Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Cesedin Dirilip Hesap Görmesi

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Cesedin Dirilip Hesap Görmesi Konusununun içerigi kısaca ->> Bir düşün ki; sûre nasıl da isyan eden ya da itaat eden cesedi Yüce Allah'ın bizzat kendisini baştan diriltileceğine delalet ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720

    Cesedin Dirilip Hesap Görmesi

    Bir düşün ki; sûre nasıl da isyan eden ya da itaat eden cesedi Yüce Allah'ın bizzat kendisini baştan diriltileceğine delalet ediyor.

    Nitekim o cesede ya nimetler vermekte ya da azap etmektedir. Tıpkı iman eden o ruha, bizzat kendisine nimetler verip, küfreden o ruha da azap verdiği gibi.

    Yoksa Allahu Teâlâ bu ruhtan ayrı olarak, nimetler vereceği ya da azap edeceği başka bir ruh yaratmıyor. Yani olay, resullerin haber verdikleri âhiret hayatını ve yeniden yaratılma meselesini bilmeyen kimsenin dediği gibi gerçekleşmiyor. Çünkü böyle bir kimse, Allahu Teâlâ'nın ölen kimsenin bedeninden her yönüyle başka bir beden yaratacağına ve bu yeniden yaratacağı bedene nimetler ya da azaplar vereceğine inanıyor ve ruhun da bedene ait bir parçası olduğuna ve Allah'ın o ruhtan başka bir ruh yaratacağına, cesedden de başka ayrı bir cesed yaratacağına inanıyor.

    Hiç şüphe yok ki böyle bir inanca resuller onay vermezler. Gerek Kur'an ve Sünnet, gerekse diğer indirilen Allah'ın kitapları gösteriyor ki; böyle çarpık bir inanış şekli hakikatte öldükten sonra dirilme konusunu inkâr etmek anl***** gelir. Aynı zamanda öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden yalancıların ekmeğine yağ sürmek anlamını da taşır. Çünkü o inkarcılar Allah'ın (c.c.) azap ya da nimetler verdiği bedenler yaratmaya ve ondan ayrı yine başka bedenler yaratmaya kadir olduğunu inkâr etmiyorlar ki! Onlar insanın parçalarının ardarda yaratıldığına da şahitlik etmektedirler!

    Şu var ki; yok olan cisimlerin dışında Allahu Teâlâ'nın her zaman başka cisimler ve ruhlar yarattığını da biliyor ve buna şahitlik ediyorlar! Öyleyse apaçık şahit oldukları bu konuda neden dolayı ya da neye hayret edip inkâr ediyorlar?

    İşte onların hayret edip / inkâr ettikleri tek nokta: Bizzat cesetlerinin un ufak olup, kemik ve toz hâlini aldıktan sonra (gerek beden ve gerekse ruh olarak) baştan yaratılıp geri diriltileceği konusudur. İşte kendileri bizzat bunların baştan diriltilip hesap göreceklerine şaşırıyor ve inkâr ediyorlardı. Zaten bundan ötürü şöyle diyorlardı:

    "Gerçekten de biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı diriltileceğiz?" (Saffat, 16),

    "Bu akla uzak bir dönüştür." (Kaf,3)

    Şayet hesap görme sadece cesetler için olmuş olsaydı o takdirde bu öldükten sonra diriltilme ve dönüş olmazdı bilakis bu başlangıç olmuş olurdu. Yüce Allah'ın:

    "Biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle bilmekteyiz." (Kaf, 4) âyetindeki mâna da büyük olmuş olmazdı. Çünkü Allah (c.c), sorulması muhtemel bir soruya şunu bir cevap yapmıştır:

    "Şüphesiz ki Allah, toprağa karışan ve onda kaybolan bu parçaları ayrıştırmaktadır. Toprağa parçalar öyle bir karışmış ve kaybolmuştur ki artık ayrıştırılıp bulunması (onlarca) imkansızlaşmıştı."

    Allahu Teâlâ toprağın, onların etlerinden, kemiklerinden ve ceset parçalarından nelerini eksilttiğini bildiğini haber vermekte, bu parçaları ve cüzleri bilen olduğunu belirtmekte, bunları toplayıp yine birleştirmeye ve yeniden yaratmaya kadir olanın sadece kendisi olduğunu ortaya koymaktadır. Allahu Teâlâ, yeni baştan diriltme konusunu noksansız ilmi, kudreti ve hikmeti ile takdir etmekte ve ortaya koymaktadır.

    Diriltilmeyi inkâr edenlerin şüphelerinin hepsi üç kısımda dönüp dolaşmaktadır:

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Dirilmeyi İnkar Edenlerin Şüpheleri

    1 - Ceset parçalarının toprağın her bir tarafına ayrıştırılamayacak bir şekilde karışmış olması ve hiçbir şahsın başkasından ayrıştırılamayacağına dair (şüpheleri);

    2 - Kudretin buna bir fonksiyon sağlayamayacağı ve

    3 - Bunun faydasız boş bir iş olduğuna dair ya da hikmetin insan türü hakkında ebediyete dek hep bu şekilde -birbiri ardınca- devam edeceğine, her nesilden sonra ardından başka bir neslin geleceğine dair şüpheleri.

    Bütün insan türü öldükten sonra bunların yeniden dirilmesine gelirsek; onlara göre bunun hikmetle bir alakası yoktur.

    Kur'an-ı Kerim'de öldükten sonra dirilmenin delilleri üç ana maddede bina edilir:

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Öldükten Sonra Dirilmenin Delilleri


    1 - Allahu Teâlânın ilminin eksiksiz oluşunun ilan edilmesi.

    Şu âyet-i kerimede görüşlerine, yaratanın verdiği cevapta olduğu gibi:

    "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek? diyorlar. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir." (Yasin, 78-79),

    "O saat (kıyamet) mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et. Muhakkak ki Rabbin hakkıyla yaratan, pek iyi bilendir." (Hicr, 85-86),


    "Biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle bilmekteyiz." (Kaf, 4)

    2 - Allah'ın kudretinin eksiksiz oluşunun ilan edilmesi


    Şöyle buyurduğu gibi:

    "Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir? Elbette kadirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir." (Yasin, 81),

    "Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski hâline getirmeye gücümüz yeter." (Kıyamet, 4),

    "İşte bunlar gösteriyor ki, Allah şüphesiz haktır. Şüphesiz ölüleri O diriltir ve O her şeye kadirdir." (Hac, 6)

    Allahu Teâlâ her iki hususu da bir arada zikredip şöyle buyurmuştur:

    "Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir? Elbette kadirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir." (Yasin, 81)



    3 - O'nun hikmetinin eksiksiz oluşunun ilan edilmesi.

    Şöyle buyurduğu gibi:

    "Biz gökleri ve yeri ve her ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık." (Duhan, 5),

    "Biz göğü ve yeri ve her ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık." (Sad, 27),

    "Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir, ondan başka ilâh yoktur. O, bereketli arşın sahibidir." (Mü'minun, 115-116),

    "Yoksa, kötülük işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar!" (Casiye,21)



    Bundan dolayı doğrusu şu ki; öldükten sonra dirilme konusu meşru olmakla beraber akılla da bilinecek bir husustur. Aynı zamanda Allah'ın Rab oluşunun eksiksizliği, O'nun isimlerinin ve sıfatlarının da eksiksiz oluşları, bu hakikati gerektirmekte ve ortaya koymaktadır. Bu konu, inkarcıların Allah hakkında uydurdukları sözlerden de Allah'ın münezzeh olduğunu ortaya koymaktadır. Tıpkı O'nun kemalliğinin diğer ayıp ve kusurlardan münezzeh olduğu gibi.

    Sonra inkarcılar hakkında yüce yaratan, onların hakkı inkâr ettikleri zaman karmakarışık bir ızdırap içinde olduklarını haber vermiştir:

    "Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ızdırap içindeler." (Kaf, 5)

    Kendileri karmakarışık bir ızdırap ve çelişki içindeydiler ve iddia ettikleri hiçbir şeyi elde edememişlerdi.

    Sonra Allahu Teâlâ, onları yüce âleme; onun inşasına, yükselişine ve kusursuzluğuna, güzelliklerine ve yine yeryüzü olan alt âleme; onu nasıl düzelttiğine, nasıl hazır hâle getirdiğine, onu dağlarla nasıl sabit kılıp, onda akarsuları nasıl fışkırttığına, her çeşit güzellik saçan türden, şekilleri değişik, rengi farklı, değeri, özelliği ve yararı farklı bitkileri nasıl bitirdiğine dikkatleri çekmiştir.

    Dikkatleri çekmiş olduğu bu konuyu basiret ile alakalandırmış, Allah'a bağlılık gösteren kul basiret gözüyle bunlara baktığı zaman bunlara, tevhid ve dirilmeyi haber veren peygamberlerin söylemiş olduklarının delalet ettiğini apaçık görecektir.

    Şu bir gerçek ki; bu nimetlere bakan bir kimse, ilk olarak basireti açılacak, sonra da sebatlı olarak düşünecektir. İşte bu özelliği de ancak hem kalbiyle ve hem de bütün organlarıyla kendisini Allah'a vermiş kimse elde edebilir.

    Sonra da Allahu Teâlâ onları, rızık maddelerinin, giysilerinin, binitlerinin ve bahçelerinin vs... ana ham maddesi ve özü olanı tefekkür etmeye çağırmıştır. Yani gökyüzünden indirmiş olduğu ve oldukça bereketli kıldığı su nimetine...

    Bu suyla birçok bağ-bahçeler meydana getirmiş, birçok farklı ve çeşitli meyveler ve sebzeler yaratmış, kimisi beyaz ile siyah arası renklerde, kimisi kırmızı ve sarı ve kimisi de tatlı ve ekşi olmak üzere değişik ve farklı yerlerde ayrı tür ve cinslerde...

    Her bir hububatı da bitirmiş, farklı çeşitler ve şekillerde, değişik yararlar, şekiller ve ölçülerde... yapmıştır.

    Sonra da hurma ağacını örnek vermiş, onda birçok ibretlerin olduğunu ve düşünüp tefekkür edenler için gizli kalmayacak delillerin bulunduğunu haber vermiştir.

    "Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardır." (Bakara, 164),

    "Bunları kullara rızık olması için yetiştirmekteyiz. O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir." (Kaf, 11)


    Yani topraktan meyvelerin, sebzelerin, hububat ve azıkların çıkışı gibi sizin de toprak üzerinde kayboluşunuzdan (ölmenizden) sonra hayata çıkışınız böyle olacaktır.

    Bu kıyaslama ve benzerlerini biz, Kur'an'daki kıyaslamalardan pasajlar alarak "el-Meâlim" adlı eserimizde zikrettik. Konularda geçen bazı sır ve ibretleri de açıkladık.

    Yüce yaratan sonra en güzel bir ve en veciz lafızlarla, her türlü şüphe ve şaibeden uzak uslübu ile peygamberlik konusuna geçmiştir.

    Burada Nuh, Ad, Semud, Lut kavimlerine ve Firavun kavmine resuller gönderdiğini haber vermiş, peygamberleri yalanladıklarını, bundan dolayı da onları birçok helak şekilleriyle helak ettiğini, peygamberlere iman etmedikleri takdirde, kavimlerine peygamberlerin haber verdiği tehdit sözünü gerçekleştirdiğini, bunun da peygamberlerin nübüvvetini takrir etmek mânasında olduğunu göstermiştir.

    Yine -hiçbir öğreteni olmadan ve kitaptan da okumadan- onların peygamber olduğunu haber veren Hz. peygamberin de nübüvvetini takrir etmek mânasına geldiğini haber vermiştir. Öyle ki; Yüce Allah bunu ehli kitabın yanında bulunan bilgilerine uygun olarak tafsilatlı bir bilgiyle haber vermiştir.

    İman edilmesi zorunlu olanları bilerek inkâr edenler, ancak büyüklenme ve şaşırtma amacı güderek soru sorma eyleminde bulunur ve bunun olmayacağını söylerler ya da zaman içinde gelişen felaketlerin / tabiat olaylarının kendilerinden önceki kavimleri helak ettiği gibi onları da helak ettiğini söylerler.

    Bu tür sorular soran kişilerin bizzat kendi nefisleri bile, apaçık olanları ve şüphe edilmeyen gerçekleri bilerek inkâr ettiklerine ve şaşkın olduklarına şahitlik etmektedir. Asırlar geçip yeni asırlar doğsa bile bu böyledir. İnkar edişleri, meşhur kralların, bilginlerin ve beldelerin varlık sahiplerinin (bizzat kendileri gördükleri hâlde bilerek) hakkı inkâr etmeleri gibidir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Acizliğin Mânası


    Allahu Teâlâ sonra şu âyetiyle diriltilme konusuna dönüş yapmaktadır:

    "Biz ilk yaratmada acizlik mi gösterdik?" (Kaf, 15)

    Her şeyde acizlik gösteren kimseye:

    "Ayiye bihi / Ayiye fulanun bi hazel emri" denilir. Şairin dediği gibi:

    Güvercinin yumurtasına acizlik gösterdiği gibi

    Onların emirlerine acizlik gösterdiler

    Gelen âyet-i kerime de bu yöndedir:

    "Onlar gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakta aciz olmayan Allah'ın..." (Ahkaf, 33)


    İbn Abbas der ki:

    "Ayet-i kerimede Allahu Teâlâ aciz olmayan" kastedilmektedir.

    Mukatil de aynı görüşü benimsemektedir.

    Ben de derim ki:

    Böyle tefsir etmek lafıza göre gereklidir, gerçekte ise, bu mânadan daha genellik ifade etmektedir. Çünkü Araplar kendisi için durmayıp da geçip gittiğin bir konu da:

    "Âyani devâuke" derler. İşte bu mânanın gereksiniminde ondan acziyet anlaşılır.

