+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
2. Sayfa, Toplam 3 BirinciBirinci 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 28
  1. #11
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;" (26/78)

    "Bana yediren ve içiren O'dur;" (26/79)

    "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;" (26/80)

    "Beni öldürecek sonra diriltecek olan da O'dur" (26/81)

    "Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;" (26/82)

    "Rabbim bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat;" (26/83)

    "Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver." (26/84)

    "Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl" (26/85)

    "Babamı da bağışla çünkü o şaşırıp sapanlardandır." (26/86)

    "Ve beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme" (26/87)

    "‘Malın da çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde." (26/88)

    "Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka." (26/89)

  2. #12
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    sn ammar 14 ciltten oluşan risaleleri bi kere açıp okudunmu hiç önce bilgi sahibi olalım sonra fikir sahibi,bu düşmanlık niye kimi yoldan çıkarmış biraz insaf

  3. #13
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    okumadığımı nerden biliyorsun, elbette okudum...

    Size de söylüyorum bakınız benden daha çok okumuşsunuzdur, belkide halen dah okuyorsunuzdur, yukarıda kitaplar, cilt no ları, sahife noları ile verilmiş, eğer elinizde bu kitaplar mevcut ise, lütfen açıp bahsedilen kitaplarda, bahsedilen sahifelerde bu zatın söylediği sözler varmı yokmu..? açıp bakınız, ve deyiniz ki, hayır bakın sizin söylediğiniz sözler bu zatın o kitaplarında yoktur, iftira atıyorsunuz deyin.. ama bunu diyemiyorsunuz çünkü o yukarda ki sözler bu zatın kitabında mevcut, ve anlamlarıda açık ve seçik belli lütfen ALLAH C.C rızası için ALLAH C.C' un size eşsiz bir nimeti olan aklınızı kullanın, aklınız ile haraket edin yukarda yazılan sölzer mevcut biraz düşünün, bu sözler ne demek, bu zat eleştirilemz değildir, kaldi ki ALLAH RESULU S.A.S dahi KUR-AN da bizzat ALLAH C.C tarafından eleştiriliyor;

    Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler kimler, gerçekten yalancılar kimlerdir, bunların iyice belli olmasını beklemeden niçin onlara izin verdin.?TEVBE - 43

    ama siz bu adama laf söyletmiyorsunuz... Daha ne diyeyim ki... Lütfen biraz aklınız kalbinizin önüne geçsin, gözlerinizin önünde yazılanları iyi okuyun, bu sözler ALLAH C.C' un kitabına ve Sünnete uyuyormu adam resmen vahiy geldi bana diyor...


    Onlara uyanlar da şöyle demektedirler: «Ah, bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!» İşte böylece Allah onlara bütün amellerini, üzerlerine yığılmış hasretler (pişmanlık ve üzüntüler) halinde gösterecektir. Onlar bu ateşten çıkacak değillerdir. Bakara 167 (elmalılı Hamdi Yazır)
    Konu Ammar tarafından (14-12-2009 Saat 04:51 PM ) değiştirilmiştir.

  4. #14
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    Resâili’n-Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki, semâvî olan Kur’ân’ın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.
    Lügatler :
    ayn-ı hakikat : doğru gerçeğin kendisi
    beyan : açıklama
    cihet : yön, taraf
    fevkinde : üstünde
    fünun : fenler, ilimler
    garb : batı
    gayet : son derece
    hilâf-ı âdet : alışılmışın dışında
    iktibas edilmek : alınmak
    istifade : faydalanma, yararlanma
    işârât : işaretler
    keyfiyet : nitelik
    kurbiyet : yakınlık
    külfet : zorluk
    külfet-i tahsil : bir ilmi tahsil etme sırasında karşılaşılan zorluklar
    lem’a-i i’caz : mu’cizelik parıltısı
    letafet : incelik, hoşluk, güzellik
    malûmat : bilgiler
    mânâ-yı remiz : işaret edilen mânâ
    mertebe-i arşî : arşa uzanan yücelik mertebesi
    meşakkat : güçlük, sıkıntı
    mu’cizâne : mu’cizeli bir şekilde
    muhakkik : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen
    müderris : ders veren, öğretmen, hoca
    müellif : yazar
    münasebet : bağlantı, ilişki
    remzen : işareten
    semâvî : Allah tarafından olan, İlâhî
    şark : doğu
    taallüm : öğrenme
    tahsil : öğrenme
    tarihçe-i hayat : hayat hikâyesi, biyografi
    tevafuk : denk gelme, uygunluk
    ulûm : ilimler
    ulûm-u âliye : yüksek ilimler
    velâdet : doğum, dünyaya gelme
    zaman-ı zuhur : ortaya çıkma zamanı
    bide yazılanı böyle çözmeye çalış

  5. #15
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Bak ben sana ne diyorum sen ne getiriyosun benim sana 1 sayfa geride ciltlerine sayfalarına kitap isimlerine kadar verdiğim kitaplarından sunduklarım varmı yokmu diyorum ...? Sen gidip karşı bir söz getiriyosun RİSALE-İ NUR' dan... bu adam bir yerde hadis sahih deyip başka bir yerde aynı hadise uydurmadır diyecek kadar çarpık bir adam..

    HZ. ALİ'YE (R.A) SUHUF İNDİ Mİ? (18. LEM'A)

    “Gizlidir herkese gösterilemez. Otuz birinci mektubun onsekizinci lem'ası Risale-i Nur şakirtlerine (talebelerine) işaret eden Hz. Ali (r.a.)nin bir keramet-i gaybiyesidir. (Gaybi, bilinmeyenleri bildirmesidir).70 Said Nursi'nin, Hz. Ali'ye suhuf indiğine dair bazı iddiaları mevcuttur. Bu iddialarını on sekizinci lem'ada şöyle ifade ediyor:

    Hazret-i Gavs-ı Âzam Şeyh Geylani'nin sarahat (açıklık) derecesindeki keramet-i gaybiyesini te'yid ve takviye eden (sağlamlaştıran) Hazret-i Esedullah-ul Galib Ali ibn-i Ebu Talib (r.a.) ve keremullahu vechehü kaside-i Ercüze-i MeĢhuresinde aynen İhbarat-ı Gavsiyeyi tasdik edip işaret ediyor. Bu surette İmam-ı Ali'nin (r.a.) hicretten otuz sene sonra Kufe'de yazdığı bu Ercüze'deki dokuz defa altmış, otuz ilave edilse beş yüz yetmiş olur ki, Cengiz'in ve Hülağû'nun hücum ve tahribat zamanıdır. Sonra Hz. Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u nebevide getirip Hz. Ali'ye sekine namıyla bir sahirede yazılı ism-i âzam, Hz. Ali (r.a.)'nin kucağına düşmüş: “Ben Cebrail'in şahsını yalnız alaim-üs-sema (gök kuşağı) suretinde gördüm. Sesini işittim. Sahifeyi aldım; bu isimleri içinde buldum” diyerek bu ism-i azamdan bahs ile hadisat-ı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki: Yani “evvelki dünyadan kıymete kadar ulumu esrar-ı mühimme (bilinmeyen gizli ilimler) bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş. Kim ne isterse sorsun, sözümüzde şüphe edenler zelil olur.

  6. #16
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bak ben sana ne diyorum sen ne getiriyosun benim sana 1 sayfa geride ciltlerine sayfalarına kitap isimlerine kadar verdiğim kitaplarından sunduklarım varmı yokmu diyorum ...? Sen gidip karşı bir söz getiriyosun RİSALE-İ NUR' dan... bu adam bir yerde hadis sahih deyip başka bir yerde aynı hadise uydurmadır diyecek kadar çarpık bir adam..

    HZ. ALİ'YE (R.A) SUHUF İNDİ Mİ? (18. LEM'A)

    “Gizlidir herkese gösterilemez. Otuz birinci mektubun onsekizinci lem'ası Risale-i Nur şakirtlerine (talebelerine) işaret eden Hz. Ali (r.a.)nin bir keramet-i gaybiyesidir. (Gaybi, bilinmeyenleri bildirmesidir).70 Said Nursi'nin, Hz. Ali'ye suhuf indiğine dair bazı iddiaları mevcuttur. Bu iddialarını on sekizinci lem'ada şöyle ifade ediyor:

    Hazret-i Gavs-ı Âzam Şeyh Geylani'nin sarahat (açıklık) derecesindeki keramet-i gaybiyesini te'yid ve takviye eden (sağlamlaştıran) Hazret-i Esedullah-ul Galib Ali ibn-i Ebu Talib (r.a.) ve keremullahu vechehü kaside-i Ercüze-i MeĢhuresinde aynen İhbarat-ı Gavsiyeyi tasdik edip işaret ediyor. Bu surette İmam-ı Ali'nin (r.a.) hicretten otuz sene sonra Kufe'de yazdığı bu Ercüze'deki dokuz defa altmış, otuz ilave edilse beş yüz yetmiş olur ki, Cengiz'in ve Hülağû'nun hücum ve tahribat zamanıdır. Sonra Hz. Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u nebevide getirip Hz. Ali'ye sekine namıyla bir sahirede yazılı ism-i âzam, Hz. Ali (r.a.)'nin kucağına düşmüş: “Ben Cebrail'in şahsını yalnız alaim-üs-sema (gök kuşağı) suretinde gördüm. Sesini işittim. Sahifeyi aldım; bu isimleri içinde buldum” diyerek bu ism-i azamdan bahs ile hadisat-ı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki: Yani “evvelki dünyadan kıymete kadar ulumu esrar-ı mühimme (bilinmeyen gizli ilimler) bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş. Kim ne isterse sorsun, sözümüzde şüphe edenler zelil olur.
    Kes kopyala yaptıgından yazdıgınıda bilmiyon 23 soru sormuşsun ya kendi kendine yazıpta anlamını bilmedigin kelimeler oldugu bölümün lugat manaları var .ama bakmak görmek okumak anlamak ayrı şey

  7. #17
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    23) Bu devirde; “Urvet-ül vüska”, yani çok sağlam, kopmaz bir zincir ve bir “hablullah” yani Allah’ın ipi olan kitap Kuran mıdır yoksa Risalei Nur mudur?
    CEVAP EVET İSE

    24) Bu soruya cevabınız evet Risaledir diyorsanız Bakara 2/256; Ali İmrân 3/103. ayetlerinin hükmü kaldırıldı da bizim mi haberimiz olmadı?
    CEVAP HAYIR İSE

    25) Cevabınız hayır ise Şualar, On Birinci Şua, Onbirinci Meselenin haşiyesinin bir lahikasıdır, c. I, s. 985.de geçen “Risale-i Nur bu asırda, bu tarihte bir “urvet-ül vüska”dır. Yani çok sağlam, kopmaz bir zincir ve bir “hablullah” yani Allah’ın ipidir.” Sözü insanları Risalelere mahkum edebilmek için söylenmiş bir söz müdür?
    Senin verdiğin cevap..

    Resâili’n-Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki, semâvî olan Kur’ân’ın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.
    Lügatler :
    ayn-ı hakikat : doğru gerçeğin kendisi
    beyan : açıklama
    cihet : yön, taraf
    fevkinde : üstünde
    fünun : fenler, ilimler
    garb : batı
    gayet : son derece
    hilâf-ı âdet : alışılmışın dışında
    iktibas edilmek : alınmak
    istifade : faydalanma, yararlanma
    işârât : işaretler
    keyfiyet : nitelik
    kurbiyet : yakınlık
    külfet : zorluk
    külfet-i tahsil : bir ilmi tahsil etme sırasında karşılaşılan zorluklar
    lem’a-i i’caz : mu’cizelik parıltısı
    letafet : incelik, hoşluk, güzellik
    malûmat : bilgiler
    mânâ-yı remiz : işaret edilen mânâ
    mertebe-i arşî : arşa uzanan yücelik mertebesi
    meşakkat : güçlük, sıkıntı
    mu’cizâne : mu’cizeli bir şekilde
    muhakkik : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen
    müderris : ders veren, öğretmen, hoca
    müellif : yazar
    münasebet : bağlantı, ilişki
    remzen : işareten
    semâvî : Allah tarafından olan, İlâhî
    şark : doğu
    taallüm : öğrenme
    tahsil : öğrenme
    tarihçe-i hayat : hayat hikâyesi, biyografi
    tevafuk : denk gelme, uygunluk
    ulûm : ilimler
    ulûm-u âliye : yüksek ilimler
    velâdet : doğum, dünyaya gelme
    zaman-ı zuhur : ortaya çıkma zamanı
    bide yazılanı böyle çözmeye çalış
    Ne yazdığını bilmeyen, senmisin benmiyim soru açık senin verdiğin cevap dam üstünde saksağan vur beline kazmayı,...

    Aynı satırlara koyalım ki millet görsün

    bakmak görmek okumak anlamak ayrı şey

  8. #18
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    3) RİSALEİ NUR denen kitaplar kutsal değildir deniyorsa öyleyse; Şualar, Birinci Şua, c. I, s. 833.de geçen “Resailin Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur'an'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.” Cümlesinin ne anlama geldiğini düşünüp Said Nursiye göre bu risalelerin arştan inen kitaplar olduğunu öğrenmeleri gerekmez mi?
    [COLOR="Red"]Arkadaşım bu senin yazdıgın degilmi
    ayn-ı hakikat : doğru gerçeğin kendisi
    beyan : açıklama
    cihet : yön, taraf
    fevkinde : üstünde
    fünun : fenler, ilimler
    garb : batı
    gayet : son derece
    hilâf-ı âdet : alışılmışın dışında
    iktibas edilmek : alınmak
    istifade : faydalanma, yararlanma
    işârât : işaretler
    keyfiyet : nitelik
    kurbiyet : yakınlık
    külfet : zorluk
    külfet-i tahsil : bir ilmi tahsil etme sırasında karşılaşılan zorluklar
    lem’a-i i’caz : mu’cizelik parıltısı
    letafet : incelik, hoşluk, güzellik
    malûmat : bilgiler
    mânâ-yı remiz : işaret edilen mânâ
    mertebe-i arşî : arşa uzanan yücelik mertebesi
    meşakkat : güçlük, sıkıntı
    mu’cizâne : mu’cizeli bir şekilde
    muhakkik : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen
    müderris : ders veren, öğretmen, hoca
    müellif : yazar
    münasebet : bağlantı, ilişki
    remzen : işareten
    semâvî : Allah tarafından olan, İlâhî
    şark : doğu
    taallüm : öğrenme
    tahsil : öğrenme
    tarihçe-i hayat : hayat hikâyesi, biyografi
    tevafuk : denk gelme, uygunluk
    ulûm : ilimler
    ulûm-u âliye : yüksek ilimler
    velâdet : doğum, dünyaya gelme
    zaman-ı zuhur : ortaya çıkma zamanı
    Arştan indiğini nerde söylüyor lugata göre bi oku iftira atma

  9. #19
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Sende anlama sıkıntısı var galiba yada nasıl okuyosun bilemiyorum.. bi daha oku bakim Arş dan indi demişmiyim ( Hoş kendisi bunuda söylüyor, hemde Cebrail A.S aracaılığı ile Hz. ALİ (R.A)' a SUHUF indi diyor..)

    Al bu Hz Ali R.A a indiği idda ettiği suhuf...


    HZ. ALİ'YE (R.A) SUHUF İNDİ Mİ? (18. LEM'A)

    “Gizlidir herkese gösterilemez. Otuz birinci mektubun onsekizinci lem'ası Risale-i Nur şakirtlerine (talebelerine) işaret eden Hz. Ali (r.a.)nin bir keramet-i gaybiyesidir. (Gaybi, bilinmeyenleri bildirmesidir).70 Said Nursi'nin, Hz. Ali'ye suhuf indiğine dair bazı iddiaları mevcuttur. Bu iddialarını on sekizinci lem'ada şöyle ifade ediyor:

    Hazret-i Gavs-ı Âzam Şeyh Geylani'nin sarahat (açıklık) derecesindeki keramet-i gaybiyesini te'yid ve takviye eden (sağlamlaştıran) Hazret-i Esedullah-ul Galib Ali ibn-i Ebu Talib (r.a.) ve keremullahu vechehü kaside-i Ercüze-i MeĢhuresinde aynen İhbarat-ı Gavsiyeyi tasdik edip işaret ediyor. Bu surette İmam-ı Ali'nin (r.a.) hicretten otuz sene sonra Kufe'de yazdığı bu Ercüze'deki dokuz defa altmış, otuz ilave edilse beş yüz yetmiş olur ki, Cengiz'in ve Hülağû'nun hücum ve tahribat zamanıdır. Sonra Hz. Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u nebevide getirip Hz. Ali'ye sekine namıyla bir sahirede yazılı ism-i âzam, Hz. Ali (r.a.)'nin kucağına düşmüş: “Ben Cebrail'in şahsını yalnız alaim-üs-sema (gök kuşağı) suretinde gördüm. Sesini işittim. Sahifeyi aldım; bu isimleri içinde buldum” diyerek bu ism-i azamdan bahs ile hadisat-ı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki: Yani “evvelki dünyadan kıymete kadar ulumu esrar-ı mühimme (bilinmeyen gizli ilimler) bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş. Kim ne isterse sorsun, sözümüzde şüphe edenler zelil olur.




    Buda sorunun cevabı Arş dan indimi demişim..? ALLAH C.C' un ipi mi demişim...?


    23) Bu devirde; “Urvet-ül vüska”, yani çok sağlam, kopmaz bir zincir ve bir “hablullah” yani Allah’ın ipi olan kitap Kuran mıdır yoksa Risalei Nur mudur?

    Battıkça çırpınıyosun, çırpındıkça batıyosun...:)

  10. #20
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    Cümlesinin ne anlama geldiğini düşünüp Said Nursiye göre bu risalelerin arştan inen kitaplar olduğunu öğrenmeleri gerekmez mi?
    Arştan indiğini nerde söylüyor lugata göre bi oku iftira atma




    Bide sen oku gözünle oku ama.

Benzer Konular

  1. Ernesto che guevara “la ilahe illallah” demiş olsaydı
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 8
    Son mesaj: 16-01-2011, 10:34 PM
  2. İmanı Lâ ilâhe illâllah ile tazelemek
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 19-01-2010, 05:43 PM
Yukarı Çık