Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Padişahın işi ne?

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Padişahın işi ne? Konusununun içerigi kısaca ->> Sultan Murat Han o gün bir hoş"tur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesaj
    429
    Rep Gücü
    13045

    Padişahın işi ne?

    Sultan Murat Han o gün bir hoş"tur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil.

    Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
    - Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?
    -- Akşam garip bir rüya gördüm.
    - Hayırdır inşallah?..
    -- Hayır mı şer mi öğreneceğiz.
    - Nasıl yani?
    -- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

    Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar;
    -- Kimdir bu?

    Ahali: - Aman hocam hiç bulaşma, derler.
    Ayyaşın meyusun biri işte!..
    -- Nerden biliyorsunuz?
    - Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz...

    Bir başkası tafsilata girer;
    - Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısında çalışır. Nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine.. Hele yaşlının biri çok öfkelidir.
    - isterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?.. Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tedbili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada!..

    Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu :
    -- Nereye?
    - Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.
    -- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem... Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebaamızdır. Defini tamamlamak gerek.
    - İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.
    -- Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
    - Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
    -- Mollalığa devam... Naaşı kaldırmalıyız en azından.
    - Aman efendim, nasıl kaldırırız?
    -- Basbayağı kaldırırız işte.
    - Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini...
    -- Merak etme ben beceririm.
    Ama önce bir gasil hane bulmalıyız.
    - Şurada bir mahalle mescidi var ama...
    -- Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?
    - Ne bileyim, Ayasofya'dan, Süleymaniye'den, en azından Fatih Camii'nden...
    -- Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur.

    Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Hadi yüklenelim...
    Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa...

    Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü şâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza...

    Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha... Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.
    - Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba...
    -- Nasıl yani?..
    - Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..
    -- Doğru, öyle ya, neyse...

    Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim. Vezir, cüzüne, tespihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur.

    Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir.
    - Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar... Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından...

    - Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir... Bizim efendi bir âlemdi, vesselam... Akşamlara kadar nalın yapar...

    Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!..
    -- Niye?
    - Ümmeti Muhammed içmesin diye...
    -- Hayret...

    - Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek... O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara... Mızraklı ilmihal. Hucceti islam okurdum...

    -- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki...
    - Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kabe'yi görmeli...
    -- Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?
    - işte bu yüzden Nişancı'ya, Sofular'a uzanırdı ya...

    Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek.inan cenazen kalacak ortada...
    -- Doğru, öyle ya?..
    - Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla bitiyor mu, dedim.

    Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?
    -- Peki o ne dedi?
    - Önce uzun uzun güldü, sonra;
    - Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?


    *******

    İşte adsız sansız Allah dostlarından biri olan Nalıncı Baba dır bu kişi . Asıl adı, Muhammed Mimi Efendidir. Bergamalıdır. 1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü ve mübareği evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu. Dahası bir tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı’nda, Cibali tütün fabrikasının arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır.

    insanları kim, neye göre ve ne kadar tanıyabilirki?

    alıntıdır.
    Konu gordionum tarafından (11-05-2010 Saat 11:30 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu.
    Şu yazdıklarının son kısmına bakınca tanır....TARİKAT VE TASAVVUF telkinleri içeren bu hikayeden sonra sadece şu hadisler yeterli olur sanırım...



    ـ5477 ـ1ـ عن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: لَعَنَ اللّهُ زَوَّارَاتِ الْقُبُورِ وَالْمُتَّخِذِينَ عَلَيْهَا الْمَسَاجِدَ والسُّرُجَ[. أخرجه أصحاب السنن .




    1. (5477)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Allah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara ve kabirlerin üzerine mescidler yapanlara, kandiller takanlara da lanet etsin." [Tirmizî, Cenaiz 61.]

    1691- وعَنْ أبي التيَّاحِ حَيَّانَ بنِ حُصَينٍ قَالَ : قال لي عَليُّ بن أبي طَالِبٍ رضي اللَّه عَنْهُ : ألا أبَعَثُكَ عَلى ما بَعَثَني عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ؟ أنْ لا تَدَعَ صُورَةً إلاَّ طَمسْتَهَا، ولا قَبْراٍ مُشْرِفاً إلاَّ سَوَّيْتَهُ . رواه مسْلِمٌ .

    1691. Ebü'l-Heyyâc Hayyân İbni Husayn şöyle dedi: Ali İbni Ebû Tâlib radıyallahu anh bana:

    "Seni, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in beni memur ettiği bir işi yapmakla görevlendireyim mi? Nerede canlı sûreti bulursan onu tanınmaz hale getir, rastladığın yüksek kabirleri de yerle bir et!" dedi.

    Müslim, Cenâiz 93; Ebû Dâvûd, Cenâiz 68; Tirmizî, Cenâiz 56; Nesâî, Cenâiz 99


    Kabirler ve ziyaret ne şekilde olması gerektiği SÜNNET ile sabittir...

    Yerden yüksek kabirler bizzat RESULULLAH S.A.S in emri ile yıktırtılmıştır...

    KUR-AN okuyan herkes görecektirki ..

    NUH A.S ın kavmide, MUHAMMED A.S ın kavmide TASAVVUFCULARIN TABİRİ ile EVLİYA dedikleri zatlara yaptıkları kabirler, türbeler daha sonrada PUT lar aracılığı ile ŞİRK KOŞMUŞLAR ve HELAK olmaya müstahak olmuşardır..

    Lat, Ubel, Menat kimmiş bi araştırın bakalım keza Yeğûs, Yeûk ve Nesr kimmiş MÜŞRİKLER onlar üzerinden ŞEYTANIN kandırması ile nasıl şefaatçiler edinmişler ......

    Ben sizleri uyarıyorum, bu gibi TASAVVUF ehlinin telkinlerinden uzak durun...

Benzer Konular

  1. Padişahın İşi Ne
    zekaikc Tarafından Dini Videolar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-08-2012, 01:51 PM
  2. Pargalı İbrahim Paşa, padişahın damadı değilmiş.
    bursali68 Tarafından Tv Dizileri, Tv Programları Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 02-02-2012, 02:33 AM
  3. Padişahın ‘avrat’ fermanı
    YukseLL Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-09-2011, 12:45 PM
  4. Padişahın işi ne?
    memedi Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-03-2008, 02:18 AM
Yukarı Çık