4. Sayfa, Toplam 14 BirinciBirinci ... 23456 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 40 Toplam: 133

O halde nasıl yaratıldık ??

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda O halde nasıl yaratıldık ?? Konusununun içerigi kısaca ->> ümmi ´isimli üyeden Alıntı Hak,dünyayıda insanlığın hizmetine vermiştir.ilk yaradılış konusu ister evrilerek olsun,ister biranda olsun bir yaradıcıya muhtac değil mi. ...

  1. #31
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Kullanmayıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesaj
    164
    Rep Gücü
    6450
    Alıntı ümmi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hak,dünyayıda insanlığın hizmetine vermiştir.ilk yaradılış konusu ister evrilerek olsun,ister biranda olsun bir yaradıcıya muhtac değil mi.
    Sayın Ümmi,

    Aslında sorun bir yaratıcıya muhtaç olup olmama meselesi değil.
    Sorun birilerinin çıkıp, "o yaratıcıyı biz bulduk, yaratıcı bizim yanımızda ve bizim inandığımız yaratıcıya inanmayan herkez cehenneme postalanacak" demesinde kanımca.
    Yoksa kimsenin bir yaratıcı ile zoru yok.
    Tabi bu benim görüşüm.

    Anlatmak istediğimi aşağıya kısa bir alıntı yaparak göstermek istiyorum.


    A: Masanın üzerinde küçük bir peri var.

    B: Ama ben bir şey görmüyorum.

    A: Elbette, çünkü bu görünmez bir peri.

    B: Ama dokunamıyorum da.

    A: Elbette, bu peri görünmez, dokunulmaz ve hakkında hiçbir somut veri edinilemez bir peri.

    B: Peki o zaman var olduğunu nereden biliyorsun?

    A: çünkü bu perinin varlığının kanıtları var.

    B: Nedir bu kanıtlar?

    A: Mesela yağmurun yağması bu perinin varlığının kanıtıdır.
    Bu peri yağmur perisi. Ne zaman yağmur yağsa bu perinin varolduğunu anlıyorum.

    B: Peki yağmurun sebebinin bu peri olduğunu nereden biliyorsun?

    A: Çünkü başka birşey olamaz. Sen söyle o zaman yağmurun neden yağdığını?

    B: Yağmurun neden yağdığını bilmiyorum.
    Ama yağmurun sebebinin elindeki peri olduğuna inanmam için başka deliller gerekli.

    A: Bu perinin varlığını kanıtlamaya aslında gerek bile yok.
    Herkes beyninin derinliklerinde bu perinin varlığına inanır.
    Sadece kişinin gönül gözünü açması gerekir.
    Bu peri kendi kendinin kanıtıdır.
    Ayrıca kendi varlığına dair inancı hepimizin beynine koymuştur.
    Hem sonra, başka turlu yağmurun nasıl yağdığını açıklamanın yolu olmadığından, bu perinin varlığına inanmak zorundasın.

    B: Peki bu perinin nitelikleri neler? Neye benzer? nasıl bir şeydir?

    A: Bu peri 15 cm boyunda, kanatlı, zayıf, ince bir varlıktır.
    Akillidir, konuşkandır ve neşelidir.
    Devamlı kanat çırpar.
    Ne zaman yağmurun yağmasını isterse bunu diler ve yağmur yağar.

    B: Bilmiyorum, bana yine de inanması biraz zor geliyor.

    A: Ama inanmazsan, bu peri kızar ve evini sel bastırır.
    İnanırsan ve dediklerini yapar isen bahçendeki bitkileri yeşertir, evine bolluk getirir.

    B: Ben yine de inanmıyorum.

    A: İnanmıyorsan, olmadığını kanıtla o zaman?

    B: ???

  2. #32
    - Çevrimdışı
    Üyecik ramo7 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesaj
    46
    Rep Gücü
    0
    Nasıl yaratıldıgımıza dair şahsi görüşlerim burda yazıyor. okursanız sevinirim.
    SORU : Yaratma işini nasıl yaptı ve bunu neden bu şekilde yaptı?
    CEVAP : Her türlü maddeyi yarattı ve bunlara kudretini kullanarak özellikler verdi. Atom sayıları, elektron sayıları, katı-sıvı-gaz özellikleri ve bu özelliklere geçiş koşulları ile matematik kanunları gibi birçok bilimsel veriyi ALLAH yaratmıştır. Bilim insanları da bunları keşifler sonucunda bulmakta ve bunların hiçbir zaman sabit koşullar altında değişmediğini görmektedirler. Yani ALLAH, ın koymuş olduğu kurallar hiçbir zaman değişmemektedir.

    YASİN
    78 – Nasıl yaratıldığını unutarak, bir de misâl fırlattı Bize:“O çürümüş kemikleri kim diriltecek!” diye.
    79 – De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltir, hem O, yaratmanın her türlüsünü bilir.”

    FETİH SURESİ
    23 – Allah’ın öteden beri câri olan kanunu budur. Ve sen Allah’ın nizamında hiçbir değişiklik bulamazsın.

    Bu maddelerin birbirleri ile etkileşimler sonucunda var olan her şey yaratılmıştır.
    Bu yaratılma işlemini insanın ve hayvanlarda bulunan kromozom şifresi gibi kâinatın da bir şifresinin olduğu ve bir plan çerçevesince fizik, kimya, matematik vb. kurallar içerisinde bulunan olasılık hesapları dâhil bilinen ve bilinmeyen Âdem atamızın bir bölümünü söylediği cisimlerin ve eşyaların isimleri (özellikleri) içinde her türden varlığın yaratıldığı kanaatindeyim. Bu yaratılma bize tesadüf gibi gelmekte ancak unutmamak gerekir ki tesadüflerin yaratıcısı da ALLAH tır.

    ENFAL SURESİ
    42 – Hani Bedir savaşı günü ey Müslümanlar, Siz vadinin yakın kenarında idiniz, onlar da uzak tarafında idiler! Kervan ise sizden daha aşağıda (deniz sahilinde) idi.Eğer sözleşmiş olsaydınız dahi, sözleştiğiniz vakitte öyle buluşamazdınız.Fakat Allah, takdir ettiği bir işi yerine getirmek için, sizi böyle buluşturdu ki helâk olan, bir delile göre helâk olsun, yaşayan da bir delile göre yaşasın.Çünkü Allah her şeyi hakkıyla işitir ve bilir. [6,122]

    Bu yaratma işlemi aynı bir çocuğun gelişimi gibi zaman içerisinde değişim-gelişim süreci içinde gelişmiştir. Bunu sağlamak içinde ALLAH yarattığı her türden varlığın doğumunu ve ölümünü yaratmıştır.

    Bu ayette açıkça gelişim ve değişimin rahimlerde gerçekleştirildiğinin bir kanıtıdır. Adem ve İsa Peygamberimiz ve Hava anamızın yaratılması da bu şekilde rahimlerde yapılan değişiklik şeklinde oluşturulmuştur. Aynı şekilde günümüzde de hamile kalan her türden anneler değişik veya farklı canlılar dünyaya getirmektedirler. Geçtiğimiz günlerde bir koyunun bir yerinden hücre alınarak kopya oluşturulması aynı İsa peygamberimizin babasız anne karnına konması gibidir. Kopyalanan koyunun babası yoktur. İsa Peygamberinde babası yoktur. Adem peygamberinde babası yoktur ve bu kuran-ı Kerim’de açıklanmıştır.
    ENBİYA
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?
    RA’D SURESİ
    8 – İşte O Allah’tır ki her bir dişinin neye gebe olduğunu, karnında ne taşıdığını, ve rahimlerin neleri eksik bırakıp, artırdığını bilir. Doğrusu O’nun katında her şey bir ölçü iledir. [23,13-14; 39,6; 53,32]
    A'LA
    2-3 – O seni yaratıp, mükemmel yaratılış vereni!O her canlıyı bir ölçüye göre yapıp hayatının devamını, sağlayacak yolları göstereni!
    SECDE
    7 – Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yapıp insanı ilkin çamurdan yarattı.

    ALİ-İMRAN
    59 – Allah yanında Îsâ’nın durumu, aynen Âdem’in durumu gibidir. Allah Âdem’i topraktan yaratıp “ol” dedi, o da derhal oluverdi.

    Bu Kuran-ı Kerimim 1400 yıl öncesinden haber verdiği bir mucizedir. Bu olayda Kuranda İlkin yaratığımız gibi sizi tekrar yaratacağız ve bize döndürüleceksiniz denilmektedir bu olay aynı zamanda tekrar yaratılışın nasıl olacağına dair bir işaret bir örnektir ve Kuran-ı Kerimden gelen bir mucizedir. Kuran-ı Kerimde bu durum peygamberimize açıklanmış ve Kuran-ı Kerim’in bir mucize olduğu belirtilmiştir. Yalnız buraya bir ekleme yapmak istiyorum. Yeniden yaradılış neden sonuç ilişkisine dayandırılarak gelişim ve değişim içinde olmayacaktır. Çünkü bunun iki nedeni var. Birincisi ALLAH Sizi tekrar yaratmam daha kolay olacak diye Kuran’da ayet vardır. İkinci neden ise artık insanlar teste tabi tutulmuş ve sınav sonuçlanmış olduğundan, ALLAH yeniden yaratma işini yaparken nedensellik ilkesinin arkasına neden saklansın gerek yok, o nedenle yaratma işlemi alenen olacaktır. Yani ruhumuz et ve kemikle kaplayarak tekrar yaratılacağız.

    Eğer bu şekilde olmasaydı bütün insanların özellikleri aynı olurdu zekâ seviyeleri renkleri boyları zevkleri yetenekleri aynı olması gerekirdi zira hayvanlarda da aynı olması gerekirdi. Demek ki değişim ve gelişimi bu şekilde yaratmak için Allah böyle yapmıştır. Değişim ve gelişim neden-sonuç ilişkisinin bir sonucudur. Neden sonuç ilişkisi bizi Allah’ın varlığına bağlar. Allah’ta yarattıklarını böyle kendisine bağlayarak yaratığı her varlığın kendisine dönüşünü bu şekilde sağlayacaktır. Ölümü ve doğumu bu nedenle yaratmıştır.

    VAKIA

    58-59 – Şimdi düşünsenize o akıttığınız meniyi! Onu yaratıp insan haline getiren siz misiniz, yoksa Biz miyiz?
    60-61 – Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmeyi ve sizi bilemeyeceğiniz bir biçimde ve vasıfta yaratmayı dilersek, Bize mani olacak hiçbir güç yoktur.
    62 – Siz ilk yaratmayı pek iyi biliyorsunuz, artık düşünüp ibret almanız gerekmez mi? [30,27; 19,67; 36,77-79; 75,36-40]
    63-64 – Ektiğiniz tohuma baksanıza! Siz mi onu yetiştiriyorsunuz Biz mi?
    65 – Eğer isteseydik onu kuru çöp haline getirirdik, siz de şaşıp kalır, pişman olurdunuz:

    Eğer doğumu yaratıp ta ölümü yaratmasaydı yaratmış olduğu hiçbir varlık kendisine dönmeyecekti. Bizler Âdem atamızı ve ondan önceki canlı varlıkları da görebilecektik ve şöyle diyecektik bizi yaratan anne ve babalarımızdır. Zaten bizim için ölüm yoktur bile diyemeyecektik çünkü ölüm nedir bilmeyecektik. Böyle bir dünya bizim için asıl dünya olacaktı yani şu anda inandığımız öbür dünya bizim için asıl dünya olacaktı ve bu düşüncelerimizde haklıda olacaktık. Bir düşünün doğuyorsunuz ve yaşıyorsunuz ölüm nasıl olur düşünemiyorsunuz bile. Böyle bir dünya da yaşarken Allah’ın varlığına ihtiyaç duyar mıydık? Böyle bir dünya da ölüm olmadığına göre ölümü oluşturan nedenlerde olmayacağından herhalde hayatımız çizgi film kahramanlarının hayatı gibi olurdu. Yani yaşantımızda neden sonuç ilişkisi olmazdı. Böyle bir dünyada Bizlerde bir şeyi yaparken yaptığımız şeyleri neden sonuç ilişkisine bağlayamaz aynı çizgi film kahramanlarının yaptığı gibi çizerdik onlarda biz gibi neden sonuç ilişkisi olmadan yaşamaya başlarlardı. Beklide onlarda aynı şekilde bir şeyler yaparak herkes kendi dünyasını oluştururdu ki o zamanda bak ben yaratabiliyorum diyebilirlerdi. Her yaratılan bunu söylerdi. Böyle bir dünyanın zaman kavramı nasıl olurdu bunu düşünemiyorum bile Artık siz düşünün ne kadar karışık bir durum olduğunu
    CASİYE SURESİ
    24 – Âhireti inkâr eden kâfirler bir de şöyle dediler: “Hayat, sadece bu dünyada yaşadığımız hayattan ibarettir: Ölürüz, yaşarız. Bizi yalnız zamanın akışı helâk eder.”Aslında, buna dair hiçbir kesin bilgileri yoktur, onlar sadece zanlarıyla böyle söylüyorlar.

    İşte Allah bütün yaratılan varlıkların varlık nedenlerini kendisine dayandırabilmeleri ve kendisini görmeden inanmaları için böyle neden sonuç ilişkisi içinde ölümü, değişim ve gelişimi sağlamak için yaratmıştır.

    Gelişim ve değişim günümüz koşullarında insanlar tarafından hızlandırılmıştır. Günümüzde buna genetik bilimi denmektedir. Bu bilim dalı doğanın milyarlarca yılda yaptığını çok kısa sürelerde yapmaktadır. Bu işlemi insanların yapması sonucu değiştirmemektedir. Neden-sonuç ilişkisi içerisinde bu değişimi yine ALLAH yapmaktadır. Çünkü biz bu işleri yaparken Allah’ın koymuş olduğu matematik, fizik, kimya vb. kuralları dışına çıkmadan yapmaktayız. Zaten bu kuralların dışına çıkmamızda mümkün değildir.

    Kominizim döneminde yıllarca gelişim ve değişimin doğa tarafından yapıldığı ispatlanmaya çalışılmış ve başarılı olunamamıştır. Aslında bu işlemi doğa yapmaktadır ancak neden sonuç ilişkisi içerisinde uzun yıllarda yapmaktadır. Bu durumu köminizmin ileri gelen siyasi ve bilim adamları hemen istemişlerdir. Çünkü bu şahıslar ölümlü olduklarından kendi yaşantıları içerisinde bu durumu görmek istemişlerdir. Ama Koministleride yaratan ALLAH’ ın bu şekilde bir zaman sorunu yoktur. Zaten bizim içinde bulunduğumuz zamanı yaratanda kendisidir.
    Kominisler belki şöyle deneselerdi olurdu Sibirya ovasına en yakın olan tarlaların buğday tohumlarından alınarak kuzeye doğru yavaş yavaş çıkılarak yapılsaydı olabilirdi. Aynı Anadolu insanının koyun neslini geliştirmek için en iyi erkek tokluyu seçerek damızlık yapmaları gibi, bu işlemi asırlardır doğada yaşayan hayvanlarda yapmaktadırlar. Bu günlerde insanlarda siperm bankası kurarak yapmaya başlamışlardır ve bu durum gitgide yaygınlaşacaktır.

    Komünistler bunu hemen istemişler ancak bu amaçlarına ulaşamamışlardır. Bu amaçla buğday tohumları soğuk suda bekletilerek Sibirya ovalarına ekilmiş ve bütün tohumlar yıllarca telef olmuş sonunda Amerika devletinden getirilmiş olan melezleme tekniği ile üretilmiş buğday tohumu ekilerek başarılı olunmuştur. İşte bu melezlenmiş buğday tohumun darwin’ in yaptığı değişim ve gelişim teorisine bir örnek teşkil etmektedir. Ama kominisler bunun farkına varamamışlardır. Boş yere insanların ölümlerine sebep olmuşlardır. Amerikalıların yaptığı neden-sonuç ilişkisi kurularak yapılmıştır. Allahın doğa kanunlarına uygundur. Fakat Rusların yaptığı neden-sonuç ilişkisi dışındadır. Bu yüzden Ruslar başarısız olmuşlardır.

    MÜLK
    2 – Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azîzdir, gafurdur (üstün kudret sahibidir, affı ve mağfireti boldur). [2,28; 18,7]

    İNFİTAR
    7 – O değil mi seni yaratan, bütün vücud sistemini düzenleyen ve sana dengeli bir hilkat veren,
    8 – Ve seni dilediği bir surette terkib eden?

    İşte bu durum neden sonuç ilişkisini doğurmuştur. Buda ALLAH’IN neden sonuç ilişkisi olmadan hiç bir şey yaratmadığını göstermektedir. Peygamberlere verilen mucizeler istisnai durum oluşturmaktadır. Bunu da ALLAH kitaplarında açıklamıştır. Peygamberler mucizeleri yaparken özellikle ALLAH’IN izniyle olduğunu üzerine basa basa vurgulamışlardır. Çünkü mucizeler neden sonuç ilişkisi ile açıklanamazlar. Açıklandıklarında mucize olmaktan çıkarlar ve tesadüf olurlar. Eğer yaratılışımız neden-sonuç ilişkisi içerisinde değişmeyen bilimsel veriler sonucunda olmasaydı, her gün değişik bir mucize ve fizik kuralı, matematik kuralı (Örneğin 2+2=4,5,6 gibi ) , biyoloji ve kimya kuralları görürdük ve bunlara anlam verebilecek bir aklımız bile oluşmazdı. Bizler ne şekilde olurduk onu ancak ALLAH bilir.
    MÜ'MİNUN
    91 – “Allah asla evlat edinmedi. O’nun yanı sıra hiçbir tanrı da yoktur. Öyle olsaydı her tanrı kendi yarattıklarını yanına alır ve onlardan biri diğerine üstün gelmeye çalışırdı. Allah o müşriklerin isnat ve nitelendirmelerinden münezzehtir.” [21,22]

    Yaratırken NEDEN SONUÇ ilişkisi içerisinde yaratması sonucunda isteyen bizim yaratılışımızın yaratıcı ile ilgisi yoktur, biz tesadüfler sonucunda maddelerin birbirleri ile etkileşimleri sonucunda oluştuk diyebilmesi için, isteyeninde yukarıda belirttiğim gibi bir yaratma meydana gelmiş ve ben bu şekilde ALLAH tarafından yaratılmışım diyebilmesi ve özgür iradesini kullanabilmesi için ALLAH böyle neden sonuç ilişkisi kurarak yaratmıştır.

    Yaratılan varlıkların hepsinde neden sonuç ilişkisi ALLAH tarafından kurulmuştur. Bunun nedeni ise her yaratığı şeyi kendisine döndürebilmesi için yapmıştır.

    TEGABUN
    3 – Allah, gökleri ve yeri gerçek bir maksatla, hikmetle yarattı. Sizi yarattı, hem de size güzel güzel sûretler verdi. Dönüşünüz de O’na olacaktır.[82,6-8; 40,64]
    AHKAF
    3 – Biz gökleri, yeri ve bunların arasındaki varlıkları ancak gerçek bir maksatla, adalet ve hikmetle, bir de belli bir süre için yarattık. Ama kâfirler uyarıldıkları kı
    4 – Müşriklere de ki: “Şimdi baksanıza şu sizin Allah’tan başka ilahlaştırıp yalvardığınız putlarınıza! Söyler misiniz, onlar yerde hangi şeyi yaratmışlar, yoksa göklerde mi bir ortaklıkları var?(Akıl yönünden bu mümkün olmayınca, nakil yönünden putlara ibadetin gerçek olduğunu gösterin) Eğer bu iddianızda tutarlı iseniz, daha önce gelmiş bir kitap yahut hiç değilse bir bilgi kalıntısı varsa getirin görelim.”
    MÜ'MİNUN
    115 – “Bizim sizi boşuna yarattığımızı, Bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız?”

    ALLAH kendi varlığı olmadan hiçbir varlığın varlık nedenini açıklayabilmesini mümkün kılmamak için böyle yaratmıştır. Yani ALLAH varsa Bende varım veya ben varsam ki varım o halde ALLAH’TA olmak zorunda diye düşünmelerini sağlamak için böyle yaratmıştır. İnsanın kendi varlığını başka türlü açıklamasına imkân yoktur. İşte bu yüzden bütün var olanların varlıklarının açıklanabilmesi için tek dayanılacak ve ihtiyaç duyulacak son nokta ALLAH’ın varlığıdır. ALLAH’IN varlığı ise neden sonuç ilişkisi dışındadır.

  3. #33
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Sn.SOSYALİST,aşağıdaki yazınızla bir taraftan serzenişte bulunurken,bir taraftan da ben sanki ilk kez kimsenin bilmediği bir şey söylüyormuşum gibi bir izlenim ortaya koymuşsunuz ;

    Neyse, sağlık olsun sn.bursali.
    Şimdilik burada kesmek istiyorum çünkü dini bilimle özdeştirme çabalarınız çok yersiz ve anlamsız.
    Uzatmanın gereği yok görünüyor..

    Başka zamanlarda buluşmak umuduyla:))

    Sağlıcakla kalınız...
    Din ve Bilimi ben özdeşleştirmiyorum,zaten Kur'an ile birlikte DİN-BİLİM uzlaşı içindedir...Ancak yine de konuyu kapatma isteğinizi saygıyla karşılıyor ve ben de size hitaben konuyu noktalıyorum...

    Sağlıcakla kalınız...

  4. #34
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Konunun başlangıcı ve mihenk taşı aslında aşağıdaki Sn.Venhar'ın sorgulaması ;

    Herkesin bir anne babası var ve onların da anne babaları var ve bu zincir ilk insanlara kadar gidiyor. Peki anne babamızı inkar edemiyoruz da bu zincirin baslangıcını ve başlatanı nasıl inkar ediyoruz. Zaten ilk insanların kendi kendine varolma sansı yok

    O halde nasıl yaratıldık ??
    Konu bu sorgulamaya istinaden ikili ayrıma / inanca girmektedir.İlk mesajımda da belirttiğim üzere ;

    1-Yaratıldık : Allah/Tanrı/Uzaylı...tarafından.Sonuçta bizden çok daha üst seviyede OLAN tarafından...

    2-Varolduk...Tesadüfen / İlk başlangıçta parametrelerin oluşmasında...
    Bu ayrımdan sonra işin içine öyle veya böyle " bilimsel kanıt " girmektedir...İyi de NEREYE KADAR KANIT....Aha işte ALLAH burada diyene kadar mı ( haşa ),yani gözle görünce mi kanıt geçerli olacak...Küçük bir ipucu bilimsel kanıtı anlayabilmek için ;

    AGCT. Bu 4 nükleotik asit/baz tıpkı bilgisayar gibi çalışır.Çekirdek asitleri (Adenin,Guanin vb.) bilgisayar anorganik kimya ile; İnsanın zihinsel boyutu ise organik kimya ile çalışır.Bilgisayar kısıtlıdır (İnorganik molekküller makro değildir) ama organik olanlar ise evren boyunca birbirine kopmadan dolanabilir.İnsanın boyuna uyarladığınızda,yüz milyar km. olarak çıkar bu uzunluk.Bir tek kromozom içinde 214 milyon km. var.Makro moleküller,yani biyolojik dev moleküller PARANORMALDİR.Bir Uranyum bile KARARLI olamazken,yani bozunurken Uranyum'un yüzlerce katı bir kitle bir tek hat üzerinde (mesela taşıyıcı DNA gibi) hiç bozulmadan dizilir (sadece radyasyon bu özelliği bozar).Eğer bunun üzerinde yürüyebilseydiniz 214 milyon km. yol katedecektiniz (Güneş-Dünya arası 150 milyon km.).

    İşte,bilim de aslında EN KÜÇÜK ile EN BÜYÜĞÜN AYNI YERDE ÇAKIŞTIĞINI anlatmaya çalışırken de " tasvir " yetisini kullanır,KUR'AN 'da...Niçin anlayabilmemiz için...Peki krozomdaki 214 milyon km yi bilimsel olarak kabul etmemiz için KROMOZOMUN İÇERİSİNE GİREREK yürümemiz mi gerek...!!!

    Hayır,bunu yapmaya gerek yok,çünkü bilim bunu söylüyor...Buna inanıyoruz....Ama işin içine YARATICI / YARATILMIŞLIK karışınca işler karışıyor ve anlatılanlar her nedense BİLİMSEL KANIT içerir olmuyor...Çünkü Allah'ı GÖSTEREMİYOR,kromozomun içerisinde kişiyi YÜRÜTEMİYORUZ...!!!

    Peki,o zaman işi biraz daha basitten zora doğru götüreyim...Tümeravım mı,Tümdengelim mi...o manada...Biliyorsunuz ilkokul öğretim şekli de eskiden Tümevarım dı şimdi ise Tümdengelim....Ancak ben şu an eski sisteme dönüp TÜMEVARIM ile devam edeceğim sanırım...

    Sağlıcakla kalınız...

  5. #35
    bursali68
    Misafir..

    Din-Bilim Uzlaşısı ( Tümevarım)-1

    Merhaba,

    Dedim ya basitten zora doğru diye....;

    57-HADİD
    25. Lekad erselna rusulena bilbeyyinati ve enzelna me'ahumulkitabe velmiyzane liyekumennasu bilkıstı ve enzelnelhadiyde fiyhi be'sun şediydun ve menafi'u linnasi ve liya'lemallahu men yensuruhu ve rusulehu bilğaybi innallahe kaviyyun 'aziyzun.

    25. -Andolsun ki, Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik; beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, ölçü) indirdik ki, insanlar adaletle tutunsunlar. Bir de demiri indirdik ki, onda hem çetin bir sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar vardır. Çünkü Allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, üstündür.

    Hemen yanıttan önce soru : Dünya üzerinde bana bir tane kaynak gösterebilecek olan var mıdır " Demirin dünya dışı olduğuna dair "...Ancak şart şu : 1400 yıl öncesinden eski olsun,yani Kur'an'ın inişinden önceki bir kaynak olsun...!!! Ben de bilimi kabul eden biriyim ancak " ille de ve sadece bilim diyenlerdendir " bu isteğim...!!!

    Ne kadar bilimsel kanıt da sunsam kabul görmeyeceğimi bildiğimden şu an için aranmasını sağlamak istiyorum...

    Sağlıcakla kalınız...

  6. #36
    bursali68
    Misafir..

    Din-Bilim Uzlaşısı ( Tümevarım)-2

    Merhaba,

    Kur'an yaşamayan fosil ya da toprak altına debelenmiş olan yaratıklara Dabbetü/Dabbeh diyor.Bunların zaman çekmecesinden alıp yeniden genlerini sentezleyip var edebilir miyiz?Bir kere şu zorluğu aşmak gerekir.Bir tek örnek vereyim.Hyperon adlı Midilli atı kadar cüce,tek toynakları yerine 5 mini parmağı olan ağababa yani ata hayvan vardı.Diller gibi nesli tükendi ama yerine o dilden türeyen diller bırakarak...(Örneğin Latince şimdi Ölü dil,sadece Vatikan'da konuşuluyor.Ölü çünkü yerine İtalyanca,İspanyolca,Portekizce,Romence ve Romanşça,Fransızca,Katalanca,Sard(inya)ca,Latin-Romanş Kreolcası,Metinzo-metis ağızları vb. bırakarak "Sürecini tamamladı" sizlere ömür...)

    Aynı mantıkla bizim ağababa Hyperon da sahneden çekilirken,yerine At,Eşek,Zebra ve bir de "İleride bulunacak olan,bir bilim vaadi gereği" bir dabbet bırakacaktır.Bu dörtlü aileye Kur'an "ADİYAT" demektedir.Yani Hyperon'unun bire-bir karşılığı...(sure ismidir. Buradaki Alimlere verilmiş İLAHİ MİSAL olan kelimeler şunlardır:

    100-ADİYAT
    1. Vel adiyati dabha
    1. Andolsun o harıl harıl koşular koşanlara,

    2. Fel muriyati kadha
    2. (tırnaklarını) çakarak ateşler saçanlara,

    3. Fel muğırati subha
    3. sabahleyin baskın basanlara,

    4. Fe eserne bihı nak'a
    4. derken savurup da bir toz-duman (tozu dumana katanlara),

    5. Fe vesatne bihı cem'a
    5. o anda bir derneği ortalayanlara (topluluğun ortasına dalanlara) ki,

    1. Wel ADİYAT'ı DABHAN.
    Adiyat=Atın yaptığı işi yapan, Beygir-gücü,Horse Power (HP) Pferde Stark (PS) gibi KUVVET birimleri.Eski Samice'den bir örnek:"Bir fil, altı atın yaptığı işi yapar.Günümüzden örnek,100 mumluk bir lamba,100 mumun aydınlığını verir.) Dabhan=Bu işi bir AT çekmeden yapan mekanizma...Dabhan,örneğin bir kayanın yokuş-aşağı yuvarlanması,kendi kendine yuvarlanırken,buradaki katkı yerçekimi enerjisidir,atlar kayayı tekmelemez).

    2. Fel MURİYATı KADHAN
    Bir tek yerinden "Alev=Tepki bırakan .Namlu ya da egzost gibi...Yoksa dört nalından dört kıvılcım çakan çakmaktaşı gibi at demek değil)

    3. Sabaha karşı baskın veren:
    Modern askerlikte,siz çıkarma yaparken,namlu ya da roketin tepkimesi en iyi sabahın alaca karanlığında görünecektir.Çünkü hem düşmanın silah yuvalarını hem de çıkarma yapmak için az bir ışığa ihtiyacınız vardır ve önünüzü görürsünüz.Bu ayetin daha ateşli silahlar icat edilmeden,ok,kılıç,gürz,mızrak vb.gibi ateşsiz silahlar döneminde indirildiğini görürseniz,Kur'an'ın her çağın kitabı olduğunu da teslim etmiş olursunuz.Burada Normandiya çıkartması gibi çağımızda uygulanan Tan yeri ağarırken yapılan askeri taktik ve stratejiler verilmiştir).

    4. Meallerden yorumlayıp yazıyorum:"Düşman birliklerinin içine uçarcasına kanatlanıp dalarak,tozu-dumana katanlar hakkı için!..

    " Artık "Görengözler" bilir ki, burada kahramanlık destanı yazmıyor Allah.Rabbim hamaset edebiyatı yapmıyor.BG (Beygirgücü) ile kendiliğinden hareket eden,namlu/egzostundan tepmeli/JET gibi tepki veren,özellikle sabaha karşı zamanlanan,düşman birliklerinin ardına PİKE yaparak düştüğü yerde (atom mantarı ya da bomba infilakı) ile patlayan...adına ne dersiniz....hala AT mı...!!!

    Sağlıcakla kalınız...

  7. #37
    bursali68
    Misafir..

    Din-Bilim Uzlaşısı ( Tümevarım )-3

    Merhaba,

    Devam edelim bakalım DİN-BİLİM uzlaşıyor mu yoksa HİKAYE mi....!!!

    NAZİAT
    31. Ahrece minha aeha ve mer'aha.
    31. Yerden suyunu ve otlağını çıkardı,
    ...............................
    "Ahracel Mer'a"... Otlağı açığa vurdu... Kur'an böyle yazıyor.Ama Türkçesi.Türkçe nosyonlar bizi şartlandırır (Aileden, din-ahlak dersi öğretmeninden,Kur'an kurslarından,Hoca efendilerden vb.).En baştan herşeyi reddedip,Hz.İbrahim gibi olmak gerekir.

    Ahrac=Harice vuruldu.Mer'a=Otlak,çayır,yani bitki plantasyonu.Harice vurulan mera=GÖZÜN GÖRDÜĞÜ BİTKİLER.Hemen bakınız tersine ve sorun: "Ya harice vurulmamış mera" olabilir mi?

    1. YERALTINDA KALMIŞTIR
    2. GÖZÜN GÖRME LİMİTLERİ DIŞINDA KALMIŞTIR.

    O halde yüksek yapılı bitkileri görüyoruz ki zaten kömür oluyorlar ve katılar.

    Bitkiye hemen kilitlenelim:

    1. Yüksek yapılı bitkiler: Örneğin eğreltigiller,kozalakgiller,karayosunları,su yosunları.
    2. Yüksek yapılı olmayan bitkiler.
    Elbette tek hücreliler. Alg'lar ve bakteriler ve onlar KÖMÜR olamaz,sitoplazmik bir sıvı olur... Adı " XXXXXX " olur.

    ĞASL=Arapça ıslanmak demek.Ama oradaki sır nedir? Ğasil'den yola çıkıyor ama başka biçimde yazıyor.İşte sır orada.Ğussa ve kalın H gibi bir Ğussa.

    Gusos nedir? Belki de aramızda bilenler vardır,bilmeyenler için küçük hatırlatma (Namus=Namos rumca gibi),öteki adıyla Gregoi Yani Grejua=RUM ATEŞİ... Bizans donanması bunu balyalara bulayarak,düşman gemisinin üzerine dökerdi.Suyu bastıkça (oksijen açığa çıktığından) NAFTA ( XXXXXX ) aside su dökmek gibi hoplayarak yanardı.Bizansı Gusos'unun yani Grejua'sının " XXXXXX " olduğunu bilmeden bulmuştu bunu... Bizanslı neler kaçırmış meğer.

    XXXXXX = PETROL...!!!

    Düşünün bütün bunları Ahracel mera ve Ğussae'den çıkardık.Üç kelime yetti de arttı bile...1400 yıl önceden,bakterilerin bize bitki olduğunu da söyledi Kur'an,petrolü bulacağımızı da...

    Bana 1400 yıl önceki Kur'an'dan önce PETROLÜ tarif eden bir tane BİLİMSEL KAYNAK gösterebilecek var mıdır ...!!!

    Sağlıcakla kalınız...

  8. #38
    bursali68
    Misafir..

    Din-Bilim Uzlaşısı ( Tümevarım)-4

    Merhaba,

    " Çift Çift Yaratılış ” bir Kur'an terimidir.Kur'an'ı okuyup araştıranlar gayet iyi bilir...Hak ve gerçek çifti üzerine kısa örnekler.Sadece Allah bir ve ünik (eşsiz benzersiz,tek,yegane,biricik).Yaratan TEK,yaratılanlar ise :

    1. Çift (İlk çift)
    2. Çiftin çifti (4)
    3. Bunun çifti (8)
    4. 16 çifti
    5. 32 çifti
    6. 64 çifti

    İlle de ve sadece BİLİM diyenlere de ayrıca duyurulur...!!! 64'ün tıbbi sırrını sorup araştırmalarını öneririm...

    Bir aşılanmış yumurtadan en fazla 64 klon elde edersiniz.65 asla olmaz.İkiz,üçüz gibi bu en fazla 64 üz'dür.Bir beden örneğine en fazla 64 ruh tahsis edilir.Örneğin 16 ne demek?Ayete baktığımızda hayvanlardan 8 çift yaratıldığını söylüyor. 8 çift=16 .

    EN'AM
    143. Semaniyete ezvac mined da'nisneyni ve minel ma'zisneyn kul azzekerayni harrame emil ünseyeyn nebiunı bi ılmin in küntüm sadikıyn

    143. [Ona uyanlar iddia ederler ki bazı hallerde] her iki cinsten dört çeşit hayvan [insana yasaktır]: iki cins koyun ve keçiden her biri.[Onlara] sor: "O'nun yasakladığı, iki erkek mi, yoksa iki dişi mi, yahut iki dişinin rahminde taşıdıkları mı? Bu konuda ne biliyorsanız bana söyleyin,eğer söylediğinizde haklı iseniz!"

    ZÜMER
    6. Halekaküm min nefsiv vahıdetin sümme ceale minha zevceha ve enzele leküm minel en'ami zemaniyete ezvac yahlükuküm fı bütuni ümmehatiküm halkam mim ba'di halkın fı zulümatin selas zalikümüllahü rabbüküm lehül mülk la ilahe illa hu fe enna tusrafun

    6. O, sizi, [hepinizi] bir tek candan yaratmıştır ve ondan da eşini var etmiştir; ve size dişi-erkek evcil hayvanlardan dört tür (8) bağışlamıştır; O, sizi annelerinizin rahimlerinde, üç katman karanlığın içinde, peşpeşe yaratılış safhalarından geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz Allah budur: hükümranlık O'nundur; O'ndan başka ilah yoktur: Buna rağmen hakikati nasıl gözardı edersiniz?

    Şimdi iki ayetten de KLONLAMAYI apaçık gördünüz mü?Bu iki ayeti TIP İLMİ ile uğraşan ve Klonlama üzerine ihtisas yapana/araştırana sorunuz...!!!Ana karnından itibaren klonlanma.Hem de ilk klonlanacak hayvanın KOYUN olduğunu söylüyor AYET.Öyle de olmadı mı...???

    Bana 1400 yıl öncesinden KAYNAK getiriniz ...ama BİLİMSEL olsun...Klonlamayı söylesin...!!!

    Sağlıcakla kalınız...

  9. #39
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Kullanmayıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesaj
    164
    Rep Gücü
    6450
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hemen yanıttan önce soru : Dünya üzerinde bana bir tane kaynak gösterebilecek olan var mıdır " Demirin dünya dışı olduğuna dair
    Sayın Bursalı68,

    Demirin dünya dışı olduğu Kurandan çok önce biliniyordu.
    Bilmem sizi ikna edermi ama şu sorunuza ufak bir araştırma ile bulduğum yazıyı eklemek istiyorum.

    Bütün toplumların efsanelerinde, demirciye tanrısal nitelik verilmesinin kaynağında, insanoğlunun tarihte ilk kullandığı demirin meteor kaynaklı olması yatar. Meteorlar neredeyse tümüyle demir nikel alaşımından oluştuğundan ilk kullanılan demirden aletlerde nikele bolca rastlanmıştır. Bu yüzden Mısırlılar demire göğün armağanı, Sümerlerse göğün madeni demişler (gök metali anlamna gelen en eski kelime ‘AN.BAR’ Sümercedir) ve kutsal saymışlardır. [II] Kutsallığından dolayı Mısırlılar koruyucu tılsımlarını demirden yapmışlardır. Mayalar, İnkalar ve Aztekler sadece meteor demirini kullandıkları ve maden ergitmeyi bilmedikleri için demiri altından daha değerli saymışlardır.

    Yazının kaynağı burasıdır.


    Ayrıca burayada bir göz atmanızı dilerim.
    Bir arkadaş tamda sizin bu sorunuza epey emek verip kafa yormuş.


    Saygılar..

  10. #40
    bursali68
    Misafir..

    Din-Bilim Uzlaşısı ( Tümevarım )-5

    Merhaba,

    Bu vermiş olduğum örnekler çok basit ve hatta bazı arkadaşlara göre " KOMİK " de gelmiş olabilir...Normaldir...

    Bir örnek veriyorum,bir bilimcisin,doktorsun ve "Araştırıyorsun" Ama kendine "İKİ YOL" çizmişsin.

    Bilimin gelenekselliğine dokunmaman,onun tek başına doğruluğunu anlamaya yeterli midir ?Bilim korunmalıdır,gelenekselliği korunmalıdır.Bilimin ideolojisi yoktur.Bilim adamlarının ideolojileri vardır.Bilim AKLA dayanırken,bilim adamı "AKİL ve BİLGE" olmalıdır.Bilim aklın ürünüdür.Akıl bilimin ürünüdür dersek iki yol ayrımında bocalarız.

    Yani "Felsefi bilim", "Resmi bilim" diye iki seçenek olması gerekmiyor.Evet ayetlerde olduğu gibi "BİR DE ORTA YOL" vardır ve sapmadan gidersin.(Bilimde +,- ve 0 gibi)

    1.BİRİNCİ YOL :
    Bilim Amaç ise,ilkemiz şu olmalı : "Ben evrenin nasıl yaratıldığıyla ilgilenirim.Niçin yaratıldığı,bilimin değil,filesofların işidir." Haklısın,böyledir.Sceptizm,mekanizm,egzistansiyali zm ve hatta materyalizm bir süzgeç,filtrasyon olmalıdır.Ayağımız yere sağlam basmalıdır.

    2.İKİNCİ YOL :
    Bilim din kontrolünde ya da ate görüş eşliğinde salt felsefeden ibarettir.Bilimde ideoloji vardır vb. Filozof "Evrenin ya da varlığın,NASIL yaratıldığını BİLİM ADAMLARINA bırakır. "Benim için, evrenin NİÇİN (Neden, niye) yaratıldığı önemlidir.Nasıl yaratıldıığından bana ne?Bu kategoriden daha çok (Şuara suresinin son 5 ayetindeki Şairler,aşk ehli vb. çıkar) vitalistler,idealistler Spirtualistler,Şairler vb.çıkar.

    Yüzlerce,binlerce yıldır bilim ve felsefe çekişir.Bilimde çelişki olmaz ama felsefede "Marksist ile karşısındaki hipnoz olmuş Tasavvufçu " yine çatışırlar.


    3. ÜÇÜNCÜ YOL:
    a) Bilim amaç değil ARAÇTIR! Bilim bir din değildir,tabu-totem değildir,bir hobby ve uğraş ile sınırlı değildir,"ÖTESİ" vardır.

    b) Evrende bilimin var dediği her şey VARDIR.Salt gözlemle aramaya kalkarsak,kozmik bir zaman kaybı gerekir.Schrödinger dalga denklemlerinin (+) ve (-) iki sonucu olduğunu gören PAM Dirac,(-) elektronun karşıtı olan pozitronu matematiksel olarak ortaya koydu. Daha sonra denel olarak Anderson tarafından bulundu. Ama bulunana kadar "Saçmalama, yanlış yapmışsındır,olsaydı bilirdik" gibilerden tepki gördü.Bu bilim adamının çilesidir.Günün birinde de ışıktan hızlı takyonların olduğunu haber verdi Sommerfeld.Bilaniuk,ölçtü biçti,Clay ve Crunch isimli iki astronom da,meteoroloji balonlarındaki izlerden nedenselliğin tersindiğini,önce bir şeylerin
    vardığını,daha sonra kozmik ışınların buraya yerleştiğini gördüler.Cerenkoff ışıması da Takyonların girişimidir. (interferens)

    Bunların olması çok doğaldır, Çünkü:

    "Işığın kaynağı ışıktan HIZLI gitse bile,ışığın kendisi C(bilirsiniz, 300bin km/s) hızında gider.Clay "Kaynağın önce geldiğini,sonra "Işığın" arkadan gelerek,oraya yerleştiğini gösterdi.Bu durumda bir de ışıktan hızlı titreşen evren çıkmaz mı karşımıza? (Esir=Etherodynamics, Hilbert uzayı)

    Onu da matematik haber veriyor,bilim VAR diyor,imajiner sayılar vardır,Dirac Cebirin negatif sayılarını bulmuştur,aynı mantıkla İmajiner (complex) sayılardan kurulu bir evren de yolda demektir.

    Bilimin var dediği,yasaklamadığı ne varsa keşfini beklemek gerekir.

    c)Ateizmi korumak uğruna,şunları gözardı edemeyiz.Hint fakiri,çivili yatakta yatıyor.Filipinli şifacılar elleriyle kansız ameliyat yapıyorlar,ellerini kansız biçimde hastanın içine sokuyorlar.Bunlar TV'den naklen LİVE veriliyor.Yılancı Macit Hoca akrepleri eline alıyor ve sokmuyorlar,Rufailer,şişleri vücutlarından geçiriyorlar,ne kan ne yara bere!... Tibette,ateşte yürüyor,zehir içiyor ölmüyor,bıçak batmıyor vb.vb.Bunlara yok dersek,bu kez Ateizmin Yobazı,bağnazı olmuş oluruz.

    Varsa vardır,o halde ÜÇÜNCÜ yolu tercih ederiz.("Trans-Science" alternatif bilim anl***** gelir,Metafizik değil Transfizik" anlamındadır.)

    d) O zaman garip bir şey çıkar: Resmi bilim gibi "Evren NASIL yaratılmıştır" sorusunu açıklarken,ENBAŞA geliriz ve şu soruları sorarız:

    "Neden varlık yokluğa göre tercih edilmiştir? Neden salt enerji bir evren yerine içinde MADDE olan bu evren tercih edilmiştir?

    Hawking ve Penrose "Bir TEKİLLİK geçmiş,evren yaratılmıştır,kendi kendini yaratamaz" postulatının matematiksel kanıtını yapmışlardır.Tuhaf ama,bilim bu kez "Evrenin NASIL yaratıldığı yanında NİÇİN'leri
    sormaya başlamıştır. "NİÇİN varlık yokluğa göre seçilmiştir?"

    Bunları nette surf ile elde edilebilecek bilgiler değildir bahsettiğimiz bilim,bunları TEORİK fizikçiler oturur düşünür,ardından kanıtlanır,en arkadan da bilim uygulaması olan TEKNOLOJİ gelir ve sosyal yaşama,uygarlığa bulgular gelip yerleşiverir.

    Önce fizik yasaları mı korunmalı,yoksa,fizik ilkeleri ve ideolojilerimiz mi? Bu sorunun yanıtı ÜÇÜNCÜ yol yani,tekelleşmiş Resmi bilime complimenter olarak gelen Alternatif bilim...

    İlk ikisinde Tanrı yanıtı yoktur,ama üçüncü yolda TANRI vardır,yaratılma ihtiyacı vardır,başlangıç tekilliği vardır.Birinin BAŞLATMASI gerekliliği vardır.O zaman ne bilim gibi maddeci ne uçuk tasavvufçu gibi meczup olmadan "REEL" olanı benimsersin.

    O zaman biraz VİTES YÜKSELTELİM ki uykumuz açılsın...Basitleri biraz geçiyoruz...

    Sağlıcakla kalınız...

4. Sayfa, Toplam 14 BirinciBirinci ... 23456 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Erkekler acınacak halde!
    dogangunes Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 06-11-2010, 01:12 AM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 02-05-2010, 06:03 PM
  3. Yorum: 8
    Son mesaj: 05-09-2009, 02:01 AM
  4. Bildiğimiz halde neden ...............
    M ü e l l i f... Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 13-01-2009, 04:23 PM
  5. O Halde Aşık Olabilirsin...
    mavi_gece Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 10-12-2008, 05:37 PM
Yukarı Çık