Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Müslüman uğursuzluğa inanabilir mi?

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Müslüman uğursuzluğa inanabilir mi? Konusununun içerigi kısaca ->> Değişik çağlarda pek çok kişi ve toplumlar, çevre*lerinde gördükleri bir takım eşyalarda, hayvan*larda ve tabiat olaylarında uğursuzluk bulunduğuna inanmışlardır. Çağımızda, ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Müslüman uğursuzluğa inanabilir mi?

    Değişik çağlarda pek çok kişi ve toplumlar, çevre*lerinde gördükleri bir takım eşyalarda, hayvan*larda ve tabiat olaylarında uğursuzluk bulunduğuna inanmışlardır. Çağımızda, bu uğursuzluk anlayışını üzerinden atamamış pek çok insan görülür. Bu tipteki insanlar, uğursuz olarak niteledikleri şeylerden, ken*dilerine bir kötülük veya zarar geleceği inancındadır.

    Hiç bir dinî ve ilmî kaynağı olmayan "uğursuzluk" anlayışına sahip olanlar, hayatlarının her safhasında korku ve endişe içinde bulunurlar. Aslında hiçbir şeyde uğursuzluk yoktur. Uğursuzluk, herkesin ken*dinde, kendi yorumunda ve anlayışındadır. Halk ara*sında sık sık kullanılan; "uğurlu geldi" veya "uğursuz geldi" gibi sözler, birer zan ve kuruntudan ibarettir.

    Dinimizce; bazı yaratıkların, zamanların, yerlerin veya maddelerin uğursuz olduğuna inanmak haram kılınmıştır. Resulullah güzel tefe'ülden hoşlanır, uğur*suz saymaktan hoşlaşmazdı. (Kütübi Sitte Muhtasarı, İbrahim Canan, Akçağ Yayınlan, 17/455)

    Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuş*tur: "İslam'da teşe'üm (uğursuz sayma, kötüye yorma) yoktur; en iyisi tefe'ül (iyiye yorma)dır." (Buhari, Tıb 54)

    "Eşyada uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuz*luk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yok*tur." (Müslim, Selam)

    Peygamberimiz yine bir hadislerinde, çeşitli olay veya eşyaya uğursuzluk atfedilmesini kınayarak, "Sizden biri, hoşlanmadığı bir şeyi gördüğünde; 'Allah'ım, iyilikleri yalnız Sen verir, kötülükleri de yalnız Sen defedersin, Senden başka güç ve kuvvet sahibi yoktur' desin." (Ebu Davud, Tıbb, 24. 5-İlmihal Diyanet Vakfı, 11/149) buyurmuştur

    Mutlak kudret ve tesir sahibi Allah'tır

    İnsanı sebeplere sarılmaktan alıkoyan uğur ve uğur¬suzluk anlayışı, Hz Peygamber'in tebliğ ettiği İslâm'a ters düşmektedir. Çünkü İslâm'da insanın iradesi, gücü ve teşebbüsü sorumluluğun temelini oluşturur. Uğursuzluk inancının yasak kılınmasındaki asıl sebep de buna inanan kişinin, kendi irade ve gücünü inkâr yanında, tesir etmeyi ve yaratmayı Allah'a değil, bizzat uğursuz saydığı varlığa nispet etmesidir. (İlmihal Diyanet Vakfı, 11/149)

    Araplar cahiliyet devrinde, karganın ötüşünü kendileri için uğursuz sayarlardı. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, bu gibi şeylere inanmayı kökünden yıktı ve bunların yarar sağlamada veya zararı defetmede hiçbir tesirleri bulunmadığını açıkladı. Bütün kuvvet ve kudretin tesir ve neticenin de Allah'a ait olduğunu bildirerek en sağlam inancı ortaya koydu.

    "Uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir. (İradesi dışında kalbine uğursuzluk vehmi gelip içinde bazı şeylere karşı nefret duyan) hariç, bizden kimsede bu yoktur. Lakin Allah onu tevekkülle giderir." (Ebu Davud Tıb, 24, 3910; Tirmizi Siyer. 47, - 1614)

    Burada uğursuzluğa inanmak şirk ilân edilmektedir. Alimler, bu durumu şöyle izah ederler; "Bir kimse uğur ya da uğursuz olarak maddelerin kendisine zarar veren, fayda celbeden sesleri olduğuna inanması sebebiyle şirke düşer. Eğer bir de bu inancı mucibiyle amel ederse sanki Allah'a şirk koşmuş olur ve buna şirk-i hafi (gizli şirk) denir.

    Bir de Allah dışında bir şeyin müstakilen (Allahu Zülcelal'in müsadesi olmadan tek başına) zarar ve fayda vereceği itikadına düşerse bu şirk-i celî (açık şirk) olur.

    El-Kâdî der ki: "Resulullah bunu şirk olarak isimlendirdi, çünkü Araplar uğursuz addettikleri şeyi, kötülüğün hasıl olmasına müessir bir sebep biliyorlardı. Esasen esbaba (sebeplere) tesir vermek, şirk-i hafidir. Buna bir cehalet ve kotu ıtikad inzimân edince durumun ne olacağı açıktır. (Kütübi Sitte Muhtasarı, İbrahim Canan, 11/465)

    Müslüman'ın tavrı nasıl olmalıdır?

    Uğursuzluk anlayışına karşı Müslüman'ın tavrı şöyle olmalıdır. Müslüman, Allah ve Resulünün emirlerine uyarak meşru şekilde esbaba tevessül eder; aklın, şeriatın ışığında elinden geleni yapar, neticeyi tevekkülle Allah'a bırakır. Karşısına çıkan olumsuz bir şeyden dolayı, görülen bir varlığa bakarak uğursuzluk anlamı çıkarmaz ve o işini yarım bırakmaz. Müslüman; şunu bunu uğursuz saymayıp işine ve yoluna devam eder ve her halükârda Allah'a dayanıp güvenir. Ancak böylece amaç ve hedefe ulaşabilir.

    Bu hususta Peygamberimize şöyle buyurur: "Bir şeyi uğursuz saydığınız zaman, (işinizi ve yolunuzu bırakmayın) geçip gidin, işinize devam edin ve Allah'a güvenip dayanın." (İbn Adiy.); "Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma) dır. (Uğursuzluk inancı) bir Müslüman'ı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun. (Allahumme la ye'ti bi'l-hasenâti illa ente ve lâ yedfe's seyyiâtı illâ ente velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike.) Yani; "Allah'ım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak Sen def edebilirsin. (İbadet, çalışma korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir." (Ebu Davud, Tıbb 24 - 3919)

    Buradan anlaşılıyor ki; zaman, mekân veya hayvan ve benzeri şeyleri uğursuz sayma anlayışı, İslâm'dan kaynaklanmamıştır. Tersine, bir şeyi uğursuz sayma anlayışı, İslâm şeriatında haram kılınmıştır. Çünkü mutlak fail (her şeyi yapan yaratan, gerçekleştiren ve takdir eden), gerçek müessir yalnız Allah'tır.

    Müslüman, karşılaştığı olayları devamlı hayra yormalıdır. Efendimiz şöyle buyurur: "Ne sirayet (bulaşma) ne de uğur¬suzluk vardır. Benim fe'li salih, güzel bir kelime hoşuma gider." (Buhari, Tıb 44, 54; Müslim, Selam 113, -2224)

    Müslüman, bütün hallerini hayra yoracak ve Allah'tan yardım isteyecektir. Meselâ yola çıkan kimseye ayrılış sırasında "Allah yolunu açık etsin! Allah rast getirsin!" deriz. Çalışan bir kişiye "Kolay gelsin, hayırlı muvaffakiyetler!" deriz. Bu gibi sözler söylemek, hem dua hem nezaket hem de örf ve âdab makamında söylenen, güzel ve yerinde sözlerdir.

    Sonuç olarak...

    Bütün bunlardan sonra şöyle denebilir: Ay ve güneş tutulması, köpek havlaması, baykuş ötmesi, kedi ve köpeğin yoldan yürüyen bir kişinin önünden geçmesi, merdiven altından geçmek, on üç rakamı, salı günü işe başlamak veya yola çıkmak, gece aynaya bakmak veya tırnak kesmek vb. gibi çok şeyde uğursuzluk bulunduğuna inanmak, batıldır.

    Zira böyle şeylerde, ne iyilik ne de kötülük vardır. Bir eşyayı bir olayı mutlaka bir şeye yormak gerekiyorsa Peygamber Efendimizin tavsiyesi doğrultusunda, iyiye yormak icap eder. (Şamil İslâm Ansiklopedisi Uğursuzluk Maddesi)

    Okuduğunuz Hasan Çalışkan'ın Uğursuzluğa İnanmak Batıldır makalesi, bu ay bayilerde satılmakta olan Gülistan Dergisinin Eylül 2010 tarihli 117. sayısından alıntılanmıştır

    http://www.gulistandergisi.com

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    efenim bu konuyu bir dine mensup kişi olarak kendi dinimin çerçevesinde değerlendirmek istiyorum
    yaradılış bazında uğursuzluk diye bir şey yaratılmamıştır lakin uğursuzluk bazı hareketler sonucu yapılan hatalar sonucu uğranan zararların bir nesneye veya bir olaya bağlanması sonucu oluşmuş ve buna ad olarak uğursuzluk konulmuş

    şöleki uğursuzluk denilen şey tamamen şeytanın vesvesesidirki allah(cc)şeytana kıyamete kadar insanoğluna vesvese vermey iznini vermiştir bunun sonucunda şeytanın vesvese vermesiyle ve insan oğlunon zayıf olan ittikadı nedeniyle bunlar insnda kötö hal ve hareketlere meydan vermiş ve bu hareketler sonucu zarara uğramıştır bu hem maddi hem manevi olarak kendini tecelli etmiştir

    bunun sonucunda zarara uğrayan insanda gene ittikat zayıflığından dolayı kendindeki hatayı örtmek görmemek ve toplumuna karşı suçlu duruma düsmemek için su yaptığı sucları bir nesneye veya bir olaya sebebleyerek kendini haklı konuma çıkarma içgüdüsüne kapılmış ve bunun adına uğursuzluk denmitir

    mesela örneklersek bir haramdan gelmiş bir parayı eytanın vesvesesiyle tutup işletmek veya ailesine yedirmek sonucunda o paranın asıl hak sahıbı olanın ahının tutması sonucu yaptığı işte zarar görmesi veya ailesine yedirme sonucu ailesinde sağlıkta veya başka birşeyden gelen zarar tecelli etmesi sonucu o belaların haramdan dolayı geldıne deılde haram para olduğunu red ederek parada uğursuzluk olduğunu kendine benimsemesi gibi
    saygılar

Benzer Konular

  1. İlk Müslüman
    berna_bp Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-03-2013, 05:19 PM
  2. Müslüman derinleş...
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-09-2011, 10:47 AM
  3. Müslüman Olmasaydınız..
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 16
    Son mesaj: 14-09-2010, 11:09 PM
  4. O Müslüman Değil mi ?
    SOSYALİST Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 01-06-2009, 08:34 PM
  5. Ey Müslüman!
    RABİA Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-07-2008, 09:16 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık