2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 19 Toplam: 19
  1. #11
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Şeytan da bu dünya hayatı için düşmanımızdır ve taşlanmış olması itibariyle öz niteliğini yitirmiştir. Ancak, bizim şeytan konusuyla bir alakamız yok. Esasen şeytanın insanla da bir alakası olduğunu sanmıyorum. Onların Allah ile kendi aralarında çözülmeyi bekleyen bir problemleri var ve insan bu problemde sadece bir sayıdan ibaret. bu fonksiyonun sonradan girilmiş bir verisidir yani. esas problem Allah ile şeytan arasındadır. Bu açıdan, sevip sevmeme gibi bir şeyimiz söz konusu olamaz. Ancak, Allah "sev" diye emreder severiz, "sevme" diye emreder sevmeyiz. Şimdi böle emrediyor. Mecbur yapacağız neden? çünkü emre uymadınız mı şeytanın durumuna düşme riski var: "secde et" dediğinde etmediği gibi. Aslında mantıklı gerekçesi kendince vardır, ancak, mesele o değil. Allah "secde edeceksin" ded,iğinde edeceksin yoksa, işte böyle karışık durumlar oluyor.

    Özetle, dşman edinmemizi emrettiğinden dolayı öyle yapmak zorundayız. Ancak emretmemiş olsaydı her ikisini de sevip bağrımıza basmamız gerekirdi. - şaka değil- :)

    Uzunca bir yazı yazmıştım ama sistem hata verince silindi gitti yazdıklarım sadece şu son kısmı alıtılayayım...

    İşte SAPIKLIKDA gelinen son nokta diyebilirim...

    Karar okuyanlara kalsın, yorum katmıyorum fazlaca...

    O size ancak kötülüğü, çirkini ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. (2/169)

    Allah onu (şeytanı) lânetlemiş; o da: "Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim" demiştir. (4/118)

    Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez. (4/119-120)

    [11] Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.

    [12] Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.

    [13] Allah: Öyle ise, "İn oradan!" Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Çünkü sen aşağılıklardansın! buyurdu.

    [14] İblis: Bana, (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi.

    [15] Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu.

    [16] İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.

    [17] "Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!" dedi.

    [18] Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım!

    [19] (Allah buyurdu ki): Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yeyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.

    [20] Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.

    [21] Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.

    [22] Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nida etti.

    [23] (Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.

    [24] Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu.

    [25] "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız" dedi.

    [26] Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).

    [27] Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.

    ARAF SURESİ



    Bomba 2


    İyi ile kötü, sevgi ve nefret, hoşgörü ve güç , merhamet ve zorbalık ,... Allah'tan gelmedir. Adalet yasalarına göre bu özelliklerin tamammı Allah'ın zatı Ali'sinde mevcuttur. Eğer olmasaydı, kendisinde olmayan zahiri bir şeyi yaratmış olur ve kendisinde eksiklik olurdu. Örneğin, "bende olan şu özellik Allah'ta yoktur" diyebilseydim, Allah'ın bir sıfatı eksik kalıdrdı.

    HAŞA ALLAH C.C yarattıklarından münezzehtir....ALLAH C.C insnalara benzetti, ZEUS, OPOLLON HADES felan diye gelirse birazdan şaşırmam..

    bomba 3
    Cenneti yaratan, Allah'ın lütufkar olması olduğu kadar, cehennemi yaratan da Allah'ın , baskıcı tarafı.

    Eğer Allah sadece iyilikten ibaret olsaydı, ne şeytan olurdu, ne firavun olurdu, ve ne de Nemrut var olabilirdi. Aynı şekilde cehennem de yaratılmamış olurdu.


    Vay anam vay ALLAH C.C hakkında neler söylüyor neler (HAŞA)

    SUPHANALLAH...



