O büyük Ömer, ateşgede bir İranlının vurduğu hançer darbeleriyle yaralanmış ve koma halinde upuzun yatıyordu Yediği-içtiği dışarıya çıkıyor; ne bir ses veriyor ne de seslere alâka duyuyordu Hizmetçisi gelip, yemek veya su isteyip istemediğini sorunca, ya cevapsız bırakıyor ya da sadece gözleriyle "hayır" deyip geçiştiriyordu Fakat "Ey mü'minlerin emiri! Namaz!" denince, "Ha işte kalkıyorum Namazı terk edenin İslâm'dan nasibi yoktur" deyip yaralarından kan aka aka namazını kılıyordu

Böyle yapıyordu; zira, bütün bunları Efendisinden böyle görmüştü O'na iktidâ ve ittibâ edecek ve arkadan gelenlere de örnek olacaktı