"Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen her hangi bir olay yoktur ki, biz onu yaratmadan önce o, kitapta bulunmasın. Doğrusu bunu bilmek Allah'a kolaydır." (Hadid/22),

De ki: “Allah’ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler. (Yunus Suresi, 49)

Şimdi, tüm olaylar, daha yaratılmadan önce kitapta yazmaktadır.

Örneklerle konuyu "deşmeye" çalışalım:

- Şu yoldan sola dönmek istiyorum, ama kitapta "sağa döneceğim" yazmaktadır. Çünkü, dönüş eylemi bir olaydır ve daha yaratılmadan önce kitapta kayıtlıdır. Peki, gelelim şu konuya: "Allah eşsiz ilmi ile bir tarafa döneceğimi gördüğü halde, ben neden diğer tarafa gitmeyi seçebilme şansım var". Bu karmaşık mantık sorununun bir çözümünü, insanın dualarında ve Allah'ın yer yüzüne müdahelesinde aramak gerekir.

- Soru: Bir istikamete giderken herhangi bir yöne dönmek istediğim halde, kitapta neden tersi yöne döneceğim yazmaktadır, ve sonucunda ne olur:

- Cevap: Kitapta , gerçekleşecek olaylar daha önceden yazılıdır. İnsanın neyi yapmayı istediğinden ziyade, neyin gerçekleşeceği yazılıdır. Bir olayın gerçekleşmesine etkileyen bir çok faktör vardır. Dünyada bir olayın gerçekleşmesinde ise, kişinin iradesi, olayı etkileyen dış faktörler ve Allah'ın iradesi, bu konuda belirleyici 3 faktör olarak göz önüne alınabilir.

1) Kişinin iradesi: Kişinin iradesinin ne yönde olacağı Allah'ın mutlak ilmiyle önceden bilinmektedir.
2) Dış faktörler: Olay anında kişi dışında bunu etkileyen tüm faktörler Allah tarafından biliniyor olup, bunlar da hesap sürecine dahildir.
3) Allah'ın iradesi: Olay anında Allah'ın, bu olayın gerçekleşmesini isteyip istemeyeceği, o anki isteğinin ne olduğuna bağlıdır ve önceden -kesin olarak- kestirilemez.

Görüldüğü gibi, dünyada bir olayın önceden hesabına yarayan temel faktörleri göz önüne aldığımızda, bunların ikisinin kesin olarak belirlenebileceği, ancak birisinde belirsizlik olduğu görülmektedir.

- Normal şartlarda, olay gerçekleşmeden önce kitaba tüm faktörler de girdiği için, sonucu bellidir. Ancak, dış faktör olan Allah'ın etkisi konusunda hiç bir garanti verilemez. Allah'ın iradesinin ise olayın sonucu değiştirecek yönde mi, yoksa sonucu değiştirmeyecek yönde mi olacağını yine bilemiyoruz. Genellikle şöyle düşünebiliriz:

"Kitapta yazılanların değişmemesi adına, kitapta yazanlar lehine müdahele etmesi gerekir". Peki, tarih boyunca kitap değişmiş midir. Yani, ilk insanın yaratılışından, bu satırların yazılışına kadar, muhafaza edilen ve tüm her şeyin yazılı olduğu kitapta, herhangi bir değişiklik olmuşmudur, yoksa asla değiştirilemez midir.

Nahl 101- Biz, bir âyeti değiştirerek (onun) yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman: “Allah neyi indireceğini bildiğine göre sen sadece bir müfterisin (iftira edensin).” dediler. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. (imam iskender Ali mihr meali) NAHL 101. ayeti kerime - Kuran-ı Kerim Meallerini Kıyasla

Bu konu oradan başka konulara dağılacağı için, yeniden kişinin iradesi ile ameli konusuna geri dönüyorum:

Kişinin hangi ameli işleyeceği bizzat Allah tarafından belirlenmektedir.

35 / FÂTIR - 11
Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır.

15. Sure/5. Ayet: Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.

Ubâde İbnu's-Sâmit (R.a) oğluna ölümü sırasında demiştir ki: "Oğulcuğum, başına gelecek olan şeyin asla atlatılamayacağını, kaçırdıklarını da yakalayamayacağını bilmedikçe sen, imannın hakikatının tadını asla bulamazsın. Zira ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim:
"Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. Kalemi yarattı ve: "Kıyamete kadar olacak şeylerin miktarlarını yaz!" dedi."
"Oğulcuğum, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan şunu da işittim:
"Kim bu inanç dışında olarak ölürse benden değildir."
Ebu Davud, Sünnet 17, (4700); Tirmizi, Kader 17, (2156).


Sonuç:

*4795 - Hz. Cabir (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki:
"Kul, hayrıyla, şerriyle kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalayamayacağını bilmedikçe iman etmiş olmaz." Tirmizi, Kader 10, 2145.

Kaderi olduğu gibi kabulleniyoruz. Ya da, Levh'e yazılmış olan şeyi. Bir başka hocanın tabiriyle: "kader hücremize nakşedilen şeyleri" peşin olarakkabul ediyoruz. Bunlar kabul etmezsek, iman etmiş olmuyoruz. Demek bu kadar önemli bir hadise.

Şimdi, kaderinizden bir yerden haberiniz oldu. Haberiniz olabiliyor mu önce buna bakalım: "insan yaratılmadan , hatta hiç bir şey yaratılmadan önce kalem yaratılmış".
errahman-1-2-3-4
Rahman. Kuran'ı öğretti. İnsanı yarattı. Beyanı öğretti.

Bununla ilgili başka hadisler de var.
Bazısında, ilk yaratılan şeyin resulullah'ın ruhu olduğu anlatılır. Bazıları ise şöyledir:

“Allah önce kalemi yarattı; ‘Yaz’ dedi. Kalem, ‘Neyi yazayım?’ dedi. Allah, ‘Kaderi, olanı ve ebediyete kadar olacak olanı yaz’ diye buyurdu.” (Tırmızi, Ebu Davud)

"Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen her hangi bir olay yoktur ki, biz onu yaratmadan önce o, kitapta bulunmasın. Doğrusu bunu bilmek Allah'a kolaydır." (Hadid/22),

İnsan daha yaratılmadan önce kitap yaratılmış, kaderi tayin edilmiş. Bu kadere karşı çıkma hakkında elinden alınmıştır: hatırlatalım:

Ubâde İbnu's-Sâmit (R.a) oğluna ölümü sırasında demiştir ki: "Oğulcuğum, başına gelecek olan şeyin asla atlatılamayacağını, kaçırdıklarını da yakalayamayacağını bilmedikçe sen, imannın hakikatının tadını asla bulamazsın. Zira ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim:
"Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. Kalemi yarattı ve: "Kıyamete kadar olacak şeylerin miktarlarını yaz!" dedi."
"Oğulcuğum, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan şunu da işittim:
"Kim bu inanç dışında olarak ölürse benden değildir."
Ebu Davud, Sünnet 17, (4700); Tirmizi, Kader 17, (2156).

Bu nedenlerle: Kişinin amelinin kaderinden bağımsız olarak kendi iradesi ile belirlenebildiği gerekçesi geçersiz olup, tamamen kendisi yaratılmadan önce tayin edilen kaderi ile alakalıdır.

Bununla ilgili açıklayıcı örnekler vermeye devam edelim:

Biz sizinle komşu olalım ve her ikimiz de aynı ruh yapısında bulunalım: İkimizin kapısını da dilenci vuruyor: ben açıyorum ve dilenen şahıs bana dua ediyor, duası kabul edilip ben bundan mutlu oluyorum. Gelecek sefer kapım yine çalındığı zaman ben o kapıyı açarım ve o sevabı kazanırım. Senin kapını dilenci ilk çaldığında sen de açıyorsun ama gelen şahıs hırsız çıkıp, duası yerine gelmediği gibi, evini keşfedip bir kaç gece sonra evine girmeye çalışıyorlar. Sen bu musibet nedeniyle bir daha dilenciye kapı açmıyorsun. Ne oldu şimdi, tamamen senin dışında gelişen olaylar senin amelini birebir etkiledi. Peki bunu değiştirme şansın varmı? Yok. Pratikte denenmiştir, yok denilebilir.

Bu durumda ,bağımsız amel olamayacağından, bağımlı ameli durum söz konusudur ve bağımlı amel durumunda , cezayi müeyyidenin bağımsız olması da söz konusu olamaz. Bu değişkenlerden en önemlisi Allah (cc) kendisidir ve kişi işledikleri ve elde ettikleri neticesinde mutlaka bu durumu bildirmesi gerekir.

-Ben bunu her gittiğim yerde anlatıyorum ve esas anlatması gerekenler hiç bir yerde anlatmıyor. Allahtan revamıdır arkadaş. Siz gidip hocalarınıza bunu sormuyor musunuz. "hayır o sapıktır" mı diyorlar. "yok değil" deyin, esas sapık sensin diyin. öyle ama gerçekten.

Ya gerçekleri konuşsunlar, ya da bıraksınlar millet bildiğini okusun.