    Sık anlatılan bir hadistir:

    "Allah nefsi yarattığında sormuş: "söyle ben kimim". "ben benim sen sensin" cevabını vermiş nefis. Sonra nefsi aç bırakmış, nefis en sonunda sen Allah'sın demiş". Bu, mahlukatın ancak güç kullanılarak -gerekirse zor kullanılarak- yola geldiğinin göstergesidir.
    İLİM fışkırıyor Maşallah...

    Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler. (7/172)

    Yahut "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Bâtıl işleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?" dememeniz için (böyle yaptık). (7/173)

    Belki inkârdan dönerler diye âyetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz. (7/174)


    Ben firavundan nefret etmem, ama sevmek zorunda değilim. Ancak, onun yaptıkları zaten Allah'ın kendisinden gelme ve normal şeylerdir, Allah'tan gelme olmasaydı zaten kötü diye bir şey olmazdı.
    Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah'adır. (3/28)

    Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, ‘bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır. (4/139)

    Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? (4/144)



    Benim seninle konuşcak sözüm olmaz bu saatten sonra..

    Selametle...

  2. #12
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Nerden
    Lev.Mf.
    Mesaj
    87
    Rep Gücü
    0
    Konuşma zaten. :)
    İnanmayacaksın da, zaten konuşman için yalvarmadık. Büyük harflerle yazmış olmanın sana ne kazandırdığını düşünüyorsun bilmiyorum ama, senin bu şekilde bir çıkış yapmış olman, sana hiç bir şey kazandırmaz. nee bu tarafta kazandırır, ne başka tarafta kazandırır.

    Sadece ayetleri didik didik etmiyorsun, benim yazımı da didik didik etmişsin, aynı yerde aynı hataları yapıyorsun. Sürekli olarak kavgacı, kendini insanlardan üstün gören bir ruh hali. Ne oldu şimdi beni şeytan mı ilan ettin.? Şimdi bu bir başarı mı senin açından. Halbuki ben sende gördüğüm hataları düzeltmek için burdayım. :D

    Neyse sorun değil. Sen de gel, seni de kuşatırız icabında. Sen ne olursan ol dönüşün gene bizleredir kafanı yorma. Ya da meydanı boş bırakacaksın. göreceksin dayanamayacaksın. Ben senin tarzındaki kişileri iyi bilirim.

    heh. Bir şey başardın sanki. dikkat edersen yazdıklarına yanıt vermiyorum. Öyle bir üslup kabul edilemez bi kere. büyük yazdın diye okuyacak halim yok, yazının adabı vardır şekli vardır.

    Hıh. saygısız şey.

    :D

  3. #13
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Nerden
    Lev.Mf.
    Mesaj
    87
    Rep Gücü
    0
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Uzunca bir yazı yazmıştım ama sistem hata verince silindi gitti yazdıklarım sadece şu son kısmı alıtılayayım...

    İşte SAPIKLIKDA gelinen son nokta diyebilirim...
    Sistem hatasını hayra yorup suamayı tercih etseydin hakkında daha hayırlı olurdu.

    Hadi sistem hatasını algılayacak kadar ilim irfan yok, inşallah o parmaklar aynı hatayı tekrar etmezler. parmaklar tekrar etmeye çalışsa , inşallah o gözler aynı hatayı yazmayı reddederler.

    Benden bu kadar.

    görelim inşallah maşallah işleri nasıl yürüyor diye. bakıyorum da her taraftan cerehat şeklinde nefret akıyor.

    bravo vallahi. o kadar küçük bir yüreğe bu kadar büyük bir nefreti nasıl ve nereden doldurdunuz.


  4. #14
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Nerden
    Lev.Mf.
    Mesaj
    87
    Rep Gücü
    0
    Konumuza dönüyorum:

    bu dünyada şeytanı düşman kabul etmek zorundayız çünkü Allah'ın kati emri söz konusu. Şeytanın , insanın düşmanı olduğu konusunda sayısız ayetler var ve ben de zorunlu olmadıkça ayet nakletme taraftarı değilim. Şöyle bir şey var. biraz önce belirttiğim husus:

    "hayır ve şer yanlız Allah'tan gelmedir".

    İyi ile kötü, sevgi ve nefret, hoşgörü ve güç , merhamet ve zorbalık ,... aslında bu sıfatlar ne insanlığa ne de şeytana kendiliğinden gelmiş değil. Allah'tan gelmedir. Adalet yasalarına göre bu özelliklerin tamammı Allah'ın zatı Ali'sinde mevcuttur. Eğer olmasaydı, kendisinde olmayan zahiri bir şeyi yaratmış olur ve kendisinde eksiklik olurdu. Örneğin, "bende olan şu özellik Allah'ta yoktur" diyebilseydim, Allah'ın bir sıfatı eksik kalıdrdı. Halbuki onda her şeyden bulunması gerekir ki her şeyi kuşatsın ve her şeyin kendisinden geldiğinin delili olsun. Bu böyledir, hem zaten öyle. :) Neyse işte, öyle yani. Şimdi bakın.

    Cenneti yaratan, Allah'ın lütufkar olması olduğu kadar, cehennemi yaratan da Allah'ın , baskıcı tarafı. Şimdi ben böyle baskıcı kelimesi gibi bir tabir kullandım ama, bunun manasını anlamayacak çoluk çocuk inşallah ortalıkta yoktur. :) (Gördüğüm kadarıyla varmış) Allah'ta tüm özellikler denge durumunda bulunması gerekir aksi taktirde bunlardan biri baskın çıkar ve bu ise bir açıdan zayıflık oluşturur. 99 isim aslında isimlerin çok fazla sayıda olduğunun bir işaretidir; ayrıca da sadece insanların anlayabileceği ve hoşlarına gidecek olanlar sayılmıştır. Daha bizlerin anlamadığı bilmediği sayısız sıfatlar daha var. Biz bunların isimlerini bile bilmiyoruz. Ancak bilmemiz gereken, belli bir denge olması gerektiğidir.

    Eğer Allah sadece iyilikten ibaret olsaydı, ne şeytan olurdu, ne firavun olurdu, ve ne de Nemrut var olabilirdi. Aynı şekilde cehennem de yaratılmamış olurdu.

    Şöyle bir şey var bakın: Şimdi biz insiyatifi, dünyada "iyi" olarak tanımlanan birilerinin eline vermiş olsaydık, muhtemeldir ki herkes cennete giderdi, kimse cehenneme gitmezdi. Neden? Çünkü iyi insanlar başkaları için iyilik düşünürler. Tam tersine, dünyada cani, piskopat, katil olarak yaşayan birinin eline insiyatif verseydik, belki sırf nefret duygularını tatmin için herkesin cehenneme gitmesini uygun bulabilirdi.

    beynimizdeki terazi ile Allah'ın adaleti arasında nasıl bir fark var: Bizler iyi isek, terazimiz iyilik yönünden başlıyor. Örneğin , "iyi ile çok iyiyi tartıyoruz, hangisi kafamıza yatarsa onu uyguluyoruz. Kötü olan zaten o teraziye girmiyor". :) Kötü bir kişinin terazisinde ise zaten iyilik pek bulunmaz. kötü ile daha kötüyü tartar ve işine geleni uygular.

    Bizde böyle bir fark var. Yani bir insanı tarttığımızda "iyidir" diyebiliriz. "Kötüdür" de diyebiliriz. Ancak, Allah açısından durum farklıdır. "iyidir" diyemezsiniz. yani dersiniz de, onu dengeleyen bir kötü tarafı olması gerekir, aksi taktirde zayıf düşer. Çünkü başlı başına sadece iyilik düşünmek, otorite zaafına neden olur. tecrübeyle sabittir ki mahlukat ancak kaba kuvvetten anlamaktadır.

    Sık anlatılan bir hadistir:

    "Allah nefsi yarattığında sormuş: "söyle ben kimim". "ben benim sen sensin" cevabını vermiş nefis. Sonra nefsi aç bırakmış, nefis en sonunda sen Allah'sın demiş". Bu, mahlukatın ancak güç kullanılarak -gerekirse zor kullanılarak- yola geldiğinin göstergesidir.

    Ben firavundan nefret etmem, ama sevmek zorunda değilim. Ancak, onun yaptıkları zaten Allah'ın kendisinden gelme ve normal şeylerdir, Allah'tan gelme olmasaydı zaten kötü diye bir şey olmazdı.

    Neticede bu dünyada bir sınav var, sonucunda iyiler cennete gidecek. Peki iyi olmak iyi midir. Şöyle sorayım: sadece iyilerin bulunması iyi midir. Hemen cevap vermeyin, dışardaki mahlukatı da düşünün. Evet, herkes itaatkar ve iyi olursa iyi olmak iyidir, ancak düzensizliği kontrol etmek amacıyla zaman zaman zulmetmek gerekir. Onun ölçüsü ise şu şekilde: "Allah kimseye zerre kadar zulmetmez ancak onlar kendilerine zulmederler". Yani, belli bir çizgi var, onu aştığın zaman zulmedilmek sana hak oluyor ve kendi kendine zulmetmiş gibi oluyorsun.

    Şeytan da bu dünya hayatı için düşmanımızdır ve taşlanmış olması itibariyle öz niteliğini yitirmiştir. Ancak, bizim şeytan konusuyla bir alakamız yok. Esasen şeytanın insanla da bir alakası olduğunu sanmıyorum. Onların Allah ile kendi aralarında çözülmeyi bekleyen bir problemleri var ve insan bu problemde sadece bir sayıdan ibaret. bu fonksiyonun sonradan girilmiş bir verisidir yani. esas problem Allah ile şeytan arasındadır. Bu açıdan, sevip sevmeme gibi bir şeyimiz söz konusu olamaz. Ancak, Allah "sev" diye emreder severiz, "sevme" diye emreder sevmeyiz. Şimdi böle emrediyor. Mecbur yapacağız neden? çünkü emre uymadınız mı şeytanın durumuna düşme riski var: "secde et" dediğinde etmediği gibi. Aslında mantıklı gerekçesi kendince vardır, ancak, mesele o değil. Allah "secde edeceksin" ded,iğinde edeceksin yoksa, işte böyle karışık durumlar oluyor.

    Özetle, dşman edinmemizi emrettiğinden dolayı öyle yapmak zorundayız. Ancak emretmemiş olsaydı her ikisini de sevip bağrımıza basmamız gerekirdi. - şaka değil- :)
    Konu AllameL tarafından (19-05-2010 Saat 11:15 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #15
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Nerden
    Lev.Mf.
    Mesaj
    87
    Rep Gücü
    0
    Konumuz firavun ve şeytanı sevmek olmakla beraber, Allah'tan gelme olduklarını söylediğim sıfatları bazı arkadaşlarımız algılayamamış olabilir diye, azıcık açmakta yarar görüyorum.

    "Allah iyidir" diye bir ayet ben okumadım. Şimdi bunu algılama kapasitesinden yoksun kişiler hemen hücum ediyor. Ne oluyor kardeşim, ben de Allah'ı dost olarak görmekteyim. Allah konusuna hakimim diye , Allah'ı tanıyorum diye, zaman zaman hiddetli oluyor diye sevmese miyim yani. :D

    Şimdi şöyle bir şey var. "Allah adalet üzerindedir.". Peki bir tane "Allah iyidir" yazıyor mu bir yerde. Ya öyle hemen hareretlenmeyin. yazıyor mu diye sordum sadece. yazmaz. Çünkü "adalet üzerindedir.". yani, iyi ile kötünün dengesi vardır. Biz insanlar olarak romantiğiz:

    "Allah'ın bize karşı sadece iyi olduğuna inanmak işimize geliyor". Değil aslında. Öyle olmak zorunda değil.

    Neden bize karşı iyi olsun ki, tek yarattığı insan değil ki. envair çeşit yaratıklar, kainatlar, değişik boyutlarda nice alemler var. sayısız alem var. insan-şeytan hikayesi gibi belki milyonlarca hikayeler dönüyor başka alemlerde. Bunlarda ancak ve ancak "adalet" ile hükmedilebilir. yani "iyilik ile değil".

    Biz iyilik sanıyoruz çünkü öyle hayal ediyoruz, öyle inanmak istiyoruz, çünkü işimize öyle geliyor.

    Allah'tan gelen iyi şeyleri gördüğümüzde "bak Allah yüzüne güldü" diyoruz ama, başımıza bir felaket geldimi "Allah'ın tokadını yedim" demiyoruz, bunda da her zaman bahaneyi dışarda arıyoruz. bazen bahane sadece terazinin kefesinin eksiye dönmesi kadarcık bir küçük bir hata bile olabilir. küçük bir hataya büyük bir karşılık beklemediğimiz için, öyle sanıyoruz. Bazen de çok uzak bir buğzetme bizi felakete sürükleyebiliyor.

    Aynı şekilde, hiç kimse Allah'ın ismini , Allah'ın izni olmadan ağzına alamaz dediğimizde, sarhoşların nasıl olup da Allah dediğini algılayamayacak insanlar var içimizde. Adam sarhoştur ama , sadaka vermiştir ve sarhoş ağzıyla Allah demesi bir şeye vesile olur. Veya tam tersi, birinin ahını almıştır, sarhoş ağzıyla Allah adını yanlış bir şekilde anar ki felakete sürüklensin.

    Ben bunları yazıyorum da, kime yazıyorum ki.

    Okumayan adamlarla, okuduğunu anlamayanlar, anladığını uygulamayanlar, uyguladıklarını çözememiş olanlar, neyi çözdüğünün farkında olmayanlar. Bir de melekler bir kenara not ediyor. Bir de Allah görüyor zaten. sorun yok, hepimiz burdayız. o çocuk muhatabım değil. Benim muhataplarımın tümü burada. anlayan anlamıştır, anlamayan da öbür tarafta itirazını yüksek sesle dile getirir cevap veririm sorun değil. Cevap veremezsem de çok çok da cehenneme giderim sorun değil.

    Nerede doğduğuna bağımlı olarak bir dinya insan zaten cehenneme gidecekmiş, ee , ben gideceğim cennete de alem eğlence yapıcam. sorun değil. gitsek de olur gitmesek de olur. neyin mücadelesini verdiğimiz de açıktır. anlayan anlar anlamayan , odun olur gider. cehennemde odun da lazım.

    :D

  6. #16
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Benim bildiğim Allah'ın( c.c ) 1001 ismi var. Dolayısıyla hepsinin ümitkar isimlerle donatıldığını hayal ediyorum. Zaten hep bu yönde yapmıyor muyuz? Aslında döylediklerinizde hiçbir mantık boşluğu bulamadım. Mesela ''Sn. Ammar .uzunca mesajınız silindiğinde tekrar yazmak konusunda tekrar düşünseydiniz'' dediğiniz diğer konu başlığında. Bu konularda ben şayet yazıyorsam veya öfkemi veya içimdeki dürtüyü kontrol edemediğimde,sonradan vicdan azabı çekerim.

    Peki söyledikleriniz herşey denge unsuruysa ''bilmediklerimiz'' hakkında neye endişeleneceğiz?

    Allah(c.c.) herşeyden münezzehtir. Bizim gözümüz,duygularımız, yorumlarımız bilgilerimiz ve fikrimizle mantığı zeka ile birleşirerek akıl yoluyla ''bilgi işliyorsak'' ; ve sadece bilgi işlemek değil duygusal hareket normuna girebilme gayretine Allah'ın(c.c.) isim sıfatlarını hayal, Allah'ın bize bahşettiği, bahşetdeği, vereceği ve göreceğimiz duygusal ferahlıklar ve hislerimizin insani versiyonunu hissedip gayret edebiliyorsak ki; -şayet benim aklıma bunlar daha önce gelmedi değil, daha açıkcası ferahlık hissinin cennet versiyonu olarak tabir ettiğim duygu durumu.

    Şimdi buna Sn. Ammar Kuran Meallerinden cevap verecek ama ne şekilde duygulanımla bunu yorumluyor onu bilmek lazım

    Devam edeceğim şimdi işim var.

  7. #17
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Nerden
    Lev.Mf.
    Mesaj
    87
    Rep Gücü
    0
    Sayın ashenarşi.

    Allamel'e yazdığınızda bir başkasının ismini zikretmeseniz daha iyi olur. Bir başkasına yazdığınızda o başkasının fikri üzerinden de Allamel'e yazmazsınız.

    İnsan öfke anında normalde söylemeyeceği şeyleri söyleyebilir. İslam öğretisi, islam adabı öfke anında neler yapması gerektiğini kişiye öğretmiş olup bunların bazıları yukarıda sabit bölümlerde aktarılmış. Bilgi faydalıdır ancak tek başına yeterli değildir. Bilginin depolama alanı da, o bilgiyi rahatça sağa sola hareket ettirebilecek genişlikte ve rahatlıkta olması lazım. Yoksa depolama alanında sıkıntı başlar , bu sıkıntı bazen öfkeye dönüşür, bazen bunalıma götürür, her türlü sıkıntıya dönüşebilir. Bu yüzden ben yazılarıma yanıt verecek kişilerin belli bir seviyeden ileride kişiler olmasını tercih ettiğimi hep belirtiyorum.

    Ben ise nadiren sinirlenirim. Durup durkrken değil. Ancak şahsıma yönelik bir şey varsa o zaman gereken yanıtı veririm. Hele bir de karşıdaki kişide hayır dilermiş gibi şer dileme durumu varsa, bunu görmezden gelemem. Bir seferinde bir cuma hutbesinde hoca bir vaaz verdi, vaazda takvanın oklarına benzer bir şey anlattı. ben ilk defa bir cumada o kadar sinirlendim. namazda tebbeti okudu kureyşi okudu. dedim birisi giti. sana yemin olsun, kalkacaktım ağzını burnunu kıracaktım herifin. şaka değil aynen öyle. bak şimdi. tesbihat yapıldı. herkesten önce koşarak çıktım camiden adamın ağzını burnunu kıracaktım nerdeyse. dışarı çıktım cemaatten biri geldi hocanın yaptığı işin "takvanın okları" olduğunu anlattım ve bu konudaki menkıbeyi anlattım. Tam ben bunu anlatırken bir arkadaş geldi ve biz cumadayken 30 metre ileride birisinin birisini vurduğunun haberini verdi bize. Ne biliyor musunuz. Orda tetiği çeken başkası ama, yayı geren , oku adamın eline veren bizim cami hocası.

    Ben böyle şeyleri az çok biliyorum. Ancak, kötü insandan korkarım, bilmediğim şeylere karşı da ancak Allah bana yardım ederse bilebilir ve korunabilirim. Ancak, kötü insan bir kötülük yapacağı zaman , eğer takvanın okları tarzında gösterdiği ile amel ettiği birbirinden farklı ise, bunu anlarım. Ve anladığım şeyin yanıtının en sert olması için de gereken işlemler için müracaatımı yaparım.

    Size de bunu tavsiye ederim. Yok siz gene de yapmayın. Kuran tehlikeli bir silahtır. Bunu ben geçen yazımda belirttim. Yazılarının sonuna Kuran'dan ayet ekleyebilen adam tehlikeli bir adamdır. Bir çok nedenden ötürü ayet alıntısını sevmiyorum, bunlara bu da dahildir. Kuran sadece bilgi değildir, yeri geldiğinde çok tehlikeli bir silahtır; ama çoğu insan bunu bilmez. Bilenler de söylemez zaten. Ama ben açıkça söylüyorum. Girmediğim delik ve çıkmadığım tepecik kalmamıştır ve bu tip şeylerin çoğunu da dürüst ve açıok sözlü olmama borçluyum. size de bunu öneririm.

    İnsanlardan korkmayın, yanlız Allah'tan korkun, çünkü bu dünyada esas muhatabımız bir tanedir. Gerisi teferruattır. :D

  8. #18
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Neyse... Haklısınız. Aslında size söylediklerimi ben şahsen kendime inandığım şeyleri Kuran'ın yorumlarına girmeden kendimi ifade etme tarzı olarak değerlendirdim.

    Öfke konusunda ise yine kendime söyledim.

    Tavsiyeleriniz için teşekkürler. Gayet samimi şekilde söylüyorum kimse yanlış anlamazısn.

    Ben şahsen Sn. Ammarı konuya dahil etmem konunun amacına yönelik aslında, sizin birşeyerden bir yorumlar çıkarmanız, mesaj silinesinden, hayırsızlık, olması amacıyla hedefini bulması içindi. Anafikir buydu, onu çekiştirmedim şahsen. Ama aslen yinede doğru söylüyorsunuz çünkü ne kadar başkasını karşıtırmazsan o kadar iyidir her zaman.

  9. #19
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Nerden
    Lev.Mf.
    Mesaj
    87
    Rep Gücü
    0
    Ben sadece gıybet açısından düşündüğüm için öyle söyledim. Geri gelebildiği zaman bunu kendisiyle konuşabiliriz. Ancak , kolayca anlaşılabileceği gibi, bilgisayarındaki sistem kilitlenmesini yanlış yorumlaması ile başlayan ve öfke de içeren bir olaylar dizisinin içinde bulunduğunu ve süreci soğutmayı beklediğini varsayabiliriz. Ya da senin belirttiğin üzere yaptığının hata olduğunu farkettiği bir ruh hali içinde bekliyor da olabilir. Bizler müslümana yakışır şekilde davranıp olur ki durumu toparlarsa, kendisine kucak açmak için burada olmamız gerekir.

    Mevlana'nın güzel lafını herkes biliyor da: "kim olursan ol, ne olursan ol gene gel.". Bu şekil bir kucaklayış anlayışı, gördüğüm kadarıyla siz de buna sahipsiniz. Şey yapmaya gerek yok, sizin tarzınız doğrudur, Kuran tehlikelidir. Bunu bilmeyen cahil genç arkadaşlarımız Kuranı silah edinip bununla bir çok konuda hüküm vermeye kalkıyor. Halbuki Kuran iki ucu da keskin kılıç gibidir. Karşınızdakini de keser ama eliniz de kesilebilir. Bu nedenle Kur'an'ı tutarken son derece hassas davranmak lazım; elinizin zarar görmemesi için. Son derece kibar olmak gerekir, incitmemeniz ve acele etmemeniz lazım.

    Ayetlerin ortasına bodozlama dalıp 2 ayet ordan 3 ayet burdan şeklinde çorba yapıp sunarsanız, ilk önce kendi ellerinizin kanama ihtimali yüksektir.

    Sizin tarzınız doğrudur, arkanıza Kur'anın görünen suretini almadan fikirlerinizle mücadele etmeniz, esas olan budur zaten. Allah zaten demek istediğini Kur'anda belirtmiştir, merak eden açar okur. Ya da kaynak belirtilir, şu surede detaylı anlatılmaktadır denilir, gider oraya bakılır. Ancak ayetleri parça parça edip kafana göre... yok öyle bir işkence şekli ya. HArbiden ciddi söylüyorum içim acıyor bunu gördüğüm zaman. Acıyorum böylelerine. Allah kendisini de ayetlerini de korumaktan aciz değildir. Fakat, insanların bu ayetleri bölüp parçalamasına karşı bir yanıtı mutlaka oluyor diye düşünüyorum. Bu korumaya her türlü şekil dahildir.

    Yani yazılan ayetin hkmü karşı tarafa tesir eder, ancak , ayetin kötü niyetle bölünüp parçalanması, karşı tarafa -art niyetli olarak- hüküm vermek amacıyla kullanılması, Kur'anın genel anlayışına terstir, burada Kur'anın evrensel korumacılığı devreye giriyor. Bu kez de ayeti kullananın başı beladadır. öyle, gerçekten öyle. Ben bu şekil gençleri çok görmüşüm. Hep de başları belaya girmiştir.

    hele bir de birisi altına ayet yazıp karşıdakini sapıklıkla suçlamışsa, kendisinin insanlar gözünde sapık durumuna düştüğünü de görmüşüm.

    Bu satırların yazarı, vaktiyle bir gazetenin yazarına, yukarıdakine benzer sıradışı bir yazı yazdı.

    Adam yazıyı okudu ve ertesi gün televizyona çıktı. Bu satırların yazarının beklentisi, o şahsın , ekranlardan, müslümanların yeni davranış ve anlayış şekillerine ilişkin yapacağı açıklamalarken; adam çıktı ve bazı sapıklardan mail aldığını açıkladı. Bu satırların yazarı üzülmüştür. "Üzmeyen adam, bu satırların yazarını üzdü". :)

    Sonra ne mi oldu. Bir hafta sonra , evet yanlızca bir hafta sonra olmuştur o olay. Bi kız çıktı, adam bana sarkıntılık ediyor dedi, adam sapık damgası yedi, hapse girdi, itibarı zedelendi, hayatı karardı.

    Ancak ben hiç bir yerde, "o şahıstan özür dilerim" yazısı göremedim. Çünkü insanlarımızda özür dilememe hastalığı baş göstermiş.

    ben senden özür dilerim. Neden? Bir başkası ile tartışmalarım senin önünde cereyan ettiği için. Burdaki diğer okurlardan da özür dilerim. Bunu yapabilmek lazım. Kendi nefsini kontrol edebildiğini göstermesi açısından bu şarttır. Ben bazen tartışmalar hararetli iken kendi kendime kelimei şehadet getiririm. Çünkü şehadet ile şeytan bir arada duramaz, ikisinden biri gider. Şeytanın etkisiyle yazıyortsam, şehadet getirememem gerekirdi, ya da şehadet getirebiliyorsam, şeytanın etkisiyle yazmıyorum demektir. Kişinin bazen bu şekilde kendisini kontrol etmesi lazımdır.

    Kime anlatıyorum: Allah dostları anlıyordur, şeytanların dostlarına ne anlatabiliriz ki. Bazen müslüman suretinde oluyorlar, bazen sıradan bir insan, bazen şeriatçı görünümlü "islamcı yazar" dedikleri görüntüsünde, bazen köşedeki kapkaççı, her türlü olabiliyorlar. Saldırı her yerden gelebiliyor:

    "Yukardan aşağıdan, yanlardan, atlı ve yayan olarak".

    Buna karşı savunmamızı her türlü yapmamız lazım.

Benzer Konular

  1. Secdedeki Firavun video
    YukseLL Tarafından Dini Videolar Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 19-01-2012, 06:04 AM
  2. çiçekleri koparmadan sevmeli
    tad1960 Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 23-06-2010, 06:34 PM
  3. Firavun'da(Din-Bilim-sağlık) Duygudurum hastalığı mı vardı?
    ashenarşi Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-05-2010, 04:09 PM
  4. şeytan ayetleri I : tanrı adva ve şeytan
    spartaküs Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 01-10-2009, 02:17 PM
  5. Kadın Firavun
    YukseLL Tarafından Arkeoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-06-2007, 04:53 PM
Yukarı Çık