    Az önce delil getirilen şiir de bu mânada anlaşılır. Çünkü güvercin kuşu yumurtasını yumurtlamaktan aciz değildir. Ancak yumurtlayacağı vakit yumurtasını nereye bırakacağından acizdir. Güvercin dönüp dolaşır, arar, bakar yumurtasını korumak için didinir. Yumurtladığı zaman da nasıl ve ne şekilde koruyup muhafaza edeceğinden acizdir ve ona ulaşılamaması için mekan değiştirir, iyi bir yer bulduğu zaman da oraya yerleştirir, işte bunun bu hâli, tıpkı Allah'ın emrine acizlik gösteren kimsenin hâli gibidir. Bu kimse tehlikenin nereden geleceğini bilemez. Dolayısıyla âyet-i kerimede geçen "İ'ya" dan maksat, tefsir etmesini bilmeyenlerin sandığı gibi "yorgunluk" değildir. Hatta bu mânayı ilerideki âyetlerde Allahu Teâlâ kendisinden uzak tutmuş ve şöyle buyurmuştur:

    "Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı." (Kaf, 38)


    Sonra Allah (c.c), onların "yeni bir yaratılıştan şüphe içinde..." (Kaf, 15) olduklarını haber vermiştir. Yani yaratılmışların tekrar yaratılıp yeni bir yaratılışın olmasından dolayı bu durum onlara oldukça karışık ve şüpheli gelmiştir.

    Allahu Teâlâ sonra âyetlerinin ve kudretinin en yücesi olan, rububiyetine şahitlik edenlerin en büyüğü ve diriltilme konusunun en yücesi olan insanı yaratma konusu olduğuna dikkatleri çekmektedir. Çünkü bu, tevhid ve öldükten sonra dirilme konularına delalet eden en yüce konudur.

    Öyleyse azalarıyla, sıfatlarıyla, kendisinde bulunan et ve kemiğiyle, damar ve sinirleriyle, eklem ve kaslarıyla, bilgileriyle, iradeleri ve sanatlarıyla...

    İnsanoğlunun bu yaratılış şeklinden Allah'ın kudretine delalet eden daha açık bir delil var mı ki?

    Şüphesiz ki bunların hepsi bir su parçasından meydana gelmiştir. Şayet kul, Rabbine karşı insaf gösterip tefekkür edecek olursa, bunlar mutlaka ona yeterli gelecektir. İsim ve sıfatlarıyla Allah'ı haber veren bütün peygamberlerin söylediklerinin hepsini yüce yaratan kendi varlığına delil getirmiştir. Bundan sonra Allah (c.c.) kendi ilminin her şeyi kuşattığını, ta ki kişiye gelen vesveseye dek her şeyi bildiğini haber vermiştir. Sonra da kuluna ilmi ve kuşatıcılığı ile çok yakın olduğunu hatta kendisine, vücudunda bulunan şah damarından daha yakın olduğunu haber vermiştir.

    Hocamız şöyle demiştir:

    "Âyet-i kerimede geçen "Biz"den maksat; "meleklerimiz"dir. Şu âyette olduğu gibi:

    "O hâlde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et." (Kıyamet, 18)


    Yani "elçimiz Cebrail onu sana okuduğu zaman" demek istemektedir.

    Yine hocamız dedi ki:

    "Buna şu âyet-i kerime de işaret eder:

    "O'nun sağında ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutarken" (Kaf, 17)


    Zikri geçen bu yakınlığı iki meleğin zabitliği ile belirtmiştir. Şayet buradan maksat, Allah'ın bizzat kendi zatının yakınlığı olmuş olsaydı, o zaman iki meleğin zabitliği ile ilgili kayıtlayıcı âyet gelmezdi. Görüldüğü gibi bu âyette; hulul ve muattile fırkalarının görüşlerini destekleyecek hiçbir delil de yoktur."

    (Hulul fırkası: Bunlar güya Allah'ın herhangi bir şeye girdiğini, mahlukatla bütünleştiğini, onun gibi bir hâle girdiğini söyleyen sapık bir fırkadır. Öncüleri daha çok Muhyiddin İbn Arabi olmuş ve bu fikirler birçok yere yayılmıştır. Muattile ise; Allah'ın sıfatlarını iptal edip onları yok sayan yine sapık bir fırkadır. (Mütercim)


    İbn Kayyım El Cevziyye / El Fevaid

Benzer Konular

  1. Çirkin hesap !
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 50
    Son mesaj: 18-11-2011, 01:49 AM
  2. Allah’ın işitmesi ve görmesi
    bziya Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-12-2009, 05:58 PM
  3. Tedavi görmesi gereken aşık tipleri
    dogangunes Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-11-2009, 12:39 AM
  4. Galatasaraylıların görmesi lazım
    dogangunes Tarafından Modifiye & Tuning Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-06-2008, 01:33 AM
  5. Her Türk'ün görmesi gereken belge
    sheytan Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-05-2007, 03:23 PM
Yukarı Çık