3. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci 12345 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 48
  1. #21
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Zaten senin şu yazdığın şeylerin

    1- Kitab,
    2- Sünnet,
    3- İcma [Ehli sünnet âlimlerinin söz birliği],
    4- Kıyası fukaha [Ehli sünnet Fıkıh âlimlerinin ictihadı]

    zaten savunduğumuzu şeyin bu olduğunu, bizi bağlayanın KUR-AN SÜNNET olduğunu, dinimizi ALLAH C.C ve RESULLULLAH S.A.S in emir ve yasaklarına tabii olup TARİKAT ŞEYHİ, GAVS, ŞEYH gibi insanların söyledikleri ve yaptıkları amellerin kulları bağlamadığını Gerçek alimlere saygı duyup görüşleirnden faydalandığımızı ama onların amelleri ile değil ALLAH C.C ve RESULULLAH S.A.S in emrettiğini yapıyoruz uyguluyoruz diye her mesajımıza yazdığımız yorumlarımızı çevirip eğip büken sizler gibiler, Hz Adem den Hz. MUHAMMED S.A.S kadar değişmeyen Tek olan TEVHİD inancıda MEZHEP gibi bir kavram olmadığını, RESULULLAH S.A.S ve sahabilerinde ve Halifeler döneminde herhangi bir ayrılık olmadığını okuyan araştıran gözler zaten delilleri ile göreceklerdir.

    Sizin gibi MEZHEP'ciler, Tarikatçılar, ŞEYH ciler GAVS cılar yüzünden islamın düştüğü duruma en güzel bir örnek taktim edeyim müsaden ile;

    Burada imamların sözlerinden vakıf olabildiklerimizi vermemiz faydalı olacaktır. Onları taklid edenlere, hatta mertebe bakımından onlardan alt derecede olanları körü körüne taklid edenlere ve onların sözlerine ve mezheplerine gökten inmiş gibi tutunmuş olanlara umulur ki bir nasihat ve hatırlatma olur. Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

    “Size Rabbinizden indirilmiş olana tâbi olun. Onun dışında velilere (dostlara) tâbi olmayın. Ne de az hatırlıyorsunuz (öğüt alıyorsunuz).”(A‟raf 3)


    İşte, hadislere sarılmayı emretme, basiretsiz bir şekilde taklidi nehyetme hususunda imamların söyledikleri bunlardır. Bunlar öyle açık ifadeler ki hiçbir tevil veya münakaşayı kaldırmaz. Kaldı ki sünnette sabit olana sarılan kişi, -imamların bazı sözlerine muhalif de olsa- onların mezheplerinden ve yollarından ayrılmış olmaz. Bilakis o hepsine tâbi olmuş, kopması mümkün olmayan sağlam kulpa tutunmuş olur. Ancak onların sözlerine muhalif olan sünnetleri terkeden kimse böyle değildir. Böyle biri onlara isyan etmekte ve biraz önce onlardan nakletmiş olduğumuz sözlerine muhalefet etmektedir. Allahu Teâlâ da buyuruyor ki:

    “Rabbine yemin olsun ki, aralarındaki anlaşmazlıklarda seni hakem seçip sonra da verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymadan tam manasıyla boyun eğmedikçe, iman etmiş olmazlar.”(Nisa 65) Yine buyuruyor ki: “Onun emrine muhalefet edenler başlarına bir musibet gelmesinden veya acı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.”(Nur 63)

    Hafız ibn Receb (rahmetullahi aleyh) diyor ki: “Kendisine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin emrinin ulaştığı her kişinin yapması gereken; bunu ümmete beyan etmek, onlara nasihat edip bu emre tâbi olmaları için çalışmaktır. İsterse bu, ümmette büyük bir zatın görüşüne ters olsun. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in emri, hata ederek muhalefet eden büyük bir zatın sünnete aykırı emrinden tazim edilmeye ve uyulmaya daha layıktır (hak sahibidir). İşte bu itibarla sahâbîler ve onlardan sonra gelenler sahih sünnetlere muhalefet edenleri tenkid etmişlerdir. Bazen belki de tenkidlerinde kaba ifadeler de kullanmışlardır. Ondan nefret ettikleri için değildir bu. O bilakis o sevdikleri ve saygı duydukları biridir. Ancak ne olursa olsun, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟
    daha çok sevmektedirler. Onun emri de bütün mahlukatın emrinin üstündedir. Eğer Rasûlullah‟ın emri ile bir başkasının emri çelişirse, Rasûlullah‟ın emri öne alınmalı ve ona tâbi olunmalıdır. Onun emrine muhalif olana duyulan saygı, Rasûlullah‟ın emrine tâbi olmaya engel teşkil edemez. Her ne kadar o kişi hatasında bağıglanmış olsa da. Kaldı ki, o bağışlanmış olan zat, Rasûlullah‟ın muhalif emri kendisine geldiğinde kendi görüşüne muhalefet edilmesine itiraz da etmez.

    Derim ki: Buna nasıl itiraz edecekler ki?! Değil mi ki, onlar bunu tâbilerine emretmişler ve onlara sünnete muhalif sözlerini terketmeyi gerekli kılmışlardır. Hatta İmam Şafiî tâbilerine, kendisi onu almamış olsa bile sahih sünneti ona nispet etmelerini emretmiştir. Bu yüzden İbn Dakik el-İyd teker teker ve toplu olarak dört imamdan herbirinin sahih hadislere muhalif olan görüşlerini topladığı tek ciltlik büyük eserinin mukaddimesinde Ģöyle demiştir:

    “Bu meseleleri müçtehid imamlara nispet etmek haramdır. Mukallid fakihlerin de bunları bilmeleri gerekir ki, bu görüĢleri onlara nispet ederek, onlara iftira etmesinler."

    işte bütün bu söylediklerimizden dolayı imamlara ittiba edenler, “onların çoğu evvelkilerden, birazı da sonrakilerden”(Vakıa 13-14) olan imamlarının bütün sözlerini almamışlardır. Bilakis sünnete muhalif olduğu ortaya çıkınca çoğunluğunu bırakmışlardır. Hatta İmameyn (iki imam) -Muhammed b. Hasan ve Ebû Yusuf- hocaları Ebû Hanife'ye mezhebinin üçte birinde muhalefet etmişlerdir. Furu fıkıh kitapları bunlara şahittir. Aynı şey Şafiî‟nin tâbilerinden Müzenî ve başkaları için de söylenebilir. Bunların örneklerini vermeye kalkışırsak sözü uzatacak ve hedefimiz olan mukaddimenin dışına çıkmış olacağız.İki tane örnekle yetinelim:
    1- İmam Muhammed, “Muvatta”ında diyor ki: (s.158) Muhammed dedi ki: “Ebû Hanife'ye gelince o, istiska (yağmur isteme) duası için namaz olmadığı görüşündeydi. Bize göre ise, imam insanlara iki rekat namaz kıldırır, ardından dua eder ve ridasını (cübbesini) tersine çevirir: 2- İsam b. Yusuf el-Belhî; İmam Muhammed'in talebelerinden ve ayrıca Ebû Yusuf'un derslerine devam edenlerdendi: “Çoğu zaman Ebû Hanife'nin sözlerinin tersine fetvalar verirdi. Çünkü delilini bilmiyordu. Başkalarının delilini görünce de ona göre fetva veriyordu.” Bu yüzden: “Rükûya giderken ve rükûdan kalkarken ellerini (tekbir alıyor gibi) kaldırırdı.” Nitekim bu (namazda elleri kaldırmak) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen mütevatir bir sünnettir. Bu yüzden imamının buna muhalif olması, sünnetle amel etmesine engel olmamıştır. Aslında her müslümanın yapması gereken -dört imamın ve başka âlimlerin de dediği gibi- işte budur.

