1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 15
  1. #1
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720

    şeytan insanları nasıl kandırır??

    ŞEYTAN İNSANLARI NASIL KANDIRIR??
    ________________________________________
    Kuran'da pek çok ayette de bildirildiği gibi şeytanın planı, insanları sessiz ve sinsi bir şekilde din ahlakından uzaklaştırmaktır. Şeytan insanı doğru yoldan ayırıp azgınlığa sürüklemek için insanlara olabilecek her yolla yaklaşmaya çalışır. İnsanı aldatan ise, şeytanın din ahlakından uzaklaşmaya olan davetini çoğu zaman tek bir hamlede değil, yavaş yavaş, sakin ve sessiz bir plan dahilinde gerçekleştirmesidir. Böylece günah işlemeye vicdanı elvermeyen bir insan, bu şeytani planın akışına uyarsa kendini bir süre sonra din ahlakından tamamen uzaklaşmış olarak bulacaktır. Hangi sebeple olursa olsun, şeytanı bu şekilde takip edenlerin sonu ise hiç değişmeyecektir. Bu son, Kuran'da şöyle haber verilir:
    "Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir." (Hac Suresi, 4)


    Ayette bildirildiği gibi şeytana uyanların sonu, çılgın ateşin azabıdır. Şeytanın var gücüyle insana karşı sürdürdüğü bu mücadelede, Allah rızası için bir hayat yaşayan müminlerin onun kullandığı taktikleri iyi bilmeleri çok önemlidir. Böylece, Allah'ın izniyle kendileri üzerinde etkisi olmayan şeytanın hilelerini daha çabuk fark edip, onun zayıf düzenini daha etkili bir şekilde bozabilirler.

    Şeytan İnsanları Kandırmak İçin Hangi Yöntemleri Kullanır?

    İnsanları Öğüt Verdiğine İnandırır

    Şeytan, baş düşmanı olarak kabul ettiği insanı sonsuz yıkıma uğratma isteğini ve niyetini hiçbir zaman ona sezdirmez. Tam aksine insana, öğüt vermek isteyen bir yardımcı kimliği altında yaklaşır. İnsanı, onun iyiliğini istediğine inandırdıktan sonra, kontrolü altına alır. Kişinin zaaflarını kullanarak, ona bu yönde telkinler yapar. Hz. Adem'in, cennetten çıkarılmasına neden olan olayı yaşamasının sebebi de, bu sinsi tuzaktır. Şeytan Hz. Adem'e ve eşine bir dost gibi yaklaşmış ve onlara kendilerine öğüt verdiğine dair yemin etmiştir. Bu durum ayetlerde şu şekilde haber verilmiştir:

    “Şeytan, kendilerinden "örtülüp gizlenen çirkin yerlerini" açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.” (Araf Suresi, 20-21)

    Şeytan Hz. Adem'i ve eşini aldatarak cennetten çıkarılmalarını sağlamıştır. Hz. Adem ancak tevbe ettikten ve Allah'tan bağışlanma diledikten sonra Allah Katında affedilmiştir. (Bakara Suresi, 34) Hz. Adem'in yaşadığı ve imtihan vesilesi olan bu olay, insanın ömrü boyunca karşı karşıya olduğu gizli düşmanı şeytanın ne kadar sinsi bir yalancı olduğunun en vurucu delillerinden biridir.

    Temiz Kalplisin Diyerek Kandırır

    Şeytan, Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlara temiz kalpli olduklarını düşündürür. Böylece insanlara zaten iyi bir insan olduğu telkinini vererek, onların güzel ahlakı yaşamalarını engeller ve daha da uzaklaşmalarını sağlar. Bu gibi kişileri tamamen dünya hayatına yönelterek onlara Allah'a hesap verecekleri günü unutturur ve bunun gibi vesilelerle onları ömür boyu din ahlakından uzak tutmayı amaçlar. Allah bu aldatmacalara inanan insanların ahirette düşecekleri durumu Kuran'da şöyle bildirir:


