Alıntı suhran´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çocuklar, evet dini ve ırkı sadece taklidi olarak kaale alırlar. Fakat burada ortak noktamız çocuk ifadesinin işaret ettiği maddi gerçeklik değil, düşünce bazında mecazıdır. Yetişkin olup da kabullenişi çocukça olan bir örnekleme diyebiliriz.

Yine de devam edebiliriz bu yolda da. X dinine mensup bir ailenin çocuğu o dini taklit eder (Irk bütünüyle başka bir şeydir). Taklit devresinin bitimindeyse, neye aklı yatıyorsa, nasıl görüp anlıyorsa ona inanır; dinsiz olur mesela, ya da başka bir dini seçer, hatta içine doğup büyüdüğü dini, çevresindeki dindaşlarından farklı algılayıp kabul eder. Bu seçimdir, burada dayatma yoktur, kendi inanışıdır. Olması gereken de budur; çünkü insan düşünür… Sövgüye maruz kalarak büyüyen iki çocuktan biri, diğer insanlara söver, bir diğeri ise sövgüden nefret eder… Sadece seçim…

İnançtan ya da sizin seçtiğiniz ifadeyle dinden soyutlanabilmek için zihinden soyutlanabilmek gerekir, bunun ne olabilirliği vardır ne de gereği. Sizin “yok”unuz benim “var”ımdır ; aşk gibidir bu, kişiseldir, görüdür… Asıl temiz ve saf kalabilmek için inançların sahiplerine saygı gerekir. Irk, tıpkı cinsiyet gibi seçim şansı tanımayan bir gerçekliktir; onunla övünmek de yerinmek de beyhude. Gerçek anlamda soyutlanılması imkansız olsa da, çıkış ve bitiş noktası olarak kabullenilmemesi, yıkıcı yan etkilerini ortadan kaldırır. Benim için Laz olmak hoş bir ayrıntı, bir başkası için bir başka ırk ya da milliyet… Sadece o kadar. Ne algıyla ne görüyle ne de zihinle alakası vardır… “Boş verdim gitti buysa sorun” denilesi bir öğedir hülasa…
Kutuplaşma kaçınılmazdır, fakat insan olma ortak noktasında diğer kutuplarla kesişme de seçimdir… Bunu başarabilmek, diğer insanların da birer beyinleri, algıları ve sonuçta kabullenişleri olduğunu kabul edebilmeden geçer. Bu kesişme olabildiği sürece, hiçbir inanış bir diğerine zarar veremez ( İnanışın vazgeçilmezi, “Senin gibi düşünmüyorsa kökünü kazı” değilse tabi. Bu cümleden olarak, kesişememenin sebebi de açıktır. ) Ortak nokta çemberine dahil her insan için, “çıplak kral” daima “çıplak” olarak anılacaktır emin olun; “çıplak” diyenin, kendi kralı bile olsa…

Sonuç olarak ortaya çıkan şudur; insanların sözünü ettiğim çocuk gibi saf ve temiz kalabilmesi için, inanca tecavüze yeltenmeyip (hatta tahkire ve hatta istihzaya bile…), ırkı ve milliyeti, sadece bir ayrıntı olarak kabullenebilmek gerekir…

Söylemeden geçemeyeceğim bir şey var yine; bu ve bu gibi konularda, Tanrıya inanlar, Tanrıdan alıntılarla cevap veriyor ya bu çok düşündürücü. Tanrıya inanmıyor muhatabınız; yok olduğuna kanaat getirmiş olduğu bir merciden, Tanrının dilinden delil getiremezsiniz. O deliller ancak ona inananlar için gerçektir... Saygı ile…

Kendi adıma teşekkür ediyorum bu değerli ,seviyeli,açıklayıcı,birleştirici,yakışıklı yorumunuz için...
Böyle düşüncelere ve düşünce sahiplerine ihtiyacımız var.