    Biraz önce de aktardığımız gibi biz bu metodu onlardan aldık. Bu yolda onların yol göstericiliğinden sapan büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Çünkü bu, sünnetten yüz çevirmeyi doğurur. Halbuki anlaşmazlık esnasında sünnete dönüp, ona teslim olmamız emredilmiştir. Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

    “Rabbine yemin olsun olsun ki, aralarındaki anlaşmazlıklarda seni hakem seçip, sonra da verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa 65)
    Allah bizleri, haklarında Şöyle buyurduğu kullarından eylesin:

    “Aralarında Peygamberin hükmetmesi için Allah'a ve Rasûlü‟ne dâvet edildikleri zaman mü'minlerin sözü ancak: “İşittik ve itaat ettik” olur. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kim Allah'a ve Rasûlü‟ne itaat eder, Allah'tan korkar ve O‟na sığınıp korunursa, işte kazananlar onlardır.” (Nur 51-52)
    Konu Ammar tarafından (26-11-2009 Saat 07:57 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #22
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    1- Bazıları Şunu söyledi: Dinî hususlarda Peygamberimizin emrine dönmemiz gerektiğinde şüphe yoktur. Özellikle mahza ibadet olup, rey ve içtihadın söz konusu olmadığı namaz gibi hususlarda. Ama hocalardan birinin bile bunu emrettiğini neredeyse görmemekteyiz. Hepsi de ihtilafın varlığını kabulleniyorlar, bunun ümmet için bir genişlik olduğunu iddia ediyorlar. Buna delil olarak da -bu tür münasebetlerde sünnet taraftarlarına karşı sıkça tekrar ettikleri-

    “ümmetimin ihtilafı rahmettir” hadisini zikrediyorlar. Bize öyle geliyor ki, bu hadis, senin bizi çağırdığın, kitabını da dayandırdığın metoda ters düşmektedir. Bu hadis hakkındaki görüşün nedir?

    Cevap iki açıdan olacaktır: Birincisi: Bu hadis sahih değildir. Bilakis bâtıldır ve aslı yoktur. Allâme Sübkî diyor ki: “Sahih, zayıf veya mevzu olarak hiçbir senedine ulaşamadım.” Derim ki: Bu şu lafızla rivayet edilmiştir: “Ashâbımın ihtilafı sizin için rahmettir.”
    Bir de: “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz.”

    Fakat ikisi de sahih değildir. Birincisi son derece zayıftır. İkincisi ise mevzudur (uydurma).

    (Ümmetimin ihtilafı rahmettir); Bunun aslı yoktur. Allah Azze ve Celle‟nin:

    ““Rabbinin merhamet ettiklerinin dışındakiler ihtilaf edip durmaktadırlar.” (Hud 118-119)
    Muhaddisler bu rivayetin senedini bulmak için çokça gayret sarf etmelerine rağmen bunda muvaffak olamamışlar. Ayrıca rivayet, manâ olarak da, muhakkik alimler tarafından münker görülmüştür. İbn Hazm şöyle der; "Bu söylenen en kötü sözlerdendir, çünkü eğer ihtilaf rahmet olursa o zaman ittifak ta gazab olur. Hiç bir müslüman da bunu söylemez. Çünkü ya ittifak ya da ihtilaf veya rahmet ya da gazab vardır." İhkâm 5/64 Bu rivayetin kötü izlerinden birisi de, bir çok müslümanın aslı olmayan bu hadis sebebiyle, dört mezheb arasındaki şiddetli ihtilafları kabul etmesidir.İhtilafa düştükleri konularda Kur‟an ve sahih sünnet‟e katiyen dönme çabasında bulunmazlar. Aslında imamları (Allah onlardan razı olsun), onlara Kur‟an ve sahih sünnete dönmelerini emretmişlerdir. Ancak mukallidler dört mezhebi çeşitli Şeriatlar şeklinde görmekteler. Böylece şeriat‟a zıtlık nisbet etmiş olmaktalar! Bu durum bu tür ihtilafların Allah‟tan olmadığını gösteren en büyük delildir. Allah‟ın;

    (Eğer o, Allah‟tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok ihtilâf (tutarsızlık) bulurlardı.)“ (Nisa 82) âyetini düşünselerdi bu tutarsızlığın, bu çelişkinin Allah‟tan olmadığını anlarlardı.

