Bizler hayatımızın beşeri yönünü çok düşünen, onu memnun etmek onu hoşnut kılmak için, en güzel yiyecekleri, giyecekleri, malı mülkü almak adına çırpınan, hatta bu yolda kanun kural tanımayan bir yapıya sahibiz. Her ne hikmetse sonu olan bedeni, bu denli hoşnut etmek için çırpınan bizler, acaba ölümsüz ruhumuz için neden çok fazla bir şey yapmayız, işte bunu doğrusu anlamış değilim. Rabbim sizlere asla taşıyamayacağınız yük yüklemem, çünkü sizler çok zayıf yaratıldınız, onun için sizlere yemin olsun ki kolaylaştırdığım bir din, bir kitap gönderdim der bizlere. Bizler bu sözlere gözlerimizi kapamış, kulaklarımızı tıkamış, beşerin zorlaştırdığı dini fark etmeden, asla göremez olmuşuz gerçekleri, çünkü rehberle aramıza girilmiş ve irtibatımız onunla artık kesilmiştir de ondan.

Bugün sizlerle Zümer suresinde geçen ayetleri iyice okuyup, hatırlayıp Rabbin özellikle bizleri kur’ana nasıl yönlendirdiğini, davet ettiğini, birlikte anlamaya çalışalım.

Zümer 1: Bu kitabın indirilişi, güçlü, hikmet sahibi olan Allah tarafındandır. 2. Emin ol, Biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız O'na halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3-İyi bil ki halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka bir takım dostlara tutunanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. şüphe yok ki, Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyle hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.

Önce yukarıdaki ayeti anlamaya çalışalım. Rabbim kur’anı güçlü ve hikmet sahibi Allah tarafından indirildiğini, bu kitabın hakkıyla yani adaletle doğrulukla indirdiğini, onun içindir ki dini yaşarken, anlatırken yalnız ve yalnız Allahın halis, katıksız, saf kitabına yani kur’ana dayanarak, onu rehber alarak onun emirlerine uygun Allah a ibadet ve kulluk et diyor. Devamındaki cümle ise, gerçekten çok dikkatle düşünmemiz gerekiyor, bakın ne diyor Rabbim? (İyi bil ki halis din ancak Allah'ındır.) Ayette ne diyordu, katıksız halis din indirilen kitaptadır, ona uyarak ibadet edin, hiçbir beşeri katkı yapmadan, saf ve duru bir iman ile ibadet edin diyor Rabbim. Peki, bizler ne yapıyoruz, beşerin sözlerini halis, katıksız, saf olan rabbin dinine, kitabına karıştırıp tertemiz dupduru suyu bulandırmıyor muyuz? Şimdide ayetin devamındaki sözleri çok ama çok iyi düşünelim, bakın Rabbim bizleri nasıl uyarıyor? (O'ndan başka bir takım dostlara tutunanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.) Demek ki din ve iman adına, güvenilecek dayanılacak yardım istenecek yalnız ve yalnız Rabbim benim diyor, sakın bir başkasına tutunarak ardından gidilerek, onun sözlerine hiç kuşku duymadan inanıp ve güvenip, sizi Allaha yaklaştıracağım diyenlerin ardı sıra gitmeyin diyor Rabbim çok açık ve net. Böyle insanları yalancı ve nankör olarak tanımlıyor. Rabbin bu çok önemli ihtarını, uyarısını geri dönüşü olmayan yola girmeden önce, lütfen çok ama çok iyi düşünelim.




Zümer 11: De ki: "Ben Allah'a dini kendisine halis kılarak ibadet edeyim diye emrolundum.

Zümer 14: De ki: 'Ben dinimi yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet ederim.

Zümer suresi 11 ve 14. ayette özellikle Rabbim bizlerin dikkatini çekerek, DEKİ ONLARA diyor. Peki, ne söylemesini istiyor Allah elçisinin bizlere burası önemli. Ben İslam dinini, Rabbin kur’anda indirdiği saf, duru, katıksız, kolaylaştırılmış haliyle yaşayarak, emrolunduğu gibi, Rahmana ibadet ederim diyor ve aynı konuyu tekrar ediyor. İlkinde bunu bizzat uygulamak için emrolunduğunu söylüyor, diğerinde ise bende bunu yapar, yani Rabbe halis kılarak, onun kur’anda emrettiği gibi ibadet ederim diyor. Bu sözler üzerinde sanırım çok düşünmemiz gerekecek.

Zümer 18: Onlar ki, sözü dinler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.

