6. Sayfa, Toplam 7 BirinciBirinci ... 4567 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 51 ile 60 Toplam: 61
  1. #51
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    20
    Rep Gücü
    1651

    Buda vardır diyenlerin görüşlerinden.

    KABİR AZABI VE NİMETİ, HEM RUH, HEM BEDENE OLACAĞI HAKTIR?
    Benim ilginç bir sorum var. İnsanın öldükten sonra bedeninin hiçbir fonksiyonunu yerine getiremeyeceği gibi, öldükten sonra işitmeyeceğini de zannediyorum.Fakat hadiste haber verildiği üzere kabir azabı vardır. Bu, insan bedeninin hala canlı olduğu anl***** mı geliyor? Yine, Kur'an-ı Kerim'de bildirildiğine göre şehitler ölmezler. Aynı şekilde İmam Müslim'in rivâyet ettiği hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebu Cehil,Ümeyye ve müşriklerin ileri gelenlerinin cesetlerine hitap etmiştir.Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-: Ölüler senin sesini nasıl işitebilir? diye sorunca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onların kendisini işttiklerini, ancak cevap veremediklerini haber vermiştir. Sizden soruma detaylı cevap vermenizi ricâ ediyorum.


    New Page 1
    Hamd, yalnızca Allah'adır.

    1. Ölünün, yaşayanların söyledikleri hiçbir şeyi işitemedikleri konusunda soruda gelen şey, hak ve doğrudur.

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ( وَمَا يَسْتَوِي الْأَحْيَاءُ وَلا الْأَمْوَاتُ إِنَّ اللَّهَ يُسْمِعُ مَنْ يَشَاءُ وَمَا أَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ) [ سورة فاطر الآية: ٢٢ ]

    "Ölülerle diriler (kalplerin îmânla yaşaması ile kalplerin küfürle ölmesi) de bir değildir. Şüphesiz ki Allah, dilediğine işittirir. (Fakat ey Muhammed!) Sen kabirlerde olanlara (ölülere) işittiremezsin!"[1]

    Başka bir âyette şöyle buyurmuştur:

    ( فَإِنَّكَ لا تُسْمِعُ الْمَوْتَى وَلا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاءَ إِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ) [ سورة الروم الآية: ٥٢ ]

    "(Ey Muhammed!) Şüphesiz ki sen, ölülere işittiremezsin.Yüz çevirip dönüp gittikleri zaman sen (hakkı işitmekten kulakları tıkalı olan) sağırları işittiremezsin! (Onlar senin yanında olsalar bile sağırlar ve ölüler gibi olduklarına göre, senden yüz çevirip döndükleri ve senin yanında olmadıkları halde sen onlara nasıl işittireceksin.)"[2]

    2. Ehl-i sünnet ve'l-cemaat akîdesinden birisi de, kabir sorgusu (fitnesi), kabir azabı ve berzah hayatının olmasıdır. Aynı şekilde kabirde, ölünün durumuna göre ölü için nimet ve rahatlığın olması da Ehl-i sünnet ve'l-cemaat akîdesindendir.

    Kabir azabına delâlet eden delillerden birisi Allah Teâlâ'nın şu sözüdür:

    ( النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوّاً وَعَشِيّاً وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ) [ سورة غافر الآية :46 ]

    “Onlar (Firavun âilesi, kabirlerinde azap olunurlar ve hesap gününe kadar) sabah- akşam ateşe sunulurlar: Kıyâmetin kopacağı gün de (yaptıkları kötü amellerine karşılık olarak) Firavun âilesini en şiddetli azaba sokun!"[3]

    Allah Teâlâ, bu âyette, ölmüş olmalarına rağmen Firavun âilesinin sabah-akşam azaba sunulduklarını açıklamıştır.İslâm âlimleri, kabir azabının, bu âyet ile sâbit olduğunu belirtmişlerdir.

    Müfessir İbn-i Kesir -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

    "Bu âyet, kabirlerdeki berzah azabının olduğu konusunda, ehl-i sünnetin gösterdiği büyük bir delildir.O âyetin delil olan yönü ise şudur:

    (النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوّاً وَعَشِيّاً ) [ سورة غافر من الآية :46 ]

    “Onlar (Firavun âilesi, kabirlerinde azap olunurlar ve hesap gününe kadar) sabah- akşam ateşe sunulurlar."[4]

    Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı Âişe'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

    (( اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ )) [ متفق عليه ]

    “Allahım! Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal fitnesinden sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım. Allahım! Günah ve borçtan sana sığınırım.”[5]

    Hadisin delil olan yönü; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabir azabından Allah'a sığınmasıydı. Bu da kabir azabının sâbit olduğunun delillerinden birisidir. Kabir azabının sâbit olduğu konusunda Mu'tezile ve diğer sapık tâifeler, ehl-i sünnete aykırı hareket etmişlerdir. Onların aykırı hareket etmelerine de zaten itibar edilmez.

    3. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Bedir günü öldürülen müşriklerin ileri gelenlerinin cesetlerine hitap ettiği hadisine gelince, bu hadis özel duruma yorumlanır. O da Allah Teâlâ, onları rüsvay etmek, onlara zilleti göstermek ve onları aşağılamak için müşriklerin ileri gelenlerini, elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- için diriltmiştir.

    a). Abdullah b. Ömer'den -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

    ((وَقَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى قَلِيبِ بَدْرٍ فَقَالَ: هَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا؟ ثُمَّ قَالَ: إِنَّهُمُ الْآنَ يَسْمَعُونَ مَا أَقُولُ )) [ رواه البخاري ومسلم ]

    "Peygamber Bedir'deki eski (kör) kuyunun başında durdu ve şöyle buyurdu: Rabbinizin size vâdettiğini gerçek buldunuz mu? Sonra şöyle buyurdu: Şüphesiz ki onlar, şu an benim ne söylediğimi işitmektedirler." [6]

    b).Ebu Talha'dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

    ((فَقَالَ عُمَرُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! مَا تُكَلِّمُ مِنْ أَجْسَادٍ لاَ أَرْوَاحَ لَهَا؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ مَا أَنْتُمْ بِأَسْمَعَ لِمَا أَقُولُ مِنْهُمْ. قَالَ قَتَادَةُ: أَحْيَاهُمْ اللَّهُ حَتَّى أَسْمَعَهُمْ قَوْلَهُ تَوْبِيخًا وَتَصْغِيرًا وَنَقِيمَةً وَحَسْرَةً وَنَدَمًا )) [ رواه البخاري ]

    "Ömer -Allah ondan râzı olsun-: Ey Allah'ın elçisi! Ruhları olmayan (cansız) cesetlerle mi konuşuyorsun? diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a yemîn olsun ki, siz benim onlara söylediklerimi işitmezsiniz!" Katâde dedi ki: Allah Teâlâ, onları azarlamak, zelîl kılmak, onlardan hıncını almak, onları kederlendirmek ve pişman etmek için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in söylediklerini işittirmek için onları diriltmiştir." [7]

    Bu hadisteki delil, Bedir'deki eski kuyuya cesetleri atılan kimseleri zelîl kılmak ve aşağılamak için Allah Teâlâ, peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in söylediklerini onlara işittirmiştir. Bu hadisi delil gösterip ölünün söylenen her şeyi işittiğini söylemek, doğru değildir. Çünkü bu olay, Bedir'deki eski kuyuya cesetleri atılan Mekkeli müşriklerin ileri gelenlerine has bir durumdur. Ancak bazı âlimler, ölünün kendisine verilen selâmı işittiğini, bu durumun da yukarıdaki olaydan ayrı olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu görüşün, sahih açık delile ihtiyacı vardır.

    4. Kabir azabı, âlimlerin sahih olan görüşlerine göre hem bedene, hem de ruhadır.

    Nitekim Şeyhulislâm İbn-i teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

    "İslâm ümmetinin ilk müslümanları ile imamlarının bu konuda izlediği yol, kabir azabı veya kabir nimeti, ölünün ruhu ve bedenine birlikte olur.Ruh, bedenden ayrıldıktan sonra ya nimetler içerisinde yaşar, ya da azap görür.Yine ruh, bazen bedenle birlikte olur ve onunla ya nimetler içerisinde yaşar, ya da azap görür. Bu sebeple Allah Teâlâ'nın haber verdiği şeylere îmân edip onları tasdik etmemiz gerekir." [8]

    İbn-i Kayyim -Allah ondan râzı olsun- de bu konuda şöyle demiştir:

    "Bu konu Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye'ye soruldu. Biz, onun bu konudaki cevabının şöyle olduğunu hatırlıyoruz:

    'Aksine kabir azabı ve kabir nimeti, ehl-i sünnet ve'l-cemaatin itifakıyla nefis ve bedenin her ikisine birlikte olur.Nefis, bazen tek başına nimetler içerisinde yaşar veya azap görür.Bazen de bedenle birlikte ya nimetler içerisinde yaşar, ya da azap görür. Beden ile ruh birlikte olduğunda kabir azabı veya kabir nimeti birlikte olur. Aynı şekilde ruh bedenden ayrı olduğunda da böyledir.

    İlk müslümanlarla imamların bu konudaki izledikleri yol:

    İnsan öldüğü zaman, ya nimetler içerisinde yaşar, ya da azap görür.Bu durum ise, hem ruhun, hem de bedenin üzerinde olur. Ruh, bedenden ayrıldıktan sonra ya nimetler içeresinde yaşar, ya da azap görür. Ruh, bazen beden ile birlikte olur ve böylelikle ya nimetler içerisinde yaşar, ya da azap görür. Sonra büyük kıyâmet günü olunca, ruhlar bedenlere iâde edilir ve Âlemlerin Rabbinin huzurunda hesaba durmak için kabirlerinden kalkarlar.Ruhların bedenlere iâde olunması konusunda müslümanlar ile yahudiler arasında görüş birliği vardır." [9]

    Âlimler, buna şöyle örnek vermektedirler:

    İnsan uykusunda, dünyada kendi yerinde olmasına rağmen, kendisinin gittiğini veya yolculuk ettiğini rüyâsında görür ve uykuda olduğu halde kendisini mutlu ve bahtiyar hisseder veyahut da kendisini üzüntü ve keder içerisinde hisseder. Bu böyle ise, berzah hayatının dünyadakinden daha farklı olması, daha önce gelir. Berzah hayatı, dünya hayatından veya âhiretteki hayattan tamamen farklıdır.

