3. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci 12345 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 52

Soru-Allah nerededir ?

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Sohbet Forumunda Bulunan Soru-Allah nerededir ? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> MEKSELİNA ´isimli üyeden Alıntı Sn Ammar Bende bunu anlatmak istemiştim ama hani siz illa kendiniz ben merkezci olmak adına ilave ...

  1. #21
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı MEKSELİNA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sn Ammar

    Bende bunu anlatmak istemiştim ama hani siz illa kendiniz ben merkezci olmak adına ilave yaptınız :)
    Yüce Allah... Bir kudsi hadisinde şöyle buyurmuştur . ben hiç bir yere sığmam ama mümin kulumun kalbine sığarım...
    Cenabı zülcelali şurda diye dar bir kalıba sokmak haksızlıkların en büyüğü olmaz mı ?
    Artı yine bir kudsi hadiste yaradan peygamber efendimize şöyle buyurmuştur .. Ey Muhammed kullarım beni sana soracaklardır neye benzediğimi nerde olduğumu merak edecklerdir. onlara deki ben her yerdeyim ... Amennna ve seddekna o her yerde dir . bazen bir kelebeğin kanadında, baznde bir bebeğin yüz hatlarında , bazen bir gülün yaprakları arasında,vs vs Cenabı hüda yı yarattığı her güzel şeyde tefekkür edip te görmek biz günahkar kullarına düşüyor ... tabiki zaman ayırabilirsek
    Kusura bakmayın ama sizin söyledikleriniz ile yazdıklarınız da tutarsızlık görüyorum, burda ki gibi giriş yapıyorsunuz, ben merkezcilikden ziyade siz kalbinizden geçenleri kelimelere dökmekde sıkıtı yaşıyo iseniz bendeniz ne yapabilirim.. Önce Dar kalıba sokmaktan bahsedip, sonra yanlış anlamak ile itham etmek garip oluyor ...

  2. #22
    - Çevrimdışı
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Alıntı Ammar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kusura bakmayın ama sizin söyledikleriniz ile yazdıklarınız da tutarsızlık görüyorum, burda ki gibi giriş yapıyorsunuz, ben merkezcilikden ziyade siz kalbinizden geçenleri kelimelere dökmekde sıkıtı yaşıyo iseniz bendeniz ne yapabilirim.. Önce Dar kalıba sokmaktan bahsedip, sonra yanlış anlamak ile itham etmek garip oluyor ...
    İsterseniz bir daha okuyun Ammar o zaman inş yazdığımı daha ii anlarsınız...

    Ha bu arada yazıyı öyle büyük yazarak kibar olmadığınızı da açıkça belli ettiniz efendimm ...

  3. #23
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı spartaküs´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ''O müslümanların'' bir tanesinde, siz müslümanların ibadetine (örneğin namaz) benzer birşey bulamazsınız.

    Bu, sadece putperestlerde vardı, fakat ne hikmetse Allahın dinine inanlarda yoktu. Sorsanız hepsine peygamber geldi ama hepsi bozdu... Yahu putperestler niye bu ibadet şeklini bozmadı?

    Sadece onlarda müslümandı dinlerini tahrif ettiler dersiniz..

    Ne neyin tahrif olduğunu bilirsiniz, ne de ne zaman tahrif edildiğini.

    Tevrattan alıntı yaptığınız kısımlar hariç, diğerlerini reddedersiniz o kadar.

    Gökteki tanrı masalı mitolojide çokça var... Kitaplı dinlerde bu masalı almış olması, tanrıyı göğe sınırlaması, mekana tabi tutması, varlığını evrene indirgemesi, ilahi gücüne aykırı.

    Şimdiden arştan kasıt bunlar değil sözlerini okur gibiyim :)
    Ne dediğini çarpıtmadan kelime oyunlarına gerek duymadan NET söyle de, ona göre cevap verelim, Sizin müslüman olduğunuzdan da şüpheliyim açıkcası tevrattan alıntı yapmak ne demek, KUR-AN da sizin bozduklarınızı size doğru şekilde anlatmak ise kastınız sizin kitabınız değiştirenlerde sorun var demektir, Mekkeli müşriklerde ALLAH' inanıyorlardı onun yaadan, rızık veren öldüren olduğunu söylüyorlardı mesela, Hristiyanlarda Mitoloji öylesine kanlarına işlemişti ki ALLAH C.C dinini galip kılınca İSA A.S ile gelen dinin karşısında duramayan putperest romalılar dini tahrif ettiler..

    Zeus un oğlu Herkül mitolojide çoğu kez annesi insan babası tanrı olan bu yarı tanrı (HAŞA) babsı ile insanlara tanrılar tarafından yapılan eziyetlere karşı dövüşmüştür, hatta öyleki baba onlara dokunma onların bir suçu yok diye münakaşa ederler çoğu kez, ne tesadüfdür ki ALLAH .C.C un peygamberini de İNCİL de anlatılıken baba oğul kutsal ruh derler, hatta İSA A.S onların inancına göre insanlar tarafından çarmıha gerildiğinde hala RABBİNE Onları affet onların suçu yok birşey bilmiyorlar diye yalvarıyor, aradaki benzerlik dikkatinizi çektimi

    Türklerde ki ŞAMANİZM( inancı isam öncesi ) inancıda İSLAM ın kabulunden sonra değişim gsöterip TAAVVUF adı altında İSLAM' i motiflere bürünmüş TASAVVUF ÖNDERLERİ TARİKAT ŞEYH leri doğa üstü güçler ile donatılmış gibi gösterilmeye başlandığı biraz dikkatli araştıran gözlerden kaçmaz.. Yani nereye giderseniz gidin insnalar da TEVHİD inancı ALLAH C.C ve RESULULLAH S.A.S den geldiği gibi alınmaz ise bozulur, ama bu bozulma İSLAM da değil insanlarda olur çünkü KUR-AN ALLAH C.C tarafından korunacağı vadedilmiştir, ve bu değiştirilemez insanlar bozulur sapıtır yoldan çıkar ama KUR-AN ve SÜNNET sarıldığı anda düzelir aynı şey ne ne Yahudilerde nede Hristiyanlarda mevcut değildir, çünkü bozulduklarında dönüp sarılacakları bozulmamış bir kitapları yoktur, insanlar ALLAH C.C dan geleni değiştirmiştir..

  4. #24
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı MEKSELİNA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İsterseniz bir daha okuyun Ammar o zaman inş yazdığımı daha ii anlarsınız...

    Ha bu arada yazıyı öyle büyük yazarak kibar olmadığınızı da açıkça belli ettiniz efendimm ...

    Sizde ne desem, ne yapsam alınıyorsunuz, ben dikkat çekmesi ve ne yazdığınız görebilmeniz adına bu kelimelere dikkat çekmek maksadıyla yaptım bunun kibarlık ile ne alakası var, o yazıyı alıntılayıp olduğu gibi bıraksam dediğiniz kelimede ki çarpıklığı yorumları okuyanlar gözden kaçırabilirdi maksat bu yani...

    Ben yazdığınız yazıyı okudum, zaten orda yazıyor herşey gördüğünüz üzre dediğim gibi duygu ve düşüncelrinizi kelimere dökmekte sıkıntı yaşıyorsanız ben ne yapayım ki...

    Ben kimseyi kırmak maksadı ile hiçbir ard düşünce ile böyle bir cevap yazmadım bunu bilin sadece yorumunuz ile söyledikleriniz arasında ki bence çelişki içeren kelimelere dikkatinizi çekmek istedim..

  5. #25
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Allah mekandan münezzehtir

    Selefi genç diyor ki:
    Mülk suresinin, (Göktekinin sizi yere geçirmesinden, taş yağmuruna tutmasından emin mi oldunuz?) mealindeki 16. ve 17. âyetleri, Allah’ın gökte olduğuna kesin delildir. Bunun için Allah mekandan münezzeh demek yanlıştır.
    CEVAP
    Bizi yere geçirecek, taş yağmuruna tutabilecek olan elbette Allahü teâlâdır. Ancak burada gökteki ifadesinden oradakinin Allah olduğunu söylemek yanlış olur. Mesela Boğaz köprüsü Demirel’in, Fatih köprüsü ise Özal’ın eseridir cümlesinden, bu köprüleri bizzat yapanların Demirel ve Özal olduğu anlaşılmaz. Başkaları yapmıştır, ama bunlar yaptırdığı için onlara nispet edilmiştir. Canları alan da Allahü teâlâdır. Fakat Azrail aleyhisselam vasıtası ile aldırır. Bize taş yağdıracak olan da Allah’tır. Fakat bunu bir melek vasıtası ile yapar. Bunun için gökteki denmiştir. Yani gökteki görevli melek demektir. İmam-ı Beydavi de, (Sizi yere batıracak veya sizi taş yağmuruna tutacak olan Allah’ın bu âlemin tedbirine vekil ettiği melekten emin misiniz?) diye açıklıyor.

    Genç diyor ki:
    Taha suresinin (Rahman, Arşa istiva etmiştir) mealindeki 5. âyeti de açıkça Allah’ın Arşta oturduğunu göstermektedir. Onda değişiklik olmaz. Hep orada oturur. Selef âlimleri bu âyeti tevil etmemiş, aynen kabul etmiştir. Tevil etmek Kur’ana aykırıdır.
    CEVAP
    Asıl tevil eden sensin. İstivaya, oturmak anlamı vermek tevildir. Selef âlimleri, (İstiva vardır, keyfiyetini bilemeyiz) buyurmuşlardır. Allah’a oturur demek, onu mahluka, insana benzetmek olur. O hiçbir şeye benzetilemez. Kur’an-ı kerimde, (Onun benzeri hiçbir şey yoktur) buyuruluyor. (Şura 11) [Görüldüğü gibi, onu bir şeye benzetmek bu âyete aykırı bir tevil olur.]
    Yine Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Allah Arşa istiva edendir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.) [Hadid 4]

    (Doğu da batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü oradadır.) [Bekara115]

    (Allah her şeyi kuşatmıştır.) [Nisa 126]

    (Allah göklerin ve yerin nurudur.) [Nur 35]

    Eğer bu âyetler tevil edilmezse, Allah hem Arşta, hem de her yerde olduğu anlaşılır. Onun için halef âlimler, cahillerin yanlış anlamaması için tevil etmek zorunda kalmışlardır

    Genç diyor ki:
    (Allah göktedir, Allah yer semasına inip kulların amelini seyreder) hadislerine ne diyeceksiniz? Bu hadisler açıkça Allah’ın gökte olduğunu göstermiyor mu?
    CEVAP
    Yukarıdaki sözlerinle bu, tezat [çelişki] içindedir. Allah Arşta ise gökte olmaz. Sonra gök bir tane değildir. Kur’an-ı kerimde göklerin yedi kat olduğu bildirilir. Birinci kat, ikinci katın yanında nokta kadardır. İkinci kat, üçüncü katın yanında da böyledir. Her kat böyledir. En üstünde Arş vardır.

    Ehl-i sünnet âlimleri, istivayı, Allah Arşa hükmeder diye açıklamışlardır. Peki Allah Arşın hakimi de göklerin ve yerin hakimi değil midir? Hepsine hükmetmez mi? Niye sadece Arşa istiva etti denmiştir de, göklere de istiva etti denmemiştir? Bunu bir örnekle açıklarsak kolay anlaşılır. Türkiye başbakandan sorulur demek, İstanbul, İzmir sorulmaz demek değildir. İstanbul, valinin elinde denince, ayrıca Beşiktaş ve Fatih’i de söylemek gerekmez. Arş da, yer ve göklerden büyük olduğu için sadece Arş denmiştir. Ancak yine cahiller yanlış anlamasın diye hepsi de bildirilerek şöyle buyurulmuştur:
    (Göklerin, yerin ve Arşın Rabbi olan Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.) [Zuhruf 82]

  6. #26
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    İNGİLTERE / İSTANBUL
    Mesaj
    51
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    367
    Allah' yerdedir göktedir demek küfürdür.Bunu yapan din katranlı din cahiline cevap :

    Allah gökte veya Arş’ta demek insana benzetmek olur. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen, (O hiçbir şeye benzemez) buyuruluyor. (Şura 11)

    Arşa, oturmaya muhtaç sanmak da küfürdür. Allahü teâlâ her noksandan münezzehtir. (Yunus 10)

    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
    Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. İstiva demek, Arşa hükümran olması, Arşı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Yedullahtaki yed [el] kelimesini bilinen el gibi sanmamalı. Mesela "Falanca şehir, filanca valinin elinde" denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler de böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Allahü teâlâ noksan sıfatlardan beridir. Zamanlı, mekanlı ve cihetli değildir. Zamanları, yerleri, cihetleri O yaratmıştır. Cahiller, Onu, Arşın üstünde sanır, yukarıda bilir. Arş da, diğer eşya gibidir, Onun mahlukudur, sonradan yaratmıştır. Sonradan yaratılan bir şey, her zaman var olana, yer olabilir mi?

    Nasıl ki, Beytullah [Allah’ın evi] kelimesi, hâşâ Allah’ın barındığı ev değilse, gölge, el, yüz, istiva gibi kelimeler de böyledir. Arş yaratılmadan önce hâşâ Allah nerede idi? Oturmak, âcizlik değil midir? Hâşâ Allah âciz denir mi? Allah’ın sıfatları tevil edilmez dedikleri halde, (Allah, nerede olsanız, O sizinle beraberdir) mealindeki âyeti tevil ederek tezada düşüyorlar. Beraberliği ilmen diye tevil ediyorlar da, istivanın da ilmen olduğunu niye kabul etmiyorlar?

    İstiva hâkim olmaktır
    Ehl-i sünnet âlimleri, istivayı, Allah'ın Arşa hükümran olması, hâkim olması diye açıklamışlardır. Peki Allah Arşın hâkimi de göklerin ve yerin hâkimi değil midir? Niye sadece Arşa istiva etti denmiştir de, göklere de istiva etti denmemiştir?

    Bunu bir örnekle açıklarsak kolay anlaşılır. Türkiye Başbakandan sorulur demek, İstanbul, İzmir sorulmaz demek değildir. İstanbul valinin elinde denince, ayrıca Beşiktaş ve Fatih’i de söylemek gerekmez. Arş da, yer ve göklerden büyük olduğu için sadece Arş denmiştir. Ancak yine cahiller yanlış anlamasın diye hepsi de bildirilerek şöyle buyurulmuştur:
    (Göklerin, yerin ve Arşın Rabbi olan Allah, onların vasfettiklerinden münezzehtir.) [Zuhruf 82]

    (O, göklerde ve yerde tek Allah’tır.) [Enam 3]

    (O gökte ilahtır, yerde ilahtır.) [Zuhruf 84]

    Bu âyetlerden, hâşâ Allah’ın hem yerde ve hem de gökte olduğu anlaşılabilir. Böyle inanmak da küfürdür.

    (O her şeyi kuşatmıştır.) [Fussilet 54] Bu âyetten de hâşâ, Allah’ın, kâinatın dışında olup her şeyi çepeçevre kuşattığı anlaşılıyor. Böyle sanmak da küfür olur.

    (O, Arşa istivâ edendir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.) [Hadid 4]
    Eğer bu âyet de tevil edilmezse, Allah hem Arşta, hem de her yerde olduğu anlaşılır.

  7. #27
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    İNGİLTERE / İSTANBUL
    Mesaj
    51
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    367
    M. Halid Bağdadi hazretleri buyuruyor ki:
    Müteşabih âyet ve hadisler, kısa veya uzun olarak, tevil olunur. Yani, Allah’a yakışacak mana verilir. Mesela, (Arş’a istiva eden Allah, nerede olursanız olun, sizinle beraberdir) mealindeki âyet için, bu âyette ne murat edilmişse, öylece inandım demeli. Allah’ın ilmi, bizim ilmimize, benzemez. Onun istivası da bizim istivamıza benzemez, beraber olması bizim beraber olmamıza benzemez demelidir. (İtikadname)

    Selefiler, bu âyetin, beraber olma kısmını tevil ettikleri halde, istiva kısmını tevil etmiyorlar. Böylece Allah’a mekan ve acizlik isnat ediyorlar. Allahü teâlâ hiçbir mahluka benzemez ve noksan sıfatlardan da münezzehtir. Beraber olma âyetini, bir kimsenin bir kimse ile beraber olması gibi zannetmek küfür olur. O zaman mahluka benzemiş olur. O her yerde demekle de, mekan isnat edilmiş olur. Allah’ın mekana ve oturmaya ihtiyacı olur mu? (O hiçbir şeye benzemez) mealindeki âyet nasıl inkâr edilir? İki âyet meali de şöyledir:
    (Onun benzeri hiçbir şey yoktur.) [Şura 11]

    (Allah’ım, Seni noksan sıfatlardan tenzih eder, kemal sıfatlar ile tavsif ederim.) [Yunus 10]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Allahü teâlâ, zamanlı, mekanlı, cihetli değildir. Bir yerde, bir tarafta değildir. Zamanları, yerleri, cihetleri O yaratmıştır. Bir şey bilmeyen Onu Arşta veya gökte sanır. Arş da, Onun mahlukudur. Sonradan yaratılan bir şey, kadim olana yer olamaz. Allahü teâlâ, bildiğimiz, düşünebileceğimiz şeyler gibi değildir. Nasıl olduğu anlaşılamaz, düşünülemez. Hatıra gelen her şey yanlıştır. Allahü teâlâ, kâinatın ne içinde, ne de dışındadır. Çünkü kâinat, hayal mertebesinde yaratılmıştır. Kâinatın devamlı var görünmesi Allahü teâlânın kudreti ile oluyor. (2/67; 3/17)

    Bir kimse hayal kursa, hayalinde çeşitli işler yapsa, "Bu kimse, hayalinin içinde veya dışında denemez. Çünkü hayal gerçek değildir. Rüya gören de, rüyasının ne sağında, ne solundadır. Rüyasında yer, içer. Hatta rüyasında rüya bile görür. Allahü teâlânın kudreti ile hep devam etse, insan rüyayı gerçek bilir. Rüyadan başka hayat yok zanneder. (İnsanlar uykudadır. Ölünce uyanırlar) hadis-i şerifi, bu dünyanın bir rüyadan ibaret olduğunu bildirmektedir. Yalnız dünya değil, bütün gezegenler, Cennet, Cehennem ve her varlık, hayal mertebesinde yaratılmıştır. Allahü teâlânın kudreti ile devam etmektedir. (Mektubat-ı Rabbani – Sefer-i Ahiret Risalesi)



    Allahü Teala'ya mekan isnat eden cahile diyorum ki haddini bil , kulluğunu bil.İmansızlık zehrini git selefi sapık üstadlarının yanında kus burada senin ve selefi sapık üstadlarının sapıklıklarını kaale alacak kimse bulamazsın.Kendin çalar kendin oynarsın.

  8. #28
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Kur’an-ı kerimdeki mecazlar

    Sual: Kur’an-ı kerimde mecazi ifade çok deniyor, mecaz ne demektir?
    CEVAP
    Her kelimenin belli bir manası vardır. Buna hakiki manası denir. Bir kelime, kendi hakiki manasında kullanılmayıp da, bir bağlantısı, ilişkisi bulunan başka bir manada kullanılınca, bu kelimeye Kinaye veya Mecaz denir. Kinaye, bir şeyi, açık anlamı başka olan kelimelerle anlatmaktır.

    Kur’an-ı kerimde mecazi ifadeler çoktur. Müteşabih âyetler vardır. Bunlara görünen manayı vermek çok yanlış olur. Bilhassa Allahü teâlâ ile ilgili mecazlar, müteşabih olanlar daha önemlidir.

    Allahü teâlâ hiçbir mahluka, yani hiçbir şeye benzemez. Çünkü, Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Leyse kemislihi şeyün [Onun benzeri hiçbir şey yoktur].) [Şura 11]

    (Sübhanekellahümme [Allah’ım, Seni noksan sıfatlardan tenzih eder, kemâl sıfatlar ile tavsif ederim].) [Yunus 10]


    -------------------------------------------------------------------------------------------

    BÖYLECE BU AMMAR İLE SAPKIN YANDAŞININ KİMİN PEŞİNDE OLDUĞU YULARLARININ KİMİN ELİNDE OLDUĞU GÜNEŞ GİBİ MEYDANA ÇIKMIŞTIR.

    BU CEHLİ MÜREKKEPLERİN GİTTİĞİ YOL , ALLAH ARŞTADIR SÖZLERİNDEN DE AÇIKCA ANLAŞILACAĞI GİBİ SAPIK İBNİ TEYMİYE AHMAĞININ YOLUNDAN GİTMEKTEDİRLER.İBNİ TEYMİYE SAPIĞININ KİM OLDUĞUNU NASIL DİNSİZLİK YAPTIĞINI http://www.supermeydan.net/forum/for...read50989.html DELİLERİ İLE BURADAN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ.

    Peki Allahü teâlâ hiçbir şeye benzemediği halde, sanki benzediğini bildiren âyetlere ne denecek o zaman? Onlara müteşabih âyetler denir. Bunlardan bazısının meali şöyledir:
    (Kıyamet günü yeryüzü Allah’ın kabzasında olur, gökler de sağ eliyle dürülür.) [Zümer 67]

    (Yahudiler, Allah’ın eli bağlıdır, dediler. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır.) [Maide 64]

    (Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.) [Fetih 10]

    (Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır.) [Bekara115]

    (Allah Arşa istiva edendir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.) [Hadid 4]

    (Allah yerin ve göklerin nurudur.) [Nur 35]

    Bu âyetlerde bildirilen el, yüz ifadeleri, bir mahlukun eli veya yüzü gibi sanılabilir. Halbuki Allah hiçbir mahluka benzemez. İstiva kelimesi oturmak sanılırsa Allah mahluklara benzetilmiş olur ve yukarıdaki âyetlere aykırı olur. Nerede olursanız sizinle beraberdir ifadesi de mecazidir. Çünkü O mekandan münezzehtir. Son âyette Allah nur sanılır. Halbuki nur da yaratıktır. Kur'anda tevil gereken Kinaye, Mecaz ifade eden bir çok âyet vardır. Birkaç örnek daha verelim:

    Cima için lems [dokunmak] kelimesi kullanılmıştır. (Kadınlara dokununca gusledin, su yoksa teyemmüm edin) [Maide 6], Kadınlar için libas [giysi] kelimesi kullanılmıştır. (Kadınlar size, siz de onlara libassınız) [Bekara 187]

    Zalim köylüler için (zalim köy) denmiştir. (Nisa 75), (Köy halkına sor) yerine, (köye sor) denmiştir. (Yusüf 82) Böyle ifadeler Türkçede de vardır. Mesela, (Şu sınıf tembel, şu sınıf çalışkandır) gibi. Sınıftan maksat öğrencilerdir.

    Resulullaha, (Vahfid cenaheke lil müminin [Kanadını müminler için indir]) buyuruluyor. (Hicr 88) [Resulullahın tek kanadı mı var? Elbette mecazdır. Yani şefkat et, tevazu göster demektir.]

    (Körle gören [kâfir ile mümin] karanlıkla aydınlık [Bâtıl ile hak], gölge ile sıcak [Cennetle Cehennem] bir olmaz. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Elbette Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [inatçı kâfirlere] işittiremezsin, sen sadece bir uyarıcısın.) [Fatır 19-22 Celaleyn, Beydavi]

    Bu âyette, kâfire kör, mümine gören, Cennete gölge deniyor. Resulullah kabirdekilere ne söyleyecek de işittirecek? Hâşâ bu abes, boş söz olmaz mı? Kabirdekileri niye hidayete kavuşturmaya uğraşsın ki? Hemen âyetin devamında, (Sen sadece bir uyarıcısın) buyuruluyor. Demek ki kabirdekilerden maksat, yaşayan inatçı kâfirlerdir. (Beydavi)

  9. #29
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    İNGİLTERE / İSTANBUL
    Mesaj
    51
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    367
    Yanlış düşünenlere cevaplar

    İbni Teymiyeci diyor ki: İbni Kayyım en-Nuniyye şiirinde Allah Arş’a oturdu diye açıklıyor.

    CEVAP
    İbni Kayyım, İbni Teymiye’nin talebesidir. Onun açıklaması ölçü olamaz. Çünkü hocasının mücessimeden olduğunu Ehl-i sünnet âlimleri bildiriyor. Dört mezhep imamı ne demiş? İmam-ı Gazali ve İmam-ı Rabbani ne demiş? Bunlar önemli. Hepsi de Allah mekandan münezzeh diyor. Bunu önceki maddede açıklamıştık.

    İbni Teymiyeci diyor ki: “Ehl-i sünnet vel cemaate göre yüce Allah’ın kendi zatı hakkında haber verdiği şekilde Arş’ı, üzerinde yüce zatının bildiği bir keyfiyet ile yarattıklarından ayrı olmak üzere istiva etmiştir. Nitekim imam Malik ve başkaları da, istiva haktır, ancak keyfiyeti meçhuldür (nasıllığı bilinemez.) Ehl-i sünnet vel cemaat, Onun Arş’ın üzerinde oluşu herhangi bir mahlukun, bir başka mahlukun üzerinde oluşu gibidir, demiyor. Burada ve Allah’ın diğer sıfatlarında da uydukları kaide şudur: Onun benzeri hiçbir şey yoktur ve o her şeyi işitendir, görendir. (Şura 11)”

    CEVAP
    Şu açıklaması bile, kendisini tezada düşürüyor. Madem, Allahü teâlâ insanlara hiç benzemiyor, Onun benzeri yoktur. O halde nasıl, Allah Arş’ta oturuyor denebilir? İstiva, insanların oturması gibi nasıl kabul edilebilir? Kendisi de itiraf ediyor ki, Ehl-i sünnet âlimleri, (İstiva haktır, keyfiyeti meçhuldür, yani nasıl olduğu bilinmez) dedi. Peki, meçhul olan, bilinmeyen şey hakkında nasıl kesin konuşulabilir? İbni Teymiye, bu meçhulleri, bilinmeyenleri kesin olarak söylüyor, Allah oturur, yürür, iner çıkar diyerek mücessime fırkasından olduğunu gizlemiyor. Bunun için, Ehl-i sünnet âlimleri ona kâfir demiştir. İmam-ı Gazali hazretleri istiva ve yed kelimelerini şöyle açıklıyor: (Allahü teâlâ, mekândan münezzehtir. İstiva demek, Arş’a hükümran olması, Arş’ı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Yedullah ifadesindeki yed kelimesini el gibi düşünmemelidir. Mesela “Falanca şehir, filanca valinin elinde” denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, Vech gibi kelimeler böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

    İbni Teymiyeci, Bektaşinin yaptığı gibi, Hadid suresinin dördüncü âyetinin yarısını almış, Nerede olsanız, O sizinle beraberdir kısmını gizleyerek şöyle yazmıştır:
    (O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş’a istiva edendir.) [Hadid 4]

    Halbuki âyet tam olarak Vehhabi mealine göre şöyledir:
    (O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.) [Hadid 4]

    Diyanetin mealinde ise, (Arş’a istiva eden) yerine (Arş’a hükmeden) denmiş. Doğrusu da budur. Vehhabi meali de yanlış değildir. Ama istivayı, Arş’ta oturuyor gibi tevil etmek yanlıştır. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir kısmı da tevil edilmezse, hâşâ Allah her yerde herkesle beraber anlaşılır. Ehl-i sünnet âlimleri Allah mekandan münezzeh diye açıklamışlardır. İbni Teymiyeci de, âyetin bu kısmını, tevil ediyor da, ilk kısmını tevil etmiyor. Halbuki âyet müteşabihtir, tevili gerekir.

  10. #30
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı ARİF´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah' yerdedir göktedir demek küfürdür.Bunu yapan din katranlı din cahiline cevap :

    Allah gökte veya Arş’ta demek insana benzetmek olur. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen, (O hiçbir şeye benzemez) buyuruluyor. (Şura 11)

    Arşa, oturmaya muhtaç sanmak da küfürdür. Allahü teâlâ her noksandan münezzehtir. (Yunus 10)

    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
    Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. İstiva demek, Arşa hükümran olması, Arşı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Yedullahtaki yed [el] kelimesini bilinen el gibi sanmamalı. Mesela "Falanca şehir, filanca valinin elinde" denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler de böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Allahü teâlâ noksan sıfatlardan beridir. Zamanlı, mekanlı ve cihetli değildir. Zamanları, yerleri, cihetleri O yaratmıştır. Cahiller, Onu, Arşın üstünde sanır, yukarıda bilir. Arş da, diğer eşya gibidir, Onun mahlukudur, sonradan yaratmıştır. Sonradan yaratılan bir şey, her zaman var olana, yer olabilir mi?

    Nasıl ki, Beytullah [Allah’ın evi] kelimesi, hâşâ Allah’ın barındığı ev değilse, gölge, el, yüz, istiva gibi kelimeler de böyledir. Arş yaratılmadan önce hâşâ Allah nerede idi? Oturmak, âcizlik değil midir? Hâşâ Allah âciz denir mi? Allah’ın sıfatları tevil edilmez dedikleri halde, (Allah, nerede olsanız, O sizinle beraberdir) mealindeki âyeti tevil ederek tezada düşüyorlar. Beraberliği ilmen diye tevil ediyorlar da, istivanın da ilmen olduğunu niye kabul etmiyorlar?

    İstiva hâkim olmaktır
    Ehl-i sünnet âlimleri, istivayı, Allah'ın Arşa hükümran olması, hâkim olması diye açıklamışlardır. Peki Allah Arşın hâkimi de göklerin ve yerin hâkimi değil midir? Niye sadece Arşa istiva etti denmiştir de, göklere de istiva etti denmemiştir?

    Bunu bir örnekle açıklarsak kolay anlaşılır. Türkiye Başbakandan sorulur demek, İstanbul, İzmir sorulmaz demek değildir. İstanbul valinin elinde denince, ayrıca Beşiktaş ve Fatih’i de söylemek gerekmez. Arş da, yer ve göklerden büyük olduğu için sadece Arş denmiştir. Ancak yine cahiller yanlış anlamasın diye hepsi de bildirilerek şöyle buyurulmuştur:
    (Göklerin, yerin ve Arşın Rabbi olan Allah, onların vasfettiklerinden münezzehtir.) [Zuhruf 82]

    (O, göklerde ve yerde tek Allah’tır.) [Enam 3]

    (O gökte ilahtır, yerde ilahtır.) [Zuhruf 84]

    Bu âyetlerden, hâşâ Allah’ın hem yerde ve hem de gökte olduğu anlaşılabilir. Böyle inanmak da küfürdür.

    (O her şeyi kuşatmıştır.) [Fussilet 54] Bu âyetten de hâşâ, Allah’ın, kâinatın dışında olup her şeyi çepeçevre kuşattığı anlaşılıyor. Böyle sanmak da küfür olur.

    (O, Arşa istivâ edendir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.) [Hadid 4]
    Eğer bu âyet de tevil edilmezse, Allah hem Arşta, hem de her yerde olduğu anlaşılır.


    Ne yazdığını neye karşı nasıl br misal getirdiğini bile bilmeyen din cahiline cevap;

    Yukarda büyüttüğüm yazınla konu başlığı arasında uzaktan yakından alaka var mı...?

    Ben delilleri ile açıkladım yukarda iyi oku tekrar tekrar copy, paste yaptırma bana..

    Küfre düşenin kim olduğunu İmamı Azam yukarda verdiğim cevapda en alt kısımda zaten beyan etmiş..

    Sen böyle konuştukça zaten HAKKI kimin BATILI kimin savunduğunu alenen yazdıkların ortaya koyuyor, ALLAH C.C şuna benzer buna benzer diye bir misal mi getirmişim ki O hiçbir şeye benzemez diyosun.. Başlığı bile okumakdan, anlamakdan acz içindesin üzülerek görüyorum...

3. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci 12345 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Yorum: 0
    Son mesaj: 02-08-2012, 02:44 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 02-02-2012, 09:34 PM
  3. Yorum: 0
    Son mesaj: 11-11-2011, 04:14 PM
  4. Yorum: 2
    Son mesaj: 10-08-2011, 06:04 PM
  5. Allah Allah Diyen Ordu Cami Bombalar Mı?
    ashenarşi Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 06-12-2010, 10:19 PM
Yukarı Çık