    “Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele Suresi, 19)

    Kötü Ahlaka Bahane Buldurur

    Şeytan, Allah'ın rızasını kazanmayı amaçlayan müminlere karşı da farklı tuzaklar hazırlamaya çalışır. Örneğin, müminlerin ihlasla ibadet etmelerini engellemek için, samimiyetle yaptıkları her işe engel olmayı amaçlar. Tüm gücüyle, inananların din ahlakının gereklerinden küçük küçük de olsa tavizler vermesi için çaba harcar. Kibir, bencillik, unutkanlık, dikkatsizlik, kendini yeterli görme, öfke ve gurur gibi nefsin yatkın olduğu konuları çeşitli bahanelerle mümine uygulatmaya çabalar.

    Sapkın Davranışları Süslü ve Çekici Gösterir

    Geleneklerle bozulan, gerçek Kuran ahlakından tamamen kopuk olan ve Kuran'da "ataların dini" olarak adlandırılan batıl inançlar; Budizm, Karma felsefesi gibi insanların kendi kurallarıyla oluşturduğu sözde inanç sistemleri ve Kuran'da haram kılınan (eşcinsellik, zina, faiz vb) fiillerin meşru kabul edilmesi sapkın davranışlar arasındadır. Şeytan bu sapkınlıkları, "modernlik, çağın gerekleri veya gelenekler” gibi bahanelerle süsler. Şeytanın bu hilesi, bir ayette şu şekilde bildirilmiştir:

    “...Şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.” (Neml Suresi, 24)

    Büyüklük Telkini Vermeye Çalışır

    Şeytan, kendisi gibi tüm insanların da Allah'a karşı itaatsiz ve kibirli olmasını ister (Allah'ı tenzih ederiz). İnsana sürekli olarak kötü ahlak göstermesini, Allah'ın hoşnut olmayacağı her türlü tavrı uygulamasını emreder; O'nun gücünün ve büyüklüğünün gereği gibi takdir edilmesini engellemeye çalışır. Allah Kuran'da bu tehlikeyi şöyle haber vermiştir:

    “Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara Suresi, 168-169)

    Allah Affeder Diyerek Aldatmaya Çalışır

    Şeytanın insanı Allah'ın adıyla aldatmasının bir başka yolu da, Allah'ın affediciliğini öne sürerek insanı günah işlemeye teşvik etmesidir. Bir insan, "nasıl olsa Allah affeder" diyerek bile bile günah işlemeye başlarsa, Allah korkusunu yitirebilir. Kuran'da, "yakında bağışlanacağız" diyerek bile bile günah işleyen insanlar dan bahsedilirken (Araf Suresi, 169), şeytanın insanı Allah adıyla aldatışının bir örneği haber verilir.

    İnsanların Arasına Kin ve Düşmanlık Sokar

    Dünya var olduğundan beri süregelen tüm savaşlardan, kavgalardan en sıradan gibi görünen tartışmalara kadar her türlü düşmanlığın arkasında "şeytanın kışkırtmaları" vardır. Kuran ahlakının getirdiği merhamet, adalet, barış ve hoşgörü gibi yüksek değerlerden uzak yaşayan inkarcıların, birbirlerine karşı kin ve düşmanlık beslemeleri son derece doğaldır. Ancak şeytan başka taktikler uygulayarak müminlerin arasına da kin ve nefret sokmaya çalışır. Bu şekilde onları zayıflatabileceğini ve bozulmaya uğratabileceğini zanneder. Allah bu tehlikeye karşı müminleri uyarmış ve çözüm yollarını göstermiştir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

    ”Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra Suresi, 53)

    Şeytan başka bir yöntem olarak, insanlara uzun vadeli planlar yaptırıp, bunlarla kafalarını meşgul etmeye çalışır. Veya insanları günlük işlere boğarak ve çeşitli bahaneler öne sürdürterek Allah'ı anmalarına engel olur. Ancak tabi ki, Allah'a teslim olmuş, her an O'nu zikreden, yeryüzündeki her olayın Yüce Rabbimiz'in kontrolünde olduğunu bilen ve ihlasla Rabbimiz'e yönelen müminlerin karşısında şeytanın bu zayıf hilelerinin bir etkisi olmaz. Bu durum, Kuran'da şöyle bildirilir:

    “(Şeytan) Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (Sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım. Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."” (Hicr Suresi, 39-40)

    Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürür

    Şeytanın kullandığı bir başka yöntem ise kuşku ve kuruntu vermektir. Gerçekte var olmayan olayları insanların kafalarında sanki varmış gibi gösterir. Kalplerinde hastalık bulunan, zayıf karakterli kişiler bir süre sonra tamamen bu kuruntuların etkisi altına girerler. Her olayı kendi aleyhlerine planlanmış bir hareket olarak görürler. (Münafikun Suresi, 4) Sürekli tedirgin, korku içinde, ne yapacaklarını bilemeyen bir karakter sergilerler. Şuurlu bir insanın aklına bile getirmeyeceği olmadık kuruntulara düşerler. Şeytanın bu yöntemi, Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmiştir:

    “Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim...” (Nisa Suresi, 119)

    “(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez.” (Nisa Suresi, 120)

    Mümin şeytanın en büyük düşmanı olduğu için, kendisini böyle bir tehlikeden müstağni göremez. Zira göstereceği en küçük bir gevşeklik, şeytanın kuruntu vermek, şüpheye sevk etmek gibi taktiklere başvurmasına imkan tanır. Ancak kesin bir bilgiyle ahirete inanan, her an katıksızca Allah'a yönelen bir mümine karşı bu kuruntular Allah'ın izniyle etkisiz kalır.

    Şeytanı da Allah Yaratmıştır

    Şeytan hakkında unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek vardır. Şeytan Allah'tan müstakil bir güç değildir. Şeytanı Allah yaratmıştır ve o da O'nun kontrolündedir. Düşmanlığı insana karşıdır.

    Şeytanın insanlara Allah'ın bildirdiği din ahlakını yaşatmak istememesinin nedeni, bunun insanları yıkıma uğratmak için tek yol olduğunu bilmesidir. Ancak kendisine tanınan süre bittiğinde, cezasını çekmek üzere o da saptırdığı insanlarla beraber cehenneme atılacaktır. Bir ayette şöyle bildirilmiştir:

    “Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.” (Sad Suresi, 85)

    Unutulmaması gereken, şeytanın müminler üzerinde hiçbir gücünün olmadığıdır. Şeytanın etkisini inananlardan uzaklaştıran, sürekli Allah'ı anmaları ve Rabbimiz'in gücünü, sevgisini ve azabını düşünme konusunda gevşeklik göstermemeleridir. Bu kişiler ayette "muhlis kullar", yani ihlasla, katıksız samimiyetle Allah'ı en çok razı edecek yolu tercih eden kişiler olarak bildirilmiştir. Allah bu gerçeği, ayetlerinde şöyle bildirmiştir:

    (Allah) Dedi ki: "İşte bu, Bana göre dosdoğru olan yoldur. Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur."” (Hicr Suresi, 41-42)

    Tek arzusu, olabildiği kadar çok insanı kendisiyle birlikte cehenneme götürmek olan ve şu anda siz bu yazıyı okurken de sizi gözleyen, sizinle ilgili planlar yapan ve sizi Allah'ın dosdoğru yolundan alıkoymak isteyen bir düşmanınız var: ŞEYTAN!

    “Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından sdolayı onları (insanları
    saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önle-rinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."” (Araf Suresi, 16-17)

    İnsan çeşitli sebeplerden dolayı günah işlemişse hemen samimi olarak tevbe edip bağışlanma dilemeli, Allah'a sığınıp dua etmelidir. Şeytan muhakkak bu arada, “iş işten geçti, artık çok geç; bu kadar günahtan sonra kurtuluş olmaz” gibi çeşitli kışkırtmalarla o kişinin tevbe edip doğru yola yönelmesini engellemeye çalışacaktır. Oysa ne kadar kötü bir durumda olursa olsun hatasını fark edip samimi bir kalple Allah'tan bağışlanma dileyen bir kimse, Allah'ın kendisini bağışlamasını umabilir. Bu, Allah'ın vaadi (Zümer Suresi, 53-54) ve sonsuz merhametinin bir parçasıdır.

    Şeytan Müminin Zamanla Yıpranmasını İster

    Şeytan zamanın mümini yıpratmasını ister, müminin açık vermesini sabırla bekler. Kişinin maneviyatından zaman içinde kopardığı küçük tavizler, bir süre sonra kalbinin üzerinin kabuk bağlamasına ve aklının örtülerek şeytanın daha büyük telkin ve vesveselerine kapılabilmesine sebep olur. Bir Kuran ayetinde, şeytan tarafından doğru yoldan saptırılmak istenen bir grup müminin haberi şöyle verilmiştir:

    “İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti...” (Al-i İmran Suresi, 155)

  2. #2
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    [[ALINTI]ALINTI][/ALINTI]İnsanların Arasına Kin ve Düşmanlık Sokar

    Dünya var olduğundan beri süregelen tüm savaşlardan, kavgalardan en sıradan gibi görünen tartışmalara kadar her türlü düşmanlığın arkasında "şeytanın kışkırtmaları" vardır. Kuran ahlakının getirdiği merhamet, adalet, barış ve hoşgörü gibi yüksek değerlerden uzak yaşayan inkarcıların, birbirlerine karşı kin ve düşmanlık beslemeleri son derece doğaldır. Ancak şeytan başka taktikler uygulayarak müminlerin arasına da kin ve nefret sokmaya çalışır. Bu şekilde onları zayıflatabileceğini ve bozulmaya uğratabileceğini zanneder. Allah bu tehlikeye karşı müminleri uyarmış ve çözüm yollarını göstermiştir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

    ”Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra Suresi, 53)

    Şeytan başka bir yöntem olarak, insanlara uzun vadeli planlar yaptırıp, bunlarla kafalarını meşgul etmeye çalışır. Veya insanları günlük işlere boğarak ve çeşitli bahaneler öne sürdürterek Allah'ı anmalarına engel olur. Ancak tabi ki, Allah'a teslim olmuş, her an O'nu zikreden, yeryüzündeki her olayın Yüce Rabbimiz'in kontrolünde olduğunu bilen ve ihlasla Rabbimiz'e yönelen müminlerin karşısında şeytanın bu zayıf hilelerinin bir etkisi olmaz. Bu durum, Kuran'da şöyle bildirilir:

    “(Şeytan) Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (Sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım. Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."” (Hicr Suresi, 39-40)

    Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürür

    Şeytanın kullandığı bir başka yöntem ise kuşku ve kuruntu vermektir. Gerçekte var olmayan olayları insanların kafalarında sanki varmış gibi gösterir. Kalplerinde hastalık bulunan, zayıf karakterli kişiler bir süre sonra tamamen bu kuruntuların etkisi altına girerler. Her olayı kendi aleyhlerine planlanmış bir hareket olarak görürler. (Münafikun Suresi, 4) Sürekli tedirgin, korku içinde, ne yapacaklarını bilemeyen bir karakter sergilerler. Şuurlu bir insanın aklına bile getirmeyeceği olmadık kuruntulara düşerler. Şeytanın bu yöntemi, Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmiştir:

    “Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim...” (Nisa Suresi, 119)

    “(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez.” (Nisa Suresi, 120)

    Mümin şeytanın en büyük düşmanı olduğu için, kendisini böyle bir tehlikeden müstağni göremez. Zira göstereceği en küçük bir gevşeklik, şeytanın kuruntu vermek, şüpheye sevk etmek gibi taktiklere başvurmasına imkan tanır. Ancak kesin bir bilgiyle ahirete inanan, her an katıksızca Allah'a yönelen bir mümine karşı bu kuruntular Allah'ın izniyle etkisiz kalır. [/ALINTI]sizin yaptıklarınız aynı benziyor ne tevafuk

  3. #3
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Size bir öneride bulunayım, ben size hep TEVHİD e davet ettim, sizin anlayışınız bu şekilde ise ben ne diyeyim.. ALLAH C.C ve RESULUNE tabii olun, onlardan başkasını kendinize veli, önder ve alim edinmeyin, ALİMLERİN kitaplarından faydalanın ama şirk koşan alimleri de iyi analiz edin ve kendinizi onlardan uzak tutun demek, sizde böyle bir izlenim uyandırdı ise, oda sizin görüşünüzdür.. Sabit fikirli olmayın geniş düşünün, ve bu düşüncelerinizde sabit olduğunuz tek merci ALLAH C.C ve RESULULLAH S.A.S olsun bunlar dışındakiler hata yapabilir, şirke sürükleyebilir dikkat et..

  4. #4
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Zuhruf 36. Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

  5. #5
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    37
    Mesaj
    248
    Rep Gücü
    9146
    Alıntı ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    şeytan insanları nasıl kandırır??
    ________________________________________
    kuran'da pek çok ayette de bildirildiği gibi şeytanın planı, insanları sessiz ve sinsi bir şekilde din ahlakından uzaklaştırmaktır. şeytan insanı doğru yoldan ayırıp azgınlığa sürüklemek için insanlara olabilecek her yolla yaklaşmaya çalışır. Insanı aldatan ise, şeytanın din ahlakından uzaklaşmaya olan davetini çoğu zaman tek bir hamlede değil, yavaş yavaş, sakin ve sessiz bir plan dahilinde gerçekleştirmesidir. Böylece günah işlemeye vicdanı elvermeyen bir insan, bu şeytani planın akışına uyarsa kendini bir süre sonra din ahlakından tamamen uzaklaşmış olarak bulacaktır. Hangi sebeple olursa olsun, şeytanı bu şekilde takip edenlerin sonu ise hiç değişmeyecektir. Bu son, kuran'da şöyle haber verilir:

    �iki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti...� (al-i imran suresi, 155)
    gayet manidar bir konu...

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    şeytan insanları nasıl kandırır??
    Selam!
    Insanlik yaparak kandirir.
    SURE-İ NÂS
    ....aldatıcı şeytanın şerrinden, İnsanların göğüslerine kuşkular, kuruntular sokar o;
    Cinlerden de insanlardan da olur o!"
    Sadakallah!...

  7. #7
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    Boş Kaldığımız Zaman Şeytan Çok Çeşitli Şüphe, Tereddüt ve Sıkıntılarla Hücum Ediyor. İrademiz Hislerimizin Elinde Oyuncak Oluyor ve Bu Gibi Durumlarda Masiyete Karşı Sabrımız Azalıyor, Tavsiyeleriniz?

    Evvelâ, şeytanın, saptırıcı fitne ve vesveselerine, fena şeyleri tezyînine karşı, namaz -niyazla yüzümüzü yerlere sürerek, secde ile gururumuzun hortumunu bükerek, "Akrebu ma yekûnul abdu min Rabbihi fehüve sâcid" "Kulun Rabbisine en yakın olduğu an secde halidir" gerçeğiyle başımızı yere koyup, "Allahümme euzu bike mink" "Allah'ım Senden Sana; azamet, celâl ve ceberutiyetinden Rahmet ve Rahmâniyetine sığınırım" demeli ve Rabbimiz'in himayesine girmeliyiz.

    "Boş kaldığımız zaman şeytan bize musallat oluyor" ifadesi tam gerçeği anlatıyor. Gerçekten şeytan, daha ziyade âtıl insanlara hücum eder hiç bir iş yapmayan, din adına aktif olmayan ve din adına yer yer dolup boşalmasını bilmeyen kimselerle uğraşır. Öyleyse biz de bu noktadan hareketle, ataletten kurtulma ve aktif olma yollarını araştırarak işe başlamalıyız.

    Madem şeytan, daha ziyade ataletimizden istifade ediyor, boş durduğumuz zamanlarda içimize uygun olmayan kuruntular atıp, fena şeyleri düşündürerek bizleri fena şeyler yapmaya zorluyor; öyle ise biz de lâhuti bir meşgaleyle sürekli onun kurcalayıp durduğu boşlukları doldurarak ona karşı koymalıyız; yani ister düşünce, ister fiille, tepeden tırnağa dolmak ve ona, içimizde el atacağı bir yer bırakmamalıyız.

    Afâkî ve enfüsî tefekkürle, sürekli Rabbiyle irtibatını yenileyip duran bir insana, şeytan yol bulup vesvese veremez.

    Rabıta-ı mevtle iki büklüm bir insanı da şeytan kendine ait oyunlarla dize getiremez.

    Gece, gündüz Dîn-i Mübîn-i İslâm'ın dört bir yanda bayraklaşıp şehbâl açması uğruna çırpınıp duran bir dava adamını da şeytan kendine ram edemez.

    Bütün his ve duyguları, yakîni imanla itmînana kavuşmuş bir insanın, İlâhî vâridat kaynağı gönlüne de şeytanın uğursuz eli uzanamaz.

    Hasılı biz, Rabbimizle irtibat içinde olursak, O da bizi, bizim ve O'nun düşmanı olan şeytana terk etmeyecektir. Evet, hiç mümkün müdür ki biz vefalı davranıp O'nun dinine omuz verelim de, (Haşa) Cenab-ı Hak bize karşı vefalı davranmasın?.. O vefalıların en vefalısı olduğuna göre, elbette bizi arzularımızla baş başa bırakmayacak ve çürümeye terk etmeyecektir. Evet O, kitabında: "Evfu bi ahdi ûfi bi ahdiküm." (Bakara/40) "Siz, sözünüzü tutun Bana karşı vefalı olun ki Ben de size vefalı olayım" diyor. O halde biz, Allah'ın dinine yardım edip dururken hiç Allah bize şeytanı musallat eder mi? Hayır ve asla! Aksine O, böyle bir durumda en azından bir âyetini lisanımızda temessül ettirecek, bizi kendimize getirecek ve o şeytanî girdaptan uzaklaştıracaktır. Tıpkı, Allah Resulü'nün bir kısım güzide ashabını uzaklaştırdığı gibi. Evet, onların da, insan olarak bakışlarının bulandığı, başlarının döndüğü anlar olmuştur ama, hemen Rabbin bürhanı karşılarına çıkmış ve nazarlarını meâliye ve uhrevîliklere çevirmiştir. Hak dâvâsında samimi olarak gönül veren herkes hayatına az dikkat etse görecektir ki, irâdesini kötüye kullandığı veya bilmeyerek bir uçurumun kenarına sürüklendiği nice zamanlar olmuştur ki, bir inâyet eli uzanıp onu tutmuş, desteklemiş ve düşmesine imkân vermemiştir. Evet her birerlerimiz, Cenab-ı Hakk'a karşı sadâkat ve vefamız ölçüsünde mutlaka O'nun desteğini görmüş ve "İn tensurullahe yensurküm" sırrını irademizin nasiye ve çehresine yazıldığını müşâhede etmişizdir.

    Bizim irâdemizin çerçevesi yok denecek kadar dardır. Buna rağmen, O bizim bu irâdemizi şart-ı âdi yapmış ve şeytana ait bütün iğfalleri ters-yüz etmiştir.

    Evet, şeytan ve nefsin içimize attığı şeylerin ta baştan önünü kesersek, bir ölçüde onların muharebe zeminine hakim olmuş oluruz. Çeşitli zamanlarda, sizi ciddi bir baskı altında tutup, artık altından kalkamayacağınız hale gelen hayalleriniz; bazen de bir an altında kalsanız da hemen sıyrılıp uzaklaşabileceğiniz hayallerinizi bir düşünüp, muhakeme edin; zannediyorum dediklerime hak vereceksiniz. Çünkü öyle yerler, öyle durumlar vardır ki, orada kendi kalbimizin hayatiyet ve canlılığı bizi canlı ve diri tutmaya yetmeyebilir. Bir de çehresi hakikat gamzeden ve iradesinde Allah'ın iradesi çağlayan öyle kimseler vardır ki, onların yanına gittiğimiz zaman sanki Nebi ile diz dize oturmuş gibi kuvvet kazanırız. Onların söz ve sohbetleri bir iksir olur; içimizde buz bağlamaya başlamış kötü duygu ve düşünceleri bir anda eritir. Bazen de biz, kendimiz aynı hal ve havaya mazhar oluruz. Bu defa da bir başkası bizim atmosferimize sığınır, bize dayanır ve varlığını sürdürmeye çalışır. Allah insanı topluluk içinde yaşayacak bir fıtrat üzere yaratmış ve sonra da onu toplumun içine salmıştır. İnsan, maddi-mânevî dünyasını ancak ve ancak kendi gibi bir toplumun içinde yaşayabilir. Bu noktada bize düşen vazife iyi arkadaşlardan uzak kalmamaktadır. Çünkü iyi arkadaş, her zaman nasihatlarıyla yüreğimizi hoplatıp içimizde aşk ve heyecan uyandırabilir. Böyle bir arkadaşlığı, çarşıda-pazarda gezerken ve uzun yola çıkarken hep devam ettirmek lazımdır. İnşaallah, bu şekildeki bir arkadaşlık fanusu, serası içimize şeytanların girmesine fırsat vermeyecektir.

    Bir diğer husus da, mümkün mertebe, kalpleri inceltecek nasihatlara kulak verilmelidir. Evet, dinleyince ahiretle bütünleşeceğimiz ve öteler arzusuyla coşup heyecanlanacağımız nasihatlar çok önemlidir.. ve bu manâdaki nasihat aynen dindir. Seleflerimiz vâz-u nasihat ederken, cami aşkla, heyecanla dolardı. Koca Fahruddun-i Râzi, felsefe kitaplarını devirmiş bir insandı ama, kürsüye çıktığında hıçkırıklarından ne dediğini adetâ kimse anlayamazdı. Biz bu türlü nâsihleri, dinlemeden mahrum, bu itibarla da bir bakıma talihsiz bir cemaat sayılırız. Oysa ki insan aynı zamanda, yüreği hoplamaya, gözü yaşarmaya muhtaç bir varlıktır. Evet, insan iç alemi itibariyle her gün birkaç defa incelmeye, incelip kendi içinde derinleşmeye ihtiyacı olan bir yaratıktır. Ağlamak da o ihtiyaçlardan biridir. Kur'an "Onlar ağlar ve yüzüstü kendilerini secdeye atarlar." diyerek hep iç inceliğinden, yaşaran gözden, rikkatli kalpten bahsediyor. Binaenaleyh, mümkünse, her gün Sahâbî, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn Efendilerimize ait, evet, gerçekten İslâmi hayatı yaşamış o insanlardan bir kısım sayfalar mütalaa ederek, hayatımızı onlarla renklendirmeli ve çarşıya, pazara öyle çıkmalıyız. Bu sayede, hem zaman zaman gönül dünyamız düzelecek hem de gerçek gönül insanları olan sahabe, tabiin ve tebe-i tabiinle kendimizi mukayese etme fırsatını bulacağız: "Onlar da Müslümandı, biz de Müslümanız; onlar nasıl öyle olmuştu, biz neden böyleyiz?" gibi mülâhaza ve murakabelerle yenilenebileceğimizi tahmin ediyorum; hiç olmazsa haftada bir kaç defa bu şekilde bir incelme ve kalplerin yumuşaması, -inşaallah- içimizde yer yer mevcudiyetini hissettiğimiz pasları izale edip giderecektir. Biz de bu sayede kalbimize akseden İlâhî tecellileri, bütün aydınlığıyla duyacak ve şeytanın vesveselerinin dışında, uzağında kalabileceğiz. Bu durum bazen bir şahsı dinleme, bazen Kur'an okuma, bazen de tefsirleri karıştırma şeklinde olabilir... Yenilenme şeklinde sınır yok ama, bizim buna en az hava, su ve ekmek kadar ihtiyacımız var. Evet, yüreğimizi hoplatacak bir insanı dinlemek, onunla diz dize gelmek, "Bize nasihat et" demek; kalbimizde, Efendimiz (as) ve sadık dostlarını bir kere daha duymak, bizi ayakta tutacak dinamiklerdendir. Sakın sakın, ülfet ve ünsiyet hastalığı ile: "Ben bunu biliyorum, bir kere daha, okusam ne olur okumasam ne olur." demeyelim! "Dinlesem ne olur, dinlemesem ne olur" demek bir gaflet, bir aldanmışlıktır. İhtiyacın tekerrür etmesiyle, yemenin içmenin tekerrür etmesi gibi, mânevî hayatımızın, kalb, vicdan ve sair duygularımızın da bu türlü şeylerle, beslenmeye ihtiyacı vardır. İşte bütün bunları düşünerek her zaman kendimizi, bir rehberin kucağına atmalı ve onun bütün fenalıkları eriten kutsi atmosferi içine girerek, kendimizi yenileme yollarını araştırmalıyız. Bu, bazen okuma, bazen tefekkür ve bazen da ölümü düşünme ile olabilir. Bunları yapabildiğimiz ölçüde de insî ve cinnî şeytanlardan korunmuş olacağız. Her zaman dua ve niyazımız, Cenab-ı Hakk'ın bizleri nefis ve şeytanın şerrinden koruyup muhafaza etmesi istikametinde olmalıdır.. olmalıdır ki, hayatımızı hep inayet seralarında sürdürebilelim.




    Fethullah Gülen: Asrın Getirdiği Tereddütler

  8. #8
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    SAİD NURSİ nin sözü herhalde bu söz yine

    Rabıta-ı mevtle iki büklüm bir insanı da şeytan kendine ait oyunlarla dize getiremez
    Şeytan RABITA yapnla muhattab olmazki zaten RABITA ŞİRK' tir..

    Ve bu söze karşılık ALLAH C.C bakınız nasıl uyarıyor..


    ARAF SURESİ


    175 - Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu.

    176 - Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler

  9. #9
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    SAİD NURSİ nin sözü herhalde bu söz yine



    Şeytan RABITA yapnla muhattab olmazki zaten RABITA ŞİRK' tir..

    Ve bu söze karşılık ALLAH C.C bakınız nasıl uyarıyor..


    ARAF SURESİ


    175 - Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu.

    176 - Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler
    sn ammar rabıta-ı mevt ne demek.bilgi verirmisin

  10. #10
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Sanırım siz şeytan denen bir varlığın olabileceğine inanıyorsunuz!

    Gerçekten şeytanın sizleri kandırabileceğine,
    aklınızı çelebileceğine,
    sizi kötülüklere sürükleyebileceğine,
    size insani olmayan şeyler yaptırabileceğine inanyor musunuz?

    Peki, aklınız, insani duyarlılığınız, insani özellikleriniz ne işe yarıyor?
    Enteresan doğrusu!!!!!!!!
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. o gün doğan ünlü insanları widget
    EMRE Tarafından Wordpress Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-07-2010, 11:05 PM
  2. şeytan insanları nasıl kandırır?
    Ammar Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-12-2009, 04:29 PM
  3. Dünyanın en güçlü insanları listesi
    RABİA Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 12-11-2009, 11:38 AM
  4. şeytan ayetleri I : tanrı adva ve şeytan
    spartaküs Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 01-10-2009, 02:17 PM
  5. insanları suça iten toplummudur?
    kral57 Tarafından Sosyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-05-2008, 06:31 AM
Yukarı Çık