1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 11
  1. #1
    bursali68
    Misafir..

    Kur'an'ın - İslamın Özü-1

    Merhaba,

    Kur'an'da,genelde bir çok tartışmada " soru işareti " içeren CEHENNEM sahneleri vardır.
    “Derileri kavuran ateş”, “Etleri lime lime dökülmek” “İrin içmek”, “Yakıtı taş ve insanlar olan ateş” “Pislik yedirmek”, “Zakkum ağacından yemek” vb. korkunç azap tehditleriyle karşılaşırız bu sahnelerde.Acaba bu sahneler kime yönelik?Cehennem sahnelerinde neden bu denli öfke var?Bu öfke kime?Neden bu kadar kızıyor Allah?Bunu biraz irdeleyelim bakalım niçin kızıyor Yüce Yaradan.

    Ancak bunu şaşkınlık derecesinde anlayabilmenin yolu enteresandır ki,Kur'an'ın şu anki sıralamasına göre değil NÜZUL (İNİŞ ) sırasına göre incelendiğinde ancak çok net ortaya çıkmaktadır.

    Aşağıda Kur’an’da nuzül sırasına göre ilk 23 surede geçen 10 cehennem sahnesi okuyacaksınız. Bunlar arada atlama yapılmadan geldiği sıraya göre dizilmiş,aralardaki bağlantılar gösterilmeye çalışılmıştır.

    Herhangi bir önyargıya kapılmadan dikkatle okuyunuz. Yukarıdaki soruların cevabını, arada da küçük açıklamalara bakmanız yerinde olur,ancak açıklamalara bakmadan da alt alta okuduğunuzda CEHENNEM sahnelerinin içeriği çok net görülecektir.

    1-İlk sahne, ilk sure olan Alak suresinde;

    ALAK
    15.Kella lein lem yentehi lenesfe'an binnasıyeh
    15.Hayır, eğer vazgeçmezse, onu alnından (8) tutup sürükleyeceğiz,

    16.Nasıyetin kezibetin hatıeh
    16.o yalancı, isyankar alnından!

    17.Felyed'u nadiyehu.
    17.Bırak, kendi aklının [asılsız, düzmece] tavsiyelerini (9) [yardımına] çağırsın,

    18.Sened'uzzebaniyete.
    18.[o zaman] Biz de semavî azap güçlerini çağırırız!

    Bu ayetlerde kastedilen “O”, tefeci bezirganların o günkü elebaşlarından Ebu Cehil’di. “Nadiye” meclis, kurul demek, Mekke’nin mülk (mal ve iktidar) sahiplerinin toplandığı yer. “Zebani” ise intikam alan muhafızlar demek…
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :

    2-İkinci sahne hemen sonraki Müddessir suresinde;

    MÜDDESİR

    11.Zernuy ve men halaktu ve hıyden.
    11.BANA BIRAK yalnız yarattığım (5) o kişi[yle uğraşma]yı,

    12.Ve ce'altu lehu malen memduden.
    12.kendisine geniş imkanlar verdiğim,

    13.Ve beniyne şuhuden.
    13.ve [sevginin] şahitleri olarak çocuklar,

    14.Ve mehhedtu lehu temhiyden.
    14.ve hayatına geniş bir ufuk açtığım: (6)

    15.Summe yatme'u en eziyde.
    15.buna rağmen o, hâlâ ihtirasla verdiğimden daha fazlasını istiyor!

    16.Kella innehu kane liayatina 'aniyden.
    16.Evet, o, kendini ayetlerimize karşı bilerek, inatla şartlandırmıştır; (7)

    17.Seurhikuhu sa'uden.
    17.[bu nedenle] onu acı veren çetin bir yokuşa süreceğim! (8)

    18.İnnehu fekkere ve kaddere.
    18.Bakınız, [mesajlarımız hakikati inkara şartlanmış olan birine aktarıldığında, onları nasıl çürüteceğini] düşünür ve (onu) hesaplar,

    19.Fekutile keyfe kaddere.
    19.kendini de mahveder (9) böyle hesaplar yaparak:

    20.Summe kutile keyfe kaddere.
    20.evet, o kendini mahveder böyle hesaplarla!

    21.Summe nezare.
    21.Ve sonra [yeni dayanaklar bulmak için çevresine] bakar,

    22.Summe 'abese ve besere.
    22.sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer, (10)

    23.Summe edbere vestekbere.
    23.sonunda [mesajlarımıza] sırtını döner ve küstahça böbürlenir, (11)

    24.Fekale in haza illa sıhrun yu'seru.
    24.ve: "Bu, [eski zamanlardan] intikal eden büyüleyici bir sözdür! (12)

    25.İn haza illa kavlulbeşeri.
    25.Bu, ölümlü beşer sözünden başka bir şey değildir!" der.

    26.Seusliyhi sekare.
    26.[Bu nedenle,] onu [öteki dünyada] cehennem ateşine sokacağım! (13)

    27.Ve ma edrake ma sekaru.
    27.Cehennem ateşinin ne olduğunu hiç düşündün mü?

    28.La tubkıy ve la tezeru.
    28.O ne yaşatır, ne de [ölüme] terk eder,

    29.Levvahatun lilbeşeri.
    29.ölümlü insana [nihaî hakikati] gösterir. (14)

    Burada anlatılan “O” ise Mekke’nin tek ve eşşiz mülk sahibi diye bilinen Velid bin Muğire idi. Bu nedenle kendisine Velid bin Muğire el-Vahid deniyordu. Ona nazire yapılarak “O doğarken tek (vahid) yarattığım adamı…” deniliyor. Bu Velid, Kabe’nin yapımında “Haram para getirmeyeceksiniz” diyecek kadar dindardı. Kabe’nin Rabbi’ne inanırdı, tavaf eder,ve salat ederdi (Kendince namazı vardı).Fakat o paraya tapan bir tüccar,tefeci bezirgandı. Yoksulları hor görürdü.Peygamberimizin yanına yoksul ve kör biri gelince surat asmış ve öte tarafa dönerek “Yoksul ve kör birisiyle aynı mecliste oturamam” diyerek çetesiyle kalkıp gitmişti.Peygamberimiz buna rağmen ona tebliğ için “Dur neden surat asıp kalkıyorsun,otur, konuşalım” deyince gelen ayetlerde “Bırak,o umutsuz vak’a” dercesine uyarılmıştı.“Abese” (surat astı) suresi bunun için inmişti.İşte o Velid için burada da aynı kelime kullanılıyor: “Sonra surat astı ve bakındı” (summe abese ve besera)…
    “Düşündü, ölçtü, tartı, nasıl da ölçüp biçti, boyuna hesap yapıp durdu, bakındı, kaşlarını çatıp surat astı, sonra sırtını döndü…” ifadeleri bize tefeci bezirgân karakterini resmeder. Bunları genellikle tüccarlar yapar. Peygamberimizin söylediklerini ölçüp biçiyor, “Bundan zarar mı ederim, kâr mı?” diye hesaplar yapıyor. Sonunda bu işten zarar edeceğini, mülkünün paylaşılacağını anlayınca basıyor yaftayı: “Bu eskilerin masalından başka bir şey değil…” Ardından öfke patlıyor: “Onu ateşe sokacağım. Ateşin ne olduğunu bilir misin?
    O öyle bir ateş ki geride bir şey koymaz. Derileri yakıp kavurur…”
    Surenin sonuna doğru ise şu sahne var: “Sizi ateşe sokan nedir? diye sorulunca şöyle diyecekler; Biz salat etmezdik (yani) yoksulu doyurmazdık. Günahkarlarla günaha dalardık (yani) hesap gününe inanmazdık. Gerçeğin ta kendisi olan ölüm gelinceye kadar hep böyleydik…” (Müddesir; 43-47).

    Burada da salat (namaz) kılmalarının onları yoksula götürmediği, hesap gününe inanmalarının da günaha dalmayı engellemediği anlatılmak istenir. Çünkü Maun suresine göre bunlar namaz kılmaktaydılar fakat bu içinde yoksul ve yetim derdi olmayan bir namazdı. Onun için de boşunaydı, ritüelistik bir din gösterisiydi. Ahiret inançları da boşunaydı çünkü günaha dalmaktan çekinmiyorlardı. “İnandıktan sonra bir şey olmaz” diyorlardı ve “Büyükler (azizler, ulu kişiler, önceki salih zatlar, onların heykelleşmiş putları) şefaat eder” diye düşünüyorlardı. Bunun için günaha dalmakta hiç bir beis görmemekteydiler…

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    3-Üçüncü cehennem sahnesi de Leheb suresinde gelir:

    LEHEB

    1.Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb
    1.KAHROLSUN o parlak yüzlünün iki eli, (1) ve kahrolsun kendisi!

    2.Ma ağna 'anhü malühu ve ma keseb
    2.Ne faydası olacak servetinin ve kazancının?

    3.Seyasla naran zate leheb
    3.[Öteki dünyada] şiddetle parlayan bir ateşe atılacak, (2)

    4.Vemraetüh* hammaletel hatab
    4.iğrenç söylentilerin taşıyıcısı olan (3) karısı ile birlikte,

    5.Fi cidiha hablüm mim mesed
    5.[o ki,] boynunda bükülmüş iplerden bir halat [taşır]! (4)

    Öfkeyi görüyorsunuz değil mi?Bunlar Kur’an’ın ilk surelerindeki cehennem sahneleri…
    Önce Ebu Cehil’e,sonra Velid bin Muğire’ye, şimdi de Ebu Leheb’e…Hepsinde de zenginlik ile beraber yoksul ve yetim vurgusu var.Birinciler ikincilere bigane kaldıkları için cehennem ile tehdit ediliyor.Kim,kime karşı savunuluyor,kim ne ile tehdit ediliyor,düşüne düşüne okuyunuz…

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :

    4- Dördüncü sahnede cehenneme kimin gireceğinin yanında cennet de müjdeleniyor. Yine aynı tema;

    LEYL

    5.Feemma men a'ta vetteka.
    5.Her kim [başkaları için] harcar ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşırsa,

    6.Ve saddeka bilhusna.
    6.ve nihaî güzelliğin/iyiliğin gerçekliğine (3) inanırsa,

    7.Fesenüyessirühu lilyüsra.
    7.işte onun için [nihaî] huzur ve rahatlığa giden yolu kolaylaştıracağız. (4)

    8.Ve emma men bahıle vestağna.
    8.Cimrilik yapana ve kendi-kendine yeterli olduğunu zannedene (5) ,

    9.Ve kezzebe bilhusna.
    9.ve nihaî güzelliği/iyiliği yalanlayana gelince,

    10.Fesenüyessirühu lil'usra.
    10.onun için zorluğa ve sıkıntıya giden yolu kolaylaştırırız:

    11.Ve ma yuğniy 'anhü malühu iza teredda.
    11.bakalım serveti onu koruyacak mı (6) [mezarına] girdiği zaman?

    12.İnne 'aleyna lelhüda.
    12.BAKIN, Bize düşen doğru yolu göstermektir;

    13.Ve inne lena lel'ahırete vel'ula.
    13.ve hem öteki dünya, hem de [hayatınızın] bu ilk bölümü [üzerindeki hakimiyet] Bize aittir: (7)

    14.Feenzertüküm naren telezza.
    14.İşte, sizi alevler saçan ateşe karşı uyarıyorum;

    15.La yaslaha illel'eşka
    15.[öyle bir ateş ki] kimse girmez, en onulmaz azgınlar dışında,

    16.Elleziy kezzebe ve tevella.
    16.hakikati yalanlayan ve [ondan] yüz çeviren (azgınlar).

    17.Ve seyücennebühel'etka.
    17.Ama, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olanlar (ateşten) uzak kalacak:

    18.Elleziy yü'tiy malehu yetezekka.
    18.arınmak için servetini [başkalarına] harcayanlar,

    19.Ve ma liehadin 'ındehu min nı'metin tücza.
    19.gördüğü bir iyiliğin karşılığı olarak değil, (8)

    20.İllebtiğae vechi rabbihil'a'la.
    20.ama yalnızca yüce Rabbinin rızasını kazanmak için:

    Kime cehennem,kime cennet vaadediliyor görüyorsunuz değil mi?Lütfen tekrar tekrar okuyun.İnanamıyorsanız başka meallere de bakın.
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::

    5- Ve beşince sahne:

    FECR

    17.Kella bel la tükrimunelyetiyme.
    17.Ama hayır, hayır, [ey insanlar, bütün yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı bir düşünün:] siz yetime karşı cömert değilsiniz,

    18.Ve la tehaddune 'ala ta'amilmiskiyni.
    18.muhtaçları doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,(11)

    19.Ve te'külunettürase eklen lemmen.
    19.[başkalarının] mirasını aç-gözlülükle yiyip bitiriyorsunuz,

    20.Ve tühıbbunelmale hubben cemmen.
    20.ve sınırsız bir sevgiyle malı-mülkü seviyorsunuz!

    21.Kella iza dükketil'ardu dekken dekken.
    21.Peki, [Hesap Günü nasıl davranacaksınız,] yeryüzü ardarda sarsılıp paramparça olduğunda,

    22.Ve cae rabbüke velmelekü saffen saffen.
    22.ve Rabbin[in haşmeti] ortaya çıktığında(12) ve melekler [gerçek hüviyetleriyle] saf saf olduklarında?

    23.Ve ciy'e yevmeizin bicehenneme yevmeizin yetezekkerül'insanü ve enna lehüzzikra.
    23.İşte o Gün cehennem [gözönüne] getirilip konacak; o Gün insan [yaptığı ve yapmadığı her şeyi] hatırlayacak: ama bu hatırlamanın ne faydası olacak ona?

    24.Yekulü ya leyteniy kaddemtü lihayatiy.
    24.O, "Âh, keşke [gelecek] hayatım için önceden bir hazırlık yapsaydım!" diyecek.

    25.Feyevmeizin la yü'azzibü 'azabehu ehadün.
    25.Hiç kimse Allah'ın o Gün [günahkarlara verdiği] azap gibi azap veremez;

    26.Ve la yusiku ve sakahu ehadün.
    26.ve hiç kimse O'nun gibi bağlarla bağlayamaz.(13)

    27.Ya eyyetühennefsülmutmeinnetü.
    27.[Ama dürüst ve erdemlilere,] "Ey iç huzuruna ermiş olan insanoğlu!" [diye seslenecek Allah,]

    28.İrci'ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten.
    28."Rabbine O'ndan hoşnut kalmış ve [O'nu] hoşnut etmiş olarak dön:

    29.Fedhuliy fiy 'ıbadiy.
    29.gir, öyleyse Benim [öteki sadık] kullarımla birlikte,

    30.Vedhuliy cennetiy.
    30.gir cennetime!"
    (Fecr; 17-30)

    Cehennemin ve cennetin yolunun öksüz ve yoksullardan geçtiği, bunlarla arası iyi olanın vicdanen müsterih olabileceği,aksi halde yaman bir hesabın ve korkunç bir azabın bizi beklediği bundan daha iyi nasıl anlatılır?
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::

    6- Altıncı sahne İncil’de Hz. İsa’nın “İki efendiye birden kulluk edemezsiniz,ya Allah’a ya para/mal hırsına tapacaksınız” dediği çelişik durumun Allah’a karşı nankörlük olduğu dile getiriliyor ve “mezar” hatırlatılıyor.

    ADİYAT

    7.Ve innehu ala zalike le şehıd
    7.ve kendisi [de] buna şahittir:

    8.Ve innehu li hubbil hayri le şedıd
    8.çünkü servet hırsına kapılmıştır.

    9.E fe la ya'lemü iza bu'sira ma fil kubur
    9.Ama bilmez mi ki [Ahiret Günü,] herkes mezarından ayağa kalkıp dışarı çıktığında,

    10.Ve hussıle ma fis sudur
    10.ve insanların kalplerinde [gizli] olan her şey ortaya döküldüğünde,

    11.İnne rabbehüm bihim yevmeizin le habir
    11.işte o Gün Rableri, onların her halinden haberdar [olduğunu gösterecek]tir?

    Aynı uyarı hemen sonraki Tekâsür suresinde de “o gün her nimetten tek tek hesap sorulacağı” ilavesiyle yinelenir.

    TEKASÜR

    1.Elhakümüt tekasür
    1.BİR aç-gözlülük saplantısı içindesiniz,

    2.Hatta zürtümülmekabir
    2.mezarlarınıza girinceye dek (süren). (1)

    3.Kella sevfe ta'lemun
    3.Ama, zamanı geldiğinde anlayacaksınız!

    4.Sümme kella sevfe ta'lemun
    4.Evet, evet! (2) Zamanı geldiğinde anlayacaksınız!

    5.Kella lev ta'lemune ılmel yekıyn
    5.Hayır, [onu] tartışılmaz bir kesinlikle anlasaydınız,

    6.Le teravünnelcehıym
    6.[cehennemin] yakıcı ateşini (3) mutlaka görürdünüz!

    7.Sümme leteravünneha aynelyakıyn
    7.Sonunda onu keskin bir gözle (4) mutlaka göreceksiniz:

    8.Sümme le tüs'elünne yevmeizin anin neıym
    8.ve o Gün hayatın nimetleri[ne karşı yaptıklarınız] için mutlaka sorguya çekileceksiniz!
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :

    7- Yedinci cehennem sahnesi ise Kabe çetesi elebaşlarından tefeci bezirgan Umeyye bin Halef hakkındadır.Bu kısa ayetlerden oluşan fragmana “Humeze” suresi denilmiştir.

    HÜMEZE

    1.Veylül li külli hümezetil lümezeh.
    1.VAY haline iftira atanın ve ayıp-kusur arayanın! (1)

    2.Ellezıcemea malev ve addedeh
    2.[Vay haline o kişinin] (2) ki, serveti biriktirir ve onu bir kalkan sayar,

    3.Yahsebü enne malehu ahledeh
    3.zanneder ki serveti onu sonsuza dek yaşatacak! (3)

    4.Kella le yümbezenne fil hutameh
    4.Hayır, tersine, [öteki dünyada] çökerten bir azaba (4) terk edilecektir o!

    5.Ve ma edrake mel hutameh
    5.Bilir misin nedir o çökerten azap?

    6.Narullahil mukadeh
    6.Allah tarafından tutuşturulan bir ateş,

    7.Elleti tettaliu alel ef'ideh
    7.[günahkar] kalplerin üstünde yükselen: (5)

    8.İnneha aleyhim mü'sadeh
    8.üzerlerine salınacak (bir ateş),

    9.Fi amedim mümeddedeh
    9.sonsuz sütunlar arasında! (6)

    Sure bütünlüğünden de anlaşılacağı gibi burada alay etmek,kaş göz işareti yapmak, malına mülküne güvenerek yoksullarla, zayıflarla,çaresizlerle yapılan alay oluyor.Mal biriktirmekten ve bunu dönüp dönüp tekrar saymaktan (ellezî cemea mâlen ve addedehu) yani altın ve gümüş “şıngırtısı” veya para “hışırtısı”ndan tapınırcasına zevk alan zavallı ve fakat küstah zenginin alaycı kibri resmediliyor.
    ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    8- Sekizinci cehennem sahnesi,öyle bir şeyin (cehennemin) olacağına inanmayan,böyle bolluk ve refah içinde,zevk-u sefa sürerek ebediyen yaşayacaklarını sanan küstah zengin kodamanları tokat gibi çarpmakta;

    MÜRSELAT

    31.La zaliylin ve la yuğniy minellehebi.
    31.hiçbir [serinliği] olmayan ve ateşten korumayan (gölgeye),

    32.İnneha termiy bişererin kelkasri.
    32.[yanan] kütükler gibi (ateşten) kıvılcımlar saçan,

    33.Keennehu cimaletun sufrun.
    33.kızgın dev halatlar gibi! (12)

    34.Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
    34.O Gün vay haline hakikati yalanlayanların,

    35.Haza yevmu la yentıkune.
    35.hiçbir söz söyle[ye]meyecekleri,

    36.Ve la yu'zenu lehum feya'tezirune.
    36.ve özür dilemelerine izin verilmeyeceği o Gün.

    37.Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
    37.O Gün vay haline hakikati yalanlayanların,

    38.Haza yevmulfasli cema'nakum vel'evveliyne.
    38.[onlara şöyle denilecek, doğru ile eğri arasındaki] o Ayrım Günü: "Sizi eski zamanların o [günahkar]ları ile bir araya getirdik;

    39.Fein kane lekum keydun fekiyduni.
    39.ve eğer bir bahaneniz [olduğunu sanıyorsanız], haydi (onu kullanıp) Beni atlatmaya çalışın!"

    40.Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
    40.O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    41.İnnelmuttekıyne fiy zılalin ve 'uyunin.
    41.[AMA,] Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar, [serin] gölgeler altında ve pınarlar arasında oturacaklar,

    42.Ve fevakihe mimma yeştehune.
    42.ve canlarının istediği her meyve[den tadacaklar];

    43.Kulu veşrebu heniy'en bima kuntum ta'melune.
    43.[ve onlara:] "[Hayatta iken] yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için!" (13) denilecek.

    44.İnna kezalike necziylmuhsiniyne.
    44.İyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz;

    45.Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
    45.[ama] o Gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    46.Kulu ve temette'u kaliylen innekum mucrimune.
    46.[DOYUNCAYA] kadar yiyip için ve biraz sefanızı sürün, siz ey günahkarlar! (14)

    47.Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
    47.[Ama] o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!
    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::

    9- Dokuzuncu cehennem sahnesinde,Kalem suresinde Bahçe sahipleri kıssasından hemen önce vasıfları hayra/vermeye engel olan (mennâin lil’l-hayr),saldırgan/zorba (mu’tedin) olarak betimlenen tefeci bezirgan Velid bin Muğire tekrar ve fakat bu kez yaptığının Allah’a şirk koşmak olduğu söylenerek cehennemle tehdit edilir.Oradaki tabirin aynısı (hayra/vermeye engel olan) burada da kullanılır.

    KAF

    24.Elkıya gı cehenneme kulle keffarin anid
    24.[Bunun üzerine Allah:] "Atın, atın (17) cehenneme bütün [bu tür] inatçı hakikat düşmanlarını!" diye emredecek,

    25.Mennaıl lil hayri mu'teim murib
    25."Bu [her] hayra engel olanları, günahkar saldırganları [ve insanlar arasında] güvensizlik ve şüphe yayanları,

    26.Ellezi ceale meallahi ilahen ahar fe elkiyahu fil azabiş şedid
    26.Allah'ın yanısıra başka ilahlar edinenleri: (18) o halde atın bunları şiddetli azabın içine!"

    27.Kale karinuhu rabbena ma atğaytuhu ve lakin kane fi dalalim beıyd
    27.İnsanın öteki kişiliği: (19) "Yâ Rabbi!" diyecek, "Onun aklını, bilincini (20) kötülüğe bulaştıran ben değilim; [hayır,] ama o [kendi yüzünden] sapıklığa düştü!" (21)

    28.Kale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil veıyd
    28.[Ve] Allah: "Benim önümde çekişmeyin [ey günahkarlar!]" diyecek, "Çünkü Ben sizi [bu Hesap Günü'ne karşı] uyarmıştım,

    29.Ma yubeddelul kavlu ledeyye ve ma enen bi zallamil lil abid
    29.Benim verdiğim hüküm değişmeyecek; ve Ben kullarıma asla zulmetmem!"

    30.Yevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel mim mezid
    30.O Gün, cehenneme: "Doldun mu?" diye soracağız; o, "[Hayır]" diyecek, "başka yok mu [bana göndereceğin]?"
    (Kâf; 24-30)
    ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    10- Bir kaç sure sonraki Hakka suresindeki bölüm de, “Malım beni kurtaramadı” (ma ağna anhu malihi) diyerek Leheb suresindeki Ebu Leheb’e, “Yoksulu doyurmaya teşvik etmiyordu” (ve layehuzzu ala ta’ami’l-miskîn) diyerek de Maun suresindeki salat (namaz) kıldığı söylenen Ebu Cehil’e göndermede bulunur. Dahası bunları Allah’a inanmamakla eş tutar.Böylelerini iğrenç yiyeceklerden başka bir şeyin olmadığı cehennem ile tehdit eder;

    HAKKA

    25.Ve emma men utiye kitabehu bişimalihi feyekulu ya leyteniy lem ute kitabiyeh.
    25.Sicili sol eline tutuşturulana (14) gelince, "Eyvah!" diye feryad edecek, "Keşke sicilim bana gösterilmeseydi,

    26.Ve lem edri ma hısabiyeh.
    26.ve [keşke] şu hesabımı görmemiş olsaydım!

    27.Ya leyteha kanetilkadıyete.
    27.Keşke bu [ölümüm] benim sonum olsaydı!

    28.Ma ağna 'anniy maliyeh.
    28.[Şimdiye kadar] sahip olduğum şeylerin bana hiçbir faydası olmadı,

    29.Heleke 'anniy sultaniyeh.
    29.[ve] bütün tartışma ve karşı koyma gücüm (15) elimden kayıp gitti!"

    30.Huzuhu feğulluhu .
    30.[Daha sonra,] "Onu yakalayıp bağlayın! (16)" [diye emredilir,]

    31.Summel cehıyme salluhu.
    31."Ve sonra cehenneme atın,

    32.Summe fiy silsi letin zer'uha seb'une zira'an feslukuhu.
    32.ve sonra [kendisi gibi suçluların bağlandığı] (17) bir zincire bağlayın, uzunluğu yetmiş arşın olan (18) [bir zincire]:

    33.İnnehu kane la yu'minu billahil'a zıymi.
    33.çünkü o, yüce Allah'a inanmadı,

    34.Ve la yehuddu 'ala ta'amil miskiyni.
    34.ve ihtiyaç içinde olanları yedirip içirmek için hiçbir istek ve kararlılık duymadı: (19)

    35.Feleyse lehulyevme hahuna hamiymun.
    35.bundan dolayı bugün ne bir dostu var,

    36.Ve la ta'amun illa min ğısliynin.
    36.ne de pislikten başka bir yiyeceği, (20)

    37.La ye'kuluhu illelhatıune.
    37.suçlulardan başkasının yemediği bir yiyecek!"
    (Hakka; 25-37)

    İşte bunlar Kur’an’ın ilk 23 suresindeki cehennem sahneleridir.Nuzül seyrini izlediğimizde aşağı yukarı böyle devam ediyor.İlk 23 surede (Necm suresine kadar) böyle putların ismi hiç anılmadan, sürekli yoksulu doyurma, yetimi kayırma çağrıları yapılarak büyük mülk (mal ve iktidar) sahiplerine yönelik cehennem tehditleri var.
    Medine döneminde ise aynı tehditler infak kaçkını münafıklara yöneliyor.


    Yukarıdaki bölümlere baktığımızda hepsinin de Mekke’nin zengin tefeci bezirgan mülk/mal ve iktidar sahiplerine yönelik olduğunu görüyoruz.Kendi görüşüme göre böylesi cehennem sahneleri mal ve iktidar sahiplerine yönelik “sokağın öfkesini” yansıtmaktadır.
    Bu öfke ezilenlerin,zulme uğrayanların,çaresizlerin,açların,yoksulların,öksü zlerin,diri diri gömülen çocukların,boyunduruk altında inleyenlerin,öfkesidir.Öyle görünüyor ki Allah bu yüreği evrensel mesajı için merkez seçmiştir.
    Kimsesizlere, çaresizlere, zayıf bırakılmışlara ellerindeki mülke güvenerek ve yaslanarak zulmedenlere, onlara cehennem hayatı yaşatanlara, ilahî öfke, buradan dile gelip konuşuyor.

    Korkunç cehennem sahneleri işte bu öfkeyi yansıtıyor.Bunu görmemek veya yuvarlayıp başka şeyler için tehdit yapılıyormuş havası vermek hem ayetlerin lafzına hem de ruhuna aykırıdır.Bu,Kur’an’ın sinirlerini almak demektir.

    Şiddetli cehennem tasviri varsa bilinmelidir ki şiddetli bir zulüm,baskı,zorbalık,aç bırakma,yoksullaştırma,öksüzleştirme yani birilerinin hayatını cehenneme çevirme vardır. “İnkar etmek,şirk koşmak,Allah’a savaş açmak” vs. hep bunlarla ilgilidir.Yoksa kuru kuruya bir inanç (teoloji) tartışması yapılıyor değildir.Dava inandın-inanmadın davası yani “iman kurtarma” davası değildir.Bilakis bahçe sahiplerinin mülklerini kurtarma davasıdır! İnanıp inanmamak bununla ilgilidir.

    Lütfen cehennem sahnelerini bir de bu gözle okuyun.Baktığınız yeri değiştirin.Çok şeyin değiştiğini göreceksiniz.Sanki başka bir Kur’an okuyor gibi olacaksınız.

    Sağlıcakla kalınız.

  2. #2
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Muhammed hazretleri, kuranin apacik olduguna dair söylemlerde bulunmasaydi simdi bu celisik durumun izahinada pek gerek kalmayacakti... Gercektende dönemin insanlari ayetler hakkinda kafasi karisik degildi. Herkes ayetlerin nedenini biliyordu, anliyordu. Cünkü kuran o dönemin kitabidir. Özü su bu aciklamalari günümüz insani icin bos kalacak, hatta anlasilir iddiasina iman etmis kimselercede itibar görmeyecektir.

    Aslinda cok güzel bir noktaya deginmissiniz. Daha cikis döneminde tehditler savuran peygamberin özellikle muhaliflerine hitaben söylemleri, ki, bunlar icinde en cok dikkat cekeni amcasina özel surenin, size kötü, cahil, sapkin diye ögretilen insanlar hakkinda cekismeden dogdugu gercegini gözler önüne sermekte. Bir baska acidansa inanc üzerinede kurulmus büyük bir ekonomi olmasi belki. Islamin ilk günleri, icinde tek sevgi sözü gecmezken -dahasi sonralarida-, kanmayan insanlarin, iddiasindan -ya da tebliginden öncesi ile sonrasi arasi degerler alanindaki evrimi ne kadar mümkün? Degilse bunu vurgulamak ne kadar ahlaki tartismaya bile gerek yok.

    Ayrica, inanmayan kisi icin iyi bir söz etmez zaten peygamber... Tüm ahlaksizliklar kafirlere özgüdür kuranda (münafiklarda kafirdir fakat aleni itiraftan yoksun olmalarina ragmen kafirler kadar küfür edilmemistir ahlaksiz olsalarda). Bu sebeble sorun iman meselesidir yoksa tüm bahsi gecen seyleri peygamberde yapmistir yoldaslarida. Ama pek söz edilmez bunlardan.

  3. #3
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı spartaküs´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Muhammed hazretleri, kuranin apacik olduguna dair söylemlerde bulunmasaydi simdi bu celisik durumun izahinada pek gerek kalmayacakti... Gercektende dönemin insanlari ayetler hakkinda kafasi karisik degildi. Herkes ayetlerin nedenini biliyordu, anliyordu. Cünkü kuran o dönemin kitabidir. Özü su bu aciklamalari günümüz insani icin bos kalacak, hatta anlasilir iddiasina iman etmis kimselercede itibar görmeyecektir.

    Aslinda cok güzel bir noktaya deginmissiniz. Daha cikis döneminde tehditler savuran peygamberin özellikle muhaliflerine hitaben söylemleri, ki, bunlar icinde en cok dikkat cekeni amcasina özel surenin, size kötü, cahil, sapkin diye ögretilen insanlar hakkinda cekismeden dogdugu gercegini gözler önüne sermekte. Bir baska acidansa inanc üzerinede kurulmus büyük bir ekonomi olmasi belki. Islamin ilk günleri, icinde tek sevgi sözü gecmezken -dahasi sonralarida-, kanmayan insanlarin, iddiasindan -ya da tebliginden öncesi ile sonrasi arasi degerler alanindaki evrimi ne kadar mümkün? Degilse bunu vurgulamak ne kadar ahlaki tartismaya bile gerek yok.

    Ayrica, inanmayan kisi icin iyi bir söz etmez zaten peygamber... Tüm ahlaksizliklar kafirlere özgüdür kuranda (münafiklarda kafirdir fakat aleni itiraftan yoksun olmalarina ragmen kafirler kadar küfür edilmemistir ahlaksiz olsalarda). Bu sebeble sorun iman meselesidir yoksa tüm bahsi gecen seyleri peygamberde yapmistir yoldaslarida. Ama pek söz edilmez bunlardan.

    Merhaba,

    Sn.spartaküs,öncelikle düşüncelerinizi her zaman ki gibi açıkça söylemenizden dolayı teşekkür ederim.Bu yazıdaki amacım Kur'an'ın Hz.Peygamberimizin " sözü " olduğunu düşündürmek değil,onu siz öyle düşünüyorsunuz.

    Kur'an'ı okurken veya araştırırken,olaylar ve zamana göre inmiş olan vahyin," iniş " sırasına göre okunduğunda,Kur'an'a bakış açısı daha bir netleşebiliyor.Ayrıca zaten bu görüşümü defaatle buradaki konularda vurguladım.Yani " iniş " sırasına göre bence öğrenilmeli ve okunmalıydı.Tabii ki bir birey olarak bu benim görüşüm.

    Yada şöyle de olabilir,örneğin Müslümanlar en azından evlerinde okumak ve araştırmak için hem bu günkü şeklini hem de " Nüzul / iniş " sırasındaki şeklini bulundurmuş olsalar sanırım hem bir sakınca olmayacak,hem de daha da iyi anlaşılacaktır Kur'an'ın mesajı,diye düşünüyorum.

    Kur'an " Vahiy " olarak yoldaşlara değil Hz.Peygamberimize inmiştir ve bu konuda görevlendirilmiş /seçilmiştir.Bundan dolayıdır ki " Tevrat ve İncil " gibi yargılamayınız Kur'an'ı.Çünkü onlar HADİS, Kur'an ise " VAHİY " dir.İşte bu yüzdendir ki " Tehditle savuran Hz.Peygamber " değil,VAHYİN sahibi Yüce Yaradan'ın " ÖFKESİ " dir.Kime karşı " zalime,ihtişamlı hayat sürene,acımasıza,paraya tapana,köleleştirene..." Bu olumsuzluklara öncelikle sizden TEPKİ beklerdim.

    Ayrıca bu yazıda amaç " inanmayanı " inandırmak değil,inananlara bir başka bakış açısıyla değerlendirme şansı sunmaktır.

    Sağlıcakla kalınız.

  4. #4
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    İslamiyette öfke kontrolü ve şuurluluk çok önemli. Birde ihtirasa kapılmamak. İnsanı uçuruma götürüyor.
    Acele işe şeytan karışır.

  5. #5
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Sözlerinize katiliyorum sevgili Bursali. Allahtan olduguna inansam, bir müslüman olarak o sözleri etmem mümkün degil elbet. 'Bizi farkli kilan, tanri diye hürmet edileni tanriya benzer bulmamamizdir' der ya Nietzsche, dogrusu savaslarda binlerce insani katletmis, hatta biricik peygamberine karsi savasmis kimselerden eser yokken sözlerinde... peygamberin iddialarina muhalif -belki alay edilci- tutum sergileyenler hakkinda, uslubundanda kendini ele veren sözlerin tanriya yakistirilmasini kabul etmiyorum. Kimse düsmanina güzel söz etmiyor malum. Mutlaka peygamberinkilerde en ahlaksiz-asagilik-gaddar vs (!). Yukaridaki tespitlerinizi arastirmak gerek, fakat bu bile bütünde, asil hedefin inancsizlar oldugunu degistirmiyor. Evet, nuzul sirasina göre de okumali... benim gibiler ve sizler icin daha iyi, anlasilir oluyor ;)

    Zalimlere-zenginlere elbette karsiyim. Bu ise kistas, peygamber ne kadar masum birazda bunu düsünün.

  6. #6
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı spartaküs´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sözlerinize katiliyorum sevgili Bursali. Allahtan olduguna inansam, bir müslüman olarak o sözleri etmem mümkün degil elbet. 'Bizi farkli kilan, tanri diye hürmet edileni tanriya benzer bulmamamizdir' der ya Nietzsche, dogrusu savaslarda binlerce insani katletmis, hatta biricik peygamberine karsi savasmis kimselerden eser yokken sözlerinde... peygamberin iddialarina muhalif -belki alay edilci- tutum sergileyenler hakkinda, uslubundanda kendini ele veren sözlerin tanriya yakistirilmasini kabul etmiyorum. Kimse düsmanina güzel söz etmiyor malum. Mutlaka peygamberinkilerde en ahlaksiz-asagilik-gaddar vs (!). Yukaridaki tespitlerinizi arastirmak gerek, fakat bu bile bütünde, asil hedefin inancsizlar oldugunu degistirmiyor. Evet, nuzul sirasina göre de okumali... benim gibiler ve sizler icin daha iyi, anlasilir oluyor ;)

    Zalimlere-zenginlere elbette karsiyim. Bu ise kistas, peygamber ne kadar masum birazda bunu düsünün.
    Günaydın,

    Sn.spartaküs,benim mesajımda sunduğum ayetler " inançsızlara " karşı değil direkt " İhtişam sahibi olan,zalim,zulmedenlere..." karşı.Hatta daha ileri boyutta hepsinin kendilerine göre ibadet şekilleri de var.Diyorum ya Namaz,Oruç...Kur'an ile gelen ibadetler değil,Tek Allah'a olan iman da.Ama iş sadece TEOLOJİ de değil,Kur'an'ın söylemi sadece TEOLOJİK bir din söylemi de değil,direkt uygulamalı,hayatta başımıza her daim gelen olumsuzlukları yapanlara karşı çıkıyor Yüce Yaradan.

    " asil hedefin inancsizlar oldugunu degistirmiyor..."

    Bence bunu da iyi araştırın hazır yeri gelmişken Kur'an'ın asıl hedeflerinden biri " İNANÇSIZLAR değil " ŞİRKE " bulaşanlardır gizli veya açık.Zulüm zaten şirk ile gelir.

    Sağlıcakla kalınız.

  7. #7
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Günaydın, öncelikle şunu belirtmem gerek ki, ben zaten sizin islam anlayışınızı takdir etmekteyim, saygı duymaktayım... Siz de biliyorsunuz ki bundan ötürü -kısmen hümanist anlayışınızdan diyelim- müslüman değilsiniz. Dahası bunlara karşı gelmek için müslüman olmakta gerekmediğini bilmektesiniz. Ve yine eminim ki, şintoistte olsa zulme girişmeyen insanların varlığını bilmektesiniz yine ya da müslüman olup dünyanın anasını ağlatanları. Şirke bulaşmış milyonlarca şintoistin, islama bulaşmış müslümanlardan daha insanca yaşadığının farkına varmak çokta zor değil. Biliyorsunuz fakat inancınız bu gerçekleri açık etmekten alıkoymakta sizi.

    Ben hala iddiamı sürdürüyorum ve yorumunuzdan sonra BİLDİĞİM, BAKTIĞIM kadarıyla diye ekliyorum... Evet sevgili Bursalı, ben bulamadım siz açık edin. Küfre bulaşmakla suçlanan, ceza mekanizmasından geçecek insanlardan bahsedin inançsızlar dışında. Hedeften kastım bunlardı onuda belirteyim.


    Sevgiler.

  8. #8
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    [161] (Âyetlerimizi) inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lâneti onların üzerinedir.

    [162] Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır

    [44] Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçek buldunuz mu? diye seslenir. "Evet!" derler. Ve aralarından bir çağrıcı, Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye bağırır.

    [45] Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.


    Bundan sonra...

    Konuya dair bu mesajım bu başlık altında yazılanları okuyup yanlış bilgi ve düşüncelere meyledebilecek 3. kişilere yöneliktir...

    Yazının başlığı ve ana temasını içeren KUR'AN ın ve İSLAMIN ÖZÜ kelimesine istinaden devamında yazılanlar, başlık ile bir o kadar ÇARPIK anlamlar ifade etmekdedir...

    Eğer bir insan KUR'AN ve İSLAM' ın özünü arıyor ise, KUR'AN da anlıyamadığı, merak ettiği, açıklamasını bilmediği konular hakkında başvuru kaynağı KUR'AN ın bizzat indiği mübarek zat olan MUHAMMED S.A.V dir.. yani KUR'AN ın açıklayıcısı SÜNNET dir...

    KUR'AN ve SÜNNET birbirinden ayrılmaz bir bütündür..

    Zamanımızda, sünnetin ehemmiyetini anlamayan insanlara rastlanabilmektedir. Böylelerine göre, Kur'ân tek başına dinî hayatımız için yeterlidir.

    Bu fikir, İslâm ve Kur'ân adına ileri sürülemez, zira, buna Kur'ân'da delil şöyle dursun bir emâre bile bulunamaz... Daha önce kaydettiğimiz üzere, Kur'ân-ı Kerîm, pek çok ayetlerinde mü'minleri sünnete müracaat etmeye çağırmıştır. Üstelik Kur'ân-ı Kerîm'i ve Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı en iyi anlama durumunda olan Ashâb ve Tâbiîn nesilleri sünnete dört elle sarılmış, icabında, tek bir hadîsteki tereddüdünü izâle için uzun seyâhatlere çıkacak kadar ona kıymet vermiş, İslâm Dinî'ni her yönüyle teferruatlı olarak tedvîn ve tatbîk ederken Kur'ân'la Sünnet'i birbirinden ayrılmaz şekilde meczetmiştir.


    "Kur'an bize yeter " diyenlere "Kur'an dan yeterince cevaplar"


    Kendileri bu ismi ısrarla gizleseler de hadis inkarcısı mu’tezile fırkasının, dalaletine sebep; iman ettikleri şu kaidedir. “Akıl ile nakil teâruz ederse (çelişirse)akıl tercih edilir. “ İşte bu kaide kayıtsız şartsız itaati kabul etmez.

    Oysa Allah (Azze ve Celle)

    "Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Rasûlune davet edildiklerinde, muminlerin sözü ancak "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir" .(Nur 51)

    Öncelikle onlar peygamberin (sallallâhu aleyhi ve sellem) sözlerinin din adına bir kaynak olmasını, Kur’anı tefsir etmesini asla kabul etmezler, çünkü peygamber onlar gibi düşünen bir felsefeci değildir. Zirâ Allah (Azze ve Celle) peygamberine bilmediği şeyleri
    öğrettiğini Nisa suresi 113 te haber vermektedir ve peygamber, öğrendikleriyle hükmetmiştir ve ona uyulması bu yüzden gereklidir.

    Onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit "Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler). (Bakara 13)

    Kur'anda Peygambere itaatın gerekliliği ile ilgili birçok ayet bulunmasına rağmen , bize Kur’an yeter diyen bu zavallılar hangi Kur’andan bahsediyor acaba!


    Allah (Azze ve Celle) Kitabında

    “Biz her peygamberi ancak Allahın izniyle itaat edilsin diye gönderdik buyurmuştur. … Kim peygambere itaat ederse Allah (Azze ve Celle) ’a itaat etmiş olur (Nisa 80),
    buyurmuştur,

    Allah (Azze ve Celle) ve Rasulu bir işe hükmetti mi mu’min erkek ve mu’mine kadınların işlerinde muhayyerlikleri yoktur, kim Allah (Azze ve Celle) ’a ve peygamberine karşı gelirse şüphesiz o apaçık bir sapıklığa düşmüştür . (Ahzab 36) buyurmuştur.

    Her kim Allah'a ve Rasûlune itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir . (Nur 52)


    Peygambere itaatın gerekliliği ve dolayısıyla hadis olmadan dinin anlaşılamayacağı ve yaşanamayacağı, yaşansa bile Allah’ın o dini kabul etmeyeceği ile ilgili ilâhi kelama kulak veriniz.

    Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Peygamber'e çağırıldıklarında, bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler .(Nur 48)

    Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz . (Nur 56)

    (Ey muminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir
    azap isabet etmesinden sakınsınlar.(Nur 63)

    De ki: Allah'a ve Rasûlu'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez . (Al-i İmran 32)

    Allah'a ve Rasûl'une itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız ..(Al-i İmran 132)

    Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Rasûl gönderdik .(Bakara 151)


    Onlar ki, o ummî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları O peygambere uyup, onun izinden giderler ki, O , onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır. (A'raf 157)

    De ki; “Allaha ve Peygambere itaat edin! [itaat etmeyip] yüz çeviren [kâfir olur] Elbette Allahu teâlâ kâfirleri sevmez. [Al-i imran 32]


    Rasulullah (s.a.v.): “Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)

    “Haberiniz olsun, bana Kur’an ve onunla birlikte misli verildi” ( Ebu Davud, Sünen, no 4604)

    “Cebrail Rasulullah’a (s.a.v.), aynen Kur’an-ı indirdiği gibi sünnetide indirdi ve ona Kur’an-ı öğrettiği gibi onu da öğretirdi” (es-Suyuti, Miftahu’l-Cenne)
    Abdullah bin Amr'a; "Yaz. Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki, buradan haktan başka birşey çık¬maz. " (Ebû Dâvûd, Kit. İlim, bab: 3 lın. 3646; Darimi, Kit. Mukaddime bab: 13; Müsned, İmam Ahmed, c. II sh. 162, 192)


    "Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz." diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Rasûlullah (s.a.v.)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir."

    (Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12))


    Sünnet, açıklanmaya muhtaç Kur'ân âyetlerine açıklayıcı hükümler getirir:

    Sünnet, Kur'ân'ın mücmel veya müşkil olan yani kapalı ve anlaşılması güç olan lafızlarını açıklar.

    Meselâ; “Namazı kılın, zekâtı verin" emrinde namaz ve zekâtın neden ibaret olduğu, şartları, miktar ve ifa şekilleri yer almaz. İşte mücmel olan bu terimler sünnet tarafından açıklanır. Yine; "Ramazanda sabahın beyaz ipliği siyah iplikten ayrılıncaya kadar yeyin, için" (Bakara: 187).

    Hz. Peygamber buradaki beyaz iplikten sabahın aydınlığının, siyah iplikten gecenin karanlığının kastedildiğini bildirmiştir.


    Yani başlığa bakıp yazının son kısmında verilen BİRDE BU AÇIDAN BAKIN mesajını bu yazdıklarımdan sonra iyice düşünün... Başka bir KUR'AN okuyorsunuz diye bir şey söz konusu dahi olamaz.. Gösterilmeye çalışılan Bu CEHENNEM azabı sahnelerinin belli kişilere yönelik tehditler içerdiği gib algılanmasına yönelik yorumlar içeriyor...

    Oysa

    NAPOLYON da
    EDİSON da
    EINSTEIN da
    BUSH da
    MICHAEL JACKSON da
    PAPA da
    veya

    İSLAM hariç hangi dine mahsus olursa olsun tüm insanlar KAFİR olarak ölürler ise o sahneler ile karşılaşacaklardır..Bu ALLAH C.C un vaadidir...

    Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehenmemliklerden sorumlu değilsin. (2/119)

    [COLOR="Blue"]Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam'dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir. (3/19)[/COLOR]


    Ben şahsi görüş beyan etmiyorum, ben gözler önüne düşüncelerimi belgeleyen deliller koyuyuorum....

    "Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz." diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Rasûlullah (s.a.v.)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir.


    Rasulullah (s.a.v.): “Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)
    Konu Ammar tarafından (25-03-2010 Saat 11:16 AM ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    [161] (Âyetlerimizi) inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lâneti onların üzerinedir.

    [162] Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır

    [44] Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçek buldunuz mu? diye seslenir. "Evet!" derler. Ve aralarından bir çağrıcı, Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye bağırır.

    [45] Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.


    Bundan sonra...

    Konuya dair bu mesajım bu başlık altında yazılanları okuyup yanlış bilgi ve düşüncelere meyledebilecek 3. kişilere yöneliktir...

    Yazının başlığı ve ana temasını içeren KUR'AN ın ve İSLAMIN ÖZÜ kelimesine istinaden devamında yazılanlar, başlık ile bir o kadar ÇARPIK anlamlar ifade etmekdedir...

    Eğer bir insan KUR'AN ve İSLAM' ın özünü arıyor ise, KUR'AN da anlıyamadığı, merak ettiği, açıklamasını bilmediği konular hakkında başvuru kaynağı KUR'AN ın bizzat indiği mübarek zat olan MUHAMMED S.A.V dir.. yani KUR'AN ın açıklayıcısı SÜNNET dir...

    KUR'AN ve SÜNNET birbirinden ayrılmaz bir bütündür..

    Zamanımızda, sünnetin ehemmiyetini anlamayan insanlara rastlanabilmektedir. Böylelerine göre, Kur'ân tek başına dinî hayatımız için yeterlidir.

    Bu fikir, İslâm ve Kur'ân adına ileri sürülemez, zira, buna Kur'ân'da delil şöyle dursun bir emâre bile bulunamaz... Daha önce kaydettiğimiz üzere, Kur'ân-ı Kerîm, pek çok ayetlerinde mü'minleri sünnete müracaat etmeye çağırmıştır. Üstelik Kur'ân-ı Kerîm'i ve Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı en iyi anlama durumunda olan Ashâb ve Tâbiîn nesilleri sünnete dört elle sarılmış, icabında, tek bir hadîsteki tereddüdünü izâle için uzun seyâhatlere çıkacak kadar ona kıymet vermiş, İslâm Dinî'ni her yönüyle teferruatlı olarak tedvîn ve tatbîk ederken Kur'ân'la Sünnet'i birbirinden ayrılmaz şekilde meczetmiştir.


    "Kur'an bize yeter " diyenlere "Kur'an dan yeterince cevaplar"


    Kendileri bu ismi ısrarla gizleseler de hadis inkarcısı mu’tezile fırkasının, dalaletine sebep; iman ettikleri şu kaidedir. “Akıl ile nakil teâruz ederse (çelişirse)akıl tercih edilir. “ İşte bu kaide kayıtsız şartsız itaati kabul etmez.

    Oysa Allah (Azze ve Celle)

    "Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Rasûlune davet edildiklerinde, muminlerin sözü ancak "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir" .(Nur 51)

    Öncelikle onlar peygamberin (sallallâhu aleyhi ve sellem) sözlerinin din adına bir kaynak olmasını, Kur’anı tefsir etmesini asla kabul etmezler, çünkü peygamber onlar gibi düşünen bir felsefeci değildir. Zirâ Allah (Azze ve Celle) peygamberine bilmediği şeyleri
    öğrettiğini Nisa suresi 113 te haber vermektedir ve peygamber, öğrendikleriyle hükmetmiştir ve ona uyulması bu yüzden gereklidir.

    Onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit "Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler). (Bakara 13)
    Kur'anda Peygambere itaatın gerekliliği ile ilgili birçok ayet bulunmasına rağmen , bize Kur’an yeter diyen bu zavallılar hangi Kur’andan bahsediyor acaba!


    Allah (Azze ve Celle) Kitabında

    “Biz her peygamberi ancak Allahın izniyle itaat edilsin diye gönderdik buyurmuştur. … Kim peygambere itaat ederse Allah (Azze ve Celle) ’a itaat etmiş olur (Nisa 80),
    buyurmuştur,

    Allah (Azze ve Celle) ve Rasulu bir işe hükmetti mi mu’min erkek ve mu’mine kadınların işlerinde muhayyerlikleri yoktur, kim Allah (Azze ve Celle) ’a ve peygamberine karşı gelirse şüphesiz o apaçık bir sapıklığa düşmüştür . (Ahzab 36) buyurmuştur.

    Her kim Allah'a ve Rasûlune itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir . (Nur 52)


    Peygambere itaatın gerekliliği ve dolayısıyla hadis olmadan dinin anlaşılamayacağı ve yaşanamayacağı, yaşansa bile Allah’ın o dini kabul etmeyeceği ile ilgili ilâhi kelama kulak veriniz.

    Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Peygamber'e çağırıldıklarında, bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler .(Nur 48)

    Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz . (Nur 56)

    (Ey muminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir
    azap isabet etmesinden sakınsınlar.(Nur 63)

    De ki: Allah'a ve Rasûlu'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez . (Al-i İmran 32)

    Allah'a ve Rasûl'une itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız ..(Al-i İmran 132)

    Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Rasûl gönderdik .(Bakara 151)


    Onlar ki, o ummî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları O peygambere uyup, onun izinden giderler ki, O , onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır. (A'raf 157)

    De ki; “Allaha ve Peygambere itaat edin! [itaat etmeyip] yüz çeviren [kâfir olur] Elbette Allahu teâlâ kâfirleri sevmez. [Al-i imran 32]


    Rasulullah (s.a.v.): “Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)

    “Haberiniz olsun, bana Kur’an ve onunla birlikte misli verildi” ( Ebu Davud, Sünen, no 4604)

    “Cebrail Rasulullah’a (s.a.v.), aynen Kur’an-ı indirdiği gibi sünnetide indirdi ve ona Kur’an-ı öğrettiği gibi onu da öğretirdi” (es-Suyuti, Miftahu’l-Cenne)
    Abdullah bin Amr'a; "Yaz. Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki, buradan haktan başka birşey çık¬maz. " (Ebû Dâvûd, Kit. İlim, bab: 3 lın. 3646; Darimi, Kit. Mukaddime bab: 13; Müsned, İmam Ahmed, c. II sh. 162, 192)


    "Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz." diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Rasûlullah (s.a.v.)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir."

    (Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12))


    Sünnet, açıklanmaya muhtaç Kur'ân âyetlerine açıklayıcı hükümler getirir:

    Sünnet, Kur'ân'ın mücmel veya müşkil olan yani kapalı ve anlaşılması güç olan lafızlarını açıklar.

    Meselâ; “Namazı kılın, zekâtı verin" emrinde namaz ve zekâtın neden ibaret olduğu, şartları, miktar ve ifa şekilleri yer almaz. İşte mücmel olan bu terimler sünnet tarafından açıklanır. Yine; "Ramazanda sabahın beyaz ipliği siyah iplikten ayrılıncaya kadar yeyin, için" (Bakara: 187).

    Hz. Peygamber buradaki beyaz iplikten sabahın aydınlığının, siyah iplikten gecenin karanlığının kastedildiğini bildirmiştir.


    Yani başlığa bakıp yazının son kısmında verilen BİRDE BU AÇIDAN BAKIN mesajını bu yazdıklarımdan sonra iyice düşünün...

    Ben şahsi görüş beyan etmiyorum, ben gözler önüne düşüncelerimi belgeleyen deliller koyuyuorum....

    "Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz." diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Rasûlullah (s.a.v.)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir.


    Rasulullah (s.a.v.): “Size Allah (c.c.)’ın kitabı ve onun elçisinin sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmeyeceksiniz" (el-Hakim, Mustedrek; Malik, Muvatta)
    Merhaba,

    Sn.Ammar konu " KUR'AN ve SÜNNET " değil.Konu Kur'an'ın Özü-1...Bu nedemektir,Kur'an'ın mesajlarından sadece " 1 " i dir bu konu başlığı...

    Ayrıca " hadis inkarcısı mu’tezile fırkasının..." ben böyle bir fırka TANIMIYORUM " siz tanıyorsunuz.Sonra da " Tekkecilerden " farkınız yok deyince de alınıyorsunuz.Bir konuda yazan birine hemen " YAFTA " yapıştırmakdır zaten sıkıntılar...

    Sağlıcakla kalınız.

  10. #10
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Merhaba

    ben sizin yazdıklarınıza cevap yazmak istemiyorum...yukarda niçin yazdığım detaylıca açıklanmıştır.. ben size MU'TEZİLE fırkasına mensupsunuz diye bir cümle göremiyorum,

    Bu başlıkda KUR'AN ve İSLAM ın Özü'nün sizin görüş açınızdan farklı bir yorum getirdim.. ve doğru olanda budur...

    benim konunun sonunda insanları çok yanlış yönlere çekebilecek şu yorumun insanı götüreceği yön ve yerin neresi olacağına dikkat çektim, yazılanları okusun herkes kararını versin..

    Baktığınız yeri değiştirin.Çok şeyin değiştiğini göreceksiniz.Sanki başka bir Kur’an okuyor gibi olacaksınız.
    KUR'AN hükümleri indiği günden kıyamete kadar hükümlerinde ve manalarında değişiklik olmayan ayetlerdir... yani BAŞKA BİR KUR'AN diye bir kavram söz konusu değildir..

    KUR'AN da ayetlerin nerede nasıl, neye istinaden indiğini açıklasanız zaten karışmazdım... cümlenin sonunda konunun taşındığı boyut tehlikeli ve yanlış bir yorum... Dikkatleri buraya çektim neticede o surelerde Ebu Cehil, Ebu Leheb ler bu asırda da var merak etmeyin.. Onlar gibilerin tamamını kapsayan ayetler bunlar....!!!!!!

    BAŞKA KUR'AN OKUYOR GİBİ OLMAK SÖZ KONUSU DAHİ DEĞİL.... Netice de KUR'AN ı KİTAP HALİNE GETİRENLER KUR'AN İNDİĞİ DÖNEMDE BİREBİR ORADA BULUNAN, PEYGAMBER (S.A.V) İLE OMUZ OMUZA SAVAŞAN, HİCRET EDEN, YAŞAYAN İNSANLAR ONLAR BİLMİYORMU HANGİ SIRA İLE İNDİĞİNİ....? BU YAZIYI YAZAN IN İLMİ BU İNSANLARDAN ÜSTÜNMÜ ..?

    Neyse başka da mesaj atmam....

    Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir. (2/256)

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. İslâmın Maslahatlari
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-12-2011, 08:34 PM
  2. İslamın amacı nedir?
    Apollonius Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 23-12-2009, 08:10 PM
  3. İslamın Protestanlaştırılması
    RABİA Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 17-10-2009, 02:05 AM
  4. İslamın Yükselişi - Tam Metin
    ahmetsecer Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-02-2009, 05:36 PM
Yukarı Çık