    İmam Nevevî -Allah ondan râzı olsun- bu konuda şöyle demiştir:

    "Biz, ölüyü kabrinde o halinde görürüz. O halde ölü nasıl sorguya çekilir? (İki melek tarafından sorguya çekilmek için) nasıl oturtulur? (Cehennemlik ise başına) nasıl demir balyozla vurulur da bunun izi onun üzerinde görünmez?

    Buna şöyle cevap verilir:

    Bu durum, imkânsız değildir. Aksine bunun benzeri vardır ki o da uyku hâlidir. İnsan uyurken bir şeyden tat alır veya ondan acı duyar ama biz ondan hiçbir şey hissetmeyiz. Aynı şekilde uyanık olan bir kimse, bir şeyi işittiği veya onu düşündüğü zaman ondan tat alabilir veya acı duyabilir. Kendisinin yanında oturan arkadaşı bütün bunlardan hiçbir şeyi görmeyebilir.Bunun gibi Cebrail -aleyhisselâm-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelirdi, ona vahiyle bir şeyi haber verirdi ve orada bulunanlar ise, bunu idrak edemezlerdi. Bütün bunlar, apaçık belli olan şeylerdir." [10]

    Şeyhulsilâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

    "Uyuyan bir kimse, uykusunda gördüğü rüyâdan tat alabilir veya acı duyabilir.Bu da hem ruh, hem de beden için olur. Öyle ki bu kimse rüyâsında birisi kendisine vurduğunda uykusundan uyandığı zaman bunun acısını bedeninde hisseder.Yine uykusunda kendisine güzel bir şey ikram edilip onu yediği zaman uykusundan uyandıktan sonra onun tadını ağzında hisseder. Bu olan bir şeydir. Uyuyan bir kimsenin ruhu ve bedeni uyku sırasında hissettiği nimetler içerisinde oluyor veya azap görebiliyor ve yanında olan kimse ise onu hissetmiyorsa, hatta uyuyan kimse uykusunda acıdan veya korkudan haykırabiliyorsa ve uyanık olan kimse dec onun bu haykırışını işitebiliyorsa veya gözleri kapalı olduğu halde Kur'an veya duâ okuyabiliyorsa veyahut uykuda bir şeye cevap verebiliyor ve uyanık olan kimse kendisini işitiyorsa ve şayet uykuda kendisine seslenildiği zaman işitmiyorsa, kabirde olan ölünün hâli nasıl inkâr edilebilir? Oysa Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ölü kabre konulduktan sonra oradan ayrılan insanların ayak seslerini işittiğini haber vermiştir.

    Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

    (( إِنَّ الْعَبْدَ إِذَا وُضِعَ فِي قَبْرِهِ وَتَوَلَّى عَنْهُ أَصْحَابُهُ إِنَّهُ لَيَسْمَعُ قَرْعَ نِعَالِهِمْ ... ))

    [ رواه البخاري ومسلم ]

    "Şüphesiz ki ölü kabre konulunca ve (onu defneden) arkadaşları (yakınları) oradan uzaklaşınca, ölü onların ayak seslerini işitir..." [11]

    Yine şöyle buyurmuştur:

    (( وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ مَا أَنْتُمْ بِأَسْمَعَ لِمَا أَقُولُ مِنْهُمْ )) [ رواه البخاري ]

    "Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a yemîn olsun ki, sizler benim onlara söylediklerimi işitmezsiniz!" [12]



    Kalp, kabre benzer. Bunun içindir ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hendek savaşında ikindi namazının vaktinin çıkmasına sebep olan müşrikler hakkında şöyle buyurmuştur:

    ((شَغَلُونَا عَنْ الصَّلاَةِ الْوُسْطَى صَلاَةِ الْعَصْرِ، مَلَأَ اللَّهُ أَجْوَافَهُمْ وَقُبُورَهُمْ نَارًا ))

    [ رواه البخاري مسلم ]

    "Bizi orta namaz olan ikindi namazını kılmaktan alıkoydular.Allah onların karınlarını ve kabirlerini ateşle doldursun!" [13]

    Başka bir rivâyette şöyle buyurmuştur:

    ((مَلَأَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَقُبُورَهُمْ نَارًا كَمَا شَغَلُونَا عَنْ الصَّلاَةِ الْوُسْطَى )) [ رواه ابن خزيمة وصححه الألباني ]

    "Bizi orta namazı kılmaktan alıkoydukları gibi, Allah da onların kalplerini ve kabirlerini ateşle doldursun!" [14]

    Nitekim Allah Teâlâ kabirlerle kalpleri birbirinden ayırarak şöyle buyurmuştur:

    ﮋﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﮊ ( أَفَلا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِ * وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ )[ سورة العاديات الآيتان: ٩ – ١٠ ]

    "(İnsan) bilmez mi ki (kıyâmet günü hesap ve ceza için) kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı çıkarıldığı ve kalplerde gizlenen (iyilik ve kötülük)ler ortaya konduğu zaman (hâli ne olacak!)!" [15]

    Bu verilen örnekler, uyku sırasında insanın rüyâsında gördüğü şeyler ile kabirde insanın başına gelecek olanları birbirine yakınlaştırmak ve böyle bir durumun olabileceğini belirtmek içindir.

