2. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci 1234 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 53
  1. #11
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şu cümlenin üzerinde uzun uzun düşün dikkatle düşün....!!!! MAnasını anlamını iyi düşün...

    KUR-AN bile RESULULLAH S.A.S e yazdırılmamış iken, CEVŞEN mi YAZDIRILMIŞ

    “Ey Peygamber (s.a.v.) acele etmek için dilini hareket ettirme, onun (Kur’an) toplanması ve okunması bize aittir”. Biz sana onu okuduğumuz zaman onun kıraatına tabi ol, ondan sonra onun açıklanması yine bize aittir” (Kıyamet 17 - 19)






    HAŞA SİZ şimdi de EVLİYALARINIZ ALLAH C.C un PEYGAMBERLERİNE mi NİSPET EDİYORSUNUZ.....



    Bunu yaptığına dair delil getir böyle bir mucize olacak ve bu mucize sadece TASAVVUF ve TARİKATLAR dışında değer kazanamayacak öylemi...!!!

    Bahsettiğin bu olay o kaar büyük bir olaydır ki ALLAH C.C ancak peygamberine nasip etmiştir...


    [49] O, İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.


    Sapık düşüncelerinizden TEVBE etmenizi öneririm iyi düşünün çok iyi düşünün yazdıklarınızı inandıklarınızı....!!!
    Tamam güzel söylüyorsunuz. Bir ayet yazın hoop konu bağlansın. Siz diynet işleri değilsiniz bende dğeilim. Demek istediğim şu. Cevşen nedir? Peygamber efendimizin okuduğu ve Cebrail(as) tarafından yazdırılan(daha doğrusu okutulan demeliyiz[bu konusunda haklısınız. Çünkü yazdırılmaktan ziyade demek istediğim şuydu: Allah(c.c) Bir şey dilediği zaman O'nun EMRİ YALNIZCA OL DEMESİDİR. ]dua ve tessbih değilmi?


    Hayır bunu söyleyen zaten ben değilim. Ama anladığım şu nispet olarak değil ama İsa(a.s) Resulullahın(sav) ümmeti olmak için dua etmiş. Kıyamette TÜm peygamberler Resulullaha(s.a.v) el açıp şefaat isteyecekler Allah bizi affeylesin diye. Bunu ben söylemiyorum. Ya camiide dinledim yada kitapta okudum hatırlayamadım şimdi.

    Abdulkadir geylani hz. bu bağlamda düşünebiliriz. Bunu ben demiyorum.
    Cevşen niye bidat olsun. Birileri gelip haşa o devirde Peygamberimiz(sav) bidat olan bir şeyi mi giydi.. Şimdilerde topkapı sarayına gitsek padişahların çoğu sırtına onu giymiş ve savaşa gitmişler.

    Bizim köyün oralarda bir Evliyatullah vardı. Camiiyi yaparken geyikler odun taşırlarmış. Bunlar niye hurafe olsun ki . Budamı hurafe. Fatih Sultan Mehmet han her namazda Kabeyi görüyormuş



    Hem Allah(c.c.) makamı Kuranda yazılmasında ziyade Miraçta Peygamberimize(s.a.v) bildirmesini dilemesi ile olmadı mı?

    Tam olarka bilmiyorum ama Cevşen Cebrail(a.s)dan yazdırıldı, yani okutuldu.

    GÜnahlarımızı sevaplarımızı Allah(c.c.) meleklere yazdırır yazmaz. Doğru değil mi?
    Valla karşık şeyler. Bıçak üstünde kelimeler kullanıyorum. Allah(cc)ın gazabına uğramam
    inşallah.

    Velhasıl, Cevşen bidat değil. Bunu her aklı selim bilir. Ne bidattır ne başka peygamberlere nisbettir. Onlarda dua ederlerdi. Onların dualarıda dua kitaplarında mevcut.

  2. #12
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nerden
    İst.
    Mesaj
    404
    Rep Gücü
    13435
    Velhasıl, Cevşen bidat değil. Bunu her aklı selim bilir. Ne bidattır ne başka peygamberlere nisbettir. Onlarda dua ederlerdi. Onların dualarıda dua kitaplarında mevcut.
    Tamam burda dur.
    Silah namlusu'da, bıçak sırtı'da yok burda. Gerisinde var gibime geliyordu dikkat et.

  3. #13
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı Ma-i Nisan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tamam burda dur.
    Silah namlusu'da, bıçak sırtı'da yok burda. Gerisinde var gibime geliyordu dikkat et.
    Valla öyle ama şunu göz önündede bulundıralım. Hem ayrıntıya girip günah işlemeye gerek yok. Günahmı değil mi? Bidat mı değil mi? Dua mı değil mi? Ayrıntıya girince konular karışıyor. :))))

    Cevşen de Kuranı Kerim gibi Allah lafzı mıdır. Türkçe mealini okuyunca da dua edilmiş olur mu?
    Soru
    anonim 17-Temmuz-2007 - 13:02:13
    Soru
    Cevşen de Kuranı Kerim gibi Allah lafzı mıdır. Türkçe mealini okuyunca da dua edilmiş olur mu?
    25-Temmuz-2007 - 14:10:55
    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Cevşen mânâsı itibariyle Efendimiz’e vahiy yoluyla gelmiştir. Kudsî hadisler ve hadis-i şerifler vahy ve ilham yoluyla Peygamber'in söylediği sözler şeriatın ikinci kaynağı ise de, âyetler derecesinde değildirler.

    Allah'ın, manaları Hz. Peygamber'e (s.a.s) ilham ettiği fakat lafızlarını Peygamber (s.a.s)'in ifade ettiği, Kur'ân'dan sayılmayan, okunmakla ibadet olunmayan (Kur'ân gibi namazda okunmaz), ahad yolla (tevatürle değil) Rasûlüllah (s.a.s)' tan nakledilmiş ve onun tarafından da Allah'a nisbetle ifade edilmiş sözlerdir. Kudsî hadis hakkında iki görüş vardır: 1- Kudsî hadislerin hem sözleri hem de manası Allah'tandır, fakat Kur'ân'dan bir âyet değillerdir. 2-Kudsî hadislerin manası, diğer hadisler gibi Allah'tan, sözleri ise Rasûlüllahtandır. Bu tür hadislere aynı zamanda "rabbanî ve ilahî hadisler" de denir. Kudsî hadislerde: "Rabb'ından rivayet ettiği hadiste Rasûlüllah şöyle buyurdu", "Kendisinden Rasûlüllah'ın rivayet ettiği hadiste Allah Teâlâ şöyle buyurdu" gibi ifadeler kullanılmıştır.

    Cevşenin türkçe mealini okumanın sevabı vardır ve türkçe mealini okuyunca da dua edilmiş olur. Bununla beraber arapçasından okumak daha faziletlidir.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör







    Cevşen-ül Kebir Duasının kaynağı hakkında bilgi verir misiniz?
    Soru
    MergüN 05-Temmuz-2006 - 18:33:28
    Soru
    Cevşen-ül Kebir Duasının kaynağı hakkında bilgi verir misiniz?
    06-Temmuz-2006 - 12:01:02
    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Cevşen ile ilgili pek çok düşünce ve görüş ortaya atılmıştır. Daha çok Şiî kaynaklardan gelmiş olması, Ehl-i Sünnet’in Cevşen’e karşı soğuk davranmasına sebep olmuştur. Ancak bizim Cevşen ile ilgili mülâhazamız biraz husûsiyet arzetmektedir. Onun için de başkalarına ait görüşlerin naklinden daha çok, biz burada kendi mülâhazalarımızı aktarmak istiyoruz: 1) Cevşen halisane yapılmış bir duâdır. Onun hangi cümle ve kelimesi ele alınırsa alınsın, damla damla ihlâs ve samimiyet yüklü duâ takattur eder. Durum böyle olunca, Cevşen kime izafe edilirse edilsin, özdeki bu husûsiyete tesir etmemeli. Burada, “bir sözün Efendimiz’e izafesiyle bir başkasına izafesi arasında fark yoktur” demek istemiyoruz elbette. Demek istediğimiz şudur: Cevşen’in asgarî vasfı onun bir duâ olmasıdır. Başka hiçbir özelliği bulunmasa, sadece onun bu özelliği bile, Cevşen’e bir değer ve kıymet atfetmek için yeterli bir sebeptir. Halbuki onun daha nice özellikleri vardır ki, diğer maddelerde bazılarına işaret edilecektir. Öyleyse, sadece senedine âit şaibeden dolayı Cevşen’i tenkit pek haklı bir davranış olmasa gerek. 2) Efendimize ait sözlerin bütün beşer sözlerine bir rüçhaniyet ve üstünlüğü vardır. O’na ait beyan ve sözleri seçip tanımada maharet kazanmışlara gizli kalmayacak bir gerçektir ki, Cevşen baştan sona peygamberane ifadelerle bezeli bir edâya sahiptir. Bu sebeple de duâda O’na ait malzemeleri kullanmak hem önemli hem de kabule daha yakındır. Fakat yine de bu bir tercih mes’elesidir. Yoksa insan namazın dışındaki duâları hangi dille yaparsa yapsın bu durum duânın aslına tesir etmez; zira Cenab-ı Hakk bütün dilleri bilir ve duâya icabette sadece duânın samimî ve gönülden olmasını esas alır. Zaten dillerin ve renklerin ayrı ayrı oluşu O’nun kudretini ele veren âyetlerden değil mi? 3) Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi Sünnî kaynaklar Cevşen’e yer vermezler. Sadece Hâkim’in Müstedrek’inde Cevşen’den birkaç fıkrayı görebiliriz. Onun dışındaki eserlerde ben şimdiye kadar, Cevşen’e ait ibare ve ifadelerin birkaçının bile nakledildiğini görmedim. Ancak bu tamamen senede ait bir husûsiyete dayanılarak alınmış müşterek tavrın tezahüründen başka bir şey değildir ve Cevşen’in değerine menfî yönde etki edecek bir ağırlığı da yoktur. Nitekim Buharî ve Müslim’in rivayet ettiği pek çok hadis var ki; aynı hadisleri çok küçük farklarla, hatta bazen aynı şekliyle Küleynî’nin el-Kafî’inde yer almaktadır. Ne var ki Ehl-i Sünnet alimleri Küleynî’den tek bir nakilde dahi bulunmamışlardır. Halbuki onda yer alan hadisler, Buharî ve Müslim’de de yer aldıklarına göre hem senet hem de lafız itibariyle cerhi söz konusu olmayan hadislerdir. Ancak, el-Kafî’de yer alan hadisleri daha çok Şiî imamlar nakletmişler ve bu sebeple de Sünnîlerce, daha işin başında endişeyle karşılanmışlardır. Cevşen için de aynı durum söz konusu olmuştur. Eğer Cevşen Şiî imamlar yoluyla nakledilmemiş olsaydı, öyle zannediyorum ki, bütün Sünnîlerce kabul görecek ve baş tacı edilecekti. Fakat Cevşen, senet yönüyle bir talihsizliğe uğradığı için, bunca insan sırf bu yüzden onun nurlu, feyizli ve bereketli ikliminden mahrum kalmıştır. Şu anda böyle bir talihsizliği önleyecek güçte de değiliz. Asırların birikimiyle vücud bulmuş böyle bir kanaati bertaraf etmek imkânsız olmasa bile çok zordur. 4) Bazen hadis kriterleri ölçü olmayabilir. Ehlullah’ın Efendimiz’den keşfen hadis alması hiç de az vaki olmuş hâdiselerden değildir. İmam Rabbanî der ki: “Ben, İbni Mesud’dan, Muavvizeteyn’in Kur’ân’dan olmadığına dair rivayetini görünce, bu sûreleri farz namazlarımda da okumamaya başladım. Ne zaman ki, Efendimiz’den onların Kur’ân’dan olduğuna dair ihtar aldım, ancak o zaman bu sûreleri farz namazlarımda da okumaya başladım.” Bazılarının bizim Kunut duâsı olarak okuduklarımızı, Kur’ân’dan kabul etmesi de, yukarıda işaret etmek istediğimiz husûsa ayrı bir delil kabul edilebilir. Ve yine İmam Rabbanî’den bir misal, diyor ki: “Ben bazı hususlarda İmam Şafiî’yi taklid ediyordum. Ancak bana İmam Ebu Hanife’nin peygamberlik mesleğini temsil ettiği ihsas edildi. Ben de Ebu Hanife’ye iktida ettim...” Bu durum da elbet belli kriter ve ölçü gerektirir. Yoksa önüne gelen herkes keşfen bir şeyler aldığını söyler ve ortalık bir sürü uydurma keşiflerle dolar. Ama bazı büyük zatları bu kategoriye dahil etmek çok büyük yanılgı olur. Onlar “keşfen aldık” dediklerini mutlaka öyle almışlardır ve dedikleri de kat’iyen doğrudur. Ne var ki, bunları belli hadis kriterleri içinde tahlil etmek imkânsızdır. Onun için de hadisçiler bu türlü ifadelere iltifat etmemişlerdir. Ama onların iltifat etmemesi bu ifadelerin doğru olmadığı mânâsına da gelmez. Bütün bu söylediklerimiz Cevşen için de aynen geçerlidir. Onun için biz kesinlikle diyoruz ki, Cevşen mânâsı itibariyle Efendimiz’e ilham veya vahiy yoluyla gelmiştir. Daha sonra da ehlullahtan birisi bu Cevşen’i keşif yoluyla Efendimiz’den almış ve Cevşen bize kadar öyle ulaşmıştır. Bu hususlara şunu da ilave etmek faydalı olur kanaatindeyim. İmam Gazalî gibi bir allame, Gümüşhanevî gibi bir büyük veli ve Bediüzzaman gibi bir sahibkırân, Cevşen’i kabullenip onu vird edinmişlerdir. Hatta İmam Gazalî ona bir şerh yazmıştır. Cevşen’in me’hazindeki kuvvet ve kudsiyete ait başka hiçbir delil ve bürhan olmasa, sadece isimlerini verdiğimiz büyüklerin bu kabullenişleri ve yüzbinlerce insanın Cevşen’e gönülden bağlanıp değer atfetmeleri, Cevşen hakkında en azından ihtiyatlı konuşmaya yetecek güç ve kuvvette delillerdir. Sadece senedine ait bir boşluktan dolayı Cevşen’e dil uzatmak en ılımlı ifadeyle bir haksızlıktır. (M. Gülen) Not: Ayrıca şu yazıyı okumanızı da tavsiye ederiz. ...gazetesi 23/7/1996 tarihindeki sayısında “Bir bilene soralım” köşesinde A.. G.... ismindeki sahıs, çok fahiş bir hata işlemiştir ki, Cevşen-ül Kebir adındaki Kur’anın zübde ve hülâsası, kâinat ve insanın yaradılış gayelerinin neticesi olan Tevhid-i Hâlık vazifesini en ekmel bir tarzda ifade eden ve binbir esma ve sıfat-ı İlâhiyenın nuranî ve kudsî dizisi olan Münacat-i Peygamberiye (A.S.M.) çok basit bir anlayışla ve âmiyane bir görüşle ve son derece sakat bir takım bahanelerle ilişmek istemiştir. Oysa ki, kudsî olan Cevşenin hakikatları ve bunların tecelli ve tezahürleri Risale-i Nur’un eserlerinde nuranî semereler vermesiyle meydandadır. Cevşen-ül Kebir münacatına ilişmek isteyen münekkid zâtın ileri sürdüğü başlıca bahaneleri şunlardır. 1-Cevşen Duası daha çok Şiîler arasında yaygın olmakla birlikte bir kısım Sünnîlerle müşterek tarafı var olduğu.. 2-Ne Ehl-iSünnetin, ne de Şia’nın hadis kitaplarında yer almayışı.. 3-Cevşen-ül Kebir duasının fazilet ve hâsiyetleri hakkında gelen rivayetlerde mübalağaların bulunduğu.. 4-Cevşen-ül Kebir rivayet yoluyla geldiği halde kelimelerinin zaptında son derece bir titizlik içerisinde kayıt edilmesiyle hafızlardan nakledilen rivayetli hadislere benzemediği.. 5-Cevşen duası herkesin vâkıf olabileceği bir açıklık içerisinde literatüre geçtiği için gizli tutulmasının imkânsızlığı ki; rivayetteki ifadeye zıt olduğu.. İşte kendini her şeyi bilir edası içerisinde bir köşe yazarı olarak takdim eden zat, basit bir akılcılık tufanına kapılarak kendi basit görüşüne, anlayışına yukarıda sıraladığımız vâhi bahaneleri âdeta bir ilmî kaide tarzında görmüş, ona göre davranmış ve çok yersiz bir ilim furuşluk yapmak istemiştir. Oysa ki; “Ben biliyorum, ben âlimim” diyenin cahilliğini ilân eden hadis-i şerif vardır. Biz bu kabil davranışı ve sakat görüşü ....... Gazetesinin ağırbaşlılık, ilmî vakar ve tasavvuf anlayışıyla kabil-i telif göremedik. Az sonra arzedeceğimiz mes’eleyi açıklığa kavuştumuş olacağız inşâallah... CEVAPLARA GEÇİYORUZ 1- Cevşen-ül Kebir duası gibi daha pek çok mes’elelerde Şialarla, Ehl-i Sünnetin müşterekliği vardır. Şiaların iştirak ettiği her bir mes’eleyi alıp ilim ve irfan kütüphanemizden söküp atarsak, bir çok mes’ele ve hakikatları kaybetmiş oluruz. Meselâ: Mehdi Mes’elesinde şialarla Ehl-i Sünnet esasta müşterektirler. Lâkin Şialar mes’eleyi mübalağalı ve hurafeli bir zemine götürmüşlerdir. Hem meselâ: Hazret-i Ali’nin (RA) yüksek kemalâtı hakkında peygamberimizin yüksek senâları ehl-i sünnetin bütün hadîs kitablarında mevcuttur. Fakat şialar mes’eleyi başka maksad ve gayelere yönlendimişlerdir. Yine meselâ; bütün sahih hadîs kitaplarımızda: “Dağda, kırda, bayırda her yerde temiz toprak üstünde rahatlıkla secde edilip namaz kılınabileceği” manasında bir hadis-i şerif mevcuddur. Şialar ise bu hadîsi başka bir mecraya çekerek kiremitten secdelik taşlar yaptırarak, sadece onun üstünde secde edilebileceği manasında uygulamişlardır. İşte Cevşen-ül Kebir Duası da böyledir. Şialar onun hakkında bir çok mübağalalar uydurmuş ve gayr-i murad yanlış tatbikatlar yapmış olabilirler. Kefenlerine özel tarzda Cevşeni yazdırabilirler; ki aslında Gümüşhanevî Şeyh Ahmed Ziyauddin Hazretlerinin “Mecmuat-ül Ahzab” isimli eserinin cild 1 sahife 243’ün kenarında yazılı bulunan, Cevşen-ül Kebir’in hasiyetleri hakkındaki bölümde: “Kefenin üstüne Cevşenin metni yazılır.” diye bir şey yoktur. Belki “Kâfur ve misk ile bir kaba yazılsa kabdaki yazılar su ile eritilip o su ölünün kefenine serpilse” diye yazılıdır. 2- Cevşen-ül Kebir duası hadîs kitablarımızda hattâ şiaların da meşhur hadîs mecmualarında kayıtlı değildir diyerek gayr-i sahihliğine delil gösterilmiş. Cevap: Cevşen-ül Kebir gibi daha bir çok hususi mes’ele ve büyük dualar meşhur hadîs müdevvenatı olan kitaplarımızda mevcut olmaması, sahih olmadığına delil değildir. Sadece Cevşen-ül Kebir değil, Kur’an’ın bazı sure ve âyetleri bir münacaat duası olan “Kenz-ül Arş” duası gibi bir çok mühim dua ve münacatlar kat’iyen menba-ı Risaletten gelmiş oldukları halde meşhur hadîs kitaplarımızda kayıtlı değildir. Yine bu neviden olarak koskoca Nakşibendiye Tarîkatı’nın esasının hafi zikir tarzında Peygamberimiz (A.S.M.) tarafından Hazret-i Ebubekir-i Sıddık’a (R.A.) mağara içinde hususî bir tarzda talim edildiği Başta İmam-ı Rabbanî (R.A.) “Mektubat’ında”, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri “Marifetname’sinde”, daha birçok tasavvuf kitaplarında önemle kayıtlı olduğu halde, meşhur hiçbir hadîs kitabında yer almamaktadır. Bu durumda ve münekkid zatın kaidesine göre acaba hepsi kâmilîni ulema olan sâdat-ı Nakşibendiyenin kutup ve pirlerinin o tarz görüş ve telâkkileri asılsız bir hurafe midir? (Bu münâcat, Üstad Bediüzzaman tarafından her gün vird olarak okunmuş olduğu gibi, Risale-i Nur'un muhtelif yerlerinde onun büyüklüğü, hakikatlılığı ayrı ayrı ifadelerle beyan edilmiştir. İşte Cevşen-ül Kebir'den bahseden Nur Risalelerinin yer ve sahife numaraları kısmen aşağıdadır:) Sözler sh: 454; Mektubat sh: 217; Lem'alar sh: 339; Şualar sh: 59, 104, 129, 246, 622 ve 625; Büyük Tarihçe sh: 398 ve daha Risale-i Nur'un bir çok yerle rinde, Üstad Bediüzzaman Hazretleri gayet kesin ve pervasız bir kanaatla, Cevşen-ül Kebir Duasının Resul-i Ekrem (A.S.M.)'m kudsî bir münâcatı olduğunu beyan etmişlerdir. Me'hazleri ise Mecmuat-ul Ahzab 1/231'de Cevşen'in senedi de kaydedilmiştir; ayrıca Irak’ta tab'edilmiş "Mecmuat-ud Daavat isimli bir eserde Cevşen'i ve onun rivayet senedini de görmüştüm. Cevşen-ül Kebir Münâcatı, mütedavil hadîs kitaplarında tamamının bu lunmadığını söylemeye gerek yoktur. Sırlı ve hususi hadîsler kısmından olduğu da kesindir. Bununla beraber Cevşen-ül Kebir'in bazı kısımları (Cevşen-ül Kebir duası olarak değil) Peygamber'in (A.S.M.) sair duaları içinde olarak, bazı hadîs kitablarında bulunmaktadır. Az sonra nümunelerini arz edeceğiz. Cevşen-ül Kebir Münâcatını, bil-farz senedi olmayan sadece dillerde dolaşan bir hadîs olarak kabul etsek bile; İman-ı Suyutî Hazretleri "Sened-ü Musafaha" Risalesi Mukaddemesinde, mukarrer bir hadîs kaidesi olarak yazdığı şu: "Senedi bulunmayan hadîsler görülürse, eğer o hadîs, usûl-u İslâmiyeye zıd, akla münafi ve ayrıca da sair sahih hadîslere muhalif ise, o zaman mevzuluğuna hükmedilebilir. Eğer bu şartlar yoksa, o hadîs bir taraf; bırakılır ve ilişilmez." İşte, bu hadîs kaidesine göre, Cevşen-ül Kebiri ölçtüğümüz zaman, kaidedeki menfi üç kaziyeden hiçbirisinin Cevşen'de bulunmadığını görmekteyiz. Kaideye muhalefet şöyle dursun, baştan sona kadar Kur'an âyetlerini, Esma-i Hüsna'yı ve hakiki hâlis tevhidi terennüm etmektedir. Böylelikle Cevşen-ül Kebir, usûl-ü Îslâmiyenin en mühim temeli olan tevhid hakikatını tahkim ve takviye ediyor. Hem Marifet-i İlahiye'ye dair harikulade tavsifat göstermesi ve hiçbir arifin, hiçbir kâmil velînin münâcatlarına benzememesi, elbette Cevşen-ül Kebir'in, Mu'ciz-Beyan olan Lisan-ı Nübüvvet ten geldiğini gösterir. Hem koca Bediüzzaman gibi bir dâhî-yi hakikat, bir Allâme-i Küll Cevşen-ül Kebir'e "Mütevatirdir" deyip, hayatının son kırk senelik kısmında onu kendine vird edinip her gün okuması ve ondan çok büyük feyizler, nur ve bereketler alması, Cevşen'in menba-ı Risaletten gelmiş olduğuna ayrı bir şâhiddir. 3- Kudsî ve emsalsız ve hârika bir münacat-i Peygamberî olan Cevşen-ül Kebir duasının fazilet ve hasiyetleri hakkında gelen rivayette aşırı bir mübalağanın söz konusu olduğu mes’elesine cevabımız ise: Evvelâ: Ehl-i sünnet’in ve bunlardan özellikle ehl-i tahkik bir mutasavvıf ve büyük bir veli, ayni zamanda hadîs usûlü ilmine âşina ve bu yolda te’lifatı var olan meşhur Şeyh Ahmet Gümüşhanevî Hazretleri’nin “Mecmuat-ül Ahzab” eseri birinci cilt sahife 243’te yazılı olan rivayetteki ifadelerde; ehl-i sünnetin akıl ve ilim kâidelerine ve sair hâdislerdeki peygamberimizden (A.S.M.) mervi bazı dua ve Kur’an sureleri hakkında gelmiş rivayetlerdeki beyan tarzına hiçde bir mugayereti ya da bir ziyadeliği diye bir şey yoktur. Sözünü ettiğimiz rivayetlerde makam-ı tergibin icabından olan ve mübalağa gibi görünen bazı sözlerinin ve kelimay-ı Nebeviyenin aksamının vaziyetine âşınalığı olan kimselerin, Cevşen-ül Kebir hakkında varid olmuş rivayeti de uygun bulacakları muhakkaktır. Kaldı ki, Peygamber (A.S.M.) Cevşen ve emsali duaların fazilet ve sevaplarını evvelâ ve birinci derecede kendi hakkında vaziyetlerini görmüş öylece ifade buyurmuşlardır. Risale-i Nur bu mes’eleyi ve daha benzer birçok mes’eleleri kökten ve esastan halletmiştir. İsteyenler 24. sözün 3. dal’ının 12 asıllarına ve hususiyle Emirdağ Lahikası sahife 162’deki Hazret-i Üstadın (R.A.) hârika izahatına bakabilirler. Bütün bu izahatla beraber şiaların içinde ve şia kaynaklı Cevşenler hakkında bazı ziyadelikler ve mübalağakâr ifadeler veya garip tatbikatlar bulunmuş olabilir. Şiaların o tip mübalağaları elbette Cevşenin asliyetine ve metninin i’cazdarlığına ve ehl-i sünnetin onun hakkında müstakim makbul ve mutedil telâkkilerina bir zarar îras etmez. 4- Rivayet yoluyla geldiği halde Cevşenin kelimelerinin büyük bir titizlikle aynı aynısına, eksiksiz olarak kaydedilmesiyle hafızlardan nakledilen sair rivayetli hadislere benzemediği için uydurulmuştur. Cevap: Herşeyi biliyorum diye arz-ı endam eden bîçare münekkid zât anlaşılıyor ki; asrı saadette bir çok mühim hadîslerin ve i’caza dair bazı rivayetlerin, anında veya hemen akabinde yazi ile kaydedildiğinden haberi yoktur.Cevşen-ül Kebir gibi vahy-i zımnî ile gelmiş fevkalade mühim bir duanın Hazret-i Ali’ye (R.A.) menba-i Risaletten intikal edildiğine imam-ı Ali (R.A.) tarafından hemen yazı ile kaydedilmiş olduğuna neden ihtimal vermiyor?. Bilmiyoruz. Bu Hakikatla beraber münekkid olan zat bir gaflet ile kendi kendine tenakuza düşüyor. Diyor ki: “Şifa kaynaklı Cevşenlerle Sünnilerin tabettirdikleri nüshalarda bazı eksiklikler veya farklılıklar vardır.” Eğer düğüm böyle ise, münekkid zâtın az üsteki ifadesinde: “Onun kelimeleri titizlikle zaptedilmiş.” İle kendisinin tesbit etmiş olduğu o ziyadelikler veya eksiklikler vaziyeti; kendisini derince cerh etmekte oduğunun farkında değildir. Kaldı ki her bir dua veya sahih hadîslerin de mutlaka nusha farkları bulunmaktadır. Cevşeninki de öyledir. Bazı farkları vardır; ve bunlar “Mecmuat-ül Ahzab”ın ilgili yerinde işaretlenmişlerdir. 5- Cevşen-ül Kebir duasındaki mânâlar herkesin anlayabileceği bir ifade ile geldiği için onun gibi bırakılmasına imkân yoktur. Cevap: Bu mes’elede bu münekkid zât, bilmediği halde biliyorum hülyasıyla kendi canibinden bir hükme varmış; amma bilmezliğini itiraf ederek arayıp da bir bilene sormayı ihmal etmiş. Evet, Cevşen-ül Kebir gibi daha birçok dualar ve sırlı hususi mes’eleler var ki ilk başlarda hususi ve mahrem tutulmuşken lâkin zamanla hususilik ve mahremiyet tarafları naehil insanlar yüzünden zedelenmiş, herkese gösterilmiş, şuyu’ bulmuştur. Haliyle o dualardaki mıknatıs gibi hâsiyetler de gaib olmuşlardır. Buna göre Cevşen’in asıl mahrem tutulan yanı is herkes tarafından kolayca anlaşılabilen onun muazzam metni değil; belki fazilet, sevab ve hasiyetleridir. Veya bunlar hakkında gelen rivayet şeklidir. Evet, Kur’anla beraber umuma bakan ve her vakit herkese lâzım olan âyetleri, hadîsleri veya sahabenin tefsirlerini herkese bildirmek ve yaymak lâzım ve vâcib bir vazife olduğu gibi, İslâm ailesinin hususi ve mahrem ve ancak ehline gösterilebilir sırlı ve özel bazı dua ve rivayet kısımlarının varlığı da muhakkaktır. Bu mevzua Hazret-i Ebu Hüreyre’nin (R.A.) ve İmam-ı Ali’nin (R.A.) söyledikleri ve dikkat çekdikleri sözleri kat’î delildir. Başka sahabelerin aynı mevzuda ayrı sözleri de vardır. İşte Hazret-i Ebu Hüreyre (R.A.) bu hususta şöyle der: “Ben Resulullah’tan (A.S.M.) iki kab ilim hıfzedip aldım. Bunlardan birisini neşrettim, amma ikincisini ise eğer neşretsem şu boyun (kendi boynunu göstererek) kesilir”. Buhari cilt 2.sahife 185 Hazret-i İmam-ı Ali (R.A.) ise derki: “Ben Ebü-l Kasım’ın (Resulullah’ın) ağzından her işittiğimi size söyler, ifşa edersem, sizler benim yanımdan ayrıldığınızda “Ali yalancıların yalancısı, fâsıkların fâsıkıdır diyeceksiniz.” (Ruh-ul Beyan, Burusevi, cilt 4. sahife 270) Demek ki sırlı, mahrem ve hususi rivayetler, dualar ve işler vardır ki, bunların meşhur ve umuma açık hadîs kitaplarına geçmemeleri ile asıllarının gayr-ı mevcudluğuna hiçbir delil olamaz. NETİCE Cevşen-ül Kebir adındaki en meşhur ve Kur’andan sonra en mübarek ve en kudsî münacat-ı Peygamberî merfû ve muttasıl ve mütevatir senedi “Mecmuat-ül Ahzab’ın 1. cildinin 234. sahifesinde mevcuttur. Rivayet silsilesi, sâdat-ı ehl-i Beytten müteşekkildir. Ve şimdiye kadar hiçbir muhaddis veya nekkad-ı muhaddisinden hiçbir müteşeddit; cerh ve tâdil kitaplarında Cevşenin senedine ilişmemiş, hiçbir şey dememiştir. İşte meydan, bütün cerh, nekd ve tadil kitapları ortada ... Ayrıca, Cevşen-ül Kebir münacatı hakkında tahkikli bir araştırmamızın kısaca bir özeti “Risale-i Nur’un Kudsî Kaynakları” adlı eserimizin 412 sahifesinde mevcuttur. Ve böylece, ehl-i hak ve hakikatın yanında mes’ele gündüz gibi aydınlanmıştır. Şüphe ve vesveselerin, sivrisineklerin sakat vızıltıları, şu gök gürültüsü gibi olan sâdânın yanında hiçbir değeri yoktur. Ve her zaman da sönmeye ve susmaya mahkumdur. Abdulkadir Badıllı
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör


    Kaynak: sorularlaislamiyet.com

  4. #14
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    bu yukarıya asılan yazıyı okuyan var mı?
    cidden çok merak ediyorum...

  5. #15
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    İş olsun diye yazıyoruz işte. :)) Dolu geçmesi gereken Zamanı boşa harcıyoruz. Bidat mı değil mi? Ne olursa olsun banane? Oku gitsin. Okumaya zaman ibadetlerini tamamdır.

    Allah günahlarımı affetsin :-]

  6. #16
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nerden
    İst.
    Mesaj
    404
    Rep Gücü
    13435
    Alıntı Guney´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    bu yukarıya asılan yazıyı okuyan var mı?
    cidden çok merak ediyorum...
    Yazı uzun olmuş gerçi, ben okudun. Ali arkadaşımızın astığı yazı cevşeni tanımak için bana göre çok önemlidir. Geniş zaman içinde yavaş yavaş bir kez daha okumayı düşünüyorum.

  7. #17
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı Ma-i Nisan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yazı uzun olmuş gerçi, ben okudun. Ali arkadaşımızın astığı yazı cevşeni tanımak için bana göre çok önemlidir. Geniş zaman içinde yavaş yavaş bir kez daha okumayı düşünüyorum.
    Ammar arkadaşımızında yazdığı önemlidir. Sonuçta bidat olduğu düşünülüyorsa buna inanılıyordur. Velhasıl bunu araştırıp bulacak sonuçandıracak araştıracak ben değilim. Tarikat şeyhleri diyane işleri, Fethullah hocalar düşünsünler araştırıp düşünsünler banane :? Değil mi :))

  8. #18
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Çünkü yazdırılmaktan ziyade demek istediğim şuydu:
    Bu sözünüzde çok tehlikeli bir yaklaşım tarzı var..Demek istediklerinizi net ortaya koyun yoksa sizden sonra yazdıklarınızı okuyanlar, sizin yazdığınız şekliyle anlarlar ve aöyle anladıkları zaman onunla amel edebilir, öyle inanabilirler.....


    Cevşen niye bidat olsun.
    Siz BİDAT nedir tam olarak bildiğinize eminmisiniz....!!!!!!


    Birileri gelip haşa o devirde Peygamberimiz(sav) bidat olan bir şeyi mi giydi.. Şimdilerde topkapı sarayına gitsek padişahların çoğu sırtına onu giymiş ve savaşa gitmişler.
    Şu nasıl bir sorudur...? Padişahlar ne giymiş belgesiz bilgisiz konuşmayın....?


    Abdulkadir geylani hz. bu bağlamda düşünebiliriz. Bunu ben demiyorum
    Hiçbir bağlamda düşünmem bunu söyleyenlerinde hangi niyetle maksatla söyledikleri zerre kadar umrumda değil ALLAH C.C ve RESULUNUN S.A.S emretiğine ters görüş düşünce haraket, inanç, eylem hepsi batıldır benim gözümde....Sizin demniz yada tarikat önderlerinden birinin demesi, yada çinlinin meksikalını, afrikalının söylemeside umrumda değil...HAK olanı söyleyin aleyhinize de olsa HAKKI söyleyin...

    Şu yukarda verdiğin uzun yazıyı okumaya dahi değmez.....

    Konu içeriğinde geçen kişilklerden birkaç alıntı CEVŞEN in Hangi taife arasında destek ve hürmet gördüğünü anlamak için yeterde artar bile...

    İmam Rabbanî
    Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri / Marifetname
    Gümüşhanevî
    İmam Gazalî
    Bediüzzaman gibi bir sahibkırân / Emirdağ Lahikası sahife 162�deki Hazret-i Üstadın

    vs..vs..vs

    Bunda bir gariplik var değilmi hepsi TASAVVUFCU ....Hımmm....?

    Ardına düştüğünüz körü körüne sarıldığınız peşlerinden sizleri de sürükleyenlerin nerelere sürüklediklerine dikkat edin....

    Celaleddin Rumi bana mesnevi indirildi diyor
    Said Nursi Bana yazdırıldı diyor
    Mahmut efendi Peygamberin kabri yanında yatarken bu kitap bana yazdırıldı diyor...
    Abdulkadir Geylani Ölüleri diriltiyor

    Ne kadar da çok PEYGAMBER var değilmi...?

    ve kendi verdiğin kaynak da bir cümleyi ibreti alem için asıyorum buraya....


    daha birçok tasavvuf kitaplarında önemle kayıtlı olduğu halde, meşhur hiçbir hadîs kitabında yer almamaktadır.
    İyi düşünün temelinde FELSEFE olan bu TASAVVUF inancı sizi sürüklediği yönlere dikkat edin....

  9. #19
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Siz BİDAT nedir tam olarak bildiğinize eminmisiniz....!!!!!!
    Hz. Peygamber ve Ashâb-ı Kirâm dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hattâ bir benzeri olmayan ve İslâm'dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve ibâdet kabûl edilen görüş ve ameller, sünnete aykırı davranışlar.


    Cevşen:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Allâhümme innî es'elüke biesmâike
    1 Yâ Allah
    2 Yâ Rahman
    3 YâRahîm
    4 Yâ'Alîm
    5 Yâ Halîm
    6 Yâ Azîm
    7 Yâ Hakîm
    8 Yâ Kadîm
    9 Yâ Mukîm
    10 Yâ Kerîm
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    2
    1 Yâ Seyyide's-sâdât
    2 Yâ Mucîbe'd-de'avât
    3 Yâ Veliyye'l-hasenât
    4 Yâ Refıa'd-deracât
    5 Yâ Azîme'l-berakât
    6 Yâ Ğafıra'l-hatîât
    7 Yâ Dâfî'a'l-beliyyât
    8 Yâ Sâmi'a'l-esvât
    9 Yâ Mu'tıye'l-mesûlât
    10 Yâ 'Alime's-sirri ve'l-hafiyyât

    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nar.
    3
    1 Ya Hayra'l-ğâfirîn
    2 Ya Hayra'n-nâsırîn
    3 Ya Hayra'l-hâkimîn
    4 Ya Hayra'l-fatihîn
    5 Yâ Hayra'z-zâkirîn
    6 Yâ Hayra'l-vârişîn
    7 Yâ Hayra'l-hâmidîn
    8 Yâ Hayra'r-râzikîn
    9 Yâ Hayra'l-fâsilîn
    10 Yâ Hayra'l-muhsinîn
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.


    4
    1 Yâ Men lehü'l-'izzü ve'l-cemâl
    2 Yâ Men lehü'l-mülkü ve'l-celâl
    3 Yâ Men lehü'l-kudretü ve'l-kemâl
    4 Yâ Men hüve'l-kebîru'l-müte'âl
    5 Yâ Men hüve şedîdü'l-mihâl
    6 Yâ Men hüve şedîdü'l-'ikâb
    7 Yâ Men hüve serî'u'l-hisâb
    8 Yâ Men hüve 'indehû hüsnü's-şevâb
    9 Yâ Men hüve 'indehû ümmü'l-kitâb
    10 Yâ Men hüve yünşiü's-sehâbe's-sikâl
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    5
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Hannân
    2 Yâ Mennân
    3 Yâ Deyyân
    4 Yâ Gufran
    5 Yâ Burhan
    6 Yâ Sultân
    7 Yâ Sübhân
    8 Yâ Müste'ân
    9 Yâ Ze'l-menni ve'l-beyân
    10 Yâ Ze'l-emân
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    6
    1 Yâ Men tevâda'a küllü şey'in li'azametih
    2 Yâ Meni'stesleme küllü şey'in likudratih
    3 Yâ Men zelle küllü şey'in li'izzetih
    4 Yâ Men hada'a küllü şey'in liheybetih
    5 Yâ Meni'nkâde küllü şey'in limülketih
    6 Yâ Men dâne küllü şey'in min mehâfetih
    7 Yâ Meni'nşakkati'l-cibâlü min haşyetin
    8 Yâ Men kâmeti's-semâvâtü bi emrih
    9 Yâ Meni'stekarrati'l-ardu bi iznih
    10 Yâ Men lâ yâ'tedî 'alâ ehli memleketih
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.




    7
    1 Yâ Ğâfıra'l-hatâyâ
    2 Yâ Kâşife'l-belâyâ
    3 Yâ Müntehe'r-racâyâ
    4 Yâ Müczile'l-'atâyâ
    5 Yâ Vâsi'a'l-hedâyâ
    6 Yâ Râzika'l-berâyâ
    7 Yâ Kâdiya'l-münâyâ
    8 Yâ Sâmi'a'ş-şekâyâ
    9 Yâ Bâ'ise's-serâyâ
    10 Yâ Mutlika'l-üsârâ
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    8
    1 Yâ Ze'l-hamdi ve's-senâ
    2 Yâ Ze'l-mecdi ve's-senâ
    3 Yâ Ze'l-fahri ve'l-behâ
    4 Yâ Ze'l-'ahdi ve'l-vefâ
    5 Yâ Ze'l-'afvi ve'r-ridâ
    6 Yâ Ze'l-menni ve'l-'atâ
    7 Yâ Ze'l-fasli ve'l-kadâ
    8 Yâ Ze'l-'izzeti ve'l-bekâ
    9 Yâ Ze'l-cûdi ve'n-na'mâ
    10 Yâ Ze'l-fadli ve'l-'âlâ
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    9
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Mâni'
    2 Yâ Dâfi'
    3 Yâ Nâfi'
    4 Yâ Sami'
    5 Yâ Râfi'
    6 Yâ Sâni'
    7 Yâ Şâfi'
    8 Yâ Cami'
    9 Yâ Vâsi'
    10 Yâ Mûsi'
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.




    10
    1 Yâ Sâni'a külli masnû'
    2 Yâ Halika külli mahlûk
    3 Yâ Râzika külli merzûk
    4 Yâ Mâlike külli memlûk
    5 Yâ Kâşife külli mekrûb
    6 Yâ Fârice külli mağmum
    7 Yâ Râhime külli merhum
    8 Yâ Nasıra külli mahzûl
    9 Yâ Sâtira külli mâ'yûb
    10 Yâ Melcee külli mazlum
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    11
    1 Yâ 'Uddetî 'inde şiddeti
    2 Yâ Recâî 'inde müsîbeti
    3 Yâ Mûnisî 'inde vahşeti
    4 Yâ Sâhibî 'inde gurbeti
    5 Yâ Veliyyî 'inde ni'metî
    6 Yâ Kâşifi 'inde kürbetî
    7 Yâ Ğıyâşî 'inde'f-tikârî
    8 Yâ Melceî 'inde'd-dırârî
    9 Yâ Mu'înî 'inde feze'î
    10 Yâ Delîlî 'inde hayrati
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    12
    1 Yâ 'Allâme'l-ğuyûb
    2 Yâ Ğaffara'z-zünûb
    3 Yâ Settâra'l-'uyûb
    4 Yâ Keşşâfe'l-kürûb
    5 Yâ Mukallibe'l-kulûb
    6 Yâ Müzeyyine'l-kulûb
    7 Yâ Münevvira'l-kulûb
    8 Yâ Tabîbe'l-kulûb
    9 Yâ Habîbe'l-kulûb
    10 Yâ Enîse'l-kulûb
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.




    13
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Celîl
    2 Yâ Cemîl
    3 Yâ Vekîl
    4 Yâ Kefil
    5 Yâ Delîl
    6 Yâ Mükîl
    7 Yâ Habîr
    8 Yâ Latîf
    9 Yâ 'Azîz
    10 Yâ Melîk
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    14
    1 Yâ Delîle'l-mütehayyirîn
    2 Yâ Gıyâşe'l-müsteğîşîn
    3 Yâ Sarîha'l-müstesrihîn
    4 Yâ Câra'l-müstecîrîn
    5 Yâ Melcee'l-'âsîn
    6 Yâ Ğâfıra'l-müznibîn
    7 Yâ Emâne'l-hâifîn
    8 Yâ Râhime'l-mesâkîn
    9 Yâ Enîse'l-müstevhişîn
    10 Yâ Mücîbe da'veti'l-müdtarrîn
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    15
    1 Yâ Ze'l-cûdi ve'l-ihsân
    2 Yâ Ze'l-fadli ve'l-imtinân
    3 Yâ Ze'l-emni ve'l-emân
    4 Yâ Ze'l-kudsi ve's-sübhân
    5 Yâ Ze'l-hikmeti ve'l-beyân
    6 Yâ Ze'r-rahmeti ve'r-rıdvân
    7 Yâ Ze'l-hucceti ve'l-bürhân
    8 Yâ Ze'l-'azameti ve's-sultân
    9 Yâ Ze'l-'afvi ve'l-ğvıfrân
    10 Yâ Ze'r-ra'feti ve'l-müste'ân
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.




    16
    1 Yâ Men hüve Rabbü külli şey'
    2 Yâ Men hüve ilâhü külli şey'
    3 Yâ Men hüve Hâliku külli şey'
    4 Yâ Men hüve fevka külli şey'
    5 Yâ Men hüve kable külli şey'
    6 Yâ Men hüve ba'de külli şey'
    7 Yâ Men hüve 'Alimü külli şey'
    8 Yâ Men hüve Kâdiru külli şey'
    9 Yâ Men hüve Sâni'u külli şey'
    10 Yâ Men hüve yebkâ veyefnâ küllü şey'
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    17
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Mü'min
    2 Yâ Müheymin
    3 Yâ Mükevvin
    4 Yâ Mülakkin
    5 Yâ Mübeyyin
    6 Yâ Mühevvin
    7 Yâ Müzeyyin
    8 Yâ Mu'azzim
    9 Yâ Mu'avvin
    10 Yâ Mülevvin
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente'l-emâ ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    18
    1 Yâ men hüve fî mülkihî mükîm
    2 Yâ men hüve fî celâlihî 'azîm
    3 Yâ men hüve fî sültânihî kadîm
    4 Yâ men hüve 'alâ 'abdihî rahîm
    5 Yâ men hüve bikülli şey'in 'alîm
    6 Yâ men hüve limen cefâhu halîm
    7 Yâ men hüve limen teraccâhü kerîm
    8 Yâ men hüve fî mekâdîrihî hakim
    9 Yâ men hüve fi hükmihî latîf
    10 Yâ men hüve fı lütfihî kadîr
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.




    19
    1 Yâ men la yürcâ illâ fadlüh
    2 Yâ men lâ yühâfü illâ 'adlüh
    3 Yâ men lâ yüntezaru illa birruh
    4 Yâ men lâ yüs'elü illâ 'afvüh
    5 Yâ men lâ yedûmü illâ mülküh
    6 Yâ men lâ sültâne illâ sültânüh
    7 Yâ men lâ bürhâne illâ bürhânüh
    8 Yâ men vesiat külle şey'in rahmetüh
    9 Yâ men sebekat rahmetühû 'alâ ğadabih
    10 Yâ men ehâta bi külli şey'in 'ilmüh
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    20
    1 Yâ Fârice'l-hemm
    2 Yâ Kâşife'l-ğamm
    3 Yâ Gâfire'z-zenb
    4 Yâ Kâbile't-tevb
    5 Yâ Hâlika'l-halk
    6 Yâ Sâdika'l-va'd
    7 Yâ Râzika't-tıfl
    8 Yâ Mûfiye'l-'ahd
    9 Yâ 'Alime's-sirr
    10 Yâ Fâlika'l-habb
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    21
    Ve es'elüke biesmâike

    1 Yâ 'Aliyy
    2 Yâ Vefiyy
    3 Yâ Veliyy
    4 Yâ Ganiyy
    5 Yâ Meliyy
    6 Yâ Zekiyy
    7 Yâ Radiyy
    8 Yâ Bediyy
    9 Yâ HafIyy
    10 Yâ Kaviyy
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.



    22
    1 Yâ Men azhera'l-cemîl
    2 Yâ Men setera 'ale'l-kabîh
    3 Yâ Men lâ yüâhizü bi'l-cerîmeh
    4 Yâ Men lâ yehtikü's-sitr
    5 Yâ 'Azîme'l-'afv
    6 Yâ Hasene't-tecâvüz
    7 Yâ Vâsi'a'l-mağfireh
    8 Yâ Bâsita'l-yedeyni bi'r-rahmeh
    9 Yâ Sahibe külli necvâ
    10 Yâ Müntehâ külli şekva
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    23
    1 Yâ Ze'n-ni'meti's-sâbiğah
    2 Yâ Ze'r-rahmeti'l-vâsi'ah
    3 Yâ Ze'l-hikmeti'l-bâliğah
    4 Yâ Ze'l-kudreti'l-kâmileh
    5 Yâ Ze'l-hucceti'l-kâtı'ah
    6 Yâ Ze'l-kerâmeti'z-zâhirah
    7 YâZe's-sıfati'l-'âliyeh
    8 YâZe'l-'izzeti'd-dâimeh
    9 Yâ Ze'l-kuvveti'l-metîneh
    10 Yâ Ze'l-minneti's-sâbikah

    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ entei-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    24
    1 Yâ Ahkeme'l-hâkimîn
    2 Yâ 'Adele'l-'âdilîn
    3 Yâ Asdeka's-sâdikîn
    4 Yâ Azhera'z-zâhirîn
    5 Yâ Athera't-tâhirîn
    6 Yâ Ahsene'l-hâlikîn
    7 Yâ Esra'a'l-hâsibîn
    8 Yâ Esme'a's-sâmi'în
    9 Yâ Ekrame'l-ekramîn
    10 Yâ Erhame'r-râhimîn
    11 Yâ Eşfe'a'ş-şâfi'în
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.




    25
    1 Yâ Bedi'a's-semâvât
    2 Yâ Câ'ile'z-zulümât
    3 Yâ 'A'lime'l-hafıyyât
    4 Yâ Râhîme'l-'aberât
    5 Yâ Sâtira'l-'averât
    6 Yâ Kâşife'l-beliyyât
    7 Yâ Muhyiye'l-emvât
    8 Yâ Dâ'ife'l-hasenât
    9 Yâ Münzile'l-berakât
    10 Yâ Şedîde'n-nekamât


    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    26
    Ve es'elüke biesmâike

    1 Yâ Müsavvir
    2 YâMükaddir
    3 Yâ Mütahhir
    4 Yâ Münevvir
    5 Yâ Mükaddim
    6 Yâ Müahhir
    7 Yâ Müyessir
    8 Yâ Münzir
    9 Yâ Mübeşşir
    10 Yâ Müdebbir
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    27
    1 Yâ Rabbe'l-beyti'l-harâm
    2 Yâ Rabbe'ş-şehri'l-harâm
    3 Yâ Rabbe'l-mescidi'l-harâm
    4 Yâ Rabbe'l-beledi'l-harâm
    5 Yâ Rabbe'r-rukni ve'l-mekâm
    6 Yâ Rabbe'l-meş'ari'l-harâm
    7 Yâ Rabbe'l-hılli ve'l-haram
    8 Yâ Rabbe'n-nûri.ve'z-zalâm
    9 Yâ Rabbe't-tahiyyeti ve's-selâm
    10 Yâ Rabbe'l-celâli ve'l-ikrâm
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.



    28
    1 Yâ 'İmâde men lâ 'imâde leh
    2 Yâ Senede men lâ senede leh
    3 Yâ Zühra men lâ zühra leh
    4 Yâ Giyâşe men lâ ğiyâşe leh
    5 Yâ Hırze men lâ hırze leh
    6 Yâ Fahra men lâ fahra leh
    7 Yâ 'İzze men lâ 'izze leh
    8 Yâ Mu'îne men lâ mu'îne leh
    9 Yâ Enîse men lâ enîse leh
    10 Yâ Gunyete men lâ gunyete leh
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    29
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Kâim
    2 Yâ Dâim
    3 Yâ Rahim
    4 Yâ Hâkim
    5 Yâ 'Âlim
    6 Yâ 'Âsim
    7 Yâ Kâsim
    8 Yâ Salim
    9 Yâ Kâbid
    10 Yâ Basit
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'n-nâr.
    30
    1 Yâ 'Âsıme-meni'sta'sameh
    2 Yâ Râhime meni'sterhameh
    3 Yâ Nasıra meni'stensarah
    4 Yâ Hafıza meni'stahfezah
    5 Yâ Mükrime meni'stekrameh
    6 Yâ Mürşide meni'sterşedeh
    7 Yâ Mu'îne meni'ste'âneh
    8 Yâ Muğîşe meni'steğâşeh
    9 Yâ Sarîha meni'stesrahah
    10 Yâ Ğâfıra meni'stağferah

    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne hallisnâ mine'rı-nâr.



    31
    1 Yâ Kerîme's-saftı
    2 Yâ 'Azîme'l-menn
    3 Yâ Keşîra'l-hayr
    4 Yâ Kadîme'l-fadl
    5 Yâ Latîfe's-sun'
    6 Yâ Dâime'l-lütf
    7 Yâ Nâfise'l-kerb
    8 Yâ Kâşife'd-durr
    9 Yâ Mâlike'l-mülk
    10 Yâ Kâdiyen bi'l-hakk
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    32
    1 Yâ 'Azîzen lâ yüdâm
    2 Yâ Latîfen lâ yürâm
    3 Yâ Rakîben lâ yenâm
    4 Yâ Kaimen lâ yefût
    5 Yâ Hayyen lâ yemût
    6 Yâ Meliken lâyezûl
    7 Yâ Bakiyen lâ yefnâ
    8 Yâ 'Alimen lâ yechel
    9 Yâ Sameden lâ yüt'âm
    10 Yâ Kaviyyen lâ yüd'af
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    33
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Vâhid
    2 Yâ Vâcid
    3 Yâ Şâhid
    4 Yâ Mâcid
    5 Yâ Râşid
    6 Yâ Bâiş
    7 Yâ Vâris
    8 Yâ Dârr
    9 Yâ Nâfi'
    10 Yâ Hâdî
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.




    34
    1 Yâ A'zamü min külli 'azîm
    2 Yâ Ekramü min külli kerîm
    3 Yâ Erhamü min külli rahîm
    4 Yâ Ahkemü min külli hakîm
    5 Yâ Aİemü min külli 'alîm
    6 Yâ Akdemü min külli kadîm
    7 Yâ Ekberu min külli kebîr
    8 Yâ Ecellü min külli celîl
    9 Yâ E'azzü min külli 'azîz
    10 Yâ Eltafü min külli latîf
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    35
    1 Yâ Men hüve fî 'ahdihî vefiyy
    2 Yâ Men hüve fî vefaihî kaviyy
    3 Yâ Men hüve fî kuvvetihi 'aliyy
    4 Yâ Men hüve fî 'ulüvvihî karîb
    5 Yâ Men hüve fî kurbihî latîf
    6 Yâ Men hüve fî lütfıhî şerîf
    7 Yâ Men hüve fî şerefîhî 'azîz
    8 Yâ Men hüve fî 'izzetihî 'azîm
    9 Yâ Men hüve fî 'azametihî mecîd
    10 Yâ Men hüve fî mecdihî hamîd
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    36
    1 Yâ Men hüve küllü şey'in hâdiun leh
    2 Yâ Men hüve küllü şey'in kâinün leh
    3 Yâ Men hüve küllü şey'in mevcudun leh
    4 Yâ Men hüve küllü şey'in münîbün leh
    5 Yâ Men hüve küllü şey'in hâifün minh
    6 Yâ Men hüve küllü şey'in müsebbihun leh
    7 Yâ Men hüve küllü şey'in kâimün bih
    8 Yâ Men hüve küllü şey'in hâşiün leh
    9 Yâ Men hüve küllü şey'in sâirun ileyh
    10 Yâ men hüve küllü şey'in hâlikün illâ vecheh
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.





    37
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Kâfi
    2 Yâ Şâfî
    3 Yâ Vâfî
    4 Yâ Mu'âfî
    5 Yâ 'Âlî
    6 Yâ Dâ'î
    7 Yâ Râdî
    8 Yâ Kâdî
    9 Yâ Bakî
    10 Yâ Hâdî
    Sübhâneke yâ îâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'I-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    38
    1 Yâ Men lâ meferra illâ ileyh
    2 Yâ Men lâ mefze'a illâ ileyh
    3 Yâ Men lâ melcee illâ ileyh
    4 Yâ Men lâ yütevekkelü illâ 'aleyh
    5 Yâ Men lâ maksade illâ ileyh
    6 Yâ Men lâ mencee illâ ileyh
    7 Yâ Men lâ yürğabü illâ ileyh
    8 Yâ Men lâ yü'bedü illâ iyyâh
    9 Yâ Men lâ yüste'ânü illâ minh
    10 Yâ Men lâ havle velâ kuvvete illâ bih
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    39
    1 Yâ Hayra'l-merhûbîn
    2 Yâ Hayra'l-matlûbîn
    3 Yâ Hayra'l-merğûbîn
    4 Yâ Hayra'l-mes'ûlîn
    5 Yâ Hayra'l-maksûdîn
    6 Yâ Hayra'l-mezkûrîn
    7 Yâ Hayra'l-meşkûrîn
    8 Yâ Hayra'l-mahbûbîn
    9 Yâ Hayra'l-münzilîn
    10 Yâ Hayra'l-müste'nisîn
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.




    40
    1 Yâ Men hüve halaka fesevvâ
    2 Yâ Men hüve kaddera fehedâ
    3 Yâ Men hüve yekşifü'l-belvâ
    4 Yâ Men hüve yesme'u'n-necvâ
    5 Yâ Men hüve yünkizü'l-garkâ
    6 Yâ Men hüve yünci'l-helkâ
    7 Yâ Men hüve yeşfi'l-merdâ
    8 Yâ Men hüve emâte ve ahyâ
    9 Yâ Men hüve edhake ve ebkâ
    10 Yâ Men hüve edalle ve ehdâ


    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    41
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Ğâfır
    2 Yâ Sâtir
    3 Yâ Kahir
    4 Yâ Kadir
    5 Yâ Nazır
    6 Yâ Fâtır
    7 Yâ Şâkir
    8 Yâ Zâkir
    9 Yâ Nâsır
    10 Yâ Câbir
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne`l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    42
    1 Yâ Men hüve fi'l-berri ve'l-bahri sebîlüh
    2 Yâ Men hüve fi'l-âfaki âyâtüh
    3 Yâ Men hüve fi'l-âyâti bürhânüh
    4 Yâ Men hüve fı'l-memâti kudratüh
    5 Yâ Men hüve fı'l-kubûri 'izzetüh
    6 Yâ Men hüve fı'l-kıyâmeti milketüh
    7 Yâ Men hüve fı'l-hisâbi heybetüh
    8 Yâ Men hüve fı'l-mîzâni kadâüh
    9 Yâ Men hüve fi'l-cenneti rahmetüh
    10 Yâ Men hüve fı'n-nâri 'azâbüh
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.



    43
    1 Yâ Men hüve ileyhi yehrabü'l-hâifûn
    2 Yâ Men hüve ileyhi yefze'u'l-müznibûn
    3 Yâ Men hüve ileyhi yaksıdü'l-münîbûn
    4 Yâ Men hüve ileyhi yelceü'l-'âsûn
    5 Yâ Men hüve ileyhi yerğabü'z-zâhidûn
    6 Yâ Men hüve fîhi yatme'u'l-hâtıûn
    7 Yâ Men hüve yeste'nisü bihi'l-mürîdûn
    8 Yâ Men hüve yeftehiru bihi'l-muhsinûn
    9 Yâ men hüve 'aleyhi yetevekkelü'l-mütevekkilun
    10 Yâ men hüve yeskünü bihi'l-mûkınûn
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    44
    1 Yâ Ekrabe min külli karîb
    2 Yâ Ehabbe miri külli habîb
    3 Yâ A'zame min külli 'azîm
    4 Yâ E'azze min külli 'azîz
    5 Yâ Ekvâ min külli kaviyy
    6 Yâ Ağnâ min külli ğaniyy
    7 Yâ Ecvede min külli cevâd
    8 Yâ Er'efe min külli raûf
    9 Yâ Erhame min külli rahîm
    10 Yâ Ecelle min külli celîl
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    45
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Karîb
    2 Yâ Rakîb
    3 Yâ Habîb
    4 Yâ Mücîb
    5 Yâ Hasîb
    6 Yâ Tabîb
    7 Yâ Basîr
    8 Yâ Habîr
    9 Yâ Münîr
    10 Yâ Mübîn
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.

    46
    1 Yâ Ğâliben gayra mağlûb
    2 Yâ Sâni'an gayra masnu'
    3 Yâ Hâlikan gayra mahlûk
    4 Yâ Mâliken gayra memlûk
    5 Yâ Kâhiran gayra makhûr
    6 Yâ Râfı'an gayra merfu'
    7 Yâ Hafızan gayra mahfuz
    8 Yâ Nâsiran gayra mensur
    9 Yâ Sahiden gayra gâib
    10 Yâ Karîben gayra ba'îd

    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    47
    1 Yâ Nûra'n-nûr
    2 Yâ Münevvira'n-nûr
    3 Yâ Müsavvira'n-nûr
    4 Yâ Hâlika'n-nûr
    5 Yâ Mükaddira'n-nûr
    6 Yâ Müdebbira'n-nûr
    7 Yâ Nûran kable külli nûr
    8 Yâ Nûran ba'de külli nûr
    9 Yâ Nûran fevka külli nûr
    10 Yâ Nûran leyse mişlehû nûr


    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    48
    1 Yâ Men 'atâuhû şerîf
    2 Yâ Men fı'lühû latîf
    3 Yâ Men lütfühû mükim
    4 Yâ Men ihsânühû kadîm
    5 Yâ Men kavlühü hakk
    6 Yâ Men va'dühû sıdk
    7 Yâ Men 'afVühû fadl
    8 Yâ Men 'azabühû 'adl
    9 Yâ Men zikrühû hulv
    10 Yâ men ünsühû leziz
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.



    49
    Ve es'elüke biesmâike
    1 Yâ Münevvil
    2 Yâ Müfassü
    3 YâMübeddil
    4 Yâ Müsehhil
    5 Yâ Müzellil
    6 Yâ Münezzil
    7 Yâ Muhavvil
    8 Yâ Mücemmil
    9 Yâ Mükemmil
    10 Yâ Müfaddil
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.
    50
    1 Yâ Men yerâ velâ yürâ
    2 Yâ Men yahlüku velâ yühlâk
    3 Yâ Men yehdî velâ yühda
    4 Yâ Men yühyî velâ yühyâ
    5 Yâ Men yüt'imü velâ yüt'am
    6 Yâ Men yücîru velâ yücâr
    7 Yâ Men yakdî velâ yükdâ 'aleyh
    8 Yâ Men yahkümü velâ yuhkemü 'aleyh
    9 Yâ Men lem yelid velem yûled
    10 Ve lem yekûn lehû küfüven ehad
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente'l-emâ-ne'l-emâne ecirnâ mine'n-nâr.

  10. #20
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yukarda ki yazıyı okumadığınızı varsayıyorum doğru söyleyip söylemediğimizi o yazıyı baştan sona 15 dak. ayırıp dikkatle ama dikkatle okuyun...

    Haa.. Bir de KUR-AN ı dikkatle ama çok dikkatle okuyun, ve sıksık üzerine parmak basıldığı üzre AKLINIZI KULLANIP, DÜŞÜNMEYECEKMİSİNİZ......

    Sn Ammar
    sizin doğru söyleyip söylemediğiniiz önemli değil ki önemli olan okuduğum şeyin cevşenin bidat olduğunu yazması ve benim de bunu doğru bulmadığım

    Haaa birde benim kuranı dikatilice okumadığımı nerden biliyorsunuz
    nasıl bu kadar kesin karar verebiliyorsunuz ?
    Evet bakın bu konuda size katılıyorum


    AKLINIZI KULLANIP, DÜŞÜNMEYECEKMİSİNİZ sizde bu öneriyi biraz kale alsanız hiçte fena olmaz ....

2. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci 1234 ... SonSon

Benzer Konular

  1. PKK mensubu için ‘aktivist’ diyen rapora CHP’den ‘evet’
    KOMANDO Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-04-2013, 11:54 PM
  2. Yorum: 1
    Son mesaj: 20-10-2012, 08:36 AM
  3. Said-i Nursi’nin 1922’de Atatürk’e yazdığı mektup
    YukseLL Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-01-2011, 12:40 PM
  4. Hıkmet sunnet’ın degıl kur’an’ın adıdır.
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 17-11-2010, 07:23 PM
  5. ’Sil!’’ Dedin… Yırttım
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-08-2008, 10:54 AM
Yukarı Çık