2. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci 1234 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 46

risalelerde olan 20 pürüz

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda risalelerde olan 20 pürüz Konusununun içerigi kısaca ->> Kardeşim ben Said Nursiye bazıları gibi kafir demem. Benim gözümde Müslümanım diyen herkes Müslümandır. Onun hesabını görecek olan ben değilim. ...

  1. #11
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Kardeşim ben Said Nursiye bazıları gibi kafir demem. Benim gözümde Müslümanım diyen herkes Müslümandır. Onun hesabını görecek olan ben değilim. Ben sadece yanlışlarına bakarım icraatlarından eleştirilecek olanı eleştiririm. Doğrusuna da doğru derim. Bir adam ateist diye onun yazdıklarını okumamazlık ettiğim olmamıştır hiç. Her doğrunun içinde yanlış, her yanlış içinde doğru olduğuna inanırım. Eleştirdiğim tüm alimlerin kitapları bende mevcut ve okumadan eleştirmem. Ayrıca eserin tümünü de eleştiremem. Çünkü söylediğim gibi çok fazla doğru vardır bu eserlerde. Benim eleştirdiğim bazı risale öğrencilerinin said nursinin de Allahın bir insan kulu olduğunu unutmasıdır. Dünyada hata yapmayacak bir insan dahi yoktur. İçinde hata olmayan bir kitap dahi yoktur. İçinde hata olmayan tek kitap Kurandır ama onu bile okurken şüphelenerek okumamız gerekiyor çünkü okuduğumuz Kuran orjinal değil mealdir. İnsan eli değen her şeyi aklımızla irdelememiz gerekir. Birisi bize gaybden haber verirse peşine takılmamamız gerekir. Benim said nursiye bir kinim yok. Bu ilham işlerini iyi bilirim. Size benzeri şekilde (ilham yoluyla) yazılmış Yüzlerce İslami olmayan kaynak gösterebilirim. Osho ile başlayabilirsiniz. Kitaplarında kötü veya olumsuz bir şey bulamazsınız. Allah'ın peygambere bile vahiy için ulaşma yolu Cebrahil Aleyhisselamken Arştan veya güvenilir falanca kaynaktan bilgi aldığını iddia eden insanların oyuncak edildiğini düşünüyorum. Bu işleri iyi biliyorum derken şaka yapmıyorum. Eğer siz de ilham alarak bir kitap veya kitaplar dizisi yazmak isterseniz size nasıl ilham alabileceğinize dair yollar gösterebilirim. Ama emin olun yazdığınız kitaplar ne kadar doğru olursa olsun için de zehirleme amaçlı yanlışlar olacaktır. İnsanlar olarak gayb tarafından kandırılıyoruz. Buraya Tasavvuf, spiritüalizm ve ilham konusunda bir konu açacağım orayı okuduğunuzda daha iyi anlarsınız belki. Farkındaysanız risalei nura eleştirim içindeki falanca konu değil, kendi iddiası olan Allahın ipi sözcüğü ile kitabın Allah katından yazdırıldığı iddiasıdır. Bunlara rağmen kötü ve saygısız bir yaklaşımda bulunmam. Herkesin hesabını görecek olan Allah'tır. Benim risalecilere tek tavsiyem zaten doğru olan kitaplarını okusunlar ama yazanın insan olduğunu ve hatalar olabileceğini de unutmasınlar. Allahın ipi Kurandır. Onu bile bir sürü farklı görüşteki mealleri karşılaştırarak okusunlar. Akıl kullanmak içindir. Allah bizi melekler gibi otomatik yaratmadıysa, düşünebiliyorsak bir sebebi vardır. Allah bilmediğinizin ardından gitmeyin demiştir. Said nursi koskoca alimdir, o diyorsa doğrudur derseniz bitersiniz.

  2. #12
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Alıntı Apollonius´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardeşim ben Said Nursiye bazıları gibi kafir demem. Benim gözümde Müslümanım diyen herkes Müslümandır. Onun hesabını görecek olan ben değilim. Ben sadece yanlışlarına bakarım icraatlarından eleştirilecek olanı eleştiririm. Doğrusuna da doğru derim. Bir adam ateist diye onun yazdıklarını okumamazlık ettiğim olmamıştır hiç. Her doğrunun içinde yanlış, her yanlış içinde doğru olduğuna inanırım. Eleştirdiğim tüm alimlerin kitapları bende mevcut ve okumadan eleştirmem. Ayrıca eserin tümünü de eleştiremem. Çünkü söylediğim gibi çok fazla doğru vardır bu eserlerde. Benim eleştirdiğim bazı risale öğrencilerinin said nursinin de Allahın bir insan kulu olduğunu unutmasıdır. Dünyada hata yapmayacak bir insan dahi yoktur. İçinde hata olmayan bir kitap dahi yoktur. İçinde hata olmayan tek kitap Kurandır ama onu bile okurken şüphelenerek okumamız gerekiyor çünkü okuduğumuz Kuran orjinal değil mealdir. İnsan eli değen her şeyi aklımızla irdelememiz gerekir. Birisi bize gaybden haber verirse peşine takılmamamız gerekir. Benim said nursiye bir kinim yok. Bu ilham işlerini iyi bilirim. Size benzeri şekilde (ilham yoluyla) yazılmış Yüzlerce İslami olmayan kaynak gösterebilirim. Osho ile başlayabilirsiniz. Kitaplarında kötü veya olumsuz bir şey bulamazsınız. Allah'ın peygambere bile vahiy için ulaşma yolu Cebrahil Aleyhisselamken Arştan veya güvenilir falanca kaynaktan bilgi aldığını iddia eden insanların oyuncak edildiğini düşünüyorum. Bu işleri iyi biliyorum derken şaka yapmıyorum. Eğer siz de ilham alarak bir kitap veya kitaplar dizisi yazmak isterseniz size nasıl ilham alabileceğinize dair yollar gösterebilirim. Ama emin olun yazdığınız kitaplar ne kadar doğru olursa olsun için de zehirleme amaçlı yanlışlar olacaktır. İnsanlar olarak gayb tarafından kandırılıyoruz. Buraya Tasavvuf, spiritüalizm ve ilham konusunda bir konu açacağım orayı okuduğunuzda daha iyi anlarsınız belki. Farkındaysanız risalei nura eleştirim içindeki falanca konu değil, kendi iddiası olan Allahın ipi sözcüğü ile kitabın Allah katından yazdırıldığı iddiasıdır. Bunlara rağmen kötü ve saygısız bir yaklaşımda bulunmam. Herkesin hesabını görecek olan Allah'tır. Benim risalecilere tek tavsiyem zaten doğru olan kitaplarını okusunlar ama yazanın insan olduğunu ve hatalar olabileceğini de unutmasınlar. Allahın ipi Kurandır. Onu bile bir sürü farklı görüşteki mealleri karşılaştırarak okusunlar. Akıl kullanmak içindir. Allah bizi melekler gibi otomatik yaratmadıysa, düşünebiliyorsak bir sebebi vardır. Allah bilmediğinizin ardından gitmeyin demiştir. Said nursi koskoca alimdir, o diyorsa doğrudur derseniz bitersiniz.
    Bu titiz kardeşimden güzel şeyler alıp güzel şeyler vereceğim zannımca. belkide3 ilk izlenimim bu, inş öyle de devam eder.
    Son cümleniz için yazacam şimdi, gerisi de gelir nasip olursa.

    Bediüzzaman Hz. talebelerine hitaben derki ;

    Kardeşlerim !! ben bir söz söylediğim zaman, ben söylemişim diye alıp hemen koynunuzda saklamayın. Alın sözlerimi mihenge vurun. Mihenginiz Kuran ve hadis olsun. Eyer sözlerim altın çıkarsa alın koynunuzda saklayın, yok eyer bakır çıkarsa bin gıybeti de peşine takınız ve bana geri yollayınız. Çünkü; silik sözler piyasada çok dolaşıyor... der.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu titiz kardeşimden güzel şeyler alıp güzel şeyler vereceğim zannımca. belkide3 ilk izlenimim bu, inş öyle de devam eder.
    Son cümleniz için yazacam şimdi, gerisi de gelir nasip olursa.

    Bediüzzaman Hz. talebelerine hitaben derki ;

    Kardeşlerim !! ben bir söz söylediğim zaman, ben söylemişim diye alıp hemen koynunuzda saklamayın. Alın sözlerimi mihenge vurun. Mihenginiz Kuran ve hadis olsun. Eyer sözlerim altın çıkarsa alın koynunuzda saklayın, yok eyer bakır çıkarsa bin gıybeti de peşine takınız ve bana geri yollayınız. Çünkü; silik sözler piyasada çok dolaşıyor... der.
    Çok güzel söylemiş. :) Keşke tüm öğrencileri sizin gibi her sözünü bilip uysa :)) Okumayanlar dahi körü körüne savunabiliyor kulaktan duyduğu kadarıyla. Aynı şekilde okumayanlar bile kötüleyebiliyor ve kafir diyebiliyor duyduğu kadarıyla. En doğrusunu Allah bilir. Kimse 100% doğru yolda olduğunu bilemez ve iddia edemez ki başkasına kafir diyebilsin! Kendisinin 100% doğru yolda olduğunu iddia eden varsa kandırılıyordur.

  4. #14
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Alıntı Apollonius´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çok güzel söylemiş. :) Keşke tüm öğrencileri sizin gibi her sözünü bilip uysa :)) Okumayanlar dahi körü körüne savunabiliyor kulaktan duyduğu kadarıyla. Aynı şekilde okumayanlar bile kötüleyebiliyor ve kafir diyebiliyor duyduğu kadarıyla. En doğrusunu Allah bilir. Kimse 100% doğru yolda olduğunu bilemez ve iddia edemez ki başkasına kafir diyebilsin! Kendisinin 100% doğru yolda olduğunu iddia eden varsa kandırılıyordur.
    Bediüzzaman ve Değerli müellifinin yazısındaki güzellği görmek, görebilmek cidden çok güzel. Ayrıca teşekkür ederim.
    Tam sizin haleti ruhiyenize müvafık geleceğini düşündüğüm bir yazı asmak istiyorum buraya. Ancak , malum Bediüzzamanın üslubu bazı arkadaşlara ağır geliyor. Bunun için o yazıyı profilinize asacam. Bi güzel tahlil ettikten sonra , o pencereden mütala ederiz konuyu nasip olursa.

    Değerli kardeşim;
    Öyle her okuyan, yada her savunan nur talebesidir diyebirşey yok zannımca. Çünkü nur talebeliğin de kendisine göre şatları vardır. Merak ederseniz bir ara o konuya bakmanızı sağlarım.

    Şimdilik iyi akşamlar.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  5. #15
    - Çevrimdışı
    yeni üye Kara Kalpaklı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Nerden
    Bulutlar Ülkesi
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    63
    Rep Gücü
    565
    Risale nurda Ehli sünnete uymucak kelamlar varsa tartisilir Ama bu kitabın bütününe hitap etmez .. Nurcu kardeslerim özelliklede size bu sözüm
    Tartısılmıyacak Tek kusursuz eksiksiz kitap Kuran-ı kerimdiR
    Diğer her kitap tartısılır .Ve İcinde Sünnete uymayan kelam varsa cevap aranır...
    Müslümanlar olarak birbirimizi lütfen tutalım ...Bu nurcu bu naksi bu süleymancı diyerek birbirimizin kuyusunu kazmayaliM ...Bunlar Farklı Yollardan bizi Kaynaga götürcek olan yollardıR
    Tabikide gittigimiz yol Ehli Sünnet vel Cemaat oldugu Sürece Tabikide Aksi durum söz konusu oldugunda Birbirimizi uyaracagiZ
    Selametle KalıN....

  6. #16
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Bid’at ehlini tenkit etmek


    Sual: Cübbeli Ahmet hoca, mezhepsizleri, dinde reformcuları, kendini veya hocasını Mehdi sayanları, (Yahudiler ve Hıristiyanlar da Cennete gidecek) diyenleri tenkit ediyor. Ayrıca bir konuşmasında, Rusya’da bir Hıristiyanın, bir hocaya Müslüman olduğunu söyleyince, o hocanın, (Hıristiyanlar da Cennete gideceğine göre, Müslüman olmana gerek yok) dediğini, hatta yazar Ali Eren’de bu kimsenin telefon numarasının olduğu, isteyenlerin arayıp sorabileceğini de söyledi. Cübbeli hocanın böyle şeyler anlatması ve bid’at ehli sapıkların yanlış görüşlerini açığa çıkarması, tasvip edilir mi?

    CEVAP


    Elbette tasvip edilir. Herkesin gücü nispetinde, emr-i maruf ve nehy-i münker yapması gerekir. Cübbeli hocanın bu konularda anlattıkları doğrudur.

    ------------------------------------------------------------------------------------
    Evet milletin imanını koruyoruz diyenlerin ektiği imansızlık tohumları bakın nasıl meyve veriyor.Ehli sünneti katletmeye yeltenip her türlü dinsizliği yapıp halen biz müslümanız , ehli sünnetiz demeleri ise insanları ne kadar ahmak yerine koymak istediklerinin tezahürüdür.
    Konu RABİA tarafından (02-01-2010 Saat 01:56 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #17
    - Çevrimdışı
    Üyecik bogacsony - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    22
    Rep Gücü
    737
    Alıntı rabia´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    cübbeli ahmet hoca'ya cevap


    13 aralık 2009 pazar günü habertürk televizyonunda "teke tek" progr***** konuk olan cübbeli ahmet hoca olarak da tanınan ahmet ünlü, fatih altaylı'nın "risale-i nur nedir?" sorusuna verdiği cevapta, birkaç sayfası dışında risale-i nur'u okumadığını ifade etmekle birlikte üç konuda risale-i nur'a yönelik iddialarda bulunmuştu.

    Bu programın ardından ...............ahmet ünlü'nün açıklamaları ile ilgili yazılı bir açıklama yayınlandı. Işte o açıklama.


    cübbeli ahmet hoca'ya cevap
    13 aralık 2009 pazar günü habertürk televizyonunda "teke tek" progr***** konuk olan cübbeli ahmet hoca olarak da tanınan ahmet ünlü, fatih altaylı'nın "risale-i nur nedir?" sorusuna verdiği cevapta, birkaç sayfası dışında risale-i nur'u okumadığını ifade etmekle birlikte üç konuda risale-i nur'a yönelik iddialarda bulunmuştur.

    Cübbeli'nin iddiaları şu şekilde özetlenebilir: (1) risale-i nur'un dili ağır ve anlaşılmazdır. (2) risale-i nur tefsir değildir. (3) said nursi gayr-i müslimlerin de -mesela anzaklar- "şehit" olabileceğini ileri sürmüştür.

    öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki, bütün ömrünü "kur'an'ı ve islami ilimleri en detayına varıncaya kadar öğrenmek ve öğretmek" için vakfettiğini beyan eden hoca'nın risale-i nur'u okumamış olması onun noksanıdır. Zira risale-i nur, çağımız islam dünyasında -hoca'nın da ilgi alanına giren konuları kapsayacak şekilde- telif edilmiş en kapsamlı ve etkin metinlerden oluşan bir tefsir külliyatıdır. Ne demek istediğimizi şu örnekle açıklayabiliriz: şayet hoca, 26. Söz olan kader risalesi'ni okumuş ve anlamış olsaydı, söz konusu programda fatih altaylı'nın kader konusundaki soruları karşısında bocalamazdı.

    cübbeli ahmet hoca'nın iddialarına karşı cevaplarımız şu şekildedir:

    iddia 1: "risale-i nur'un dili ağır ve anlaşılmazdır."

    cevap 1: Risale-i nur, 20. Yüzyılın ilk yarısında osmanlıcanın hâkim dil olduğu bir dönemde kaleme alınmıştır. Dolayısıyla o günlerden bugüne dilimizdeki fukaralaşma risale-i nur'la ilk defa karşılaşanlarda iddia edildiği gibi bir izlenim bırakabilmektedir. Ancak bu yargının doğru olmadığı dönemin diğer dini ve seküler metinleriyle yapılan kıyaslamada hemen anlaşılacaktır. Risale-i nur'da osmanlıca bir tabir ya da terkibin hemen ardından, o zamana göre fazlasıyla sadeleştirilmiş bir "tercümesi"nin kullanılması, müellifinin eserlerindeki dili, özel bir seçimle kullandığını gösterir. Said nursi isteseydi, meselâ, "levh-i mahv isbat" yerine "yazar-bozar tahta", "irae eder" yerine "gösterir", "beyder" yerine "harman" kelimelerini kullanabilirdi. Aynı cümlenin içinde bu kelimeleri ardarda sıralayabilen[1] biri olarak, "eski" dil ile "yeni" dili birarada kullanmak istemiştir, yeni dilden habersiz olduğu için eski dile mecbur kalmış değildir. Bu tercih, dile zenginlik kattığı kadar, okuma ve anlamaya da akıcılık ve kolaylık katmaktadır.

    Risale-i nur'un dilinin bir başka özelliği ise kur'ân'daki kelimelerin konuşma diline aktarılması, nebevî kavramları türkçe konuşanlar başta olmak üzere her insanın zihnine yerleştirmesi gibi bir misyonu yerine getirmesidir. Gerçekten de, risale-i nur'u okuyanlar özel bir arapça eğitimi almadıkları halde, pek çok vahyî kavramı, kur'ân kelimelerini dağarcıklarına almış ve konuşma diline aktarmışlardır. şu halde, risâle-i nur diğer dilleri konuşan milletler için, kur'an kelimelerinin ve nebevî terminolojinin konuşma diline aktarılması konusunda, bir prototip, bir çalışma örneği olarak değerlendirilmeli.

    Cübbeli ahmet hoca okumak ve anlamak için emek sarf etmediği risale-i nur'u "dili ağır ve anlaşılmaz" diyerek zamanın dışında bırakma gayretlerinden vazgeçmelidir. Kendisinden beklenen, seküler saldırılarla iğdiş edilen zihnimizi asr-ı saadetle, kur'an ve peygamber lisanıyla aşina kılan risale-i nur'u okuması ve anlamaya gayret etmesidir.

    iddia 2: "risale-i nur tefsir değildir."

    cevap 2: Bu da yeni bir iddia değildir. Risale-i nur'un bilinen klasik tefsirler şeklinde -cübbeli hocanın ifadesiyle- fatihayla başlayıp nâsla biten sıra içinde kelime ve cümlelere mana verip yorumlayan bir kitap olmadığını gören bir kısım hocalar ve bazı muhalif insanlar "risale-i nur bir tefsir değildir" demişlerdir. Bu iddialar karşısında "risale-i nur kur'ân'ın çok kuvvetli, hakikî bir tefsiridir" diyen said nursi, bu itiraza açıklık getirmek için iki kısım tefsir bulunduğunu ifade eder. özetle şöyle der:

    "birisi malûm tefsirlerdir ki, kur'ân'ın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin manalarını beyan ve izah ve isbat ederler. Ikinci kısım tefsir ise, kur'ân'ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle beyan ve izah ve isbat etmektir. Bu kısmın pek çok ehemmiyeti vardır. Zahir malûm tefsirler bu kısmı bazen mücmel bir tarzda dercediyorlar. Fakat risale-i nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid feylesofları susturan bir manevî tefsirdir."[2]

    kur'ân'ın kelimelerini ayrı ayrı inceleyerek lûgat ve ıstılahî manalarını araştıran ve bu şekilde kur'ân cümlelerine mana vermeye çalışan pek çok klasik tefsir vardır. Ancak çağın asıl problemi olan iman zaafına kur'ân'dan reçeteler sunan tefsirlere şiddetle ihtiyaç vardır. Işte risale-i nur, kur'ân'ı kerim'in asrımızın ihtiyaçlarına cevap veren ayetlerini tefsir etmiş ve bu konuda orijinal yorumlar ortaya koymuştur.

    iddia 3: "said nursi gayr-i müslimlerin de -mesela anzaklar- "şehit" olabileceğini ileri sürmüştür."

    cevap 3: Risale-i nur'un hiçbir yerinde anzaklar'ın şehit sayılabileceğinden bahsedilmez. Evet, said nursi bir mektubunda "kâfir" de olsalar bazı kişilerin ölümlerini "bir nevi şehadet mertebesi" olarak nitelendirmiştir. Ancak bu kişiler çanakkale'ye savaşmak için gelen anzak askerler değildir. Said nursi'nin şefkat ve merhamet hissi ve "adalet-i mahza [tam adalet]" anlayışıyla bahsettiği şartlar/kişiler şu şekilde tasnif edilebilir:

    1) felâket, helâket, sefalet ve açlık gibi semavi musibetlere maruz kalanlar
    1. On beş yaşından küçük iseler hangi dine mensup olursa olsun zaten masumdurlar, bir nevi şehit sayılırlar.
    2. On beş yaşından büyüklerin hepsi aynı kategoride değerlendirilmemiştir. Burada, "masum ve mazlum" hıristiyanlardan bahsedilmiştir. Masum ve mazlum olan hıristiyanlardan kastedilen de hz. Isa'nın din-i hakikisine sarılan hıristiyanlardır. Zaten ahirzamanda hz. Isa'nın din-i hakikisinin islamiyetle omuz omuza geleceği, tevhid inancında birleşeceği dikkate alınırsa, hıristiyanların cehennemden kurtulması ya da ölümlerinin "bir nevi şehadet" olarak değerlendirilmesi daha doğru anlaşılabilir.
    2) mazlumların yardımına koşanlar, insanlığın rahatı, huzuru, güveni ve sağlığı için mücadele edenler, dini ve mukaddes değerleri korumak için çalışanlar ve insan hakları mücadelesini sürdürenlerin başlarına gelen musibetler onlar için dünyevi ve uhrevi şeref vesilesidir.
    Söz konusu programda cübbeli hoca'nın verdiği örnekte de olduğu gibi, bir gemide dokuz cani bir masum olsa, o bir masumun hakkı için o gemi batırılamaz hükmünü koyan allah, hiçbir suçu, günahı, sorumluluğu olmadığı halde zalimlerin zulmüne maruz kalan veya umumun günahlarına binaen başına gelen felaketlerden zarar gören masumların hukukunu da koruyacaktır.

    Said nursi'nin bahse konu mektubunda[3] ifade ettiği hususlar da bundan ibarettir.




    dipnotlar:
    [1] risale-i nur'da metnin akışı içinde gizli bir lûgatçe ile kur'an kelimelerinin sade karşılıklarını da verir. Aşağıda, sözler'den seçilmiş 'iç lûgatçe' örnekleri sunulmaktadır.
    ".... O sultana muhâtab ve halîl ve dost ol!"
    halîl = dost
    "o rahmetin kuvvetidir ki, zîşuurun nazarlarını celbeder, kendine çeker."
    celbetmek = kendine çekmek.
    "nihayet ihtilât içinde ve karışmış oldukları halde, nihayet derecede imtiyaz ve farkla birbirinden ayrılıyor."
    ihtilât = karışıklık
    imtiyaz = fark = ayrı durmak
    "hakikî istib'ad, hakikî muhaliyet ve akıldan uzaklık..."
    istib'ad = muhaliyet = akıldan uzaklık
    "merdâne kabre bak, dinle ne taleb eder. Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak ne ister."
    merdâne = erkekçesine
    ne taleb eder = ne ister
    "onu bütün hakaikına temel taşı ve üssü'l esas yapıyor."
    üssü'l esas = temel taşı
    "... Levh-i mahv ve isbat namında yazar-bozar tahtası hükmündedir."
    levh-i mahv ve isbat = yazar-bozar tahta
    "mahşer ise bir beyderdir, harmandır."
    beyder = harman
    [2] bediüzzaman said nursi, tarihçe-i hayat, yeni asya neşriyat, istanbul 2007, s. 917.
    [3] "şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevi ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki:
    Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye masumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.
    üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, avrupa'da, rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O manevi ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. şöyle ki:
    O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
    On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. çünkü ahirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem ahirzamanda hazret-i isa'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, islamiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve hazret-i isa'ya (a.s.) mensup hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zalimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, cenab-ı erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elim elem ve şefkatten teselli buldum.
    Eğer o felâketi gören zalimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzar eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i rabbaniyedir.
    Eğer o felâketi çekenler mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-i beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın manevi ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki, o musibeti onlar hakkında medâr-ı şeref yapar, sevdirir."
    (kastamonu lahikası, yeni asya neşriyat, istanbul 2007, s. 146-148)



    kaynak
    çok ilginç bir tartışma bu yahu.... Uzun zamandır takip ediyorum konuşmalarınızı. Daha doğrusu yazışmalarınızı... Herkes kendi tarafından bildiğince bir şeyler yazıyor ama o kadar çok kafa karıştırıcı yazılar yazmışsınız ki, bilene bildiğini unutturursunuz...

  8. #18
    - Çevrimdışı
    Üyecik bogacsony - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    22
    Rep Gücü
    737

    Bu kadar kafa karıştırmak uygun mu?

    kimse kimseyi ikna edemez burada....

  9. #19
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Alıntı bogacsony´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    kimse kimseyi ikna edemez burada....
    Kimsenin kimseyi ikna etmek bir çabası da yok...herkes bildiğini ortaya koyuyor...hakikatin ortaya çıkması için zıt fikirlerin çarpışımı diyebiliriz buna...varsa sizin de bildikleriniz buyrun paylaşın derim:)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  10. #20
    - Çevrimdışı
    Üyecik bogacsony - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    22
    Rep Gücü
    737

    Bildiğim şey çok

    Bildiğim şey çok tabiii dersem kibirlenmiş olurmuyum acep...

    Büyük evliyalardan birisini zamanın halifesi şeyhülislam tayin etmiş. Birgün birisi gelip bu evliyaya dini bir mesele hakkında soru sormuş. mübarek bilmiyoru diye karşılık vermiş. Bunun üzerine soru soran kişi "Sorulara cevap vermek için para alıyorsun ne demek bilmiyorum" demiş. Mübarek de cevap vermiş " doğru demiş ben bildiklerim için ücret alıyorum. eğer bilmediklerim için ücret alsaydım dünyanın bütün serveti ücretimi karşılamaz" buyurmuş.

    Kıssadan hisse alabilenler için....

    Herneyse... ya ben şu meseleyi çok merak ettim. zulme uğrayan kafirler şehit mi oluyormuş? ya da suçsuz olanlar gerçi aynı manaya geliyor zulme uğrayan ile suçsuz masum olanlar....

    ben mi yanlış anladım acaba...
    Konu bogacsony tarafından (12-01-2010 Saat 03:43 PM ) değiştirilmiştir.

2. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci 1234 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Bazı Nur Talebeleri Risalelerde Değişiklik Yapınca
    ahmetsecer Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-05-2010, 10:29 PM
  2. Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir
    Kadim Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 16-05-2010, 04:31 PM
  3. Zıt'a,zıt olan
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 24-04-2010, 08:30 PM
  4. Adı sen olan...
    Kadim Tarafından Mesaj Panosu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-03-2010, 11:32 PM
  5. Adı Aşk Olan
    -BaDe- Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-09-2009, 02:58 PM
Yukarı Çık