    Sonra nasıl olurda mezheblerin aralarındaki birbirlerine zıt ihtilaflar uyulan bir şeriat ve indirilen bir rahmet olabilir?! Aslı olmayan bu hadis sebebiyle müslümanlar, dört mezheb imamından sonra günümüze kadar, bir çok itikadî ve amelî meselelerde ihtilaf etmeye devam etmişler. Eğer onlar, bir çok Kur‟an âyetinin ve hadislerin kötülediği ve İbn Mesud‟un da şer olarak vasfettiği ihtilafı kötü görselerdi elbette ittifaka koşarlar, çoğu konularda da doğruyu yanlıştan, hakkı da batıldan ayırırlardı. Sonra da aralarında olabilecek bazı ihtilaflardan dolayı da birbirlerini mazûr görürlerdi. Ancak niçin uğraşsınlar ki, zaten onlar ihtilafın rahmet, mezhebleri de bu ihtilaflı haliyleçeĢitli Şeriatler olduğunu görmekteler?! Sözün özü Şudur; dinde ihtilaf kötülenmiştir. Ondan kurtulmaya çalışmak gerekmektedir. Çünkü ihtilaf, ümmetin zayıflamasına sebebtir. Allahu Teâlâ‟nın dediği gibi:

    (Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider.) Enfâl 46

    Çekişme, ihtilaf‟a rızâ göstermek ve bunun rahmet olduğunu söylemek, âyeti kerim‟e ile çatışmaktadır. Bu konuyla ilgili, aslı olmayan bu rivayetten başka hiçbir dayanakları yoktur. (Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz) Bu hadis uydurmadır. (İbn Abdi‟l Berr, Camiul- İlm (2/91), İbn Hazm, İhkâm (6/82) Ravilerinden olan Sellâm b. Suleym yalancı olup, İbn Hibban‟ın da dediği gibi uydurma hadisler rivayet etmiştir.

    ikincisi: Hadis zayıf olmasının yanında Kur'an-ı Kerim'e de muhaliftir. Dinde ihtilaf etmeyi nehyeden ve ittifakı emreden âyetler zikredilmeye ihtiyaç olmayacak kadar meŞhurdur. Ancak örnek olması için birkaçını verelim:

    Allahu Teâlâ buyuruyor ki: “Birbirinizle çekişmeyin yoksa başarısızlığa düşer ve kuvvetiniz gider.” (Enfal 46)
    “...sakın dinlerini parça parça edip fırkalara ayrılan müşriklerden olmayın. Her fırka elinde olanlarla sevinir durur.” (Rum 31-32)

    “...Onlar da durmadan ihtilaf etmektedirler. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır.” (Hud 118-119)

    Eğer Rabbinin merhamet ettikleri ihtilaf etmiyorsa, sadece bâtıl ehli ihtilaf ediyorsa, ihtilaf nasıl olur da rahmet olur?!!


    UMARIM BURAYA KADAR AÇIKLAMALAR ÖRÜMCEK AĞLARI DOLU ŞEYH, GAVS, MEZHEP SAFSATALARININ PEŞİNDE KOŞTURUP DURANLARA CEVAP OLMUŞTUR..

  3. #23
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    SİZİN GİBİ KAFASINDA ÖRÜMCEK AĞLARI İLE DOLU ZATLARIN SEBEP OLDUĞU BİR HADİSEYİ PAYLAŞAYIM HEMEN MÜSADENLE;

    “Amerika'da Brinston Üniversitesi‟nde yapılan konferansta konuşmacılardan biri, İslâmî meselelerle meşgul olanlarla müsteşrikler arasında çokça yaygın olan Şu soruyu tartışmaya açtı: “Müslümanlar dâvet ettikleri islâm‟ı hangi ilkelerle tanımlıyorlar ve dünyaya açılıyorlar?

    İslâm‟ı, Sünnîlerin anladığı Şekilde mi yoksa İmamiye ve Zeydiye'den oluşan Şia‟nın anladığı şekilde mi tanıtacaklar?” Sonra bunların herbiri de kendi aralarında ihtilaf etmişlerdir. Bazen bunlardan bir grup bir mesele hakkında reformcu ve açık düşünürken, başka bir grup tutucu ve katı bir çerçevede düşünebilmektedirler.

    Özetle, İslâm‟a dâvet edenler, dâvet ettikleri insanları şaşkın bir hâlde bırakmaktalar. Çünkü bizzat kendileri de şaşırmış durumdalar.

    Allâme Muhammed Sultan el-Masumî'nin “Hediyyetü's-sultan ilâ bilâd-i müslimî el-yabân” risalesinin mukaddimesinde de Şöyle bir olay geçmektedir: “Japonya'nın Tokyo ve Osaka kentlerinde yaşayan müslümanlardan bana şöyle bir soru geldi: Özetle diyorlardı ki;

    “İslâm dininin gerçeği (özü) nedir? Mezhep ne mânaya geliyor? İslâmla şeref bulan birinin dört mezhepten birini takip etme mecburiyeti var mıdır? Yani Malikî, Hanefî, Şafiî veya başkaları yoksa yok mudur? Çünkü burada büyük ve vahim bir ihtilaf meydana geldi. Olayın meydana gelişi şöyle oldu: Japonya‟nın aydınlarından bir grup İslâm dinine girmek ve imanla şereflenmek üzere Tokyo'da bulunan müslümanların bir teşkilatına bunu teklif ettiklerinde; Hindistan'lı bir grup şöyle dedi: Bunların Ebû Hanife'nin mezhebini seçmeleri gerekir. Çünkü o ümmetin kandilidir. Endonezyalı bir grupta şöyle dedi: Hayır Şafiî olmaları gerekir. Japonlar bunu duyunca çok şaşırdılar. Bu mezhep ihtilafı onların müslüman olmalarına engel oldu.

  4. #24
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    köşeye sıkışınca saçmalayan tek bir tane allah c.c kelamı ayet ile sözlerini destekleyemeyen, resulullah s.a.s den tek bir hadis dahi söylediklerine delil teşkil etmeyen sadece imam bilmem kim, efendi hazretleri, şeyhimiz diye zırvalayan yoldan çıkmış tarikatçılar mı..?

  5. #25
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    İNGİLTERE / İSTANBUL
    Mesaj
    51
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    367
    Evet maskeniz düşmüş , mezhepsizlik sapkınlığına düşmüş olduğunuz zaten baştan belliydi.İşinize gelen ayeti işinize geldiği gibi kabul eder işinize gelmediğini ise reddedersiniz.Alimleri kabul etmez , mezhep imamlarını kabul edip onlara tabi olmaz ilmsiz yarım akıllarınıza tabi olursunuz.

    Sonra köşeye sıkışında bizde alimlerden bildiriyoruz diyerek reddettiğiniz Alim , Evliya ve Tasavvuf büyüklerini birden baştacı yapar rollerine bürünürsünüz.Nerden baksan tutarsızklık olan haliniz budur.

    Sizin gibi aklı sakimlerden herkez kendi anladığını din zannetmekte kendi oluşturduğu dine iman etmekte yani putcuklarına tapmakta ve buna da İSLAM demekte.

    Sonra inandığı nefsine hoş gelen beşer saçmalıklarına Kur'an bunu buyuruyor diyerek , Allah'lık taslamaktasınız.

    Çok acı ama siz sapkınların dinimize verdiği zararı kendi anlayışına göre Kur'an yorumlayan ve akıl ürününe din diyen ahmaklar yüzünden 72 bozuk fırka meydana gelmiştir.Bunların sapıtmasının tek sebebi Kur'anı Kerimi kendi akıllarına göre açıklamaya kalkmalarıdır.Böyle giderse sizin tuttuğunuz sapkın yolun her insanı kendi dinini kendi anladığına göre DİN budur diyecek insan sayısınca din olacak.İSLAM'a verdiğiniz bu zarar felaketiniz için yetmez mi...

  6. #26
    Ebu-Ahmet-Musab
    Misafir..
    Şimdi bu konuyu baştan beri okumuş bir insanın siz Kuran dışında delil kabul etmiyorsunuz demesi imkansızdır. Bunu diyebilen biri çıktı malesef ama sorarım ben o şahsa : Hangi cümlede biz Kuran dışında delil kabul etmeyiz, alim falan tanımayız, bizim aklımız bize yeter gibi bişey söylemişiz bi gösterebilir mi? Gösteremezse attığı iftiraların hesabını öbür dünyada Rabbimize ve bize verecektir.

