Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Hz. Mevlânâ'dan mesaj yüklü hatıralar

    Hz. Mevlânâ'dan mesaj yüklü hatıralar...


    Mevlânâ Haftası münasebetiyle Konya dünyanın her tarafından gelen ziyaretçilerle dolup taşıyor.
    Demek ki asırlar geçer ama Hz. Mevlânâ geçmez. O tüm hatıralarıyla hayatımızda ve içimizdedir.

    İşte o unutulmaz hatıralarından bir demet sizlere. Zannederim siz de ibretle okuyacak, takdirle tefekkür edeceksiniz.

    ***

    Hz. Mevlânâ zikir halkasına katılmış, çevresiyle birlikte zikrediyordu. Tam bu sırada bir sarhoş da dışarıdan halkaya katılıp zikretmeye başladı. Ancak sarhoş dengesini tutamıyor, yanındakilere çarpıyor, rahatsızlık veriyordu.

    Tutup kapıya atmak istediler. Ama sarhoş çıkmak istemeyip direnince zorlamalar başladı.

    İş tekme tokada kadar varınca Mevlânâ sordu:

    -Ne yapıyorsunuz öyle?..

    -Sarhoştur, dediler çıkmak istemiyor, biz de çıkarmaya çalışıyoruz.

    Verdiği cevaba bakın lütfen:

    -Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!..

    Ne muhteşem bir söz. Ne müthiş bir cevap. Hem de kitaplık çapta...

    -Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!..

    Anlaşılan sarhoş da olsa saf dışı edilmesini istemiyor, hor hakir görülerek dışarı atılmasına razı olmuyordu. Sözlerine şunu da ilave ediyordu:

    -Düşene herkes tekme atar, bir tekme de siz atmayın!..

    ***

    İki kişi sokak ortasında ağız dalaşı yaparak tartışıyorlardı. Biri dedi ki:

    -Bana bak!.. Ben öyle bir adamım ki, bana bir söylesen bin cevap alırsın!..

    Oradan geçmekte olan Mevlânâ bu sözü duyunca hemen adamın yanına varıp çenesi altına kadar sokularak şöyle dedi:

    -Ben de öyle bir adamım ki, bana bin söylesen bir tane dahi cevap alamazsın!..

    Bir söze bin cevap vereceğini söyleyen adam, bir tane dahi cevap veremedi...

    Bir talebesi evlenmiş, hayata karışmıştı. Ziyaretine geldiğinde talebesinin kılık kıyafetinden ihtiyaç içinde olduğunu anlamıştı. Fakat halkın içinde mahcup etmeden nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyordu. Nihayet bulduğu çareyi tatbike koydu. Kalkıp gitmek üzere olan talebesine seslendi:

    -Osman! Sen eksiden çok mütevazı biri idin, şimdilerde biraz gurura kapılmış gibi görüyorum seni. Çünkü o zamanlarda gelip elimi öperdin. Halbuki şimdi uzakta oturuyorsun, ne yanıma yaklaştığın var, ne de elimi öptüğün!..

    Osman kapının yanındaki yerinden mahcubiyetle kalkarak Mevlânâ'nın yanına yaklaşıp eline sarıldı. O sırada avucu içine önceden hazırladığı altınları kimsecikler görmeden Osman'ın avucu içine koyarak elini kapatan Mevlânâ, şu tembihte bulunmayı da ihmal etmedi:

    - Osman dedi, ben el öptürmeyi çok severim, sık sık gelip elimi öpmeni istiyorum!..

    Osman avucu içindeki altınları sıkı sıkıya tutarak çıkıp evin yolunu tutarken bu zarif anlayış karşısında öylesine duygulandı ki, yol boyunca gözyaşlarını durduramadı...

    ***

    Sökülen cübbesini üzerinde iken dikmeye çalışan Gevher Hatun, çevredeki geleneğe uyarak,

    -Efendi, dedi ağzına bir çöp al da aklını dikmiş olmayayım!..

    Mevlânâ bu yersiz geleneği zarif bir cevapla düzeltti:

    -Hanım sen merak etme. Ben ağzıma çöp yerine Kulhüvellahü'yü aldım. O, çöpten iyi korur beni.

    ***

    Bir gün Konya çarşısında yürürken bir papaz kendisini görünce ayağa kalkıp eğilerek hürmetle selam vermişti. Bunu gören Mevlânâ ise papazdan da aşağıya eğilerek sel***** mukabele etti. Bu duruma itiraz eden biri,

    -Bir papaza da bu kadar aşağıya eğilmek olur mu? deyince şu cevabı verdi.

    -Tevazuda da papazı geçmemiz gerekir!


    AHMED ŞAHİN

    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Oraya gitme demedim mi sana,
    seni yalnız ben tanırım demedim mi?
    Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

    Bir gün kızsan bana,
    alsan başını,
    yüz bin yıllık yere gitsen,
    dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

    Demedim mi şu görünene razı olma,
    demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
    onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

    Ben bir denizim demedim mi sana?
    Sen bir balıksın demedim mi?
    Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
    senin duru denizin ben'im demedim mi?

    Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
    Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
    senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

    Demedim mi yolunu vururlar senin,
    demedim mi soğuturlar seni.
    Oysa senin ateşin ben'im,
    sıcaklığın ben'im demedim mi?

    Türlü şeyler derler sana demedim mi?
    Kötü huylar edinirsin demedim mi?
    Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
    Yani beni kaybedersin demedim mi?

    Söyle, bunları sana hep demedim mi?

Benzer Konular

  1. Necmi Abi Hatıralar Adapazarı 2007 (1)
    meridyen2 Tarafından Dini Videolar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-07-2011, 10:20 PM
  2. Trafik kazalarında Yüklü miktarda tazminat hakkınız var!
    YukseLL Tarafından Oto Haber, Kampanya Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-03-2010, 07:04 PM
  3. bazen aklıma gelirde hatıralar
    Kadim Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 13-03-2009, 02:29 PM
  4. Kudüs Yüklü bir hasret sardı beni
    RABİA Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 31-12-2008, 01:58 PM
  5. Yorum: 0
    Son mesaj: 25-09-2007, 12:21 AM
Yukarı Çık