Yukarıdaki ayete lütfen dikkatle bakmanızı ve düşünmenizi rica ediyorum sizden. Rabbim öyle bir toplum var ki diyor, onlar sözü dinler de onun en güzeline uyarlar diyor. Peki, bahsettiği sözü dinleyenler ve de onun en güzeline uyanlar derken Rabbim nereden ya da kimden bahsediyor? Elbette KUR’ANDAN. Demek ki Rabbin sözünü dinleyen kur’ana uyan toplumlarmış. Zaten elçisi de bizleri kur’ana davet etmiyor muydu? Ayetin dev***** bakalım. Sözü dinleyip kur’ana uyanlar için bakın Rabbim ne diyor? Allahın kılavuzladıkları yani doğruya sevk ettikleri, işte bunlar akıl ve gönül sahipleridir diyor. Şimdi de bizlere öğretilenleri hatırlayınız, kur’an için özet bilgidir diyenler, orada her şeyin olmadığını söyleyenler, kur’anı herkes anlayamaz veli insanlar anlar diyenlerin sözleriyle Rabbin sözleri örtüşüyor mu? Akıl ve gönül sahipleri doğruyu ona uyarak (kur’ana) bulacağını söylüyorsa Rabbim, bizzat müracaat etmemiz gereken kitabın, Kur’an olduğu çok açık değil midir?

Zümer 23. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.

Zümer suresi 23. ayeti dikkatle okuyup düşünene çok şeyler anlatıyor. Allah sözün en güzelini, hiç bıkmadan okunacak bir kitap olarak indirdiğini söylüyor. Dikkat edin Rabbinden korkan, bu kitabın etkisiyle tüyleri ürperir ve bu kitap ile gönüller yumuşar diyor. Şu sözler çok düşündürücüdür. (İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir.) Rabbim çok net ve apaçık KURAN Allah ın dilediğini bu kitapla doğru yola iletir bunun için rehberidir diyor. Peki, daha önce hatırlattığım konuyu tekrar söylemek istiyorum, Rabbim kur’an için doğru yola iletecek hidayet rehberidir diyor, birileri ise bizlere yıllarca kur’an ile yalnız olmaz, orada her şey yazmaz diye öğretmediler mi? Rabbim ne diyor, bizler nelere iman ediyoruz? Bu durumda bizlerin hidayete ermesi, rabbin doğru yoluna ulaşması mümkün mü? Yukarıdaki ayeti çok daha iyi düşünerek, sanırım aklımızı başımıza almanın zamanıdır derim.

Bakın Rabbim ne diyor?

Zümer 27: Yemin olsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.

Nasıl olur, rabbim kur’anda insanlara her türden örnekleri verdik ki düşünüp öğüt alsınlar diyor, birileri bize Rabbin söylediklerinin tamamen tersini söylediklerinde, acaba niçin Rahmana inanmak yerine beşerin sözlerine inanıyoruz, bunu anlayan ve düşünen var mı?

Zümer 41 Kuşkusuz, bu Kitap'ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.

Zümer suresi 41. ayette Rabbim kur’anı insanlar için hak olarak yani adalet, doğruluk, şaşmaz kanıt olarak indirdik. Kim bu kitaba uyarsa doğruyu seçmiş olur kendi yararınadır. Kim bu kitaptan saparsa aleyhinedir diyor ve elçisine, sen hak ve hakikat kaynağı kur’anı tebliğ et, üzme kendini çünkü onların vekili değilsin. Herkes yaptıklarından hesaba çekilecektir. Dikkat edin Rabbim doğruluk kaynağı şaşmaz hak ve adalet timsali Kur’ana sarılmamızı nasıl güzel anlatıyor, ya bizlere öğretilenleri hatırlayın, hiç bağdaşıyor mu Rabbin sözleriyle?

Zümer 46: De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de aşikârı da bilen Allah! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.

Zümer suresi 46. ayet aslında günümüzde yapılan büyük bir yanlışa cevap veriyor. Bizlerin peygamberimizden sonraki dönemler için, aramızda din ve iman adına ya da adalet adına ayrılığa düştüğümüz, anlaşamadığımız konular hakkında bakın nasıl bir yol öneriyor bizlere.( Allah! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.) Demek ki Rabbim bizlere asla başka bir kaynak gösterip, onunla çözümleyin demiyor. Sizler aranızda kendi adalet anlayışınızla çözemediğiniz konuların hükmünü her şeyi gören ve bilen Allah mutlaka hükmedecek ve hükmünü verecektir diyor. Tam burada Nur suresi 54. ayet geldi aklıma onu da hatırlatmak isterim.


Nur 54: “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.


Nur suresinde Rabbim bakın peygamberimiz devrinde kitabın, İslam’ın tebliği konusunda Müslümanları ne kadar çok açık ve net uyarıyor.Allaha ve peygamberine uyun, peygamberin görevi ona verilen görevi yapması, sizin göreviniz de size yükleneni yapmaktır. Peygambere itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz çünkü ona düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Demek ki peygamberimizin sağlığında bizzat ona müracaat var, hatta birçok ayetinde onun verdiği kararlara uymak var. Tekrar hatırlatıyorum tüm bunlar peygamberimiz yaşadığı dönemler için. Daha sonra ise aranızdaki anlaşmazlıklarda eğer sonuç alamadıysanız, onun hükmünü Allaha bırakın diyor. Peygamberimizin yaşadığı dönemde ise sorunlarınızı elçime iletin ve onun verdiği kararlara uyun diyordu Rabbim hatırlayınız. Bu farkı çok iyi düşünelim ve doğru anlamaya çalışalım.

Zümer 55: Siz farkında olmadan, ansızın başınıza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun.

Zümer suresi 55. ayet bizleri çok açık ve net bir şekilde uyarıyor ve bakın ne diyor? Ansızın azap gelmeden önce size indirilenin en güzeline KURANA tabi olun. Doğrusu ne söyleyeceğimi bilemiyorum, çünkü bu kadar açık ayetler dururken, bizler hala biliyorum bu ayetlerin hiç birisini dikkate almadan, beşerin öğretisine inanmaya devam edeceğiz. Rabbim hesap günü gelmeden size indirilen kur’ana tabi olun diyor, ama bizler kur’anda her şeyin olmadığını, onun için gösterilen birçok kitaplara da sarılmamız gerektiğini söyleyenlere inanmaya devam ediyoruz ve devam edecek gibide görünüyoruz. Rabbim ne olur yardım et bizlere. Acaba rahman onlarca yüzlerce ayetinde bizlerin kur’andan sorumlu olduğumuzu söyledikten sonra, başka kitaplardan, kur’anın hüküm vermediği konulardan hesaba çeker mi bizleri? Bu sorunun gerçek cevabını bulan doğru yolu bulacaktır.

Zümer 69: Yeryüzü, Rabbinin nuruyla parıldamış, Kitap ortaya konmuş, peygamberler, tanıklar getirilip aralarında hakla hüküm verilmiştir. Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.

Bu kadar açık bir ayet varken boş sözlerin, kur’ana uymayan onun onayından geçmeyen sözlerin, bilgilerin peşinden koşuyorsak, söyleyecek söz yok demektir. Bakın Rabbim hesap günü gelip çattığında, KURAN ORTAYA KONMUŞ peygamberler, tanıklar gelmiş ve hakla hüküm verilmiştir diyor. Dikkat edin KURAN ortaya konuyor. Ana yasa, yargılanacağımız, berat edeceğimiz ya da ceza alacağım tek kitap KURAN diyor Rabbim. Çok açık ve net anlaşılmıyor mu sizce?

Bizler bu dünyanın güzelliklerine, zevkine, mutluluğuna o kadar alışmış ve hoşnut olmuşuz ki, tüm bunların geçici olduğunu hepsinin bir sonu olduğunu bile düşünmek, aklımıza getirmek istemeyiz. Hâlbuki Rabbin önerdiği güzellikler, zevk ve mutluluğun asla sonu yoktur, geçici değildir bizler için. Gelin bu Dünyanın ve hayatın geçici mutluklarına kanarak, aldanarak onun başımızı döndürmesine izin vermeden, beşerin nutuklarına, sözlerine kanmayalım. Eğer bunlara kulak verirsek ebedi, sonsuz mutluktan uzaklaşacağımızı bilelim. Ebedi sonsuz, mutluluğu kazanmak istiyorsak, Rabbin kur’anda önerdiği yolu aklımızla bulalım ve Rahmana kulak verelim, işte bu yol bizleri sonsuz mutluluğa ulaştıracaktır. Kendimize yeni bir din yaratmayalım, Rabbin apaçık çok parlak halis, katıksız dinine tabi olalım. Rabbin huzurunda dimdik durmak istiyorsak şunu hiç unutmayalım; Rabbin önerisi KUR’ANA SARILMAKTIR, bizler yeni kitaplar yaratmaya çalışmadan, yaratılanı kur’andan görüp, anlayıp yaşamaya çalışmalıyız. Kurtuluşumuz kur’anda ise sarılacağımız kitabın değerini bilerek, onun çizdiği yoldan gidelim. SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK