Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

evrim çarpıtması

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Sohbet Forumunda Bulunan evrim çarpıtması Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Evrimin Teorisinin Çöküşü (The Collapse of the Theory of Evolution) Evrim teorisinin iddiasına göre, fosfor, karbon gibi bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914

    evrim çarpıtması

    Evrimin Teorisinin Çöküşü (The Collapse of the Theory of Evolution)

    Evrim teorisinin iddiasına göre, fosfor, karbon gibi bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, bilgisiz ve cansız atomlar tesadüfler sonucunda biraraya gelmişler, yıldırımlar, volkanlar, ultraviyole ışınları, radyasyon gibi doğal olaylar sonucunda kendilerini kusursuzca organize ederek proteinleri, hücreleri, balıkları, kedileri, tavşanları, aslanları, kuşları, insanları ve tüm canlılığı meydana getirmişlerdir.
    Tesadüfleri yaratıcı bir ilah kabul eden evrim teorisinin temel iddiası budur. Böyle bir iddiaya inanmak ise akla, mantığa ve bilime karşıdır.

    Doğal Seleksiyon Canlılardaki Karmaşık Yapıların Nasıl Meydana Geldiğini açıklayamaz

    Evrim teorisi, yaşadıkları ortama en iyi uyum sağlayan canlıların daha çok yaşama ve çoğalma imkanı bulduklarını ve bu şekilde faydalı özelliklerini sonraki nesillere aktarabildiklerini, türlerin bu "mekanizma"yla evrimleştiğini iddia etmektedir.
    Oysa doğal seleksiyon olarak bilinen söz konusu mekanizma, canlıları evrimleştirmez, onlara yeni özellikler kazandıramaz. Sadece bir canlı türüne ait özellikleri güçlendirebilir.
    Örneğin bir bölgede yaşayan tavşanlardan hızlı koşanlar hayatta kalır, diğerleri ise ölürler. Birkaç nesil sonra bu bölgedeki tavşanlar daha hızlı koşan bireylerden oluşur. Ancak, hiçbir zaman bu tavşanlar başka bir canlı türüne (örneğin tazılara veya tilkilere) evrimleşmezler.

    Sanayi Devrimi Güveleri Doğal Seleksiyonla Evrime Delil Değildir

    Evrim teorisinin tüm dünya çapında en çok tekrar edilen sözde 'delil'lerinin başında, 19. yüzyıl İngilteresi'nde gerçekleşen sanayi devrimi sırasındaki güve popülasyonu gelir. İddiaya göre sanayi devrimindeki hava kirliliği ağaç kabuklarının rengini koyulaştırmış, bu nedenle koyu renkli güveler daha kolay kamufle olarak avcı kuşlardan korunmuş ve sonuçta koyu renkli güvelerin nüfusu artmıştır. Ama bu bir evrim değildir, çünkü yeni bir güve türü ortaya çıkmamış, sadece zaten var olan türlerin nüfus oranı değişmiştir. Bunun dışında, güvelerle ilgili bu iddianın dayandırıldığı hikayenin de doğru olmadığı ortaya çıkmıştır: Güveleri ağaçlar üzerine konmuş olarak gösteren ünlü fotoğrafların sahte olduğu ve iddia edildiği gibi bir "endüstriyel melanizm"in (endüstriyel kirlilik nedeniyle rengin koyulaşması) hiçbir zaman yaşanmadığı anlaşılmıştır.

    Deprem, Bir Şehri Nasıl Geliştiremezse,Mutasyonlar da Canlıları Geliştiremezler

    Mutasyonlar, insan vücuduna dair tüm bilgilerin şifreli olduğu DNA üzerindeki rastlantısal değişikliklerdir. Mutasyonlara radyasyon, kimyasallar gibi etkenler neden olur. Evrimciler, mutasyonların canlıları evrimleştirdiğini öne sürerler. Oysa mutasyonlar canlılara daima zarar verirler, onları geliştirmezler, onlara yeni özellikler (örneğin kanat, akciğer gibi organlar) kazandıramazlar. Onları ya öldürür ya da sakat bırakırlar. Mutasyonların bir canlıyı geliştirdiğini, ona yeni özellikler kazandırdığını iddia etmek, bir depremin bir şehri daha gelişmiş ve modern bir hale getirdiğini, veya bir bilgisayara çekiçle vurulduğunda bir üst modelinin ortaya çıkacağını iddia etmeye benzer. Nitekim gözlemlenmiş hiçbir mutasyonun genetik bilgiyi artırdığı görülmemiştir.
    Konu kapkale tarafından (26-09-2010 Saat 01:10 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Herşeyin yaratıcısı vardır. Yaratıcıda birdir. Aynı harflerin kelimelerin başlangıcının bir olduğu gibi. Meyvelerin veya başka şeyler. Başlangıcı olmayan şey yoktur. Dediğim gibi nesneler dahil. Mesela rakam sada sayıların hepsi birer sayı yada rakamdır. Hepsi BİR den oluşmuştur. BİR olmayan birşey yoktur.

    Birden fazla yaratıcı olmamazda. Çünkü sonsuz olsa başlangıcı olmalıdır. Nesne öğrenindeki gibi. Sayılı olsa hepsi yukarıda bahsettiğim gibi birdir.

    Herşeyin başlangıcı veya toplamı birdir. Başkada birşey değildir.

    Maddenin tesadüf olmasıda inanıyorsa insan; nasip etmiyorsa demek Allah nasip etmiyor demektir. İnanmıyorlar demek ki. İnanmıyorlarsa şu haliyle haketmiyorlar demektir. Büyük bir noksanlık.

    Allah'ıma şükür şu halimle inanıyorum. Büyük bir lütuf.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Ortaçağdan beri inanılan ((spontane jenerasyon ))adlı yanlış bir teori cansız maddelerin tesadüfen biraraya gelip, canlı bir varlık oluşturabileceklerini öngörüyordu. 18. yüzyıla dek böceklerin yemek artıklarından, farelerin de buğdaydan oluştuğu yaygın bir düşünceydi. Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabını yazdığı 19 yüzyılda ise, bakterilerin cansız maddeden oluşabildikleri inancı, bilim dünyasında yaygın bir kabul görüyordu
    Oysa Darwin'in kitabının yayınlanmasından beş yıl sonra, ünlü Fransız biyolog Louis Pasteur, evrime temel oluşturan bu inancı kesin olarak çürüttü. Pasteur yaptığı uzun çalışma ve deneyler sonucunda vardığı sonucu şöyle özetlemişti Cansız maddelerin hayat oluşturabileceği iddiası artık kesin olarak tarihe gömülmüştür
    Bu gerçek, yeryüzünde yaşamın kendiliğinden oluşmadığını ancak mucizevi bir yaratılışla başladığını da bir kez daha göstermiş oluyordu.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Evrim teorisi, bir türün bir başka türe dönüşmesinin ilkelden (basitten) karmaşığa doğru, yavaş ve aşamalı olduğunu iddia eder. Bu iddiaya göre, bu dönüşüm sırasında "ara geçiş formu" adı verilen ucube canlıların yaşamış olması gerekir. Örneğin, balık özelliklerini hala taşımasına rağmen, bir yandan da bazı sürüngen özellikleri kazanmış olan yarı balık yarı sürüngenler, yarı maymun yarı insanlar, yarı sürüngen yarı kuş canlılar yaşamış olmalıdır geçmişte. Eğer gerçekten bu tür canlılar yaşamışlarsa, bunların kalıntılarına da fosil kayıtlarında rastlanması gerekir. Oysa, yıllardır büyük bir hırsla aranan bu ara geçiş formlarından eser yoktur.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Evrim teorisinin temel iddiası olan kademeli gelişim iddiasını basite indirgenemez kompleks biyolojik yapılar tamamen çürütür.
    Canlı vücutları birbirlerinden bağımsız görünen fakat amaç birliği içeren sayısız basite indirgenemez kompleks sistemler içe-rir.
    Örneği göz basite indirgenemez kompleks bir organdır. Fakat eğer sinir sistemi ve beyin olmazsa bu organ bütünselliğiyle var olsa bile tek başına bir işe yaramaz. Bu arada beyin ve sinir sis-teminin de basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünselli-ğinde olduklarını hatırlatalım.
    Göz, sinir sistemi ve beynin olmasıyla görme olayı gerçekle-şir, amaca ulaşılmıştır ama canlılıkta bu tür hayati fonksiyonların devamlılığı söz konusudur. Kısa süreli oluşumlar pek işe yara-maz. Gözün, sinir sisteminin ve beynin acilen oksijene ardından da besine ihtiyacı vardır. Eğer bu ihtiyaçları karşılanmazsa birkaç dakika içinde yok olacaklardır. Bu nedenler bu sistemler toplulu-ğuna acilen dolaşım, solunum ve sindirim sistemlerinin eksiksiz devreye girmelerini gerektirir.
    Fakat bu sistemlerinde eksiksiz devreye girmeleri yaşamın bir sürede olsa devamlığına yetmez. Bütün bunlara ilaveten ve za-man kaybetmeden boşaltım, savunma sistemlerinin devreye gir-mesi ve bu arada vücudu bir kılıf içine alıp koruyan aynı zaman-da dokunma gibi hayati bir duyguyu oluşturan derinin ve diğer duyu organlarının eksiksiz oluşması gerekir.
    Bütün bu yazdıklarımız yaşamsal fonksiyonların sağlıklı ve eksiksiz işlemesi içinde geçerlidir. Canlı biraz gelişince bütün bunlara apayrı bir basite indirgenemez kompleks sistemlerin bü-tünselliğini arz eden üreme sistemlerini de ilave etmek gereke-cektir. Aksi halde canlı neslini devam ettiremez ve kısa sürede ortadan kaybolur.
    Okuyucunun hemen dikkatini çekeceği gibi bütün bunlar ba-site indirgenemez kompleks sistemlerin bütünselliğinde olan or-ganlardır. Eksik, yarım, az gelişmiş, fonksiyonlarını eksiksiz yeri-ne getiremeyen organlar canlının işine yaramaz. Solunum, sindi-rim, dolaşım, savunma, boşaltım ya da sinir sistemlerinden biri-nin bulunmaması; eksik, yarım az gelişmiş olması o canlının mutlak ölümü, yok olması anl***** gelir. Bu nedenle organlar eksiksiz, mükemmel ve aynı anda var olmak zorundadırlar. Ka-demeli gelişim mümkün değildir.
    Bu gerçeği bazı evrim teorisi savunucuları da dahil olmak üzere pek çok bilim adamı görmekte ve itiraf etmektedirler.
    Bilimsel kanıtlara dayanan bu itiraflar bir Yaratıcının varlığını göstermektedir ama bu itiraflarda bulunan kimi bilim insanları garip bir çarpıtmayla konuyu bilim dışına taşımaya gayret etmek-te, Yaratıcının vasıflarını bilim yoluyla öğrenemeyiz, bu dinin ala-nına girer demektir. Bilimsel kanıtların ortaya koyduğu bir gerçek nasıl bilim dışına itilebilir?
    Bir yaratıcı iradenin var olduğunun bilimsel gerçek olması dogmatikliğe kaçan evrim teorisi taraftarlarınca kabul edilmek istenmez. Evrim teorisi taraftarları için bilimsel kanıtlar kesin bir dille varlığını onaylasa dahi bir Yaratıcının var olduğunu inanmak bilim dışıdır ve dogmatik bir inanıştır. Bilimin kesin bir dille onay-ladığı bir gerçek nasıl bilim dışı dogmatik bir inanış olabilir?
    Fakat gelişen teknolojinin paralelinde büyüyen bilimce ortaya konulan genetik mikrobiyoloji biyomatematik gibi yeni bilim dalları bu varsayımları tamamen çürütmüştür.
    Atmış yaşlarına kadar koyu bir evrimci ve ateist bir felsefeci olan ancak daha sonra gerçekleri gören Malcolm Muggeridge evrim teorisinin yakın gelecekte düşeceği durumu şöyle açıkla-maktadır:
    -Ben kendim, evrim teorisinin, özellikle uygulandığı alan-larda, geleceğin tarih kitaplarındaki en büyük espri malze-melerinden biri olacağına ikna oldum. Gelecek kuşak, bu kadar çürük ve belirsiz bir hipotezin inanılmaz bir saflıkla kabul edilmesini hayretle karşılayacaktır.
    Ünlü İngiliz astronom Sir Fred Hoyle şu yorumu yapar:
    -Aslında, yaşamın akıl sahibi bir varlık tarafından mey-dana getirildiği o kadar açıktır ki, insan bu açık gerçeğin ne-den yaygın olarak kabul edilmediğini merak etmektedir. Ka-bul edilmemesinin nedeni, bilimsel değil, psikolojiktir.
    En koyu evrim teorisi savunucuları bile zaman, zaman gör-dükleri gerçekler karşısında şaşkınlık ve tereddüt içinde bocala-makta fakat içine düştükleri koyu taassuptan kurtulamamaktadır-lar.
    Ünlü bir evrim teorisi taraftarı olan Alman Psikiyatri ve Nöro-loji Profesörü ünlü biyolog Hoïmar von Ditfurth buna bir örnek olup Dinozorların Sessiz Gecesi isimli kitabında şunları yazmak-tadır.
    -Salt rastlantı sonucu ortaya çıkmış böyle bir uyum, ger-çekten de mümkün müdür? Bu, bütün biyolojik evrimin en temel sorusudur. Modern doğa biliminden yana olan bir kimse, bu soruya evet yanıtını verme ötesinde bir seçeneğe sahip değildir. Çünkü doğa olaylarını anlaşılır yollardan açıklamayı kendisine hedef kılmış, bunları, doğaüstü müda-halenin yardımına başvurmadan doğruca doğa yasalarına dayanarak türetmeyi amaçlamıştır.
    Hoimar Von Ditfurth modern doğa biliminden yana olan bir kimse, bu soruya evet yanıtını verme ötesinde bir seçeneğe sa-hip değildir diyerek bilimin tarafsızlığından taassubun taraflılığına bile, bile kaymıştır.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Atmış yaşlarına kadar koyu bir evrimci ve ateist bir felsefeci olan ancak daha sonra gerçekleri gören Malcolm Muggeridge evrim teorisinin yakın gelecekte düşeceği durumu şöyle açıkla-maktadır:
    -Ben kendim, evrim teorisinin, özellikle uygulandığı alan-larda, geleceğin tarih kitaplarındaki en büyük espri malze-melerinden biri olacağına ikna oldum. Gelecek kuşak, bu kadar çürük ve belirsiz bir hipotezin inanılmaz bir saflıkla kabul edilmesini hayretle karşılayacaktır.
    Ünlü İngiliz astronom Sir Fred Hoyle şu yorumu yapar:
    -Aslında, yaşamın akıl sahibi bir varlık tarafından mey-dana getirildiği o kadar açıktır ki, insan bu açık gerçeğin ne-den yaygın olarak kabul edilmediğini merak etmektedir. Ka-bul edilmemesinin nedeni, bilimsel değil, psikolojiktir.
    En koyu evrim teorisi savunucuları bile zaman, zaman gör-dükleri gerçekler karşısında şaşkınlık ve tereddüt içinde bocala-makta fakat içine düştükleri koyu taassuptan kurtulamamaktadır-lar.
    Ünlü bir evrim teorisi taraftarı olan Alman Psikiyatri ve Nöro-loji Profesörü ünlü biyolog Hoïmar von Ditfurth buna bir örnek olup Dinozorların Sessiz Gecesi isimli kitabında şunları yazmak-tadır.
    -Salt rastlantı sonucu ortaya çıkmış böyle bir uyum, ger-çekten de mümkün müdür? Bu, bütün biyolojik evrimin en temel sorusudur. Modern doğa biliminden yana olan bir kimse, bu soruya evet yanıtını verme ötesinde bir seçeneğe sahip değildir. Çünkü doğa olaylarını anlaşılır yollardan açıklamayı kendisine hedef kılmış, bunları, doğaüstü müda-halenin yardımına başvurmadan doğruca doğa yasalarına dayanarak türetmeyi amaçlamıştır.
    Hoimar Von Ditfurth modern doğa biliminden yana olan bir kimse, bu soruya evet yanıtını verme ötesinde bir seçeneğe sa-hip değildir diyerek bilimin tarafsızlığından taassubun taraflılığına bile, bile kaymıştır.

