6. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 45678 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 51 ile 60 Toplam: 84
  1. #51
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı enrico´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İslamiyet öncesi tabiri yanlış.
    İslam ilk önce ilk insan ilk peygamber Hz Adem'e gönderilmiştir.
    Bu arada insanları düzelteyim derken hataya sen de düşmüşsün

    ilk peygamber Hz Adem'e gönderilmiştir.
    Hz Adem A.S peygamber değildir, ilk yaratılan insandır...!!

    Peygamber Elçi demektir, zaten Hz Adem A.S ve onun çocukları ve Adem A.S dan 10 asır sonrasına kadar insanlar TEVHİD üzere yaşadılar.... Buharide mevcut konuyla ilgili hadis...

    İlk Peygamber Hz. NUH A.S dır...!!!! Kavmi TEVHİD den uzaklaşmış ŞİRK' içine düşmüştür...!!

    Gelgelelim sorunun cevabına....!!!!

    [172] Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şahit olduk, dediler.

    [173] Yahut "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Bâtıl işleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?" dememeniz için (böyle yaptık).

    [174] Belki inkardan dönerler diye âyetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.

    ARAF SURESİ



    İşte bu 1 Misak' tır....


    [56] Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. ZARİYAT SURESİ

    Ayet de görüleceği üzere İnsanoğlu istisnasız yeryüzünde yaşayan tüm insanlar yani Eskimo, zenci, çinli, arap, türk, vs.vs.vs.....hepsinin yaratılış gayesi açıkca bildirilmiştir..

    Yani tüm insanlar yaratılış gereği FITRAT' ında ALLAH C.C un yaratıcısı ve RABBİ olduğunu kabule hazır duygu, ve hisler ile yaratılmıştır...Bu forumdaki örnekleri de dahil olmak üzere, yaşamış tüm insnalar YAKIN' en asla, asla ALLAH C.C u inkar edemezler, inkarlarının tek sebebi İNAT tır...Çünkü KÜFÜR..;

    ŞÜPHE
    TEREDDÜT,
    TEŞFİŞ' e (Karıştırma, bulandırma)

    binaendir.. ÖRNEK FİRAVUN açın ve KUR-AN daki FİRAVUN' un sözlerini dikkatle okuyun...

    İMAN ise ;

    İSPAT
    İTMİNAN (kalpten inanmak,güvenmek)
    YAKIN ' e

    dayanır..


    Şimdi yani istisnasız her insan ALLAH C.C varlığına kabul edecek duygu ve hisler ile yaratılmış ise bırakın geçmiş toplumları, günümüzde AFRİKA' da bir PİGME, yada kutuplarda ki bir ESKİMO durup dünyada ki düzene, bakıp, bu dünyayı bir yaratan var, benide bir yaratan var dese ve kendisine VAHİY ulaşmadan vefat etse bu adam kendini kurtarabilir... Çünkü..;

    007] Nefse ve onu düzenleyene,

    008] Sonra da ona, hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene,

    ŞEMS SURESİ


    Her nefse İYİ ve KÖTÜYÜ AYIRT EDECEK KABİLİYET VERİLMİŞTİR...


    Mesela Hırsızlık her vicdanı rahatsız ettiği gibi, ihtiyaç sahibine yardım da her nefse huzur verir..!!!

    Ama bizim gibi VAHİY ile muhattap olan insanlar için artık 1. MİSAK daki sorumluluk bir kurtuluş umudu içermez.. Artık Aklı VAHYE TESLİM ETMEK ZORUNDASINIZDIR...

    “Allah size bilmediklerinizi tam olarak açıklamak, sizi öncekilerin yollarına iletmek ve sizin tevbelerinizi kabul etmek ister" (Nisâ: 26)

    “Biz sana, insanlar arasında Allah’ın gösterdiği şekilde hükmedesin diye Kitabı indirdik” (Nisa 105).

    “Eğer bir şeyde çekişirseniz, onu Allah’a ve Rasulu’ne havale ediniz”

    "Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (Mâide: 92).

    "Kim Rasûle itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ': 80).

    "Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr: 7).

    "De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âli İmrân: 31).



    “Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)

    Yani İnsan VAHİY ile muhatap oluncaya kadar 1.Misak dan sorumludur...

    En Güzel Örnek İBRAHİM A.S dır..

    Ardından ay'ı (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim rabbim" demiş fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum." (6/77)

    Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim rabbim bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." (6/78)

    "Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim." (6/79)



    Böylece İbrahim'e kesin bilgiyle inananlardan olması için göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. (6/75)

  2. #52
    Acemi Üye enrico - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    Andromeda
    Mesaj
    176
    Rep Gücü
    10868
    Sayın Ammar,
    Evvela; sen değil siz demelisiniz.

    Saniyen;
    Hz Adem'in peygamber olduğu Kur'an sünnet ve İcma-ı ümmet ile sabittir.
    Kur'an-ı Kerim'de Hz Adem'e vahiy geldiğine dair ayetler mevcuttur.

    "Şüphesiz, Allah, adem'i, Nûh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (A'li İmran 34)

    Hz Adem zamanında başka peygamber yoktu dolayısıyla Allah katından kendisine emir ve nehiyler gelmiştir.

    Ebu Zerr Peygamberimize 'Ya Nebiyallah, peygamberlerden ilk peygamber kimdir?' diye sorduğunda, Peygamberimiz (s.a.s.): "Âdem'dir." dedi. Ebu Zerr, "Ya Rasûlullah o, Nebî oldu mu?" diye sorunca Hz. Peygamber (s.a.s.), "Evet o mükellem bir Nebî idi." dedi." (Ahmed b. Hanbel, V, 265)

    Hz Âdem'in peygamberliği konusunda ümmet de ittifak etmiştir.

  3. #53
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Hz Adem'in peygamber olduğu Kur'an sünnet ve İcma-ı ümmet ile sabittir.
    Kur'an-ı Kerim'de Hz Adem'e vahiy geldiğine dair ayetler mevcuttur.
    Şu sözler delil ister ..... deliliniz nedir, bahsettiğiniz ayeti şuraya koyarsanız, heleki Sünnet de sabittir demişsiniz yukardaki gibi ayet ve hadisleri şu sayfalara eklerseniz, söylediklerinizin dayanağını öğreniriz, aksi takdirde olay Ehli sünnet ailimlerinin icma-ı ile sabittire döner, ki yorumlarınızın devamı o ehli sünnet alimi dediklerinizinde kimler olduklarını ortaya çıkardığında daha net söylemlerde bulunabilirim..

    Cevabım sonra gelicek....

  4. #54
    Acemi Üye enrico - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    Andromeda
    Mesaj
    176
    Rep Gücü
    10868
    Hz Adem'in peygamber olup olmadığını mı tartışacağız?

  5. #55
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Hayır söylediğimiz her sözü delil ile söylemeyi öğreneceğiz, KUR-AN ve SÜNNET de delili olmayan şeyleri söylemeyeceğiz....!!!!!

    - Rufey' Ebu'I-Âliye'den:[9]

    Übey b. Ka'b (Radıyallahüanh),

    "Hani Rabbin Âdemoğullarının belindeki soylarından söz alıp onları 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' diye kendileri hakkında şahitlik etmeye çağırmıştı..." âyetini şöyle açıkladı:

    Allah onları bir araya topladı, ayrı ayrı ruhlar kıldı, kendilerini şekillendirdi ve ardından konuşmalarını istedi, onlar da konuştular. Allah böylece onlardan bir söz ve misak aldı, 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim sözüyle kendi fiillerine şahit tuttu. (Onlar da 'Elbette sen bizim Rabbimizsin' dediler.) Allah Teâlâ: 'Kıyamet günü biz bunu bilmiyorduk, dememeniz için yedi kat göğü ve yeri size şahit tutuyorum. (Ayrıca) atanız Âdem 'i de bu olaya şahit tutuyorum. Bilin ki benden başka ilâh ve rab yoktur. O hâlde bana hiçbir şeyi ortak koşmayın. Size peygamberlerimi göndereceğim ve onlar da aldığım söz ve misakımı hatırlatacaklar. Bir de size kitaplarımı indireceğim' dedi. Bunun üzerine 'Sen bizim Rabbimiz ve İlahımızsın, biz buna şahidiz' diyerek Allah'ın sözünü kabul ettiler.

    Sonra Allah Teâlâ Adem'i (Aleyhisselâm) onları görebileceği şekilde yükseltti ve o da gördü ki kimi zengin, kimi fakir ve kimi güzel, kimi çirkin... (Bunun üzerine) Hz. Âdem şöyle niyaz etti:

    'Rabhim! Keşke kullarını eşit yaratsaydın. ' Allah Teâlâ buyurdu ki:

    'Ben şükredilmekten hoşlanırım,'

    Bundan sonra Hz.Adem, onların içinde peygamberleri halka ışık saçan kandiller gibi gördü ki onlardan da risâlet ve nübüvvet konusunda özel bir söz ve mîsak alınmıştı. Bu söz; Ve biz peygamberlerden de söz aldık...Meryem oğlu İsa'dan da.[12] âyetinde belirtilmektedir. îsa (Aleyhisselâm), o ruhların içindeydi ve Allah onu Meryem'e gönderdi.

    Übey'den (Radıyallahu anh) nakledildiğine göre; o ruh Meryem'in ağzından (bedenine) girmişti.

    Ahmed bin Hanbel / Musned / TEVHİD İNANCI



    322 - (193) Bize Ebu Kâmil FudayI b. Hüseyin el-Cahderî ile Muham-med b. Ubeyd, El-Guberi rivayet ettiler lâfız Ebu Kâmil'indir dediler ki: Bize Ebu Avane, Katade'den, o da Enes b. Malik'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş. Resulullâh (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:

    «Allah kıyamet gününde insanları bir araya toplayacak, onlar buna ehemmiyet verecekler. (İbni Ubeyd : Bu kendilerine ilham olunacak demiş) ve :

    — Rabbimizden şefaat dilesek de bizi şu vaziyetimizden rahata kavuştursa ya, diyecekler. Bunun üzerine Âdem A.S gelerek :

    — Sen bütün insanların babasısın, Allah seni kendi yed-i kudreti ile yaratmış; sana kendi ruhundan ruh nefh eylemiş, meleklere de emir bu*yurarak onlar sana secde etmişlerdir. (Ne olur) Bize Rabbİn nezdinde se*fa'at et de bizi bu (müşkül) mevkimızden kurtarsın, diyecekler. Âdem (Aleyhisselâm);

    — Ben sizin zannettiğiniz mevkide değilim diyerek, (vaktiy*le) yaptığı hatayı söyleyecek ve o hatadan dolayı Rabbinden utanacak, (onlara) lâkin siz Nuh'a, Allah'ın gönderdiği ilk Resule gidin diyecek.


    Sahih-i Müslim / İman

    .......Hadis devam ediyor bizi ilgilendiren kısmını aldım...


    Bu hadis konuyu netliğe kavuşturur umarım..
    Konu Ammar tarafından (16-09-2010 Saat 10:12 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #56
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu arada insanları düzelteyim derken hataya sen de düşmüşsün
    Hz Adem A.S peygamber değildir, ilk yaratılan insandır...!!

    İşte bunlar; kendilerine Allah’ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem’in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah’)ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar. (19/58)
    Ebu Zerr, "Ya RasülAllah, o nebî oldu mu?" diye sorunca, Hz. Peygamber: "Evet o mükellem bir nebî (Allah'ın kendisiyle vâsıtasız konuştuğu peygamber) idi" dedi. (Müsned-i Ahmed bin Hanbel, V/265)

    Hz. Adem'in evlâtları onun irşâdı ile Allah'a iman etmiş, zamanlarındaki maddî ve manevî ihtiyaçlarını temin eden hükümleri ondan öğrenmişlerdi. Ebu Zerr'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamberimiz (s.a.s.) Hz. Âdem'e on sahifelik bir kitap indirildiğini söylemiştir.
    ayreyeten miraç hadisesinde hz peygamber(sav)miraca çıkarken dier peygamberlerle göröşmöş bunların ilk, hz adem sefiyullahtır

  7. #57
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    İşte bunlar; kendilerine Allah’ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem’in soyundan
    bumu delilin....

    sende adem soyundansın bende adem A.S yaratıldığı günden kıyametin kopacağı güne kadar tüm yaratılmış insanlar ADEM A.S soyundan.. ayeti dikkatle okursan zaten kendi ellerin ile kendi savunduğunun zıttını beyan ettiğini görürsün...

    Adem A.S ilk yaratılan insandır....KUR-AN daki ADEM A.S ile ilgili kıssaları tekrar bi dikkatle okuyun...


    Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah'a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: "Seni mutlaka öldüreceğim." (Öbürü de:) "Allah ancak korkup sakınanlardan kabul eder." (5/27)


    PEYGAMBERLİK nedir bi bunu cevaplayın,
    PEYGAMBERLER ne için gönderilir,
    neye davet ederler,
    görevleri nedir...?

    Bidayette, başlangıçta insanlık tek bir din ve şeriat üzereydi. Bunu ispat eden ayeti kerimede;

    “İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan peygamber göndermiş, onlarla birlikte insanlar arasında, ihtilaf ettikleri hususlarda kendisiyle hükmetmek için hak olan kitabı da indirmişti. Oysa kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki haset yüzünden Kitap üzerinde ihtilafa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası değildi. Ne var ki Allah, iman edenleri,üzerine ihtilaf ettikleri hakka, kendi izniyle hidayet etmiştir. Zaten Allah dilediği kimseyi doğru yola hidayet eder.” (Bakara/213)

    Falan adam sapıttı denildiğinde be ne demektir. Daha iyi anlaşılması için şöyle diyelim. Bir adam hastalandı dediğimizde bu adamın daha önce sağlıklı olduğu gündeme gelir. Bir adama sapıtmış denildiğinde de daha önce haktaydı, daha sonra haktan sapmış manasını taşır. Bunun içindir ki hidayette insanlık tek bir ümmet idi, bu aynı zamanda tek bir din manasına gelir. Zaten bir tek ümmet parça, parça olamazlar, ancak vahdet üzere olan bir topluluk ve kavim olurlar. Allah (C.C) ayetin sonunda bunu anlatıyor(Korkutan müjdeleyen beraberinde kitap indirilen resuller ihtilaf ettikleri meselelerde hüküm vermek için ) tek bir ümmetin olduğunu gösteriyor. Demek ki tek bir ümmetin zıttı ihtilaf etmeğe, inhiraf başlamış. Buraya kadar anlaşıldı İnşaAllah.

    İbn-i Abbas’tan gelen bir hadiste ise ibn-i Abbas(R.H) şöyle dedi: “Adem (A.S) ile Nuh(A.S) arasında 10 asır vardır. Hepsi hak olan şeriat üzereydi, sonra ihtilaf ettiler, Allah müjdeleyici ve uyarıcı nebiler yolladı .”

    Bu eser Tabari Tefsiri--- Buhari


    Ebu Umame (R.H) gelen bir hadisi şerifte “Adamın birisi dedi ki “ya Resululah -sallallâhu aleyhi ve selem- Adem (A.S) bir nebi miydi?”
    Peygamber -sallallâhu aleyhi ve selem- evet dedi.
    Adam tekrar dedi ki
    “Adem(A.S) ile Nuh(A.S) arasında ne kadar vardır”
    dedi ki 10 asır vardır.

    Ahmet ibn-i Hanbelin müsnedinde, İbn-i Hıbbanın sahihinde, Tabarani M.kebirinde, Hakim müsredrekte, Bezzarın müsnedinde....

    Bu hadisinde devamını almadan işinize gelen kısmını alıp, delil sunuyorsunuz, ADEM A.S ın ALLAH C.C katında ki özel yerine bişey dediğimiz yok, otla sapı birbirine karıştırmayın...!!!! Nebi olduğuna da birşey dediğimiz yok...!!!!

    Bizim itrazımıza sebep olan yazıyı tekrar alıntılayıp, itiraz nedenini dikkatle inceleyelim..

    İslamiyet öncesi tabiri yanlış.
    İslam ilk önce ilk insan ilk peygamber Hz Adem'e gönderilmiştir.
    Cümle bu...!!!!

    itiraz edilen noktası ise

    ilk peygamber Hz Adem'e gönderilmiştir.
    İşte bu.....

    PEYGAMBER - RESUL değil idi, ilk yaratılan insan idi Adem A.S...

    İlk RESUL NUH A.S dır.. Çünkü..;

    Adem (A.S) sonra belli bir zaman tek bir din tevhid üzere olan insanlık yavaş, yavaş tevhid çizgisinden kayarak bazı vesilelerle şirke bulaşmaya başladılar. Binaen aleyh Allah (C.C) Resuller gönderdi. Niye gönderdiğini ayetin sonunda söylüyor. İnsanlık bidayette tek bir ümmetti, sonra ihtilafa düştüler Allah’ta müjdeleyici ve uyarıcı hak bir kitap ile Resuller yolladı diyor. İşte yollanan Resullerin ilki Nuh(A.S)dır. Nuh(A.S) o topluma içerisinde vuku bulunan bir müşkülata binaen yollanmıştır. Her peygamber bozulan ortam için gelmiştir. Demek ki her peygamber inhiraftaki toplumu düzeltmeye gelmiştir. Öyleyse Resullerin düzeldiği şeylere dikkat etmek gerekir.


    Nuh(A.S) insanlığa yollanan ilk Resul olduğu Müslim deki ve Tirmizi deki Şefaat hadisidir.

    Ebu Hureyye(R.H) şöyle dedi

    “Bir gün Allah Resulü(A.S)a et yemeği getirildi, ön buttan bir parça önüne konuldu. Çünkü Resulü-sallallâhu aleyhi ve selem- ön budu çok severmiş, ve onu ön dişleriyle kopardı ve şöyle dedi BEN KIYAMET GÜNÜ BÜTÜN İNSANLARIN EFENDİSİYİM.” Diyor hesap gününü anlatan bir vakıadır.

    Bu hadisin devamında insanların şefaat için Adem (A.S)a gidip Adem (A.S)’ın da insanları Nuh(A.S) gelip “ Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapan insanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin.


    Hiç KUR-AN okumuyorsunuz...!!!! Tarikatlarda, Tasavvufda öğrendiğiniz, sözler üzerine fikir beyan ediyorsunuz, söylenen sözlerin delillerini araştırmıyorsunuz, doğrusunu söyleyen kim olursa olsun, ebu Bekir R.H, Ömer R.H, mış Ebu Hanife R.H mış, Şafi R.H mış fark etmez, KUR-AN ve Sünnete müracaat edersiniz söyleyenin kim olduğu önemli değil, söylediği söz KUR-AN ve SÜNNETE ters ise elinizin tersi ile itersiniz... Defalarca yazdık zaten bu insanlarında söyledikleri bu..;


    O delilleride aşağıda sunayım, konuya karışmasın...!!!!!

    Yani ne imiş İCMA ve KIYAS dinde delil teşkil etmez imiş... KUR-AN ve SÜNNET dinde ki tek DELİL imiş...!!!!!!!
    Konu Ammar tarafından (17-09-2010 Saat 11:59 AM ) değiştirilmiştir.

  8. #58
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    1- Ebû Hanife(H:80-150)

    Bunların ilki İmam Ebû Hanife Numan b. Sabit'tir. Mezhebinden olanlar ondan çeşitli söz ve ifadeler nakletmişlerdir. Hepsi de tek bir şeye götürmektedir ki, o da şudur: �Hadisi esas almak, ona muhalif olan görüşleri terk etmek vaciptir.�


    1. Hadis sahih olduğunda, benim mezhebim o(hadis)dur.

    2. Bir kimsenin nereden aldığımızı bilmeden bizim sözümüzü alması (onunla amel etmesi) helal olmaz. Bir rivayette de: Benim delilimi bilmeyen bir kimsenin sözlerimle fetva vermesi haramdır.Çünkü biz beşeriz. Bugün bir söz söyler, yarın ondan geri dönebiliriz.

    Diğer bir rivayette de: Dikkatini çekerim ey Yakub (Ebû Yusuf)! Sakın ola ki, benden duyduğun her şeyi yazayım deme. Çünkü ben bugün bir kanaat bildirir, yarın ondan vazgeçebilirim. Yarın da bir kanaat bildirir, öbür gün vazgeçebilirim.

    3. Allah'ın kitabına ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadislerine muhalif bir söz söylersem, sözümü terkedin.

    2- İmam Malik b. Enes (H:93-179)

    1. Ben bir beşerim, isabet eder, hata da ederim. Benim görüşlerime bakın; Kitap ve sünnete uyanları alın, Kitap ve sünnete uymayanların hepsini terkedin.

    2. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında her insanın sözlerinin bir kısmı alınıp, bir kısmı terk edilebilir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise müstesnadır.

    3. İbn Vehb diyor ki: imam Malik'e, abdest alırken ayak parmaklarının arasını tahlil (el parmaklarıyla arasına su ulaştırma) meselesi sorulduğunda şöyle dediğini duydum: Bunu yapmak vacip değildir. İnsanlar gidinceye kadar sustum. Sonra ona dedim ki: Bu hususta elimizde varid olan bir sünnet var. Dedi ki: Nedir bu? Dedim ki: Bize Leys b. Sa'd, İbn Lehia ve Amr b. Haris anlattı ki, Yezid b. Amr el-Meafirî'den, (o da) Ebû Abdurrahman el-Habelî'den, (o da) el-Müstevrid b. şeddat el-Kureşî'den dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in serçe parmağıyla ayak parmaklarının arasını ovaladığını gördüm. Dedi ki: Bu güzel bir hadistir, şimdiye kadar da duymuş değilim.
    Sonraları bu mesele tekrar sorulduğunda, insanlara böyle yapmalarını emrettiğini gördüm.



    3- İmam Şafiî (H:150-204)

    1. Rasûlullah‟ın sallallahu aleyhi ve sellem sünnetlerinden bazılarının ulaşmadığı veya kaybolmadığı hiç kimse yoktur. Söylediğim her söz ve koyduğum her asıl, şayet Rasûlullah‟ın sallallahu aleyhi ve sellem bir sünnetiyle aykırılık arzediyorsa, uyulacak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüdür. O ayrıca benim de sözümdür.14

    2. Müslümanlar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in sünneti ortaya çıktıktan sonra, bir kimsenin o sünneti başka birinin sözü için terketmesinin helal olmayacağı hususunda icma etmişlerdir.

    3. Kitaplarımda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine muhalif birşey bulursanız, Rasûlullah‟ın sünnetiyle amel edin benim sözlerimi terkedin. Başka bir rivayette de: Ona tâbi olun ve başka hiç kimsenin sözüne iltifat etmeyin.

    4. Hadis sahih olduğunda benim mezhebim o hadistir.

    5. Sizler hadisleri ve ricali benden daha iyi bilirsiniz. Eğer hadis sahih olursa onu bana da söyleyin. Kufeliler, Basralılar ve Şamlılar rivayet etsin farketmez, eğer sahih ise ben onlara giderim.

    6. Nakil ehline göre (hadis âlimleri), hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih hadis bulunan her meselede muhalif görüşlerimden hayatımda da, öldükten sonra da vazgeçmişimdir.


    7. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih bir hadis olduğu halde benim ona muhalif bir söz söylediğimi görürseniz, bilin ki, aklım başımdan gitmiştir.

    8. Ben bir söz söyler de, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüme muhalif sahih bir hadisi varsa, Rasûlullah‟ın hadisi (amel etmekte) evladır, beni taklid etmeyin.

    9. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen her hadis benim sözümdür, benden duymamış olsanız bile!..

    4- İmam Ahmed b. Hanbel (H:164-241)


    İmam Ahmed'e gelince; imamlar arasında hadisleri daha çok toplayan ve bunlara bağlanan odur. Öyle ki fer‟î konuları ele alan kitapların telif edilmesini hoş görmezdi. Bundan dolayı şöyle demektedir:


    1- Beni taklid etmeyin, Malik‟i de, Şafiî'yi de, Evzaî ve Sevrî'yi de taklid etmeyin. Onlar nereden aldılarsa siz de oradan alın. Başka bir rivayette: Dininde bu kimselerden kimseyi taklid etme, Rasûlullah ve sahâbîlerinden varid olan ne ise onu al. Bunlardan sonra gelenler (tabiînler) hususunda ise kişi muhayyerdir.

    Bir defasında da şöyle demiştir:İttiba, kişinin, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟e ve sahâbîlere tâbi olmasıdır. Ancak tabiînden sonra kişi muhayyerdir.

    2- Evzaî'nin görüşü, Malik'in görüşü, Ebû Hanife'nin görüşü... Bunların hepsi birer görüştür. Bana göre de hepsi eşittir. Delil ise ancak rivayetler (hadisler)dir.

    3. Kim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in hadisini reddederse, o helak olacağı bir uçurumun kenarındadır (demektir).

    İşte, hadislere sarılmayı emretme, basiretsiz bir şekilde taklidi nehyetme hususunda imamların söyledikleri bunlardır. Bunlar öyle açık ifadeler ki hiçbir tevil veya münakaşayı kaldırmaz. Kaldı ki sünnette sabit olana sarılan kişi, -imamların bazı sözlerine muhalif de olsa onların mezheplerinden ve yollarından ayrılmış olmaz. Bilakis o hepsine tâbi olmuş, kopması mümkün olmayan sağlam kulpa tutunmuş olur. Ancak onların sözlerine muhalif olan sünnetleri terkeden kimse böyle değildir. Böyle biri onlara isyan etmekte ve biraz önce onlardan nakletmiş olduğumuz sözlerine muhalefet etmektedir. Allahu Teâlâ da buyuruyor ki:

    Rabbine yemin olsun ki, aralarındaki anlaşmazlıklarda seni hakem seçip sonra da verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymadan tam manasıyla boyun eğmedikçe, iman etmiş olmazlar.(Nisa 65)

    Yine buyuruyor ki: Onun emrine muhalefet edenler başlarına bir musibet gelmesinden veya acı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.(Nur 63)

    Hafız İbn Receb (rahmetullahi aleyh) diyor ki: Kendisine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin emrinin ulaştığı her kişinin yapması gereken; bunu ümmete beyan etmek, onlara nasihat edip bu emre tâbi olmaları için çalışmaktır. isterse bu, ümmette büyük bir zatın görüşüne ters olsun. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in emri, hata ederek muhalefet eden büyük bir zatın sünnete aykırı emrinden tazim edilmeye ve uyulmaya daha layıktır (hak sahibidir). İşte bu itibarla sahâbîler ve onlardan sonra gelenler sahih sünnetlere muhalefet edenleri tenkid etmişlerdir. Bazen belki de tenkidlerinde kaba ifadeler de kullanmışlardır. Ondan nefret ettikleri için değildir bu. O bilakis o sevdikleri ve saygı duydukları biridir. Ancak ne olursa olsun, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟i daha çok sevmektedirler. Onun emri de bütün mahlukatın emrinin üstündedir. Eğer Rasûlullah‟ın emri ile bir başkasının emri çelişirse, Rasûlullah‟ın emri öne alınmalı ve ona tâbi olunmalıdır. Onun emrine muhalif olana duyulan saygı, Rasûlullah‟ın emrine tâbi olmaya engel teşkil edemez. Her ne kadar o kişi hatasında bağışlanmış olsa da. Kaldı ki, o bağışlanmış olan zat, Rasûlullah‟ın muhalif emri kendisine geldiğinde kendi görüşüne muhalefet edilmesine itiraz da etmez.

    Kaynaklar ve daha detaylı bilgi için

    MEZHEPLER

  9. #59
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Bu HADİS de yukarda kısa bir bölümünü verdiğimiz HADİS' in tamamı


    2434- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

    Rasûlullah (s.a.v.)’e et getirildi ve ön but kısmı takdim edildi çünkü o etin bu kısmından hoşlanırdı. Etten bir parça ısırdı ve şöyle buyurdu: “Kıyamet günü insanların en saygıdeğeri ben olacağım bunun niçin böyle olacağını biliyor musunuz?

    Dinleyin! Anlatayım; Allah bütün insanları öncekileriyle ve sonrakileriyle hepsini büyük ve düz bir alanda toplayacak ve söyleyeceği her söz tüm insanlığa duyurulacak gözler bu manzaralara şâhid olacak, güneş kendilerine o kadar yaklaştırılacak ki sıkıntı ve keder güç yetiremeyecek, çekilmez hale gelecek ve insanlar birbirlerine; Başınıza gelenleri görmüyor musunuz? Rabbiniz yanında size şefaat edebilecek birine bakmıyor musunuz? İnsanlar birbirlerine, Adem’e müracaat ediniz deyip ona gelecekler ve şöyle konuşacaklar: Sen tüm insanların babasısın, Allah seni eliyle yarattı ruhundan üfürdü ve meleklere secde etmelerini emretti, onlar da sana secde ettiler. Rab*binin yanında bize şefaat et. Ne durumda olduğumuzu görüyorsun, görüyorsun ki halimizi! Adem onlara şöyle diyecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bu güne kadar bu şekilde gazablanmamış ve bundan sonra da böylesine gazablanmayacaktır. Cennet’te bir ağaca yaklaşma demişti de ben hata edip o ağacın meyvesinden yemiştim. Ben kendi derdime düşmüşüm! Başka birine gidin;

    Nuh'a gelecekler ve diyecekler ki: “Ey Nuh! Yeryüzüne gönderilen peygamberlerin il*k olanlarındansın. “Allah, seni çok şükreden kul” olarak vasıflandırmıştır. Rabbinin yanında bize şefaat et! Ne halde olduğumuzu görü*yor ve ne duruma geldiğimizi biliyorsun!” Nuh (a.s) onlara şöyle cevap verecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da böylesine gazablanmayacaktır. Ben de kavmime beddua edip Allah’a karşı bir suç işlemiştim bu yüzden benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, İbrahim'e gidiniz!

    Sonra İbrahim’e gelirler ve şöyle derler: Ey İbrahim! Sen Allah'ın Peygamberi ve yeryüzü halkı içerisinde O'nun tek dostusun. Rabbin ya*nında bizim için şefaat ediver! Ne halde olduğumuzu görüyorsun? İbrahim şöyle der: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. Ben hayatım boyunca üç yerde yalan söylemiştim Ebû Hayyan’ın rivayetinde bu, yalan söylediği üç yer sayılır) Dolayısıyla benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, Musa'ya gidin!

    Sonra insanlar Musa'ya gelirler ve şöyle derler: Ey Musa! “Sen Allah'ın Rasûlüsün Allah sana, kitap vererek ve seninle konuşarak seni insanlardan üstün kılmıştır. Rabbin yanında bize şefaat et! Durumuzu görmüyor musun! Musa’da şöyle diyecek: “Rabbim bugün çook şiddetli derecede gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. Ben de bir zamanlar bana emredilmemesine rağmen bir adam öldürmüştüm o şuç bana yeter. Dolayısıyla benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, İsa'ya gidin!

    Sonra İsa'ya gelirler ve şöyle derler, “Sen Allah'ın rasûlü ve Meryem'e ilka ettiği kelimesi ve Ruhundan üfürdüğü kimsesin. Beşikte insanlarla konuşan sensin, Rabbinin yanında bize şefaat et! Durumumuzu görüyorsun! İsa şöyle diyecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. İsa, kendi için işlediği bir günah zikretmemiştir. Benim de kendi derdim bana yeter siz başkasına gidin, Muhammed (s.a.v.)’e gidin! Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Muhammed (s.a.v.)’e gelecekler ve şöyle diyecekler Ey Muhammed! Sen, Allah'ın Rasûlü, peygamberlerin sonuncususun. Geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanan sensin. Rabbin yanında bize şefaat et! Durumumuzu görüyorsun! Bende hemen hareket edip arşın altına gelir ve Rabbime secdeye kapanırım. Sonra Allah, o anda benden önce kimseye nasip etmediği hamd ve övgülerden öyle şeyler bana ilham edecektir. Sonra “Ya Muhammed!” denilecek, “kaldır başını secdeden; iste isteğin yerine getirilecektir. Şefaat et şefaatin de kabul edilecektir. Başımı kaldıracağım ve “Ya Rabbi, ümmetim! Ya Rabbi, ümmetim! Ya Rabbi, ümmetim!” diyeceğim. Allah, Ya Muhammed! diyecek, ümmetinden hesaplaşması olmayanları, Cennet kapılarının sağından girdir bu girecek kimseler diğer tüm kapılardan da girebilirler. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti: Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki Cennet kapılarından iki kanadın arası Mekke ile Hecer veya Mekke ile Busra arası kadardır.”

    (Buhârî, Ehadisül Enbiya: 23; Müslim, İman: 72)

  10. #60
    Tecrübeli Üye atom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    306
    Rep Gücü
    3649
    islamiyetten çncesine gitmenize gerek yok.islamiyetten çok uzun yıllar sonra dahi islamı duymayan insanlar vardı.mesela kızıldereliler.
    islamın ulaşmaması bir yana,onlara herhangi bir peygamber geldiğine dair en ufak kanıt yok.allah ın unuttuğu insanlar kızıldereliler.

6. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 45678 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Evlenmeden önceki dönem
    melanqly Tarafından Evlilik ve Aile Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-08-2009, 08:15 PM
  2. İşte 40 bin yıl önceki kadın!
    Kadim Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 27
    Son mesaj: 29-05-2009, 05:01 PM
  3. Kıyametten önceki son adam
    Eftelya Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 29-10-2008, 06:29 PM
  4. Önceki Hayatında Kimdin ?
    Gül@y Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 14-09-2008, 11:29 PM
  5. 4000 Yıl önceki Dua
    Karakarizma Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 14
    Son mesaj: 12-06-2007, 04:16 PM
Yukarı Çık