  7. #27
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Yukardan beri yazılanları okumadığın belli oluyor okusaydın anlaya bilse idin, delilleri ile söylediklerimizi desteklediğimizi görürdünüz...

    Sizin yaptıklarınız size bizim yaptıklarımzı bize, sizinle bizim aramızda ihtilafa düştüğümüz konuları ALLAH C.C ahirette hükmünü verecektir ve o hüküm verenlerin en adilidir.. Obun verdiği hükümde kimseye zerre kadar haksızlık yapılmaz...

  8. #28
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    İNGİLTERE / İSTANBUL
    Mesaj
    51
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    367
    Alıntı Ebu-Ahmet-Musab´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şimdi bu konuyu baştan beri okumuş bir insanın siz Kuran dışında delil kabul etmiyorsunuz demesi imkansızdır. Bunu diyebilen biri çıktı malesef ama sorarım ben o şahsa : Hangi cümlede biz Kuran dışında delil kabul etmeyiz, alim falan tanımayız, bizim aklımız bize yeter gibi bişey söylemişiz bi gösterebilir mi? Gösteremezse attığı iftiraların hesabını öbür dünyada Rabbimize ve bize verecektir.
    Dinde delil kitap ve sünnettir demeniz tek başına yeterlidir.Diğer yandan alimlere , evliyalar yoktur hezeyanlarınızı buraya asmaya gerek varmı...Çok istiyorsan asayım hepsini.

    Hani nerde alimlerin icması ve Kıyası. Bunlar delil değil mi ? Milyonlarca Ehli sünnet alimi dinde delili 4 olarak bildirmiş , 2 -3 çapulcu gelip bunu 2 'ye indiriyor ve bu alimlerin rolünü kendi üstleniyor ilmsiz çapulculuğuna bakmadan müctehidliğe soyunuyor.

    Bu alimleri silip attığınız şeyi kendi aklınızla siz yapmıyormusunuz.Kendi inandığınız manaya ithafen ayet yapıştırarak icmaya kalkıyor yine kendi aklınızla kıyas yapıyorsunuz.

    Baştan ayağa sapkınlık.

  9. #29
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Biz ALLAH C.C dan ve RESULUNDEN S.A.S' den gelen emirlere tabii olur onların yapmamızı emrettiği Ameller ile amel ederiz... Bizi bağlayan şunlardır, gerisi ismi sıfatı ne olursa olsun bağlayıcı bir yönü yoktur;

    1- Kitab,
    2- Sünnet,
    3- İcma [Ehli sünnet âlimlerinin söz birliği],
    4- Kıyası fukaha [Ehli sünnet Fıkıh âlimlerinin ictihadı]

  10. #30
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    AS BAKALIM BEN OLMADIĞINI da SANA DELİLLERİ İLE SUNARIM... SENDE ALLAH DELİLLERİNİ GÖSTER DELİLSİZ TARİKAT LİDERİ ŞEYH VE GAVS LARINDAN DUYDUKLARINLA DEĞİL AYET VE HADİS İLE sÖYLEDİKLEİRİNİ DESTEKLEYEMEZ İSEN ALLAH C.C ŞAHİDİM OLSUN AHRETTE İKİ ELİM SENİN ve SENİN GİBİLERİN YAKASINDA OLSUN YUKARDA YAZDIKLARIMIZI OKU OKUMAMIŞSIN BİLE

    TASAVVUF BÜYÜKLERİNİN KENDİ ESERLERİNDEN KÜFÜR AKİDELERİ ! KÖŞE YAZILARI BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİN GEREKLİ YAZIYI


    TASAVVUF GERÇEKLERİ
    AYNI ŞEKİLDE KÖŞE YAZILARI BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİN..
    Konu Ammar tarafından (26-11-2009 Saat 08:30 PM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Yorum: 1
    Son mesaj: 18-03-2011, 08:52 AM
  2. Yorum: 1
    Son mesaj: 06-02-2010, 09:34 PM
  3. Ateisler mi doğru sözlü yoksa Kur'an ve Din Yobazları mı ?
    bziya Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-08-2009, 12:17 PM
Yukarı Çık