    Kabirdeki nimetin veya azabın, uyuyan kimsenin uyku sırasında bulduğu tat veya acının aynısıdır demek câiz değildir.Aksine kabir nimeti ile kabir azabı, daha mükemmel ve daha tesirlidir.Kabir nimeti, gerçek nimettir, kabir azabı da gerçek azaptır.Fakat bu örnek, böyle bir şeyin vuku bulmasının mümkün olduğunu açıklamak için verilmiştir.

    Bir kimse, ölü kabrinde hiç hareket etmiyor ve üzerindeki toprak da hiç değişmiyor gibi sorular sorarsa, bu konunun anlatılması çok uzun sürer ve açıklanması için bu sayfalar yetmez.

    Allah'ın salât ve selâmı, Muhammed'in, âile halkının ve ashâbının üzerine olsun.

    Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye, "Mecmûu'l-Fetâvâ", cilt:4 , sayfa: 275-276

    Yine de en doğrusunu Allah Teâlâ bilir.



    [1] Fâtır Sûresi: 22

    [2] Rûm Sûresi: 52

    [3] Ğâfir (Mü'min) Sûresi:46

    [4] İbn-i Kesir Tefsiri, cilt: 4, sayfa: 82

    [5] Buhâri, hadis no: 798, Müslim, hadis no: 589

    [6] Buhâri, hadis no: 3980, Müslim, hadis no: 932

    [7] Buhâri, hadis no: 3976, Müslim, hadis no: 2875, Fethu'l-Bârî, cilt: 7, sayfa: 304

    [8] Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye, "el-İhtiyârâtu'l-Fıkhıyye", sayfa:94

    [9] İbn-i Kayyim, 'Ruh', sayfa: 51-52

    [10] İmam Nevevî, "Şerhu Muslim", cilt: 17, sayfa: 201

    [11] Buhâri ve Müslim

    [12] Buhâri, hadis no: 3976, Müslim, hadis no: 2875, Fethu'l-Bârî, cilt: 7, sayfa: 304

    [13] Buhâri ve Müslim

    [14] İbn-i Huzeyme rivâyet etmiş Elbânî de "hadis, sahihtir" demiştir.

    [15] Âdiyât Sûresi: 9-10

  2. #52
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    önce bi nasıl yaratıldığını açıklayalım, sonra bi ölsün, sonra nasıl diriltildiğini anlatalım...

    yukarda bilimsel elle tutulur delilleri size sundum..
    dünyanın oluşumu, ve onu kesin bir yaratan olduğunu...
    1400 yıl öncesinde olduğunu ve bu ayetlere şahit olduğunu düşünsene, daha bilim adamları bunu 7 kat atmosfer tabakası, gezegenlerin belirli bir yörüngede yüzdükleri, dağların haraket ettiklerini dah yeni öğrendi insanlık 1400 yıl ötesinden ayete bak..


    Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan ALLAH yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Neml Suresi, 88)


    Dünya'yı çepeçevre kuşatan atmosfer, canlılığın devamı için son derece hayati işlevleri yerine getirir. Dünya'ya yaklaşan irili ufaklı pek çok göktaşını parçalayarak yok eder ve bunların yeryüzüne düşerek canlılara büyük zararlar vermesini engeller.

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar. (Enbiya Suresi, 32)


    Kuran'da yağmurun oluşumu

    [B]ALLAH, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp-dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda Kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.(Rum Suresi, 48)[/B]

    Bunlar tatmin ettimi seni ...?
    Bunlar ve bunlar gibileri beni geçmişte de tatmin etmemişti şimdi de tatmin etmemektedir.

    Öncelikle şu alıntıyı çok iyi okuyun ve özellikle tarihe dikkat edin.
    Belki bu tarih ve ortaya konulan düşünce sizin düşünemediğiniz zamanlarda ne gibi gelişmeler olduğunu fark etmenize yardımcı olur.

    DEMOKRİTOS'tan söz ediyorum.
    Demokritos, muhtemelen M.Ö. 460 - 370 arası yaşamıştır
    Yani henüz daha Kuran yokken, yani İslamiyetten yaklaşık 1000 yıl öncesi.
    Yani Kuran'da gösterilmeye çalışılan ve mucize diye nitelenen olaylardan koca 1000 yıl öncesi..

    Democritus, maddenin çeşitli boyutlarda ve biçimlerde, değişik hız dereceleri olan atomlardan oluştuğu düşüncesiyle, ilk atom kuramını ortaya atmıştır.
    Bu sözleri arasında atom kuramının temelleri gizlidir.
    Hiç bir şey bir rastlantı sonucu ortaya çıkmaz.
    Ancak mantık ya da bir gereksinme sonucu var olur.
    Hiç bir şey yoktan var edilemez ve var olan hiç bir şey de tümüyle yok edilemez.
    Evren, bir dış etkenle oluşturulmadığı için de sonsuzdur.
    Var olan her şey atomlar ve bu atomların arasındaki boşluklardır.
    Yunan dehasının doğurduğu atomizm ve bu felsefe okulunun Leucippe'le beraber kurucusu sayılır.

    Democritus'un deli olduğunu söyleyen hemşehrileri onun, ünlü tıp bilgini Hippocrates'ten muayene edilmesini isterler.
    Filozofu muayene eden Hippocrates, "Hasta değil, pek büyük bir akıl ve deha" olduğunu söylemiştir.
    En küçük atomdan tutunuz da en büyük yıldıza kadar her şeyin harekette olduğunu ta o zamanlar söylerdi.
    Bu kadar eski bir çağda bu kadar ileri düşünceli bir bilgin daha görülmemiştir.
    Eserlerinin birçoğu zamanımıza kadar ulaşamamıştır.
    Düşünebiliyor musunuz, MÖ 400'lü yıllarda maddelerin atomlardan oluştuğundan söz ediliyor.
    Yani 1400 değil, 2400 yıl öncesinden söz ediyorum.
    Bunun anlamını kavrayabiliyor musunuz?
    Bunun gibi bir çok örnek vermek mümkün...

    Gelelim yağmur konusuna:
    [B]ALLAH, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp-dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda Kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.(Rum Suresi, 48)[/B]
    Şimdi, yağmurun oluşumu, tarifi için bu yeterli mi?
    Rüzgar gönderiliyor, rüzgarın etkisiyle bulut kaldırılıyor, gökte yayıp dağıtıyor, parça parça kılınıyor , ve nihayet arasından yağmur çıkıyor.

    Sanırım o zamanlar bu kadar tarif edilebilirdi.
    Gerçi daha iyi araştırılsaydı, düşünülseydi yağmurun tarifi daha iyi yapılabilirdi.
    En azından ''Isınan yeryüzünden buharlaşan su, hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir, ya da ısının etkisiyle suyun buharlaşarak gökyüzüne çıkıp ve yoğunlaştıktan sonra tanecikler halinde tekrar yere dökülmesi'' gibi açıklanabilirdi.

    Neyse biz konumuza dönelim.
    Ölen insanlar nasıl yeniden dirilecekti.
    Henüz cevap alamadım...

    Bir de ayetin içinde geçen
    parça parça kılar
    bunu pek anlayamadım, açıklamasını rica edebilir miyim.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #53
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nerden
    ankara
    Mesaj
    458
    Rep Gücü
    22700
    "zeitgeist" de bunların hepsini açıklıyor herkes izlesin :)
    GÜLÜMSE , YARIN DAHA KÖTÜ OLACAK :)

  4. #54
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Democritus, maddenin çeşitli boyutlarda ve biçimlerde, değişik hız dereceleri olan atomlardan oluştuğu düşüncesiyle, ilk atom kuramını ortaya atmıştır.
    Bu sözleri arasında atom kuramının temelleri gizlidir.
    Hiç bir şey bir rastlantı sonucu ortaya çıkmaz.
    Ancak mantık ya da bir gereksinme sonucu var olur.
    Hiç bir şey yoktan var edilemez ve var olan hiç bir şey de tümüyle yok edilemez.
    Evren, bir dış etkenle oluşturulmadığı için de sonsuzdur.
    Var olan her şey atomlar ve bu atomların arasındaki boşluklardır.
    Yunan dehasının doğurduğu atomizm ve bu felsefe okulunun Leucippe'le beraber kurucusu sayılır.

    Democritus'un deli olduğunu söyleyen hemşehrileri onun, ünlü tıp bilgini Hippocrates'ten muayene edilmesini isterler.
    Filozofu muayene eden Hippocrates, "Hasta değil, pek büyük bir akıl ve deha" olduğunu söylemiştir.
    En küçük atomdan tutunuz da en büyük yıldıza kadar her şeyin harekette olduğunu ta o zamanlar söylerdi.
    Bu kadar eski bir çağda bu kadar ileri düşünceli bir bilgin daha görülmemiştir.
    Eserlerinin birçoğu zamanımıza kadar ulaşamamıştır.
    Şimdi şu amcamın saçmalıklarını bi cevaplayalım öncelikle......

    Democritus, maddenin çeşitli boyutlarda ve biçimlerde, değişik hız dereceleri olan atomlardan oluştuğu düşüncesiyle, ilk atom kuramını ortaya atmıştır
    .

    tamam temel mantığı söyledin de içeriği bilmeden bu şöyle bir şey oluyo...

    M.Ö 10000 yılında benim büyük büyük,büyük büyük..... dedem de demiş ki atom bilmem ne billmem ne felan idi filan idi... içeriği ekle buraya mantığı görelim bi...


    Hiç bir şey bir rastlantı sonucu ortaya çıkmaz
    Zaten hem fikiriz bu konuda bizde diyoruz yaratılmıştır raslantı ile oluşmaz...

    Hiç bir şey yoktan var edilemez ve var olan hiç bir şey de tümüyle yok edilemez.
    yaklaşık olarak 1050 AD yılında ilk olarak gözlemlenen bir üstnovanın kalıntıları.

    Hiç birşey yokdan var edilemez ise Dünya diye bir kavram var gözlerinin önünde nerede idi.. nasıl var oldu o amcama bir sormak isterdim, galiba o asırda tarih kavramı henüz olmadığı için devamlı kendisi ve öncesinde ki ve sonrasında ki insanların başı ve sonu olmadığını hep devamlı olarak eskilerin ölüp yenilerin devam ettiğini düşünüyor idi kendileri... oysa bunu söyleyen ve bu düşünceyi karşıma delil olrak getiren SEN SOSYALİST 21. YÜZYIL İNSANI SOSYALİST BİLİMİ TAKİP EDEN SOSYALİST biliyorsun ki bilim dünyanın oluşumunu 5 MİLYAR YIL ÖNCE sine ancak tarihlendirebiliyor, ondan ötesinde DÜNYA YOK zaten nasıl olacak bu iş ve 21. YÜZYIL İNSANI SOSYALİST bugün NASA teleskopları tarafından tespit edilen gözle görülür YILDIZ ÖLÜMLERİ ve YOK oluşları gözlerinin önünde iken nasıl oluyorda böyle birşeye inanabiliyorsun... DÜNYA yoktan var edilmiş bir kere...Ayrıca bizim Güneşimizin sonunda tüm Yıldızlar gibi KIRMIZI DEV haline gelip infilak edeceği konusunda bilimsel gerçekler var ken DÜNYA gezegenininde bir sonu olduğu kesin olrak bilim çevreleri tarafından kabul edilmiş iken böyle zırvalara inananlara şaşıyorum..


    Evren, bir dış etkenle oluşturulmadığı için de sonsuzdur.
    Big - Bang desem büyük patlama desem....? belki bi kıvılcım çakar .... bak dikkat et ayetler ile değil şu ana kadar somut bilim ile konuştum...Sen bir laboratuvarda patlayacak 3 maddeyi yanyana koy bakalım patlıyomu ... yada daha klasik bir soru sorayım...

    Ateşin oluşması için gereken 3 etmen

    1-Yanıcı madde
    2-Isı
    3-Oksijen


    Şu an senin oturduğun mekanda bile bu 3 madde var ama yangın yok nasıl oluyor demek ki bir DIŞ ETKENİN bu 3 lüyü bir araya getirip tetiklemesi lazım... Doğrumu..? Yani bir müdahale şart..... durduk yere yangın çıkmaz..

    Var olan her şey atomlar ve bu atomların arasındaki boşluklardır.
    Bu külliyen yalandır atomun varrlığının bilimsel olrak tespit edildiği resmi tarih...1900 lü yıllardır.. basit bilimsel bir gerçek size ipucu verecektir..
    Not: Yalndır kısmı o tarihde bu yunan filozofu amca tarafından bulunduğu ve tespit edildiği konusu yalandır... yoksa bu olay zaten bilim tarafından ispatlanmıştır ama atomun varlığı anca son 2 asırda anlaşılabilmiştir bilim dünyası tarafından..

    Günümüzden 20 yıl öncesine kadar atomları oluşturan en küçük parçacıkların protonlar ve nötronlar oldukları sanılıyordu. Ancak çok yakın bir tarihte, atomun içinde bu parçacıkları oluşturan çok daha küçük parçacıkların var olduğu keşfedildi.

    ÇEKİRDEĞİN İÇİ: PROTON VE NÖTRONLAR 1932 yılına dek, çekirdeğin proton ve elektronlardan oluştuğu sanılıyordu. Çekirdeğin içinde protonla beraber elektronların değil nötronların olduğu ancak o tarihte keşfedilebildi. (Ünlü bilimadamı Chadwick 1932 yılında çekirdeğin içinde nötronun varlığını ispatladı ve bu keşfiyle Nobel ödülü kazandı.)

    şimdi işte ateistlerin mesnetsiz sallamaları ve inançlarına dayanak sağladıkları şeyle bile saçmalıklar tezatlıklar, ile dolu iken bunlara mı itibar ediyorsuN 21. yuzyıl insanı sayın SOSYALIST...

    Devam edecek...
    Konu Ammar tarafından (12-02-2010 Saat 11:22 AM ) değiştirilmiştir.

  5. #55
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Şimdi, yağmurun oluşumu, tarifi için bu yeterli mi?
    Rüzgar gönderiliyor, rüzgarın etkisiyle bulut kaldırılıyor, gökte yayıp dağıtıyor, parça parça kılınıyor , ve nihayet arasından yağmur çıkıyor.

    Sanırım o zamanlar bu kadar tarif edilebilirdi.
    Gerçi daha iyi araştırılsaydı, düşünülseydi yağmurun tarifi daha iyi yapılabilirdi.
    En azından ''Isınan yeryüzünden buharlaşan su, hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir, ya da ısının etkisiyle suyun buharlaşarak gökyüzüne çıkıp ve yoğunlaştıktan sonra tanecikler halinde tekrar yere dökülmesi'' gibi açıklanabilirdi.


    Rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O'dur. Sonunda onlar (o rüzgârlar), ağır bulutları yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Her halde bundan ibret alırsınız. (7/57)


    Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız. (15/22)

    Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter. (23/18)


    Rüzgârları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır. (35/9)

    Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız. (43/11)

    Ya içtiğiniz suya ne dersiniz? (56/68)

    Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? (56/69)

    Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi? (56/70)

    Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik. (78/14)

    Yağmurlar yağdırdık, (80/25)

    Sonra toprağı göz göz yardık, (80/26)

    Bu suretle orada ekinler bitirdik, (80/27



    Tabi sende haklısın bi ayet koyunca tatmin olmuyosun tabiii.....



    BULUTLAR NASIL YAĞMUR YAĞDIRMAKTADIR

    1. Bulutlar rüzgarın itişiyle sürülür: Cumulonimbus bulutları rüzgarın ufak bulut parçalarını bir bölgeye sürmesiyle toplanır.

    2. Birleşme: Sonra bu küçük bulutlar daha büyük bir bulutu oluşturmak üzere birleşirler.

    3. Yığılma: Küçük bulutların birleşmesiyle büyük bulutun içinde yukarı doğru çekiş kuvveti artar. Bulutun iç kısmındaki yukarı çekiş kuvveti kenarlardakinden daha güçlüdür. Bu yukarı çekişler bulutun hacminin dikey olarak büyümesine neden olurlar böylelikle bulutlar üst üste yığın oluştururlar. Bu dikey büyüme bulutun hacminin Atmosfer'in daha serin yerlerine doğru uzamasına sebep olmaktadır böylece su damlacıkları ve dolu taneleri oluşmaktadır. Bu su damlacıkları ve dolu taneleri yukarı çekiş gücünün onları kaldıramayacağı kadar ağırlaştıkları zaman bulutlardan yağışlar çıkar.






    ALLAH ALLAH bak sen KUR'AN bunu 1400 yıl önce anlatmış ama ATOM dan bahseden FİLOZOFUMUZ ATOMU GÖRÜYOR BİLİYOR İDRAK EDİYOR DA... bu kadar basit bir oluşumu göremiyor...

    21. YÜZYIL İNSANI SOSYALİST DE BUNLARI GÖRÜYORDA FİLOZOF ZIRVALARINA KANIYOR...
    Konu Ammar tarafından (11-02-2010 Saat 04:30 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #56
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Neyse biz konumuza dönelim.
    Ölen insanlar nasıl yeniden dirilecekti.
    Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (2/260)


    Detaylar geliyor sadece detaya girmeden şu ayeti dikkatle okumanı rica ediyorum detaylar 10 dakka sonra geliyor inşaALLAH.....

    Şimdi şu ayetleri bir inceleyelim inşaALLAH...

    83 – Haydi görelim sizi, can boğaza geldiğinde,

    84 – O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz.

    85 – Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz.

    86 – Haydi bakalım eğer âhirette vereceğiniz hesap yoksa,

    87 – İddianızda tutarlı iseniz, çıkmakta olan o rûhu geri döndürsenize!

    Vakıa Suresi...


    Bismillâhirrahmânirrahîm.

    1 – Kâf. Şanlı şerefli Kur’ân hakkı için.

    2-3 – Doğrusu, onlar, kendilerinden birinin, uyarıp irşad etmek için gelmesine şaşırdılar da kâfirler: “Bu, ne tuhaf şey!” dediler, “Biz ölüp de toprak olduktan sonra mı dirileceğiz? Bu, aklın alamayacağı kadar uzak bir ihtimal!”

    4 – Biz toprağın, onların bedenlerini hücre hücre nasıl çürüttüğünü tafsilatıyla biliriz. Zaten yanımızda herşeyin kayıtlı olduğu şaşmaz bir sicil vardır.

    5 – Bilakis onlar, kendi önlerine kadar gelen gerçeği yalan saydılar.

    Artık onlar kararsızlık ve perişanlık içindedirler.

    6 – Hiç üzerlerindeki göğe bakmazlar mı?

    Bakıp da Bizim onu nasıl sağlamca bina ettiğimizi, onda en ufak bir çatlaklık, dengesizlik olmadığını düşünmezler mi?

    7 – Yeri de döşedik, oraya dengeyi sağlayacak sağlam ulu dağlar yerleştirdik. Orada, gönüller, gözler açan her çeşit bitkiden çiftler bitirdik.

    8 – Bütün bunları, Allah’a yönelecek her kula Yaradan’ın kudretini hatırlatması, dersler veren birer basiret nişanesi ve ibret numunesi olması için yaptık.

    KAF SURESİ...


    Gökyüzü âlemi akıllara durgunluk verecek derecede geniş ve muazzamdır. Dünyamızdan yüzbinlerce defa daha büyük gezegenler uzayda top gibi, saniyede birkaç kilometre hızla yüzerler. Güneş sistemi samanyolu galaksisinin bir köşesine sıkışmış küçük bir yer işgal eder. Oysa daha başka bir milyon kadar galaksi mevcuttur. Bunları yaratıp varlıkta tutan muazzam kudretin ilkin yoktan yarattığı hayatı, ölüm uykusundan sonra diriltmeye gücü yetmez olur mu?

    bizim galaksimizde 250 milyar yıldız var, her birinin etrafında 10 gezgen olan bizim güneş sistemimiz gibi bir sitem olsa yıldızlar ve gezegenler dahil adet sayısı 2.5 trilyon eder bunların uyduları deseniz 1 uyduları olsa 5 trilyon gibi devasa bir gökyüzü trafiği ortaya çıkar ki bunlar arasında kuyruklu yıldızlar ve göktaşları ile rakam inanılmaz ve hepsi de bir ahenk içinde akıp gidiyor...biz insan oğlu havada 100 uçağı çarpışmadan koruyamaz piste çakılmalarınaengel olamaz iken bu cisimleri bir düzenleyen ve kontrol eden olmaz ise nasıl olurda bu kadar kalabalık bir trafikde böylesine bir ahenk söz konusu olabilir...
    Konu Ammar tarafından (12-02-2010 Saat 10:35 AM ) değiştirilmiştir.

  7. #57
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Kabir azabı yoktur
    Zaten namaz da 5 vakit değil 3 vakittir.
    Ezan Türkçe okunmalıdır.
    Allah kurban kesin derken,koç koyun kesin demiyor,kendinizi kurban edin diyor...
    Türban tapınak fahişelerinin örtüsüdür.
    Hadisler kaynak teşkil etmez.
    !!!!

    Velhasılı kelam,
    Boşuna yormayın kendinizi Ammar kardeş...islamı sorgulayan yeni nesil bir müslümanla karşı karşıyayız...
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  8. #58
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    güzel kardeşim o iman etmesede umud ederim onun bu boş safsatalarına kapılabilecek insanlara vesile olur da bunun gibiler peşine taılıp kendilerine zulmedmezler amaç bu gönül ister ki yukardan beri yazdıklarım üzerinde ön yargı ile değil akıl çalıştırarak düşünür olaki küçük bir ihtimal de olsa belki en azından şimdiye kadar ssavundukları ona telkin edilen düünce yapısından sıyrılır..Bakınız şu ayetteki işaretlediğim kısım benim amacım..

    7 – Eğer inkâr edecek olursanız bilin ki Allah sizden müstağnidir, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama kullarının inkâra sapmalarına razı olmaz. Eğer şükrederseniz, bundan hoşnut olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda hepinizin dönüşü Rabbinize olacak ve O da yaptıklarınızı size tek tek bildirecek ve dilerse bunların karşılığını verecektir. Gerçekten O, kalplerin en derin yerinde olan şeyleri dahi bilir.

    ZUMER SURESİ



    Yani ne olursa olsun ALLAH C.C Kullarının inkara sapmalrına razı değil iken, biz nasıl razı olalım, elimizden geleni yaparız..İnşaALLAH...

  9. #59
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kabir azabı yoktur
    Zaten namaz da 5 vakit değil 3 vakittir.
    Ezan Türkçe okunmalıdır.
    Allah kurban kesin derken,koç koyun kesin demiyor,kendinizi kurban edin diyor...
    Türban tapınak fahişelerinin örtüsüdür.
    Hadisler kaynak teşkil etmez.
    !!!!
    İşte budur,tebrikler Rabia..

    Ammar sana ise hiç birşeyi izah etme açıklama ispatlama gereği duymuyorum...

    Tekrar söylüyorum Yoktur..Bu kabir azabının varlığını iddia edenler, Kuran'a ilave yapmaktadırlar ve uydurma hadislere dayanmaktadırlar.

  10. #60
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    tamam bunları aynen ALLAH C.C huzurunda da tekrar edersin işte.. banane..yenilince ver topu mu ben oynamıyom, top benim banane, banane diyen çocuk misali cevaplar yazıyosun...

    Tamam, tamam senin dünyan dönüyo, benim ki dönmüyo napcaz şimdi...

    Söz-Müzik : Şahan gökbakar...:)

6. Sayfa, Toplam 7 BirinciBirinci ... 4567 SonSon

Benzer Konular

  1. Yorum: 0
    Son mesaj: 09-10-2011, 06:59 PM
  2. Kabir azabı Film
    YukseLL Tarafından Dini Videolar Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 24-09-2011, 12:10 PM
  3. Kur’an Ayetlerine Göre (Mü’min) İnanan Olmak
    RABİA Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-11-2009, 01:48 PM
  4. Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması
    -BaDe- Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-11-2009, 03:07 PM
  5. kabir azabı (resim + yazı)
    karaca10 Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 34
    Son mesaj: 23-03-2008, 01:40 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık