7. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 56789 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 61 ile 70 Toplam: 84

İslamdan Önceki İnsanlar ?

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda İslamdan Önceki İnsanlar ? Konusununun içerigi kısaca ->> [172] Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve ...

  1. #61
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    [172] Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şahit olduk, dediler.

    [173] Yahut "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Bâtıl işleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?" dememeniz için (böyle yaptık).

    [174] Belki inkardan dönerler diye âyetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.

    ARAF SURESİ


    İşte bu 1 Misak' tır....


    [56] Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. ZARİYAT SURESİ

    Ayet de görüleceği üzere İnsanoğlu istisnasız yeryüzünde yaşayan tüm insanlar yani Eskimo, zenci, çinli, arap, türk, vs.vs.vs.....hepsinin yaratılış gayesi açıkca bildirilmiştir..

    Yani tüm insanlar yaratılış gereği FITRAT' ında ALLAH C.C un yaratıcısı ve RABBİ olduğunu kabule hazır duygu, ve hisler ile yaratılmıştır...Bu forumdaki örnekleri de dahil olmak üzere, yaşamış tüm insnalar YAKIN' en asla, asla ALLAH C.C u inkar edemezler, inkarlarının tek sebebi İNAT tır...Çünkü KÜFÜR..;

    ŞÜPHE
    TEREDDÜT,
    TEŞFİŞ' e (Karıştırma, bulandırma)

    binaendir.. ÖRNEK FİRAVUN açın ve KUR-AN daki FİRAVUN' un sözlerini dikkatle okuyun...

    İMAN ise ;

    İSPAT
    İTMİNAN (kalpten inanmak,güvenmek)
    YAKIN ' e

    dayanır..


    Şimdi yani istisnasız her insan ALLAH C.C varlığına kabul edecek duygu ve hisler ile yaratılmış ise bırakın geçmiş toplumları, günümüzde AFRİKA' da bir PİGME, yada kutuplarda ki bir ESKİMO durup dünyada ki düzene, bakıp, bu dünyayı bir yaratan var, benide bir yaratan var dese ve kendisine VAHİY ulaşmadan vefat etse bu adam kendini kurtarabilir... Çünkü..;

    007] Nefse ve onu düzenleyene,

    008] Sonra da ona, hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene,

    ŞEMS SURESİ

    Her nefse İYİ ve KÖTÜYÜ AYIRT EDECEK KABİLİYET VERİLMİŞTİR...


    Mesela Hırsızlık her vicdanı rahatsız ettiği gibi, ihtiyaç sahibine yardım da her nefse huzur verir..!!!

    Ama bizim gibi VAHİY ile muhattap olan insanlar için artık 1. MİSAK daki sorumluluk bir kurtuluş umudu içermez.. Artık Aklı VAHYE TESLİM ETMEK ZORUNDASINIZDIR...

    “Allah size bilmediklerinizi tam olarak açıklamak, sizi öncekilerin yollarına iletmek ve sizin tevbelerinizi kabul etmek ister" (Nisâ: 26)

    “Biz sana, insanlar arasında Allah’ın gösterdiği şekilde hükmedesin diye Kitabı indirdik” (Nisa 105).

    “Eğer bir şeyde çekişirseniz, onu Allah’a ve Rasulu’ne havale ediniz”

    "Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (Mâide: 92).

    "Kim Rasûle itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ': 80).

    "Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr: 7).

    "De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âli İmrân: 31).


    “Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)

    Yani İnsan VAHİY ile muhatap oluncaya kadar 1.Misak dan sorumludur...

    En Güzel Örnek İBRAHİM A.S dır..

    Ardından ay'ı (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim rabbim" demiş fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum." (6/77)

    Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim rabbim bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." (6/78)

    "Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim." (6/79)


    Böylece İbrahim'e kesin bilgiyle inananlardan olması için göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. (6/75)

  2. #62
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Ebu Zerr, "Ya RasülAllah, o nebî oldu mu?" diye sorunca, Hz. Peygamber: "Evet o mükellem bir nebî (Allah'ın kendisiyle vâsıtasız konuştuğu peygamber) idi" dedi. (Müsned-i Ahmed bin Hanbel, V/265)

    arkadaşım delil istiyorsun sonuyoruz gene inanmıyoesun bak bir konuda müslümanlar süpeye düştüğü zaman dört tane kaynağa başvururlar 1)...kuran ve ayet eğerki bahsi geçen konuda burda bir cevap yoksa.2) hadis ve sünnet bakılır burdada bulamasa...3)ictima i ümmet sahabilern ashabı kiramın söz birliğiyle vardığı sonuç burdada yoksa 4)fıkıh tefsr hadiste merhale katetmiş kendini ıspatlamş allahın veli kullarının göröşlerine başvurursun ........ki burda hadisle sabit peygamber oluşu ki farkındaysan bir fatiha okunduğu zama evvela hz peygamberi ruhuna onda sonra hz ademle hz muhammed arasında gelmiş geçmiş btün enbiyaya diyoruzki burda iki peygamber arasında demeye geliyor çoğu din alimide zten bunu iki peygamber arasında gelmiş geçmiş olarak söylerler buna inan ltff inanmadığın sürece ianın tam deil bilip bilmeden yanlış inanıp bide inandığın yanlış savunma

  3. #63
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    1-
    arkadaşım delil istiyorsun sonuyoruz gene inanmıyoesun
    Arkadaşım sunduğun delili bir sayfa geriye git, tam metnini sunmuşum parantez içindeki kısımlar sizin ekledikleriniz...

    (Allah'ın kendisiyle vâsıtasız konuştuğu peygamber)
    Bumu senin delilin ...

    arkadaşım KUR-AN daanlatılan ADEM A.S kıssasında görebileceğin üzere

    (Bunun üzerine: ) Ey Âdem ! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Adem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi. (2/33)

    bu olay insanoğlu dünyaya gönderilmeden önce geçen bir hadise... çünkü bu olayın akabinde

    Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise diretti ve kibirlendi (böylece) kafirlerden oldu. (2/34)

    Ve dedik ki: "Ey Adem sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan neresinden dilerseniz bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz." (2/35)


    Yani görebileceğin üzre daha dünyaya gönderilmemiş, melekler İMTİHANA TABİİ TUTULMUŞ.....

    sonrasında

    Ve dedik ki: "Ey Adem sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan neresinden dilerseniz bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz." (2/35)

    Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik. (2/36)

    Derken Adem Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir esirgeyendir. (2/37)

    Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eğer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler. (2/38)


    ayetin geliş sırasına göre takip ettiğinde henüz dünyaya inmemiş iken yaşanan hadiseler... Ver asıl dikkat etmen gereken ise şu nokta...

    PEYGAMBER diyor arkadaş......

    Sana sorarım şimdi RESULULLAH S.A.S den gelen senin işine gelen kısmını alıp gerisini silip attığın kısmına bak ne diyor hadisin devamı...

    Ebu Umame (R.H) gelen bir hadisi şerifte “Adamın birisi dedi ki “ya Resululah -sallallâhu aleyhi ve selem- Adem (A.S) bir nebi miydi?”
    Peygamber -sallallâhu aleyhi ve selem- evet dedi.
    Adam tekrar dedi ki
    Adem(A.S) ile Nuh(A.S) arasında ne kadar vardır”
    dedi ki 10 asır vardır.


    KUR-AN dan delili ise

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan peygamber göndermiş, onlarla birlikte insanlar arasında, ihtilaf ettikleri hususlarda kendisiyle hükmetmek için hak olan kitabı da indirmişti. Oysa kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki haset yüzünden Kitap üzerinde ihtilafa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası değildi. Ne var ki Allah, iman edenleri,üzerine ihtilaf ettikleri hakka, kendi izniyle hidayet etmiştir. Zaten Allah dilediği kimseyi doğru yola hidayet eder.” (Bakara/213)

    sonra konuyla ilgili diğer hadislere bak....

    - Rufey' Ebu'I-Âliye'den:

    Übey b. Ka'b (Radıyallahüanh),

    "Hani Rabbin Âdemoğullarının belindeki soylarından söz alıp onları 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' diye kendileri hakkında şahitlik etmeye çağırmıştı..." âyetini şöyle açıkladı:

    Allah onları bir araya topladı, ayrı ayrı ruhlar kıldı, kendilerini şekillendirdi ve ardından konuşmalarını istedi, onlar da konuştular. Allah böylece onlardan bir söz ve misak aldı, 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim sözüyle kendi fiillerine şahit tuttu. (Onlar da 'Elbette sen bizim Rabbimizsin' dediler.) Allah Teâlâ: 'Kıyamet günü biz bunu bilmiyorduk, dememeniz için yedi kat göğü ve yeri size şahit tutuyorum. (Ayrıca) atanız Âdem 'i de bu olaya şahit tutuyorum. Bilin ki benden başka ilâh ve rab yoktur. O hâlde bana hiçbir şeyi ortak koşmayın. Size peygamberlerimi göndereceğim ve onlar da aldığım söz ve misakımı hatırlatacaklar. Bir de size kitaplarımı indireceğim' dedi. Bunun üzerine 'Sen bizim Rabbimiz ve İlahımızsın, biz buna şahidiz' diyerek Allah'ın sözünü kabul ettiler.

    Sonra Allah Teâlâ Adem'i (Aleyhisselâm) onları görebileceği şekilde yükseltti ve o da gördü ki kimi zengin, kimi fakir ve kimi güzel, kimi çirkin... (Bunun üzerine) Hz. Âdem şöyle niyaz etti:

    'Rabbim! Keşke kullarını eşit yaratsaydın. ' Allah Teâlâ buyurdu ki:

    'Ben şükredilmekten hoşlanırım,'

    Bundan sonra Hz.Adem, onların içinde peygamberleri halka ışık saçan kandiller gibi gördü ki onlardan da risâlet ve nübüvvet konusunda özel bir söz ve mîsak alınmıştı. Bu söz; Ve biz peygamberlerden de söz aldık...Meryem oğlu İsa'dan da âyetinde belirtilmektedir. îsa (Aleyhisselâm), o ruhların içindeydi ve Allah onu Meryem'e gönderdi.

    Übey'den (Radıyallahu anh) nakledildiğine göre; o ruh Meryem'in ağzından (bedenine) girmişti.

    Ahmed bin Hanbel / Musned / TEVHİD İNANCI



    322 - (193) Bize Ebu Kâmil FudayI b. Hüseyin el-Cahderî ile Muham-med b. Ubeyd, El-Guberi rivayet ettiler lâfız Ebu Kâmil'indir dediler ki: Bize Ebu Avane, Katade'den, o da Enes b. Malik'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş. Resulullâh (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:

    «Allah kıyamet gününde insanları bir araya toplayacak, onlar buna ehemmiyet verecekler. (İbni Ubeyd : Bu kendilerine ilham olunacak demiş) ve :

    — Rabbimizden şefaat dilesek de bizi şu vaziyetimizden rahata kavuştursa ya, diyecekler. Bunun üzerine Âdem A.S gelerek :

    Sen bütün insanların babasısın, Allah seni kendi yed-i kudreti ile yaratmış; sana kendi ruhundan ruh nefh eylemiş, meleklere de emir buyurarak onlar sana secde etmişlerdir. (Ne olur) Bize Rabbİn nezdinde şefa'at et de bizi bu (müşkül) mevkimızden kurtarsın, diyecekler. Âdem (Aleyhisselâm);

    Ben sizin zannettiğiniz mevkide değilim diyerek, (vaktiyle) yaptığı hatayı söyleyecek ve o hatadan dolayı Rabbinden utanacak, (onlara) lâkin siz Nuh'a, Allah'ın gönderdiği ilk Resule gidin diyecek.


    Sahih-i Müslim / İman


    Daha da hadis var fazlaca doldurmaya gerek yok....

    Şimdi ÖZETLE NEBİ OLDUĞUNU BİZZAT RESULULLAH SÖYLÜYOR... BUNA İTİRAZIM YOK ZATEN...

    AMA ARKADAŞIN KASTETTİĞİ KELİME PEYGAMBERLİK YANİ ELÇİLİK...

    Yahu zaten ADEM A.S yukardan beri zikrettiğimiz ayetlerde İBLİS ile olan mevzuları yaşamış, zaten TEVHİD' i biliyor çocuklarına kalkıp TEVHİD dışında bir dinmi öğretecek yada uygulayacak... zaten ayetlerde, hadislerde bunu dile gitiriyor...


    “İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan peygamber göndermiş......(Bakara/213)


    İbn-i Abbas’tan gelen bir hadiste ise ibn-i Abbas(R.H) şöyle dedi:

    “Adem (A.S) ile Nuh(A.S) arasında 10 asır vardır. Hepsi hak olan şeriat üzereydi, sonra ihtilaf ettiler, Allah müjdeleyici ve uyarıcı nebiler yolladı .”

    şimdi bozulmamış bir toplum, bunu nereden anlıyoruz.. TEVHİD inancı bozulmamış bir toplum...

    Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah'a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: "Seni mutlaka öldüreceğim." (Öbürü de:) "Allah ancak korkup-sakınanlardan kabul eder." (5/27)

    buyur işte...

    bizim itiraz ettiğimiz cümle şu

    ilk peygamber Hz Adem'e gönderilmiştir.


    PEYGAMBER ne demek arkadaşım

    PEYGAMBER = ELÇİ

    İlk PEYGAMBER, RESUL


    Ebu Hureyye(R.H) şöyle dedi

    Bir gün Allah Resulü(A.S)a et yemeği getirildi, ön buttan bir parça önüne konuldu. Çünkü Resulü-sallallâhu aleyhi ve selem- ön budu çok severmiş, ve onu ön dişleriyle kopardı ve şöyle dedi BEN KIYAMET GÜNÜ BÜTÜN İNSANLARIN EFENDİSİYİM.” Diyor hesap gününü anlatan bir vakıadır.

    Bu hadisin devamında insanların şefaat için Adem (A.S)a gidip Adem (A.S)’ın da insanları Nuh(A.S) gelip “ Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapan insanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin.”

    şimdi buraya onlarca sahabeden bu ve benzeri hadisleri ekletme bana gerek de yok zaten....

    mesele PEYGAMBERLİK kavramı, ALLAH RESULU yukardaki

    ......Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapaninsanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin.

    diyor, sen hala dönüp dolaşıp parantezler ile içini kendi aklına göre dolduran bir taifenin yarım yamalak aldığı hadisi delil getiriyorsun...

    diğerlerine cevap vereceğim;

    müslümanlar süpeye düştüğü zaman dört tane kaynağa başvururlar
    1)...kuran ve ayet eğerki bahsi geçen konuda burda bir cevap yoksa.
    2) hadis ve sünnet bakılır burdada bulamasa...
    3)ictima i ümmet sahabilern ashabı kiramın söz birliğiyle vardığı sonuç burdada yoksa
    4)fıkıh tefsr

    buna cevabımda geliyor....

    Müslüman sadece KUR-AN SÜNNET' e müracat eder, ona tabi olur ondan sonrası İSMİ NE OLURSA OLSUN ŞAHISLARIN KENDİ GÖRÜŞLERİDİR, ŞAHISLAR YANILABİLİR KÖRÜ KÖRÜNE FALANCA ALİMİN LAFI TAKLİD EDİLİRSE DÜŞÜLECEK HATANIN BOYUTU ÇOK KORKUNÇ OLUR...

    İCMA VE KIYAS DİNDE DELİL OLAMAZ KİŞİSEL GÖRÜŞ DEMEKDİR... MÜSLÜMANLARI BAĞLAYAN İSE KUR-AN VE SÜNNETTİR...

    DEVAM EDECEK....

  4. #64
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    1-


    buna cevabımda geliyor....

    Müslüman sadece KUR-AN SÜNNET' e müracat eder, ona tabi olur ondan sonrası İSMİ NE OLURSA OLSUN ŞAHISLARIN KENDİ GÖRÜŞLERİDİR, ŞAHISLAR YANILABİLİR KÖRÜ KÖRÜNE FALANCA ALİMİN LAFI TAKLİD EDİLİRSE DÜŞÜLECEK HATANIN BOYUTU ÇOK KORKUNÇ OLUR...

    İCMA VE KIYAS DİNDE DELİL OLAMAZ KİŞİSEL GÖRÜŞ DEMEKDİR... MÜSLÜMANLARI BAĞLAYAN İSE KUR-AN VE SÜNNETTİR...

    DEVAM EDECEK....
    arkadaşım falanca alim dediğin her alim değil kendini kanıtlamış alim olma sıfatları kendinde bulunan kimselerdir ben her alimim diyenin icma ve kıyasına değer ver demiyorum bana hadis veriyorsun pek bu hadisi sana aktaran kim nerden o hadisin doğruluğuna inanıyorsun ahmed bin hanbel den hadis veriyorsun ve benim dediğime geliyorsun gene niye oda dediğimiz alimler taifesinin içinde ve kendini hadis tefsird e kanıtlamış kimedir dimi nebi diyosun nebi de allahın elçisi deilmi hz adm kaideleri kuralları biliodu zaten diosun hz ademe günde bir vakit namaz oruç ve gusül abdesti vahyedildi ve bunu kendi evladınada öğretmekle mükellef kılındı cebrail vahiy meleğidirki peygamberlerden başkasına inmemiştir hz ademe 12 defa inmiştir cebrail

  5. #65
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    sen o alimler taifesini sünneti seniyye dışında bazı kimdeler sanuyorsun deiller onlar hadisleri yorumlayıp o günki yaşam şartlarına uyarlamış bunu yaparkende slamın kaide ve kurallarının dışına çıkmamış ve hz resululahında benim velilerim halifelerim dediği onları övdöğö insanlar

    bak kardeşim nebi d resul de peygamberdir dolayısıyla resul olmasada ki kimse resul olduğunu idda etmiyorki resul konusuna bu kadar eğiliyorsun oda nebidir peygamberdir kendisine bazı kaideler gelmiş yukarda belirttğim gibi ve bu kaideleri dünya hayatında evlatlarına öğretmekle yükümlü kılınmış evlatlarına uyarıcı bir peygamber olmuştur (nebi) ben resuluk iddasında bulunmadım ama sen girmişsin bir resulluk iddasına resulun ne demek olduğunu bende biliyorum ....hangi dinle hükmetmiştir konusuna ise islam dininin başlangıcıdır islam bir nurdur hz ademle bu baslamış hz muhammedle ismini ve en son şeklini almıştır farkındaysan bütün dinlerd ve resul nebi bütün peygamberlerin tebliğlerinde hepsininde kur andan bir parcadır sadece devre göre hükümleri farklıdır oda o devrin yaşam koşulları dahilinde allahın takdiri doğrultusundadır oruç namaz zekat hac hepsinde vardır
    ama devre ve insan koşullarına göre allahın takdir ettiği şekildedir üstelik resullerde birer nebidir kuranda hz peygambere afden nebi deiği geçer çünkü hepsi kendinden öncekini tastik etmiştir hz ademde allahtan direk vasıtsız aldığını tasdik etmiş evladına öğretmekle yükümlü kılınmıştır yoksa cennette gusul ityacı oruç ve namaz şelnden bahsedilmemektedir bu dünyada düny hayatında yükümlü kılındığı ve öğretmekle mükellef kılındığı kaide ve kurallardır ..yazılarımı oku hiçbir yerinde resulluk iddası varmı sen kend kendine bir idda atmışsın ortaya sürüklüyorsun o nebidir diyorum nebilerde peygamberdir diyorum hz yahya gibi hz harun gibi hz salih gibi

  6. #66
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Soruyu ve sorunu anlayamamış, anlatamamış olmam ne kadar acı ......!!!!!

    Sen hala takıldın bozuk plak gibi aynı kelimeleri kullanıyosun arkadaşım...

    ilk peygamber Hz Adem'e gönderilmiştir.
    Gözlerde ki sorunlara bir çözüm olabilir ama,

    anlayış ve kavrayış daki sıkıntıya bir çözüm bulamam oda senin elinde çalışmak lazım biraz...

    arkadaşım özetle

    ADEM A.S IN ALLAH C.C katında özel bir yere sahip olduğu AŞİKAR doğrumu bu 1...

    İLK İNSAN Olması sebebiyle sonrakilerde onun nesli olması sebebiyle doğan çocuklarına dinlerini ve bilmeleri gerekenleri anlatmasıda kaçınılmaz doğrumu bu 2...

    Onun çocukları ta NUH A.S zamanına kadar 10 ASIR boyunca TEVHİD üzre yaşamışlar yukardaki hadislere istinaden doğrumu... bu 3

    Şimdi can alıcı noktaya geldik yakalayabilmen için ne yapabilirim nasıl anlata bilirim bilmiyorum....

    Bak arkadaşım bizim anladığımız anlamda Hz. Muhammed S.A.V, İbrahim A.S, Musa A.S, İsa A.S, Nuh A.S, Salih A.S vs.vs.vs..... gibi

    Yaşadıkları toplum bozulmuş ALLAH C.C a ŞİRK koşan, ALLAH C.C emir ve yasaklarından uzaklaşmış, insanlara ALLAH C.C un indirdiği Vahiy ile tebliğ uyarı ve davette bulunan PEYGAMBERLER anlamında kullanıyor o sözcüğü yani

    ilk peygamber Hz Adem'e gönderilmiştir
    Derken bu yukardaki RESUL ler ile aynı görev ile görevlendirilmiş anlamında kullanıyor bu kelimeyi oysa HADİS ler açıkca gösteriyor yukardan beri yazdık,

    EVET ADEM A.S NEBİ dir, çünkü yeryüzünde ondan başka insan yok idi, çocuklarına dinlerini öğreten tek insan idi, 10 asır boyuncada TEVHİD üzre yaşadı insanlar...

    Ama İLK PEYGAMBER KESİNLİKLE DEĞİLDİ...

    Hadi sen 1 tane hadis sundun başkada bir delil yok ortalık da

    Ben sana ayetler ve hadislerde ki durumu nasıl izah edicen hadi bakalım...?


    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan peygamber göndermiş, onlarla birlikte insanlar arasında, ihtilaf ettikleri hususlarda kendisiyle hükmetmek için hak olan kitabı da indirmişti. Oysa kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki haset yüzünden Kitap üzerinde ihtilafa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası değildi. Ne var ki Allah, iman edenleri,üzerine ihtilaf ettikleri hakka, kendi izniyle hidayet etmiştir. Zaten Allah dilediği kimseyi doğru yola hidayet eder.” (Bakara/213)

    bu Hureyye(R.H) şöyle dedi

    “Bir gün Allah Resulü(A.S)a et yemeği getirildi, ön buttan bir parça önüne konuldu. Çünkü Resulü-sallallâhu aleyhi ve selem- ön budu çok severmiş, ve onu ön dişleriyle kopardı ve şöyle dedi BEN KIYAMET GÜNÜ BÜTÜN İNSANLARIN EFENDİSİYİM.” Diyor hesap gününü anlatan bir vakıadır.

    Bu hadisin devamında insanların şefaat için Adem (A.S)a gidip Adem (A.S)’ın da insanları Nuh(A.S) gelip “ Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapan insanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin.”

    - Rufey' Ebu'I-Âliye'den:[9]

    Übey b. Ka'b (Radıyallahüanh),

    "Hani Rabbin Âdemoğullarının belindeki soylarından söz alıp onları 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' diye kendileri hakkında şahitlik etmeye çağırmıştı..." âyetini şöyle açıkladı:

    Allah onları bir araya topladı, ayrı ayrı ruhlar kıldı, kendilerini şekillendirdi ve ardından konuşmalarını istedi, onlar da konuştular. Allah böylece onlardan bir söz ve misak aldı, 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim sözüyle kendi fiillerine şahit tuttu. (Onlar da 'Elbette sen bizim Rabbimizsin' dediler.) Allah Teâlâ: 'Kıyamet günü biz bunu bilmiyorduk, dememeniz için yedi kat göğü ve yeri size şahit tutuyorum. (Ayrıca) atanız Âdem 'i de bu olaya şahit tutuyorum. Bilin ki benden başka ilâh ve rab yoktur. O hâlde bana hiçbir şeyi ortak koşmayın. Size peygamberlerimi göndereceğim ve onlar da aldığım söz ve misakımı hatırlatacaklar. Bir de size kitaplarımı indireceğim' dedi. Bunun üzerine 'Sen bizim Rabbimiz ve İlahımızsın, biz buna şahidiz' diyerek Allah'ın sözünü kabul ettiler.

    Sonra Allah Teâlâ Adem'i (Aleyhisselâm) onları görebileceği şekilde yükseltti ve o da gördü ki kimi zengin, kimi fakir ve kimi güzel, kimi çirkin... (Bunun üzerine) Hz. Âdem şöyle niyaz etti:

    'Rabhim! Keşke kullarını eşit yaratsaydın. ' Allah Teâlâ buyurdu ki:

    'Ben şükredilmekten hoşlanırım,'

    Bundan sonra Hz.Adem, onların içinde peygamberleri halka ışık saçan kandiller gibi gördü ki onlardan da risâlet ve nübüvvet konusunda özel bir söz ve mîsak alınmıştı. Bu söz; Ve biz peygamberlerden de söz aldık...Meryem oğlu İsa'dan da.[12] âyetinde belirtilmektedir. îsa (Aleyhisselâm), o ruhların içindeydi ve Allah onu Meryem'e gönderdi.

    Übey'den (Radıyallahu anh) nakledildiğine göre; o ruh Meryem'in ağzından (bedenine) girmişti.

    Ahmed bin Hanbel / Musned / TEVHİD İNANCI

    Bunlar ne demek şimdi hocam....?

    Aradaki farkı hala anlayamadınmı...?

    Ya tarikatlarda sağda solda duyduğunuz tasavvuf saçmalıklarına saplanıp kalıyor hiç araştırmıyor okumuyorsunuz...!!!!

    SUPHANALLAH

  7. #67
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    arkadaşım falanca alim dediğin her alim değil kendini kanıtlamış alim olma sıfatları kendinde bulunan kimselerdir
    Ciddi anlamda anlayamama, yada anlamak istememe sorunun var.... bak bakalım kendini ispatlamış o alimler (Allah C.C onlardan Razı olsun) ne demiş...!!!!!!!!

    1- Ebû Hanife(H:80-150)

    Bunların ilki İmam Ebû Hanife Numan b. Sabit'tir. Mezhebinden olanlar ondan çeşitli söz ve ifadeler nakletmişlerdir. Hepsi de tek bir şeye götürmektedir ki, o da şudur: Hadisi esas almak, ona muhalif olan görüşleri terk etmek vaciptir.


    1. Hadis sahih olduğunda, benim mezhebim o(hadis)dur.

    2. Bir kimsenin nereden aldığımızı bilmeden bizim sözümüzü alması (onunla amel etmesi) helal olmaz. Bir rivayette de: Benim delilimi bilmeyen bir kimsenin sözlerimle fetva vermesi haramdır.Çünkü biz beşeriz. Bugün bir söz söyler, yarın ondan geri dönebiliriz.

    Diğer bir rivayette de: Dikkatini çekerim ey Yakub (Ebû Yusuf)! Sakın ola ki, benden duyduğun her şeyi yazayım deme. Çünkü ben bugün bir kanaat bildirir, yarın ondan vazgeçebilirim. Yarın da bir kanaat bildirir, öbür gün vazgeçebilirim.

    3. Allah'ın kitabına ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadislerine muhalif bir söz söylersem, sözümü terkedin.

    2- İmam Malik b. Enes (H:93-179)

    1. Ben bir beşerim, isabet eder, hata da ederim. Benim görüşlerime bakın; Kitap ve sünnete uyanları alın, Kitap ve sünnete uymayanların hepsini terkedin.

    2. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında her insanın sözlerinin bir kısmı alınıp, bir kısmı terk edilebilir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise müstesnadır.

    3. İbn Vehb diyor ki: imam Malik'e, abdest alırken ayak parmaklarının arasını tahlil (el parmaklarıyla arasına su ulaştırma) meselesi sorulduğunda şöyle dediğini duydum: Bunu yapmak vacip değildir. İnsanlar gidinceye kadar sustum. Sonra ona dedim ki: Bu hususta elimizde varid olan bir sünnet var. Dedi ki: Nedir bu? Dedim ki: Bize Leys b. Sa'd, İbn Lehia ve Amr b. Haris anlattı ki, Yezid b. Amr el-Meafirî'den, (o da) Ebû Abdurrahman el-Habelî'den, (o da) el-Müstevrid b. şeddat el-Kureşî'den dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in serçe parmağıyla ayak parmaklarının arasını ovaladığını gördüm. Dedi ki: Bu güzel bir hadistir, şimdiye kadar da duymuş değilim.
    Sonraları bu mesele tekrar sorulduğunda, insanlara böyle yapmalarını emrettiğini gördüm.



    3- İmam Şafiî (H:150-204)

    1. Rasûlullah‟ın sallallahu aleyhi ve sellem sünnetlerinden bazılarının ulaşmadığı veya kaybolmadığı hiç kimse yoktur. Söylediğim her söz ve koyduğum her asıl, şayet Rasûlullah‟ın sallallahu aleyhi ve sellem bir sünnetiyle aykırılık arzediyorsa, uyulacak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüdür. O ayrıca benim de sözümdür.14

    2. Müslümanlar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in sünneti ortaya çıktıktan sonra, bir kimsenin o sünneti başka birinin sözü için terketmesinin helal olmayacağı hususunda icma etmişlerdir.

    3. Kitaplarımda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine muhalif birşey bulursanız, Rasûlullah‟ın sünnetiyle amel edin benim sözlerimi terkedin. Başka bir rivayette de: Ona tâbi olun ve başka hiç kimsenin sözüne iltifat etmeyin.

    4. Hadis sahih olduğunda benim mezhebim o hadistir.

    5. Sizler hadisleri ve ricali benden daha iyi bilirsiniz. Eğer hadis sahih olursa onu bana da söyleyin. Kufeliler, Basralılar ve Şamlılar rivayet etsin farketmez, eğer sahih ise ben onlara giderim.

    6. Nakil ehline göre (hadis âlimleri), hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih hadis bulunan her meselede muhalif görüşlerimden hayatımda da, öldükten sonra da vazgeçmişimdir.


    7. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih bir hadis olduğu halde benim ona muhalif bir söz söylediğimi görürseniz, bilin ki, aklım başımdan gitmiştir.

    8. Ben bir söz söyler de, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüme muhalif sahih bir hadisi varsa, Rasûlullah‟ın hadisi (amel etmekte) evladır, beni taklid etmeyin.

    9. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen her hadis benim sözümdür, benden duymamış olsanız bile!..

    4- İmam Ahmed b. Hanbel (H:164-241)


    İmam Ahmed'e gelince; imamlar arasında hadisleri daha çok toplayan ve bunlara bağlanan odur. Öyle ki fer‟î konuları ele alan kitapların telif edilmesini hoş görmezdi. Bundan dolayı şöyle demektedir:


    1- Beni taklid etmeyin, Malik‟i de, Şafiî'yi de, Evzaî ve Sevrî'yi de taklid etmeyin. Onlar nereden aldılarsa siz de oradan alın. Başka bir rivayette: Dininde bu kimselerden kimseyi taklid etme, Rasûlullah ve sahâbîlerinden varid olan ne ise onu al. Bunlardan sonra gelenler (tabiînler) hususunda ise kişi muhayyerdir.

    Bir defasında da şöyle demiştir:İttiba, kişinin, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟e ve sahâbîlere tâbi olmasıdır. Ancak tabiînden sonra kişi muhayyerdir.

    2- Evzaî'nin görüşü, Malik'in görüşü, Ebû Hanife'nin görüşü... Bunların hepsi birer görüştür. Bana göre de hepsi eşittir. Delil ise ancak rivayetler (hadisler)dir.

    3. Kim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in hadisini reddederse, o helak olacağı bir uçurumun kenarındadır (demektir).

    İşte, hadislere sarılmayı emretme, basiretsiz bir şekilde taklidi nehyetme hususunda imamların söyledikleri bunlardır. Bunlar öyle açık ifadeler ki hiçbir tevil veya münakaşayı kaldırmaz. Kaldı ki sünnette sabit olana sarılan kişi, -imamların bazı sözlerine muhalif de olsa onların mezheplerinden ve yollarından ayrılmış olmaz. Bilakis o hepsine tâbi olmuş, kopması mümkün olmayan sağlam kulpa tutunmuş olur. Ancak onların sözlerine muhalif olan sünnetleri terkeden kimse böyle değildir. Böyle biri onlara isyan etmekte ve biraz önce onlardan nakletmiş olduğumuz sözlerine muhalefet etmektedir. Allahu Teâlâ da buyuruyor ki:

    Rabbine yemin olsun ki, aralarındaki anlaşmazlıklarda seni hakem seçip sonra da verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymadan tam manasıyla boyun eğmedikçe, iman etmiş olmazlar.(Nisa 65)

    Yine buyuruyor ki: Onun emrine muhalefet edenler başlarına bir musibet gelmesinden veya acı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.(Nur 63)

    Hafız İbn Receb (rahmetullahi aleyh) diyor ki: Kendisine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin emrinin ulaştığı her kişinin yapması gereken; bunu ümmete beyan etmek, onlara nasihat edip bu emre tâbi olmaları için çalışmaktır. isterse bu, ümmette büyük bir zatın görüşüne ters olsun. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in emri, hata ederek muhalefet eden büyük bir zatın sünnete aykırı emrinden tazim edilmeye ve uyulmaya daha layıktır (hak sahibidir). İşte bu itibarla sahâbîler ve onlardan sonra gelenler sahih sünnetlere muhalefet edenleri tenkid etmişlerdir. Bazen belki de tenkidlerinde kaba ifadeler de kullanmışlardır. Ondan nefret ettikleri için değildir bu. O bilakis o sevdikleri ve saygı duydukları biridir. Ancak ne olursa olsun, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟i daha çok sevmektedirler. Onun emri de bütün mahlukatın emrinin üstündedir. Eğer Rasûlullah‟ın emri ile bir başkasının emri çelişirse, Rasûlullah‟ın emri öne alınmalı ve ona tâbi olunmalıdır. Onun emrine muhalif olana duyulan saygı, Rasûlullah‟ın emrine tâbi olmaya engel teşkil edemez. Her ne kadar o kişi hatasında bağışlanmış olsa da. Kaldı ki, o bağışlanmış olan zat, Rasûlullah‟ın muhalif emri kendisine geldiğinde kendi görüşüne muhalefet edilmesine itiraz da etmez.

    Kaynaklar ve daha detaylı bilgi için

    MEZHEPLER

  8. #68
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    hz ademe 12 defa inmiştir cebrail
    Ben bu tip iddalar ortaya koyarken hep delilinide beraberinde eklerim, sözü söyledin neye göre, kime göre belli değil söyleyi ver delilinide bizde öğrenelim...

    Şimdi şu konuları bi toparlayalım ve noktayı koyalım bu konuya....

    1- Otla Sapı birbirine karıştırmadan, Hz Adem A.S bildiğimiz ve anladığımız anlamda bir RESUL ve PEYGAMBER değildir, Kendisinden sonraki nesle dinini öğreten bir nebi dir... Bildiğimiz ve anladığımız anlamda İLK PEYGAMBER NUH A.S dır.

    2-İCMA ve KIYAS dinde delil değildir, ve insanları bağlayıcı hiçbir yönü yoktur.. İCMA insanların kişisel görüşleridir.. En güzel örnekleri MEZHEPLERDİR ve hiçbir insan AHİRET hayatında EZHEPLERDEN suale çekilmeyecek ama KUR-AN ve SÜNNET den suale çekilecektir, hiçbir insan bir mezhebe tabi olmak yada bir alimi taklid etmek sadece kendisine onu örnek alıp diğerlerini terk etmek zorunda değildir.

    3-İnsanlar dinlerini KUR-AN ve SÜNNET den öğrenmeli KUR-AN ve SÜNNETE göre amel etmeli öğrenirken bir ALİM in bilgilerinden faydalanmalı ama körü körüne taklid den kesinlikle kaçınmalıdır...

    4-Din adına her ne konuşuyor isek konuşalım mutlaka ama mutlaka bir delile dayanmalıyız, Adem A.S a Cebrail 12 kere indi demekle olmaz varsa ayet ve Hadis' ide cümlenin altına eklemek durumundayız...

    5-Benim şu satırlarda gördüğünüz her yorumumun altında AYET ve HADİS delili mutlaka vardır, bir sayfa geride sunduğum HADİS lerin kaynakları mevcuttur... Tirmizi-Buhari ve Müslim de mevcut kaynaklarım bu alimlerin kitaplarıdır...

    6- Yazılan yazıları dikkatle okumayı adet haline getirin... Anlayamadığınız yerleri yazan kişiye sorun detaylandırmasını isteyin... Başatan beri aynı şeyleri söyleyip yazıp duruyoruz ama hala İLK PEYGAMBER diye idda ediliyor, Oysa KUR-AN da diğer PEygamberlerden bizzat Peygamber, Nebi, Resul diye bahsedilirken Adem A.S ı bu anladığımız anlamda kullanmadığını gösteren bir örnek sunarak konuyu kapatayım...Aradaki Farkı anlaman umudu ile....

    [054.009] Onlardan önce Nuh kavmi de yalanlamış, kulumuzu tekzib ederek; delidir, demişler ve yolunu kesmişlerdi.

    [054.010] O da Rabbına yalvarmış: Ben; yenildim, bana yardım et, demişti.

    [054.011] Bunun üzerine Biz de gök kapılarını boşanan sularla açmıştık.

    [054.012] Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık da su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşiverdi.

    [054.013] Onu tahtadan yapılmış, mıhla çakılmışa bindirdik.

    [054.014] Küfredilmiş olana mükafat olmak üzere Bizim gözetimimizle yüzüyordu.

    [054.015] Andolsun ki Biz, onu bir ayet olarak bıraktık. Düşünüp ibret alan var mı?

    [054.016] Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?

    [054.017] Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan var mı?

    [054.018] Ad kavmi de tekzib etti. Benim azabım ve tehdidim nasılmış?

    [054.019] Nitekim uğursuz günde üzerlerine şiddetli bir rüzgarı devamlı olarak gönderdik.

    [054.020] İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp yere seriyordu.

    [054.021] İşte Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?

    [054.022] Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan var mı?

    [054.023] Semud kavmi de uyarıları yalanladı.

    [054.024] Dediler ki: İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz, sapıklık ve delilik etmiş oluruz.

    [054.025] Zikir, aramızdan ona mı verilmiş? Hayır o, pek yalancı ve şımarığın biridir.

    [054.026] Yarın kimin pek yalancı, şımarığın biri olduğunu bileceklerdir.

    [054.027] Gerçekten onları, imtihan etmek için dişi deveyi gönderen Biziz. Onları gözetle ve sabret.

    [054.028] Onlara, suyun aralarında taksim olunduğunu da haber ver. Her biri su nöbetinde hazır bulunsun.

    [054.029] Arkadaşlarını çağırdılar, o da sarılarak onu kesti.

    [054.030] İşte, Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?

    [054.031] Nitekim üzerlerine bir tek çığlık gönderdik de ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.

    [054.032] Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan var mı?

    [054.033] Lut kavmi de uyarıları yalanladı.

    [054.034] Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar yolladık. Ancak Lut'un ailesi müstesna. Onları seher vakti kurtardık.

    [054.035] Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz; şükredeni böyle mükafatlandırırız.

    [054.036] Andolsun ki; onlara, azab ile yakalayacağımızı da haber vermişti. Ama onlar bu uyarıları kuşku ile karşılayarak yalanladılar.

    [054.037] Andolsun ki; onlar, misafirlerine kötülük yapmayı kasdetmişlerdi. Biz de gözlerini kör ettik. Azabımı ve tehdidimi tadın.

    [054.038] Andolsun ki; bir sabah erken, önü alınmaz bir azab geldi başlarına.

    [054.039] Tadın, işte azabımı ve tehditlerimi.

    [054.040] Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp ibret alan var mı?

    [054.041] Andolsun ki; Firavun erkanına da uyarıcılar geldi.

    [054.042] Onlar, bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de kendilerini, çok kuvvetli ve kudretli bir yakalayışla yakaladık.

    [054.043] Sizin kafirleriniz bunlardan daha mı iyidir? Yoksa kitablarda sizin için bir beraat mi vardır?

    [054.044] Yoksa onlar: Biz, intikam almaya muktedir bir topluluğuz mu diyorlar?

    [054.045] Topluluk yakında dağıtılacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklar.

    KAMER SURESİ

  9. #69
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    yav arkadaşım döndön doaştın aynı şeyleri yazdın durdun (evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir evet nebidir) a oku nebi nedir ona bilidrilenle amel etmek ve toplumuna bu bildirilenlerle uyarmak için seçilmiş kişidir hz ademde kendi neslinden bir topum oluşturacak kadar kşiyi görmöş ve bunları uyarıcı niteliğindedir nebidir nebide peygambere has bir olaydır veliler peygamberin sölediğiyle cevresne uyarıcı olur peygamberde allahtan gelenle uyarıcı olur guzel kardeşim sana söyledik hz adem yeryüzüne gelmeden namaz oruç gusül gibi emirler almadı ancak yeryüzüne indikten sonra bunlar bildirilip amel edildi ve bunlarla neslinden gördöklerini uyardı bu kaideler ademmin kendi neslinden gördöğö her insana teker teker inmedi hz adem bunları bildirdi peygamberlik vasfıyla bildirdi .. ki hz adem zamanında ilk günah işlenmiş oldu oda kabilin habili öldörmesidirki cineyet tevhid üzere deildir burda şeytanın ahdettiği kıyamete kadarki yeryüzü nde insanoğlunu sapıtma uğraşı başlamıştır ve haz ademle gelen tevhid tehlikeye girmiştir ilk yarasını almıştır ve uyarma uarıcı ihtiyacı başlamıştır bu şit (as)zamanında hz ademe bildirilenlerle görevlendirilmiş uyarmmış kabilin soyundan gelenlerle biat etmedikleri için bu kurallara savaşlarda yapılmıştır bu almler tarafından ortak göröştör diyecem ama nafile sanki alimleri sen savunur ben kötöler oldum gibi yazılar yazdın ben onları sunnetin dışına çıkarmışım gibi yazılarla olayı başka yöne çektin arkadaşım onlar alimdi ve şimdide alimler var her devirdede olacaktır bu din onların sayesind allahın onlara bahşettiği ilim sayesinde ayakta duracaktır alimlerin sonu geldi diye birşey olamaz tasavvuf saçmalığı diyosun tasavvuf bu şin edep kısmıdır sevgi kısmıdır bir imam rabbanidir bir şeyh şahı nakşi bendidir bir yunus emredir bir mevlana hz leridir sana göre velilerin alimlerin sonu gelmiştir umarım allah sana böyle bir vasıf bahşederde bitmediğini anlarsın bak şu ayet ve hadisleri oku
    HAMD ALLAHINDIR. “Allah’ın ıstıfa (seçtiği) seçkin kullarına selam olsun.”(Neml 59)
    Müminlerin başta velisi-dostu Allah’tır. Sonra Hz.Muhammed(S.A.V) sonra da müttaki müminlerdir.” (Maide 55)
    Hadis - Benim ümmetimin velîleri, benî israilin nebîleri gibidir
    Hz. Ali (r.a) muttakiler hakkında şöyle diyor: "Muttakiler üstünlüklere sahiptirler. Sözleri gerçektir onların. Elbiseleri orta hâllidir; ne fazla özentili ne de pek bayağı. Yürüyüşleri gönül alçaklığıyladır onların. Gözleri*ni Allah'ın onlara haram ettiği şeylere yumarlar. Kulakla*rını onlara fayda verecek bilgiye verirler.
    Onların gözlerinde en yüce olan yalnızca Allah'tır; başka şeyler küçüktür. Sanki cenneti görmekteler orada nimetler elde etmekteler. Sanki cehennemi görmekteler orada azaba uğramaktalar. Kalpleri mahzundur şerlerinden herkes emindir. Hasetleri zayıftır; yoktur. Dilekleri önemsiz nefisleri ise tertemiz... Dünya onları ister ama onlar dünyayı istemezler.
    Hz. Ali (r.a) muttakiler hakkında şöyle diyor: "Muttakiler üstünlüklere sahiptirler. Sözleri gerçektir onların. Elbiseleri orta hâllidir; ne fazla özentili ne de pek bayağı. Yürüyüşleri gönül alçaklığıyladır onların. Gözleri*ni Allah'ın onlara haram ettiği şeylere yumarlar. Kulakla*rını onlara fayda verecek bilgiye verirler.
    Onların gözlerinde en yüce olan yalnızca Allah'tır; başka şeyler küçüktür. Sanki cenneti görmekteler orada nimetler elde etmekteler. Sanki cehennemi görmekteler orada azaba uğramaktalar. Kalpleri mahzundur şerlerinden herkes emindir. Hasetleri zayıftır; yoktur. Dilekleri önemsiz nefisleri ise tertemiz... Dünya onları ister ama onlar dünyayı istemezler.
    Ümmetimden Her devirde sabikun (hayırlarda önderlik eden ehlullah) bulunur. (Ebu nuaym,Hilyetül evliya;Süyuti,el camiul sağir 2.No 7327)
    Şüphesiz Allahu teala bu ümmet için heryüz senenin başında onları dinleri yenileyecek (kalpleri nifak ve gafletten, halleri bid'at ve ma'siyetten temizleyip kulları Allah'a sevkedecek ) kimseler gönderir. (ebu davud,melahim;...)
    Ehl'i beytimden şunlar kendilerinin bana insanların en evlası (en sevgilisi) olduğunu düşünüyorlar.halbuki durum öyle değildir.Şüphesiz benim içinizdeki dostlarım,muttakilerdir.Onlar (neseb ve yer olarak) kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, değişmez. (Ali el muttaki kenzul umman 3.94;...)

    sen imanın şartlarında peygamberlerine inanıyorum derken hz ademi saymıyosun demektir ha diyeceksinki gene bildiğimiz manada peygamber deildir valla bu akımıda ilk defa senden duyuyorum bildiğimiz manada peygamber olmayan başka peygamberlerde varmıdır acaba bunlarıda açıklasan ba arkadaşım peygamberlerin hepsde aynıdır birini birine üstün kılmayın demiş hz rasulullah hepsi eşittir iman ederken hepsini bir tutup iman ederiz ha veli kullarda ister tasavvuf dairesi içinde ister deil ki ;(;(tasavvuf allaha peygamberine ehlibeytine ashabına ve muttaki kullarına edep dairesi içinde bakmaktır işin gönöldeki aşkıdır mesela güle bakarsın çok güzeldir ama onu yaradanı düşündükçe içine o aşk düşer kim bilir yaradan ne kadar güzeldir bu gül bu kadar güzelse))her devirde allahın insanları allaha sevk edici dini kaidelerini öğretici velileri olacaktır umarım inşalllah bu sanada nasip olur çünkü bu nasip işidir

  10. #70
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ya tarikatlarda sağda solda duyduğunuz tasavvuf saçmalıklarına saplanıp kalıyor hiç araştırmıyor okumuyorsunuz...!!!!

    SUPHANALLAH
    Mürsid-i Kamil zât o kimsedir ki, Ilme'l-Yakin'den, Ayne'l-Yakine, Ayne'l-Yakin'den Hakka'l-Yakine vasil olan, Cenab-i Zül celal Hazretlerinin zâtinda degil, sifatlarinda Fani olan, Rasulullah (sav) Efendimiz tarafindan da kendisine hil'at giydirilen, basina taç konulan, insanligi irsad etmek için manen görev verilen kimsedir. Kamil bir Mürsid, Velayet yahut Veraset nuruyla nurlanmistir. Bu sebepten ötürü “Varis-i Nebi” Makami ile sereflendikleri için, sekline, suretine seytanin giremedigi seçilmis zâtlardir.
    Mürsidi Kamil, insanlari ALLAH-ü Teâlâ'ya vuslat etmek vazifesi olan ve Rasulullah Efendimize hakiki varis kilinmis kisidir. Böyle bir mürsid-i Kamil, yine üstadi olan baska bir mürsidi kâmil tarafindan yetistirilir ve bu üsdatlar silsilesi ta Rasulullah (sav) Efendimize kadar uzanir. Her Mürsidi Kamil manevi olarak icazet alir. Mana âleminde Rasulullah (sav) tarafindan vazife ve icazet verildikten sonra, Rabbimiz ilmi ledünden onun kalbine akitir. Böylece Mürsidi Kamil, peygamber varisi olarak insanlarin nefis terbiyesine ve ALLAH'a vuslat bulmalarina vesile olur.
    Mürsidi Kamil olan zâtlar, Hem zahir, hem de batin olarak Rasûlullah (sav) Efendimizin tamamen varisidirler. Mana âleminde icazetlerini Rasûlullah (sav) mühürlediginden bu zâtlar, mahfuzdurlar, yani hifz olunurlar.Rasulullah (sav) Efendimizin:
    “Âlimler peygamberlerin varisleridir” der
    “Benim ümmetimin âlimleri Israil ogullarinin peygamberleri gibidir.”(Aclûnî, Kesfü'l-Hafâ) buyurdugu zümre Mürsidi Kamillerdir. Efendimiz (sav) Hadisi seriflerinde;
    Efendimiz (sav) Hz.leri;
    “ Benim ümmetimden çok büyük bir topluluga sefaat eden olacaktir. Yine benim ümmetimden bir kabileye sefaat eden olacaktir. Yine benim ümmetimden birkaç kisiye sefaat eden olacaktir. Taki(hepsi) cennete gireceklerdir.(Tâc) buyurmustur. (14Mâneviyat yolunda ilerleyen bir mümin, çok değişik tecellîlerle karşılaşır. Zîrâ insan kalbi okyanus gibidir. Bu okyanusun suları bazen çok durgundur, bazen de korkunç dalgalı bir fırtına hâlindedir. Bu sebeple okyanusu geçip sâhil-i selâmete ulaşmak için geminin sağlamlığı kadar dirâyetli bir kaptana da ihtiyaç vardır. Eğer kaptan fırtınalar esnâsında gemisine hâkim olamazsa, onu okyanusun derinliklerine gömüverir. Henüz yolun başındakilerde bu gibi tecellîler pek görülmez. Ancak bu deryada açıldıkça Rahmânî mi şeytânî mi olduğu bilinemeyen zuhûratlar, ferdden ferde değişen bâzı mânevî cilveler, inkıbâz, inbisât30 vs. tâbir olunan birtakım hâller kendini göstermeye başlar. İşte bunların tesbîti ve tedbîri için dirâyetli ve kâmil bir mürşidin rehberliğine ihtiyaç vardır.
    “ Muhammed'in nefsini elinde bulunduran ALLAH'a yemin olsun ki, hiç süphesiz, ALLAH'u Zülcelal'in en sevgili kullari; ALLAH'i kullarina, kullari da ALLAH'a sevdiren, yeryüzünde hayir ve nasihat için dolasanlardir” (Beyhaki) buyurmustur.”
    Bu sebeple kalbî inkişâf yolundaki engelleri aşabilmek için, peygamber vârisi olan âlimlerin, âriflerin ve mürşid-i kâmillerin rehberliğine tevâzû ve edeble mürâcaat edip, tavsiyelerini cân u gönülden tatbîke gayret etmelidir. Hak dostlarının yakınında ve terbiyesi altında bulunmayı nîmet bilmelidir. Çünkü nûrunu güneşten alan mehtap, nasıl güneşin varlığına bir delîl ise, nûr-i Muhammedî ile nûrlanmış velîler de Hazret-i Peygamber’in birer şâhidi ve vârisidir.
    Söz ve hâlleriyle Allâh’ı hatırlatmasıdır. Allâh’ın velî kulları esmâ-yı ilâhiyye tecellîlerine kâmilen mazhar olup, cemâlî sıfatları ahlâka inkılâb ettirdiklerinden etrafındakilere dâimâ Allâh’ı hatırlatırlar. Nitekim ashâb-ı kirâm:

    “– Allâh’ın velî kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

    (Allâh’ın velî kulları) yüzlerine bakıldığında Allâh Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, X, 78; İbn-i Mâce, Zühd, 4) buyurmuştur.

    İşte Allâh dostu bir mürşid-i kâmilin sîmâsının da muhâtabının gönlüne huzur vermesi, onu mânevî bir âleme taşıması, Allâh’ı ve âhireti hatırlatması îcâb eder. Çünkü onlar, Allâh ve Rasûlü’nün ahlâkıyla ahlâklanmışlardır.

    Cenâb-ı Hakk’ın en mâruf isimlerinden ikisi “Rahmân” ve “Rahîm”dir. Allâh’ın velî kulları da çok merhametlidirler. Cenâb-ı Hak, “Settâru’l-uyûb” dur. Bir velî de ayıp araştırmayıp bilâkis örter. Cenâb-ı Hak, Kerîm’dir; evliyâullâh da cömerttir ve ikrâm etmekten haz duyar. Cenâb-ı Hak Gafûrdur; velîler de hatâ ve kusurları affederler. Cenâb-ı Hak, Halîm’dir; evliyâullâh da hilm sâhibidirler.

    Hâlbuki sâlih bir İşte mürşid-i kâmiller de Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in izinden yürüdükleri, sünnet-i seniyyeye kâmilen ittibâ ettikleri ve nebevî ahlâka en çok onlar yaklaşabildikleri için, kaynağı Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den gelen mânevî bir heybet ve feyiz taşırlarİnsanlığın timsâli, eşsiz insan Hz. Muhammed Mustafa (asv) Efendimiz: “Rabbim, beni kendi edebiyle edeplendirdi, kendi ahlâkıyla ahlâklandırdı.”
    O mürşid-i kâmil ki, tevhîdin potasında erimiş, terbiye edilmiş, edebe, ahlâka mugayir bütün engellerden geçmiş, kelâm-ı-Hak’la mutlaktan tevhidi telkîne memur edilmiş, vâris-i nebî, naib-i Hak, Hazret-i insan... Onun terbiyesine girip, zikrullah alanların vücutlarında inkılâp başlar. Zikrullah ile dili mâsivadan, gafletten, nefsânî, şehevî, kötü emellerin esaretinden kurtulur. Öyle bir dil olur ki, Allah diyen bir dil, yumuşacık bir dil. Kabalık gitmiş, öfke, hiddet gitmiş, kırık bir dil. İnsanlar arasında tesanüdü, sevgiyi, muhabbeti işleyen, insanlar arasını sulh eden, iyilik için diller döken, en tenezzüllü, tevazulu kelimeler söyleyen, Kelâm-ı Hak’la bülbüller gibi öten, ahde vefa eden bir dil. Hülâsa terbiyeli bir dil! Hak mürşidin terbiyesinde terbiye edilen göz... Ona paha biçilmez. Her nereye baksa, sırr-ı hikmetler, mânâlar, hakikatler derler. Öyle bir görüş ki, âşıkın dediği gibi “Güzele bakmak sizde bir türlü, bizde bir türlü.” İşte bu, İlâhî terbiye!.. , düşünce, tefekkür sahneleri açılmış. Ya Rab ne güzel duygu! “Sizde bir türlü bizde bir türlü” diyen Hak erenlerin söylediği gibi.

    Kulak mâsivaya, nefsânî duygulara, Hakk’a perde olan bütün duygulara “dur”demiş, terbiye edilmiş. Kelâmı, Hak’tan duymuş. Her ses, onun kulağında zikrullah olmuş, muhabbet, muhabbetullah olmuş. Tecellî sıfatın mazharı. Mânevîyatını, ruhaniyyetini duygularıyla kuvvetlendirmiş. Duygu O eller ki düşünceden aldığı emirle zarar hanesinden kâr hanesine geçmiş. Vuran değil, veren el. İten değil, tutup, kaldıran el. Yarayı saran, acı doyuran el olmuş. Düşünce ve tefekkürün icraat ve muamelât organı olan eller, edebin, terbiyenin ve iyi düşüncenin neticesi Aman Allahım, ne hayırlı el, ne güzel el olmuşlar!
    giden ayaklar, Hakk’a dönmüş. Akl-ı selim, tefekkür ve iyi düşünceden nasibini alan bu insanoğlu, adımlarını göre göre atan, her hâliyle örnek insan, hazret-i insan. Hülâsa, “Hak geldi; bâtıl gitti!”
    “Yedullah” sırrının mazharı. Dövmekten, kırmaktan, hakaretten kurtulmuş. Duygu ve Bâtıla“Her şeyin bir kaynağı vardır. Takvanın kaynağı ariflerin (evliyaların) kalbleridir.”[6]
    Takvaya ermiş olan (evliya)nın yanında oturmak ibadet sayılır.”[9]Allah Azze ve Celle, kulunu hilafete (Nebiler Nebisi’nin (SAV) varisliğine) ehil kılarsa yedi kudretiyle onun alnını mesh eder (sıvazlar). Yani evliya sınıfına nail eylediği kulunu arındırırTasavvuf yolu, kulu terbiye eden ve kalbi manevi kirlerinden arındıran bir yoldur. Bu arındırmanın Kur’an’daki adı tezkiyedir. İnsanları tezkiye eden Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, kalpleri inkar ve isyan kirlerinden temizlemek, Allah ile huzura kavuşturmak için görevlendirilmiştir
    Tasavvuf yolu, kulu terbiye eden ve kalbi manevi kirlerinden arındıran bir yoldur. Bu arındırmanın Kur’an’daki adı tezkiyedir. İnsanları tezkiye eden Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, kalpleri inkar ve isyan kirlerinden temizlemek, Allah ile huzura kavuşturmak için görevlendirilmiştir.


    bana diyorsunki nerden geldiği belli olmayan yarım yamalak hadis altını oku bakim bide senin hadisin altını oku menbası kimmiş
    Ebu Zerr, "Ya RasülAllah, o nebî oldu mu?" diye sorunca, Hz. Peygamber: "Evet o mükellem bir nebî (Allah'ın kendisiyle vâsıtasız konuştuğu peygamber) idi" dedi. (Müsned-i Ahmed bin Hanbel, V/265)
    bu menbaya inanmaman demek hadsi inkardır bir tane hadis diyorsun her konuda binlerce hadis yoktur bazı konularda hadis bir veya iki taneyle sınırlıdır bir tane diye güven duymamak biraz kafa karıştırıcıdır düşünce odurki: hz adem ve hz havva dünyaya gönderildiğinde kafanıza göre yaşayın denmedi heral... rabbülalemin hz ademin duasını kabul edip affedince ona ve eveladına anlatıp bu kurallarla yaşasınlar ve hamd etsinler diye muhakkakki hz ademe bazı emirler gönderdi yani hz adem o kuralları allahtan alıp yaşayıp evladına karşı uyarıcı konuma girince peygamberlik vasıflarına nazil oldu
    nebi peygamberlik vasfına sahip olmayı gerektirir heralde yoksa nebi deil veli olur ki ondan önce onun kurallarıyla ve peygamberinin hal ve hareketleriyle evladını uyaracağı ne bir kitab nede bir peygamber vardı ki buda onun veli olmasına engel olup veli olmadığını gösterir kural direk allahtan gelmiştir ve bununla evladını hakka yönlendirmiştir dieceksinki topluluk yada kavim yoktuki peygamber olsun yoktu ama evladından bir kavmi oluşturacak kadar kimseleri görmöştö

7. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 56789 SonSon

Benzer Konular

  1. Evlenmeden önceki dönem
    melanqly Tarafından Evlilik ve Aile Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-08-2009, 08:15 PM
  2. İşte 40 bin yıl önceki kadın!
    Kadim Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 27
    Son mesaj: 29-05-2009, 05:01 PM
  3. Kıyametten önceki son adam
    Eftelya Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 29-10-2008, 06:29 PM
  4. Önceki Hayatında Kimdin ?
    Gül@y Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 14-09-2008, 11:29 PM
  5. 4000 Yıl önceki Dua
    Karakarizma Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 14
    Son mesaj: 12-06-2007, 04:16 PM
Yukarı Çık