Bugün yine Sedat Balkanlı’nın haberini okuyunca tekrar bu konuyla ilgili birkaç önemli düşüncemi sizlerle paylaşmak istedim. İnsanlar zannediyorlar ki bize verilen ömür çok uzun. Çok genç yaşta hastalanan bir kişi bir anda hayatım mahvoldu diye düşünüyor. Halbuki ömrümüz adeta bir göz açıp kapama gibi hızla geçip gidiyor. 100 yıl yaşayan bir insana gidip sorun, size ancak birkaç anısını anlatabilir, onunda hayatı elinden kayıp gitmiştir.

Hep yazılarımda belirtiyorum, bir insanın hangi yaşta, hangi gün, hangi saatte hastalanacağı onun kaderindedir. İnsan böyle bir olay başına geldiğinde asla isyan etmemeli, razı olan bir tavır göstermeli. Bütün bu isyanlar, üzülmelerin kaynağı nedir biliyor musunuz? İnsanlar sadece bu dünyayı gerçek hayat zannediyorlar. Halbuki ölüm bitince asıl sonsuz hayat başlıyor. Kainat, bunca mükemmellik sadece dünya için mi yaratıldı zannediyorsunuz? Biz bu dünya ile sadece imtihan oluyoruz. Ama insanların çoğu ölümle hayatın biteceğini düşündüklerinden boş yere çırpınıp duruyorlar. Hem bu dünyayı hem de ahretlerini kaybediyorlar.

Çok genç bir insanın ölümcül hastalığa yakalanması eğer Allah’a yönelirse onun için çok büyük bir kurtuluştur. Belki de yaşamı boyunca hiç Allah’ı hatırlamayacak ve iman etmeyecek bir insan ölümü ve ahireti sürekli düşünür hale gelir. Eğer sağlıklı olsa belki de tüm ömrünü bomboş geçirecektir. Ama hastalık buna asla izin vermez. Eğer insan hastalığı karşısında Allah’a şükretse, iman etse, ibadetlerini yerine getirse ve her şeye olumlu baksa Allah o insanı sonsuza kadar cennetle ödüllendirir. Kısacık geçen ve bir parça yarar sağlanan dünya hayatına bu kadar ehemmiyet vermek ve sonsuz ahiret hayatımızı unutmaktan ve düşünmemekten kaynaklanıyor her şey.

Hastalık hasta olan kişi için de hastanın yakınları içinde çok hayırlıdır. Çünkü ölümcül bir hastalık dünyanın ne kadar boş olduğunu herkese çok net gösterir. Sedat Balkanlı’da olduğu gibi ne şan, ne şöhret, ne para hiçbirşey ifade etmez. Dünya hayatı tamamen önemini yitirir ve hastalık insanların kapalı şuurlarını biran da açar.

Söylediğim gibi bütün bu çırpınmalar, ağlamalar, isyanlar asıl gerçek hayatın ahiret olduğunu düşünmemekten kaynaklanıyor. İnsan bir saniye durup düşünse zaten bu dünyanın ne kadar boş olduğunu görür. Hiç düşünmemek gerçekleri görememeyi, isyanı, mutsuzluğu ve çaresizliği de beraberinde getiriyor.

Eğer bir yakınınız hastaysa ona kaderi anlatın, Allah’tan razı olmasını söyleyin, her şeyden önemlisi gerçek hayatına kavuşacağını müjdeleyin. Eğer iman edip cennete giderse emin olun sonsuza kadar çok mutlu olacaktır. Aksi taktirde bunları hiç bilmeden ahiret ile karşılaşacaktır. Hepimizin hayatı inanılmayacak kadar çabuk geçecek ve hepimiz ölür ölmez gerçek hayatımıza gözlerimizi açacağız. İster 100 yıl kalalım ister 30 yıl…