamız gereken, kendi hayallerimize göre davranmayı bırakıp Hz. Muhammedin getirdiği Kuranı Kerime uymaktır.

    Allah Teâlâ kendinden başkasının yardıma çağrılmasını Kuranda şirk saymış ve kesinkes yasaklamıştır.


    İşte böyle. Kuşkusuz Allah haktır ve Ondan başkasını çağırmanız ise batıldır. (Hac 22/62)

    Zaten Allahtan başka yardıma çağrılan kim olursa olsun onun hiçbir şeye gücü yetmez. İşte Rabbiniz olan Allah, hakimiyet onundur. Ondan başka çağırdıklarınız bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. Onları çağırsanız, çağrınızı işitmezler işitmiş olsalar bile size karşılık veremezler kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı tanımazlar. Hiç kimse sana, her şeyi bilen Allah gibi, haber vermez. (Fatır 35/13-14)


    Allahtan başkasını olağan dışı yollarla yardıma çağırmak şirktir. Allah böylelerine yardım etmez.


    İnananlar ve imanlarını şirkle bulandırmayanlar var ya işte güven onların hakkıdır doğru yolu tutturanlar da onlardır. (Enam 6/82)

    Birinci Dünya Savaşında müslümanlarla savaşan İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar da zafer için Allaha dua etmiyorlar mıydı sanki.
    Ama onlar, hırıstiyan oldukları için Allahın yanında Hz. İsayı da yardıma çağırıyorlardı. Öyleyse müslümanlarla onların ne farkı kaldı? Üstelik onların elindeki kitap bozulmuş, müslümanların Kuranı hiç bozulmamıştır. Hem Kurana göre Allahtan başkasını yardıma çağırmak, doğru yola girmişken geriye çevrilmek ve açık arazide şaşkına dönmektir.

    De ki: Allahın berisinden bize ne bir fayda ne de zarar verecek olanı çağıralım da Allah bizi doğru yola sokmuşken ökçelerimiz üzerine geri çevirilmiş mi olalım? Tıpkı şeytanların açık araziye çektikleri şaşkın kimse gibi mi? Hem onu, Bize gel. diye doğru yola çağıran arkadaşları da olmuş olsun. Onlara de ki, Doğru yol ancak Allahın yoludur. Bize verilmiş emir alemlerin Rabbine teslim olmamız içindir. (Enam 6/71)

  10. #10
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Türkler kadar mucize yaratabilmiş bir millet daha yoktur
    Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah'a andiçtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız? (6/109)

    Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin (bakalım) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. (10/20)

    Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkânı yoktur. Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır. (13/38)

    Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır. (26/4)



    Kullandığımız cümleler aklımızın önüne geçmesin...!!!!!

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Türk ordusu Türk milletinin şerefidir
    meridyen2 Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-08-2010, 08:18 PM
  2. Türk Ordusu ve Türk Askeri ile ilgili düşünceleri
    simqe Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-04-2010, 04:08 PM
  3. Türk'ün Türk'ten başka dostu vardır dedirten o tarihi olay
    YukseLL Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-08-2009, 12:00 PM
  4. beni terk eden bir arkadaşım var.
    wortex Tarafından Dert Köşesi (güzin abla) Foruma
    Yorum: 17
    Son mesaj: 22-10-2008, 09:07 PM
  5. Türk erkeklerini teşhir eden Rus sitesi 'hack'lendi
    YukseLL Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-02-2008, 06:49 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık