8. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 6789 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 71 ile 80 Toplam: 84
  1. #71
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ya tarikatlarda sağda solda duyduğunuz tasavvuf saçmalıklarına saplanıp kalıyor hiç araştırmıyor okumuyorsunuz...!!!!

    SUPHANALLAH
    allahın veli kulları mürşidi kamiller devamlı olacaktır hadise inanıyorsan hadislede sabittir eğer bunların hayır duaları olmassa seninde benimde halimiz nicedir ,
    tarikat ve tasavvufta bunların hz peygamber yolunda izledikleri yol insanları irşad ettikleri hal ve hareketler ve terbiyye adap dairesinin adıdır..SAÇMALIK DEİL..

    ortada dolaşan bu yol ve terbiye dairesini bozmaya yönelik bazı ehilsiz insanları ve grupları baz alarak böylesine veraseti rasululah mak***** dil uzatmamaya davet ediyorum

    ehli olup omadığına dair kural ve kaideleri vardır onları araştırıp bulmak ve tabi olup yaşamakta insanın elindedir özgör irade dairesindedir ama sölemek istediğim bölesine bir adap terbiye dairesinde hakka ve rasuluna doğru yürümek ve insanları hz rasullullah(sav) in ümmetini gafletten kurtarmak için uğraş vermekte bunu bir cemaat hanesiyle yapmakta kötö bir şey olmasa gerektir

    yanlış anlama sana kızmıyorum sen benim kardeşimsin allaha inanan resuluna inananan herkes kardeştir başımın tacısın benden daha hayırlısın ben aciz bir kulum

    bir allah dostunun velisinin şunu dediğini işittim niyetinizi ..hz rasulullahın(sav)ümmetini cehennemden kurtarmak için yapın ve çalışın böle diyen bir insanın bir saçmalık söylemiş olması mümkün deildir heleki bu insan allah dostu çok zengin biri olup bütün variyetini bu uğurda tüketip elinde hiçbirşey bırakmamışsa

    şu cemaat şöledir bu cemaat böledir die bişeyde sölemiyorum kesinlikle la ilahe illallah muhammedurrasulallah diyen herkes kardeştir yanlışı olsada olmasada eğer yanlışı varsa bunda benimde hatam söz konusudur çünkü ben gerektiği şekilde öğrenip öğretememişimdir bu benim eksikliğimdir onun hatasının yarısı bana aittir kardeşsek bu benimde hatamdır öğrenip öğretemediğimden dolayıdır onun hata yapması bu konuda yunus emre allah rahmet eylesin çok güzel söyler

    gelin kardeş oalım
    işi kolay kılalım
    sevelim sevilelim
    bu dünya kimseye kalmaz der

    senden ricam bazı şeyler hakkında fikir yürütürken karalamadan fikir yürütelim selam ve dua ile

  2. #72
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    yav arkadaşım döndön doaştın aynı şeyleri yazdın durdun (evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir) a oku nebi nedir ona bilidrilenle amel etmek ve toplumuna bu bildirilenlerle uyarmak için seçilmiş kişidir hz ademde kendi neslinden bir topum oluşturacak kadar kşiyi görmöş ve bunları uyarıcı niteliğindedir nebidir
    Şimdi kelimeleri anlamamak daki ısrarın nedeni ile konuyu açıklığa kavuşturamadık, ama konuyu takip edenler umarım sözlerimi anlamışlardır...

    Kelime anl***** takıldığın için OTLA SAPI bir birine karıştırıp duruyosun....

    ADEM A.S dan sonraki Peygamber Kim...?

    Nuh A.S... Doğrumu...?

    Peki..ADEM A.S ile NUH A.S arasında ikisininde senin anladığın ( İDDA ettiğin şekli ile) PEYGAMBERLİK lerindeki DAVET de ve hitap ettikleri topluluklarda fark varmı...?

    Var ...!!!! (Sen sorulara yok diyosan alıntılayıp yok de)

    Nasıl bir Fark var...?

    ADEM A.S ALLAH C.C tarafından kendi ELLERİ ile yaratılıp, bedenine kendi ruhunda üflediği insanoğlu ( KUR-AN daki hitap şekli itibari ile ADEMOĞLU) nun yaratılan ilk atası ve kıyamete kadar dünyaya gelicek tüm insanların babası doğrumu...?

    Yukarda detaylıca ayetleri verdiğimiz, yaratılışından itibaren ADEM A.S vasıtası ile MELEKLERİN ve İBLİS' in imtihanına vesile olmuşmu...?

    olmuş...!!!!

    Sonra yaptığı bir hatadan dolayı dünyaya gönderilmiş ve yeryüzünde İnsan n***** hiçbir varlık daha öncesinde var olmamış, onun nesilinden gelenleri kirletecek, düşünceleri ve inançlarını bozacak düşman sadece iblis var doğrumu...?

    Doğru..?

    Peki nasıl bir PEYGAMBERLİK dirki bozulmamış saf olarak duran TEVHİD i, bozulmamış saf insanlara anlatırken NUH A.S ve sonrasında ki PEYGAMBERLER gibi olabiliyor....?

    Ben şunu söylüyorum...Eldeki delillere istinaden yukardan aşağı hadisler ve ayetler ışığında;

    ADEM A.S insanoğlunun babası olması, ilk yartılmış insan olması nedeni ile doğan çocuklarına dini anlatması sebebi ile Evet NEBİ dir...

    Ama bu NEBİ lik kavramı senin kasteddiğin manada, NUH, İBRAHİM, YAKUP, İSHAK, YUSUF, MUSA, İSA, MUHAMMED Aleyhi Selamlar' ın PEYGAMBERliği gibi değil, daha çok nasıl anlatsam fazlaca tarikatçıların yaptığı gibi benzetmeler kullanma taraftarı değilim ama; MANEVİ LİDER, ONURSAL BAŞKAN gibi, hitap ettiği toplumun sorunları ile birebir bu PEYGAMBERLER gibi TEBLİĞ, ZORLUK ve SIKINTILAR ile karşılaşmamış, kendisine bildirilenleri TERTEMİZ, KİRLENMEMİŞ bir topluma kendi öz çocuklarına anlatmış ve aktarmış...



    “İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan peygamber göndermiş, ...................(Bakara/213)



    ALLAH RESULU S.A.S den gelen iki hadis bunun alenen göstergesidir..


    şefaat için Adem (A.S)a gidip Adem (A.S)’ın da insanları Nuh(A.S) gelip “ Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapan insanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin.”

    Bundan sonra Hz.Adem, onların içinde peygamberleri halka ışık saçan kandiller gibi gördü ki onlardan da risâlet ve nübüvvet konusunda özel bir söz ve mîsak alınmıştı.


    Şimdi bu konuda daha fazla mesaj atmayacağım durum bu....


    Yani EVET NEBİ ....Ama senin kasteddiğin anlam mana çerçevesinde kesinlikle değil.... Bize dinimizi öğretenlere bu toplumda biz ne diyoruz ( bilmiyorum anasının karnında dinini öğrenmiş ve bilerek doğan varmı..?) ALİM diyoruz....

    Ama ADEM A.S ın durumu itibari ile NEBİ olduğu zaten bildirilmiş ama farklı.....
    Kesinlikle senin KSATEDİĞİN MANADA PEYGAMBER değil... SENİN KASTEDDİĞİN MANADA peygamberlerin İLKİ NUH A.S dır...

  3. #73
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    allahın veli kulları mürşidi kamiller devamlı olacaktır hadise inanıyorsan hadislede sabittir


    HAMD ALLAHINDIR. “Allah’ın ıstıfa (seçtiği) seçkin kullarına selam olsun.”(Neml 59)

    Müminlerin başta velisi-dostu Allah’tır. Sonra Hz.Muhammed(S.A.V) sonra da müttaki müminlerdir.” (Maide 55)
    Hadis - Benim ümmetimin velîleri, benî israilin nebîleri gibidir
    Şimdi sözlerinin tammını alıntılamayayım sadece şu satırlar yeterli olacaktır temel felsefeyi ve bakış açını...

    Şimdi sözlerime başlamadan evvel şunu bi belirteyim....

    "BATIL HAK ÜZERE GELEBİLİR, AMA HAK ASLA BATIL ÜZRE GELMEZ"


    Söz ve düşüncelerini bina ettiğin temel HAK sözler üzerine kurulu gibi gözüküyor ilk bakışta evet ayet ve hadisler sözlerine delil teşkil edebilir gibi gözüküyor...

    sen imanın şartlarında peygamberlerine inanıyorum derken hz ademi saymıyosun demektir
    Benim yukardan beri onca yazdığım yazıda bunu idda eden, bunu söyleyen bir tek kelime yapıştır şuraya, HADİS ve AYETLER ile sabit olan beyanlara ben ne demişim....

    “ Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapan insanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin.” Müslim / İMAN

    (Buhârî, Ehadisül Enbiya: 23; Müslim, İman: 72)


    Bundan sonra Hz.Adem, onların içinde peygamberleri halka ışık saçan kandiller gibi gördü ki onlardan da risâlet ve nübüvvet konusunda özel bir söz ve mîsak alınmıştı. Bu söz; Ve biz peygamberlerden de söz aldık...Meryem oğlu İsa'dan da.[12] âyetinde belirtilmektedir. îsa (Aleyhisselâm), o ruhların içindeydi ve Allah onu Meryem'e gönderdi.

    Übey'den (Radıyallahu anh) nakledildiğine göre; o ruh Meryem'in ağzından (bedenine) girmişti.

    Ahmed bin Hanbel / Musned / Tevhid İnancı


    Sen ne ile itham ettiğinin şuurunda mısın...?

    Bak şimdi

    Şimdi o zaman tıpkı benim gibi senin iddana göre ALLAH RESULU S.A.S de mi inkar ediyormuş ADEM A.S ın peygamberlerin ilki olduğunu, bu hadislerdeki anlam ne ifade ediyor...!!!!!
    tarikat ve tasavvufta bunların hz peygamber yolunda izledikleri
    ....Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim........MAİDE 3

    ALLAH C.C dinimizi ikmal ettiğini üzerimize olan nimetinini tamamladığını ve bizim için İSLAM ı beğendiğini söylüyor....!!!!

    14. Ebu Hureyre (r.a)'tan rivayet edilmiştir:

    Peygamber (s.a.v.), bîr gün İnsanların arasında iken bir adam gelip ona:

    “Ey Allah'ın resulü! İman nedir?” diye sordu. Peygamber (s.a.v.):

    “İman; Allah'a, meleklerine, kitabına, O'na kavuşmaya, peygamberleri*ne iman etmen ve öldükten sonra son dirilmeye iman etmendir” buyurdu. Adam:

    “Ey Allah'ın resulü! İslam nedir?” diye sordu. Peygamber (s.a.v.);

    “İslam; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayarak O'na kulluk etmen, farz olan namazı dosdoğru kılman, farz olan zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman” buyurdu. Adam:

    “Ey Allah'ın resulü! İhsan nedir?” diye sordu. Peygamber (s.a.v.);

    “İhsan; Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na kulluk etmen, her ne kadar O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir” buyurdu. Adam:

    “Ey Allah'ın resulü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Peygamber (s.a.v.):

    “Bu konuda soru sorulan kimse, soruyu sorandan daha fazla bilgili de*ğildir. Fakat sana alametlerini bildireyim: Cariye efendisini doğurursa işte bu kıyamet alametlerindendir. Yine çıplak, yalın ayak (takımı kimseler), İnsan*lara lider olursa işte bu kıyamet alametlerindendir. Kuzu, oğlak çobanları bina yapma konusunda birbirleriyle yarış ederlerse işte bu da kıyamet ala*metlerindendir. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi, Allah'tan başka hiç kimsenin bilemediği beş gayba girmektedir” buyurdu.

    Daha sonra Peygamber (s.a.v.),

    “Kıyametin ne zaman kopacağı hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bi*lir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede ölece*ğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır” [28] ayetini okudu.

    Ebu Hureyre sözüne devamla der ki:

    “Sonra soruyu soran adam çekip gitti. Peygamber (s.a.v.):

    “Onu bana geri çağırın” buyurdu. Bunun üzerine sahabiler, geri çevirmek onun için peşine düştüler. Fakat onunla ilgili hiçbir şey göremediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.):

    “İşte bu gelen kimse, Cebrail idi. insanlara dinini öğretmek için gel*mişti”
    buyurdu

    Buhâri, İman 37; İbn Mâce, Mukaddime 9, 64.



    20- Tâvûs'tan rivayet edilmiştir: “Bir adam, Abdullah İbn Ömer'e:

    “Gazveye çıkmıyor musun?” diye sordu. Abdullah İbn Ömer:

    “Ben, Peygamber (s.a.v.')in şöyle buyurduğunu işittim:

    İslâm beş esas üzeri*ne kurulmuştur:”

    1- Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet etmek,

    2- Namazı dosdoğru kılmak,

    3- Zekat vermek,

    4- Ramazan orucu tutmak,

    5- Kabe'yi haccetmek diye cevap verdi.”


    Buhârî, İman 1; Nesâi, İman 13; Tirmizî, îman 3,2609

    Şimdi ALLAH C.C ve RESULU S.A.S sorumlu olduğumuz dinin adına İSLAM diyor iken ve başkacada bir tarif yapmıyor iken
    tarikat ve tasavvufta bunların hz peygamber yolunda izledikleri
    Bu isimlendirme ve tanımn ne oluyor ki ....



    [18] Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir." YUNUS SURESİ


    Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?

    Bu bir...

    ehli olup omadığına dair kural ve kaideleri vardır onları araştırıp bulmak ve tabi olup yaşamakta insanın elindedir özgör irade dairesindedir ama sölemek istediğim bölesine bir adap terbiye dairesinde hakka ve rasuluna doğru yürümek ve insanları hz rasullullah(sav) in ümmetini gafletten kurtarmak için uğraş vermekte bunu bir cemaat hanesiyle yapmakta kötö bir şey olmasa gerektir
    Bu idda samimiyet ister özellikle renklerdiğim kısma dikkat edip şu ayette bahsedilen SİZİN İNANDIĞINIZ gibi söüne dikkat edin...

    [137] Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir. BAKARA



    .....sizin inandığınız gibi inanırlarsa........


    Kim bunlar, nasıl inanmışlar, bizim ne yapmamız isteniyor...?

    SAHABE, NASIL inanmışlar KUR-AN ve SÜNNET de gedliği şekli ile...Peki şimdi bir sorun daha kalıyor..?

    Yukarda onun yolundaol duğunu idda eden bir grup adına konuşan bir zat var bu zat zaten ilk kelimesin de onların yolundan ayrılmış...!!! KUR-AN,

    Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim........MAİDE 3


    Diyor yukarda hadislerde ALLAH RESULU S.A.S İSLAM diyor, SAHABE İSLAM diyor, Bunlar TARİKAT, TASAVVUF diyor...

    Biriniz yalan söylüyor amma hanginiz...?

    Cevap Belli ...TASAVVUF yalan söylüyor, ALLAH C.C ve RESULU S.A.S ve ASHABI R.A, Ve TABİİN R.H yolundan daha 12. asırda ayrılmış bir yol bu...!!!!!

    yanlış anlama sana kızmıyorum sen benim kardeşimsin allaha inanan resuluna inananan herkes kardeştir başımın tacısın benden daha hayırlısın ben aciz bir kulum

    Sende benim kardeşimsin amacım uyarmak öğüt vermek, ALLAH C.C katında en hayırlınız ondan en çok sakınanızdır, (TAKVA da üsütn olanızdır.) Aciz felan değilsin, sadece unutma

    [55] Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.

    [56] Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

    [57] Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

    [58] Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır. ZARİYAT


    yunus emre allah rahmet eylesin çok güzel söyler
    Ben hayatı boyunca şeriat ile mücadele eden, YUNUS EMRE, CELALEDDİN RUMİ gibilere RAHMET okumam...

    Bak aynı yunus ne diyor...

    Kulların için Kıldan ince kılıçdan keskin köprü yapmışsın
    Bırak kullarını ey tanrı erkeksen sen geç...

    Aşk ile gelen erenler içer ağuyu nûş ider Topuğa çıkmayan sular, deniz ile savaş eder.(Yunus Emre, 376 )

    Ey akıllı kişi! iyi düşün... Put, varlık bakımından bâtıl değildir ki,
    Bil ki putu yaratan da Ulu Tanrı... İyinin yaptığı her şey iyidir.


    Vahiyden Kültüre - Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 - Yunus Emre ve Şebusteri'nin küfür ve şirk sözleri (S.188-189)


    Cennet cennet dedikleri
    birkaç köşkle birkaç hurî
    İsteyene ver sen anı
    bana seni gerek seni


    Bu şiir Şeyhülislâm Ebu Suud Efendi'ye okunup ,şeriat açısından durumu sorulduğunda, Şeyhülislâm bunu küfr-i Sarih (açık küfür) olarak niteleyip, bunu inanarak söyleyip okuyanın katlinin vacip olduğu yolunda fetva vermekte tereddüt etme miştir,(234)'

    Eblehan ta'zim-i mescid mîkünend Der cefâ-i ehl-i dil cidd mikunend An mecazest, in hakikat, ey haran! Niş mescid cüz derjun-i serverân.

    (Camiye hürmet eden aptallar, durmadan gönül ehlini incitiyorlar! Ey Eşekler, o mecaz, bu hakikattir! Büyüklerin ve gönül ehlinin derunundan başka mescid mi var?)

    Mâ zi Kur'an bergüzidem magzrâ Post ra piş-i seghan endahtim

    (Biz Kur'an'ın özünü, ruhunu, içini ve cevherini aldık. Postunu köpeklerin önüne attık.)(Uludağ, 141, 204)

    Vahiyden Kültüre - Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 - Yunus Emre ve Celaleddin şeriati aşağılama tavırları (S.71-72)



    Neyse daha fazlaca uzatmaya gerek yok yakında bu konuyla ilgili güzel bir başlık açıcam oarada daha detaylı yorumlar yaparım...

  4. #74
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    hem evet peygamberdir diosun hemde yok senin anladın türde peygamber deildir diosun şunu söyle bana peygamberlere iman ettim derken hz adem dışındamı içindemi


    orda yunusun cennet için ibadeti kastettiği allahın cemalını görmenin cennetlere deişmeyeceğini cennetin ve ninetlerinin allahın cemalını görmenın yanında cok dusuk kalacağını kısacası allaha olan askını anlatmaya çalıstığını görmek zor bısey olmasa gerek ya

    efenım tarıkat ve tasavvufu nasıl put yerıne koydunuz anlamadım ya ben ıslamdan ayrımı dedım acaba allah ıcın bırbırını seven bır topluluk bır zumre dır tarıkat ınsanı ve devamlı allah zıkredılmektedır hz peygambere salat ve selam okumaktadır ve kuran okumaktadır o ınsanlar her kelımesınd allah anlmaktadır kısacası allaha ibadet onlarda aşka dönöşmöştör severek yapmak yanı aşkla yapmak ve ınsanlarıda kendı barıs hos davranıslarıyla etkıleyıp aralarına almış bunu yaparkende kesınlıkle onların dısındakı ınsanları her ne olursa olsun hangı mezhep ırk veya tarıkat olursa olsun bu bızden deıl dusuncesı yurutmemıs bılakıs bır ıyı ınsan gördölermı bu bızden daha hayırlıdır demıs kendılerını mağrur görmös yaradılanı sev yaradandan ötörö kaıdesılen her adımına dıkkat etmıs karsındakı ınsanı asla gunahlarından yaptığı gunahtan hor görmemıs ona devamlı ıyılığı ıyı olmayı tavsıye etmış tarıkat ehlı

    evet daha nelerı var saymakla mumkun deıl bu saydıklarımda put kelımesı nerden cıktı değerlı kardesım

    Kulların için Kıldan ince kılıçdan keskin köprü yapmışsın
    Bırak kullarını ey tanrı erkeksen sen geç...((KAYGUSUZ ABDAL)))

    Ey akıllı kişi! iyi düşün... Put, varlık bakımından bâtıl değildir ki,
    Bil ki putu yaratan da Ulu Tanrı... İyinin yaptığı her şey iyidir. ((MAHMUT ŞEBÜSTERİ)))

    ARTIK MEVLANAYADA GEREK YOK ANLATMAMA GİMİ BU KADARINADA PESSS

  5. #75
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    hem evet peygamberdir diosun hemde yok senin anladın türde peygamber deildir diosun şunu söyle bana peygamberlere iman ettim derken hz adem dışındamı içindemi
    Cevap Açık ve Net galiba bu sözün aynısını eksiksiz ve noksansız ve ekleme yapmadan bende söylüyorum..ALLAH RESULU S.A.S nasıl söledi ise aynısını bende söylüyorum...

    Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapan insanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin.

    (Buhârî, Ehadisül Enbiya: 23; Müslim, İman: 72)


    Bu sorunu çözdükmü....?

    orda yunusun cennet için ibadeti kastettiği allahın cemalını görmenin cennetlere deişmeyeceğini cennetin ve ninetlerinin allahın cemalını görmenın yanında cok dusuk kalacağını kısacası allaha olan askını anlatmaya çalıstığını görmek zor bısey olmasa gerek ya
    Cümleri dikkatle tekrar tekra oku....Sen sadece buna takıldığın için bu söleri üzerine gidelim...



    2178- Câbir (r.a)'tan rivayet edilmiştir: “Resulullah (s.a.v.):

    “Bir defasında rüyamda cennete girdim ve orada bir ev yada bir köşk gördüm. Bu köşk kimin içindir?” diye sordum. Melekler:

    “Ömer İbnu'l-Hattâb içindir” dediler.

    “Oraya girmek istedim. Fakat Ey Ömer! Senin kıskançlığını hatırladım. Dolayısıyla oraya girmekten vazgeçtim” buyurdu. Ömer, bunu duyunca ağladı ve:

    “Ey Allah'ın resulü! Sana karşı da hiç kıskançlık yapılır mı?” dedi.


    Buhârî, Nikah 107; Nesâî, Fezailu's-Sahabe, 24. Müslim Sahabenin Fazileti..

    Şimdi ALLAH RESULU S.A.S bu Hadisinde göreceğin üzre

    Cennet Cennet deikleri bir kaç köşkle birkaç huri değilmiş değilmi....!!!!!!!!!

    Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez. (5/67)

    Şimdi ALLAH RESULU S.A.S e nasip olmamış bir ilim sahibimi ki bu adam

    Cennet cennet dedikleri
    birkaç köşkle birkaç hurî
    İsteyene ver sen anı
    bana seni gerek seni

    Diyor....

    Ömer R.A a boşver köşkü Sana ALLAH C.C gerek niye demiyor...?

    BU SÖZLERİN KÜFÜR OLDUĞUNU GÖRMEK İÇİNDE AKLINI BİRAZ ÇALIŞTIRMAK GEREKİYOR..

    İslamda

    allaha olan askını
    AŞK diye bir kavram isimlendirme Ne ALLAH RESULU S.A.S de ne ASHAB da nede onlardan sonra gelenlerde yoktur, görülmemiştir...

    MUHABBET vardır... AŞK cinsel çağrışımla karışık kadın erkek ilişkisinde vardır, TASAVVUF da hep bu kelimeyi HİKAYELERİNDE ALLAH C.C kadın şeklinde tasvir etmişlerdir..

    Birkaç örnek;

    "Mevlana Şemsin yanına girdi. Şems şahane bir çadırda oturmuş Kimya Hatun ile oynaşıyordu. Mevlana dışarı çıktı. Bu karı koca oynaşmalarına mani olmamak için medresede aşağı yukarı dolaştı.

    Sonra Şems (Mevlâna'ya) içeri gel diye seslendi. Mevlana içeri girdiğinde Şems'ten başkasını görmedi. Kimya nereye gitti? dedi.

    Şems 'Yüce Tanrı beni o kadar severki, istediğim şekilde yanıma gelir. Şu anda da Kimya Hatun şeklinde geldi' buyurdu.

    MENAKIB’ÜL ARİFİN I (Arifler’in Menkıbeleri)Ahmed Eflaki

    “Bir kadın, oynaşıyla aptal kocasının gözü önünde sevişip buluşmak istiyordu. (Zina etmek istiyordu) Kocasına:

    “A iyi talihli kişi, ağaca çıkıp meyva toplamak istiyorum” dedi. Ağaca çıkınca yukarıdan kocasına baktı, ağlamaya başladı. Dedi ki:

    “A merdut ahlaksız. Üstündeki Luti kim? Karı gibi onun altına yatmışsın... Meğere sen bir ****ymişsin!” Kocası: “Senin başın döndü galiba... Çünkü burda benden başka kimse yok” dedi. Kadın: “O üstüne binen kalpaklı herif kim, söyle hele” diye birkaç kere daha sordu, söylendi.


    Adam: “A kadın, ağaçtan in, başın döndü, adam akıllı bunadın sen...” dedi.
    Kadın ağaçtan indi, kocası ağaca çıktı. Kadın da oynaşını göğsüne çekti. Kocası bağırdı:
    “A orospu, maymun gibi üstüne çıkan o adam kim?” Kadın: “Burada benden başka kimse yok ki” dedi. “Kendine gel, senin başın döndü galiba, saçmalama.” Adam, bu sözü birkaç kere söylediyse de kadın, “Bu armut ağacından olacak! Ben de armut ağacının üstündeyken öyle şeyler gördüm be hey kaltaban! Aşağıya inde bak... benden başka kimse yok, bütün bu hayaller armut ağacından!"

    Mesnevi..

    Yeter herhalde bu kadar örnek...

    yaradılanı sev yaradandan ötörö kaıdesılen
    Ben yaratılanı yaratandan ötürü değil....TEVHİD' inancından ötürü severim...

    [049.014] Bedeviler: İman ettik, dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama müslüman olduk, deyin. İman henüz kalblerinize yerleşmedi. Şayet Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz; O, amellerinizden hiç bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir. Hucurat Suresi


    Kulların için Kıldan ince kılıçdan keskin köprü yapmışsın
    Bırak kullarını ey tanrı erkeksen sen geç...((KAYGUSUZ ABDAL)))

    Ey akıllı kişi! iyi düşün... Put, varlık bakımından bâtıl değildir ki,
    Bil ki putu yaratan da Ulu Tanrı... İyinin yaptığı her şey iyidir. ((MAHMUT ŞEBÜSTERİ)))


    ARTIK MEVLANAYADA GEREK YOK ANLATMAMA GİMİ BU KADARINADA PESSS
    Burada alıntıladığım kısım baya uzun bir yazı dizisinden alınan bir kaç örnektir... İçeriğin tamamını paylaşmak sıkıntılı olur sayfa açısından ben içindekileri sunayım dilersen...

    Benim dikkat edersen altlarında isim belirttiklerim bellidir, sözün sahibini bilmediklerim ama duyduklarım boş olarak bırakılmıştır, sen tamamlamışsın boşlukları....



    TASAVVUF BÜYÜKLERİNİN KENDİ ESERLERİNDEN KÜFÜR AKİDELERİ !


    2- Yunus Emre ve Celalettin Rumi'nin (Mevlana) Sapıklıkları 1
    3- Yunus Emre ve Celalettin Rumi'nin (Mevlana) Sapıklıkları 2
    4- Celalettin Rumi'nin Moğollarla İlişkisi
    5- İmam Rabbani'den Misaller
    6- Tam İlmihal , Saadet-i Ebediye 1
    7- Tam İlmihal , Saadet-i Ebediye 2
    8- Vehhabiye Nasihat, H.Hilmi Işık Kitabından Sapıklıklar
    9- Mektubat-ı Rabbani , Cilt 1-2 1
    10- Mektubat-ı Rabbani , Cilt 1-2 2
    11- Mektubat-ı Rabbani , Cilt 3-4
    12- Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikati
    13- Bayezid-i Bestami
    14- Marifetname - Erzurumlu İbrahim hakkı
    15- Evliya Menkıbeleri (Nefahatul Uns) El-İbriz- Molla Cami
    16- Miftahuk Kulub- 1 - Mehmed Nuri Şemsiddin Nakşibendi
    17- Tasavvufi ve Tarikatlarla İlgili Fetvalar - Ömer Ziyauddin Dağıstani
    18- Emir Sultan
    19- Tasavvuf Sohbetleri - M. Nazım Kıbrısi -1
    20- Tasavvuf Sohbetleri - M. Nazım Kıbrısi -2
    21- Risale-i Nur - Said Nursi -1
    22- Risale-i Nur - Said Nursi -2
    23- Risale-i Nur - Said Nursi -3
    24- Risale-i Nur - Said Nursi -4
    25- Risale-i Nur - Said Nursi -5
    26- Risale-i Nur - Said Nursi -6
    27- Risale-i Nur - Said Nursi -7
    28- Risale-i Nur - Said Nursi -8
    29- Risale-i Nur - Said Nursi -9
    30- D(H)iyanet İşleri Başkanlığı Yayınları - Risale-i Nur Teşhisi
    31- Fethullah Gülen ve Kitaplarındaki Sapıklıklar -1
    32- Fethullah Gülen ve Kitaplarındaki Sapıklıklar -2
    33- Fethullah Gülen ve Kitaplarındaki Sapıklıklar -3
    34- Fethullah Gülen ve Kitaplarındaki Sapıklıklar -4
    35- Fethullah Gülen ve Kitaplarındaki Sapıklıklar -5
    36- Fethullah Gülen ve Kitaplarındaki Sapıklıklar -6
    37- Tarikatlarda On Esas - İsmail Hakkı Bursevî
    38- Tasavvufa Giriş - M.Esad Coşan
    39- Zulüm Karışmış Kitaplara 33 Misal -1
    40- Zulüm Karışmış Kitaplara 33 Misal -2
    41- Tasavvuf'un Aslı Hakikat Ve Marifethullah İncileri - Ömer Öngüt -1
    42- Tasavvuf'un Aslı Hakikat Ve Marifethullah İncileri - Ömer Öngüt -2
    43- Notlar - Ömer Öngüt - 1
    44- Notlar - Ömer Öngüt - 2
    45- Sohbetler - Seyyid Abdülhakim El Huseyni
    46- Sohbetler 1 – Şeyh Muhammed Konyevi
    47- Sohbetler 1 – Şeyh Muhammed Konyevi
    48- Sohbetler 3 – Şeyh Muhammed Konyevi
    49- Erenlerin Kalb Gözü
    50- Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri
    51- Tasavvuf ve İslam - Abdurrahman El-Vekil -1
    52- Tasavvuf ve İslam - Abdurrahman El-Vekil -2
    53- Tasavvuf ve İslam - Abdurrahman El-Vekil -3
    54- Tasavvuf ve İslam - Abdurrahman El-Vekil -4
    55- Tasavvuf ve İslam - Abdurrahman El-Vekil -5
    56- Tam Müzekkin Nüfus - Eşrefoğlu Rumi
    57- Onların Alemi - Ahmed-el Rufai
    58- İnsanın Yüceliği ve Guénoniyen Batınilik- Zubeyir Yetik -1
    59- İnsanın Yüceliği ve Guénoniyen Batınilik- Zubeyir Yetik -2
    60- Ruhu'l-Furkan Tefsiri - Mahmud Ustaosmanoğlu
    61- Abdulkadir Geylani Hayatı, Eserleri, Görüşleri -1
    62- Abdulkadir Geylani Hayatı, Eserleri, Görüşleri -2
    63- Gavs'ul Azam Seyyid Abdulkadir Geylani ve Kadiri Tarikatı
    64- Füyuzat- Rabbaniye - Abdulkadir Geylani -1
    65- Füyuzat- Rabbaniye - Abdulkadir Geylani -2
    66- 100 soruda Tasavvuf - Abdülbaki Gölpınarlı
    67- Nefahat'ül Üns Min Hadarâti'l - Mevlana Abdurrahman Cami
    68- Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar - Ord.Prof.Dr.Fuad Köprülü -1
    69- Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar - Ord.Prof.Dr.Fuad Köprülü -2
    70- Makâlât – Haydar Baş
    71- Nerden Gelip, Nere Gidiyoruz - Mustafa Güllü -1
    72- Nerden Gelip, Nere Gidiyoruz - Mustafa Güllü -2
    73- Cennet Yolunun Rehberi - Şeyh Seyda Muhammed Konyevi -1
    74- Cennet Yolunun Rehberi - Şeyh Seyda Muhammed Konyevi -2
    75- Seyda - İntizar Erol
    76- Seyyid Abdülhakim El Hüseyni ve Nakşibendi Tarikatı -Menzil Kitabevi -1
    77- Seyyid Abdülhakim El Hüseyni ve Nakşibendi Tarikatı -Menzil Kitabevi -2
    78- Seyda - Seyyid Şenel İlhan
    79- Adab-ı Fethullah - Şeyh Fethullahi Verkanisi
    80- İnsan-ı Kamil - Abdulkerim Ceyli -1
    81- İnsan-ı Kamil - Abdulkerim Ceyli -2
    82- Tasavvufi Hayat - Mehmet Ildırar -1
    83- Tasavvufi Hayat - Mehmet Ildırar -2
    84- Tasavvufi Hayat - Mehmet Ildırar -3
    85- Envâru’l-Âşikîn -Ahmed Bican Yazıcıoğlu -1
    86- Envâru’l-Âşikîn - Ahmed Bican Yazıcıoğlu -2
    87- Envâru’l-Âşikîn - Ahmed Bican Yazıcıoğlu -3
    88- Envâru’l-Âşikîn -Ahmed Bican Yazıcıoğlu -4
    89- Envâru’l-Âşikîn - Ahmed Bican Yazıcıoğlu -5
    90- Envâru’l-Âşikîn - Ahmed Bican Yazıcıoğlu -6
    91- Muhyiddin-i Arabi : Futûhât El-Mekkiyye - Fusûsül Hikem 1
    92- Muhyiddin-i Arabi -Fusûsül Hikem 2
    93- Muhyiddin İbnu'l Arabi'de Tasavvuf Felsefesi -Ebu'l Ala El Afifi 3
    94- Muhyiddin-i Arabi -Futûhât El-Mekkiyye - Prof.Dr.Nihat Keklik 4
    95- Muhyiddini Arabi Hazretleri - M.Kemal Pilavoğlu 5
    96- Muhyiddin-i Arabi -Özün Özü - İsmail Hakkı Bursevi 6
    97- BÜYÜKLERİNİN KENDİ ESERLERİNDEN KÜFÜR AKİDELERİ !- Kitap İndir
    98-FEZAİLİ SADAKAT - Muhammed Zekeriyya Kandehlevi (Tebliğ (!) cemaati )


    içeriğini merak edip doğrumu yanlışmı araştımak isteyen, bu arkadaş yalan konuşuyor sözlerinin kaynakları yanlış kanıtlamak isteyen, merak eden var ise WORD olarak kişiye özel gönderebilirim....

  6. #76
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    allah hıdayet nasıp etsın dıyorum kardeşime başka bir şey demiyorum valla mevlana gibi yunus emre gibi allahın sevgili kullarına dil uzatacak kadar olan bi fikre ve başka şiiri getirip yunusa mal ederek yunus gibi bir alla aşığını muhammed aşığını karalamakçabasında türlü yollara basvuran bir fikre diyecek tek kelime allah düştüğün sapıklıktan seni kurtarsın

    (İnne hâzihil-kulûbe tasdeu) "Bu gönüller, bu kalbler muhakkak ki paslanırlar (Kemâ yasdeul-hadîdü izâ esàbehül-mâ') Kendisine su değdiği zaman, suya maruz kaldığı zaman, demirin sudan dolayı, nemden, rutubetten dolayı paslandığı gibi, bu kalbler de paslanır." diyor Peygamber Efendimiz.

    (Ve inne men a'dâ veliyyen lillâh) "Kim Allah'ın bir velîsine düşmanlık ederse, (fekad bârezallàhu bil-muharabeh) sanki Allah'ın karşısına çıkıp Allah'a meydan okumuş, muharebede 'Çık karşıma, seninle savaşacağım!' demiş gibi olur."

    ben artık yazmayacağım korkum sakın yanlış anlama bilgisizlik deildir korkum allahın veli kullarına saçmasapan fıkralar ve bazı şiirleri ona isanad ederek karalamana vesile olmaktan korkarım allah yardımcın olsu ve kalbindeki çarpıklığı düzeltmene vesile olsun

  7. #77
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Hz.Adem " Peygamberdir "...Bunu Kur'an söyler bize...Hadise gitmeye gerek dahi yok,ki gerekse bile bu forumda beni az çok tanıyanlar HADİSLERİ baz almayacağımı bilir...

    Kur'an'da Hz.Adem'in peygamberliğe seçildiğinin anlatılması için " Istafa " kelimesi ile " İctebâ " kelimeleri kullanılır.Kur'an'da diğer peygamberler için de ıstıfa' ve ictiba' kelimelerinden müştak kelimeler kullanmıştır.O halde Hz. Âdem de PEYGAMBERDİR.
    =============================

    AL-İ İMRAN
    33. İnnellahestafa ademe ve nuhav ve ale ibrahıme ve ale ımrane alel alemın

    33. GERÇEK ŞU Kİ Allah, Âdem'i ve Nûh'u, İbrahim Soyunu ve İmrân Soyunu bütün insanlığın üzerinde bir konuma çıkardı,
    :::::::::::::::::::::

    TAHA
    121. Fe ekela minha fe bedet lehüma sev'atühüma ve tafika yahsıfani aleyhima miv verakıl cenneti ve asa ademü rabbehu fe ğava

    121. Ve böylece her ikisi de o ağac[ın meyvesin]den yediler; bunun üzerine çıplaklıklarının farkına vardılar ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye çalıştılar. Ve [böylece] Âdem Rabbine karşı geldi ve dolayısıyla ciddî bir hataya düşmüş oldu. (107)


    122. Sümmectebahü rabbühu fe tabe aleyhi ve heda
    122. Ama sonra Rabbi [yine de] o'nu [Rahmetiyle] seçip ayırdı; o'nun tevbesini kabul etti ve o'na doğru yolu gösterdi;

    ==============================

    Diğer Peygamberlere ait örnekler....

    ARAF
    144. Kale ya musa innistafeytüke alen nasi bi risalatı ve bi kelamı fe huz ma ateytüke ve küm mineş şakirın

    144. [Allah]: "Ey Musa" dedi, "[sana] ayetler vahyederek (107) ve [seninle] konuşarak sana insanların arasında üstün bir yer ayırdım; sana bahşettiklerime sıkı sıkı sarıl öyleyse; ve şükreden kimselerden ol!"
    ::::::::::::::::::::::::::::

    BAKARA
    130. Ve mey yerğabü ammileti ibrahıme illa men sefihe nefseh* ve le kadıstafeynahü fid dünya* ve innehu fil ahırati le minas salihıyn

    130. Ve düşünme melekeleri dumura uğramış olanlar dışında kim, bu dünyada gerçekten yücelttiğimiz ve şüphesiz ahirette de dürüst ve erdemliler arasında yer alacak olan İbrahim'in inanç sistemini terk etmek ister?
    :::::::::::::::::::::::::::::::

    HACC
    75. Allüh yastafı minel melaiketi rusülev ve minen nas innellahe semıum besıyr

    75. [Sınırsız kudret ve nüfûzuyla] Allah meleklerden de, insanlardan da elçiler seçer. Ama yine de her şeyi gören, her şeyi işiten Allah'tır
    :::::::::::::::::::::::::::::::

    SAD
    47. Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar
    47. Ve Bizim nezdimizde onlar gerçekten seçkin, hayırlı kimseler arasındaydılar.

    48. Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar
    48. İsmail'i, Elyesa'yı (43) ve [o'nlar gibi] kendisini [Bize] adayan (44) herkesi an: onların tümü hayırlı kimselerdi!
    :::::::::::::::::::::::::::::::

    NAHL
    120. İnne ibrahıme kane ümmeten kanitel lillahi hanıfa ve lem yekü minel müşrikın

    120. GERÇEK ŞU Kİ, İbrahim insana yakışan bütün erdemleri kendinde toplamasını bilen, (144) yalan ve sahtelik taşıyan her şeyden yüz çevirerek Allah'ın iradesine yürekten bağlanıp boyun eğen (145) biriydi; Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıran kimselerden değildi:

    121. Şakiral li en'umih ictebahü ve hedahü ila sıratım müstekıym
    121. [Çünkü] o, kendisini seçip doğru yola yönelmesini sağlayan (Allah'a), nimetlerinden ötürü her zaman şükranla doluydu.
    ::::::::::::::::::::::::::::::::

    YUSUF
    6. Ve kezalike yectebıke rabbüke ve yüallimüke min te'vilil ehadısi ve yütimmü nı'metehu aleyke ve ala ali ya'kube kema etemmeha ala ebeveyke min kablü ibrahıme ishak inne rabbeke alımün hakım

    6. Çünkü, [rüyanda sana gösterilene bakılacak olursa] demek ki Rabbin seni de seçecek; sana olayların (10) iç yüzünü görüp yorumlamayı öğretecek; ve tıpkı ataların İbrahim ve İshâk'a olan nimetini her bakımdan tam ve yeterli kıldığı gibi sana ve Yakub'un soyuna verdiği nimeti de her bakımdan tam ve yeterli kılacak. Doğrusu, senin Rabbin doğru hüküm ve hikmetle edip-eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.
    :::::::::::::::::::::::::::::::

    EN'AM
    87. Ve min abaihim ve zürriyyatihim ve ıhvanihim vectebeyna hüm ve hedeynahüm ila sıratım müstekıym

    87. onların atalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazısı[nı da aynı şekilde yücelttik]: onları[n hepsini] seçtik ve dosdoğru bir yola yönelttik.
    ::::::::::::::::::::::::::::::

    ŞURA
    13. Şeraa leküm mined dıni ma vessa bihı nuhav vellezı evhayna ileyke ve ma vessayna bihı ibrahıme ve musa ve ıysa en ekıymüd dıne ve la teteferraku fıh kebüra alel müşrikıne ma ted'uhüm ileyh allahü yectebı ileyhi mey yeşaü ve yehdı ileyhi mey yünıb

    13. O, itikadî konularda, (12) Nûh'a emrettiğini -ve sana [ey Muhammed,] vahiy aracılığıyla öğrettiğimizi (13) ve aynı zamanda İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimizi- sizin için uygun gördü: [sahih] itikada sağlam bir şekilde sarılın ve o konuda bütünlüğünüzü bozmayın. (14) Onları çağırdığın bu [itikad bütünlüğü] başka varlıkları veya güçleri Allah'a ortak koşanlara ağır gelse [bile], Allah dileyen herkesi Kendine çeker ve O'na yönelenleri doğru yola ulaştırır.
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    KALEM
    50. Fectebahu rabbuhu fece'alehu minessalihıyne.
    50. ama [bilindiği gibi,] Rabbi o'nu alıp dürüst ve erdemliler arasına koydu.
    =========================================

    O halde Hz. Âdem de PEYGAMBERDİR.

    Ayrıca ne kadar katkısı olur bilemiyorum....;

    YEHOVA ŞAHİTLERİ de Hz.Adem ilk insandır,Peygamber Değildir derler...!!!

    Sağlıcakla kalınız...

  8. #78
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı kapkale´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    ben artık yazmayacağım korkum sakın yanlış anlama bilgisizlik deildir korkum allahın veli kullarına saçmasapan fıkralar ve bazı şiirleri ona isanad ederek karalamana vesile olmaktan korkarım allah yardımcın olsu ve kalbindeki çarpıklığı düzeltmene vesile olsun

    Bak arkadaşım ortada bir idda var doğrumu...?

    Tasavvuf bölümünde delilleri ile konuyu sunmuş bulunmakdayım....

    Bir kişinin konuştuğu söz, yaptığı eylem, yanlış, çarpıtılmış, yalan beyanatlar içeriyorsa, o sözleri dayandırdığı kaynaklar alınır okunur...

    HANİ....Söylediğin sözler nerede denir....Doğrumu..?

    Sana söylediğim ALTINDA KAYNAK VERDİĞİM, bu sözü bu adam söylemiştir dediğim belge ve bilgilerin o kitaplarda olmadığını ispat etmek, çok basit AL bi MESNEVi kitabı, AL bi FiHi MA- FİH kitabı bak...


    Aç İMAM RABBANİ dediğiniz adamın MEKTUBAT kitabını bak...


    -Salik (Tarikata giren Sofi diyeilm kabaca) kâfir olmadıkça, kardeşinin başını kesmedikçe, anası ile tezevvüc (Zina) etmedikçe Müslüman olamaz. 445. MEKTUB


    Söyleki: Bu tarikat edeplerine dair islere devamim sirasinda, Yüce Allah'in ZÂHIR ismine bir zuhur yeri olma serefine erdim; hem de tam manasi ile, her seyden ayri bir manada.. O kadar ki: Bütün esyada, tek tek bu tecelliyi gördüm, özellikle kadinlarin kisvesinde.. Hatta ayri ayri her yanlarinda.. Bu kadinlar zümresine o kadar ram oldum ki: Anlatamam. Bu ram olma isinde çaresiz bir duruma düstüm.

    Bu, öyle bir zuhurdur ki, yalniz bu mahalde olmustur; bir baska mahalde zuhura geldigi olmamistir. Ne letaif hususiyetleri (insan duygularinin özellikleri) arasinda, ne acaip muhassenati (sasirtici islerin güzellikleri) meyaninda gördüm. Zuhur yerlerinin hiç birinde, asla böyle zuhur olmamistir.

    Hâsili: Su gibi eridim; bu kadinlarin elinde eriyip aktim. Anlattigim manada bir tecelli her yemekte ve içmekte, her giyim isinde baska baska oluyordu. Lezzetli mükellef bir yemek sofrasinda (veya yenen seyin kendisinde) buldugum lezzeti, baskasinda bulamadim. Bu degisiklikler, tatli su ile tuzlu beyninde oluyordu: belki de her seyde.. Her seyin tadi, baskalarindan ayri olarak, kendi degisik derecelerine göre kemal hususiyetleri arasindaydi. O kadar ki: Bu tecellilerin özelliklerini yazi ile anlatmak mümkün degildir. 1. MEKTUB

    Bu yumuşatılmış türkeçsi ARAPCAsı daha pis.... açıkca Kadınların ....tecelli etti diyor..Tövbe tövbe....


    Bu sözlerin manası nedir....? ALENEN KÜFÜR dür.. Ve bu adamlar başaları 7 kat göğün üstünde ayakları 7 kat yerin altında EVLİYAMI...?


    SUPHANALLAH...

    Hangimiz sapıkca bir yolda bir daha düşün derim...

    Bi kere adamın künyesine bak...

    İmam-ı Rabbani Ahmed El Farukî El Sirhindi (K.S), (d. 1563 - ö. 1624, Hindistan'da yaşamış islam bilgini ve tasavvuf lideri.


    Kendini nispet ettiği soya bka tüm TARİKAT ŞEYHLERİ GİBİ ALAYIDA HİNDİSTANLI ne kerametse...

    1563 yılında Babür İmparatorluğu egemenliği altında Hindistan'ın Serhend (Sirhind, Chandigarh) şehrinde dünyaya gelmiştir. Ömer ibn Hattab'ın soyundan geldiği için El-Faruk lakabını almıştır.

    KAYNAK

















    Al kitapların kapaklarını da sunayım...


    Şimdi bu konuyu dallandırıp budaklandırmayalım seni bu konu ile ilgili açtığım şu başlığa davet edeyim orada konuşalım...

    KUR-AN da MEKKELİLER
    Konu Ammar tarafından (23-09-2010 Saat 01:13 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #79
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Mevlana eşsiz öğütleriyle âdeta yetmiş iki milletin derdine devâ, ruhî hastalıklarına bir şifa gibidir.
    İslam dışı dinlere inanan kimselerin Yunus ve Mevlana’ya olan ilgilerinden yola çıkarak onlar için “dinler üstü kimselerdir” yorumunu yapmak isabetli değildir. Çünkü onların yaydığı öğretiler apaçık İslam’ın öğretileri iken, bu gerçeği es geçerek bir değerlendirme yapmak bizi yanlış bir yere götürür.
    Zaten Mevlana’nın hepimizin bildiği şu tek sözü bile bu konudaki hakikati ortaya koymaya yetmektedir:
    “Canım tenimde oldukça Kuran’ın kölesiyim ben, Allah’nın seçkin peygamberi Hz. Muhammed’in yolunun toprağıyım. Her kim benden bunun dışında bir söz naklederse hem o sözden şikayetçi olurum, hem nakledenden.” (Rubailer, Rubai 1052)
    Mevlana haz. ve mevlevilik hakkında şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Mevlana Hazretlerinin döndüğünü söylemek ve ney üflediğini iddia etmek ona atılan büyük iftiralardan birisidir.

    Neyi şiirlerinde kullanır ama asla çalmamış ve onunla vecde düşmemiştir.

    Günümüzde Mevleviliği hak olarak sürdüren ehli kalmamış ve kapanmış olup günümüzdekiler Mevlana Hazretlerinin meşrebinden ayrılmış şeriaattan da fersah fersah uzak düştükleri için sapıtmıştırlar.

    Ayrıca son dönemde bazı haddini bilmez zevatın mevlana haz. mesnevisinde olduğunu iddia ettikleri edebe aykırı menkıbelerde iran edebiyatından mesneviye sookuşturulmuşlardır. Mevlana Hazretleri büyük bir şeriat ve tasavvuf alimidir. Allah onu hakAsalet Şehrinin Şifreleri (Meraklısına Lügat Niyetine)
    Tecessüs… Her insanda mevcut olan fakat hayatın basitlikleri ile uğraşmaktan, varlığın maverasını kurcalamaya kadar uzanan enva-i çeşitliliği ile insanların kalite derecelenmesine de sebep olan ulvi meleke ya da beyin kurdu…
    Bir alimin kainatın künhünü anlamak için beynini kanatırcasına derinlere dalması kadar kenar mahallenin kadınlarının başkaları hakkındaki merakları da, maalesef tecessüs cümlesindendir.
    İkincisi, “belhüm adallığa” hızla düşüş, diğeri ise eşref-i mahlukatın ”bilenler” zümresine dahil olup “uykusu ibadet hükmünde” olanlar safında saf tutmaktır. Fark hem derece de hem de mahiyettedir. Birisi yasak, diğeri mükafat olan tecessüs…
    Kimileri doğuştan bu kurdu beyinlerinde taşıyarak dünyaya gelir. Kimileri de sonradan bazı vesilelerle bu hastalığa düçar olur. (Hastalık mıdır? İmtiyaz mıdır? Bunu şahsın fikri serencamının hitamında anlayabiliyoruz.)

    Kimi zaman hastalıktır; Gayya kuyusu gibi bir boşlukta debelendirir. Kimi zaman da imtiyazdır; kainatı bir oyuncak gibi avucuna verir insanın.
    Tecessüs… Eşref-i mahlukat olmanın ya da Ahsen-i takvim üzere yaratılmanın mümeyyiz vasfı. İnsanların mümtaz vasfı akılları ile kainata hakim olma kudretlerinin en mahir cüzü olmasının yanında zıvanadan çıkararak, “hatarat” illeti ile hayatı ve ruhu allak bullak edecek kadar da(Fahrettin Razi’ye son nefesinde” keşke koca karı imanı ile ölseydim” dedirtecek kadar) bozucu bir meleke.
    Tecessüs, bir imtihan. Taklitten tahkike giden yolun sıçrama taşı. Muhakkak düşenler de olmakta, atlayabilenlerde. Aşabilenlere bilmedikleri de öğretilerek “hakikatın” sırrının anahtarı tevdi edilmekte böylece asalet şehrinin mukaddes yalnızlar mahallesinde ikamete hak kazanmaktadırlar.
    Ve… Mütecessis kafalar. Dünyaya saçılmış inciler. Kimi zaman yanı başımızda olmalarına rağmen farklarını fark edemediğimiz asalet şehrinin asil insanları. Avamın dünyasının dışında başka alemler de nefes alan ve atılan taşlarla yine taş atanlara yollar yapan seçilmişler, ruhumuzun mimarları ya da “sekine”nin mümtaz seyyahları.
    “Sekine”… “Havf” ve “reca”nın fasit dairesini paramparça etmek. Hayatın, varlık ve yokluk, saadet ve elem dilemmalarını “lutfun da, kahrın da hoş” ya da “aşkta; sefa da, cefa da yoktur” makamında soyunup atmak. Hülasası, ateşten gömlek giymek. Her nefsin haddine düşmemiş bir imtihan. Aşk ile başlayıp, “Aşk imiş her ne var ise alemde” diyecek kadar da aşk ile yoğrulmuş tarifi ve tasnifi işin ehline matuf bir alem, ki ne alem…
    Dışı akıl ile mütecehhiz. İçi ise gönül ve aşk odu ile teşrif edilmiş; cümle alemi bir gören, “yaratılanı yaratandan ötürü seven” gönül sarayının sultanları. Onlar; “nazar eden”, “keşfeden”, “akleden”, “ateşten ummanda, mumdan kayıklar yüzdürebilen” ufuk insanlar. İnsanlık deryasının mübarek yüzleri ve insana insanlığını hatırlatan insanlık kitabeleri. Fenâfillâh mektebinin İlmel-yakin, Aynel-yakin, Hakkâl-yakin sınıflarını dolduran lisanı hal talebeleri. Zamana ve insanlığa “emrolunduğu gibi dosdoğru” yaşaması için kendi ruhlarını üflercesine “ölmeden önce ölen” aşk fedaileri.
    Asalet şehrinin şifrelerinin: tecessüsün, sekinenin ve aşkın fenafillah yolcuları… Evvela dostlarda sonra bütün insanlıkta ve nihayetinde Nur-u İlahide eriyen; “var” ve “yok” dilemmasında ilanihaye yaşayan insan suretli melekleri… İnsanlığın ruh mimarları…
    İnsanlığın Ruh Mimarları
    Her insanın şahsi hikayesinde, karakterinin ve şahsiyetinin şekillenmesinde mutlaka birisi ya da birileri vardır. O insanlar ki, hayatımızın gölgeleridir. Hatta ölüm sonrasında dahi peşimizi bırakmayan derin köşe taşlarıdır. Sıfatları baba, ağabey, usta, hoca her ne olursa olsun, isimleri ruhumuza ve beynimize kazınmış ve “ölüm ancak, ismin en son söylendiği andır” hükmünce bizimle beraber yaşayan şahsi hikayemizin “ünlü ya da ünsüz kahramanları”. Bizi inşa eden ya da “olmak” fiilimizin hariçte ki müdahil güçleri…
    Her insan bir inşadır. Hayat, inşası durmadan devam eden ve ancak, ölümle(?) son bulan ve arzulanan nihayeti olmak olan, ne var ki, nadiren muvaffak olunan bir seyirdir. “Olmak” tercihtir. Olmak “simurga” uçmak için yola çıkmaktır, kanat çırpmaktır; Gayrettir ve sonu “hayrettir”…
    İnsan bir inşa ise insanların eseri olan insanlıkta bir inşadır. Bu inşanın mimarları da “simurg” yolcularıdır. Seyahatlerinin her safhası insanlık defterinin kar hanesine yazılan bir değerdir.
    ***
    Medeniyetler… İnsanlığın kompartımanları… Her medeniyetin ruhunun mimarları olan şahsiyetler vardır; peygamberler, filozoflar, veliler, alimler, şairler, gönül erleri… Bunlar medeniyetlerin ruh mayasını yoğuran çoğu zamanda o mayaya varlığı ile katılan şahsiyetlerdir. Kimileri cemiyetlerine münhasır kalan, kimileri de insanlığa şamil izler bırakan insan olmanın şahikasındaki insanlığın müşterek simaları.
    Kaç tanedir? Kimlerdir? Bu suallere cevap vermek ve bir liste hazırlamak imkansız. Değeri anlaşılamamış ya da anlatılamamış olanlarına saygı babından müphem kalması en adil olacak bir sual. Ayrıca, her kültürün, her medeniyetin, her zamanın ve her insanın kabul ettiği ruh mimarı ya da ab-ı hayat çeşmesi şahsiyetler farklı olabilmekte. Amma ve lakin, her cemiyetin ruhuna rengini ve kıvamını vermiş, umumi kabul gören biri ya da birileri mutlaka vardır. Herkesin kabul ettiği ya da herkeste bir parçası yaşayan…
    ***
    Hoca Ahmet Yesevi… Türklerin coğrafya ve engel tanımayan, neredeyse dünyaya dağılmış; tabiat kadar saf ve başka potalarda erimekte mahzur görmeyen, çağlayan gibi deli akan ruhunu Türklük ve İslam hamuruyla yoğurup tasavvuf kıvamında pişiren ve bizi millet yapan milli mektebimiz, ruh pınarımız….
    Üflediği ruh ve duayla bir milleti bin yıldır ayakta tutan tükenmez nefesimiz. Mayamızı çalan, kıvamımızı tutan, erenleri ile bizim olduğumuz her yerde manevi himmeti bir gölge gibi üzerimizde gezen peygamber aşığı ata ruhumuz.
    Ve Mevlana… Yesevi’nin kurduğu mayaya ve tuttuğu kıvama kaymak ilave eden ve bu ruhun inkişafını ve irtifasını yükselten bir başka müstesna insan… Yesevi, parçalardan bir bütün inşa ederken, Mevlana ortaya çıkan bütüne estetik ve irtifa kazandırmıştır. Ayrısı, gayrısı olmayan, ancak ve ancak bizim ruhumuzun mütemmim mimarları olan vazgeçemeyeceğimiz temel taşlarımız.
    Mevlana, hırçın bozkır ruhunu musikide sakinleştirip, tefekkür deryasında kuvvetlendirerek, insanlık semalarında uçurmuş ve Türk’ün seciyesini islam ruhuyla medeniyet kurma kıv***** getirmiş “ruh sarrafı”mızdır.
    Bugün modernitenin yabancılaştırdığı ve yalnızlaştırdığı insanlar, kamu alem dört bir yandan onun nefesini aramaya başlamıştır.
    Muhammedi ruhun kültürümüzde Hoca Ahmet Yesevi’den sonraki en büyük halkası Mevlana’dır. Molla Cami’nin “Peygamber değildir ama kitabı vardır.” dediği Mevlana, kültürümüzün “havas” ve yüksek kültür seviyesinin cihanşümul çaptaki en mühim temsilcisidir. Anadolu’yu “yurtluk” yapma kararının devamındaki ruh temellerinin harcında bulunan her eserde onun tesir ya da ilhamının izlerini göremeyen bu milletin derununda ki manayı kavrayamaz. Keza, tarihçilerin üstadı Köprülü “Mevlana bilinmeden Anadolu’da yazılan ilk Türk eserlerinin muhtevasını kavramak zordur.” der.(Türk edebiyatında ilk mutasavvıflar:s:231.)
    Mevlana’yı anlamak tecessüs, tefekkür ve bir parçada olsa aşk ister. Onu bir roman gibi alıp okumaya çalışmak, hem Mevlana’ya hem de okuyana yazık etmektir. Mevlana okunmaz, dinlenir. Onu, onun aleminin tanışığı olan ve o alemin aşığı olan bir mütecessisden dinlemek lazımdır. Yoksa ormanda kaybolup gitmek ya da binbir gece masalına benziyormuş iftirasını atmak işten değildir.
    Bugün Mevlana anlaşılamadığındandır ki, Allah’ı zikir ayini olan “sema”sı bir turizm “animasyonuna” ve hikmetli sözleri iftira atarcasına ona ve onun anlayışına zıt tariflere düçar olmaktadır.
    Mevlana, her şeyden evvel kamil bir Müslüman iken ona “Hümanist” çamuru atılmıştır. Hümanizma ve hümanist mefhumları Aydınlanma filozoflarının ilahi olanı bütün kurumlardan silmesi ve her şeye insan ve aklını yerleştirmesi demek iken her şeyi ile ilahi olana bağlı olan Mevlana bu garabete uğrayıvermiştir
    Mevlana, “Keşf” ve “ilham” kaynağından beslenen, aklın acziyetini aşmış “bir ayağının İslam da diğerinin ise bütün alemde” olduğunu söyleyen insana eşref-i mahlukat nazarı (Aklın ve akıllının da aslının aslı benim, sarhoşun da. Suretlerdeki güzellik, bizim aksimizdir (Mesnevi V:3278)) ile ayrımsız bakan; “sekine” ve “aşk’la” ölümü “bir düğün gecesi”(Şeb-i arus) olarak kabul eden gönül seyyahıdır.
    Mevlana insana hürmet ve sevgi duyan anlayışı ile beraber insanın kötü taraflarının da farkındadır:
    ” İnsan tabaklanmış deri gibidir; rutubetten bozulur, ağır ağır kokar(Mesnevi IV: 104). Ve “Yarı yaradılışları bakımından melektirler yarı yaradılışları bakımından da hayvan. “(Mesnevi IV:123) demek suretiyle insanın “olmak” yolunda gayret etmedikçe hamurunda bulunan başka cevherlere teslim olabileceği ikazını yapmaktadır.
    Mevlana, insanın gerçekliğinin farkındadır ancak, hakikatinin ve varlık sebebinin de şuurunda, kendisinden asırlar sonra asalet şehrinin sakinleri arasına dahil olan Şeyh Galibin “Hoşça
    bak zatına kim zübde-i alemsin sen’ mısralarına mülhem şu beyiti yazacaktır : “Sen su değilsin, toprak değilsin, başka bir şeysin sen. Balçık dünyadan dışarıdasın, yolculuktasın sen” (Rubailer:s.275)
    Hümanizmin maddeciliği ile dar ve aciz akılcılığı onun bütün kainatı kucaklayan insan anlayışı ve aklı şaşkına çeviren kuşatıcı ilhamı karşısında kifayetsiz kalır. Kaldı ki, Mevlana sırf akla dayanan felsefeye ve filozoflara karşıdır ve onlarla alay eder. Der ki: “Cennettekilerin çoğu saf kişilerdir, böylelikle felsefenin şerrinden kurtulurlar.” Ancak, aklın ve ilmin zaruretini asla inkar etmez; Allah sevgisi ilimle elde edilir. İlimden nasibi olmayanlar ve akılsızlar bu sevgiden uzaktır (mesnevi: II/1545,49).” Ve bir başka beyitinde: “Zerre kadar aklın, namazdan da oruçtan da yeğdir. Çünkü namaz ve oruç akıllılar için farz kılınmıştır(Mesnevi V:456-457). Böylelikle “aklı olmayanın dini yoktur” hükmüne atıf yaparcasına aklın ehemmiyetine de işaret etmektedir.
    Mevlana, akla, İslam’ın verdiği ehemmiyeti hiçbir zaman göz ardı etmeden, aşksız her şeyin ceset olduğunu söyleyerek, madde ve ruh düalizmi çerçevesinde insan olmada önceliği “aşık olabilen tek varlık insandır” diyerek aşka vermektedir: “Akıl, aşkın şerhinde çamura batmış merkep gibi aciz kaldı. Aşkında aşıklığın da hakikatini söyleyecek yine aşktır(Mesnevi I:120).”
    Ona göre her şeyin özü sevgidir, aşktır ve güzelliktir. Çünkü, kainat bir güzellikten zuhur etmiştir;
    ”Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi sevdim, beni bilsinler, tanısınlar diye mahlukatı yarattım.” Bu kudsi hadis, kainatın yaratılma sebebidir. Mevlana’ya göre; Allah, güzelliğini göstermek için kainatı, zatını göstermek içinde ademi yaratmıştır.
    Sevgi, aşk ve güzellik sadece insana hitap eder. Ona göre: “Nerede olursan ol, ne halde bulunursan bulun; sevmeye, aşık olmaya çalış. Sevgi mülkün, ülken oldu mu, boyuna aşık olursun; mezarda da, mahşerde de, cennette de aşık olursun; sonu gelmez ya; boyuna aşık olursun(Fihi Mafih : 146). ”Sen aşık olmadıysan, sevgi nedir, bilmiyorsan; Yürü git, ot otla; eşeksin sen (Mektuplar
    :95).” Ancak, Mevlana’daki aşk ilahi olana yönelen aşktır.” Aşk, kimseye niyazı ve ihtiyacı olmayan Hakk’ın vasıflarındandır. Ondan başkasına aşık olmak, geçici bir hevestir(Mesnevi VI:971).”
    Bir başka beyitinde ise sanki günümüze seslenircesine “Sen şehvetine aşk adını takmışsın, Fakat şehvetten aşka dek uzun bir yol var…(Rubailer:29)” demektedir.
    Mevlana’nın her cümlesi, hatta her kelimesinde İslam anlayışına sıkı sıkıya bağlı olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Kendisi yolunu ve kaynağını apaçık şu şekilde beyan eder: “Mesnevi, kalplerdeki marazların şifası, dünyanın varına yoğuna ehemmiyet vermekten ileri gelen hüzünlerin cilası, Kuran-ı Kerim’in de zahiri ve batini apaçık manasıdır”.
    “GÜNEŞE BENZİYOR YÜZÜN, ŞEMSEDDİN,
    BULUTLAR GİBİ GÖNLÜMÜZÜ PEŞİNDEN GÖTÜRÜR.”
    Mevlana’nın harcında şüphesiz ki unutulmaması gereken bir sima vardır. “ Mahlukatın arasında benim dostluğuma dayanabilecek bir kişi bile yok mu?” duasına karşılık insanlığın görebildiği en büyük dostluğun müphem, mülhem ve muhteşem muhatabı, Tebrizli güneş: Şems-i Tebrizi.
    Dostu mu? Hocası mı? Mürşidi mi? Arada ilahi aşkın rabıtası olduktan sonra ne ehemmiyeti var. Mevlana’nın ufkunu bütün aleme açan, onu kitabilikten, ilham mak***** yönelten Şems’tir . Tulu da gurubu da, varlığı da yokluğu da Mevlana çağlayanını coşturan cezbe, ilham ve aşk pınarı Şems.
    Şems kaybolduğunda bir şarlatanın “Şems’ten haber getirdim” diyerek, Mevlana’dan hediye alması üzerine çevresindekiler:
    - “Yalan olduğunu bildiğiniz halde neden verdiniz” dediklerinde:
    - Dosttan yalan haber getirene malımızı verdik. Doğru haber getirseydi canımızı verirdik. Diyerek, aşkın ne olduğunu da hülasa etmiş oluyordu.
    Mevlana, muhataplarına hitap edercesine hayatını şifreli şu üç kelimede hülasa eder:”Bütün ömrüm şu üç söz: Hamdım, piştim, yandım.”
    Ve “Düğün gecesi”… Asalet şehrinin asil ruhu, her faninin benzini sarartan “inna lilllahi ve inna ileyhi raciun” hükmü vaki olduğunda, maşukuna kavuşmanın ebedi huzuru ve bir “düğün gecesi”nin telaşlı sevinci ile koşa koşa gitmiş; emanet taşıdığı bedenini toprağa, asil ruhunun gölgesini gönüllerimize ferahlık memba-ı olarak bırakarak, mahşeri bir “insanlık” kalabalığının omuzlarında asıl vatanına hicret etmiştir.

  10. #80
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    kardes imami rabbani hazretlerinin anlatmak istedigi seyleri anlamak bizim icin biraz degil baya zor olsa gerek.cünkü orada manevi makamlardan bahis ediyor.amma su kadarini sizlere söylesek herhalde hata yapmis olmayiz.

    müslüman olamaz demek hakiki iman sahibi olamaz demektir.bununda üc sarti vardir.

    Salik küfür etmedigi müddetce:Küfür malüm örtmek kapatmak manasina gelmekle islami meseleleri yasayip Allahin yasak kildigi seyleri kapatmadigi yani onlari terk etmedigi müddetce demek olgugu gibi orada cemi den bahis ederek hayir ve serrin Allahdan geldigini kabul etmedigi müddetce demektir.

    kardesini öldürmedigi müddetce demek insan ile beraber nefsi emmarede dünyaya geldiginden nefis kisinin kardesidir.onu öldürüp nefsi mutmainne mak***** cikmadigi müddetce demektir.

    annesi ile evlenmedigi müddetce demek kisinin ruhu annesi makaminda olup onunla özlesmedigi müddetce demektir.

    bu üc hususu yerine getirmeyen bir mü´min ihlas olan hakiki imana eremez.

    Ikaz:Manevi sözleri anlayabilmek icin o makamlarda biraz dolasmak lazim aksi takdirde bazi seyleri yanlis anladigimizdan oldugu gibi kabul edemedigimizden manevi zarar görecegimiz hatirimizdan cikarilmamalidir. selamlar

8. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 6789 SonSon

Benzer Konular

  1. Evlenmeden önceki dönem
    melanqly Tarafından Evlilik ve Aile Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-08-2009, 08:15 PM
  2. İşte 40 bin yıl önceki kadın!
    Kadim Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 27
    Son mesaj: 29-05-2009, 05:01 PM
  3. Kıyametten önceki son adam
    Eftelya Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 29-10-2008, 06:29 PM
  4. Önceki Hayatında Kimdin ?
    Gül@y Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 14-09-2008, 11:29 PM
  5. 4000 Yıl önceki Dua
    Karakarizma Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 14
    Son mesaj: 12-06-2007, 04:16 PM
Yukarı Çık