    Darwin'nin öğrencileri tarafından bile sorgulanıp çürütülmüş bir teori evrim
    Bir çok bilim adamının da sölediği gibi komik , çürük ve anlamsız bir teori olmaktan öteye geçememiştir...

    1990 yılında ölmüş olan Malcolm Muggeridge 'nin gelecekten bahsederken şöyle dediğini okuyoruz;

    Gelecek kuşak, bu kadar çürük ve belirsiz bir hipotezin inanılmaz bir saflıkla kabul edilmesini hayretle karşılayacaktır
    (ki bu gelecek ne kadar sonra bilmiyorum ama umarım yakındır((: )

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Vücudumuzda Bir Enerji Santrali Kurmayı Şuursuz Atomlar mı Düşünüp Tasarlamışlardır?

    Milimetrenin 100'de biri büyüklüğünde olan hücrelerimizin içindeki "mitokondri" isimli enerji santrali, bir petrol rafinerisinden ya da bir hidroelektrik santralinden daha komplekstir. Binlerce mühendisin, teknik uzmanın, işçinin, tasarımcının biraraya gelerek, en yüksek teknolojiyi kullanarak sağladıkları enerjiyi, belirli sayıda atomun birleşmesinden oluşan, şuur ve bilgi sahibi olmayan hücrelerimiz çok daha ekonomik ve pratik bir yöntemle elde ederler.
    Hücrelerimizdeki enerji santralinde, enerji tasarrufundan artık maddelerin değerlendirilmesine kadar her türlü detay planlanmış ve kusursuzca yaratılmıştır. Evrim teorisi, hücrenin içindeki bu gibi detaylardan bir tanesinin bile oluşumunu açıklamaktan acizdir.

    DNA'daki 25 Ciltlik Ansiklopedi Dolusu Bilgi Tesadüfen Ortaya Çıkamaz (The Equivalent of 25 Encyclopedic Volumes of Information Contained in DNA Cannot Have Emerged by Chance)

    İnsanın tek bir DNA molekülünde bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak bilgi bulunmaktadır. Bu bilgilerin tamamı çok önemli bir sıralamaya sahiptir. Şimdi düşünün, milyonlarca harfi rastgele caddeye serpsek, serpilen bu harflerin hepsi bir makale haline dönüşse, sonra bu milyonlarca harf gazete sayfasındakiler gibi yazılar oluştursa, bunun kör bir tesadüf eseri olduğunu söylemek mümkün müdür? Elbette ki hayır. Ancak Darwinist anlayışa göre bu olağanüstü olayın tesadüfen gerçekleşmesi mümkündür.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Hoimar Von Ditfurth modern doğa biliminden yana olan bir kimse, bu soruya evet yanıtını verme ötesinde bir seçeneğe sa-hip değildir diyerek bilimin tarafsızlığından taassubun taraflılığına bile, bile kaymıştır.
    Evrimi gerçekleşmesi imkânsız bir süreç olarak görmekte bu gerçeğin bilimsel delillerle kanıtlandığını bilmektedir ama varoluş sorusunun diğer yanıtı olan Yaratılışı kabul etmemek için evrimi savunmak mecburiyetinde kaldığını itiraf etmektedir. Bu evrim mantığının en belirgin özelliğidir.
    Bir bilim adamının bilimsel kanıtların gösterdiği gerçekleri ret edip kanıtsızlığı kanıt olarak kullanan, nice yıllardır ancak suni teneffüslerle yaşatılmaya çalışılan, bilimin defalarca ret ve inkâr ettiği bir teoriyi böylesine inatla savunuyor olması gerçekten hem şaşırtıcı hem de ibret vericidir.

Benzer Konular

  1. Evrim Nedir?
    SOSYALİST Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 27-10-2017, 06:50 PM
  2. Evrim Teorileri
    SOSYALİST Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 19-12-2013, 11:44 AM
  3. Evrim komedisi
    ümmi Tarafından Bilim ve Astronomi Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-04-2013, 03:16 AM
  4. ateizm çarpıtması ve islamın evrenselliği
    kapkale Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-10-2010, 05:43 PM
  5. Mutasyonlar ve evrim
    tersinim Tarafından Astronomi Forum'u Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 03-08-2010, 11:13 AM
Yukarı Çık