Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 Toplam: 1
  1. #1
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    320
    Rep Gücü
    10732

    Kur'an da geçen kıble sözünden ne anlamalıyız?

    İslam toplumunda en önemli ibadetlerden biri olan namazımızı Mescid-i haram yönüne dönüp kılarız. Bunu yaparken de aşağıdaki ayetleri delil gösteririz. Gelin bu konuyu birlikte ayetler üzerinde düşünüp anlamaya çalışalım. Gerçekten Allah namazlarımızı kılarken belli bir yöne dönmemizi mi emrediyor? Önce Bakara suresi 115. ayete bakalım ve üzerinde düşünelim.

    Bakara 115: Doğu da Batı da Allah'ındır: Nereye dönerseniz dönün Allah'ın yönü (yüzü) orasıdır. Unutmayın ki Allah rahmet ve kudretinde sınırsızdır, her şeyi bilendir.

    Yukarıdaki ayete baktığımızda nereye dönersek dönelim, orada Allah ı bulacağımızı söylüyor. Ayetin sonunda da Rabbin gücünün sınırsız ve her şeyi bilecek güçte olduğu anlatılıyor. Bu ayetten bir önceki ayette de bakın şu sözlere yer verilir.

    (Bakara 114: Allah'ın mescitlerini, içlerinde O'nun adı anılıyor diye engelleyen ve onların yıkımı için uğraşan kişiden daha zalim kim olabilir!... )

    Bir kısım düşünce, sanırım bu sözlerden yola çıkarak, Allahın mescitlerinde namaza dururken gerekirse her yöne dönülebileceğini söylemişlerdir. Fakat bakara suresi 115. ayette namaz konusundan hiç bahsedilmemiş ona atıfta dahi bulunulmamıştır. Bu yöntem yani kur’anı anlama ve onun açıklık, anlaşılırlık ilkesine de uymaz.

    Şimdide günümüzde Mescid-i harama dönerek, namazlarımızı kılmamız gerektiğini söyledikleri ayetlere bakalım.

    Bakara 144: Biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.



    Bakara 145: Yemin olsun, Ehlikitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun



    Bakara 149: Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i haram'a döndür. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Bakara 150: Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları müstesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yüzünüzü Mescid-i haram'a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır.

    Yukarıdaki ayetler üzerinde düşünelim. Önce kıble sözcüğünden Rahman ne kast ediyor sanırım burası önemli. Eğer namazlarınızı kılarken kıble olarak yani yön, taraf, bölge olarak oraya dönüp kılınız açıkça diyorsa sorun yok demektir. Bu ayetten bunu yapın diye anlıyor muyuz? Hiçbir ayetinde namazlarınızı kılarken mescidi Harama dönerek kılın dememiştir. Peki, başka ne anlama geliyor olabilir kıble sözü, isterseniz şimdide onu anlamaya çalışalım.

    Kıble: Sıkıntılı bir durumda yardım umarak başvurulan yer, doğru yön.

    İsterseniz bu anlamı üzerinde de düşünelim şimdide. Yukarıda sizlere hatırlattığım ve Rabbin kıble olarak dönülecek yönün mescidi Haram olduğunu söylerken tek bir yerde bile namazlarınızı buraya dönerek kılın açıklamasına rastlayamıyoruz. Peki, neden hiç bahsedilmediği, açıklık getirilmediği halde bizler bu anlamı vermişiz? Sanırım burası önemli. Çünkü her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız diyen rabbim, eğer namazlarımızı yalnız bu yöne dönerek kılmamızı emretseydi, bunu açıkça söylemez miydi?

    Kıble sözünden anlaşılması gereken bir başka anlamı da yazmıştım.( Sıkıntılı bir durumda yardım umarak başvurulan yer, doğru olan yön.) Allah bu sözlerle acaba İbrahim peygamberden bu yana sizlere aynı dini gönderdim, hepiniz hanif İbrahim in dinindensiniz mi diyor? Sizin atanız İbrahim peygamber derken, bizleri bir noktada birleştirdiğini yönümüzün kıblemizin aynı olduğunu ve onunda yönünün, yolunun ve yönteminin bizlere gelen kitaplarla aynı olduğunu anlatmak adına, bizlerinde yönü olarak Hz. İbrahim in kurduğu ilk toplantı evi gösterilerek yönümüzü, yolumuzu çevireceğimiz yönün, yani kıblenin Mescidi haram merkezli aynı bir din olduğunu mu anlatmak istiyor Rabbim acaba bizlere?


    Gelim şimdide yukarıdaki ayetleri bu düşünce penceresinden bakıp anlamaya çalışalım. Bakara 144. ayette Allah elçisine biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz diyor. Sizce bu namaz kılarken olabilir mi? Namaz kılarken hiç kimse yüzünü gökyüzüne çeviremez. Geleneksel İslam ın bu konuyu anlattığı gibi bir açıklama yok, sen namaz kılarken mescidi aksaya dönüyordun, bundan sonra mescidi harama dön de demiyor. Demek ki Peygamberimiz ortamın kötülüğünden, çevresinde olan yanlışların üzüntüsünden çaresiz Rabbine sığınıp, yüzünü gökyüzüne çevirip dualar ediyor ki, Allah bu isteğini duyduğunu söylüyor. Zaman zaman dara düştüğümüzde, bizlerde Rabbe sığınıp ellerimizi gökyüzüne açıp, yönelip dua etmiyor muyuz? Peygamberimizin özel bir istek için değil, sürekli Allahın doğru yolunu aramak adına ona yalvardığının sonucu böyle bir hareket yaptığı anlaşılıyor. Bunun özel bir istek olmadığı çok açık, eğer özel bir istek olsaydı bunu açıklardı bizlere Rabbim. Demek ki genel anlamda bir dua bir yakarış ki bakın elçisine devamında ne diyor?( Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz.) Bu sözlerden Allah a çok özel bir isteği için yakarmış olsaydı, bu konuda elbette açıklanırdı. Demek ki Rabbim peygamberimizin yüzünü kendisi gibi hanif olan İbrahim peygambere inmiş olan dine karşı yüzünü çevireceğini söylüyor. Çünkü Mescidi Haram İbrahim’i dinlerin sembolüdür.

    Bu sözlerden yola çıkarak şunlar söyleniyor günümüzde rivayetler yoluyla. Eskiden namazlar Yahudilerin kutsal yeri olan Mescidi aksaya dönerek kılınıyormuş. Bu Allahın elçisinin hiç hoşuna gitmediği için Allah a yalvarıp kendisinin de istediği Mescidi Harama yönelip namaz kılmayı istediğinden Allah, elçisinin isteğini duyarak bu ayeti gönderdiği söyleniyor. İsterseniz şimdi düşünelim, kur’anda böyle bir açıklama var mı? Tek kelime bile yok. Acaba her şeyi bilen yüce Rabbim daha önce bu olayı hâşâ göremedi de mi, daha sonra elçisinin isteği, üzüntüsü üzerine kıbleyi mescidi haram yaptı? Bunu doğrusu aklıma bile getirmem. Çünkü Rabbim yüzlerce, binlerce yıl sonra olacak olayları, ihtiyaçları bilerek ayetlerini göndermiş ve açıklamış, her çağa uygun hitap eden bir kitap göndermiştir bizlere. Ne yazık ki bizler kelimelerden, cümlelerden Allahın hiç bahsetmediği anlamlar çıkartarak, kendimize deliller yaratmışız. Peki, Allah elçisini hoşlanacağı bir kıbleye çevireceğim derken ne söylemek istiyor olabilir dersiniz? İşte bunu anlamak için yine kur’anı bir bütün olarak düşünmeliyiz. Kıblenin ne anlama geldiği konusunda bir başka açıklamada ne demiştik? Sıkıntılı bir durumda yardım umarak başvurulan yer doğru olan yol, yön. Peki, Allah bizleri tüm Dünyanın her yerinden, Mescidi Harama gitmemizi orada toplanmamızı ve orada ne yapmamızı istiyordu? Onun birliğini, yüceliğini hep birlikte haykırıp onun önünde kıyamda, rükû da ve secdede bulunmamızı, onu zikretmemizi, onun kanunlarına uyacağımızın topluca kanıtı olduğu için, orada buluşmamızı istiyordu Allah. Demek ki Allah sürekli bir arayışta olan elçisinin dualarına karşılık, onu zaten var olan bir dine yönlendireceğini, İbrahim peygamberden bu yana gönderilen İslam dinine yüzünü çevirmesini, dönmesini istiyor bu sözleriyle. Ayetin dev***** bakalım acaba bu sözlerimizi doğruluyor mu? (Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler.) Demek ki tüm insanların nerede olması önemli değil, hepsinin bir noktada buluşması önemli. Buda tüm İslam âleminin yani tüm dinlerin, bir noktada buluştuğu mescidi Haram a dönmesi, aynı pencereden bakması istenerek, kendilerine kitap verilenlerin bu gerçeği çok iyi bileceğini ve onların birleşme yeri, noktası olarak Mescidi haramı gösteriyor. Hatırlayınız İbrahim peygamberden bu yana tüm dinlere Rabbin emrettiği ortak nokta Mescidi haramdır.

    Şimdide gelelim Bakara 145. ayeti anlamaya çalışalım, bakalım burada kıble sözünden ne anlatmak istiyor olabilir Allah. Bu ayette özellikle dikkatimizi çekmeye çalışan sözlere bakalım.

    (Onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun.)

    Onlar senin kıblene uymazlar, sende onların kıblesine uyma diyor. Peki, burada bahsedilen kıble namaz kılarken döndüğümüz yön anlamında mı kullanıyor? Tek kelime bile namaz konusundan bahsedilmiyor. Eğer namaz olsaydı bu açıklanırdı, çünkü tüm dinlere namaz farz kılınmıştı. Bir dine emredilen nazmın kıblesi, yön tespiti var ise, diğerlerinde farklı olması düşünülemezdi. Bu durumda dinler arasında zıtlaşma ve inanç farklılıkları olurdu. Peki, ne olabilir kıble bu durumda? Bakın ayetin son kısmında bu konu aslında anlaşılıyor, bakın ne diyor Rahman elçisine?

    ( Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan…)

    Demek ki kıble sığınılacak, yardım istenecek, takip edilecek bir yol, güç anl***** geliyormuş ki, Allah elçisine eğer ben sana ilimden nasibini, rehberini, güneşini gönderdikten sonra hala onların iğreti arzularına, inançlarına yani kıblelerine uyarsan, zalimlerden olursun diyor. Dikkat edin ayetin içinde bir cümle var. (Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar.) İşte bu cümle aslında konuyu daha çok açıklığa kavuşturuyor. Kıble sözüyle Rahman sığınılacak, danışılacak, yardım umulacak yöneleceğimiz bir yer olarak anlattığı anlaşılıyor, onların o kadar çok yöneldiği kıbleler var ki, kendi aralarında, zaten onlar birbirlerinin kıblelerine bile uymazlar diyor. Çünkü inandıkları putlar, şefaat diledikleri o kadar yanlış itikatları var ki, kendi aralarında bile anlaşamaz onlar diyor.

    Şimdide Bakara suresi 149. ayeti bu düşünceden yola çıkarak anlamaya çalışalım.

    (Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i haram'a döndür. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçektir.)

    Bu sözleri okuduğunuzda sizler nerede olursa olun namaz kılarken mescidi Harama dönün öyle kılın diye mi anladınız? Eğer Allah onu kast etmiş olsaydı bunu apaçık söylerdi, bundan hiç kuşku yok. Rabbin sözlerine lütfen dikkat edelim. Nereden çıkarsan çık diyor, yani hangi inançtan geliyor olursan ol, nerede olduğun kimden olduğun önemli değil. Önemli olan bundan sonraki birliğimiz beraberliğimiz ve gittiğimiz yoldur. Mescidi haram gerçeği, Rahmandan gelen apaçık bir gerçektir. Orada birleşelim ve ona inanalım, buradan yola çıkalım. Allah kıble ve mescidi haram sözlerinden, takip edilecek yolun, İbrahim peygamberden bu yana birleştiğimiz nokta olan Allahın kitapları, peygamberlerinin bir noktada birleştikleridir, bunun sembolü de Mescidi haramdır diyor. Bu makam bu kıble, yön sizlere gönderdiğim kitapların birleşme noktasıdır, yönünüzü buraya dönün ki beni orada görebilesiniz diyor Allah. Kıble ve Mescidi haram Rabbin gönderdiği kitaplarının kesişme noktası, merkezi ve birleştiği yönüdür diyor.

    Bakara 150. ayette bu yönde güzel açıklamalar yapıyor bizlere. Ayetten bir alıntı yapalım.

    (Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın.)

    Ayete baktığınızda namaz kılarken yönünüzü mescidi harama a çevirin mi diyor? Elbette hayır eğer bunu söylemek isteseydi açıkça bunu söylerdi rabbim. Demek ki burada da yönelmek, yardım istemek, takip etmek dini yaşamak adına bir noktada birleşmekten bahsediyor ki bakın ne diyor? (insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın.) Buradan da anlaşılıyor ki yöneleceğimiz, yardım dileyeceğimiz, uyacağımız bir YÖNDEN(KIBLEDEN) bahsediyor ki, buraya yönelin de diğer insanların elinde aleyhinize delil olmasın diyor Allah. Bakın burada namaz kılarken yöneleceğimiz kıbleden bahsediliyor mu sizce? Tam tersine uyulması gerekenlere uyun ki, aleyhinize delil kalmasın diyor. Yüzünü Allah a çevirdiğinde ona uymuş, onun kel***** iman etmişsin demektir. Bunu yapanın şahidi Yüceler yücesi RAHMANDIR, bunu yapanın aleyhine kimse şahitlik yapamaz. Ayetin son kısmına bakalım şimdi de

    .( Yüzünüzü Mescid-i haram'a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır.)

    Bakın Allah Mescidi Harama döndüğümüzde üzerimizdeki nimetimizin tamamlanacağını ve bu sayede güzeli, iyiyi bulacağımızı söylüyor Rabbim. Şimdide bu sözleri kur’an bütünlüğünde düşünelim. Allah iyiye ve güzele ulaşmamız için bizlere rehber olsun diye kur’anı gönderdim diyordu. Bakın bizlerin mescidi harama dönmemiz den kasıt la ne anlam verdiği, ne kadar güzel anlaşılıyor, çünkü kıble aynı zamanda dönülecek yön anlamını taşıdığına göre, buraya dönerek İslam ı gerçek anlamda özümseyip kemale ermek, bu sayede güzele ve iyiye yönelmek olduğu açıklanıyor. Demek ki Allah kıble ve mescidi Haram sözlerini sembolize ederek Atamız olan İbrahim peygamberin dininde ve en son gönderdiği rehberinde KURANDA BİRLEŞMEMİZİ ONUN REHBERLİĞİNİ YÖN EDİNMEMİZİ KASTEDİYOR Kİ, bunu yaparak iyiye ve güzele ulaşacağımızı söylüyor.

    Şimdide bugün namazlarımızda yöneldiğimiz kıblenin konumuna bakalım. Anlatılan birçok rivayetler var bu konuda. Tüm dinlerce kutsal sayılan Mescidi Aksaya İslam’ın ilk yıllarında namaz kılarken dönüldüğü anlatılır. Bu olayı Yahudilerin kullandığı ve kendilerince kutsal olan bir yere dönülerek kılınmasından payeler çıkarıp, Müslüman toplumun arasında huzursuzluk çıkardıkları söylenir. Peygamberimizin de bu konu hoşuna gitmediğinden belli bir zaman sonra Müslümanların mescidi harama dönerek namaz kıldığı anlatılır. Bu dönüş konusunda da yukarıda yazdığım ayetler örnek gösterilerek delil aranır. Doğrusu şuanda özellikle toplu kıldığımız namazlarımızda bir beraberlik olması adına güzel bir durum, buna kimsenin itirazı da olamaz, bence olmamalıda. Fakat bunun Allah emri olduğunu ve delil olarak gösterilen ayetlerin, belli bir zaman sonra peygamberimizin çok istemesi sonucu, Mescidi haram yönünde değiştirildiğini söyleyerek, bu konuda açıkça bahsedilmeyen ayetleri örnek gösterilmesinin doğru olmadığına inanıyorum. Allah geleceği bilir ve o gelecek gelmeden en doğruyu baştan yaratır, ayetini bizlere bildirir. Rabbim binlerce yıl sonra olacak olayları bizlere müjdelemişse, kur’an indirilmeye başlandığında namaz kılarken dönmemiz gerektiği yön konusunda bir emri olsaydı, onu apaçık daha en başta söylerdi. Örnek verilen ayetlere bakınız lütfen, hiç birisinde namaz kelimesi geçmediği gibi, onun yerine geçecek bir sözde yoktur. Zaten Allah sorumlu tutacağını emrettiği emirlerini açık, anlaşılır ve her şeyden nice örneklerle anlatırım diyor. Rahman bu sözleri söylüyorsa, kur’anın bu kadar önemsediği namazlarımızda döneceğimiz bir yön olsaydı bunu da apaçık söylerdi.

    Şunu da söylemeliyim ki, bu konuda İslam âleminde hiçbir tepki ve kargaşada yoktur kıble konusunda, bu konuda anlatılan kur’andan delil aranan rivayetler dışında. Allah eğer bu konuda bir kural koymamışsa, bu bizlerin serbest alanıdır diyebiliriz bizlerin kolaylığıdır, onun içindir bunu zorlaştırmak çok büyük yanlış olur. Bazen haberlerini duyarız kıblesi yanlış cami tespit edildi, kılınan bunca namazımız ne olacak diye. Namaz Allah ile kulunun sohbetidir, namaz Allah ile kulunun en mutlu anıdır. Namaz aciz biz kullarının Yüce Rabbimden istek ve dilek anımızdır. Bunun hangi yönde olmasının ne önemi olabilir ki?

    Allah haram ayların bir yılda dört ay olduğunu söylemiş fakat hangi aylar olduğu konusunda serbest bırakıp geleneğin uygulamalarına ses çıkarmamıştır. Serbest bıraktığı konularda bazı yapılan yanlışlar için ayetler indirip düzeltilmesini sağlamıştır. Allah bu konuda açıkca bir emir vermediyse, bizler geleneğimizden gelen namazlarımızdaki kıblemizi, döndüğümüz yönü elimizden geldiğince korumalıyız, fakat şunu bilmeliyiz ki rabbim e yönelmek, onun huzuruna durmak için Allah bizlere hiçbir zorluk çıkarmamıştır. Eğer böyle bir emir açıkca Rabbim vermiş olsaydı, sanırım yüzlerce yıl önce kılınan namazların yönlerinin tespiti doğruluğu konusunda, tartışma konusu olurdu. Fakat dikkat edin bu konuda ciddi bir tartışmaya hiç rastlanmaz.

    Şunu düşünmenizi rica edeceğim sizlerden. Allah bu kitabı yemin ederek kolaylaştırdığını birçok kez söylüyorsa kur’an da, bundan yüzlerce yıl öncesinde, yönlerini dahi tespit etmekte zorlanan insanları bağlayıcı bir emir verip, rabbin huzuruna durmamız da çok zor bir tespite bizleri zorlar mıydı? Onu anmak onu zikretmek, ondan yardım dilemek için kullarının belli bir yöne dönmesini ve onun huzuruna durmak için bu yönü bulmak adına evlerimizde, tarlamızda çalışırken namaz kılarken zorluk çıkaracağını ve bunu şart koşacağını aklımdan bile geçirmiyorum. Çünkü bu konuda tek bir açık ayet yoktur. Allah bu dini bu kitabı sizler için kolaylaştırdım diyorsa, her gün onun huzuruna durmak ondan yardım istemek adına huzuruna duracağımız yönünün, kesin tespitini isteseydi sanırım işimiz çok ama çok zor olurdu. Rabbim bir şey istiyorsa bu gerekli ve bizler için önemli olduğundandır. Bizlere namazlarımızda duracağımız yönün, mutlaka mescidi haram yönünün de olması gerekir yoksa kabul etmem deseydi, sanırım geçmişte kılınan ve gelecekte kılınacak onca namazın yönü konusunda sorun yaşardık ve her an korku içinde olurduk. Çok şükür Rabbim bizleri asla zor bir ibadetle sorumlu tutmamış. Daha geçenlerde bir caminin kıblesinin yanlış yöne baktığını tespit etmişler, yıllarca kimse farkında bile olmamış, tabi o toplumun üzüntüsünü orada namaz kılan cemaatin telaşını çok iyi tasavvur ediyorum. Ya Rabbim gerçekten böyle kesin bir emir vermiş olsaydı nice oludu halimiz. İşte güzelim İslam ı ne hale soktuğumuzun acıklı bir örneği. Bizler bu kadar kolay bir dini nasıl zorlaştırırız onun yarışına girmişiz, bakalım daha ne kadar zorlaştırıp Rabbin hışmına uğrayacağız, bunu da zaman gösterecek.

    Ben bu konuyu kur’an ayetlerini bir bütün olarak düşündüğümde bunları anladım. Yanılıyorsam Yüce Rabbime sığınırım. Benim yaptığım, amacım onun önerdiği, ayetleri düşünerek, aklederek ne söylemek istediğini, Rabbin ne dediğini anlamaya çalışmaktır. Yaptığım ve yapacağım yanlışlarımı ne olur affet Rabbim. Bu açıkladıklarım benim kur’andan anladıklarımdır, yalnız beni bağlar. Sizlere de düşen kur’anı anlayarak bol bol okuyup anlamaya çalışmak olmalıdır. Bizler beşeriz her zaman hata yaparız, bunun unutulmaması gerektiği gerçeğinden yola çıkıp, Rabbin rehberinden, güneşinden, gönül gözünden elimizden geldiğince yararlanma yolunu seçmeliyiz. Allah sizlere rehber olsun, gönül gözü olsun diye indirdim dediği kitap asla anlaşılması zor bir kitap olamaz. Anlayamayan, istifade edemeyen bilmelidir ki, bizlerin gönüllerinin kapısının kapalı, kilitli oluşundandır, bunu unutmayalım. Gelin bu kilitli kapının anahtarını kur’andan alalım ve o kapıyı açalım. Eğer o kapının anahtarını beşerden alma yolunu seçersek asla o kapıyı açamayacağını da bilelim. Onun anahtarı taklit edilmesi imkânsız KUR’ANDIR. SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK
    Konu dogangunes tarafından (07-08-2010 Saat 03:46 PM ) değiştirilmiştir. Sebep: yazı fontunu büyütmek,kalınlaştırmak kesinlikle yasak

Benzer Konular

  1. Yorum: 0
    Son mesaj: 25-07-2013, 02:37 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 29-12-2011, 07:43 PM
  3. Peygambere itaat edin, sözünden ne anlamalıyız?
    halukgta Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-07-2011, 10:37 PM
  4. Kıble Krizi...
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 12-08-2010, 06:17 PM
  5. Kıble
    onairci Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 06-10-2009, 08:25 AM
Yukarı Çık